resim
Ana Sayfaya Dön


Fırsatçılık Bir Strateji Değildir

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Iletişim, Kurumsal İletişim
09 Mar 2017

Çok şükür bir bayram seyran gününü daha hayırlısıyla atlattık!

8 Mart dolayısıyla Kurumsal İletişim bölümleri ve reklam ajansları, canla başla çalışarak duygusal bir reklam filmi ile başlarımızı döndürmeye çalıştı.

Önümüzde 23 Nisan var. Sanırım benzer bir performans için şimdiden kolları sıvayacak bazıları. Zira Türkiye’nin büyük şirketlerinin kurumsal iletişimden anladığı, malesef bu tür işlerden ibaret duruyor.

Türkiye’de Kurumsal İletişim’in tam anlamıyla hangi seviyede yapıldığını gösteren kritik bir göstergedir bayram seyranda yapılan reklam filmleri, sosyal medyada paylaşılan “ay ne duygusal di mi” tadında iletişim denemeleri.

Kurumsal İletişim, günümüzün en önemli birimi halinde olmasına rağmen, bu pozisyonların vahimliği içler acısıdır. Hala, ne o pozisyonu dolduran birkaç aklı başında yönetici haricinde, bu birimin ne işe yaradığı bilinir, ne de gerçek anlamda kurumsal iletişim yapması gereken işleri yapabilir.

Bayram seyranda iletişim yaparak iş yaptığını düşünen şirketlerin fırsatçı yaklaşımları, fikir bazlı çalışanlar olduğumuzun, iletişim stratejisinden anlamayan yönetimlerin ezici bir çoğunlukta olduğunu anlamamıza yardımcı olan sebepler arasında geliyor.

Gelin birlikte bakalım, reklam filmleriyle, kurumların pratikteki hikayeleri birbiriyle örtüşüyor mu?

wallstreet

Banu Saylağ, bir dönemler Türk Telekom şirketinin Medya İletişim Müdürü olarak çalışmış. Gazeteci çıkışlı bir kadın. 8 Mart günü için yazmış olduğu makalesini okumanızı öneririm. Banu bir konuyu kendine dert edinmiş bir kadın, yazısından belli. Bu kadından değişim yaratacak işler yapması beklenir, çünkü hayatta bir derdi var, belli. Banu’yu yaşatmazlar, çünkü bu yazıyı okuyan beyaz yakalılar, henüz kendi başlarına böyle birşey gelmediyse umursamaz, geldiyse de, memur maaşını almayı engelleyecek, kariyerine taş koyacak iş yapmak istemez.

Yani duyarsız kalmaya devam eder.

Çünkü iş dünyası, kendine yabancılaşmış, ötekine duyarsızlaşmış insanların yarattığı bir fanusta yaşayan bir çoğunluğun elinde ilerliyor.

Yorgunluk, isteksizlik, çaresizlik… bunları hissediyor olabiliriz hepimiz ama en fazla hissettiğimiz cesaretsizlik.

Yaratıcı olmaya, sistemin çürümüş düzenini bozmaya, iş dünyasına farklı bir yön vermeye çok ama çok azımızın cesareti var.

Çoğumuz koltuk koruma derdindeyiz.

Çoğumuz rahatımızı koruma derdindeyiz.

Çoğumuzun, içimize dert edindiğimiz, bizi harekete geçirecek bir iç mücadelesi yok.

Dün Sabancı Holding, 8 Mart dolayısıyla, Hayata Yöne Verenler isimli bir buluşma gerçekleştirdi. Kanımca, reklam filmi ile geçiştirilen vasat altı işlerin yanında, gül gibi parladı bu etkinlik.  Duygu yüklü, anadolu kadınının dramından esinlenmiş ve artık kabak tadı veren reklam filmlerinden sizde sıkıldıysanız, işini bilenlerin çalışmalarına odaklanmayı deneyebilirsiniz.


Share

YORUMLAR
12 Mar 2017 - 8:06 pm

Fırsatçılık olarak bakmıyorum ben olaya. Bir tarafgirlik oluyor sadece. Özellikle bir boya reklamına bu konuda çok atıfta bulunuldu. Hiç zannetmiyorum bu reklam sonrasında insanların gidip özellikle boya aldığını. Zaten o marka alanında lider konumda ve ayrıca reklamında bir takım mesajlar da vardı. Yani bu bir kesimin gözüne hoş geliyorsa bile bir başka kesimin gözüne hoş gelmiyor. Sonuç olarak bu işe fırsatçı tabiri bile kullanmak bana sorarsanız mantıklı değil.

Sizin Yorumunuz
Adınız Soyadınız
E-posta
Web Sitesi
Yorum

CV TEKNİKLERİ E-BÜLTEN
Ad Soyad
E-Posta

YURTDIŞI SERTİFİKA PROGRAMLARI
Ad Soyad
E-Posta
YENİ YAZILARDAN HABERDAR OL

KONULAR
SİTEDE ARA
Hedefe Koşanlar
Acıtan Kariyer Hataları
Cesur Fikirler
Girişimcinin Ruh Halleri
İş ve Hayat Dengesi
Sosyal Medya Dünyası