resim
Ana Sayfaya Dön


‘Favoriler’ kategorisi için Arşiv

Hollywood’da Ünlü Olabilirdim. Belki de…

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Favoriler, Iletişim, Pazarlama, Yaratıcılık, Yetenek, Yönetim
05 May 2011

Hayatımın en güzel yıllarından bazıları Santa Barbara’da geçti. Hollywood yıldızı olmayı seçseymişim, şansımı zorlayabileceğim çok şanslar da elde etmiş olabilirim. International Film Festivalinde, Sean Penn’le tanışma, bir zamanlar epey bir hayranlık duyduğum Vince Vaughn ile uzun uzun bakışma fırsatım olmuştu. Tabii ben şaşkınlığımdan bakakalmıştım ama onun hayranlığından bana baktığına inanmak da işime gelmiyor değil.

1998’de evimde arkadaşlarla Oscar törenlerini seyrederken birden arabaya atlayıp, Oscar törenlerinin yapıldığı mekanlara uzanmaya karar verdiğimiz çılgın günleri seviyorum. Santa Barbara Los Angeles arası bir buçuk saatlik bir yolculuk. Kaliforniya’da araba kullanmaksa muhteşem bir duygu…Bir kartpostalın üzerine gördüğümüz ünlüleri yazmıştık; tam rakamını hatırlamıyorum ama 50 küsür isim vardı. Bunların arasında tam yanımdan geçen ve yeni çanta markasıyla ortalıkta dolaşan sevgili Monica Lewinski’de vardı.

Başarılı filmlerle adını duyuran Joaquin Phoneix ve ayakta durmakta zorlanan Courtney Love’da gözlerimize takılanlar arasındaydı. Oradan ayrılıp bir kulübe gittik, hepsinin oraya geleceği söyleniyordu. Ayakta durmaktan yorulunca, kulübe doğru yol aldık. Sadece Jay Leno yanımızdaydı. Diğerleri bizi ekmişti…

Bazılarını da konserlerde yakalama fırsatım oldu. Chris Isaak bunlardan biriydi. Sahne performansı bu kadar başarılı olan bir de Santana vardı. Santana her ne kadar Isaac kadar yakışıklı olmasa da karizması kızların Santanayla dans etme isteklerini pek de azaltmıyordu.

Chris Isaak’in sahne performansının başarısında önemli bir etken vardı. Yeteneği, sesi, gitarı bunlar zaten severek yapabildikleriydi. Performansını etkileyen en etkili faktörün parçalar arasında seyirciyle kurduğu diyalogdu. Ilginç ama çok gerçekçi. İçten, olduğu gibi, salonunda misafirler varmışcasına sohbet ediyordu. Seyirciyle yakaladığı bağ onu daha da coşkulu dinlememize neden oluyordu.

Devamı >>

Yaptığınız Işi Zevkli Hale Getirebilmek, Heyecan Ister.

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Favoriler, Marka, Pazarlama, Sosyal Medya, Teknoloji, Yaratıcılık
17 Mar 2011

Eminönünde kahve satıyor olmak büyük bir çoğunluk için pek de gelecek vaad eden bir iş olmadığı gibi heyecanlı bir iş olarak da görülmez. Sonuçta kimse kahve satmak için dünyaya gelmiyor. Üstelik kahve satarak kazanacağınız gelirin de pek yüksek olmayacağı düşüncesi olayı daha da sevimsiz bir hale getirir.

Oysa hepimiz ilham almayı severiz. Ilham geldi mi coşarız. Benim sevdiğim bir duygu bu. Sırf bu yüzden seminerleri, konferansları kaçırmamaya özen gösteriyorum. Içim coştuğu zaman aklıma gelen binbir fikri hemen, o gün, mümkünse o anda hayata geçirmek için sabırsızlanıyorum. Aynı etkiyi konuştuğum insanlardan da alabiliyorum. Özellikle heyecanını yakalayabildiğim kişileri seviyorum.

Birkaç hafta önce, dünyanın en büyük şirketlerinden birinin Kurumsal Iletişim Direktörü ile sohbet ediyordum. Etkisi altından kurtulmak mümkün değil. Bir çok sebebi var. Önce, Türkiye’de sürdürülebilirlik konusunda böylesi bir bilgi birikimi, ilişki yönetimi ve stratejik zekası olan yöneticilere rastlamak henüz pek kolay değil. Bu konuda kendi bilgi ve tecrübelerimin benchmark noktasında olduğunu düşünürüm ama karşımda duran kişi stratejik boyutta “aşmış” bir noktadaydı. Böyle ilham verenlerle bir arada olmak, onları izlemek bana heyecan veriyor.

Onu etkili bir insan yapan konuyla ilgili bilgisinin ötesinde bir durumdu. Bilgisini nasıl aktardığı ve karşısında duran kişiyle nasıl ilişki kurmayı seçtiğiydi.

“Mesela, sıcak ve dost bir yaklaşımı seçmiş olması. Kesinlikle heyecanlı bir yapısı olmasıydı. Ünvanı ve yaptığı iş kişiliğinin bütünü haline gelmemişti. Konuşurken doğal ve içten olması, yargılanırmıyım endişesi içerisinde olmamasıydı. Güvenli ve özgüvenli insanlarda gördüğümüz özellikler bunlar.”

Eminönünde kahve satmak da heyecanlı ve tahmininizden daha eğlenceli hale gelebilir. Dünya devi şirketin Kurumsal Iletişim Direktörünün yoğun iş hayatını ilişki tarzıyla ve iş yapış anlayışıyla eğlenceli hale getirdiği gibi. Iş sahibi olmak sadece para kazanmak için değil, iyi bir hayat yaşamak ve elbette toplum tarafından değer görebilmek için de. Bu düşünce size şunu kazandırır:

Devamı >>

Fark Yaratmak, Hislerinize Kulak Vererek Adım Atmaktır

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Favoriler, İş ve Hayat Dengesi, Kariyer, Psikoloji, Strateji, Yetenek, Yönetim
15 Mar 2011

Kariyer endişeleri içerisinde temelde iki sorunla karşı karşıya kalıyoruz.

Hangi konuda iyi olduğumu bilmiyorum” ve “Nasıl ve ne yöne adım atmam gerektiğini kestiremiyorum”.

Bu sorulara cevap bulmanın çeşitli yolları var.

Cevap ararkense dikkat etmeniz gereken önemli iki kriter var. Hızın önemli olduğu bu devirde ilk kriter “zaman” diyerek sizi düş kırıklığına uğratmak istemezdim. Yine de “zaman” neden önemli diye soracak olursanız, bunun da iki sebebi var:

Birincisi, “zamanınız” olduğunu farketmeniz, stresli günler yaşadığınızda sakinleşmenize yardımcı olur. Stres düşünmeyi ve karar almayı bloke eden bir faktör olduğundan, rahat hissetmeniz önemli. Ikincisi hayatta önemli değişimler zaman gerektiriyor. Harvard’da da okusanız, dünyanın en iyi şirketinde de çalışsanız, istekleriniz, beklentileriniz, tercihleriniz hayatla birlikte değişiyor. Bundan daha doğal ve normal birşey olamaz. Gelişmek, ilerlemek, geliştirmek ve ilerletmek isteyen her yenilikçi insanın hayatında dönem dönem yaşayacağı bir duygu ve düşünce durumu bu.

Ikinci kriter “hareket etmek”. Katıldığım tüm seminerlerde, dinlediğim her konuşmacıdan, okuduğum çoğu makalede şu sözü duyuyorum “Ne istediğini bul. Bulmadan hareket etmen mümkün değil.” Bana kalırsa bu öneri düşünülmeden verilmiş tavsiyeler listesinin başında geliyor. En azından ne istediğini bulmaya çalışanların ne istediğini bulması için önce “hareket” halinde olması gerekiyor. Yani önce hedefi bul sonra hareket et önermesi sizi paralize ediyorsa, çok haklısınız. Bazıları doğuştan ne istediğini bilir, bazıları çok erken yaşta ne istediğinden emindir, bazıları da yaşamın içinde gezerken ne istediğini bulur. Ya da yön değiştirmeye karar verir. Eğer ne istediğinizi bilmiyorsanız, hislerinize kulak verin. Fark yaratmak istiyorsanız, hissettiklerinizi harekete geçirin. Azimle, sabırla, her gün…Yapabileceğiniz bazı şeyler arasında okumak, katılımcı olmak, insanlarla konuşmak, ilgilenebileceğinizi düşündüğünüz konulara dalmak, onları denemek, düş kırıklığına uğramak, bulamıyorum diye haykırmak, bazen ümitsizliğe kapılmak ve tekrar denemek, tekrar dışarı çıkmak, aramak, araştırmak, sormak ve Boom!

Sürecinizi kısaltabileceğine inandığım çalışmalardan biri şu: elinize bir kalem ve kağıt alın, ya da wordpress.com’a girip bir blog ismi alın, herhangi bir isim olabilir. Bu noktada hangi ismi aldığınız önemli değil. Hayatta tutkulu olduğunuz, sevdiğinizi düşündüğünüz ve aklınıza “ilk” gelen konu hakkında birşeyler karalamaya bakın. Aklınıza ilk gelen konu hakkında “rahatça” konuşabilmeniz, düşünebilmeniz ya da yazabilmeniz önemli. Buna dikkat edin. Bir ay boyunca her gün az ya da çok konuşmaktan, düşünmekten, yapmaktan hoşlandığınız herhangi bir konu hakkında yazmaya devam edin.

Sizin için hayatta nelerin değerli olduğunu ve yaptığınız işte yükselirken hangi değerlerin sizin için vazgeçilmez olabileceğine gz gezdirin.

Bu süreç size kendinizle ve yeteneklerinizle ilgili çok yararlı bilgiler verecek. Deneyin. Destek isterseniz, bana yazın. Bu süreci bir profesyonelle birlikte desteklemek isterseniz buraya yorum yazabilir ya da bana direk email atabilirsiniz (fatmanur@kariyeryolculugu.com).

Size ilham vermesi için Alain De Botton’un bir konuşmasını da ekliyorum. “A Gentler, Kinder Philosophy of success”.

Not: Tüm mesajlara cevap veriyor olacağım. Genelde mesaj sayısı çok yüklü olduğu için hızlı geri dönüş yapamasamda benden en geç iki ay içerisinde mesaj alıyor olacaksınız. Ilk gelen mesajlardan başlayarak cevap yazmaya başlayacağım için önce davranan önce benimle irtibatta olur dememe gerek var mı?

Devamı >>

Zorla Eğitim Yerine, Merak Uyandırmayı Deneyin.

09 Mar 2011

Üniversite de okumadığım hiç bir zamanı hatırlamıyorum. Benden muhteşem bir akademisyen olurdu! Kendimi bildim bileli sürekli yeni birşeyler öğreniyorum. Meraklıyım, içten gelen bir durum bu. Hülya Koçyiğit, kızı Gülşah için “hala okula gidiyor, elinde defter kitapla dolaşıyor, inanamıyorum” diyordu dün. Böyleyiz bazımız. Bize “eğitim al, şunu öğren” diyen olmuyor. Zaten meraktan, ilerlemeyi ve gelişmeyi tercih ettiğimizden her daim bir “kendimizi yenileme” sürecindeyiz.

Bir de şanslıyım, her çalıştığım şirketin hep bir eğitim programı vardı. Genellikle katılımcıların sıkıldığı, zoraki geldiği, zaten bildiğimiz şeyi söylüyorlar yine vakit kaybı denen şu eğitimler! Çok da haksız değil bunca çalışan. Sorun eğitimde ya da eğitimciden de kaynaklanmıyor. Kurumsal eğitimler “zoraki” yani “almak zorunda olduğunuz” almazsanız cezası olan durumlar.  Şimdi bir düşünün hanginiz istemediğiniz ama zorla yapılması koşulu getirilen işlerden hoşlandınız?

Devamı >>

Aradığımızı Bulana Kadar Mutsuz muyuz?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Favoriler, Psikoloji, Yönetim
18 Sep 2008

Kariyer koçlarının çoğu hala “hangi alanda başarılı olduğunuzu” bulmanın ve “kendinizi tanıdıktan sonra” yeni bir arayışa geçmenizin en doğru yöntem olduğu konusunda ısrarcı. Oysa, University of California, Riverside tarafından yapılan araştırmalar, kariyer koçlarının bu yaklaşımının eski nesil olduğu ve insanın kendini tanıdıktan sonra harekete geçmesinin akıllı bir yöntem olmadığını gösteriyor.

Hayat değişiyor. Bizlerde değişen dünya ile birlikte değişiyoruz.

Insanın kendini tanıması uzun yıllar alıyor. Öyle ki, tam kendimizi anladığımızı düşündüğümüzde, kendimizle ilgili farklı şeyler keşfediyor oluyoruz.

Aslında keşif hiç bitmiyor… çünkü hayat sürekli bir arayış.

Ne istediğimizi bulmanın en iyi yolu farklı işler denemek. Kendimizi tanıdıktan sonra bir iş seçmeye çalışmak hem vakit kaybı hem de hangi işi daha çok sevdiğinizi zorlaştıran bir teknik. Arayış içinde olmak hayatın kendisi.

Ne aradığınızı bulmanın en iyi yoluysa “denemek”. Deneme süreci her zaman mükemmel değildir. Bazen nefret ettiğiniz işlerde ve iş yerlerinde çalışıyor olabilirsiniz. Böylece hangi iş ve ortamlardan hoşlanmadığınızı öğrenirsiniz. Bazen sevdiğiniz işleri yapar ama belli bir süre sonra sıkılabilir, aradığınızın bu olmadığını düşünebilirsiniz. Bu deneyimleriniz yanlış yolda olduğunu zu göstermez. Deneyimleriniz, hayatınızı verimli kılar.

Yükseliş hep yukarı eğimli değildir. Dünyada hiç bir ekonomi sürekli yükselen bir eğilim göstermez. Her yükselişin bir yavaşlayışı olur. Her ürün eğrisinin bir çıkışı birde inişi vardır. Deneyimlerimizde böyledir.

Dolayısıyla, kendinizi tanımanız, hangi işi daha çok sevdiğinizi anlayabilmeniz için beklemektense harekete geçin.

Devamı >>

Muhtar Kent’den Yöneticilere Öğütler

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Eğitim, Favoriler, Kariyer
12 Dec 2007

Akşam Gazetesi’nden Volkan Akı, Coca Cola’nın CEO’su Muhtar Kent ile yaptığı söyleşide yöneticilerden beklenen yetkinliklerin neler olduğunu öğrenmiş. Olduğu gibi sizlere vermek istedim.

Kendi konforunu düşünenler
Tüm dünyada şirketler için başarı faktörü doğru insanlarla çalışabilmek.
Bu kapsamda yeni yönetici tipi global düşünebilmeli ve bir dünya görüşüne sahip olmalı.

Kendi “konforunun” dışına bakabilen yöneticilerin arayışındayız.

Lagos’ta çalışıp Paris’de gibi yaşama çabası içinde olan yönetici tipi geçerli değil.

Kendi çevresini, kendisi gibi insanlarla dolduran yönetici tipini artık aramıyoruz.
Tam tersi farklılıklara vede aykırılıklara fırsat tanıyan ve yönetebilenler öne çıkıyor.

Çin’de Afrikalı, Afrika’da Çinli
Risk alabilen ama aynı zamanda sürekli öğrenebilme yeteneğine sahip yöneticileri tercih ediyoruz.

Çabuk karar verme meziyetine sahip yöneticiler yine yeni koşullarda ön plana çıkıyor.Ancak bununla birlikte yöneticiler raporlardan, piyasadan gelen sinyallerden ve bizzat sahada tespit ettiklerini, müşterilerle konuştuklarını karara dönüştürebilmeli.

Her düzeyde, her ülkede “ilişki kurabilen”, bunu seven, yönetici tipi yükseliyor.
Bugün biz Çin’de Afrikalı, Afrika’da Çinli yöneticilerle çalışabiliyoruz. Operasyonumuzun yüzde 80’i ABD dışı ve kültürler arası ilişki gerektiriyor.

Profesyonel zindelikle birlikte, kişisel zindelik de arıyoruz. Sadece çalışmaya odaklı yönetici tercih etmiyoruz. Örneğin, ben Ayvalık’daki zeytinliğimden hiç vazgeçmedim. Her fırsatta oraya gidiyorum.

Son olarak Muhtar Kent başarıyı da biraz yeteneğe, biraz şansa, biraz da çalışmaya bağlıyordu.

Bu yetkinlikler yeni sayılmaz aslında. Sadece önemi daha da kuvvetlenen yetkinlikler haline geldiğini söylememiz doğru olur sanırım.

Devamı >>

Staj Yapmak Sadece Fotokopi Yapmaktan İbaret Değildir!

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Favoriler, Kariyer, Staj
25 Jul 2007

Bazı okullar stajı zorunlu kılıyor. Bazı ögrenciler, zorunlu olmadığı halde kariyerlerine diğer ögrencilerden bir adım önde başlayabilmek için staj yapmayı tercih ediyor. Bazıları da stajı gereksiz bir külfet olarak görüyor.

Staj aslında insana çok şey öğretiyor.

Eğer şanslıysanız, elinize iyi bir proje verilir ve iyi bir yöneticiyle çalışma imkanı bulursunuz. Deneyiminiz harika olur. Siz öğrenirsiniz, çalıştığınız şirket kazanır.

Ben, prensip olarak “balon staj” vermeyen bir yöneticiyim. Benimle birlikte çalışmak için gelmiş olan kişiye “fotokopi” stajı yaptırmayı kendime ve karşımdakine saygısızlık olarak görüyorum. Bugüne kadar benim yanımda staj yapmış olan arkadaşların işi “staj” olarak geçsede ciddi “iş tecrübeleri” kazandıklarına inanıyorum. Projelerde çalışmaktan aldıkları tatmini, bana yolladıkları emaillerden, telefon görüşmelerimizden, proje sırasında duydukları heyecan ve gösterdikleri azimden ve ayrıca yüzüme söyledikleri içimi parlatan kelimelerden biliyorum. Onlarla gurur duyuyorum ve kariyer basamaklarında en ufak bir yardımım dokunabiliyorsa, ne mutlu bana…

Hayat bize her zaman istediğimiz imkanları vermeyebiliyor. Bazen, elimizde olan en kötü imkanı bile iyi bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Üniversite eğitimi elbette önemli, ama iş dünyasını koklayabilmek, üniversite sıralarında fazla kazanamayacağınız bir tecrübe.

Eğer istediğiniz gibi bir staj bulamadıysanız, üzülüp, moralinizi bozmayın. Bu gibi bir durumda, şirketi incelemeyi deneyin. Organizasyon nasıl işliyor? İnsanlar nasıl çalışıyor? Fotokopi makinası günde kaç kere bozuluyor? Bu durum verimliliği ve çalışan motivasyonunu nasıl etkiliyor? Şirket kültürünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin ileride çalışmak istediğiniz bir iş anlayışına ve kültüre sahip mi?

Tüm bu sorular belki de stajınızla hiç ilgili değildir! Ama her biri, size kariyer yolculuğunuzda ne istediğinizi bulmanıza yardımcı olacak önemli noktalara işaret ediyor. Ayrıca daha üniversite sıralarındayken network yapmanıza imkan veriyor. Sadece çalıştığınız departmanlar değil, diğer departman yöneticileriyle de tanışabilme ve kendinizi tanıtabileceğiniz ortamı sağlıyor.

Yöneticiler staj vasıtasıyla tanıma imkanı bulduğu ögrencileri işe almayı daha çok tercih eder oldu. Bunu aklınızda tutun ve yaz dönemlerinizi iyi değerlendirin. Çünkü artık staj bulmak bile hafife alınmayacak kadar zor olmaya başladı! Fırsatlarınızı en iyi şekilde değerlendirmeniz size uzun dönemli kazançlar sağlayacaktır…

Devamı >>

30′lu yaşlarda Kariyer Değiştirmek

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Favoriler, Iş arama, Kariyer
08 Apr 2007

15 yıldır ayni şirkette çalışan, ama iş değiştirmek isteyen bir profesyonelin iş değiştirmesi hiç de kolay değil. Özgeçmişini 15 yıldır hazırlamamış ve bu zaman zarfında hiç iş görüşmesine gitmemiş bir kişinin “korku” içerisinde olması çok doğal.

Yeni nesil, işin kurallarını değiştirmiş durumda. Bir şirkette gereğinden fazla kalmıyor; farklı şirketlerde çalışmanın kişiye profesyonel anlamda kazandıracakları avantajların da farkındalar. Kötü deneyimlerin bile öneminin farkındalar. Kişiye önem vermeyen şirketlerden uzak duruyor, kendi bilgi ve tecrübelerini eskiler gibi “ucuza” satmıyorlar. İş değiştirmekten korkmuyorlar, “iş güvencesi” degil, “işten memnuniyet” arıyorlar.

Gençler, iş dünyasının kurallarını değiştiriyorlar.

Öyleyse, deneyimli çalışanların bu değişen dengelerin farkında olması, onları özümsemesi önemli. Iş değiştirmek isteyen 30’lu yaşlardaki profesyonellerin, arayış içinde olan adaylar arasında başarılı olmaları için birkaç önemli bilgi:

Kariyer Koçu: Türkiye’de her ne kadar çok fazla yaygın olmayan bir kavramsıda, eğer kendinize konusunda uzman bir kariyer koçu bulabilirseniz, size yeniden iş arama sürecinizde yardımcı olacak güveni kazanmanıza yardımcı olacaktır. Sizi iş görüşmelerine hazırlayacaktır.

Özgeçmişinizi yazarken: Özgeçmişinizi yazdıktan sonra, mutlaka profesyonel bir kuruma yada güvendiğiniz bir iş dostunuza başvurup, özgeçmişinizi gözden geçirmesini isteyin. Daha sonra özgeçmişinizi bir iki kişiye gösterip, onların ne düşündüğü hakkında bilgi alın.

İş başvuruları: İlk 3-5 başvurunuzu çalışmayı düşünmeyeceğiniz yerlere yapın. Iş görüşmesine çağrıldığınızda kendinizi test edin, iyi ve zayıf yönlerinizi görün. Hazır olduğunuzda istediğiniz tarzda işlere ve işyerlerine başvurun.

Network’unuzu kullanın: Yeni bir iş bulmak, bu zaman zarfı içinde edindiğiniz network’ünüze bağlı olarak daha kolay bir hale gelebilir. Eğer iş dünyası ile sıkı fıkı bir haldeyseniz, o zaman birlikte çalıştığınız şirketlerdeki iş imkânlarını kollamayı ihmal etmeyin. Genelde işler gazetelerde ilan edilmeden önce, şirket içinde duyuruluyor olabilir.Network’unuz yeterince kuvvetli değilse, sosyal ve profesyonel iş kollarını takip edin.

İşverenler, muhtelemelen 15 seneden sonra neden iş değiştirmek istediğinizi bilmek isteyecekler. Adaptasyon sorunu yaşayıp yaşamayacağınızdan endişe duyacaklar. Kendinizi anlatırken “tutkulu” yanlarınızı ortaya koymaya bakın. Değişim, genelde yeni bir heyecanı ve tutkuyu beraberinde getirir. Bu tutkuyu başarıya dönüştürebilecek yeteneklerinizi ortaya koymaktan çekinmeyin.

Devamı >>

CV TEKNİKLERİ E-BÜLTEN
Ad Soyad
E-Posta

YURTDIŞI SERTİFİKA PROGRAMLARI
Ad Soyad
E-Posta
YENİ YAZILARDAN HABERDAR OL

KONULAR
SİTEDE ARA
Hedefe Koşanlar
Acıtan Kariyer Hataları
Cesur Fikirler
Girişimcinin Ruh Halleri
İş ve Hayat Dengesi
Sosyal Medya Dünyası