resim
Ana Sayfaya Dön


İşinize “Bağlı” mısınız yoksa “Bağımlı” mısınız?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Acıtan Kariyer Hataları, Kariyer, Yönetim
30 Mar 2008

Şirketler yetenekli çalışanlarını ellerinden kaçırmak istemezler. Bu yüzden de şirkete bağlılığı yükseltmek için sürekli bir çabalama vardır…elbette çalışan mutluluğunun önemini idrak edebilmiş yönetimler tarafından verilen çabalardır bunlar. Çalışma ortamlarını sürekli iyileştirilmeye çalışmak gibi manevi desteklerin yanısıra maaş, araba gibi diğer maddi faydalar da çalışanları şirkete bağlı tutmanın yollarından biridir.

Peki siz şirketinize bağlı mısınız yoksa bağımlı mısınız?

Arada çok ciddi farkların olduğunu söylememiz gerek. Bir şirkette 15 sene çalışş olmak şirkete bağlılığın göstergesi olabilir mi?

Cevap hem evet hem hayır.

Eğer bu 15 sene içerisinde şirkete, kariyerinize, yaptığınız işlere bir katma değer kattıysanız, elbette çalışğınız yere bağlı olduğunuz söylenebilir.

Eğer bu 15 sene içerisinde şirkete ve kariyerinize kattığınız değer ilk birkaç yıl ile sınırlıysa, o zaman belki de şirkete artık bağımlısınızdır. Şirket değiştirmekten korkan, çalışğınız şirketten başka çalışılabilecek bir şirket olmadığını düşünen yada yeni bir yerde iş bulmanın zor olacağından çekinen bir yapıya büründüyseniz, çalışğınız yere bağımlı hale geldiğiniz söylenebilir. Bu durumda ne kendinize ne de şirketinize fazla bir hayrınız olur. Sizin yaptığınız işi başka biri de kolaylıkla yapabilir…Yaptığınız işe kendi ruhunuzdan, stilinizden, yönteminizden birşeyler katamıyorsanız, milyonlarca çalışandan biri olmaya devam edersiniz.

Çalışğınız yere bağımlı hale gelmemeniz kariyerinizin sağlıklı gelişimi için gerekli. Bağımlı insanlar kendilerine ve yeteneklerine olan güveni kaybetmiş kişilerdir. Profesyonellik bağlılığı gerektirir ama bağımlılık kariyerinizin sonu demektir.

Bağımlı hale gelmemek için üretmekten vazgeçmememiz gerekir. Yaptığınızın en iyisini ve mümkünse daha fazlasını yaratabilmek için çaba göstermenizi gerektirir. Kişiliğinizi bir pozisyona ve şirkete endekslemenizin uzun dönemde sizi bağımlı kişilik haline getireceğini belirtir. Ruhunuzu özgür bırakabilmek, kendinize olan güveninizi sağlam tutabilmek, üretken olabilmekten geçer. Bulunduğunuz ortam sizi olabileceğinizden daha fazla üretken yapamıyorsa, istediğiniz ortamı aramak sizin sorumluluğunuzda…İnanın şirketler bağımlı çalışanlardan da hoşlanmaz, çünkü bilirker ki bağımlılar genelde sorun yaratırlar. Huzurlu ve mutlu bir iş ortamı için sürekli birşeyler isterler ama şirketlerine sağladıkları fayda en minimum düzeydedir.

Harvard Business Review’da yayınlanan “Rethinking Company Loyalty” isimli makale şirkete bağlılığı “her iki tarafın fayda sağladığı birliktelik” olarak tanımlıyor. Başarılı şirketlerin çalışanlarının kariyerlerinin gelişmesine ve belli alanlarda uzmanlık kazanmasına izin veren şirketler olduğunu söylüyor. Yani gelişim çift taraflı. Bu tür ortamları yaratmak, bulmak yada tercih etmek sizin elinizde…Kariyerinizin gelişimindeki sorumluluk sadece sizindir.


Share

YORUMLAR
30 Mar 2008 - 12:42 pm

Fatmanur hanım merhaba,

Bu yazınız son zamanlarda düşündüğüm bazı konulara ışık tuttu:) Bağımlı çalışanların olduğu ortamlarda çalışmak zorunda olanlar açısından özellikle. Bağımlı hale gelmiş olanların değişime kapalı olması, yeni sistemleri kurmakta hep grupları yavaşlatıyor olması ve benzeri sorunları birlikte getirmelerinin azimli olanları yıldırdığını düşünüyorum. Bazen de bu ortamlar yüzünden insan çalıştığı yerde mutlu olamıyor sanırım.

30 Mar 2008 - 12:52 pm

Fatmanur hanım,

Bu siteyi yeni keşfettim. Gerçekten çok beğenerek okuyorum yazılarınızı. Ben yeni mezun sayılırım, birkaç yıllık iş deneyimim var. İş ortamlarında ise yılmış insanlar görmenin biz gençlerin motivasyonunu düşürdüğünü gözlemliyorum. Bunlar da belki “bağımlı” kategorisinde olanlardır bilemiyorum. bu tavsiyenizi hep aklımda tutucam.

30 Mar 2008 - 2:36 pm

merhabalar fatmanur hnm.bugün gazetede gördüm sizi.öncelikle bir kadın olarak başarınızdan gurur duydum.bende iş hayatıma 35 yaşımdan sonra başladım.lise mezunuyum.birkaç meslek deneyimimden sonra emlak sektöründe kendimi buldum ve bu işle başarıyı yakalamak istiyorum.sizin deneyim ve tecrübelerinizden yararlanmak isterim.başarılarınızın devamını dilerim.

30 Mar 2008 - 4:10 pm

Fatmanur hanım bugünkü gazetede röportajınızı gördüm çok ilgimi çekti az önceki mail imle ilgili bana yardımcı olurmusunuz şimdiden çok teşekkür ederim

30 Mar 2008 - 4:26 pm

sporcuyum,muay thai,kick boks yapıyorum,gezmeyi,ilginçlikleri severim,etrafımdakiler komik ve kopuk olduğumu söylerler,aktif bir yapıdayım,problemlere karşı inatla savaşırım,işimi severim,işimde en iyisi olmak istiyorum,ama iş bulamıyorum tabii buda ilginç am bunu sevmiyorum

30 Mar 2008 - 4:56 pm

Merhaba Fatmanur hanim, bugun posta gazetesinde yazinizi gordum. Boyle bir blog ile karsilasmis olmak cok guzel. Yeni bir kariyer arayisindayim. Size email ile CV’imi yolluyor olucagim. Bana goruslerinizi iletebilirseniz cok memnun olurum.

30 Mar 2008 - 6:22 pm

Merhaba Fatmanur hanım ben filiz:) 3. sınıfa gidiyorum hukuk okuyorum ama geleceğimle ilgili endişelerim var. Gazetedeki röportajınızla tanıdım sizi. Bende planlı programlı yaşamayı seven biriyim ama mezun olduktan sonra ne yapacağıma (avukatlık, hakimlik, noterlik vs.) karar verebilmiş değilim bu da beni oldukça tedirgin ediyo. Sizce nasıl karar vermeliyim neleri düşünmeliyim seçim yaparken?

30 Mar 2008 - 8:03 pm

Fatmanur hanım merhaba
posta gazetisinde bugün yayımlanan röportajınızı okudum. iş hayatında tecrübeli, başarıyı yakalamış ve iş arayan ama henüz başaramamış kişilere cv hazırlama konusunda yada ufak tefek öğütler vererek yardımcı olabildiğini söyleyen birine ben de ulaşmak istedim. ben iletişim fakültesi halkla ilişliler ve tanıtım bölümü 2007 mezunuyum. taze mezunlardan yani =) ve tabi ki henüz iş bulamadım. pek cok insan kaynakları sıtesıne üyeyim ve iş ilanlarını takip ediyorum uzunca bir zamandır ancak henüz bir şey çıkmadı. e mail adresinize kendi hazırladığım cv mi göndermek istiyorum. beni cv’m hakkında aydınlatır ve ne yapabileceğim konusunda bilgilendirirseniz sevinirim. şimdiden teşekkürler.

30 Mar 2008 - 10:35 pm

mrb Fatmanur hanım,ben de sizi bugün gazetedeki röportajınızdan tanıdım.ben lise son sınıf ögrencisiyim.bölümüm yabancı dil,yani ingilizce.ilk önce ing ögretmnlk düşünüyordm ama vazgectim.baska bir dil ögrenip daha aktif bir iş istiyorum..italyanca ya da ispanyolca düşünüyorum.almanca da olabilir.sizin bilginiz vardır.ne yapmam gerek..rica ediyorum bana yardım edin…cok az kaldı sınava.yardıma ihtiyacım var…cevabınızı bekliyorum lütfen..iyi günler

30 Mar 2008 - 10:48 pm

merhabalar Fatma hanım. umarım bu maili okur ve umarım bu maile cevap gönderirsiniz. sizden ve yaptıklarınızdan bu gün posta gazetesinde yayımlanan röportaj sayesinde haberim oldu. güzel ve etkileyici bir hikayeniz var. siteyi dolaşırken bir kaç yazınızı da okuma fırsatım oldu. sanırım ben kendimi arayış içinde olanlanlar kısmında tanımlamalıyım. kendimle ilgili kısmen bilgi verirken sizden bir konuda yardım etmenizi rica ediyorum. ben mühandislik fakültesinden 2004 yılında mezun oldum. çevre mühendisiyim. malum bizim ülke şartlarımız için yeterli özenin gösterildiği meslek gruplarından değil kendisi. ancak bende biraz bilinçsizlik biraz da sistemin bir getirisi olarak hasbel kader bu mesleği endindim ancak ülkemiz şartları gereği hasbel kader edindiğim bu mesleği de maalesef uygulayamadım. iki yıl bir ilaç firmasında satış danışmanı olarak çalıştım ki satış işini sevenleri tenzi ederk söylüyorum bu iş hiç bana göre olmayıp, kabus gibiydi. gelelim şimdiye, hayatım boyunca hep bir yerinden tutmaya çalıştığım tiyatro işi, bende sevda boyutuna ulaşınca bu konuda profesyonel olmaya karar verdim ve önce kurslar yardımıyla daha sonra da bu işin okulu okunmalı diğerek yetenek sınavlarıyla bu yıl tekrar üniversiteye başladım. hemen söylüyorum dramatik yazarlık okuyorum. ancak hayata biraz geç kaldığını düşünen ve her nedense bu kaygısından bir türlü kurtulmayı beceremeyen birisi olarak, geçmişteki iş deneyimlerimi ve iş arama süreçlerimi de göz önünde bulundudruyor ve eğitimimi tamamlarken çalışabileceğim bir iş, ancak hayatımı seçtiğim yönde, tiyatro ve yazarlık yönünde bir iş bulabilmek istiyorum.en azından ne yapmak istediğini bilen şanslı azınlık gruptanım artık. tabi ki sadece istemekle olmaz, muhakak harekete geçilmeli diyeceksiniz. işte bende tam bu kaonuda sizden yardım istiyorum. iş deneyimi ve cv sine bakıldığında bir aşure misali her demden bulunan bir görüntü çizmek değil, ciddiyetle bu işe asıldığımı belirtirbir cv hazırlamak istiyorum. tam zamanlı işlerin bile zor bulunduğu, rekabetin had safada olduğu bir ortamda, dönemsel veya yarı zamanlı bir iş bulmanın daha zor olduğunu bildiğim için bu konuda, yani izlemem gereken yol konusunda sizden, yanlız kabalık etmek istemem gerçekten beni sonuca ulaştırabilecek bir yardım, bir yol belki bir çözüm veya bir firkir konusunda yardım etmenizi rica ediyorum. bana yardımcı olabilir deneyimlerinizden aktarabilirseniz çok mutlu olurum. belki iyi bir cv ve bir kaç pratik tavsiye ile bu işin üstesinden gelebilirim. şimdiden teşekür ederim.

30 Mar 2008 - 11:23 pm

merhaba fatmanur hanım.bende sizi bugün posta gazetesinde yayınlanan röportajınızdan tanıdım..eğitim fakültesi spor bölümünde öğrenciydim ancak 1.sınıfta okulu bırakıp iş hayatına atıldım.sektörde öncü eğitim kuruluşlarında başladığım görevimde başarılı olarak yöneticiliğe kadar yükseldim..insan istediği zaman herşei başarabilir diye düşünüyorum…teşekkürler

30 Mar 2008 - 11:29 pm

Bugun, gazete okuyan insan sayısının cok olduguna sevinemeyecegim acıkcası, o kadar cok soru gelmis ki:)benim sorularım araya kaynayabilir:))Ama hayata artık adım atması gerektigine inanırken daha nerede olmak istedigine karar verememis yandaslarımı gormek beni gercekten rahatlattı…Fati:) Erdogan’ın bu sayfayı hazırlamıs olması beni cok mutlu etti.Umarım yakın zamanda yardımınızı istedigimde CV hazırlama konusunda yardımınızı esirgemezsiniz,mutlu kalın…

31 Mar 2008 - 12:30 am

Merhaba Fatmanur Hanım,ben de sizi Posta Gazetesi’ndeki röportajınızla tanıyanlardanım.
Türk Dili ve Edebiyatı son sınıf öğrenciyisim.Mezun olmak üzereyim yani..Mezuniyet günü yaklaştıkça,endişelerim daha çok artıyor.Gün geçtikçe kendimi daha karışık bir ruh halinde buluyorum.Hala arayış içerisindeyim.Öğretmen olma şansım varken ,çevremden bu konuda baskı görürken,özellikle geleceğimi öğretmen olarak garantiye alacağıma inanan ailemden baskı görürken,kafam nasıl karışık olmaz ki…
ama biliyorum öğretmen olursam mutlu olmayacağım.
bunun için de önce sizin gibi deneyimlerden yardım almalıyım.
özellikle de cv hazırlama konusunda..
bu konuda yardımlarınızı bekliyorum.gerçekten yardıma çok ihtiyacım var.
iyi kalın hep.

01 Apr 2008 - 9:13 am

Merhaba,
Yukarıda yazanlardan farklı olarak, işyeri ortamı konusunda birşeyler söyleyeceğim. Patronların “Biz bir aileyiz” dediği ortamları ürkütücü bulurum. On küsür sene önce, daha bloglar ve internet siteleri yokken bunu yazmıştım. (http://www.ugurozmen.com/dosya/profesyonel_yasam/Biz%20bir%20aileyiz.pdf)
Şirketlere “postu sermiş” olan, “en güzel yıllarımı bu şirkete verdim” diyen (bu sözü hiç mi hiç anlamamışımdır), sadakat olduğunu varsaydığı durağanlığının ödüllendirilmesini bekleyen kişilerin olduğu örgütleri itici bulurum.

Sonraki yıllarda baktım ki, “bir bir ekibiz” diyen patronlar da kuşku uyandırıyor. Öğrendim ki, sık aralıklarla “biz bir ekibiz” diyen kişi patronunuz ise, “ben tek başıma ekip oluşturuyorum, siz de bana yaklaşırsanız…” demek istiyor. Onu da yazdım (http://www.ugurozmen.com/dosya/profesyonel_yasam/biz_bir_ekibiz.pdf)

“Şirketler, bağımlı çalışanlardan hoşlanmazlar” cümlesini oldukça uzun zaman tartışabiliriz. Genel Müdürünün 25 sene önce yeni mezun olarak girmesi ile öğünen onlarca şirket biliyorum. İçeriden gelen üst yönetim konusuna olumlu bakmakla birlikte, bunun bir örgütsel yaşam felsefesi olması durumunu irdelemek gerekir diyorum.

01 Apr 2008 - 11:35 pm

Ugur bey selamlar,

Evet bu iki yazinizi da daha once okudugumu hatirliyorum. Size yazdiklarinizda katilmamak mumkun degil. Kisisel olarak “biz bir aileyiz” kavraminin neden Turk sirketlerinde bu kadar yaygin oldugunu ve uygunlugunu bende uzunca bir sure sorguladim. Turkiye’de bu kavramin cok tutuldugunu goruyorum ne varki. Yeni genclerin ise eski yonetimlerden farkli hareket ettigini de gozlemliyorum bu arada.

Basarili sirketlerin bagimli calisanlarla bir yerlere ulasmasi zor…elbette beyin takimindan bahsediyorum. En azindan orana bakmak gerek.

Sizce, ust yonetimin icerden geliyor olmasinin yasam felsefesi olmasinda eksi taraflar nelerdir?

02 Apr 2008 - 12:21 pm

Eksi tarafları bence sonsuzdur.
Benim göreceli olarak “çok kısa” diye nitelendirebileceğim kariyerimde gözlemlediğim kadarıyla, üst yönetimin içeriden gelmesi; vizyonun genişletilememesi gibi makro bir etkiden, yeteneksiz ve profesyonel düşünemeyen, sırf “aileden olma” vasfına sahip olan çalışanlara sahip olmak gibi mikro etkileri de beraberinde getirir diye düşünüyorum.

Ben 3.partilerin “biz bir aileyiz” yaklaşımını tartışmak istiyorum. Bir takım kurumlar yola birlikte çıktıkları ve bir dönem başarılı oldukları, ancak artık ihtiyaçlarına cevap veremeyen 3.parti “partner”lerini sırtlarında taşımayı bir namus sözü gibi görüyorlar. Doğru olanı göstermek dahi kar etmiyor çünkü şu illet “aile kavramı” yok mu, yükünüzü atıp uçmanıza engel oluyor.

Çok beğendiğim bir söz vardır; Kıyıya ulaştıysan sandalı bırakmalısın, gideceğin yolda artık ona ihtiyacın olmayacak.

Biz profesyonel düşünmeyi, arkadaşlıkla işi ayırt etmeyi beceremedikçe dağa tırmanırken sırtımızdan sandalı eksik etmeyeceğiz gibi gözüküyor. Dereyi onunla aştığımız günü düşünüp minnet borcu hissediyoruz sanırım.
Biraz profesyonel bakış açısı, biraz bu kültürden sıyrılmak işini iyi yapamayan kurumları geliştirecek, iletişim anlamında kendini ifade edemeyen kurumları da etkileyecek ve çalışanların da kendilerini geliştirmelerine olanak tanıyacaktır diye düşünüyorum.

02 Apr 2008 - 8:38 pm

Üst yönetimin içerden geliyor olmasının şirketin yaşam felsefesi olmasında eksi taraflar neler?

Önce karşı tarafı savunayım. Good to Great kitabında da vurguluyor. Sürekli olarak (15 yıl) başarılı olan firmalarda, “star” yöneticiler değil, içeriden gelenler ile yürünüyor. Bu güzel.

Bir de karşı cephesi var. (Başarılı örneklerde isim verip, diğerlerinde vermeyeceğim.) Batmak üzere olan bir Yapı Kredi’yi alıp da Bireysel Bankacılık’ı başlatan, bugün bile ayakta kalmasını 1987′lerde attığı temellerle sağlayan üst yönetim ekibinin tamamı başka kurumlardan gelmişti. Bireysel Bankacılık başladığı sırada 40 yıldır aynı bankada çalışan ve o bankanın Genel Müdür’ü olan bir “üstad”, “bunlar bankalarını batıracaklar, hiç insana kredi verilir mi” diyordu. (Hatırlatırım, her 3 krizde de perakende bankacılık yapanlar dayandı. Diğerlerini büyük kısmı ya gitti, ya da gideyazdı.

İşim gereği, 3 bankanın satın alınması için değerlendirme sürecinde bulundum. Bunlardan birinde, “kadim” yöneticiler (ki “meslekte geçen yıllar” ile öğünüyorlardı), değişen ortamı anlamamakta ısrar ediyorlar ve “siz bizi değil, biz sizi satın alırız” diyorlardı. Bu banka şimdi yok.

Bir diğerinde, görüşmeler sırasında çok değerli kişilerle tanıştık. Hatta onların bazılarını, eğer satın alma gerçekleşirse, terfi ettirmeye karar vermiştik. Ama kendi bankalarında eziliyorlardı. Zaten sonra başka bankalara gittiler.

Kadim yöneticilerin yarattığı en büyük tehlike, değişen ortamı anlayamamak. Üstelik çoğunlukla da kendi yetiştikleri yolun (örneğin Teftiş Kurlunu’nun) yükselmek için tek yol olduğuna inanmaları. Benzer uygulamayı, bazı perakendeci firmalarda da görüyoruz. Üst yönetime giden yol “satış”dan geçer diyorlar. Ancak, çoğunlukla eski satış elemanları bilanço okumayı beceremiyorlar. (Bilanço yönetmeden üst yönetici olunamıyor) Bu nedenle, şirketin geleceği de tehlikeye giriyor, iyi elemanları elde tutmak da güçleşiyor.

Eğer kurum, yenilikçiliği (Dikkat: innovation demiyorum) bir yönteme bağlamamışsa üst yönetimin içerden geliyor olması, akraba evlilikleri gibi, sakat çocukların doğmasına yol açıyor. Giderek te tüm kurum sakat yöneticiler tarafından yönetiliyor duruma geliyor.

02 Apr 2008 - 10:20 pm

Başarılı olan firmalarda içerden gelen yöneticilerle hareket ediliyor olmasının en önemli sebebinin kişinin geniş bir network’e sahip olması ve işletmenin nasıl yönetildiğine hakim olmasından kaynaklandığına inanıyorum. Böyle bir kariyer hedefleyenler için bu iki konu en önceliklidir.

Yeniden yapılanma süreçlerinde ise YK’da olduğu gibi şirketlerin iki seçeneği var sanırım. Içerden insanlarla (değişime direnenlerle birlikte) değişimi gerçekleştirmek ve uzun süreler batık olmaya devam etmek, yada dışarıdan değişim yapmaya hazır ve heyecanlı yöneticilerle yola devam etmek. Ikincisi genelde tercih edilen olur.

Yükselmek için tek yol olduğunu düşünmenin başlı başına “elde edilebilecek” başarıya engel bir durum olduğu görüşündeyim. Alternatif yaratamayanların zaten fazla seçenekleri yok. Dolayisıyla 10 yılda elde edilebilecek başarı 30 yılda elde edilebiliyorsa, bu da bir başarı olarak kabul edilebilir ve ayrıca tartışılabilir.

Yenilikçiliği yönteme bağlamış kaç şirket sayabiliriz Türkiye’de bilemiyorum!

05 Apr 2008 - 2:39 pm

merhabalar fatmanur Hanım,
ben 16 yıllık devlet memuruyum.Fakat aldığım maaşın azlığından dolayı biraz daha fazla para kazanacağım bir iş bulmak istiyorum.

30 May 2009 - 7:53 pm

Bütün eğitim hayatı boyunca, ruhuna bağımlılık aşılanan insanlardan başka bir davranış beklemek yanlış olur zaten. Bir an önce okulumu bitireyim de iyi bir yere kapağı atayım, emekli olana kadar rahat bir iş hayatım olsun düşüncesi neredeyse bilinç altımıza yerleşmiş. Öyle ki, mühendislik eğitimi almış, asıl işi bir şeyler üretmek olan kişilerin bile memur zihniyetiyle hareket ediyor olduklarını görmek sorunun daha derinlerde bir yerde olduğunu düşündürüyor bana.

08 Sep 2011 - 9:13 am

ben üretkenliğin emeğin karşılığını alamama karşısında azaldığını hatta köreldiğini düşünüyorum.birçok şirket sahibi bu zihniyetle çalıştığı sürece yeni nesillerdede bu azmin ve hep bir adım önde olmanın getriceği fikirlerin yok olma sürecinde olabilmektedir.

06 Jul 2015 - 4:22 am

Eğer% 3 indirim ile acil kredi ihtiyacı var mı? Adınızı, işgal, kredi miktarı, kredi süresi, telefon number.etc ile alexanderloanfirm101@gmail.com Mr Alexander Jones ile irtibata

01 Jan 2017 - 9:12 pm

Harika bir insansınız size hayran olmamak elde değil yazılarınız çok etkileyici ve öğretici , Kendinizi geliştirdiğiniz apaçık bariz orta da.
Sizin gibi insanlara ülkemizin çok ihtiyacı var
böyle bir hizmet sunduğunuz için size tüm samimiyetimle teşekkür ediyorum.Umarım daha iyi yerlere varırsınız fatmanur hanım bilgiyle ve güzellikler ile kalın .

Sizin Yorumunuz
Adınız Soyadınız
E-posta
Web Sitesi
Yorum

CV TEKNİKLERİ E-BÜLTEN
Ad Soyad
E-Posta

YURTDIŞI SERTİFİKA PROGRAMLARI
Ad Soyad
E-Posta
YENİ YAZILARDAN HABERDAR OL

KONULAR
SİTEDE ARA
Hedefe Koşanlar
Acıtan Kariyer Hataları
Cesur Fikirler
Girişimcinin Ruh Halleri
İş ve Hayat Dengesi
Sosyal Medya Dünyası