Grup Harmonisi Yaratmanın Etkin Bir Yolu

liderlik, kariyer, eğitim 2 Comments »

Almanya’nın Chiemsee gölünde psikolog bir yönetim danışmanı eşliğinde bir eğitime katıldım. Network yapma amaçlı ve liderliğinizi geliştirmeye yönelik bir eğitimdi bu.

Dünyanın dört bir yanından katılmış yöneticiler vardı.

Psikoloğun bizlere tavsiye ettiği—daha doğrusu toplantının kurallarının başında sıraladığı konuların başında gruplaşmanın kesinlikle olmaması ve her bireyi aramıza içtenlikle kabul etmemiz gerektiğiydi. Bu bilginin 2 günlük eğitimin en can alıcı noktası olduğu görüşündeyim. İnsanlar ‘hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları’ kişileri seçmekte ve gruplamakta oldukça hızlıdırlar. Bu da gruplaşmanın getirdiği ayrımcılığı, dedikoduyu ve sağlıksız bir rekabet ortamını doğurabiliyor. Oysa toplantının başından bu kuralı koymuş olmamız, birbirimizi olduğumuz gibi kabul etmemizi ve birbirimizden öğrenerek, birbirimize destek olarak gelişmemizi mümkün kıldı.

Bu bilgiyi paylaşmak istememin sebebi, çalışma ortamlarında, proje gruplarında kutuplaşmaların yaşanabiliyor olması. Karakter çatışmalarının işin önüne geçebiliyor olması. Proje liderliği yapanların grup harmonisini sağlamak açısından bu kuralı akıllarında tutmalarının ve aynı hedef doğrultusunda ilerleme sağlamalarını kolaylaştırmasının etkin bir yolu…


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Bir Ayağınız Yurt Dışında Olsun

eğitim No Comments »

Global bir kariyere sahip olmak istiyorsanız, bir ayağınız sürekli yurt dışında olsun.
Lokal bir kariyer sahip olmak istiyorsanız, bir ayağınız sürekli yurt dışında olsun.

Bunu başarmak o kadar da zor değil. Fazla para harcamanızı da gerektirmiyor. Sadece öğrenmek için zaman ayırmanızı gerektiriyor. Benim için sürekli bir öğrenme süreci içerisinde olmak bir hayat tarzı. Hayatımın hiç bir döneminde üniversite ortamlarının dışına çıkmadım. Sürekli aldığım bir ders, bilgimi tazelediğim yeni bir konu oldu. Belki bir çeşit bağımlılık. Hayatta olduğumu hissettiren bir duygu bu.

İyi bir kariyer için trendleri ve gelişmeleri takip etmek önemli. Bunun içinde iyi derecede ingilizce biliyor olmanız şart. Türkiye’de bir çok yenilik oldukça geriden takip ediliyor çoğu zaman. Örneğin ilk email ile tanışmam 1980’li yılların sonunda oldu. Eğitmen olarak başvurduğum uluslararası bir konferansa kabulum email ile Belçikadan geldi. Online marketing yapmaya 1995, web tasarım teknolojilerini öğrenmeye 1998 yılında başladım. (Programların her 6 ayda bir yenileniyor olması ve 16 yaşındaki gençlerin uzman tasarımcı olarak yetişiyor olduklarını görmem bu alanda ilerlemek istemediğime karar vermeme neden oldu. Bu alandaki yenilikleri takip etmeye devam ediyorum.) İlk satın aldığım domain name (alan adı) Kaliforniya’da bir ders sırasında öğrendiğim bilgilerin arkasından çok geç kalmış olmamın paniğiyle oldu. Yıl 1997 sonlarıydı.

Yıl 2007! Türkiye’de pazarlama yapanların büyük çoğunluğu hala internet ile web arasındaki farkı bilmiyor.

Bana kalırsa sebepleri çok bu geriden gelmenin. Size vermek istediğim mesajsa ne yapıp yapıp ingilizcenizi mükemmel bir hale getirmeniz. Farklı bir yabancı dil biliyor olmanız bana kalırsa büyük avantaj ama ingilizce bilmeniz birçok kaynağa sahip olmanıza neden olacak. Bir ayağınız işte bu şekilde hep yurt dışında olacak. 

İngilizce bilmeniz gelişmeleri hızlı öğrenebilmenizi sağlayacak. Yeniliklerin ortaya çıkartılmasında sizin de katkınız olacak. Alanınızda diğerlerinden her zaman bir adım daha önde olup başarılı çalışmalar gerçekleştirmenizi sağlayacak.
Yurt dışına çıkma, konferanslara ve eğitimlere katılma fırsatınız olursa bunları her zaman değerlendirin. Yabancı arkadaşlar edinin kendinize. Türkiye’de çalışan yabancıların sayısı azımsanamayacak kadar iyi. Farklı görüşleri ve perspecktifleri duymak ufkunuzu genişletecektir.

Bazı insanların ruhu globaldir. Onlar kabuklarına sığmazlar. Sınırlarınızı zorlamaktan vazgeçmeyin.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Kariyerinize Hızlı Başlamak İçin İngilizce Şart

öğrenci, kariyer, üniversite, eğitim 4 Comments »

İyi bir kariyer için ingilizce şart. 

Herhangi bir yerde değilde, başarılı şirketlerde ve uluslararası düzeylerde iş yapmak istiyorsanız ingilizcenizi mutlaka geliştirmelisiniz. Üniversite öğrencisiyseniz, yaz dönemlerinizi ingilizce öğrenerek ve mümkünse yurt dışına giderek geliştirmeye çalışın. 

Mezun olduktan sonra ingilizceniz iyi düzeyde değilse, bir iki sene çalıştıktan sonra yurt dışında yabancı dilinizi geliştirmek güel bir fırsat. Günümüzde ‘ingilizceyi anlıyorum ama konuşamıyorum’ demek otomatik olarak elenmenize sebep oluyor artık.  

Genelde ingilizcesi orta düzeyde olanlar yurt dışında ‘iş ingilizcesi’ dersleri alırlar. Bana kalırsa Türkiye’de bir çok kişi yazışma tekniklerinden bi haber. İş dünyasında nasıl yazı yazılması gerektiğini bilmiyor. Örneğin çoğu dostuyla sohbet eder gibi yazıyor. Sıcak geçen bir toplantı arkası yollananan emailler karşıdaki kişinin iş yaptığınız kişi değilde artık çok samimi olduğunuz ahbabınızmış tarzı kaleme alınabiliyor. Uluslararası yazışmalarda ise karşınızdaki kişinin size gülmesine ‘aman tanrım ben kimlerle iş yapıyorum’ demesine ve işi bağlayamamaya kadar uzanabiliyor.   

Dolayısıyla iş ingilizcesi derslerinizin yanısıra ‘yazı teknikleri’ ve ‘iletişim’ tarzı ek dersler almanızı tavsiye ederim. İş dünyasında yazılı iletişimi kuvvetli olan kişilerin sayısının oldukça az olduğunu söylemeliyim. Özellikle ileride yönetim kademelerinde yer almayı istiyorsanız, sizi bir üst koltuğa çıkartabilecek önemli bir faktör olduğunu göreceksiniz.  

Aksan Önemli mi?

Hangi aksanla konuştuğunuz bana kalırsa önemli. Alman bir arkadaşım bir kaç yıl Güney Afrika’da ingilizce kursuna gitmişti. Döndüğünde aksanı tamamen Güney Afrika aksanına dönmüştü. Aksanlar arasındaki farkı eğer ingilizceniz başlangıç yada orta seviyelerdeyse bilmiyor olabilirsiniz. Bazı insanların kulağı da diğerlerine gore daha hassas olduğundan farkı daha iyi kapabilir. Türkçe’de aksan nasıl önemliyse, ingilizcede de aksan önemlidir. Aksanlardan başlıcaları şöyle:

Amerikan Aksanı
Kanada Aksanı (Amerikan Aksanına çok benzer sadece bazı kelimelerin telafuzu onları ele verir)
Avustralya aksanı
İngiliz aksanı
İskoç aksanı 

Bunlar başlıcaları…Ama ne varki Amerika’da ingilizce öğreneceğim diye gittiğinizde karşınıza ingiliz hocalar çıkabileceği gibi Amerika’ya gittiğinizde de Kanadalı hocalarla karşılaşabilirsiniz.  Örneğin Amerika’da güneylilerin şivesi New York’luların şivesi ve Kaliforniya’lıların şivesi birbirinden farklıdır. İngiltere’de Londra’da duyacağınız aksan ile (Queens English yada güney doğu bölgelerindeki aksan farklıdır.)Yani yurt dışına ingilizce öğrenmeye giderken kendinizi ne konuşulduğu anlaşılmayan bir bölgede bulmamaya da özen gösterin derim…


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Neden Akademisyenlik? Nasıl Akademisyenlik?

öğrenci, kariyer, üniversite, eğitim 6 Comments »

Yazar: Doç. Dr. Murat Çokgezen, Marmara Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi, Homoekonomikus kitabının yazarı, E-konomist.net portalı yöneticisi

Akademisyenlik güzel meslektir.

Öncelikle size çok fazla boş zaman verir. Eğer bu boş zamanı iyi değerlendirebilirseniz maddi ve manevi olarak tatmininiz yükselir.

* Sürekli belirli bir ortalamanın üzerindeki insanlarla muhatap olursunuz. Bunu meslekte olanlar çok fazla fark etmeseler de bu çok önemli bir avantajdır. (Bunun kıymetini anlayamayanların polislik gibi sürekli belalı adamlarla uğraşmak zorunda olan insanlarla konuşmalarını tavsiye ederim.)

* Sürekli gençlerle beraber olursunuz. Bu bir yandan size yaşlandığınızı hatırlatsa da, diğer yandan sizi sürekli daha zinde tutar.

* Sürekli yeniliklere açık bir meslektir. Alanınızla ilgili hergün yeni bir eser çıkar. Sürekli yeni ve ilginç şeyler öğrenebilirsiniz.

* Dünyaya çok açık bir meslektir. Alanınıza yaptığınız katkıları dünyanın çeşitli yerlerindeki meslektaşlarınızla paylaşma imkanınız vardır. Bir anda sınırlar sizin için açılır. Çok fazla gezme ve dünyanın her yerinden insan tanıma fırsatı bulursunuz.

* Size ufak çapta şöhret imkanı sunar. Her yıl yüzlerce kişi sizi sınıfta ya da konferansta dinler. Bunun olumsuz yanları olsa da egonuza önemli katkıda bulunur.

* İtibarlı meslektir. Size birçok konuda yarışa diğerlerine göre önde başlama fırsatı sunar.

Ancak bu imkanlardan faydalanabilmek için kendinizi çok iyi yetiştirmeniz gerekir. İyi İngilizce bilmek, iyi okullarda eğitim görmek, iyi akademik ortamlarda bulunmak iyi akademisyen olmanın ön koşullarıdır. Bunlara sahip olmak kesinlikle iyi akademisyen olmanızı garanti etmez ama sahip olmamanız sizin kötü akademisyen olma ihtimalinizi arttırır. Ve…..

* Boş zamanı nasıl geçireceğinizi bilemezsiniz. Ofisinizde oturup okul içi entrikalara, öğrencilerle ve asistanlarınızla nasıl uğraşacağınıza kafa yorarsınız.

* Muhatap olduğunuz insanlar ortalamanın üzerinde olduğu için sizin ‘takoz’ olduğunuzu hemen anlarlar ve hemen tefe koyarlar ya da yararlanmaya çalışırlar.

* Beraber olduğunuz gençlerin hızına erişemezsiniz. Onları anlayamazsınız.

* Yenilikleri izleyemezsiniz. Mesleğinizde geri kalırsınız. Akademik ortamlarda kendinizi yalnız hissetmeye başlarsınız.

* Değil dünyaya açılmak okulunuza, hatta okulun bir kısmına sıkışıp kalırsınız. Akademik camianın değil okulunuzun bir mensubu olursunuz. Bazen onu bile hissedemeyebilirsiniz

* Derste ya da konferanslardaki fiyaskolarınız sayesinde büyük kitlelere rezil olursunuz. Olmamak için bu tip toplantılardan özenle kaçarsınız.

* Ünvanınızı sadece komşunuz, mahallenizin bakkalı gibi kişilere hava atmakta kullanabilirsiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Ögrenmiyorsanız, Sorumlusu Sizsiniz!

öğrenci, kariyer, üniversite, eğitim 1 Comment »

Bilgi hiç bu kadar herkese açık olmamıştı.

Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı.

Şu Internet dünyamızı değiştirdi.

Peki bu imkanları ne kadar kullanıyoruz?

Örneğin, Amerika’daki bazı üniversiteler podcast, webcast, RSS ve benzeri yollardan derslerini tüm dünyaya açıyorlar. Bunun sebebi ise hem ögrenimi toplumun yararına sunmak hem de git gide daha da rekabetçi hale gelen eğitim sektöründe rekabetten sıyrılabilmek. Fark yaratabilmek, imaj güçlendirmek ve daha çok tercih sebebi olmak için…

İnfomag dergisinin Kasım sayısında Mehmet Altan’ın bu konuda bir yazısı var. Diyor ki “Dünyadaki demokratikleşme süreci dün aristokrasiye ait tüm nimetleri yavaş yavaş kitlelere getirmeye, tüm hayata dahil etmeye devam ediyor.” Nasıl mı? Örneğin, Berkeley üniversitesi online yayın yapıyor diyor.

Hemen hemen tüm gazeteci ve yazarların yaptığı klasik hatayı yapmaktan da geri kalmıyor Mehmet Altan. Şu üniversite isimlerini LÜTFEN Türkçeye çevirmeyin. Çünkü yanlış kullanıyorsunuz. Berkeley’de kaç tane içinde Berkeley kelimesi geçen üniversite var biliyor musunuz? Üstelik linkini verdiğiniz üniversitenin ismi Berkeley üniversitesi değil. University of California, Berkeley’dir. Iki üniversite arasında da epey bir fark vardır.

Kısacası artık alanınızda uzmanlaşmak istiyorsanız, Türkiye’deki üniversitelerden memnun değilseniz yada istediğiniz dersleri buradaki üniversitelerde bulamıyorsanız, alın size bir alternatif daha.

Ben psikoloji derslerimin birkaçını itunes’dan podcast’leri dinleyerek devam ettirmiştim. Bazılarınıza biraz sıkıcı gelebilir, çünkü gerçek derslerin aktarımları olduğundan ve siz de evinizdeki koltuğunuzdan bu derslere katılıyor olduğunuzdan yoğun bir konsantrasyon gerektirebiliyor. Yinede denemeye değer.

Artık ögrenmek zor değil. Tek gereken öğrenme isteği ve azmi. Siz de deneyin.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

MBA’li Memur Olmayı Tercih Etmeyenlere

öğrenci, kariyer, üniversite, eğitim 4 Comments »

Bugün Boğaziçi üniversitesinde okuyan bir öğrenci ile sohbetimde, mezuniyetin hemen arkasından MBA yapmayı düşündüğünü söyledi. Neden diye sorduğumda, kariyer günlerine katılan şirketlerin genelde mezuniyetin hemen arkasından MBA yapmak konusunda tavsiyelerde bulunduklarından söz etti. MBA yapan öğrencileri işe alıyormuş bu şirketler. 

Üniversitenin hemen arkasından MBA yapmanın diplomalı memur olmanızdan başka bir işe yaramadığını daha önceleri defalarca söyledim. Özellikle üniversitenizin kariyer günlerine katılan şirket yöneticileri sizi bu şekilde yönlendiriyorlarsa, onlara “iş tecrübesiz MBA’linin iş tecrübesiz üniversite mezunu’ndan daha fazla yararı olduğunu ve ayrıca daha üst fiyatlarla işe alındıklarını” ispatlamasını isteyin. 

Üniversiteniz bittikten sonra ne yapacağınızı bilemiyorsanız yada iş arayıp da bulamıyor ‘bari MBA yapayım’ diyerek MBA yapma kararı veriyorsanız, belki de bu kararı almadan önce birkaç yönetici ile konuşmanızda, farklı insanların fikirlerini almanızda fayda var derim. Karar vermeden önce de güçlü yanlarınızın neler olduğunu anlamaya çalışın ve nasıl bir iş yapmak isteyebileceğinizi düşünün. Staj yapın. Şirket ortamlarını koklayın. Alternatiflerinizi araştırın.  

Bazı şirketlerin MBA yapan öğrenciler için farklı ‘yönetici yetiştirme amaçlı’ imkanları olduğu doğru. Ben bu şirketlerin Türkiye’de bir elin parmağını ancak doldurabileceğini düşünüyorum. Eğer bu tür şirketler yüzlerceyse ve ben yanılıyorsam, bu şirketlerin hangileri olduğunu öğrenmek isterim. Lütfen beni bu konuda bilgilendirin. 

Üniversiteden mezun olur olmaz, MBA yapmak yerine yurt dışına çıkmanın yollarını arayın. Erasmus gibi programları kollayın. Sertifika ya da dil programlarına yazılın. Yaz okullarını deneyin. Tatil amaçlı yurt dışına gidin. Uluslararası konferanslara katılın. Yurt dışında “work and travel” olanaklarını araştırın. Ufkunuzu genişletin.  

Şirket ortamlarını koklamak, yani iş tecrübesi kazanmak, hangi alanda uzmanlaşmak istediğinizi anlama fırsatını verir.  

MBA yapma kararı çaresizlik sonucu verilmemeli.  

MBA yapmayı mezuniyet sonrası ‘iş teklifi almak’ için boşa harcamayın. Zamanınızı ve paranızı iyi değerlendirin. 

MBA derecenizi kariyerinizde basamak atlamak için kullanın. 

İlgi duyduğunuz alan hangisiyse, o alanda daha çok, daha detaylı bilgi edinebilmek için yapın.

Yaptığınız işi daha yüksek başarılarla tamamlayabilmek için yapın.

Fiyatınızı artırmak için kullanın.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

‘Nasıl Bir İşte Çalışmak İstediğimi Bilemiyorum’ Diyenlere…

kariyer, Psikoloji, eğitim 2 Comments »

Kariyer Planlama Uzmanları, kariyer planlamasına başlayabilmek için ilk önce kendimizi tanımamız daha sonra da nasıl bir iş ortamında çalışmak isteyebileceğimizi tanımlamamızı tavsiye ediyorlar. Kim olduğumuzu, ihtiyaçlarımızın ve isteklerimizin neler olduğunu anlamak , ilgi alanlarımızın ve yeteneklerimizin neler olduğunu bilmek kariyer planlamasının ilk adımı…

Üniversiteden yeni mezun olduysanız ve nasıl bir işte çalışmak istediğinizi henüz bilmiyorsanız, atabileceğiniz adımlardan bir tanesi de kişiliğinizi ve yatkın olduğunuz konuları daha iyi anlamanıza imkan veren birkaç testi uygulamak. Bu testlerden bir tanesi, en yaygın olarak bilinen Myers-Briggs Type Indicator testi. Myers-Briggs, size kişiliğiniz ve hangi kariyerlere daha yatkın olabileceğinize dair bazı ipuçları verecektir.

Bu testleri genelde İnsan Kaynakları danışmanlık şirketleri uyguluyor olacaktır. Benim web’de bulabildiğim ve bu testi almanıza yardımcı olabileceğini düşündüğüm birkaç şirkete link verdim. Bu şirketlerin hiçbirini tanımadığımdan dolayı referans olarak veremiyorum. Sadece size fikir vermesi açısından birkaç tanesine link veriyorum. Siz kendi araştırmanızı yapabilirsiniz.

The Princeton Review tarafından verilen bu ücretsiz kariyer testi de size nasıl bir kariyere daha yatkın olduğunuz konusunda size ipuçları verecektir.

Çalışma tarzınızın nasıl olduğunu anlayabilmek içinse bu testi uygulamayı deneyebilirsiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Üniversitede Ne Okumak İstediğine Karar Vermemiş Olanlara

eğitim 3 Comments »

Üniversite sistemi bazen bizlerin istediğimiz bölümde okumasına olanak tanımıyor. Yanlış seçilmiş meslekler ve eğitim, birçoğumuzu pek de hoşlanmadığımız alanlarda çalışmaya zorluyor.

Sabancı Üniversitesi bu ve benzeri sorunlara bir çözüm getiriyor. Avrupa ve Amerika’da yaygın olan bu sistemin Türkiye’de de uygulanmaya başlaması güzel bir haber.

Sabancı üniversitesinde uygulanan bu sisteme göre öğrenciler 2 yıl boyunca bir bölüm seçmek zorunda bırakılmaksızın istediği alanda ders alma imkanına sahip. Böylece farklı alanları tanıma ve hangi konuya daha yatkın ve ilgili olduklarını öğrenme imkanına sahip oluyorlar. 2. sınıf sonunda öğrenciler tercihlerini yaparak istedikleri alanda uzmanlaşıyorlar.

Konuyla ilgili haberi hazırlamış olan Ozgür Oran ayrıca Sabancı Üniversitesinde her 100 kişiden 36’sının burslu olduğuna dikkat çekiyor.

Hangi üniversitede okursanız okuyun, eğitim alternatiflerinizden bir tanesi de yaz dönemlerini yurt dışında okuyarak geçirebilme imkanınız! Yurt dışında ‘summer school’ adı verilen üniversitelerin yazın verilen derslerine katılabiliyorsunuz. Yurt dışındaki bu üniversitelerden aldığınız ders kredilerini de daha sonra Türkiye’deki üniversitenize transfer ederek, aynı dersleri tekrardan okumak zorunda kalmıyorsunuz. Burada aklınızda tutmanız gereken tek konu, gitmeyi düşündüğünüz üniversitenin ve derslerin Türkiye’deki üniversiteniz tarafından onaylanıp onaylanmayacağını (yani kredi transferinizi kabul edip etmeyeceklerini) check etmeniz.

Summer School programlarına katıldığınızda, dünyanın en tanınmış üniversitelerinde okuma imkanı elde etme şansınızın olduğu. Bu derslere katılabilmeniz için sizden istenen sadece TOEFL notu ve üniversitede okuduğunuza dair belge. Böyle bir şansınız varken, değerlendirin. Hayatınıza farklı bir bakış açısı sağlayacaktır.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Profesyonel Bir CV Hazırlamayı Nerede Öğrenirsiniz?

iş arama, üniversite, eğitim, CV No Comments »

Dün Kariyer Yolculuğu blog’umu beğeniyle takip ettiğini söyleyen bir üniversite öğrencisinden email aldım. Mesajında yazdıkları bana bu soruyu sordurdu:

Profesyonel bir CV hazırlamak nasıl ve nerede öğrenilir?’

Sadece işletme, mühendislik ya da mimarlık okumakla başarılı olunmuyor iş dünyasında. Yüksek lisans yapmış olmak da iş dünyasının kapılarını açmaya yeterli değil. Gerekli ve önemli ama yeterli değil. 

Üniversite öğrencilerinin mezun olmadan önce nasıl iş aramaları gerektiğini bilmeleri, gerekiyor. Bir CV nasıl yazılır, önyazı nasıl hazırlanır bilmeliler. İş görüşmelerinde dikkat edilmesi gereken konular nelerdir, bunlara hazır olmaları gerekiyor. 

Arayıp bilgi aldığım özel üniversitelerde bu tip çalışmaların yapıldığını öğrendim. Kariyer ofislerinde öğrencilere CV hazırlığı yada görüşme teknikleri gibi konularda yardımcı olmanın yanı sıra ayrıca yurt içi ve yurt dışında staj olanağı da sağlıyorlar. Bu üniversitelerin yurt dışındaki şirket ve üniversitelerle işbirlikleri sonucu kendi öğrencilerine sundukları hizmetler oldukça gelişmiş.  

Bu hizmetlere ulaşabilmek için umuyorum öğrencilerin ille de özel üniversitelerde okumaları gerekmez. Devlet üniversitelerinin de bu tür hizmetleri öğrencilerine sunabilmesi önemli. Yinede, ‘neden’ diye yakınmaktansa, kendi imkânlarınızı kendiniz yaratabilmek için kolları sıvayın derim.  

Eğer Profesyonel bir CV hazırlamak istiyorsanız, Türkçe ve/veya İngilizce olarak, bu konuda size 5 önerim var: 

Bir. Öğrenciyseniz, kariyer günlerine katılın ve şirket sunumlarını yapan yöneticilerle konuşun. CV’nizi yanınızda götürün ve tavsiye isteyin. Vaktim yok derlerse, o zaman CV’nizi bırakın ve randevu isteyin. 15 dakikalık bir görüşme kapmaya bakın. 

İki. Öğrenciyseniz, profesörlerinizden yardım isteyin. Profesörlerinizin iş dünyasıyla arasının iyi olduğunu tahmin ediyorum. Size bu konuda yardımcı olmak için görüşebileceğiniz birkaç yöneticinin kontaklarını vermesini rica edin.  

Üç. İş dünyasının içindeyseniz ve iş değiştirmeyi planlıyorsanız, CV yazımı konusunda uzmanlaşmış kişilere veya şirketlere başvurun. Belki cebinizden birkaç yüz lira çıkartmış olacaksınız, ama emin olun geleceğiniz için harcayacağınız en değerli birkaç yüz lira olacaktır. 

Dört. CV’niz hazır olsada ve kendi yazdığınız CV’den çok emin olsanız bile ikinci bir gözün görmesini sağlayın. Şirketlere yollanan CV’lerin hatalarla dolu olması çok acı bir durum. Neden hiç bir şirket benim CV’ime cevap vermiyor diye ahlamaktansa, ilk önce kendi üzerinize düşeni mükemmel olarak yapmayı deneyin. Yöneticiler CV üzerindeki hatalardan gerçekten hoşlanmıyorlar. 

Beş. CV hazırladıktan sonra CV’nize yazdığınız noktaları sesli olarak kendinize yada arkadaşınıza anlatın, detaylandırın. Böylece CV’nizden çıkartmanız gereken yada eklemeniz gereken noktaları daha rahat yakalamış olursunuz.  

Her şeyden önce, bir CV hazırlığına başlamadan önce ne tür şirketlerde ne tür işlere ve hangi pozisyonlara başvurmak istediğinize karar verin. CV’nizi şekillendirmenizin daha kolay hale geldiğini fark edeceksiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

MBA Yerine Sertifika Programlarına Katılmayı Deneyin

eğitim 6 Comments »

Yeni mezunların, üniversite diplomasının hemen ardından MBA yapmalarının doğru bir seçim olmadığını düşünüyorum. Türkiye’nin trendi ise bir an önce MBA yapılması üzerine.

İster mühendis olun, ister işletme okumuş olun, MBA yapmadan önce mutlaka birkaç yıl iş deneyimi kazanmaya bakın. İş deneyimi size üniversiteden sonraki yüksek lisans eğitiminizden ne beklediğinizi daha iyi anlamanıza imkan veriyor olacak.

MBA yapmadan önce yurt dışında sertifika programına katılmayı hiç düşündünüz mü?

Yeni mezunsanız ve ille de çalışmak yerine okumak istiyorum diyorsanız, zamanınızı ve paranızı sertifika programlarına katılarak değerlendirin. Bu sertifika programları sayesinde hem eğitim ihtiyacınızı karşılamış olursunuz hemde yurt dışında çalışma imkanı elde eder ve tecrübe kazanırsınız.

Sertifika program seçeneklerinden bazıları şöyle:

Paket programlar: Yoğun bir şekilde tüm gün işletme yada pazarlama gibi belli bir programa dahil olabileceğiniz sertifika programları.

Esnek programlar: Istediğiniz bir konu üzerinde yoğunlaşabileceğiniz gibi belli bir programa bağlı kalmadan birçok alanda ders alabileceğiniz programlar. Yani hem finans, hem tasarım, hem işletme hem peysaj üzerine dersler alabilirsiniz.

Transfer edilebilir ders kredileri: Esnek sertifika programlarının bir türü de üniversitenin lisans yada lisansüstü derslerine yazılmanıza imkan vermesi.Örneğin fizik, elektronik mühendisliği, matematik, risk analizi, pazarlama gibi birçok dersi alma olanağınız var. Bu derslerden aldığınız kredileri daha sonra yüksek lisans yapacağınız üniversiteye transfer etme imkanınız da var. Dolayısıyla MBA programınıza başladığınızda aynı dersleri tekrar baştan almanıza gerek kalmıyor. Ayrıca MBA başvurusunun stresli ve kabulü garanti olmayan sürecinden geçmeden üniversiteden ders alabiliyorsunuz.

Esnek programlar her üniversitede farklı bir isim ile tanımlanabiliyor. Bazı üniversiteler Design Your Own olarak adlandırıyor. Bazıları Extension Programs diyor, diğerleri ise International Diploma Programs yada Academic Programs olarak adlandırabiliyor. Bazı okullarsa bunu Master Certificate in Business adı altında sunuyor.

Yurt dışında çalışmak: Sertifika programlarına katılanlar ayrıca yurt dışında staj yapabiliyorlar. Bazı sertifika programları ise, program bitiminden sonra 1 sene boyunca yurt dışında çalışmanıza imkan veriyor.

Alternatiflerinizi iyi değerlendirin.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share