Bana gelen emaillerin birçoğu, ingilizce iş görüşmeleriyle ilgili. Türkçe olarak iş görüşmesine katılmakla, ingilizce olarak bir iş görüşmesine katılmak arasında hiç bir fark yok. Ama zorluk şundan kaynaklanıyor: Eğer ingilizce dil seviyeniz yeterli düzeyde değilse, kendinizi ingilizce olarak rahat ifade edemiyorsanız, o zaman elbette iş görüşmeniz daha fazla efor sarfetmenizi gerektirir. Bu durumda yapabileceğiniz en faydalı çalışmalardan bir tanesi, gelebilecek sorulara cevaplarınızı bir kağıda yazıp, kendinizi rahat hissedene kadar tekrarlamak. 

Tipik bir iş görüşmesinde sorulan sorular üç aşağı beş yukarı bellidir.Örneğin, açık uçlu sorular, sizin hakkınızda sizin tarzınızla bilgi edinmeyi sağlar.

Bize biraz kendiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?“: Bu soruya cevabınız sizi anlatırken, neden başvurduğunuz pozisyon için doğru insan olduğunuzu içermeli. 

“Sizce, XYZ reklamının hedef kitlesi kimdir? Hedefe ulaşan bir reklam olduğunu düşünüyor musunuz?”: Bu tip teknik bilgi gerektiren sorular, sizin pozisyon için yeterli akademik bilgi ve tecrübenizin olup olmadığını anlamak için sorulur.   

“Birden fazla işi aynı anda yapmanızı gerektiren bir dönemin üstesinden nasıl geldiğinizi anlatır mısınız?”: Burada sizden beklenen olaylara nasıl yaklaşğınızı anlatabilmeniz, kendinizi nasıl yönettiğinizi gösterebilmeniz ve sonucun ne olduğu hakkında bilgi vermenizdir. 

Davranışsal soruların bazılarıysa sizi irite etmek için de sorulabilir. Böylece gerçekten anlattığınız gibi “iletişiminizin güçlü” olup olmadığı test edilmek istenir.Her ne kadar sorulara başarıyla cevap versenizde, araştırmalara göre işe alma kararları ilk 3 saniyede veriliyor. Bu yüzden, bazı şeylerin kontrolünüzde olmadığını da bilin. Siz, üzerinize düşenin en iyisini yapmaya gayret göstermelisiniz. Her zaman. Ama sonuçlardan çok etkilenmemeye çalışın. Çünkü son karar “gut feeling” dediğimiz bir çeşit “içgüdüsel” duygularla veriliyor.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit