İşe Alımlar Tanıdık Vasıtasıyla Olur: Torpilsiz Olmuyor Diyenlere
network December 13th, 2007Evet doğru.
Tanıdığınız varsa işi almanız daha kolay olabilir bazen.
Gerek şart değil elbette.
Tanıdığı olmayan bir dolu insan iş buluyor. Diyeceksiniz ki ama haksız bir şekilde bu kişiler iş buluyor yada yükseliyor. Bazen oluyordur elbette. Haksız yere yaşanan çok şey var şu dünyada. Hepsine kafamızı taksak pek de düzgün bir hayat yaşayamazdık sanırım.
Tanıdığınızın olması işi kapmanıza yeterli değil. Tanıdığınızın sizi kolaylıkla refere edebileceği bir insan mısınız örneğin? Profesyoneller bir kişi hakkında tavsiye vereceği zaman dikkatlidirler. İşe uygun olmayan insanı tavsiye etmek profesyonel bir kişinin ismini zedeler. Bu konunun üzerinde durmakta daha çok fayda var.
Üst düzey yöneticiler bazen elleriyle ‘oturturlar’ torpillileri. Hem yeteneği yoktur, hem tecrübesi yoktur, hem de doğru insan değildir ama yukardan zembille inerler.
Böylesi de yaşanıyor.
Hem de yüzyıllardır.
İş bulamıyorsanız, torpili olanların suçu ne? Madem bu torpil işe yarıyor, siz de kendinize torpil bulmaya bakın. Özellikle yetenekli, başarılı ya da tecrübeli biri olduğunuza inanıyorsanız belki de tek eksiğiniz insan tanımamaktır. Öyle değil mi? O zaman çevrenizi genişletin. ‘Ne bildiğinden çok kimi tanıdığın önemli’ sözü sadece Türklere has değil çünkü. Bu bir dünya geleneği…
Çevreni Genişlet demesi kolay.
Biliyorum.
Bildiğim diğer bir şey denemesinin de kolay olduğu.
Eski dille torpil bulmanın modern deyişiyle network yapmanın işte size 3 yolu:
Üniversite yıllarınızı staj yaparak geçirin. Şirketlerin içine girin. Havasını koklayın. Yöneticileriyle tanışın. Stajınız bitince de iletişimi kopartmayın. Kendinizi sürekli hatırlatın. Onlar size geri cevap yazmasa dahi siz her yıl mesajınızı, yılbaşı kartınızı yollamayı ihmal etmeyin.
Sizi siz yapan öykünün ne olduğunu bulun. Profesyonel ortamlara katıldığınızda kendinizi tanıtmanız gerekir. Profesyonel kişilere kendinizi ‘enteresan’ ve ‘dinlemeye değer’ bir kişi olarak tanıtabilmelisiniz. Ne iş yaparsınız dediklerinde vereceğiniz cevap ‘Mühendisim’ oluyorsa bir daha düşünün. Tonlarca mühendisi olan memleketimde siz de sadece bunlardan birisiniz öyleyse. Öyle misiniz? Değilseniz -ki cevabınızın bu olması gerekiyor- o zaman düşünme zamanı. Bu kendinizi tanımanız açısından çok faydalı bir egzersiz. Bu şekilde sadece profesyonel ortamlarda değil sosyal ortamlarda da neyi nasıl söyleyip ve en önemlisi ne zaman susmanız gerektiğini de öğrenmiş olursunuz.
Annenizi, Babanızı ve akrabalarınızı işin içine sokun. Sorun tanıdıkları, iş bulmanızda yardımcı olabilecek bildikleri kişiler varmı. Varsa sizi tanıştırmasını isteyin. İş harici farklı bir ortamda tavsiye almak, bilgi ve tecrübelerinden yararlanmak için bir araya gelin önce. Daha sonra bu kişiden yardım isteyip istemeyeceğinize kendiniz karar verin. Eski usul bu diye baştan çizmeyin üstünü. Torpil de oldukça eski bir usul.
Bu arada hatırlatmakta fayda var. Yeni nesil profesyonellerin birçoğu açık pozisyon olduğu zaman tanıdık vasıtasıyla gelmiş CV’lerden hiç ama hiç hoşlanmıyor. Böyle bir yöneticiye rastlarsanız bu sefer de torpiliniz var diye iş görüşmesine çağrılmama ihtimaliniz var. Seçim ve karar sizin.
LinkedIn kullanın. İnsan tanımaya başladıktan sonra kullanacağınız online network sitelerinin faydası büyük. LinkedIn sizin ‘torpil’ aradığınız yağlı ballı kesimi arasında bulunduruyor. Elbette bu platformu kullanabilmek için ilk önce networkünüzün olması şart! Zaman iş arama zamanı olduğunda ise LinkedIn’deki kontaklarınızın dostlarına, tanıdıklarına bakıp networkünüzün ne kadar da geniş olduğunu gözlerinizle görebilirsiniz. LinkedIn kullanmak için İngilizce gerekiyor ve bilmiyorsanız, zaten bu devirde kariyer imkanınız oldukça kısıtlanıyor. (Üst düzey bir torpile gerçekten ihtiyacınız olabilir bu durumda). Örneğin Headhunter şirketleri LinkedIn ile araştırma yapıyor, eleman arıyor. Siz hala bu ortamda yok musunuz?
Save to del.icio.us
 
Digg This!
 
Technorati Links
 
Stumble it!
 
reddit


December 18th, 2007 at 1:20 am
Merhaba Fatmanur hanım,
Ben Türkiye’de değer verilmeyen BİYOLOG’lardan biriyim. Şuan da Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde yüksek lisans yapıyorum. Alanımın Entomoloji olması dışında Biyoekonomi üzerine araştırmalar yapıyor ve “Ekonomide Biyoloji’den nasıl faydalanırız? sorusuna cevap arıyor özellikle Tıp, İlaç, Gıda ve Kozmetik sektörüne yönelik fikirler projeler üretmeye çalışıyorum.
Evet torpil konusunda söylediklerinize tamamen katılıyorum. Yalnız ingilizce konusunda size şu açıdan katılmıyorum. Elbette yabancı dil çok önemli bunun sancısını çeken bir kişi olarak şunları söylemek isterim. Keşke herkezin imkanı olsada yurt dışına gidebilse ve hiç değilse o ülkede en az 1 yıl kalarak ve dil okullarına giderek bir dili anadili gibi öğrenebilse. Ben ülkemizde kurslar vasıtası ile ingilizenin öğrenilebileceğine inanmıyorum. İmkanım olmadığı içinde sadece internet ortamında konuşup yazışabileceğim yabancı insanlar arıyor onlar ile pratik yapma yolu ile öğrenmeye çalışıyorum.
Yani kısaca dil eğitimi için herkesin şansı imkanları olan belli bir yüzdelik kesim kadar değildir.
Bilmiyorum umarım size ne demek istediğimi anlatabilmişimdir?
Saygılarımla.
Biyolog Mehmet İpek
December 18th, 2007 at 10:02 am
Merhaba Mehmet bey,
Yurt disinda egitim biraz maliyet gerektiriyor haklisiniz ama tonlarca para dokmeyi gerektirmiyor.
Ingilizce ogrenmek onceliginiz haline gelirse gerekli butceyi buna ayirip, imkanlarin neler oldugunu gorup bu konuda bir adim atabilirsiniz. Ben 1000$ ile yurt disina ingilizce ogrenmek icin cikmis, bir sekilde kendine is bulmus ve en az 6 ay yurt disinda kalmayi basarabilmis insanlar taniyorum. Onlarin da imkanlari yoktu ama oncelikleri belliydi diye dusunuyorum.
http://kariyeryolculugu.com/blog/2007/06/27/uluslararasi-bir-kariyer-icin-yurt-disi-deneyim-kazanin/
December 18th, 2007 at 6:32 pm
Tekrar merhaba Fatnur hanım,
Elbette ki önceliğim şu anda ingilizce. Fakat 1000$ ile yurt dışına çıkmak bana göre çok zor. Benim okuldan bir kız arldaşım Londra’da ve 2. senesi başladı. Şuan yazıldığı en ucuz dil okulu 1000pound bunun dışında ilk 3 ay iş bulamayacağımızı düşünürsek orada hayatımızı sürdürebilmek için en az 5000 YTL gibi bir para yanımızda olmalı. Ve bunun yanında kalcak yer meselesi. Bu o kadar da mühim değil orada elbet arkadaş edinilir ve ev tutulabilir. Ben şuan çalışmıyorum, yüksek lisansım devam ediyor. Aileme daha fazla yük olmak istemiyorum. Eğer akademisyen olma şansım kalmaz ise yaptığım yüksek lisansın bana dışarıda hiç bir getirisi olmayacağını düşünüyorum. Ve biliyorsunuz ki maalesef ülkemide Biyolog mesleği gereken yerde değil. O yüzden ben ingilizce ile ön plana çıkmak için savaş veriyorum. Bakalım ne olacak. Pek umutlu değilim ama belki şansım yaver gider. Bilmiyorum.
Mehmet İpek.
December 18th, 2007 at 11:04 pm
Evet cok iyi anliyorum.
Ingilizce ogrenmek icin ingiltere en pahali ulkelerden biri. Cok daha guzel alternatifler oldugunu bilmeni isterim.
Para biriktirmek konusuna ise soyle bakiyorum: para biriktirmek icin ille de okudugun yada kariyer yapmak istedigin alanda calismak zorunda degilsin. Birkac sene herhangi bir yerde ve kariyer alanin disinda diger hedeflerini tutturabilmek icin sansini denemeye ne dersin? Ben imkan yaratilabilecegine inaniyorum ama hayatta hersey oncelikler meselesidir. Yeterince oncelikli bir konuysa eminim sen bir yolunu bulursun…her ne kadar su an bu imkansizmis gibi dursada…
December 18th, 2007 at 11:20 pm
Bu arada soylemek istedigim bir konu daha var. Eger Turkiye’de Biyolog olmak cok da mumkun degilse belki de ingilizce senin icin gercekten en oncelikle konularin basinda gelmeli ? Yurt disinda alaninda imkanlarin daha yuksek olmasi belki de su an hayal bile edemeyecegin bir kariyerin kapisini acabilir…