Aradığını Bulmak mı yoksa Pes Etmek mi?

girişimcilik, kariyer, liderlik, yetenek, yönetim 1 Comment »

Son zamanlarda sıkça duyuyoruz.  Kurumsal hayatlarda iyi bir noktadayken işi bırakıp kendi işini kuranlar… Kurumsal hayatta aradığını bulamayanlar…  Kendi işini kurup huzura ve mutluluğa erenler… Gümüş tepsilerde ağzımızın suyunu akıtırcasına kaleme alınmış pürüzsüz hikayeler…

Girişimciliği teşvik ediyorum. Kendimde girişimci bir yöneticiyim.  Girişimcilik üzerine köşe yazıları yazıyorum. Daha fazla girişimci yetiştirelim istiyorum.

fatmanur erdogan, kariyeryolculugu.com retrieved from ineedmotivation.com

fatmanur erdogan, kariyeryolculugu.com

Ne var ki, son zamanlarda beni düşündüren bir konu var. O da tüm bu kurumsal hayatlardan ayrılan ve gazetelere birer huzur, mutluluk ve aradığını bulma hikayesi olarak verilen hikayelerde bir pes etme durumu söz konusu olabilir mi düşüncesi…

Kariyerde yükselmek pek de kolay değil.  Yükseldikçe sorumluluklar da artıyor. Sorumluluklarla birlikte farklı yetenekleri daha sık kullanmak, kullanmaya alışık olduğunuz diğer yetenekleri daha etkinleştirmek gerekiyor.  Daha çok cesaretli adımlar atmak, daha fazla okumak, öğrenmek, uygulamak, ilişkileri kuvvetlendirmek, daha çok emek sarfetmek gerekiyor

Bana kalırsa büyük bir kırılma yaşıyor çoğu kişi bu noktada.  Yönetim kurullarında daha az sayıda kadın yönetici olmasının bir sebebi de bu aslında.  Daha fazla sayıda kadın bir noktadan sonra pes ediyor-kırılma yaşıyor.  Benzer bir durum önümüze sayfa sayfa verilen bu ‘kariyerinin en güzel yerinde bıraktı işini kurdu’ haberlerinin arka yüzü olabilir mi?

İş dünyasında aradığımızı bulmak da kolay değil ancak diyorum ki hızlı pes etmeyin.  Zorlukların üstesinden gelmek için çaba gösterin. Yine deneyin. Yeniden deneyin. Yeni bir yöntem deneyin.  Dayanamıyorum artık dediğiniz noktada dahi kendinize bir şans daha verin. Kırılma noktasını atlattığınızda göreceksiniz ki herşey çok rahat akıyor olacak.

Zor zamanlarda istediğinizin içinde bulunduğunuz ortam olmadığını düşünmeniz çok doğal ama o noktada ne istediğinizi kendinize tam olarak itiraf etmeniz de zor.

Kendinizi kırılma noktasında hissediyorsanız, devam etme gücünü bulmak için arayışa geçin. O gücü bulamıyorsanız, hareket etmeye devam edin, çünkü o güç sizi bulacaktır.


Alanis Morissette – You Learn
. –


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Istanbul’dan bir Thomas Friedman Geçti

Teknoloji, değişim, eğitim, girişimcilik, inovasyon, liderlik, strateji, yaratıcılık, yönetim 1 Comment »

The New York Times’ın Pulitzer Ödüllü köşe yazarı Thomas Friedman, Istanbul’da bizleri koltuğumuza bağladı.

Hot, Flat and Crowded isimli son kitabının ismine benzer bir ortamda bir araya geldik.  Sıcak, düz ve kalabalık bir odada…

Ufuk Tarhan, konuşmasını güzel özetlemiş, bir göz atmakta yarar var derim.

Friedman, uluslararası politika yazarı. Istanbul’da Özyeğin Üniversite’sinin research@ozyegin lansmanında, birçok mesajı çok güçlü bir şekilde vermeyi başardı.  Ben bu mesajlardan tek birine değinmek istiyorum..

Sorumlu girişimcilik.

Dünyayı içinde bulunduğumuz durumdan; yani küresel ısınma’dan, herkesin birbirinin aynısı olma yolunda devam eden “düz” mantıktan ve çoğalan insan sayısıyla birlikte daha fazlasını, daha iyisini arayarak tükettiğimiz enerji kaynaklarının kökünü kurutmanın tek bir yolu var.

Sorumlu inovatif girişimcilik.

Yaptıklarımızın farkında olarak, isteklerimizin, yarattıklarımızın, tükettiklerimizin farkında olarak hareket etmek.  Geniş açıda düşünebilmek.  Tercihlerimizi daha bilinçli yapabilmek, istediğimiz gibi bir hayat, dünya ve gelecek için düşünerek adım atmak.  Sorumluluk almak.

Bunu her günlük olaylara aktarabiliriz:

Değişimi karşıdan değil, kendimizden beklemeyi denemek…

Kendi değerlerimizi anlamak, özümsemek ve o doğrultuda hareket etmeyi denemek…

Bulunduğumuz ortamları istediğimiz gelecek yaşamlara hazırlamak…

Sevgiyle yaklaşmayı hatırlamak…

Her insana insan gibi davranabilmeyi denemek…karşılığını beklemeksizin iyi bir insan olmak

Bilgimizi, tecrübemizi, merakımızı ve yeteneklerimizi daha güzel gelecekler yaratmak için harekete geçirmek.

Bilinçsiz üretkenlikten, bilinçli üretkenliğe geçebilmek…

Sorumluluk almak.

Sorumlu olmak.

Alternatifler yaratmak.

Girişimci olmak.

Hayatın her alanında, hareket ederken, sorumlu bir birey olabilmeye gayret etmek.

Sıcak, düz ve kalabalık dünyamıza yeniden şekil verebilmek için, hepbirlikte, elele bir bütün olarak hareket edebilmek.

Thomas Friedman’ın 2005 yılında MIT’de yaptığı “The World Is Flat” konuşmasıyla başbaşa bırakıyorum. (Ozyegin Universitesi Thomas Friedman’ın konuşmasını canlı yayınladı ancak henüz kaydını yayınlamadı. Bekliyoruz:)


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Genç Bir Türkün Girişimcilik Öyküsü

girişimcilik, kariyer, yönetim 21 Comments »

Bihter Sabanoğlu,   http://www.lajoviale.com

Paris’e 2004 yılının Ekim ayında Sorbonne’da edebiyat master’ı yapmak üzere geldim. İlk sene aklımda ticarete hele hele kozmetiğe dair hiçbir düşünce yoktu. Daha çok hayatım ev-okul arasında geçiyordu. Zamanla tabi ki yeni insanlarla tanıştım, çevrem gelişmeye başladı. O yıllarda tanışğım ve kozmetik sektöründe deneyimi olan arkadaşlarımın ileride ortaklarım olacağını hayal bile edemezdim tabi ki.

2007’de Fransız arkadaşlarımla çıktığım bir Uzakdoğu seyahati sırasında üst düzey bir güzellik salonunda değişik türde bir kozmetik maskesi gördüm. Daha önce kullandığım maskelere hiç benzemeyen bu ürün çok dikkatimi çekti. Hemen uygulattırdım; sonuçtan da çok memnun kaldım. Kozmetik işinde o zamanlar benden daha deneyimli arkadaşlarım da ürünün çok yenilikçi, etkili ve kaliteli olduğunu onayladılar. Burada geçirdiğim yıllar sırasında maaşlı bir işin bana göre olmadığını anlamıştım ve aklımda kendi işimi kurmak vardı ama ne yapacağıma tam olarak karar veremiyordum. Birbirimize baktık ve gayet spontane bir şekilde “Neden bu ürün üzerinde çalışmıyoruz” dedik.

Paris’e döndüğümüzde hepimiz çok heyecanlıydık; bu ürünü onlar Fransa’ya ben ise Türkiye’ye getirecektim. İki piyasada da ortak çalışmaya karar vermiştik. Tabi ki ilk aşamada zihnimde çok fazla soru işareti vardı: “Acaba bu sektörü yeterince tanıyor muyum? Ya başarısız olursam? Çevremdekiler ne düşünür? Çok fazla sermaye gerekir mi? Kendi işimin başına geçecek donanıma sahip miyim?”. Tüm bu sorular bir süre boyunca birbirini kovaladı. Ama çocukluğumdan beri her zaman kendime inandım ve risk almaktan korkmadım. Cesaret ve kendine güvenin insanın hayatta en değerli hazinesi olduğuna inanırım. O yüzden, bir anda, tüm sorgulamaları geride bırakıp işe atılmaya karar verdim. Bu konuda elimden geleni yapacağıma, çok çalışacağıma dair kendime söz verdim.

Sonrasında hemen İstanbul’a geldim; burada epey uzun bir süre kalarak çok geniş kapsamlı bir piyasa araştırması yaptım. Gerçekten salon salon, depo depo dolaşarak bilgi topladım. Aynı anda birçok kadınla konuşarak kozmetik alanında ne tarz yeniliklere açık olduklarını, ürün konusunda tercihlerinin ne olduğunu saptadım. Şimdi geriye baktığımda hazırlık sürecinin çok önemli olduğunu söyleyebilirim çünkü iyi bir market araştırması piyasaya sunulacak ürünün seçiminden ürünün ambalajına kadar her şeyi etkiliyor. Fransa’ya tekrar döndüğümde ortaklarımla Türk kozmetik piyasasıyla ilgili öğrendiğim tüm bilgileri paylaştım.

Ürün Türkiye’ye gelmek üzere hazır olduğunda ikinci ve gözümü en çok korkutan aşama beni bekliyordu: Dağıtım ve Pazarlama. Bu konuda da insana en çok yardımcı olan yine kendine güveni. Tabi ki ürünün kalitesi ve etkisinden emindim ama insanları kendi inandığıma inandırmak ayrı bir misyondu. Her görüşmeye, her randevuya bizzat giderek her şeyin gerektiği gibi yapıldığından emin oldum. Çekinmeden her seferinde gittim, ürünü tanıttım, projemi anlattım. Çok çalıştık ve kısa zamanda İstanbul’un en kaliteli güzellik klinikleri ve estetik merkezlerinde ürünümüzü sattırmayı başardık. Şu anda sadece İstanbul’da 50’den fazla satış noktamız var ve krize rağmen gayet iyi performans alıyoruz.

Kendi işini kurmak isteyenlere en başta önereceğim kendilerine güven duymalarıdır. Morallerini bozacak yorumlar duyacaklar, her şeyi bilen insanlardan negatif tepkiler alacaklar. Olsun, asla yılmasınlar ve değerine inandıkları bir projeyi hayata geçirme konusunda asla tereddüt etmesinler. Bana ailem ve yakın arkadaşlarım bu yolda çok destek oldular ama asıl gereken enerjiyi kendi içimde buldum. Hayatta başarılı olmak için mucizevi reçeteler gerekmiyor bence. Sadece 2 faktör var rol oynayan: Kendine güvenmek ve çalışmak!


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Döngüyü Kırabilmek

değişim, eğitim, girişimcilik, yönetim 12 Comments »

Kimisini Amerika’nın büyüklüğü ve kaynaklarının bol olması çeker, kimisini Çin’in iş imkanları.  Kimisi Hindistan’a daha dingin bir hayata sahip olmak için gider, kimisi Afrika’ya insanlara yardım etmek için. Kimi İngiltere’de okumak, kimi Almanya’da dil öğrenmek için koyulur yollara. Farklı ülkelere gidiş sebepleri değişik olsa da, kişiden kişiye deneyimler farklılaşsa da ortak olan bir nokta var atılan her adımda: keşfetmek deniyor adına. 

İster yeni mezun olun, isterse deneyimli bir profesyonel, ister evli olun isterse çoluk çocuklu… Keşfetmek hepimizin içinde var. Kimimiz sürekli keşfediyor, kimimizse o ihtiyacı içinde uyutup yok ediyor. Diyorum ki, içinde bulunduğumuz dünyadan arada bir kafamızı kaldırmayı deneyelim; kendimizi yepyeni bir dünyanın içine atma cesaretini gösterip, hayatımıza yeni heyecanlar, görüşlerimize yeni perspektifler katalım. İnanıyorum ki, farklı hayatları tatmak, daha duyarlı nesillerin yetişmesine de neden olur.   

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki neredeyse yaptığımız şeylerin çoğu kariyerimizde daha da ileriye gitmek için sanki. Aldığımız dersler, okuduğumuz kitaplar, katıldığımız ortamlar… İnsan ruhuna iyi gelen her şey güzel tabii. Peki, sadece istediğiniz için, ucunda ki tek ödülün keşfetmek olması için hareket etmeyi denediniz mi hiç? Çoğumuz için zor değil mi? Ya ‘para nerde?’ soruları, ya ‘çoluk çocuk’ işleri, ya ‘çalışıyorum, kariyerimi bölemem’ naraları… Hep ama hep bir engel bulmayı beceririz! Korkularımız bedenimizden öyle bir yükseliyor ki bazen, hareket alanımızı daralttığımızı fark bile edemiyoruz.  Yeni insanlar, yeni ortamlar, yeni yaşamlar keşfetmek insana mutluluk veriyor.  Aklınızda kariyer olmadan hareket etmekse sanki kontrolden çıkıyormuş hissi yaratıyor. İş ortamından ayrılırsak iş bulamamaktan korkmak, iyi bir pozisyondayız diye yerimizi kaptırmaktan endişe etmek, daha iyisini bulamamaktan ürkmek, ekonomik kriz var diye gelecekten korkmak bizleri ne kadar hareketsiz hale getirebiliyor.  Hiç düşündünüz mü? 

Oysa, bildiğimiz işleri, tanıdık işyerlerini, rahat ettiğimiz dostları kısa bir süreliğine oldukları yerde bıraksak, kendimizi yepyeni bir hayata açsak kim bilir önümüze ne kadar çok beklenmedik fırsat çıkacak… Gittiğimiz yepyeni yerlerin havasını koklasak, yaşamlarına dahil olsak,  belki sadece dinlemek, gözlemlemek, keyif almak ve günü yaşamak için kendimize küçük bir kaçamak yapsak, kim bilir hangi tahmini mümkün olmayan imkanlar karşımızda baş gösterecek? Belki bugün ne istediğimizi bilmeden giriştiğimiz bu yolculuk bize hayattan ne istediğimizi bulmamıza yarayacak… Ama bunları yapmak için, konfor alanımızı terk etmek, bilinmeyene yolculuğa olumlu bakmak gerek. 

Pembe Candaner, Sabah gazetesindeki yazısında diyor ki, artık belirsizliklerle yaşamayı öğrenmeliyiz. Ben de diyorum ki, belirsizlik hayatın her anında, her köşesinde, her zaman saklı. Ekonomiler olmasın sizi belirsizliklerle yaşamaya alıştıran, kendi yaşam tarzınız, seçimleriniz, cesaretiniz olsun belirsizlikleri kucaklamanıza yardımcı olan.  

Aslında hepimiz hayatımızı nasıl şekillendirmek istediğimiz hakkında her gün bazı seçimler yapıyoruz. Seçim yapmakta değil, arada bir seçimlerimizi değiştirebilmekteyse zorlanıyoruz. Kaybetmekten öyle çok korkuyoruz ki, kaybetmemek için sürekli güvenli olanı tercih etmeyi benimsiyoruz. Ve sonra, çok sonra bir zaman geliyor, güvenli tercihler artık bizlerle öyle bütünleşmiş oluyor ki, ya ‘keşke’ diyoruz, ya artık başka bir hayat düşünemiyoruz ya da, ekonomiler alt üst olduğunda, bir panikle, sanki hayatımıza ilk defa belirsizlik girmişçesine korku dolu yaşantımıza biraz daha korku ekleyerek hayatımıza devam ediyoruz. 

Oysa, bir kez de olsa, zor olanı seçebilmek de gerek hayatta. 


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Girişimci İnsanı Girişimci Yapan Sebepler

girişimcilik, yaratıcılık 18 Comments »

Girişimcilik konusunda çok şey yazılıp çizildi.  Girişimci kimdir, nedir? Girişimci olunur mu doğulur mu? Girişimci olmak için gerekenler nelerdir? MBA yaparak girişimcilik öğrenilebilir mi? Daha bir dolusu…

Her hafta Cuma günleri Hürriyet Daily News’da Girişimcilik başğı altında yazdığım yazıları takip edenler, bu hafta 13 Şubat 2009 günü çok ilginç bir yazıyla baş başa olacaklar. Onları girişimcilik konusunda yapılan bir araştırmanın sonuçlarıyla buluşturuyorum. 

University of Virgina, Darden School of Business’de girişimcilik dersleri veren Prof. Saras D. Sarasvathy girişimcileri girişimci yapan karakteristik özellikleri, davranışları, huyları “Effectual Reasoning” adını verdiği bir kavramla açıklıyor.  Benim şimdiye kadar rastladığım en anlamlı ve mantıklı açıklamalardan… Dökümanı okumanızı öneririm ama kısaca Sarasvathy’nin dediği şu:

Geleneksel eğitim modelleri, MBA programları, verilen bir hedefe nasıl gidileceğini öğretiyor. Sarasvathy bu tip düşünce ve hareket tarzını “Casual Reasoning” olarak ifade ediyor. Oysa, girişimci kişiliklerde tam tersi bir hareket kabiliyetinin ve güdüsünün olduğunu vurguluyor. Girişimciler bilinmeyeni yaratmaya odaklanmış kişiler. Yani, ellerindeki araçlarla, bilgi ve yetenekleriyle neler yaratabileceklerini düşünen ve düşlediklerini gerçekleştirme gücüne sahip kişiler girişimciler.  Önemli dört karakteristik özellik olarak da hayal gücü (imagination), spontanlık (spontaneity), risk alabilirlik (risk taking) ve satış yetisi (salesmanship) gerekli diyor.

Hayal gücü deyince, aklıma yaratıcılık geliyor benim. Bu yüzden, sizi Sir Ken Roberts ile tekraradan baş başa bırakmak istiyorum. Yaratıcılık üzerine yaptığı bu ilham verici konuşmasının girişimci ruhunu körüklemek isteyenlere de cesaret vereceğine inanıyorum. 


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Merhaba Hürriyet Daily News Okurları

girişimcilik No Comments »

Bu blog’a Hürriyet Daily News, Entrepreneurship bölümünde yayınlanan ‘Preparations Alone Don’t Cut İt‘ isimli yazımı gördüğünüz için geldiyseniz, hoşgeldiniz.

Kariyer Yolculuğu’nda  iletişim, yönetim, kariyer, girişimcilik ve benzeri konuları ele alıyorum.

Şimdiye kadar en popüler olan yazılardan bazılarını, blog’a hızlı dalış yapabilmeniz açısından listeliyorum.

Lider Bir CEO ile Birebir Çalışmak

Her Şirket Yaratıcı Yetenekleri Arıyor, Ama Çoğu “Standart” Sistemlerle İşe Alım Yapıyor!

Etkin Kişisel ve Kurumsal Yönetim, Başarının Temelidir

Aradığımızı Bulana Kadar Mutsuz Muyuz?

Algılar Yönetilmez. Nokta.

İş Değiştiriyor Olmak Şirkete Bağlı Olmadığınızı Göstermez

YouTube’un Kapanmasına Kızan Ama Kendi Korumacı Davranışlarını Göremeyenler Arasındaki Müthiş Benzerlik

Etkin Bir İletişim Stratejisi İşini Bileni Bilmeyenden Ayırır


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Girisimciler Icimizdeki Vizyon Sahibi Kisilerdir

girişimcilik 5 Comments »

Girişimci bir kişilikseniz ve girişimci olmayan bir iş ortamında çalışıyorsanız hem siz hem de sizinle birlikte çalışan bir dolu insanın zor anlar yaşayacak olması kaçınılmaz. Farklı kişiliklerin birlikte çalışabilmesi, ne kendinizi ne de karşınızdakini değiştirmenizle mümkün. Farklılıkları görmek ve en önemlisi kabul etmekle mümkün. Evet’ birçoğumuzun zorlandığı nokta olan “kabullenmek”. Oysa herkes bize benzese ne iyi olurdu değil mi?!! 

Michael Gerber’in “Girişimcilik Tutkusu” adlı kitabında, çalışğı iş yerinden memnun olmadığından ve yöneticisinin yaptığı işi kendisinin kolaylıkla yapabileceğini düşünen teknik bir elemanın kendi işini kurmaya karar vermesini anlatan bir bölüm var. İşte bu bölümde Gerber kendi işini kurmak isteyenlerin sahip olması gereken üç farklı rolü incelemiş: teknisyen, yönetici ve girişimci:

Girişimci, geçmişte değil gelecekte yaşar, ender olarak da günümüze gelir. En mutlu olduğu zamanı, “ya olursa” ve “olduğu zaman” hayallerini kurabildiği anlardır.

Girişimci, değişime ihtiyaç duyduğundan, projelerine katıldığı insanların gözünde büyük bir yıkım yaratır.

Yönetici kişilik pragmatiktir.

Girişimci gelecekte yaşıyorsa, yönetici geçmişte yaşar.

Girişimci kontrole çılgınca bir tutku duyarken, yönetici düzen delisidir.

Girişimci değişikliklerle başarı sağlarken, yönetici statükoya bağlı kalır.

Girişimci olaylardaki fırsatları hemen yakalarken, yönetici problemleri görür.

Yönetici bir ev yapar ve hep orada yaşar.

Girişimci evi inşa eder ve anında bir sonrakini planlamaya başlar.

Yöneticinin işleri düzgün ve özenlidir. Girişimci ise yöneticinin sıraya sokacaği şeyleri yaratır.

Yönetici, girişimcinin arkasından ortalığı toparlayan kişidir. Girişimci olmazsa, temizleyecek birşeyde olmaz.

Yönetici olmazsa işler ve toplum yürümez. Girişimci olmazsa yenilik olmaz.

Teknisyen, yapar.

Teknisyenin ilkesi “ Bir şeyin doğru yapılmasını istiyorsan, kendin yap”tır.

Teknisyen için önemli olan işin hayal edilmesi değil, yapılması gerekli olduğudur.

Girişimci gelecekte, yönetici geçmişte yaşarken, teknisyen günümüzde yaşar.

Girişimci hayal eder, yönetici onu süsler, teknisyen gerçekleştirir.

Hepimizin içinde birer girişimci, yönetici ve teknisyen yatar. Bunların arasındaki dengeyi tutturabilenler, yetkinliği en yüksek olanlardır.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Gurur Duyacağınız İş Çıkarmak Size Başarı Getirir.

girişimcilik 5 Comments »

Türkiye’de doğru düzgün Türkçe-İngilizce tercüman olmadığını biliyor muydunuz? 

Nasıl önüne gelen kuaför salonu açabiliyorsa memleketimizde, bir şekilde İngilizce öğrenmiş her vatandaş da tercümanlık yapıyor.  

Türkçeden İngilizceye yapılan çevirilerde ne cümleleri anlamak mümkün ne de verdiğiniz metnin ne demek istediğini kavramanız. Yazılı tercümanlık, sadece cümleleri birebir tercüme edebilmenin ötesinde paragraflar ve metinin tamamı okunduğunda bir anlam bütünlüğü olmasını da gerektirir. Bu da tercümanın, çevirisini yaptığı metni bir İngiliz yada Amerikalıya verdiğinde onların kolaylıkla anlayabileceği hale getirebilmesi demektir.   

Etrafta tonlarca tercüme bürosu var. En alt fiyat kademesinden en üstüne kadar. Ama al birini vur ötekini. Tercümelerin kalitesi felaket.  

Boğaziçi işletme mezunu olduğunuz için iyi tercüme yapabileceksiniz diye bir garanti yok. Ya da Amerika’da 2 yıl yaşadığınız için birden tercüman olamıyorsunuz. 

Başarılı insanlar isimlerini zedeleyecek işlere imza atmıyorlar. Gurur duyacakları işler çıkartıyorlar. Ve bunca vasatlık arasında iyi bir hizmet vermeyi başarabiliyorsanız, şirketler kaliteli işlere hakkını vermekten çekinmiyorlar. 

İşte size bir iş kapısı. Ne yapabilirim diye düşünüyorsanız ve piyasaları darmadağın edecek kalitede tercüme hizmeti vermeyi başarırsanız, karlı bir işe el attınız demektir.   Yoksa vasatların arasında her gün bir tanesi daha ekleniyor.  


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Girişimciler! Şirket Kurmak İstiyorsanız, Ağustos’da Buluşalım

değişim, eğitim, girişimcilik 5 Comments »

Girişimcilik artık Türkiye’de daha fazla desteklenmeye başladı.

Kagider Başkanı Gülseren Onanç kadın girişimcileri desteklemek için çalışmalarını hızlandırmışa benziyor. Onanç,  “Kadın girişimciler 50 bin YTL’den fazla risk almıyor. Bankalarla işbirliği yaptık, sınırları kıracağız” diyor. Bu girişimin tüm girişimci kadınları heyecanlandırdığını umuyorum.

Öte yandan gençler artık ‘paramız yok, nasıl girişimci olalım?’ diye ağlamak yerine, başarılı olmak için daha fazla sorumluluk alınması gerektiğini fark etti. Dramayla değil, çeşitli imkanları kovalayarak bir yere varılabileceğini öğrenmeye başlıyor olabilir miyiz?

Start Up Weekend, internet tutkunlarının geliştirdikleri dünyanın ilk ‘ticari fikir’ platformu. 30-31 Ağustos 2008 haftasonu ise İstanbul’da yapılması planlanıyor. Girişim Günleri adıyla Türkiye’de lanse edilen etkinliğe katılmanızı tavsiye ederim. Sebebine gelince:

Hepimizin birer fikri var. Oysa başarılı olanlar, fikrini hayata geçirebilenlerdir. Fikrinizi hayata geçirebilmek için sunulmuş bu pilot platfomdan yararlanın.

Hepimizin motivasyonu farklı düzeyde. Fikrinizi hayata geçirmek istiyorsanız, sizi motive edecek bir toplulukla birlikte olacaksınız. Zaten motiveyim diyorsanız, farklı ilhamlar alabileceğiniz istekli bir grup insanı bir arada yakalamak, network oluşturmak, fikir alışverişinde bulunmak çok cazip duruyor.

Fikirlerinizi sizi tanımayan topluluklara sunma imkanı muhteşem! Bizler genelde A’dan Z’ye sunum yapmayı fazla beceremeyen bir toplumuz. Fikrimizi satabilmek için doğru miktarda doğru iletişimi kurgulayabilmeliyiz. İkna edici olabilmek için iyi bir tecrübe ortamı elinize geçiyor. Değerlendirin.

Resmi Bir Şirketi İki Günde Kurun! En fazla oyu alan girişimci fikri üzerinde katılımcılar haftasonu boyunca çalışarak, şirketi tüm etkinlik katılımcılarının ortaklığıyla şirket haline dönüştürmeyi vaad ediyor! İsterseniz birkaç katılımcı yorumunu da okuyabilirsiniz.

Açıkçası bu etkinlik konusunda insanın aklına takılan çok fazla soru işareti var. Girişimgünleri.com bu sorulara cevap vermiyor maalesef ama forum açmış olmalarının sebebi de bu sorulara cevap bulmak olsa gerek. Örneğin bir iş fikriniz var ama fikrinizin çalınmasını istemiyorsanız, ya fikrinizi patentleyin, ya katılımcılara anlaşma imzalatın, ya da hiçbir şekilde fikrinizi tam olarak açıklamayın. Arkadaş ortamı, eş dosttur, böyle şeyler olmaz diye güme gitmeyin derim. Sonradan ağlamaktansa, başından tedbirli davranmak en güzel olanı. 


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Türkiye’de İş İmkânı Bol. Fırsatları Yakalayın.

eğitim, girişimcilik 6 Comments »

Çalışmanın tek yolu iş başvurusunda bulunup iş aramaktan ibaret değil elbet. Türkiye’de girişimci olmak isteyenlere sunulan bir dolu imkan var.  

Bir şirkete girip, kendini kanıtlayarak kariyerinde yükselmekle uğraşmak istemeyenlerin, işinden sıkılmış, kariyer yolunda sıkışmışların yapabileceği bir dolu iş var. Girişimci ruhluysanız, risk almayı becerebiliyorsanız ve karar almaktan da korkmuyorsanız, buyrun fırsatlar diyarına… 

İşte bu fırsatlardan bir tanesi —hatta en ballısı— elektronik ticaret. 

Türkiye’de elektronik ticareti hakkıyla yapan şirketlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Büyük şirketler bu işleri maalesef bürokrasiye taktıklarından yürütemiyorlar. Küçük şirketler, online servis, hizmet anlayışından bi haber olduklarından web sayfalarına telefon numaralarını bırakıp, hadi sipariş için telefon edin diyorlar. Kısacası, elektronik ticaretin nasıl yapılması gerektiğini tabiri caizse ‘çakmış’ pek adam yok ortalıkta. Bir elin parmaklarını geçmeyen güzel örnekler arasında yemeksepeti.com, 444cicek.com gibi birkaç site sayılabilir.   

Alın size bir fikir: Online lüks hediyelik çikolata siparişi. Sadece çikolata. Nefis paketlemelerde sunulmuş, online sipariş verebileceğiniz bir şirket. Arayın bakalım, karşınıza nasıl sonuçlar çıkacak.   Bir: Doğru düzgün pek bir şey bulamıyorsunuz. Bulduklarınız da ya güven vermiyor ya da online sipariş vermenize imkan tanımıyor. Basit fikirler bazen en güzel sonuçları verir.  Araştırın, bakın. Kim neleri yapıyor, neleri yapamıyor. Internet teknolojilerinden anlamıyorsanız, ya anlamaya başlayın, ya da anlayan bir dostunuzdan destek alın. 

Projenizi hazırlayın. 

Ortalıkta olan şirketler neyi yapamıyorsa, siz onların yapamadığını en alasıyla yapın. Örneğin: THY’den online bilet almak ölüm törpüsü. Bir uçak biletini kardeşin, dostun, ailene hediye edemezsin. Çünkü hava alanına vardığında bileti satın almakta kullandığın kredi kartını göstermek zorundasın. Yani Marmaris’de olan bir kişi İstanbul’dan Marmaris’e gelmek isteyen annesine bilet alırsa, annesi o bileti kullanamaz. Çünkü hediyeyi kızı Marmaris’ten almıştır. Annesi bileti kullanabilmek için kızı Marmaris’den İstanbul’a gelmek zorundadır. Ki çok değerli THY yetkililerine kredi kartını göstersin. Ya da en yakın THY ofisine gidip, bileti kestirtip, annesine kurye yapması gerekir!  Pegasus’u seviyorum. Hayatımı kolaylaştırıyor. Her şeyi online yapmama izin veriyor. Beni bürokrasiyle uğraştırmıyor. THY’nin çektirdiği eziyeti yaşatmıyor. Üstelik Pegasus’un çağrı merkezi görevlileri nazik ve gerektiğinde işinizi anında hallediyor. THY’nin elemanlarınınsa eli kolu bağlı! Uçuşlarınızda Pegasus’u tercih etmenizi öneririm.

Elektronik ticaretin kurallarını öğrenin. Zamanı kaçırmayın. Kendi işinizi kendiniz yaratın. Üstelik e-ticaretin start up maliyetleri de düşük. İşinizi küçük başlatıp, büyüyebilirsiniz. Ya da sermaye bulup, daha farklı bir noktadan başlayabilirsiniz. Geç kalmayın. Zamanı ve fırsatları yakalayın. ——————————

İşte size birkaç doküman:

The Entrepreneur’s Guide to Doing Business Online, Entrepreneur Magazine 

Start Ups, Inspiring New BusinessesDoing Business Online 

The Domain Blast 

E-commerce Journal  Pay Pal, Online Payment System 

Basic Guide to E-commerce 

Steps to Successful Web Site Development 

Elektronik Ticaret Uygulamaları 

Web İçerik Yönetimi 

E-ticaret Çözümleri


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in