‘Eğitim’ kategorisi için Arşiv
Öğrenmeye Vakit Ayırmak, Güvenli Geleceklere Liderlik Etmektir
Liderliğin en önemli sırrı nedir sizce?
Devamı >>Yıkılan Hayaller, Yeni Ümitlere Hayat Verir
Bazen hayatı ve hayatın getirilerini kabul etmek zordur. Biten aşklar, ağlatır. Ölüm sorgulatır. Varılamayan hedefler, içimizi sızlatır. Çünkü hepsinin ardında yıkılan hayallerimiz, kaybolan umutlarımız vardır.
Yıkılan hayaller hayatımızın geri kalan kısmının anlamsız ve ümitsizliklerle dolu olduğuna işaret ettiğinde, hareketsiz kalırız. Geçmişimizle olan bağımız bugünümüz ve yarınımızdan daha kuvvetli olduğunda, yıkılanın sadece hayallerimiz değil aynı zamanda hayatımızın da olduğunu sanırız.
Oysa, yıkılan hayaller, hayal kurabilme gücümüzün sona erdiğine, yaratıcılığımızın ve hayat enerjimizin dibe vurduğuna işaret eder. Yeni ümitlerin yeşermesine, hayal gücümüzün daha da derinleşmesine yıkılan hayaller hayat verir. İşte hayat ve hayatın içinde dolanan bizler, bu kontrastların varlığında güçlenerek gelişiriz.
Devamı >>Düşünmeye Vakit Ayırmak, Geleceği Yaratmaktır.
Obsesif yönetimler düşünen çalışanların çalışmadığı yönünde bir fikre sahiptir. Geçenlerde kariyeryolculugu.com okurlarından biri beni aradı ve çalıştığı firma yönetimiyle ilginç bir diyalog yaşadığından bahsetti.
“Ihracat departman direktörüyüm. Departmanın işleyişini değiştirmem gerektiğine inanıyordum. Süreçler iyi değildi, yaratıcılık yok olma noktasındaydı. Günün belli aralıklarında sandalyemi alıp, duvarda asılı yağlı boya bir çalışmanın önünde oturuyordum.
İçimi coşturan bir çalışmaydı; kendimi iyi hissettiren, daha yaratıcı düşünmeme neden olan bir çalışma…
Devamı >>İş Dünyası Sıkıcı ve Anlamsız Geldiğinde Müzik Ruhun Gıdasıdır.
Doğduğumdan beri müzik hayatımın içinde.
Müzik hocalarım benden çok çekti. İçimden geldiği gibi çalmayı, improvize etmeyi, ruhumu dinleyerek notaları keşfetmeyi, müziği yaratmayı seviyordum. Onlarsa takmıştı herşeyi kuralına göre öğrenmem gerektiğine. Kurallarla aram hiç iyi olmamış anlayacağınız. O zaman bilmiyordum ama bana kalırsa yaratmak dediğimiz şey tam da bu. Başkalarının çok etkisinde kalmadan kendi iç sesini dinleyebilmek, onu bilgiyle harmanlamak ve özgün bir iş çıkartabilmek için kendi ruhunu ortaya koyabilmek.
Devamı >>
İçgüdülerinize Güvenmeyi Öğrenmek Daha Sağlam Kararlar Demek. Bazen.
Biliyorsunuz işte. İçinizden bir ses seçiminizin doğru olacağını söylüyor. Mantığınızsa sizi başka yöne çekiyor. Sonra gerginleşiyorsunuz çünkü iç sesi mi yoksa mantığınızı mı düşünmeniz gerektiğini bilemiyorsunuz.
İçgüdülerimize güvenmeyi öğrenmek, hayatta doğru seçimleri yapmamıza etki ediyor. Üstelik hafıza üzerine yapılan araştırmalarda içgüdülerin “şanslı bir seçim” yapmaktan çok öte bir durum olduğunu kanıtlıyor. Araştırmalar, karar alırken sadece mantıksal seçimler yerine içgüdülerimize de danışmanın önemli olduğunu savunuyor.
Albert Einstein (1879-1955), Physicist and Nobel Laureate
Peki, içgüdü dediğimiz şey nedir?
Devamı >>Daha Başarılı Olmak İçin, Mutluluk Eşiğinizi Artırın.
“Daha çok ama daha çok çalışırsam başarıya ulaşırım. Daha çok iş yapar, sürekli başarıya odaklanırsam, başarılı olurum. Bu da beni mutlu bir insan yapar.”
Etrafınıza bakın. En son ne zaman istediğiniz dostlarınızla bir araya gelebildiniz? Ne zaman rahat bir uyku çekebildiniz? Kaç zamandır günde 10 saatin altında bir çalışma temposuna sahipsiniz?
Günümüzde liderlik ve yönetim anlayışımız değişmek zorunda. Zannediyoruz ki insanların her saniyelerini karlılığı artırabilmek için kullanabilmek mümkün. Zannediyoruz ki başarılı şirket olabilmek için sıkı kurallar ve suyunu çıkarttığımız, beyaz yakalı köleler yetiştirmek bizleri daha karlı ve başarılı yapacak.
Yanılıyoruz çünkü pozitif psikoloji alanında yaptığımız çalışmalar durumun tam tersini gösteriyor. Başarıyı getiren mutlu ruh halimiz, sağlıklı düşüncelerimiz ve olumlu bakış açılarımız. Yani, başarı için önce mutluluk eşiğimizi yukarı çekebilen bireyler olmayı başarmamız gerekiyor. Başarı sonradan geliyor. Yani mutlu olmak için başarı değil, başarılı olmak için mutluluk gerekiyor.
Bu yüzden toksik iş ortamlarını verimli iş ortamları haline getirmek için çaba sarfetmeliyiz. Eğer iş ortamı düzelmiyorsa, o ortamdan mutlaka kaçmalıyız. Başarı stres ve kaygının yüksek olduğu ve teşvik edildiği ortamlarda değil, mutlu bireylerin, yeteneklerini her gün kullanabilen çalışanların bulunduğu ortamlarda yeşerir.
Devamı >>Yazılı Iletişim Becerisi Başarının Ya Kilit Noktasıysa?
Epey iddialı bir söylem aslında. Nasıl yani? Biz duygusal insanlarız, konuşarak anlaşırız… Yazılı iletişimin değeri bu kadar yüksek olabilir mi? Olabilir. Çalışırken önünüze bir email düşüyor. Hangisine önce cevap vermeyi istersiniz?
“Merhaba, Tamam, geri döncem.” (az tanıdığı bir profesyonelle yazışma)
Alternatifi:
“Merhaba Emel hanım,
Mesajınızı aldım ve size yarın geri dönebileceğim. Desteğiniz için teşekkür ederim.
Görüşmek üzere,
Alya”
Konuya bu basit örnekle başlamak istedim. Öyle basit olsun ki dedim okuyan “yok artık, bu mu önemli olan nokta?” desin. Buna benzer temel hataları yapanlar neden pek dikkate alınmadıklarını düşünüyor olabilir! Aşağıda bana bu şekilde yollanan emailleri aldığımda ekranımda nasıl beklemeye aldığımı görüyorsunuz. Bir tarihte mesajlarına cevap yazıyorum. Sadece önceliğim onlara olmuyor hepsi bu. Zaman kıymetlidir, öyleyse en temel hataları en aza indirmek için yüksek çaba harcamalıyız.
Hani şirketlerde yöneticiler bazen “yolladığınız emaillere beni de lütfen cc edin” der ya, işte bunun bir sebebi de, yapılan yazılı iletişimlerin ne derece uygun bir dille yapıldığına bakmak içindir. Tabi yönetim kademelerinin iletişim yeteneğinin zayıf olması da zincirleme olarak çalışanlara etki eder.
Iyi yazabilmek, doğru hitap edebilmek, kendimizi iyi ifade edebilmek aslında başarının temel taşları. Hayatımızın temeli iletişim. Hatta CEO’ların başarısız olmasının sebepleri arasında bilgilerin yazıya iyi dökülememesi bile gösteriliyor.
Devamı >>Neden Doktorayı Hala Bitiremedim?
Aslı Ergün bir Akademisyen. Uzun yıllar yurt dışında yaşamış ve dünyanın en iyi üniversitesinde burslu olarak Computer Science alanında PhD yapmaya hak kazanmış bir akademisyen. Aslı Ergün’ün öyküsü, kariyeryolculugu.com okurları için kendi kaleminden, bizlerle…
“Aslı Ergün: Herkes başarı anılarını anlatır. Kariyerinde neler yapıp nerelere geldiğini. Ben bunun tam tersini, başarısız olduğum anılarımı ve yaptıgım hataların bazılarını sizlerle paylaşacağım.
Hayata başarılı başladım. Hızlı adımlarla çıktım. Ortaokul birincisi, lise beşincisi olarak bitirdim. Çok yüksek puanla iyi bir universiteye girdim. Üniversitede bölümden iyi bir ortalama ile ayrıldım. Önce araştırma görevlisi olarak işe başladım. Ardından bir yurtdışı bursu kazanarak yurtdışına okumaya gittim. Başlangıçta yurtdışına gitmemem için etrafımda ki insanlar sorunlar çıkardı ama inatçıydım, hırslıydım. Sonuna kadar direnip yurtdışına gitmeyi başardım.
Devamı >>Zorla Eğitim Yerine, Merak Uyandırmayı Deneyin.
Üniversite de okumadığım hiç bir zamanı hatırlamıyorum. Benden muhteşem bir akademisyen olurdu! Kendimi bildim bileli sürekli yeni birşeyler öğreniyorum. Meraklıyım, içten gelen bir durum bu. Hülya Koçyiğit, kızı Gülşah için “hala okula gidiyor, elinde defter kitapla dolaşıyor, inanamıyorum” diyordu dün. Böyleyiz bazımız. Bize “eğitim al, şunu öğren” diyen olmuyor. Zaten meraktan, ilerlemeyi ve gelişmeyi tercih ettiğimizden her daim bir “kendimizi yenileme” sürecindeyiz.
Bir de şanslıyım, her çalıştığım şirketin hep bir eğitim programı vardı. Genellikle katılımcıların sıkıldığı, zoraki geldiği, zaten bildiğimiz şeyi söylüyorlar yine vakit kaybı denen şu eğitimler! Çok da haksız değil bunca çalışan. Sorun eğitimde ya da eğitimciden de kaynaklanmıyor. Kurumsal eğitimler “zoraki” yani “almak zorunda olduğunuz” almazsanız cezası olan durumlar. Şimdi bir düşünün hanginiz istemediğiniz ama zorla yapılması koşulu getirilen işlerden hoşlandınız?
Sorun, kelimenin kendisinde başlıyor. Eğitim.
Çalışanlar eğitilmek istemiyor.
Çalışanlar heyecanlarının kamçılanmasını, ilham almayı, meraklanmayı ve ardından öğrenmeyi kendileri başlatmak istiyor. Bir dolu insanın gönlünde başka heyecanlar yatıyor. Çoğu sadece para kazanmak için bir kurumda çalışıyor. Çalıştığınız ortamda sessiz, fazla tatlıya tuzluya dokunmayanlar varsa, içlerinde ve hayatlarında büyük cevherler vardır. Bu cevherler genelde şirketlerin pek de umursamadığı cevherler olduğundan, bu kişilerin ruhu kurur iş yerlerinde. Gönüllü aktivite kulüpleri bu yüzden önemlidir. Ruhların, yaratıcılığın yeniden fışkırmasını sağlar. En önemlisi nedir biliyor musunuz? O unuttuğunuz, ünvanı düşük arkadaşların “tanınması” ve esas kimliklerinin ortaya çıkmasını sağlar. Muhasebe departmanında yok olmuş biri, tiyatro çalışmalarını iş arkadaşlarına sunduğunda, alkışları duyduğunda, ertesi gün yataktan kalkması için değerleriyle uyumlu bir hayata merhaba deme sebebi olur.
Şirketler sadece ögrenmeyi ve yenilenmeyi körükleyen “itici güç” olduğunda, öğrenme işlemini başlatan ve ilerleten çalışan olur. Zorla katıldığınız ve dolayısıyla verim alamadığınız eğitimler, yerini gelişmeye ve daha verimli ortamlara bırakır.
Sonuçta pozitif yönetimin temeli de zaten budur.
Pozitif psikoloji akımını başlangıçından bu yana onu yakından takip ediyorum. Bu yıl ikincisi yapılacak olan Dünya Pozitif Psikoloji Kongresine de Temmuz ayında katılıyorum. Pozitif Psikoloji akımının kurucusu olarak bilinen Martin Seligman’ın yeni çalışmalarını duymak ve uygulamaya koymak için sabırsızlanıyorum. Ben, Amerika’da yapılacak olan kongreye katılıyorum. Avrupa’da eş zamanlı yapılan kongreye kayıtlar uzun süredir kapalı halde. Ilgiyi siz düşünün artık.
Geçtiğimiz haftalarda Elma Yayınevi’nden Mine Egbatan bana yeni bir kitap yolladı. Elma Yayınevi’nin yayınlarını beğeniyorum, sebebi Mine hanım’ın yaklaşım tarzını beğenmem sanıyorum. Pozitif Yönetim, Idil Türkmenoğlu tarafından kaleme alınmış. Idil hanımı şahsen tanımıyorum ama geçen sene bir iş dolayısıyla bana bir dosya yollamıştı. Telefonda biraz sohbet ettik. Sonra kitabı okurken, onun da benim gibi Kadıköy Anadolu Lisesi (KAL) mezunu olduğunu öğrendim. KAL mezunlarına “martı” denir. Gerçekten de öyleyizdir, martı gibi hepimiz hayatın içinde ve dünyanın dört bir yanında gezeriz.
Pozitif Yönetimin temelinde insanı sevmek ve ona güven var.
Türkiye’de sosyo-ekonomik şartlar bireyleri “öğrenilmiş çaresizliğe”, bireyselliğe ve güvensizliğe sürüklüyor. Türk insanının birbirine karşı ne kadar güvensiz olduğunu her yıl araştırmalar da yüzümüze vuruyor. Bu gayet doğal. Bireylerin tek başına girişimleri sonuç vermekte yetersizdir, çünkü tepeden gelen ve yaygınlaştırılmış bir sistem, düzeni sağlar. Insanoğlu özgürlüğünü sonsuz kullanmak üzere kurgulanmış—anayasaların oluşturulması da bu özgürlüğe bir anlamda medeni bir düzen sağlamak üzere kurulmuş. EDS’ler konulduğundan beri, emniyet şeridine geçmeye yeltenenlerin sayısı, evlere ulaşan trafik cezası arttıkça, nedense, öğrenme sürecimizi hızlandırıyor. Bir müddet sonra alışılmış otomatik davranış halini almaması imkansız.
Iş hayatında beni şaşırtan bir durum yönetsel kararların çoğununun hata yapmış bir kısım azınlığın davranışlarının yaygınlaşmasından korkulduğu için alınması. 5000 kişilik bir şirket düşünün 3 kişinin tutumu, 4997 kişinin hayatını değiştiriyor. Korku, liderleri paralize ediyor.
Bu mantık bankaların online sistemlerinde de çok net görülebiliyor. Bir grup müşteri memnuniyetini ikinci planda tutan (hatta o ne? diyebilen) IT uzmanı, teknolojiye uzak yöneticilere sistem öneriyorlar. Sonra karşınıza her 3 ayda bir şifre değiştirmenizi isteyen, cep teliniz ve secereniz yanınızda yoksa işlem yaptırmayan sistemler çıkıyor. Müşteri eziyet anketi yapılsa ve sonuçları yönetimlere sunulsa, fena olmazdı değil mi? Bankalar “güvenliğiniz” için diyor ama müşterinin hayatını kolaylaştıran “güvenlik” sistemleri kurmak da mümkün. Tecrübeyle sabittir.
Örnekler o kadar bol ki, Idil Türkmenoğlu’nun gözüne takılanlar şahane: Okullar demir parmaklıklarla çevrilidir öğrenci kaçmasın diye, Mobil çalışmaya olumlu bakılmaz, eleman evde uyur, çalışmaz yeterince diye.
Düşünce ve davranış değişimi zordur. Hepimiz için. Olumlu sorgulama yöntemi bana kalırsa sadece gelişmeyi, yenilikçiliği değil aynı zaman da güven oluşturmayı da teşvik eden güzel bir yöntem. Şu ana kadar denememiş olanlar bir göz atsınlar. Yöneticiler, olumlu sorgulama yöntemiyle yetenek yönetimini güçlendirebilir, bu sistemi kullanarak şirketler yenilikçiliği yakalayabilir.
Idil Türkmenoğlu’nun Pozitif Yönetim kitabı, konuları çok iyi ele almış, örnekler yerli yabancı karışımı ve işlenen konular takdire şayan. Rahat okunan, akılda kalan bir kitap.
Elma kitabevi’ni seviyorum diyorum, çünkü beni kırmayıp, sizlere de kitap dağıtmama imkan veriyorlar. Bu konuyla ilgilenen iki kişiye çekilişle Pozitif Yönetim kitabını veriyorum. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Çekilişe katılmak için “pozitif yönetim ne demek olabilir?” sorusuna cevaplarınızı yorum bölümüne ya da facebook.com/fatierdogan’a bekliyorum.
Devamı >>Öğrencilerin “Tecrübe” Dilemasına Çareler
Insanlar doğaları gereği yardımseverdir.
Yine doğamız gereği bildiğimizi paylaşmayı, fikirlerimizi ve tecrübelerimizi bizlerden genç olan arkadaşlara aktarmayı severiz. Yani, insanın özü güzeldir.
Inanın.
Bunu niye söylüyorum?
Tanıdığınız kişilerden yardım istemekten çekinmemenizi önerdiğim için söylüyorum. Herkesin mutlaka iş dünyasında bir tanıdığı vardır. Ya da tanıdığının tanıdığı vardır. Bu kişileri bulup, onlarla temasa geçmeniz, istediğiniz iş ya da staj konusunda nasıl bir yardımları olabileceğini sormanız avantajlıdır. Beklentiniz bu kişilerin size iş bulması değil de verecekleri önerilere kulak vermek olduğunda göreceksiniz ki tek başınıza işin içinden çıkamadığınız konularda bir dolu fikir sahibi olmuşsunuz. Fikir sahibi olmak, bilgi sahibi olmaya dönüştüğünde size hareket etme gücü sağlar. Hareket etmek de hedefinize ulaşmak için aldığınız yolları derinleştirir.
Günümüzde internet teknolojileri sayesinde bir çok kişiye ulaşmak da zaten çok mümkün.
Yani şunu hatırlayın: insanların doğası iyidir. Yardım isteyin, söylediklerine kulak verin. Her zaman istediğinizi alamayabilirsiniz, ama aldığınız mesaj size bir bilgi kazandırır, bir sonra ki hareketinize temel teşkil eder.
Diplomasi Sadece Diplomatların Kullandığı bir Teknik Değildir.
Herşeyde olduğu gibi yardım istemenin de bir uslubu vardır. Nazik olmak ve nezaket sadece iş dünyasının değil ama sosyal hayatın da yardımcılarından. Diplomasi ise ister yazılı yazışmalarınız olsun ister sözlü söylemleriniz olsun, mümkün olduğunca karşı tarafa saygıyla hareket edebilmenin yöntemidir. Bunu öğrenmenin bir diğer yolu da farklı ortamlara girip, iletişim tarzlarını ve davranışlarını gözlemlemektir. Iyi bir gözlemci olmak, nerde nasıl hareket etmeniz gerektiği konusunda size yol gösterir.
Basit bir örnek vermek isterim: Bir profesyonelden yardım istediğinizde, email ile CV’nizi yollayıp, içine bir iki satır mesaj yazmamazlık etmeyin. Yazdığınız mesajın dili ve uslubu da doğru olmalı ve yardım istediğiniz kişiyi onore etmeli. Boş bir email ile CV yollayanların sayısı öyle çok ki, böylesi temel bir hata üniversite eğitiminizin size hiç bir şey kazandıramadığını dahi karşı tarafa düşündürttürebilir. Bunun yanısıra “neden kimse cevap vermiyor” diye düşünüyorsanız, bir sebebi de bu olabilir.
CV’nizi bir profesyonele hazırlatın
CV hazırlamanın çeşitli faydaları var. Bunun ilki, yazarken ne istediğinizi gözden geçiriyor olmanız, kendinizi nasıl anlatmak istediğinizi farketmeniz ve iş görüşmesine hazırlanıyor olmanız. Aynı zamanda, yazmak ifade etme yeteneği gerektirir ve genelde kendi yeteneklerimizi anlatmak zordur. Pratik ister. Doğru bildiğiniz yanlışları yapmanızı engeller. Bu alanda yapacağınız yatırım, size değer katar.
Proje üretmek, hareket alanınızı genişletir.
Elinizde bir proje varsa, şirketlerle irtibata geçmeniz bir nebze daha kolaylaşabilir. Yöneticilerin eline her gün bir dolu proje teklifi geliyor, bu da projenizi yollayıp destek beklemenizin pek de sonuç verebileceğini göstermiyor. Proje sahibi olmak, size konuşma konusu verir. Motivasyonunuz, çalışmalarınız ve özellikleriniz hakkında konuşurken, hem kendinizi tanıtırsınız, hem de karşınızda ki kişiyi daha iyi tanırsınız. Yani bir projeye sahip olmak, sizi karşınızda ki kişiye yakınlaştırmak için bir araç olur.
Buna en güzel örnek, bağımsız bir girişim olan FikirSizler topluluğu. Farklı üniversitelerden gençlerin bir araya gelip, fikirlerini birleştirip, şirket kuruyor olmaları buna en güzel örnek. Işte bu toplulukla yaptığımız toplantıdan hoş bir kare.
Bu tür sohbetlerinizin sayısını artırdıkça, imkanlarınızın sayısı da artar…
Devamı >>- CEO (1)
- CV (28)
- Değişim (94)
- Eğitim (61)
- Favoriler (8)
- Finansal Kazanç (6)
- Girişimcilik (29)
- Iletişim (54)
- Inovasyon (9)
- Iş arama (60)
- Iş görüşmesi (31)
- Kadın (3)
- Kariyer (175)
- Liderlik (30)
- Maaş (9)
- Marka (1)
- Network (10)
- Öğrenci (17)
- Önyazı (3)
- Pazarlama (15)
- Pazarlık (2)
- Popüler Yazılar (7)
- Psikoloji (66)
- Sosyal Medya (28)
- Staj (5)
- Strateji (9)
- Teknoloji (3)
- Üniversite (26)
- Y ve X kuşağı (3)
- Yaratıcılık (23)
- Yetenek (23)
- Yönetim (110)
- Gelişebilmek İçin Bırakıp Gidebilmek Üzerine…
- Üst Düzey Yöneticiler İş Arıyor
- Kişilik Testi Yapmadan İşe Almak Pek Demode Oldu
- Kariyerinizde Yükseldikçe, İş Aramak Daha Fazla Planlama Gerektirir
- İş Görüşmesine Çağrılmıyorsanız, Kötü bir CV’niz olduğundandır.
- Boş CV yollamadım. Neden kimse aramıyor ki?
- Telefonda İş Görüşmesi Daha Güçlü Bir İletişim Kurmanızı Gerektirir
- Vurucu bir Önyazı, Karar Sürecini Etkiler
- Itibar Etmediğimiz Meslekler Hayat Değiştiriyor
- Aradığını Bulmak mı yoksa Pes Etmek mi?
- Girişimci İnsanı Girişimci Yapan Sebepler
- Girisimciler Icimizdeki Vizyon Sahibi Kisilerdir
- Kariyer Yapmanın Bir Diğer Yolu: Girişimcilik
- Girişimci Ruhunuz Varsa, Bunu Izleyin
- Büyük Başarılar Küçük Adımlarla Başlar
- Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir.
- Daha Başarılı Olmak İçin, Mutluluk Eşiğinizi Artırın.
- Fark Yaratmak, Hislerinize Kulak Vererek Adım Atmaktır
- Olgunlaşmak, Mental Bir Disiplin Gerektirir.
- Pozitif Psikoloji Ne Değildir?
- Şu Yetenek Dediğimiz, Bulunmaz Hint Kumaşı mıdır?
- İşten Çıkarılmak, Kariyerinizi Sekteye Uğratıyor mu?
- Bizdeki Y Jenerasyonu Duyduğunuz, Bildiğinizden Farklı Olursa









