‘Finansal Kazanç’ kategorisi için Arşiv
Neden Doktorayı Hala Bitiremedim?
Aslı Ergün bir Akademisyen. Uzun yıllar yurt dışında yaşamış ve dünyanın en iyi üniversitesinde burslu olarak Computer Science alanında PhD yapmaya hak kazanmış bir akademisyen. Aslı Ergün’ün öyküsü, kariyeryolculugu.com okurları için kendi kaleminden, bizlerle…
“Aslı Ergün: Herkes başarı anılarını anlatır. Kariyerinde neler yapıp nerelere geldiğini. Ben bunun tam tersini, başarısız olduğum anılarımı ve yaptıgım hataların bazılarını sizlerle paylaşacağım.
Hayata başarılı başladım. Hızlı adımlarla çıktım. Ortaokul birincisi, lise beşincisi olarak bitirdim. Çok yüksek puanla iyi bir universiteye girdim. Üniversitede bölümden iyi bir ortalama ile ayrıldım. Önce araştırma görevlisi olarak işe başladım. Ardından bir yurtdışı bursu kazanarak yurtdışına okumaya gittim. Başlangıçta yurtdışına gitmemem için etrafımda ki insanlar sorunlar çıkardı ama inatçıydım, hırslıydım. Sonuna kadar direnip yurtdışına gitmeyi başardım.
Devamı >>Para mı Ün mü?
Bu sabah uyandım ve aklıma bir konu takıldı. Bir dolu insan TV’de, gazete’de boy boy gözüküyor. Kimisi ünlü, yani isim yapmış kişiler. Bir çoğu ünlü değil, ama bir şekilde tanınan kişiler. Bu iki gruptan da parasal anlamda pek bir şey kazanamayanlar var. Yani, ismin var ama bunu gelire çeviremiyorsun.
Öyleyse, ün ne işe yarar?
Hürriyet’in sayfalarını açtım ve Ayşe Arman’ın çok tesadüfen “Para mı Başarı mı?” isimli yazısıyla karşılaştım.
Ayşe Arman’ın itiraflarından bazıları şöyle:
- Eşim olmasaydı, bu hayat tarzını sürdürmem mümkün değildi.
Ünlü ve meşhur olmak isteyenler için üzerinde düşünmeleri gereken bir durum. Ayşe Arman iyi bir köşe yazarı olsa da, bu yazdıklarıyla bilinirliği en yüksek yazarlar arasında olsa da pek de fazla bir gelir elde etmiyor. En azından bizlere itiraf ettiği kadarıyla. Yani, eşinin ondan daha yüksek bir hayat seviyesini ona sağlamış olması istediği hayatı yaşayabilmesinde etken. Köşe yazarlığına girişi de Betül Mardin gibi tanıdıklarının da olması sayesinde kolaylaştı. Bu da bir gerçek elbette.
Bunu merceğe almamın sebebi, günümüzde “kişisel marka olun” tellalığının yükselmiş olması. Bu tavsiyeyi verenlerin büyük bir çoğunluğu da gençlere daha fazla para kazanacakları vaadinde bulunuyor. Onlara göre kişisel marka olmak bu yüzden önemli ve tavsiye ediliyor. Ayşe Arman’a bakmanızı öneririm o halde. Ünlü, işini iyi yapıyor ve bir iş sahibi ama istediği hayatı bu ün’den elde edemiyor. Demek ki isim yapmış olmanız her zaman istediğiniz hayatı yaşamanız için yeterli değil. Ek destekler de gerekebiliyor. Aklınızda olsun. Bu yüzden, siz beni dinleyin. Marka olmak için çaba harcamayın, yaptığınız işte en iyisi olmak için çaba gösterin. Sebebi burada. Iyi okuyun.
Devamı >>Çok Ama Çok Çalışalım. Hep meşgul olalım sendromu.
Dünyada depresyon rakamları giderek artıyor. Genellikle, gelişmiş ülkelerde depresyona yakalanma oranının daha yüksek seviyede arttığını gözlemliyoruz.
Depresyonun sebepleri çeşitli ve farklı seviyelerde kendini gösterebiliyor. Öyle depresyon çeşitleri varki, depresyona girdiğinizi farketmeyebiliyorsunuz.
Günümüzde, değer sisteminin farklılaşması, üretkenliğin optimum seviyede olması için sürekli ve çoğunlukla çalışıyor olmamız gerektiği gibi bir düşünceye sebep verebiliyor. Üretken olmakla çok çalışmak arasında fark var elbette. Kariyerinizde yükseldikçe, ücretiniz artar. Yani 1 saat çalıştığınızda eskiye oranla daha üretken olacağınız farzedilir. Bunun sebebi bilgi birikimi ve tecrübenizdir. Yani aslında eskiye göre aynı zaman aralığında (ya da daha az) çalışarak, daha çok kazanç elde ediyor olursunuz. Üretkenlik artar.
Gerçek hayatta üretkenlik hiç bir zaman yeterli gelmiyor. Derecesi ve dozu sürekli yukarıya ve insan vucudunun kaldırmakta zorlandığı oranda artıyor. “Bugün yine çok çalıştım. Hatta sabahın 3.00’üne kadar çalışıyordum.” demek, çok üretken, başarılı ve belki de bireye “önemli” olduğunu hissettiriyor. Boş zamanlar, kaybedilmiş, kazançtan, prestijden fedakarlık edilen dakikalar olarak algılanmaya başlıyor.
Her yeni girişim fedakarlık gerektirir elbette. Çok çalışmamız gereken zamanlar da gelişmenin bir adımı, ta ki, gereğinden fazla çalışmadan daha çok iş üretmeyi ögrenene kadar…
Devamı >>Fortune 500, İş Arayışınızı Nasıl Güçlendirir?
Fortune Temmuz sayısı, Fortune 500 şirketini açıklamış. Çalıştığım şirket, BSH, Türkiye’nin ilk 35. şirketi olarak yer almış. ISO verilerine göre de BSH, Türkiye’nin 7. büyük yabancı şirketi. Gurur duydum, hem şirketin liderlik koltuğunda oturanlardan, hem de böylesi güçlü bir şirketin yönetiminin bir parçası olmaktan.
Listede birinci sırayı Tüpraş alıyor. Onu sırasıyla TEDAŞ, Petrol Ofisi, Türk Telekom ve Shell takip ediyor.
Şu aralar iş arayışında olanlar, birer Fortune alsınlar. Dergi, listeye giren şirketlerin bir kısmıyla röpörtaj yapmış. Listelerini eleman sayılarına, karlılıklarına, cirolarına ve satışlarına göre de sıralamış. Alın size nefis bir “çalışılabilecek” şirketler listesi. Buradaki firmaları inceleyin. Örneğin beni şaşırtan ve listenin ilk 50’sinde yer alan “Goldaş” oldu. Goldaş’ın bu listeye girmesi, 2008 yılında birşeyleri rakiplerinden daha farklı, daha iyi yaptıklarını gösteriyor. Bu şirketler gücü olan, etkin çalışmayı başarabilen şirketler. Krizlerden ciddi oranda etkilenmeden döngüyü sürdürebilen şirketler.
Listede 243 şirket Istanbuldan. 48 şirket Ankara’dan. 40 şirket Izmir’den. 28 şirket Bursa’dan. Bursa organize sanayi bölgesini gezeniniz var mı bilemiyorum, ama Istanbul’daki organize sanayiler yanında “bataklık” gibi kalıyor. Kayseri’den 15, Gaziantep’den de 13 şirket listede.
“Nerede olursa olsun yeterki iş olsun” anlayışından sıyrılmak isteyenlere, harika bir rehber bu sayı. Okuyun, araştırın, öğrenin. Iş görüşmelerinizde faydası olacaktır.
Tebrikler Selay Tozkoparan! Başarı Cesaret İster.
Selay Tozkoparan Ayşe Arman’ın röpörtajında hırslı olduğunu söylüyor. Şu herkesin korkutuğu kelimeyi korkusuzca söylüyor: hırs.
“Başarı odaklı biriyim. Hırslı olmamın sebebi bu.” diyor.
Hırslı insanları neden sevmeyiz?
Çünkü çoğu insandan fazla üretir ve başarırlar. Bu da ortalama insanları endişelendirir. Hoşlarına gitmez. Ortalama insanlar, herkesin onlar gibi olmasını ister…
Çünkü başarıya odaklandıklarından, ortalama insanların endişe ve hareketlerinden farklı yol alırlar. Bu da onlar hakkında dedikoduların yapılmasına neden olur.
Çünkü bazen aykırıdırlar. Aykırı olmak, sevilmemeyi göze almaktır. Başarı bazen aykırı olmayı gerektirir.
Çünkü farklıdırlar. Farklı insanlar çok eleştirilirler ve bu nedenle zaman zaman dışlanırlar. Bu da onların ortalama işlerle uğraşacak fazla vakitleri olmadığını gösterir.
Çünkü onlar için önemsedikleri kişiler arasında sevilen ve beğenilen insan olmak önemlidir, ama bu öncelikli değildir. Onlar bilirler ki başarılı insanların ya çok sevenleri ya da çok nefret edenleri vardır.
İşte Tony Robbins‘den “Yaptığımız İşlerde Neden ve Nasıl Daha Başarılı Oluruz” konulu kısa bir sunum.
Devamı >>Finansal Başarı Hedefe Odaklanmak Ister
Bazı araştırmalar, ABD’de %5 oranında bir kesimin finansal hedefleri olduğunu ortaya koymuş. Bu rakam Türkiye için ne haldedir bilemiyorum. Bildiğim şu:
Ekonomik gelişmenin özellikle son 5 yılda oldukça başarılı ilerliyor olması (her ne kadar tartışılır bir konu olsada). Ekonominin 2007 yılında da büyüme gösterecek olması (hedefler ne kadar ulaşılamayacak olsada). Kişi Başına Gelir rakamlarının her yıl artış gösteriyor olması. Ve tüm bunların aynı zamanda bir başka şeyin de göstergesi olduğu. Harcamaların…
Gelir seviyemiz arttıkça, harcamalarımız da artış gösteriyor. İnşaat sektörünün geçtiğimiz birkaç yılda ve gelecekteki birkaç yılda da ekonominin itici güçleri arasında olacağı biliniyor. Pıtırcık gibi her köşe başında dikilen bir konutun olması, tahmin ediyoruz ki bunları alacak bir potansiyelin de olduğuna işaret ediyor. “Gelişmekte Olan Ülke” konumunda olmamız, ekonomik ilerleme ile birlikte “yeni paraya kavuşmuş” bir toplumu ve “para harcamaya yatkın” henüz “herşeye aç” olduğumuzun da göstergesi. Batılı ülkeler ise ‘doymuş”. Dolayısıyla büyümeleri ya durmuş durumda yada negatif ilerleme gösteriyor. Bizler henüz yeni yeni birşeylere “rahatlıkla” sahip olabilen bir toplumuz. Bankacılık ve finansal sistemlerin gelişmesi artık 60 yaşında ev sahibi olmaktansa insanları 20-30’lu yaşlarında ev sahibi yapıyor. Markalı ürünler, fiyatları fark etmeksizin kapış kapış gidiyor. Kredi kartları ceplerde deste deste duruyor…Parayı artık görmüyoruz. Kartlar işimizi görüyor. Artık paramız olmasa da para harcamaya imkan veren bir toplumda yaşıyoruz. Devir para harcayarak ekonomik gelişmeye katkıda bulunma devri.
Henüz bazı şeyleri yeni yeni ve rahatlıkla almaya başladığımız bu dönemin büyüsüne kapılmamak imkansız gibi. Bazen, istemesek de sosyal baskı bizleri düşünmeden harcama (çünkü artık mümkün!) dönemecinin içine alıveriyor. Devir “iyi hisset” devri…
Uzun bir giriş yaptım.
Sebebi, böyle bir dönemde finansal hedef koymanın güçlüğünü gösterebilmektir. Ama herşey farkındalıkla başlıyor…
Kıyaslama insanları mutsuzluğa iten en büyük faktörler arasında ama kıyaslama yapmadan da olmuyor ki, değil mi? İş dünyasının içinde zamanımız kendimizi benchmarking projeleri içerisine gömülmüş, her zaman daha iyisini ve mükemmelini yapmakla geçerken kıyaslamayı sosyal hayatımızda yapmamamız ne mümkün?
Bu “lale devri” yaşantısını sürdürmeyi arzu edenlerin finansal hedefler koyarak hareket etmeyi alışkanlık haline getirmeleri uzun dönemli mutluluğa dönüşebilir. Finansal hedefleriniz kariyerinizde atacağınız adımların yönünü belirlemenizde yardımcı olacağı gibi yerinizde saydığınız hissinden de kurtulmanıza yardımcı olacaktır.
The University of Tennessee tarafından oluşturulmuş bu form ve kitapçık, size hedeflerinizi belirlemenizde yardımcı olacaktır.
Finansal hedeflerinizi koyduktan sonra onlara nasıl ulaşabileceğinizi değerlendirebilmek ve potansiyeliniz çerçevesinde bir kazancınız olup olmadığınızı analiz etmenize yardımc olacak bir kitap da finansal danışman Barbara Stanny”nin Overcoming Underearning isimli kitabında kaleme alınmış.
Devamı >>- CEO (1)
- CV (28)
- Değişim (94)
- Eğitim (61)
- Favoriler (8)
- Finansal Kazanç (6)
- Girişimcilik (29)
- Iletişim (54)
- Inovasyon (9)
- Iş arama (60)
- Iş görüşmesi (31)
- Kadın (3)
- Kariyer (175)
- Liderlik (30)
- Maaş (9)
- Marka (1)
- Network (10)
- Öğrenci (17)
- Önyazı (3)
- Pazarlama (15)
- Pazarlık (2)
- Popüler Yazılar (7)
- Psikoloji (66)
- Sosyal Medya (28)
- Staj (5)
- Strateji (9)
- Teknoloji (3)
- Üniversite (26)
- Y ve X kuşağı (3)
- Yaratıcılık (23)
- Yetenek (23)
- Yönetim (110)
- Gelişebilmek İçin Bırakıp Gidebilmek Üzerine…
- Üst Düzey Yöneticiler İş Arıyor
- Kişilik Testi Yapmadan İşe Almak Pek Demode Oldu
- Kariyerinizde Yükseldikçe, İş Aramak Daha Fazla Planlama Gerektirir
- İş Görüşmesine Çağrılmıyorsanız, Kötü bir CV’niz olduğundandır.
- Boş CV yollamadım. Neden kimse aramıyor ki?
- Telefonda İş Görüşmesi Daha Güçlü Bir İletişim Kurmanızı Gerektirir
- Vurucu bir Önyazı, Karar Sürecini Etkiler
- Itibar Etmediğimiz Meslekler Hayat Değiştiriyor
- Aradığını Bulmak mı yoksa Pes Etmek mi?
- Girişimci İnsanı Girişimci Yapan Sebepler
- Girisimciler Icimizdeki Vizyon Sahibi Kisilerdir
- Kariyer Yapmanın Bir Diğer Yolu: Girişimcilik
- Girişimci Ruhunuz Varsa, Bunu Izleyin
- Büyük Başarılar Küçük Adımlarla Başlar
- Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir.
- Daha Başarılı Olmak İçin, Mutluluk Eşiğinizi Artırın.
- Fark Yaratmak, Hislerinize Kulak Vererek Adım Atmaktır
- Olgunlaşmak, Mental Bir Disiplin Gerektirir.
- Pozitif Psikoloji Ne Değildir?
- Şu Yetenek Dediğimiz, Bulunmaz Hint Kumaşı mıdır?
- İşten Çıkarılmak, Kariyerinizi Sekteye Uğratıyor mu?
- Bizdeki Y Jenerasyonu Duyduğunuz, Bildiğinizden Farklı Olursa






