resim
Ana Sayfaya Dön


Aradığımızı Bulana Kadar Mutsuz muyuz?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Favoriler, Psikoloji, Yönetim
18 Sep 2008

Kariyer koçlarının çoğu hala “hangi alanda başarılı olduğunuzu” bulmanın ve “kendinizi tanıdıktan sonra” yeni bir arayışa geçmenizin en doğru yöntem olduğu konusunda ısrarcı. Oysa, University of California, Riverside tarafından yapılan araştırmalar, kariyer koçlarının bu yaklaşımının eski nesil olduğu ve insanın kendini tanıdıktan sonra harekete geçmesinin akıllı bir yöntem olmadığını gösteriyor.

Hayat değişiyor. Bizlerde değişen dünya ile birlikte değişiyoruz.

Insanın kendini tanıması uzun yıllar alıyor. Öyle ki, tam kendimizi anladığımızı düşündüğümüzde, kendimizle ilgili farklı şeyler keşfediyor oluyoruz.

Aslında keşif hiç bitmiyor… çünkü hayat sürekli bir arayış.

Ne istediğimizi bulmanın en iyi yolu farklı işler denemek. Kendimizi tanıdıktan sonra bir iş seçmeye çalışmak hem vakit kaybı hem de hangi işi daha çok sevdiğinizi zorlaştıran bir teknik. Arayış içinde olmak hayatın kendisi.

Ne aradığınızı bulmanın en iyi yoluysa “denemek”. Deneme süreci her zaman mükemmel değildir. Bazen nefret ettiğiniz işlerde ve iş yerlerinde çalışıyor olabilirsiniz. Böylece hangi iş ve ortamlardan hoşlanmadığınızı öğrenirsiniz. Bazen sevdiğiniz işleri yapar ama belli bir süre sonra sıkılabilir, aradığınızın bu olmadığını düşünebilirsiniz. Bu deneyimleriniz yanlış yolda olduğunu zu göstermez. Deneyimleriniz, hayatınızı verimli kılar.

Yükseliş hep yukarı eğimli değildir. Dünyada hiç bir ekonomi sürekli yükselen bir eğilim göstermez. Her yükselişin bir yavaşlayışı olur. Her ürün eğrisinin bir çıkışı birde inişi vardır. Deneyimlerimizde böyledir.

Dolayısıyla, kendinizi tanımanız, hangi işi daha çok sevdiğinizi anlayabilmeniz için beklemektense harekete geçin.


Share

YORUMLAR
18 Sep 2008 - 12:43 pm

Deneyim edinmek bizi bazen hedeflerimize yaklaştırıyor ama bazense geri adim attığımızı düşündürüyor. Kariyer koçları belli bir planı teşvik ediyor bu durumda sanırım.

18 Sep 2008 - 12:45 pm

Çok doğru bir yazı olmuş. İş arayanla, istediğinin ne olduğunu arayan arasındaki farkı anlatıyor bu yazı.

18 Sep 2008 - 4:55 pm

Daha önce kariyer koçuna hiç gitmedim, ama genelde profesyonellerin verdiği tavsiyelerin hep ne istediğini bul dediğini kendimden biliyorum. Ne istediğimizi bulmanın yolu olarak da hep psikolojik testlere yönlendiriyorlar ve bunların sonuçlarının biz yön vereceğini söylüyorlar, Bense bu yönlendirmelerden bunalmış hissediyorum kendimi. Dışa dönük olduğumu ögrenmek satışta iyi olduğumu gösteriyor olabilir ama satış yapmak istediğimi göstermez. o yüzden bu yazınızı çok beğendim.

18 Sep 2008 - 5:10 pm

Merhaba,
Degisik islerde calısmak aradığımızı bulmayı kolaylastırdığı doğru olabilir fakat aynı zamanda tek bir alanda uzmanlasmayı zorlaştırmıyor mu? Mesela bir mühendis olarak bir konuda uzmanlaşmak istiyorsak ve bu alana henüz karar veremediysek ne yapabiliriz?Bu konuda fikrinizi öğrenebilir miyim acaba?

18 Sep 2008 - 9:21 pm

Çok doğru. “Arayış, hayatın kendisidir”. “Denemek, ders alındığı sürece, zaman kaybı değildir”.

Tam bana uygun… 17inci işimden yeni ayrıldım. Sırada ne var diye bakınıyorum :-)

19 Sep 2008 - 1:21 am

Bazen dışardan kendime baktığımda bu kim diye şaşırıyorum kendimi tanımakla uzakdan yakında alakası olmayan bu olayı yaşadıkdan sonra nasıl kendimi tanıyorum diyebilirimki?

19 Sep 2008 - 12:33 pm

Bu konu hep bende bir çelişki yaratır. 1 metre derinlikte 40 kuyu kazmak mı yoksa sadece 1 kuyuda 40 metre derinliğe inmeye çalışmak mı?
Bu yıl işletme lisans bitireceğim. Ama kendimi o kadar maymun iştahlı hissediyorum ki. Bir sürü şey olmak istiyorum. Birbirinden çok alakasız.

19 Sep 2008 - 3:26 pm

Tek bir alanda uzmanlaşmak istiyorsanız, sürekli aynı alanda hareket etmeyi deneyebilirsiniz. Ancak bu şekilde ilerlendiğinde, benim kişisel görüşüm, tecrübe ve gözlemlerim, insanların kariyerlerinin belli bir döneminde tıkandıkları yönünde. Tıkandıklarındaysa ne yapacaklarını bilememeleri çünkü bildikleri tek bir şey, yaptıkları, tecrübe ettikleri tek bir alan var.

Eğer mühendisseniz ve henüz uzmanlık alanınıza karar vermediyseniz, benim tavsiyem kesinlikle farklı alanları test etmek. Hangi alandan nefret ettiğinizi, hangilerini beğendiğinizi ve hangi alan(lar)ın size göre olduğunu deneyerek görmeniz

Zaten tek bir konudan anlayanların devri çoktan kapandı…

19 Sep 2008 - 3:30 pm

Sevgili Ümit,

Kariyerinin başında sana maymun iştahlılık gibi gelen bu özelliğinin hayatının ilerleyen dönemlerinde sana çok büyük faydalar ve başarılar sağladığını göreceksin. Bunu farketmek için şu anda içinden geçtiğin çelişkileri yaşaman gerekiyor olabilir. Ama insanın aradığını bulması işte böyle bir süreç…

Bol şanslar…

13 Jan 2009 - 11:04 pm

Merhaba;
Güzel bir yazı. Bende yorum yapmak bu yolla içinde bulunduğum çıkmazda görüşlerinizi fikirlerinizi almak istedim. Konuyu anlatabilmek için kendimdende örnek vererek anlatmak istiyorum.
Sivasın bir köyünde doğdum ilk okulu bitirince önce tokat’ta dayımın yanında sonrada İstanbul’da liseyi bitinceye kadar okudum. 11 yaşından beri burdayım. Ticaret lisesini bitirdim ve liseyi bitirdikten sonra babamın bir tek sözünün verdiği kırgınlıkla askere gittim ve 2003 de geldim askerden sonrası mı?
Sonrası şöyle ortaokul lise döneminde sarıyerin arka mahallelerinde yaşayıp etilerin göbeğinde okuyarak ve böyle gelir düzeyi üst seviyede olan bir bölgede liseyi bitirebilmek için para kazanmak zorunda olup bu ezilmişliği yaşadıktan sonra tuzla’da bir fabrikaya işçi olarak girdim.
Başka bir makalede okumuştum şans işte. Belkide şanssızlık. Orda sorunlara çözüm üretmeye çalışmam ve çaba sarfetmem nedeni ile 8 ay sonra idari bölüme İdari işler ve Satın Alma sorumlusu olarak atandım.
Hiç bir şey bilmiyorum tek bildiğim bilgisayar onunda seviyesikonusunda tereddütüm vardı. Hiç bir kursa eğitime gitmeden ve hiç bir kimsenin yardımı olmadan İdari işleri, Satın Almayı, Kaliteyi, İnsan kaynaklarını ve İş güvenliği mevzuatlarını kendi başıma öğrendim. Çoğu sorumluluğum dışı ancak firmada uygulaması eksik olan bölümler. vs.vs.
Sonra hak ettiğimi alamadığımı düşündüm ve ayrıldım. 6 ay işsizlik ve hak etmediğim ve şikayet ettiğim maaşıda özleyerek daha da sosyal haklar yönünden az bir fiyata başka bir firmada işe başladım. Orda depo ve ambar sorumlusu, stok hareketi sevkiyat vs öğrendim. Ama gördümki çok iş yapıyor çok sorumluluk alıyor maddi açıdan ileri gidemiyorum ve mutsuzum. Gün içinde çalışarak yorulduğumdan çok bunları düşünerek, ne yapacağım diyerek efor sarfediyorum.
Bugün;
Bir firmada kalite sorumlusu olarak çalışıyorum. Bütün kalite departmanının sorumluluğunu üstleniyorum. Bunun yanında eksik olan bölümleri kapatmaya çalışıyorum. Sorun şu;
Ben İdari işleri, Satın alma, İnsan kaynakları, Depo, Sevkiyat, Muhasebe, Kalite vs. vs. bazı bölümlerde eksik olmasına rağmen i,yi biliyor ve uyuguluyorum diyebilirim.
Ama bugün geldiğim noktayı, maddi ilerleme, kazanç, birikim ve doyumla karşılaştıracak olursak mutsuzum. Geriye baktığımda 6 yıl kafa patlatmak, kahır çekmek yerine işçi olarak girdiğim firmada veya başka bir firmada işçi veya benzeri çok fazla birikim gerektirmeyen bir işte çalışmış olsa idim aldığım para aşağı yukarı aynı olacaktı. Hatta mesailer ikramiyeler felan katıldığında şu ankinden daha iyi kazanıyor ve huzurlu olacaktım. Bugün kalite de belgelendirme firmalarından gelen denetçilere bakıyorum bilgi seviyeleri daha aşağıda, yorum ve uygulama daha zayıf, işere hakim değil ama ben onların yerinde olamıyorum niye? Çünkü Türkiye de önce yaptığın işe değil baştan diplama aranıyor ve diplamalı olan kişiyi yapabilecek mi diye değerlendiriyorlar. Belki haklı yönleri var ama öbür taraftanda yetişmiş kalifiye eleman yok deniliyor.
Şimdi ben 6-7 yıllık bu emeği geride bırakıp bir fabrikaya kafama hiç birşey takmayıp huzulu bir şekilde işçi olarak girsem kendime emeğime haksızlık etmiş olacağım zoruma gidecek. Böyle devam etsem ileri gidemiyor kazanamıyor ve mutsuz oluyorum. 26 yaşında yüzünün kırışıp saçının beyazladığını düşünürseniz.

Mart ayında CNC, Cad/Cam kursuna başlayacağım, programları ve çizimleri öğreneceğimden eminim ama mühendislik alt yapısı olmadığından başarılı olacağımdan emin değilim. Sanırım sizin dikey değilde yatay gelişme sözünü ettiğiniz bu olsa gerek.
Peki öyleyse bütün bu emeklere karşın hala mutsuz, maddi olarak yeterli seviyeye ulaşmamış, bir insanın daha çok şey bilmesi neye yarayacaktır.
Bazen görüyorum adam pazarlama yapıyor ama müşteriye satacağı malın pazarlamasından aciz. Böyle bir durumda bu işi yapanın masterlı olmasımı yoksa böyle olmayıp işi iyi yapmasımı.
Kısacası bu şans mı, basiretsizlik mi, kendini ifade edemiyor olmak mı yoksa yanlış şeyler öğrenmiş olmak mı.
Eğer Üniversite ve İngilizce öğrenimi eksik derseniz Evet okumayı çok isterdim ama bazen hayat istendiği gibi gitmiyor, tren kaçıncada olmuyor. Hele hele hayatını devam ettirmek için çalışmak zorunda ve başka bir destek bulamıyorsanız.

13 Jan 2009 - 11:12 pm

Sözün özü nerde yanlış yaptım veya nerde eksik yapıyorum da böyle. Gelişme ise öğrenme azmi ve sorumluluk konusunda fazlası ile istekliyim. Sorumluluk veriliyor, aldığın kararlara uyuluyor ve destekleniyorsun ama maddi olarak kazanç olarak bir türlü ileri gitmiyorsun. İlginç değil mi.
Size şöyle bir örnek vereyim. Üniversite mezunu ama iş konusundada iş hayatında da hiç bir bilgisi tecrübesi olmayan biri işe alınıyor ve sizin iki katı maaşa. Bir tezatlık yok mu.
Ben 6 yıl uygulayarak tecrübe edindim = o 4 yıl okuyarak.
Benim iş yaşamından edindiğim referanslar onun diplaması var. Acaba hangisi önemli.

13 Jan 2009 - 11:46 pm

Sevgili Yücel,

Hayat eşitsizliklerle dolu. Türkiye’de bu biraz daha abartılı.

Bugün üniversite diploman yoksa, iyi iş kapmak çok çok zor. Yakın bir gelecekte, master yapmayana iş olmayacak insanlar anlamsızca neden master yapmak istediğini anlamadan sadece diploma almış olmak için okumaya devam ettikçe…

Sen henüz 26 yaşındasın. Çok genç bir yaş. Hayatta ne yapmak istiyorsan yapabileceğin bir dönemdesin. Okuman gerekiyorsa istediklerini elde etmek için belki de okula dönmelisin. Okula gerek yok diyorsan, çabalamaya devam etmelisin.

Amerika’da tanıdığım bir dolu başarılı girişimci lise mezunuydu. Aynı senin geçtiğin zorluklardan geçmiş insanlar.

Belki de kendi işini kurmak bir ihtimaldir…tecrübelerine ve bilgilerine güveniyor, bu işi yapabilirim diyorsan… Ama girişimcilerin çoğu en az 2 kez batıp çıkıyorlar… Hayat hiç kimse için kolay değil. Hepimiz geldiğimiz yerlere çalışarak geliyoruz. Bazen kızıyoruz hayata, bazen lanet ediyoruz, ama çabalamayı, azmi elden birakmıyoruz.

Çok çabalamadan başarı gelmiyor. Çabalamadan bir yere gelenler de hayata şanslı gelenler olsa gerek, ama bunlara kafamızı taksak hayatta hiç mutlu olamayız sanırım.

Senin hayattaki tecrübelerin sana özel ve seni farklı kılıyor. Bu tecrübelerin bir gün sana büyük fayda getirecek, bugün bu faydanın ne olduğunu resmedemiyor olabilirsin, ama inan zaman gösterecektir. Hiç beklemediğin bir anda. Bu yüzden çabalamaya ve ümidini yüksek tutmaya devam et.

13 Jan 2009 - 11:55 pm

telkin ve ümit verici yazınız için teşekkür ederim. Evet girişimcilik ve kendi işini yapmak konusunda her gün yatınca saatlerimi ayırıyorum ne iş yapmalıyım diye. Ama sermaye olmayınca düşündüklerin ve planladıkların bir yerde tıkanıyor. Son 5 yılda bu düşüncelerimin sonucunu alamadım. Demekki sistematik olarak yanlış konularda girişimlerde kafa yoruyorum.
Okumak konusuna gelince, açıköğretim işletme 2 deyim ama bugün İTÜ de kazanmış olsam gideceğimden şüpheliyim. Sizinde yazılarınızda sözünü ettiğiniz gibi azim ve doğru zamanda doğru yerde olmak gerekiyor. Belikde bunun adı şanstır.

Sizin Yorumunuz
Adınız Soyadınız
E-posta
Web Sitesi
Yorum

CV TEKNİKLERİ E-BÜLTEN
Ad Soyad
E-Posta

YURTDIŞI SERTİFİKA PROGRAMLARI
Ad Soyad
E-Posta
YENİ YAZILARDAN HABERDAR OL

KONULAR
SİTEDE ARA
Hedefe Koşanlar
Acıtan Kariyer Hataları
Cesur Fikirler
Girişimcinin Ruh Halleri
İş ve Hayat Dengesi
Sosyal Medya Dünyası