Ideallerimiz Vardı. Bir Zamanlar.Ya Şimdi?
Geçen hafta Güney Afrika’da 2008 yılında kurulan African American Academy’i gezdim. Idealleri olan 180 öğrenci okuyor burada. Ülkelerine, dünyamıza daha iyi gelecek yaratabilmek için özenle seçilmiş öğrenciler…
Ne istediklerini bilen, fikirlerini sunmaktan çekinmeyen, öz güvenleri yüksek, kendileriyle barışık ve kim olduklarının farkında olan bir avuç öğrenciyi yakından tanıdım. Idealleri olan bu gençlerin bir çoğu ilginç bir şekilde 13 yaşında düşüncelerini, emellerini, ideallerini üst düzey makamlara yazılı bir şekilde iletmiş öğrenciler. Şu an yaşları 18-19. Hepsi de potansiyellerinin farkında, güçlü, mütevazi ve hayatlarında ne yapmak istediklerinin farkında öğrenciler…
Bu durum beni meraklandırdı. Yani 13 yaşında ki keramet nedir acaba?
Meraklanmamın sebebi, dönemin ABD Başkanına mektup yazmış çok sevdiğim bir insanın da olması. IQ’su 137, yani dünya ortalamasında %1 içine giriyor. ABD’de çok az öğrenciye nasip olan Truman Bursu’nu kazanarak “Uluslararası ilişkiler ve politika” okumaya hak kazanıyor. Ama o bu bursu itiyor ve hayatına farklı bir yön vermeye karar veriyor…
Afrikalı öğrencilerin kendilerine olan güvenlerinin nasıl bu kadar yüksek olduğunun cevabını henüz tam olarak bilemiyorum. Ancak gözlemlerimin doğru olduğunu American Association of University Women tarafından yapılan araştırmanın kanıtladığını görüyorum. Bu araştırmaya göre Afrika kökenli Amerikalıların (kız) özgüvenleri (beyaz) Amerikalılara oranla hem ilkokul çağında hem de ortaokul çağında daha yüksek. Öyle ki, Amerikalı kız öğrencilerin ortaokul çağında özgüvenleri %31 oranında düşüş gösterirken, Afrikalı Amerikalılarda sadece %7 oranında bir düşüş görülüyor.
Johannesburg’de girdiğim bir müzede apartheid sırasında vefat edenlerin isimlerinin yazılı olduğu camın önünde şöyle bir cümleye rastladım. “Artık hiçbirşeyden korkmuyoruz.” Kenya’lı bir dostuma bu özgüvenin nereden geldiğini sorduğumda o da şöyle cevap verdi: “O kadar çok acı çektik ki, acı çekmekten bıktık. Korkacak birşeyimiz yok artık.”
Öyleyse, belki de özetle özgüveni artıran korkacak birşeyimizin olmaması, çünkü bizi korkutan her ne olursa olsun, üstesinden gelebilecek gücü hissediyor olmamız.
Belki de bir diğer sebebi de hayatlarını ne uğurda ve nasıl yaşamak istediklerinin farkında olmaları…
slm fatmanur hanım konuyu 2 kez yazmışsınız..(but:) konu çok güzel..
Merhabalar Fatmanur Hanım,
Yazınızla yine beni benden alıp götürdünüz.
.Bir yazı bu kadar mı yalın…
.Bu kadar mı güzel yazılır???
Başarılı çalışmalarınızın devamını dilerken…böylesi güzel yazma bacerisini nerden kazandığınızı da yazmanızı rica ederim…
Kariyer Planlaması yaptığımız gençlere somut bir örnek olur..
Sevgilerimle..
Nursel hanım selamlar,
Yazılarımı beğenmenize memnun oldum. Yazma becerisini nereden kazandığımı sormuşsunuz. Açıkçası hiç düşünmedim daha önce bu soruyu. Etkisi olabileceğine inandığım birkaç hipotezim var: Kendimi bildim bileli hep ve sürekli yazıyorum. Çok fazla okurum, kitap, dergi, araştırma vs… Olayları derinden düşünmeyi seven bir yanım var. çok iyi bir gözlemci olduğuma inanıyorum. Bir de meraklı bir beynim var. Bunlar yazılarıma etki eden faktörler olabilir diye düşünüyorum.
Fatmanur hanım, yazılarınız hem çok eğitici ve öğretici aynı zamanda bir o kadar da keyifli. Çok teşekkürler..
Konu içerisinde vermiş olduğunuz linkler çok güzel. Konuyla alakalı daha derinlemesine bilgi sahibi olabiliyoruz. Steve Jobs’la ilgili olan makale benim gibi bir Steve hayranı için güzeldi.
Saygılar.




