İş Görüşmelerinde Sizi Gıcık Eden Sorulara Nasıl Cevap Veriyorsunuz?

iş görüşmesi No Comments »

İş görüşmelerinde bazen hiç hoşumuza gitmeyen, gıcık olduğumuz sorular bize yönlendirildiğinde ne yaparız?

Aslında bu tür sorulara verilen cevabın doğru olup olmaması önemli değildir çoğu zaman. Önemli olan sorulara nasıl cevap verdiğimizdir. Nasıl çıkış gösterdiğimizdir. Kişinin zorlu durumlarda nasıl davrandığını görmektir amaç. Kişiyi kızdıracak sorular sormak adayın “nasıl hareket etmeyi tercih ettiğini” görmek içindir.

Genelde herkes zor durumlarda “harika” olduğundan, strese karşı nefis bir direnci olduğundan, zor zamanları, zorlu toplantıları hep “büyük bir sukunetle” idare ettiğinden bahseder. İşte bu cümlelerin ne kadar doğru olduğunu anlamak içinse, iş görüşmenizde sizi “gıcık edebilecek” birkaç soru yönlendirilir. Bu bilinçli yapılır. Söyledikleriniz ile hareketinizin uyuşup uyuşmadığına bakılır. Genellikle de iyi bir fikir elde edilir. Ses tonunuz, bakışlarınız, cevap verme biçiminiz genellikle bu tür durumlarda nasıl hareket edeceğinizi gösterir.

Kişisel gelişimimiz yönünde kendimize yapacağımız her yatırım hayatta başarılı olmamızı sağlayacaktır. İş görüşmelerinde negatif yönümüzü pozitif hale dönüştürerek anlatabilme becerisi önemlidir ama işini bilen bir yönetici, sizi görüşmeniz sırasında epeyce tanıyacaktır. Önemli olan geliştirmemiz gereken yönleri geliştirebilmek için çaba sarfetmek, sürekli bir gelişim gösterebilmektir.

Yetenekli insanlar, yeteneklerini doğru kullandıkları zaman muhteşem başarılar gösterebilir. Dolayısıyla, eğer negatif yönlerinizin farkındaysanız, bir an önce onları geliştirmek için kolları sıvayın. İşi alsanız bile, iş hayatınızda zorlanmamak için pozitife döndürerek anlattığınız “geliştirmeye açık olan” yönleriniz üzerinde çalışmaya bakın. Size hayat boyu başarı getirmek en güzel faydası olacaktır.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

CV Yazmanın Temel Hedefi: ‘İş Görüşmesine Bekliyoruz’ dedirtmektir

CV 2 Comments »

Düzgün bir CV hazırlamak hafife alınmaması gereken bir iş diye düşünüyorum. Özellikle iş bulmak istiyorsak! 

Bir CV işvereni ikna edebilmeli. Bu kişi görüşmeye değer dedirtmeli. CV yazmanın temel hedefi bu. Bu hedefi hatırlayalım. 

CV hazırlarken iş deneyimlerinizi yazdığınız bölüme sadece şirket ismi, pozisyon ve hangi tarihler arasında çalıştığınızı belirtirseniz, hedefinize ulaşmanız çok zorlaşacak. Bulunduğunuz pozisyonlarda neler yaptığınızı ve mümkünse elde ettiğiniz somut başarılarınızı da yazarsanız, o zaman CV’nizi inceleyen yöneticinin ilgisini ve merakını uyandırabilirsiniz. 

Yetenekli olan insanların hemen hemen her işte başarılı olabileceklerine inanırım. Eğer yetenekliyseniz ve çok farklı alanlarda iş deneyiminiz olduysa, bu deneyimleri CV’nize düzgün bir şekilde aktarabilmek de başka bir yetenek gerektiriyor olacak.

Yöneticiler CV incelerken kişinin iş deneyiminin aranan pozisyona uygun olup olmadığına bakarlar. Dolayısıyla başvuracağınız pozisyonun gerektirdiği niteliklerle çalıştığınız yerlerdeki iş deneyimlerinizi pozisyona uygun bir dille kaleme almaya bakın. Kaliforniya’da bir dönem birlikte çalıştığım Brazilyalı bir arkadaşım pazarlama kariyerini yarıda bırakıp, oryantal dansçı olmaya karar verdi. 5-6 senelik bir dönem kariyerine dansçı olarak devam etti, ancak bu süre içerisinde web tasarımı ile ilgili dersler aldı. Web tasarımcı olarak kariyerine devam etmeye karar verdiğinde,  yeteneklerini CV’sinde sıralarken eğitimini ön plana aldı. Dersleri sırasında tasarladığı web projelerine link verdi. Network yapabileceği ortamlara katıldı. Kariyer değişimi yaptığından dolayı aradığı işler genelde başlangıç seviyelerindeydi ve yaklaşık 3 aylık bir arayış sonunda iş teklifi almaya başladı. Şu an hem freelance olarak web tasarımı yapıyor hemde oryantal dans performanslarını sahneye taşımaya devam ediyor.  

İş bulmak zor bir süreçtir. Zaman gerektirir. Sabır gerektirir. Hazırladığınız CV mükemmel bile olsa bazen iş görüşmelerine çağrılmayabilirsiniz. İş dünyası hatasız ortamlar değil. Bazen birazda şansımızın yağver gitmesi gerekir. Önemli olan yapabileceğimizin en iyisini yapıp, çabamızın sonuç göstermesi için azimle hedefimize doğru ilerleyebilmek.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Hayatımızı Yönlendirebilmek İçin Hayattan Ne Beklediğimizi Bilmek Gerek

yönetim, kariyer No Comments »

Genelde hepimizin bildiği bir bilgi bu:  başarılı bir kariyer ve yaşam için kişisel hedeflerimizin ne olduğunu saptamalıyız. Hedef koymak pek de kolay bir şey değil, özellikle hayattan ne beklediğimizi bilmiyorsak. Hayattan ne beklediğimizi anlamaya başladığımızda hedef koymak daha bir mümkün oluyor.  

Yani nasıl bir yaşantı istiyoruz?  

Nasıl bir kariyer istiyoruz 

Nasıl bir ortamda yaşamak ve çalışmak istiyoruz?  

Hayalinizdeki yaşamı resmetmek gibi bir şey bu… 

İş dünyasında da bu böyle: Performans değerlendirme sistemleri ile çalışan şirketlerde her bir çalışanın yılsonu hedefleri oluyor. Bu hedefleri saptamak, bana kalırsa, şirket hedeflerinin yanı sıra biraz da kişinin ne derece ilerlemek istediğine bağlı olarak gelişiyor.  

Sporcular hedef koymakta başarılı olan kişilere iyi bir örnek. Nereye varmak istediğimizi bilmek, o yöne doğru hareket etmemizde ikna edici bir güç olarak karşımıza çıkıyor. Hedef koymadan ilerlemek mümkün değil mi? Bana kalırsa buda mümkün. Akıntıyı kontrol edebildiğimiz sürece… 

Bir yıllık dönemleri kısa dönemli hedefler olarak tanımlayacak olursak, uzun dönemli hedeflerimize yani 15 yıl sonraki hayalimize ulaşmak için neler yapabiliriz?  SMART olarak tanımlanan bir hedef belirleme yöntemi, tavsiye edilen yöntemlerin başında geliyor. SMART’ın açılımı şöyle: Specific, Measurable, Attainable, Realistic, Time. 

SMART metodunu detaylandıracak olursak: 

Specific: Hedefinizin belirliliği olmalı. 2007 yılında daha çok çalışacağım demek yerine ‘haftada toplam 20 saat ders çalışacağım’ demek daha hedef odaklı bir yaklaşım olur.  

Measurable: Ölçülebilirlik. Ölçülemeyen hiçbir şey geliştirilemez sözü burada geçerli. Hedeflerinizi ölçülebilir şekilde hazırlayın. Müşteri portföyümü artıracağım yerine ‘İlk 6 ayda 3 yeni müşteri bulacağım. Bir senede 5, 3 senede 15 yeni müşteri kazanacağım.’ 

Attainable: Ulaşılabilir hedefler koyun. ‘Bir yılda 5 milyon dolar kazanç sağlayacağım’ hedefi eğer ulaşılabilir bir hedefse sorun yok ama 1 yılda mümkün olmayacak bir hedefse, ya yıllık kazancı yada bu kazancın elde edilebileceği seneleri yeniden düzenleyin. 

Realistic: Gerçekçi hedefler koyun. Müdür olmayı hedefliyorsanız, işe girdiğiniz ilk yılın sonunda bu hedefi yakalamak için pozisyonun gerektirdiği bilgi ve tecrübeye sahip olup olmadığınızı iyi değerlendirin.  

Time:  Hedeflerinize zaman koyun ve bu zamanlamaların ulaşılabilir olmasına özen gösterin. Kitap yazmak hedefinizi 1 yılda mı yoksa 3 yılda mı gerçekleştirebileceğinizi iyi düşünün. 

Bazen koyduğumuz hedeflere ulaşamayabiliriz. Bu zamanlarda kendimize kızmak yerine hedeflerimizi gözden geçirebilmeli ve gerekiyorsa zamanlamayı değiştirebilmeliyiz.  Hedefler bizleri üzmek yerine bizleri istediğimiz noktaya ulaştırmalı.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Girişimci Olmak da Bir Kariyer Seçimidir

girişimcilik, kariyer No Comments »

Üniversiteden mezun olduktan sonra genelde birçok gencin düşüncesi bir şirkette çalışmaya başlamak ve kariyer çizgilerine bu şekilde yol vermek oluyor. Oysa bazı gençler üniversite sıralarında ruhlarında girişimciliği hissediyor, fikir buluyor ve kendi şirketlerinin yöneticileri olarak yollarına devam ediyorlar.

Girişimci ruhunu ateşlemek isteyenler için benim şu ana kadar duyduğum (ancak şu an itibariyle web sitelerinden doğru düzgün bilgi alabilmenin pek de mümkün olmadığını düşündüğüm) iki kuruluş var. Bu yılın başlarında çalışmalarına başlayan Endeavor ve Kadın Girişimcileri destekleme derneği KAGIDER.

Endeavor min 200 bin dolar ciro potansiyeli olan girişimlerle ilgilendiklerini belirtiyor. Endeavor Türkiye Genel Başkanı Didem Altop Ekonomist dergisine verdiği bir demeçte kurumun temel amacının bilgi vermek olduğunu söylüyor. Altop girişimciliği şöyle tanımlamış: “ Bir manav açanda girişimcidir, Google’ı yaratanlarda.”

KAGIDER ise kadın girişimcileri cesaretlendiriyor. Girişimci olamayı planlayan gençleri eğitimden iş kurma sürecine kadar destekliyor. Bu programlara katılan dostlarımdan bir tanesi, şu anda tasarladığı takıları daha başarıyla pazarlamayı ve işini geliştirmeyi başardı.

Girişimci bir ruhunuz varsa, kendi işinizi kurmayı ertelemeyin. Genç Girişimci Geliştirme Merkezi bu konuda girişimci olmak isteyenlere destek veriyor. Eskiden başarılı bir iş kurabilmek için deneyim çok önemli deniyordu. Ancak 21. yüzyılda gelişen teknolojiler ve cesaretli gençlik sanıyorum bu deneyimi başka şirketlerde değil kendi şirketlerinde edinmeyi daha doğru buluyor.

Girişimcilik, ülkelerin gelişmesinin en önemli etkenlerinden biri. Daha çok sayıda ve büyük başarılara imza atacak girişimcilerimizin yetişmesi için 25-34 yaşındaki girişimcilerin hareket etme zamanı. Istatistiklere göre girişimcilerin çoğu bu yaşlar arasında oluyormuş.

Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Dilek Çetindamar yine Ekonomist dergisine verdiği demeçte girişimcinin sahip olduğu özellikleri şöyle sıralıyor: Enerjik Olmak, Stratejik Bakış, rekabet, gelişmeye göre yeni plan yapabilmek, planlama ve organizasyon başarısı, ticari odaklılık ve yetkinlik.

Bu özellikler bende de var diyorsanız, yada bu özelliklerinizin henüz farkında değil ama başarılı bir girişimci olacağınıza inanıyorsanız, vakit kaybetmeden kolları sıvayın.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Başarı, Her Zaman ‘Yukarı Doğru İlerlemek’ Değildir

değişim, yönetim No Comments »

Dün Türkiye’nin en başarılı yabancı şirketlerinden birinin Genel Müdürü ile bir röportaj yaptım. Başarılı olmak için kariyer hayatında edindiği iki öğretiden bahsetti.  

Birincisi. Başarılı olmak her zaman yukarı doğru ilerlemek değildir. Bazen bir adım geri atabilmek yukarı doğru daha sağlam adımlarla çıkabilmenin anahtarıdır. 

Hayatta bazen bulunduğumuz pozisyondan bir geri adım atmak zorunda olduğumuz zamanlar olabilir. Daha düşük maaşlı bir pozisyonu kabul etmek isteyeceğimiz anlar olabilir. Eğer bu adımlarımızın doğru adımlar olduğuna inanıyorsak, belki de bu geri adımlar kariyer yolculuğumuzda bizi daha tatminkâr noktalara getirecek tohumlardır. Bu adımları atmadan önce kendimizi iyi tanımamızda fayda var. Geri adımı kaldırabilecek yapıya sahip miyiz? Bu konuda kendimize dürüst müyüz? Bir adım geri atmamıza değecek şartlar mevcut mu? 

İkincisi. Başarıyla yükselen bir kariyere sahip olmak için ‘gelmek istediğim bir sonraki nokta nedir’ sorusu yerine ‘gelmeyi hedeflediğim noktadan bir sonraki nokta hangisi’ sorusunu kendinize sorun. Hedeflerinizi geniş tutun. 

Size de bu öğretilerin ışık tutması dileğiyle…  

Not: Adrian Savage’in Slow Leadership isimli kitabını faydalı bulabilirsiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Profesyonel Bir CV Hazırlamayı Nerede Öğrenirsiniz?

iş arama, üniversite, eğitim, CV No Comments »

Dün Kariyer Yolculuğu blog’umu beğeniyle takip ettiğini söyleyen bir üniversite öğrencisinden email aldım. Mesajında yazdıkları bana bu soruyu sordurdu:

Profesyonel bir CV hazırlamak nasıl ve nerede öğrenilir?’

Sadece işletme, mühendislik ya da mimarlık okumakla başarılı olunmuyor iş dünyasında. Yüksek lisans yapmış olmak da iş dünyasının kapılarını açmaya yeterli değil. Gerekli ve önemli ama yeterli değil. 

Üniversite öğrencilerinin mezun olmadan önce nasıl iş aramaları gerektiğini bilmeleri, gerekiyor. Bir CV nasıl yazılır, önyazı nasıl hazırlanır bilmeliler. İş görüşmelerinde dikkat edilmesi gereken konular nelerdir, bunlara hazır olmaları gerekiyor. 

Arayıp bilgi aldığım özel üniversitelerde bu tip çalışmaların yapıldığını öğrendim. Kariyer ofislerinde öğrencilere CV hazırlığı yada görüşme teknikleri gibi konularda yardımcı olmanın yanı sıra ayrıca yurt içi ve yurt dışında staj olanağı da sağlıyorlar. Bu üniversitelerin yurt dışındaki şirket ve üniversitelerle işbirlikleri sonucu kendi öğrencilerine sundukları hizmetler oldukça gelişmiş.  

Bu hizmetlere ulaşabilmek için umuyorum öğrencilerin ille de özel üniversitelerde okumaları gerekmez. Devlet üniversitelerinin de bu tür hizmetleri öğrencilerine sunabilmesi önemli. Yinede, ‘neden’ diye yakınmaktansa, kendi imkânlarınızı kendiniz yaratabilmek için kolları sıvayın derim.  

Eğer Profesyonel bir CV hazırlamak istiyorsanız, Türkçe ve/veya İngilizce olarak, bu konuda size 5 önerim var: 

Bir. Öğrenciyseniz, kariyer günlerine katılın ve şirket sunumlarını yapan yöneticilerle konuşun. CV’nizi yanınızda götürün ve tavsiye isteyin. Vaktim yok derlerse, o zaman CV’nizi bırakın ve randevu isteyin. 15 dakikalık bir görüşme kapmaya bakın. 

İki. Öğrenciyseniz, profesörlerinizden yardım isteyin. Profesörlerinizin iş dünyasıyla arasının iyi olduğunu tahmin ediyorum. Size bu konuda yardımcı olmak için görüşebileceğiniz birkaç yöneticinin kontaklarını vermesini rica edin.  

Üç. İş dünyasının içindeyseniz ve iş değiştirmeyi planlıyorsanız, CV yazımı konusunda uzmanlaşmış kişilere veya şirketlere başvurun. Belki cebinizden birkaç yüz lira çıkartmış olacaksınız, ama emin olun geleceğiniz için harcayacağınız en değerli birkaç yüz lira olacaktır. 

Dört. CV’niz hazır olsada ve kendi yazdığınız CV’den çok emin olsanız bile ikinci bir gözün görmesini sağlayın. Şirketlere yollanan CV’lerin hatalarla dolu olması çok acı bir durum. Neden hiç bir şirket benim CV’ime cevap vermiyor diye ahlamaktansa, ilk önce kendi üzerinize düşeni mükemmel olarak yapmayı deneyin. Yöneticiler CV üzerindeki hatalardan gerçekten hoşlanmıyorlar. 

Beş. CV hazırladıktan sonra CV’nize yazdığınız noktaları sesli olarak kendinize yada arkadaşınıza anlatın, detaylandırın. Böylece CV’nizden çıkartmanız gereken yada eklemeniz gereken noktaları daha rahat yakalamış olursunuz.  

Her şeyden önce, bir CV hazırlığına başlamadan önce ne tür şirketlerde ne tür işlere ve hangi pozisyonlara başvurmak istediğinize karar verin. CV’nizi şekillendirmenizin daha kolay hale geldiğini fark edeceksiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Çok Maaş mı Sevdiğin İş’te Çalışmak mı?

yönetim, kariyer 1 Comment »

Amerika’nın yeni mezun gençleri için para o kadar da önemli değilmiş artık.  

Emerging Adulthood isimli kitabın yazarı Jeffrey Jensen Arnett, yeni jenerasyonun çalışmayı bir çeşit kişisel tatmin olarak gördüğünü, bu neslin iyi maaş vereni değil sevdikleri işi seçtiklerini anlatıyor. ‘20’li yaşlarındaki kişiler için para önemli ama eğer yaptıkları iş zevkli ve heyecan verici değilse para değersiz hale geliyor’ diyor. Bu düşüncenein, baby boomer olarak tanımlanan nesil, yani şimdiki 20’li yaşlardakilerin ebeveynlerinden bu jenerasyona aktarılan bir nosyon olduğunu ekliyor. 

Türkiye’de durumun nasıl olduğunu araştıran bir çalışma var mı bilemiyorum. Bildiğim tek şey var ki o da yüzyıllardır insanların yaptıkları işlerden memnun olmak için bitmek tükenmek bilmeyen bir arayış içinde oldukları…   Amerikadaki gençlik, anlaşıldığı kadarıyla özel hayatının iş hayatından daha önemli ve öncelikli olduğunu iş dünyasına duyurmak istiyor. Bu sebeple şirketlere önerileri esnek saat sisteminin konulması, küçük maaş artışları yerine daha çok tatil zamanı verilmesi ve çalışanların eğitim ihtiyaçlarının ele alınması yönünde…Amerikalı gençler, ’Para tatmin etmiyor. Mutlu olmak bizi tatmin ediyor.’ diyor.  

Ya Türk gençleri ne diyor? Merak ediyorum gerçekten.  

Sanırım en ideal olanı, hem sevdiğin işte çalışmak hemde başarın doğrultusunda ödüllendiriliyor olmak!


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

MBA Yerine Sertifika Programlarına Katılmayı Deneyin

eğitim 5 Comments »

Yeni mezunların, üniversite diplomasının hemen ardından MBA yapmalarının doğru bir seçim olmadığını düşünüyorum. Türkiye’nin trendi ise bir an önce MBA yapılması üzerine.

İster mühendis olun, ister işletme okumuş olun, MBA yapmadan önce mutlaka birkaç yıl iş deneyimi kazanmaya bakın. İş deneyimi size üniversiteden sonraki yüksek lisans eğitiminizden ne beklediğinizi daha iyi anlamanıza imkan veriyor olacak.

MBA yapmadan önce yurt dışında sertifika programına katılmayı hiç düşündünüz mü?

Yeni mezunsanız ve ille de çalışmak yerine okumak istiyorum diyorsanız, zamanınızı ve paranızı sertifika programlarına katılarak değerlendirin. Bu sertifika programları sayesinde hem eğitim ihtiyacınızı karşılamış olursunuz hemde yurt dışında çalışma imkanı elde eder ve tecrübe kazanırsınız.

Sertifika program seçeneklerinden bazıları şöyle:

Paket programlar: Yoğun bir şekilde tüm gün işletme yada pazarlama gibi belli bir programa dahil olabileceğiniz sertifika programları.

Esnek programlar: Istediğiniz bir konu üzerinde yoğunlaşabileceğiniz gibi belli bir programa bağlı kalmadan birçok alanda ders alabileceğiniz programlar. Yani hem finans, hem tasarım, hem işletme hem peysaj üzerine dersler alabilirsiniz.

Transfer edilebilir ders kredileri: Esnek sertifika programlarının bir türü de üniversitenin lisans yada lisansüstü derslerine yazılmanıza imkan vermesi.Örneğin fizik, elektronik mühendisliği, matematik, risk analizi, pazarlama gibi birçok dersi alma olanağınız var. Bu derslerden aldığınız kredileri daha sonra yüksek lisans yapacağınız üniversiteye transfer etme imkanınız da var. Dolayısıyla MBA programınıza başladığınızda aynı dersleri tekrar baştan almanıza gerek kalmıyor. Ayrıca MBA başvurusunun stresli ve kabulü garanti olmayan sürecinden geçmeden üniversiteden ders alabiliyorsunuz.

Esnek programlar her üniversitede farklı bir isim ile tanımlanabiliyor. Bazı üniversiteler Design Your Own olarak adlandırıyor. Bazıları Extension Programs diyor, diğerleri ise International Diploma Programs yada Academic Programs olarak adlandırabiliyor. Bazı okullarsa bunu Master Certificate in Business adı altında sunuyor.

Yurt dışında çalışmak: Sertifika programlarına katılanlar ayrıca yurt dışında staj yapabiliyorlar. Bazı sertifika programları ise, program bitiminden sonra 1 sene boyunca yurt dışında çalışmanıza imkan veriyor.

Alternatiflerinizi iyi değerlendirin.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Özür Dilemek Zorunda Kalmayacağınız Şekilde Email Yazmak

iletişim No Comments »

Hata yapmak önemlidir. Kişinin gelişmesini ve ögrenmesini sağlar. Hangi yaşta ve ne kadar deneyimli olursak olalım, hata yapmamak mümkün değil.

Bazı hatalar vardır ki, önlenebilir. Kontrol edilebilir.

İş dünyasında her meslekten ve her kademeden kişinin geliştirilebileceği yazılı iletişim yeteneği, size iş dünyasında başarı kazandıracaktır.

Basit birkaç nokta:
Varsayımlara dayalı email yollamak: Bir kişiye suçlamada bulunacaksanız, bu suçlamanın ilk önce doğru olduğundan emin olmalısınız. Kanıtı olmayan hiçbir bilgiyi kendi varsayımlarınıza dayanarak, kişiyi suçlar bir dilde ele almamaya çalışın.

“Umarım Öyledir” söylemi: Eğer varsayıma dayalı bir suçlama yapıyorsanız ardından “umarım benim dediklerim yanlış, senin dediklerin doğrudur” tarzı cümleler kurmamaya çalışın. Eğer varsayımlarınızdan emin değilseniz, bile bile kendinizi güçsüz ve küçük duruma düşürmüş olursunuz.

Cümleyi farklı kurgulamak: Emin olmadığınız durumlarda, yazmanız gereken mesajı yeniden kurgulayın. Okuyun. Gerekiyorsa tekrardan yazmayı deneyin. Ta ki mesajınız karşınızdaki kişiyi suçlu konumuna düşürmeyene kadar.

Hata yapmak kişisel gelişim için önemlidir. Hata yaptığımızda özür dilemekten çekinmemeli ancak kendimizi sürekli özur dileyecek konuma da getirmemeliyiz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share