Yazar: Şeniz Tarımcan Schmiede, Omron Finans Direktörü

Matematik en zevkli derslerinizin başında mı geliyor? Aynı zamanda tarih, psikoloji, sosyoloji, felsefe gibi sosyal derslerden de bir türlü vazgeçemiyor musunuz? O zaman hoş geldiniz finans-muhasebe dünyasına! Sizi bundan daha mutlu edecek bir kariyer az vardır!Finans-Muhasebe dünyası sayılarla içinizdeki matematikçiyi, insan doğasıyla iç içe olarak da sosyal yönünüzü tatmin eder. Kariyerinizi bu alanda ilerletmeyi seçtiyseniz, gidilecek 3 ayrı yön vardır.

>>ya borsa ve bankalar (benim tabirimle “gerçek finans”)
>>ya muhasebe
>>ya da finansal kontrolörlük

Benim tercihim, kariyer yolculuğumda attığım adımlarla daha da belirgin hale gelen Finansal Kontrolörlük’den yana oldu. Yola ilk çıktığımda, öğrenciyken staj yapmış olduğum ilk 6 büyük audit şirketinden ( o zamanlar 6 idi, şimdi 4!) birinde işe başladım. Burada 2,5 sene içerisinde çok hızlı bir öğrenme trendi yakaladım. Üniversitede ingilizcesini okuyup tutturmaya çalıştığımız bilânço ve gelir tablosunun önce hiç anlamadığım Türkçe versiyonlarının paramparça oluşunu, sonra ise tek tek her parçayı yeniden bir araya getirerek, tam resmi görebilmeyi öğrendim.

Gün geldi dünyaca saygınlık kazanmış şirketlerin muhasebe müdürlerine tavsiyeler verdim. Gün geldi o şirketlerden birinin genel müdüründen finans müdürlüğü görevi teklifini aldım. Bu teklif bana masanın “öbür tarafı”nda neler olduğunu görebilme imkanı verebilecek bir imkandı. Masanın “öbür tarafı” beni yeterince cezp etmiş olacak ki bir daha danışmanlık şirketinde çalışmayı düşünmedim. Yine de bu görev beni bir süre tatmin edebildi. Üniversite 3.senesinden itibaren Amerika’da okumayı hayal ederdim. Sonunda, bu hayalimi gerçekleştirmeye karar verdim. Amerika’da finans üzerine master programlarından birine girebilmek için kolları sıvadım.

Niye Amerika?

Sanırım üniversitede hep Amerikan kitaplarından finans ve muhasebeyi öğretildiğim ve dolayısıyla, asıl kaynağın orası olduğunu düşünmemdi sebep. Doğrusu bir dolu para harcadım bu uğurda ama bir gün bile yaptığımdan pişman olmadım. Bu hayatı ikinci kez yaşasam yine giderim. Amerika tecrübesi olan bir kişi olarak gitmeyi düşünenlere birkaç öneride bulunmak isterim:

>>>Önce istediğiniz master programına karar verin.
>>>Sonra finansal durumunuza göre bir eğitim yeri seçin.
>>>Amerika maceranıza başlarken sadece derslerde öğretilerden değil, etrafınızda oluşacak uluslararası ortamdan da elinizden geldiğince faydalanın!

Unutmayın kuracağınız arkadaşlıklar bir ömür boyu olacak. Her zaman dünyanın dört bir ucunda yaşayan dostlarınıza kolayca ulaşıp, fikir danışabilecek ve farklı deneyimleri paylaşmaya devam edebileceksiniz. Bırakın kebap ve İskender’i geri döndüğünüzde yiyin, bunun yerine gidin sushi yiyin, Cheesecake Factory’i keşfedin!Türkiye’ye döndüğünüzde kendinizde yarattığınız değişikliklerin size kazandırdığı öz güvene siz bile inanamayacaksınız! Bu şekilde iş hayatına çok parlak bir dönüş yapmanız büyük olasılık!

Şu an yine yabancı bir şirkette finans direktörü olarak çalışıyorum. Ne fark etti derseniz, değişen dünya görüşümle ve aldığım eğitimle ne yaptığım hakkında çok daha bilgili ve rahat olduğumu söyleyebilirim. İşimle ilgili daha yüksek sorumluluklar artık korkutmuyor, ben bunu yapabilir miyim diye soru işareti bırakmıyor.

Son olarak söylemek istediğim hiç bir işe gerçekten sempati duymadan kesinlikle soyunmamanız. Unutmayın ki yapacağınız iş aslında çok kritik ve özveri gerektirici. Buna rağmen, çalışacağınız şirkette muhtemelen “ne yaptığınız ve niye mesai yaptığınız” kesinlikle anlaşılamayacaktır! Finans alanında çalışmaya gönül verirseniz, sizi yine sizinle aynı görevi yapanlardan başka anlayacak kişileri büyük olasılıkla bulamayacaksınız. Gün gelecek kraldan kralcı gibi görünen yaklaşımınız ve şirketin polisi rolüne bürünmenizle tepkiler alacaksınız. Işte bu yüzden, “neyi niçin yaptığınızı biliyor” ve “attığınız adımlara inanıyorsanız”, evinize gönül rahatlığıyla gidecek ve şirketinizin yönetimine riskleri gösterebildiğiniz için huzurla uyuyabileceksiniz…