İş dünyasında, sosyal ortamlarda bir kez duyduklarımızı alıyor ve hemen uygular hale geliyoruz. Ya düşünmek ve sorgulamak?… Bir ara televizyon yarışma programlarında “halkım ne derse o olur” naraları atılırdı. Bir nevi aynalama metodu sanki, her çıkan aynı lafı ederdi…

Örneğin, beden dilinde konuşurken burnunu kaşımak yalan söylemek anlamına gelir denir. Bunu duyanlar, her burnunu kaşıyanı sanki yalan söylüyormuş gibi düşünürse, o zaman işler karışıyor tabii.

Toplumun her kademesinde rastladığım benzer bir durum var. Geçen hafta yapılan bir sohbette dinlediklerim, bu konuda düşüncelerimi yazmak istememe sebep oldu.

“Elbette efendim, o da sizin dünya görüşünüz. Saygı duyarım.” diyordu bir üst düzey profesyonel diğerine. Sohbetlerini dinlediğinizde, kişi bariz olarak karşisındaki kişinin düşüncelerini onaylamıyordu. Ama düşüncelerine saygı duyduğunu söylüyordu. Halbuki, savunmasını dinlediğimizde karşısındakinin düşüncelerini yanlış bulduğu ve dolayısıyla saygı duymadığı çok netti.

Neden inanmadığımız düşüncelere saygı duyduğumuzu söyleriz? Ben bunu garipsiyorum. İnanmadığımız, onaylamadığımız davranışlara saygı duymamak olağandır. Bu, o hareket ve düşünce tarzını benimsemediğimizi ve benimsemek istemediğimizi gösterir. Para çalıp sonradan parayı yerine koydunuz diye saygı duyulmayı beklemek ne kadar doğrudur? Bu düşünce tarzına saygı duymak mümkün müdür? Bana kalırsa, mümkün değil, ama yapılan hareketi affetmek mümkündür.

Birkaç hafta önce bir konuya yapılan online yorumlarda, yorumculardan biri ısrarla şöyle diyordu. “Söylediklerime, düşüncelerime, benim görüşlerime saygı duymalısınız. Ben sizinkilere saygı duyuyorum!”

Inanmadığımız görüşlere, düşüncelere, davranışlara saygı duymak zorunda değiliz. Böyle bir zorunluluk olduğunu sanmıyorum. Mümkün olduğunu da sanmıyorum, çünkü onaylamadığımız bir düşünce ve harekete saygı duymak zordur.

Her düşüncemize ve hareketimize herkesin saygı duymasını beklemek de kendimizi elde edemeyeceğimiz bir beklenti zincirine sokar. Aynı zamanda bu durum, gerektiğinde kendi düşünce ve davranışlarımızı geliştirmemize de engel teşkil edebilir.

Oysa, saygı göstermek zorunda olduğumuz, karşımızdakilerin duyguları yani hissettikleridir. Karşımızdaki kişinin duygularını onaylamadığımızda, sorunlar ve çatışmalar başlıyor. Hissetiklerimiz, bizim gerçeklerimizdir. Insanların duygularını eleştirdiğimizde, problemler su üstüne çıkıyor.  şünceler eleştirilebilir, tartışılabilir. Farklı fikirlere herkes saygı göstermek zorunda da değildir. Ama her insanın duygularına, konu hakkında hissettiklerine saygı göstermek bir zorunluluktur.

Aradaki farkı farkedebilmemiz dileğiyle…


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit