resim
Ana Sayfaya Dön


Türkiye’nin En Başarılı Iş Adamlarının Sosyal Medya Kullan(a)mama Sebepleri

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Sosyal Medya, Sosyal Medya Dünyası, Yönetim
24 Apr 2011

Internet teknolojilerine adaptasyonumuz aslında zor oluyor. Her ne kadar facebook’u kullanan 3. ülke olsak da, internet teknolojilerine adaptasyonumuzun hızını ve seviyesini tek bir sosyal medya aracına indirgemek pek doğru değil.

Ama biz bunu sürekli yapıyoruz.

Örneğin, Amerikalılar kendi ülkelerinde ki Y jenerasyonu ile ilgili araştırmalar yapıyor, Türkler bu araştırmaları alıyor ve burada da durum böyledir diye eğitim programlarına ve seminerlere başlıyor. Türkiye’de Y jenerasyonunun ABD’de ki Y jenerasyonundan çok ciddi farklara sahip olduğuna inanıyorum. Birileri araştırma yapsa ve sonuçlara göre hareket etsek elbette daha iyi olacak.

Doğru bilinen yanlışların bir diğeri de Türkiye’de alanlarında en başarılı şirketlerin sahipleri, genel müdürleri, CEO’larının sosyal medyayı kullan(a)mama sebeplerinde görüyoruz.

Örneğin sektöründe öncü olanların sosyal medya araçlarını kullanmaya ihtiyacı olmadığı gibi bir önerme var. Onlarsız da başarılı olabilir deniyor. Ben de onlarsız başarılı olamazlar diyorum, çünkü internet teknolojilerini anlamak facebook’da hesap açtırmanın ötesindedir.

Internet teknolojilerini “sosyal medya” ile sınırlandırmanın da ayrıca yanlış olduğunu söylemeliyim. Neden mi? 

Türkiye’de şirketlerin yönetiminde olanların teknolojik gelişmelerden bir haber olduğu net. Oysa, hayatımızı böylesine değiştiren mecraların anlaşılmaması ve şirketlerin gelişmelerine nasıl fayda katacağı hakkında bilgi sahibi olunmamasının “dünyayı takip edememekle” ayrıca “geleneksel yöntemlere kitlenmekle” ilişkisinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Bir diğer sebepse, yenilikçilik her ne kadar hepimizin dilinde olsa da, iş aksiyona geldiğinde yenilikçiliğin getirilememesi, değişen dengelere hakim olunamamakla ilgili bir durumdur.

Dünyayı değiştiren teknolojileri anlama seviyesinde henüz bu kadar geri plandaysak, yaratma seviyesinde nasıl ileri olabiliriz?

Dev şirketlerin e-ticaret sitelerine bir bakın. oldukça basit bir anlayışla yapılan çalışmaları göreceksiniz. Oysa dünya aldı başını gidiyor. Yönetimler bu mecraları anlamadığı sürece Türkiye’nin öncü çalışmalara imza atması uzun yıllar alır. Nevzat Aydınların çıkıp, eski nesil yöneticilere iş modellerinin nasıl geliştiğini göstermesi gerekir. Trendyol gibi 20’lik yöneticilerin çıkıp, Ipekyol’a alternatif satış kanalları nasıl açılır anlatması gerekir.

Alanında ilk üçte olan şirket sahiplerinin, genel müdürlerin, yönetim kurulu üyelerinin bu mecraları kullanmıyor olmaları, onların bu mecralara ihtiyacı olmadığını göstermez. Gösterdiği bir şey varsa o da zamana ayak uyduramadıklarıdır.

Bu teknolojilerden anlamak twitter ve facebook’da bir hesap açmanın ve buralarda kaç takipçinizin olduğunun çok ötesinde bir durum. Yine de eğer bir CEO’nun facebook hesabı olmalı mı olmamalı mı şüphesindeyseniz, Forbes’un şu haberine bir göz atın. Sadece Türk CEO’ları değil, Fortune 500’e giren şirketlerin CEO’ları da sosyal medya kullanımında epey geride. Arada ki fark onlar bu mecraları anlamasa ya da kullanmasa da şirketlerinin bu mecraları kullanmalarına engel değil. Çok önemli bir fark olduğuna inanıyorum.

Türkiye gelişen teknolojileri uygulamakta böylesine gecikirse, yaratmakta nasıl gecikmesin?

Işin üzücü tarafı, şirketlerde fark yaratacak canavar gibi çalışanlar var. Onların söylediklerini anlamayan yönetimler olunca, fark yaratmak da zor oluyor. Ve lütfen ikna yöntemlerinden bahsetmeyin. Hala satışın sadece yüz yüze olacağına gönülden bağlı olan, teknolojiden hiç anlamayan bireyleri ikna etmek bin dereden su getirmek gibidir.

Alanında ilk üçte olan şirket yönetimlerinin internet teknolojilerine el atmak zorunda olmasının en temel sebebi, yenilikçi yaklaşımlarla iş modellerini destekleyerek, değiştirerek ya da geliştirerek fark yaratmalarına imkan vermesidir. Robert Scoble’ın The Conversational Corporation isimli e-kitabı fark noktalarına değiniyor. Inovasyon dediğimiz şey ar-ge departmanlarında yapılan çalışmalardan ibaret değildir. Yenilikçi yaklaşımlarla büyüyebilmek, alanınızda ilklere imza atabilmek bu teknolojilere kulak vermekle mümkün. Uygulayan değil yenilikleri yaratan olabilmek için dünyada ki gelişmeleri sadece takip etmek değil onları hızlı uygulayabilmek de gerekir.


Share

YORUMLAR
24 Apr 2011 - 4:30 am

”Uygulayan değil yenilikleri yaratan olabilmek” benim için en önemli kısım sanırım. Ellerinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.

24 Apr 2011 - 4:56 am

Kullanıcı dostu e-ticaret sayfası hazırlamak gerçekten çok zahmetli ve maliyetli bir iş. Sürekli geliştirmeyi, optimize etmeyi ve kullanıcı deneyimini arttırmayı gerektiriyor.

“Dev şirketlerin e-ticaret sitelerine bir bakın. oldukça basit bir anlayışla yapılan çalışmaları göreceksiniz.”

O kadar doğru ki tespitiniz, öyle özensiz, sıradan, kullanılabilirlikten sınıfta kalan e-ticaret siteleri var ki, hem de dev markaların…

Ama ben inanıyorum ki e-ticaretin hacmi ve önemi arttıkça, bu konuda daha bilinçli bireyler çıktıkça, çok başarılı e-ticaret siteleri çıkacaktır. Umarım yakın zamanda dev markalarda gözlerini açarlar, yoksa yakın zamanda çok kan kaybedecekleri kesin.

“Internet teknolojilerini “sosyal medya” ile sınırlandırmanın da ayrıca yanlış olduğunu söylemeliyim.”

Fatma Hanim, gercekten cok güzel bir tespit daha. Bu aralar sosyal medya ile yatıyoruz sosyal medya ile kalkıyoruz. Evet sosyal medya belki önemli, ama internet sosyal medyadan ibaret değil ve olmayacak da.

Bu güzel yazınız için teşekkürler.

24 Apr 2011 - 7:56 am

Tespitlerinize katılmamak mümkün değil. Her gün yeni bir şeyler öğreniyorum ve yaptığım işe nasıl uygularım diye düşünüyorum bunları öğrendikçe. Bunu yapmayanlara da çok kızıyorum. Elinize sağlık.

24 Apr 2011 - 9:49 am

Bu dönem içerisinde interneti sosyal medyadan ibaret sanan sadece yönetimler değil aslında, toplumun çoğu. Anlamak için biraz daha derine inmek gerekiyor. Tespitlerinize katılmamak elde değil ve sizi takip etmek bana gerçekten büyük bir motivasyon veriyor. Sebebine gelince, bunca eğitim ve deneyimlerimizi sadece ikna etmek ve bir gün belki konuştuğumuzu anlayan yönetimler çıkar diye beklemek öyle moral bozucu ki. Üstün körü düşünce hayat tarzımız olmuş sanki. Bizler çok yakında Türkiyenin en önemli ış insanları olacağız. Çok yakında. Farklı bir iş dünyası olacak o zaman…

24 Apr 2011 - 8:53 pm

Bence “CEO’ların sosyal medya kullanımı” sadece bir gösterge. İşin kökü daha derinlerde. Önce, “sanayi devrimi” sonrasına ait yönetim felsefelerini bırakmak gerekiyor. http://ugurozmen.com/bilisim/mba-diplomasini-ne-yapmali

Her ne kadar döneminde haklı bile olsa, Weber’in “orduya dayalı” organizasyon modelinin terkedilmesi söz konusu. Yeni yapıları uygulamaya geçirmek de çok kolay değil.

Yazıda “Uygulayan değil yenilikleri yaratan olabilmek için dünyada ki gelişmeleri sadece takip etmek değil onları hızlı uygulayabilmek de gerekir.” demişsin. Dünyanın en hızlı bilinen BÜYÜK şirketleri bile “innovasyon kültürünü tabana yaymak 5 – 6 yılımızı aldı” derken, hızlı uygulamak, daha kötü sonuçlara neden olur.

En azından kendi fikrini beğenen, ama fikri için mücadele etmek yerine “beni anlamadılar” demeyi daha çok seven insanların da değişmesi gerekiyor.

Hem yenilikçilik, hem de Türkiye’deki girişimcilik kültürü hakkında çok yazdım. Kendileri şirket kurar kurmaz, şikayet ettikleri patronlardan beter oluyorlar.

Yani, yenilikçiliğe üst yönetim niyetlense bile, onu destekleyemeyen “fikir sahipleri” olduğu sürece, hızlı uygulama değil, kurumsal bakış açısı değiştirme gerekir.

Aksi koşulda sürdürülebilir yenilikçilik kültürü oluşmaz diye düşünüyorum.

Sizin Yorumunuz
Adınız Soyadınız
E-posta
Web Sitesi
Yorum

CV TEKNİKLERİ E-BÜLTEN
Ad Soyad
E-Posta

YURTDIŞI SERTİFİKA PROGRAMLARI
Ad Soyad
E-Posta
YENİ YAZILARDAN HABERDAR OL

KONULAR
SİTEDE ARA
Hedefe Koşanlar
Acıtan Kariyer Hataları
Cesur Fikirler
Girişimcinin Ruh Halleri
İş ve Hayat Dengesi
Sosyal Medya Dünyası