<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Comments on: Davranış Bozuklukları</title>
	<atom:link href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/</link>
	<description>Kariyer ve Yaşam Dengesi Üzerine Profesyonel Rehberlik</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 17:19:38 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
	<item>
		<title>By: devrimyılmaz</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-2/#comment-6366</link>
		<dc:creator>devrimyılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 13:32:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-6366</guid>
		<description>nerde 3.500.000 işsizi düşünen İKcılar? birazda halkı düşünün! binlerce üniversiteli genç işsiz koltuğunuz sağlam İKcılar gün ola o koltukta da kalamazsınız.. anlayana...
kariyer sektör faso fiso yalanlar heryerde önce insanları muhatap alın...iş arayanlara cevap vermeyenlere lafım</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>nerde 3.500.000 işsizi düşünen İKcılar? birazda halkı düşünün! binlerce üniversiteli genç işsiz koltuğunuz sağlam İKcılar gün ola o koltukta da kalamazsınız.. anlayana&#8230;<br />
kariyer sektör faso fiso yalanlar heryerde önce insanları muhatap alın&#8230;iş arayanlara cevap vermeyenlere lafım</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: devrimyılmaz</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-2/#comment-6365</link>
		<dc:creator>devrimyılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 13:27:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-6365</guid>
		<description>Türk firmaları insanları muhatap almıyor ki cevap yazsın! yurtdışı firmalara  cv yolluyorum 5 dk içinde cevap verenler çogunlukta işte insan hakları bu kendi memleketimizde insan muamalesi görmüyoruz helal olsun batılı devletler hepsi gelişmiş boşuna değil
önce insanlara eşitlik saygı sonra kariyer mevzu</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Türk firmaları insanları muhatap almıyor ki cevap yazsın! yurtdışı firmalara  cv yolluyorum 5 dk içinde cevap verenler çogunlukta işte insan hakları bu kendi memleketimizde insan muamalesi görmüyoruz helal olsun batılı devletler hepsi gelişmiş boşuna değil<br />
önce insanlara eşitlik saygı sonra kariyer mevzu</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Fatmanur Erdogan</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-2/#comment-3024</link>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 11:27:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3024</guid>
		<description>Sevgili Egitisim Kariyer Enstitusu, 

Çalışmalarınızı yakından takip ediyorum. Sizler, sektörde çak başarılı işler yapıyorsunuz. Kurucularınızın girişimciliği, azmi ve yaratıcı yapısının gençlerin önünde güzel bir rol model olduğuna inanıyorum. İş dünyasını yeni bir neslin devralıyor olması beni çok mutlu ediyor.

Başarılar,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Egitisim Kariyer Enstitusu, </p>
<p>Çalışmalarınızı yakından takip ediyorum. Sizler, sektörde çak başarılı işler yapıyorsunuz. Kurucularınızın girişimciliği, azmi ve yaratıcı yapısının gençlerin önünde güzel bir rol model olduğuna inanıyorum. İş dünyasını yeni bir neslin devralıyor olması beni çok mutlu ediyor.</p>
<p>Başarılar,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Egitisim Kariyer Enstitusu</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-2/#comment-3022</link>
		<dc:creator>Egitisim Kariyer Enstitusu</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 11:22:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3022</guid>
		<description>Mükemmel yazmışsınız. Elinize sağlık Fatmanur Hanım. Dedikleriniz benim ve şirketimin için çok anlam ifade ediyor. Tekrar tekrar teşekkürler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mükemmel yazmışsınız. Elinize sağlık Fatmanur Hanım. Dedikleriniz benim ve şirketimin için çok anlam ifade ediyor. Tekrar tekrar teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Yasemin Sungur</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-2/#comment-3016</link>
		<dc:creator>Yasemin Sungur</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 00:17:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3016</guid>
		<description>Bir zamanlar ben de insan kaynakları yöneticisiydim. 

1977’de başlayan çalışma yaşamım boyunca o göreve ulaşmak için tutku ve heyecan ile geceli gündüzlü ne çok uğraşmıştım; bilgilenmiş, paylaşmış, gelişmiş ve değişmiştim… Sonra bir gün;
İnsan kaynakları nedir? Neden ve kim içindir insan kaynakları?
Sorularını sordum kendime ve paylaştığım herkese.
Cevabını bulamadım! Bulduklarım beni mutlu etmedi, zaman zaman bulduğumu sandım bilimsel yazılarda, uluslararası konferanslarda, edebi kaynaklarda, gazetelerdeki şirket haberlerinde. 
Ama uygulamada hayır, kocaman bir hayır.
İnsan kaynakları… “Kaynak” tamam, anlaştık. Hatta en değerli kaynak, ama neden “İnsan”? İnsan bunun neresinde?
İnsan, modern dünyanın kralı. Hem kaynak olarak, hem tüketici olarak. 
Hızla değişen, büyüyen yeni ekonominin odak noktası insan.
Bilginin sahibi, üretimin vazgeçilmezi, pazarlamanın kralı, çözüm üreten ve yaratıcı.
İşte. insan kaynaklarının “insan”ı bu olmalı.
Değer yaratan, “tek” ve “özel”, tüketici olarak kral ilan edilen insan, çalışan olarak da odak noktasına konulmalı.
Yönetim insan kaynaklarına sahip çıkmalı, projeler kâğıt üstünde kalmamalı, iyileştirmeler belge almak için göstermelik önlem olmamalı, çalışan memnuniyeti kalite çalışmalarının bir maddesi olarak kalmamalı.
Müşteri odaklı şirketin yönetimi ile kendi insan kaynaklarının yönetimi arasında bağlantı kurulmalı. Üretim ve verim konusundaki talepler ile çalışanların istekleri arasında denge kurulmalı.
Gelecek, hem tüketici hem de çalışan olarak insanı gerçekten odak noktasına koyabilen şirketlerin olacak.
Ben hâlâ aynı soruyu aklı eren herkese soruyorum. 

Neden ve kim içindir insan kaynakları?

KARİYERim GELECEK mi? adlı kitabımdan...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar ben de insan kaynakları yöneticisiydim. </p>
<p>1977’de başlayan çalışma yaşamım boyunca o göreve ulaşmak için tutku ve heyecan ile geceli gündüzlü ne çok uğraşmıştım; bilgilenmiş, paylaşmış, gelişmiş ve değişmiştim… Sonra bir gün;<br />
İnsan kaynakları nedir? Neden ve kim içindir insan kaynakları?<br />
Sorularını sordum kendime ve paylaştığım herkese.<br />
Cevabını bulamadım! Bulduklarım beni mutlu etmedi, zaman zaman bulduğumu sandım bilimsel yazılarda, uluslararası konferanslarda, edebi kaynaklarda, gazetelerdeki şirket haberlerinde.<br />
Ama uygulamada hayır, kocaman bir hayır.<br />
İnsan kaynakları… “Kaynak” tamam, anlaştık. Hatta en değerli kaynak, ama neden “İnsan”? İnsan bunun neresinde?<br />
İnsan, modern dünyanın kralı. Hem kaynak olarak, hem tüketici olarak.<br />
Hızla değişen, büyüyen yeni ekonominin odak noktası insan.<br />
Bilginin sahibi, üretimin vazgeçilmezi, pazarlamanın kralı, çözüm üreten ve yaratıcı.<br />
İşte. insan kaynaklarının “insan”ı bu olmalı.<br />
Değer yaratan, “tek” ve “özel”, tüketici olarak kral ilan edilen insan, çalışan olarak da odak noktasına konulmalı.<br />
Yönetim insan kaynaklarına sahip çıkmalı, projeler kâğıt üstünde kalmamalı, iyileştirmeler belge almak için göstermelik önlem olmamalı, çalışan memnuniyeti kalite çalışmalarının bir maddesi olarak kalmamalı.<br />
Müşteri odaklı şirketin yönetimi ile kendi insan kaynaklarının yönetimi arasında bağlantı kurulmalı. Üretim ve verim konusundaki talepler ile çalışanların istekleri arasında denge kurulmalı.<br />
Gelecek, hem tüketici hem de çalışan olarak insanı gerçekten odak noktasına koyabilen şirketlerin olacak.<br />
Ben hâlâ aynı soruyu aklı eren herkese soruyorum. </p>
<p>Neden ve kim içindir insan kaynakları?</p>
<p>KARİYERim GELECEK mi? adlı kitabımdan&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Ömür Ertanış</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-1/#comment-3015</link>
		<dc:creator>Ömür Ertanış</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 14:17:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3015</guid>
		<description>Merhaba,

Elinize sağlık çok güzel bir yazı.  Yalnız şu bölümde bir hata var galiba.

&quot;Ünvan boklörlüğü için Ülker’in Genel Müdürlerini saymanız yeterli!&quot;

boklörlüğü -&gt;bonkörlüğü</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,</p>
<p>Elinize sağlık çok güzel bir yazı.  Yalnız şu bölümde bir hata var galiba.</p>
<p>&#8220;Ünvan boklörlüğü için Ülker’in Genel Müdürlerini saymanız yeterli!&#8221;</p>
<p>boklörlüğü -&gt;bonkörlüğü</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: emre</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-1/#comment-3013</link>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 11:24:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3013</guid>
		<description>Batu Says: 

June 18th, 2009 at 8:57 am 
Erhan,

Güçlülerin egosu yüksektir.

---

Güçlülerin değil kendilerini değersiz hissedenlerin egoları yüksektir (ha kendilerine o kadar yabancılaşmışlardır ki bunu göremezler o ayrı). 

Egoları yüksektir, çünkü vakti zamanında kendilerine verilmemiş olan değeri, umutsuz bir çaba içerisinde kendi kendilerine vermeye çalışırlar.

Benliklerini şişirirler ve tamamen gerçekdışı bir şekilde &quot;üstün&quot; olmak için çabalarlar. Bu durum, kendi gerçek benlikleriyle yüz yüze gelmekten kaçınmalarını sağlayan bir çeşit savunma mekanizmasıdır. 

Değersizlik duygusu taşıyan insanlar kendilerini üstün hissetmek zorundadır. Bunu da kendilerini sürekli diğer insanlarla kıyaslayarak ve onlardan üstün olduklarını kendilerine kanıtlayarak sağlamaya çalışırlar. Zoraki bir kendi kendini ikna mekanizmasıdır bu. Karşıdaki insanı ezmek bunun en kolay yoludur.

Çalışanlarını işten çıkarmaktan zevk duyduğunu söyleyen birini tanıyorum ve toplumsal yapımız gözönünde bulundurulduğunda iş dünyası içerisinde benzer davranış kalıpları gösteren insanların cirit attığından adım gibi eminim. 

Bir düşünsenize! O kadar güçlüsünüz ki(!!!) karşıdaki kişinin tüm yaşamını aldığınız kararlarla değiştirebiliyorsunuz! Nasıl bir doyum nasıl bir tatmin ama, di mi? Tek kötü tarafı asıl soruna çözüm getirmektense kısa süreli bir ağrı kesici olarak etki etmesi! Yan etkileri de cabası:))) 
 
Son olarak, yukarıda yazdıklarım gözönünde bulundurulursa İK faktörünün, kişisel üstünlüğünü karşısındaki kişiye kanıtlama noktasında kendisini değersiz hisseden kişiye ne büyük kolaylık sağladığını gözden kaçırmak için &quot;...&quot; olmak lazım. Tırnak içerisini de siz doldurun artık:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Batu Says: </p>
<p>June 18th, 2009 at 8:57 am<br />
Erhan,</p>
<p>Güçlülerin egosu yüksektir.</p>
<p>&#8212;</p>
<p>Güçlülerin değil kendilerini değersiz hissedenlerin egoları yüksektir (ha kendilerine o kadar yabancılaşmışlardır ki bunu göremezler o ayrı). </p>
<p>Egoları yüksektir, çünkü vakti zamanında kendilerine verilmemiş olan değeri, umutsuz bir çaba içerisinde kendi kendilerine vermeye çalışırlar.</p>
<p>Benliklerini şişirirler ve tamamen gerçekdışı bir şekilde &#8220;üstün&#8221; olmak için çabalarlar. Bu durum, kendi gerçek benlikleriyle yüz yüze gelmekten kaçınmalarını sağlayan bir çeşit savunma mekanizmasıdır. </p>
<p>Değersizlik duygusu taşıyan insanlar kendilerini üstün hissetmek zorundadır. Bunu da kendilerini sürekli diğer insanlarla kıyaslayarak ve onlardan üstün olduklarını kendilerine kanıtlayarak sağlamaya çalışırlar. Zoraki bir kendi kendini ikna mekanizmasıdır bu. Karşıdaki insanı ezmek bunun en kolay yoludur.</p>
<p>Çalışanlarını işten çıkarmaktan zevk duyduğunu söyleyen birini tanıyorum ve toplumsal yapımız gözönünde bulundurulduğunda iş dünyası içerisinde benzer davranış kalıpları gösteren insanların cirit attığından adım gibi eminim. </p>
<p>Bir düşünsenize! O kadar güçlüsünüz ki(!!!) karşıdaki kişinin tüm yaşamını aldığınız kararlarla değiştirebiliyorsunuz! Nasıl bir doyum nasıl bir tatmin ama, di mi? Tek kötü tarafı asıl soruna çözüm getirmektense kısa süreli bir ağrı kesici olarak etki etmesi! Yan etkileri de cabası:))) </p>
<p>Son olarak, yukarıda yazdıklarım gözönünde bulundurulursa İK faktörünün, kişisel üstünlüğünü karşısındaki kişiye kanıtlama noktasında kendisini değersiz hisseden kişiye ne büyük kolaylık sağladığını gözden kaçırmak için &#8220;&#8230;&#8221; olmak lazım. Tırnak içerisini de siz doldurun artık:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Erhan</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-1/#comment-3012</link>
		<dc:creator>Erhan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 07:15:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3012</guid>
		<description>Faruk, sorumu tartışma olarak algıladın ve cevap vermedin. Google&#039;a bakardım ama sana sormuştum üzerine konuşabiliriz diye. Başlık atıyorsan altını da yaz lütfen, 3 oldu. Ben İK&#039;cı değilim, google&#039;da zamanımı harcamak için bana bir getirisi olması lazım konunun.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Faruk, sorumu tartışma olarak algıladın ve cevap vermedin. Google&#8217;a bakardım ama sana sormuştum üzerine konuşabiliriz diye. Başlık atıyorsan altını da yaz lütfen, 3 oldu. Ben İK&#8217;cı değilim, google&#8217;da zamanımı harcamak için bana bir getirisi olması lazım konunun.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Faruk</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-1/#comment-3011</link>
		<dc:creator>Faruk</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 06:56:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3011</guid>
		<description>erhan tartisma amacli yazmadigimi belirttim. merakini google gecirebilir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>erhan tartisma amacli yazmadigimi belirttim. merakini google gecirebilir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Erhan</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-1/#comment-3010</link>
		<dc:creator>Erhan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 06:52:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3010</guid>
		<description>Faruk,

Ben improvize derken yani doğaçlama derken, mülakatı mülakat tekniklerine göre değil kendi kafalarına göre yapıyorlar demek istedim. Yani, notlarla çalmak farklıdır, rastgele çalmak farklıdır, bu arada iyi bir improvizasyon ancak işe yeteneği olan biri tarafından iyi yapılabilir.

Çok merak ettim, senin bahsettiğin improvize mülakat nedir, açar mısın?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Faruk,</p>
<p>Ben improvize derken yani doğaçlama derken, mülakatı mülakat tekniklerine göre değil kendi kafalarına göre yapıyorlar demek istedim. Yani, notlarla çalmak farklıdır, rastgele çalmak farklıdır, bu arada iyi bir improvizasyon ancak işe yeteneği olan biri tarafından iyi yapılabilir.</p>
<p>Çok merak ettim, senin bahsettiğin improvize mülakat nedir, açar mısın?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Faruk</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-1/#comment-3009</link>
		<dc:creator>Faruk</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 06:33:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3009</guid>
		<description>tartisma amacli soylemiyorum sadece bilgi paylaşımı için: improvize mulakat genel kabul gormus bir mulakat teknigidir. Informal Chat / Serbest Görüşme diye geçmektedir literatürde.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>tartisma amacli soylemiyorum sadece bilgi paylaşımı için: improvize mulakat genel kabul gormus bir mulakat teknigidir. Informal Chat / Serbest Görüşme diye geçmektedir literatürde.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Erhan</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-1/#comment-3008</link>
		<dc:creator>Erhan</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 20:43:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3008</guid>
		<description>Merhaba Sabih,

Güzel yazıydı. Ama bu dediğin daha çok İK&#039;yı iyi bilen ama yönetici baskısı yaşayan İK&#039;cılar için geçerli. Türkiye&#039;deki sorun İK&#039;yı bilmeyen İK&#039;cıların çoğunluk olması çünkü İK eğitimi üniversitelerde nadir. Bu eğitimsiz İK&#039;cılar da improvize takılıp görüşmeleri katlediyorlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Sabih,</p>
<p>Güzel yazıydı. Ama bu dediğin daha çok İK&#8217;yı iyi bilen ama yönetici baskısı yaşayan İK&#8217;cılar için geçerli. Türkiye&#8217;deki sorun İK&#8217;yı bilmeyen İK&#8217;cıların çoğunluk olması çünkü İK eğitimi üniversitelerde nadir. Bu eğitimsiz İK&#8217;cılar da improvize takılıp görüşmeleri katlediyorlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Sabih Parlakyıldız</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-1/#comment-3007</link>
		<dc:creator>Sabih Parlakyıldız</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 19:30:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3007</guid>
		<description>Herkese merhaba,

İnsan Kaynaklarından sorumlu kişilerin de birer insan olduğunu, çoğumuz gibi benzeri çetin ve sinir bozucu  görüşmeleri yaparak o göreve layık görüldüklerini atlamamak lazım gibi geliyor bana.Ancak bu göreve başladıktan sonra ne kadar idealist, ne kadar işlerinin ehli olurlarsa olsunlar  neticede patronlarının, genel müdürlerinin ya da direktörlerinin  işe alım konusundaki vizyonuna paralel hareket etmek zorunda kalabiliyorlar diye düşünüyorum.Bu konuda da maalesef firma sahipleri ve nihai karar verici noktadaki yöneticiler, gerekli kurumsal ve bilimsel yaklaşımları sergilemekte başarısız bir resim sergiliyorlar ve bunun da ötesinde İnsan Kaynakları yöneticilerine tam bağımsız karar verme inisiyatifini bırakamıyorlar genelde.Onların bu tutumu da  idealleri ve yöneticilerinin bakış açısı yerine kendi-takıma uygunluk,ilişkiyönetimi,hırs,tutarlılık,karlılık odaklı düşünce biçimi- gibi işe alım kriterleri ile hareket etmeleri halinde İnsan Kaynakları yöneticilerinin işlerini kaybetme riski ile karşı karşıya kalmalarına sebep olabiliyor kimi zaman…

Biraz ütopik olacak ama ne zaman ki, İnsan Kaynakları yöneticileri, üzerlerindeki yöneticilerini İnsan Kaynakları Yönetimi’ne yönelik eğitim almaları konusunda ikna edebilirler, işte o zaman  kendilerinin de aslında gayet iyi bildiği doğru kriterler ve İnsanca yaklaşımlarla işlerini yapabilir ve işe alım kararlarında yöneticilerinin kendilerine tam bağımsızlık  vermelerini sağlayabilirler….kim bilir?..birgün...umarım:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese merhaba,</p>
<p>İnsan Kaynaklarından sorumlu kişilerin de birer insan olduğunu, çoğumuz gibi benzeri çetin ve sinir bozucu  görüşmeleri yaparak o göreve layık görüldüklerini atlamamak lazım gibi geliyor bana.Ancak bu göreve başladıktan sonra ne kadar idealist, ne kadar işlerinin ehli olurlarsa olsunlar  neticede patronlarının, genel müdürlerinin ya da direktörlerinin  işe alım konusundaki vizyonuna paralel hareket etmek zorunda kalabiliyorlar diye düşünüyorum.Bu konuda da maalesef firma sahipleri ve nihai karar verici noktadaki yöneticiler, gerekli kurumsal ve bilimsel yaklaşımları sergilemekte başarısız bir resim sergiliyorlar ve bunun da ötesinde İnsan Kaynakları yöneticilerine tam bağımsız karar verme inisiyatifini bırakamıyorlar genelde.Onların bu tutumu da  idealleri ve yöneticilerinin bakış açısı yerine kendi-takıma uygunluk,ilişkiyönetimi,hırs,tutarlılık,karlılık odaklı düşünce biçimi- gibi işe alım kriterleri ile hareket etmeleri halinde İnsan Kaynakları yöneticilerinin işlerini kaybetme riski ile karşı karşıya kalmalarına sebep olabiliyor kimi zaman…</p>
<p>Biraz ütopik olacak ama ne zaman ki, İnsan Kaynakları yöneticileri, üzerlerindeki yöneticilerini İnsan Kaynakları Yönetimi’ne yönelik eğitim almaları konusunda ikna edebilirler, işte o zaman  kendilerinin de aslında gayet iyi bildiği doğru kriterler ve İnsanca yaklaşımlarla işlerini yapabilir ve işe alım kararlarında yöneticilerinin kendilerine tam bağımsızlık  vermelerini sağlayabilirler….kim bilir?..birgün&#8230;umarım:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Erhan</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-1/#comment-3006</link>
		<dc:creator>Erhan</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 17:21:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3006</guid>
		<description>Faruk,

&quot;takıma uygunluk, ilişki yönetimi, hırs, tutarlılık,karlılık odaklı düşünce biçimi ve inkar edilemez bir biçimde dış görünüm işe alım kararını etkilemektedir&quot; demişsin.

Saydıklarının hepsi firma çıkarına şeyler.

“firma çıkarları vardır, insan kaynakları hikaye” demişim

&quot;bir şirketin çıkarları olmaması kulaga garip gelmez mi? insan kaynakları bir hikaye ise sizin bu hikayede yeriniz neresi?&quot; demişsin

Bir İK&#039;cı olarak, (bu arada İ insan anlamına geliyor) sadece firma çıkarlarından bahsediyorsan, “firma çıkarları vardır, insan kaynakları hikaye” tespitim doğru gözüküyor.

Bence istisnalar hariç tüm İK&#039;cıların departmanı insan kaynakları değil, her zaman dediğim gibi çalışan, personel veya aday kaynakları, bu yüzden insan kaynakları hikayedir dedim.

&quot;What you give is what you get&quot; sadece çalışana söyleniyor günümüzde. Sizler unutmayın ki bu sizin için de geçerli: &quot;What you give is what you get&quot;. Eğer siz hep bana bana şirket çıkarları namelerinde olup, bencil davranıyorsanız, başvuran da bencil davranır. Size açık olmaz, saklar, kendini düşünür ve yeri geldiğinde fake bile atabilir.

Bencil olmayıp insana değerini veren organizasyona değeri verilir. O yüzden hiçbir şirket ahh vahhh şu başvuranlarda şöyle demesin. Statüko gösteriyor ki İK departmanları sınıfta kalmış. Sınıflarını geçsinler, bencil olmasınlar, insana değer versinler. Bunu onlar yapmalılar, çünkü bir ordu gibiler. Bunu tek bir başvurandan beklerlerse olay orman kanunlarına döner, güçlünün istediği olmuş olur. Güçlü örnek olmalıdır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Faruk,</p>
<p>&#8220;takıma uygunluk, ilişki yönetimi, hırs, tutarlılık,karlılık odaklı düşünce biçimi ve inkar edilemez bir biçimde dış görünüm işe alım kararını etkilemektedir&#8221; demişsin.</p>
<p>Saydıklarının hepsi firma çıkarına şeyler.</p>
<p>“firma çıkarları vardır, insan kaynakları hikaye” demişim</p>
<p>&#8220;bir şirketin çıkarları olmaması kulaga garip gelmez mi? insan kaynakları bir hikaye ise sizin bu hikayede yeriniz neresi?&#8221; demişsin</p>
<p>Bir İK&#8217;cı olarak, (bu arada İ insan anlamına geliyor) sadece firma çıkarlarından bahsediyorsan, “firma çıkarları vardır, insan kaynakları hikaye” tespitim doğru gözüküyor.</p>
<p>Bence istisnalar hariç tüm İK&#8217;cıların departmanı insan kaynakları değil, her zaman dediğim gibi çalışan, personel veya aday kaynakları, bu yüzden insan kaynakları hikayedir dedim.</p>
<p>&#8220;What you give is what you get&#8221; sadece çalışana söyleniyor günümüzde. Sizler unutmayın ki bu sizin için de geçerli: &#8220;What you give is what you get&#8221;. Eğer siz hep bana bana şirket çıkarları namelerinde olup, bencil davranıyorsanız, başvuran da bencil davranır. Size açık olmaz, saklar, kendini düşünür ve yeri geldiğinde fake bile atabilir.</p>
<p>Bencil olmayıp insana değerini veren organizasyona değeri verilir. O yüzden hiçbir şirket ahh vahhh şu başvuranlarda şöyle demesin. Statüko gösteriyor ki İK departmanları sınıfta kalmış. Sınıflarını geçsinler, bencil olmasınlar, insana değer versinler. Bunu onlar yapmalılar, çünkü bir ordu gibiler. Bunu tek bir başvurandan beklerlerse olay orman kanunlarına döner, güçlünün istediği olmuş olur. Güçlü örnek olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Yeliz</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/comment-page-1/#comment-3005</link>
		<dc:creator>Yeliz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 17:01:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/06/14/davranis-bozukluklari/#comment-3005</guid>
		<description>Hepinize merhaba,

Bu konu biraz ortalığı karıştırmış. Ben New York&#039;da orta ölçekli bir şirketin HR müdürüyüm. Burada da adaylara maaş beklentilerini soruyoruz, ancak söylemezlerse, ısrarcı davranmıyoruz. Burada sormadığımız sorular arasında &quot;evlimisin, çocuğun var mi?, eşin ne iş yapıyor&quot; geliyor. Bu sorular Türkiye&#039;de soruluyor ve sormanın ne kadar zararli oldugunu soylemek isterim. Evet, burada yasalar gerektiriyor. Ancak umarim IK uzmanlari bu konuda harekete gecer ve yasa cikarttirirlar. Insana insan olarak ve sadece yeteneklerine odaklanarak bakma imkani veriyor. Kimsin, kimin cocugusun, kocan hangi isle mesgul detayi ciddi anlamda ayrimcilik yaratiyor. Turkiye&#039;de ise bu malesef insanlarimizin isine geliyor. Bunca IK danismanlik sirketi var Turkiye&#039;de. Elinizi sallasaniz ellisi. Hangisi ust konularla ilgileniyor?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hepinize merhaba,</p>
<p>Bu konu biraz ortalığı karıştırmış. Ben New York&#8217;da orta ölçekli bir şirketin HR müdürüyüm. Burada da adaylara maaş beklentilerini soruyoruz, ancak söylemezlerse, ısrarcı davranmıyoruz. Burada sormadığımız sorular arasında &#8220;evlimisin, çocuğun var mi?, eşin ne iş yapıyor&#8221; geliyor. Bu sorular Türkiye&#8217;de soruluyor ve sormanın ne kadar zararli oldugunu soylemek isterim. Evet, burada yasalar gerektiriyor. Ancak umarim IK uzmanlari bu konuda harekete gecer ve yasa cikarttirirlar. Insana insan olarak ve sadece yeteneklerine odaklanarak bakma imkani veriyor. Kimsin, kimin cocugusun, kocan hangi isle mesgul detayi ciddi anlamda ayrimcilik yaratiyor. Turkiye&#8217;de ise bu malesef insanlarimizin isine geliyor. Bunca IK danismanlik sirketi var Turkiye&#8217;de. Elinizi sallasaniz ellisi. Hangisi ust konularla ilgileniyor?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

