En İyi Network Dostlarınızla Başlar

network, iletişim 3 Comments »

Network dediğimiz zaman, alanında isim yapmış, genelde bizlerden yaşca büyük, başarılı ve ünvan sahibi isimlerle network yapılması gerektiği algılanır. Ama her insan girişken değildir. Her insan her ortamın insanı da değildir. Network yapabilmek belli bir sosyalliği gerekli kılar. Belli bir diplomasiyi ve sosyal farkındalığı gerektirir. Belli ortamlarda olmaktan hoşlanmayı ve gerektiğinde tanımadığınız insanlara yaklaşıp, konuşacak konu bulabilmeyi gerektirir.  

Bazısı konuşacak konusu olmasa dahi tanımadığı insanlarla sohbeti sürdürebilir. Bazısı sohbet edebildiğini zannedip, konuşacak konusu ilginç olmasa da karşısındaki insanla ‘network’ yaptığını zannedip, imajını zedeleyebilir. 

Benim şimdi sizlere başka bir tavsiyem var. 

En güzel network bence doğal yapılabilen network’dür. İnsanın kendini fazla zorlamadan, doğal gelişen sohbetlerde elde edilendir.  

Lisede yan yana oturduğunuz sınıf arkadaşlarınızdır. Aynı sınıfın havasını kokladığınız, aynı ‘abuk esprilere’ saatlerce güldüğünüz dostlarınızdır. 

Üniversite sıralarında birlikte ders çalıştığınız arkadaşlarınızdır. Derslerinize giren profesörlerinizdir. Yaptığınız tez çalışmalarında destek aldığınız farklı alanlardaki doçentlerinizdir. 

Çalışma hayatınızda birlikte aynı proje üzerinde çalıştığınız takım arkadaşlarınızdır. Şirketinizin idari kadrosunda bulunan, orta ve üst düzey yöneticilerinizdir. 

Sivil Toplum kuruluşlarında görev yaptığınız, gönüllü olarak belli bir amaç ve vizyon için bir arada bulunduğunuz arkadaşlarınızdır. Ayna amaca hizmet veren, benzer dilden konuştuğunuz, konuştuğunuzda sizi hisseden değerli dostlarınızdır. 

21. yüzyıl’ın teknolojik gelişimleri farklı network’ler kurmanıza da izin veriyor. Blog’lar buna en güzel örnek. Blog yazmak, takip etmek, blog yazılarına katılımcı olmak, blogcular buluşmalarında bir araya gelmek… yeni gençliğin en büyük network araçlarından da bir tanesi aynı zamanda.  

Elbette iş dünyasına girdiğinizde, network’ünüz genişleyecek ve farklı toplantılarla farklı kişileri tanıma fırsatı da elde edeceksiniz. Bu tanışıklıklar bana kalırsa ‘ortak bir amaç’ için sürekli bir araya gelmeyi de biraz gerekli kılıyor. Kolay değildir. Herkese göre hiç değildir. Ama bu ortamlarda iyi bir intibağ kazanmak, tanışıklığı ilerletmek de önemlidir. 

Kısacası demek istediğim, ortaokul-lise yıllarınızdan itibaren dostluklarınızı kuvvetli tutun. Çünkü bu sıraları birlikte paylaştığınız insanlar sizlerle birlikte büyüyecek ve iş dünyasının önemli isimleri olma yolunda hep birlikte başarılı adımlar atacaksınız. Bugün sizler üniversite sıralarında otururken, X firmasının Pazarlama müdürü, Y firmasının IT direktörü size sanki ulaşılmaz, uzak isimler gibi geliyor olabilir. Ama unutmayın, bu kişiler ‘kendi dönemlerinin’ insanları ile en çok network içindeler. Çünkü kendi dönemlerinin insanları başarı koltuklarını tutuyor.  

Siz de benzer koltuklara oturduğunuzda, Y firmasındaki Finans müdürünü tanıyor olacak, Z firmasının Genel Müdürüyle aynı üniversitede okumuş olacaksınız. Ve işin en güzel tarafı, tanıdığınız her kişinin de kendine özgü bir network’ü olacak. Destek aradığınızda danışabileceğiniz, akıl sorabileceğiniz, yardım isteyeceğiniz kitle de böylece büyümüş olacak. 

Network çok önemli. Sadece Türkiye’de değil. Dünya’nın her yerinde. Genelde Türkiye’de network biraz da ‘torpil’ ile eş değerde tutulduğundan hafif negatif anlamlar da yüklenmiş üzerine. Ama bilin ki, network’ü korumak, network’ü edinmek kadar zordur. Bu yüzden sizi belli bir duruşta olmaya da davet eder bu çevreniz.  


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Medya Mensuplarıyla Network Yapmak İsteyenlere

kariyer, iletişim No Comments »

Medya mensupları ile tanışmanın, bir araya gelmenin bir çok yolu var. 

Halkla ilişkiler, kurumsal iletişim, pazarlama iletişimi gibi alanlarda kariyer yapmak isteyenler için en iyi yollardan birinin Hakla İlişkiler / İletişim danışmanlık şirketlerinde çalışmak olduğunu düşünüyorum.  Elbette alanında isim yapmış, saygın bir İletişim danışmanlık şirketinde çalışmak işinizi biraz daha kolaylaştırabilir.  İletişim danışmanlık şirketlerinin ellerinde birçok müşterisi olduğundan, sürekli farklı aktiviteler sayesinde gazeteci, yazar, program yapımcısı gibi medya’nın içinde yer alan birçok kişiyle tanışma fırsatı elde edersiniz.

Eğer organize edilen toplantılarda tanıştığınız kişilerle bağınızı kuvvetlendirirseniz, ileride fikir alış verişinde bulunabilir yada gündemdeki haberleri daha hızlı takip etme ve müşterilerinize daha fazla değer kazandırma şansına sahip olabilirsiniz. Kurumsal şirketlerde çalışmak istediğinizde, elinizde güzel bir network listesi bulunmuş olur. Yada halkla ilişkiler alanında iyiyseniz ve kendi işinizi kurmaya karar verirseniz, güzel bir başlangıç yapabilirsiniz. 

Halkla İlişkiler danışmanlık şirketi kurmak neredeyse ‘sıfır’ masraflı bir iş. Özellikle iletişimin temelinden anlıyor, işinizi iyi yapabiliyor, çalıştığınız yerlerde başarı elde ettiğinizi gözlemliyorsanız, insan ilişkileriniz kuvvetli ve biraz da yaratıcıysanız, kendi şirketinizi kurmayı düşünebilirsiniz. Örneğin, uzun yıllar Türkiye’nin saygın iletişim danışmanlık şirketlerinde çalışan bir tanıdığım, 5-6 sene önce kendi şirketini kurdu. Kısa zamanda güzel başarılar elde etti. Bu alandaki başarısının arkasındaki en büyük etkenlerden biri, medya camiasını iyi tanıyor olmuş olmasıydı. Basın mensuplarının da ona güveniyor olması ve dolayısıyla bir proje ile karşılarına çıktığında kendisini dinlemeye gönüllü olduklarını görüyordu. Çünkü biliyorlardı ki boş yada haber değeri olmayan işlerle kapılarını çalmaz. 

Bunun da ötesinde, bu şirketlerde edineceğiniz deneyimler ve tecrübelerin de kariyer yolculuğunuzda önemli bir yer tutacağı şüphesiz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Hitap Bir Tercih Meselesi. Hepsi Bu.

değişim, iletişim No Comments »

İletişim zor iş. 

Hürriyet yazarlarından Mehmet Yılmaz, Pazartesi günü yazısında milletvekillerinin üslubundan bahsediyor .

Bir milletvekili nasıl hitap etmeli? 

Bir başbakanın konuşma üslubu nasıl olmalı? 

Normal bir vatandaşın hitabı nasıl şekillenmeli? 

İş yerlerinde farklı, sosyal ortamlarda farklı saygınlıkta sohbet mi etmeli? 

Basın mensuplarının görevi bilgiyi en doğru bir şekilde alabilmek. Bir milletvekilinin bu haberde verildiği şekildeki konuşma tarzı elbette ayıp. Peki tek taraflı ayıplamak doğru mu?  Buna benzer çok hikaye duyuyoruz. (Bu haberden bağımsız) Kişiye saldırı tarzında sorulan sorular ‘bilgi almak’ olursa, hitaptan yoksun bazı medya mensuplarının da bu tip olaylarda ayıpları yok mudur sizce?  Haber yapabilmek uğruna bu haberde verildiği gibi bir cevap almak beklenti olursa, haberi almak için uğraşan gazetecinin soru uslubu nereye kadar kabul edilebilir?

Mehmet Yılmaz da yazısında aynı üslupla cevap vermeyi tercih etmiş milletvekiline.  

Sonuçta bu olayda tercih edilen davranış biçimleri aynıdır. Sebep her ne olursa olsun. Tercihlerimiz bu yönde olmaya devam ederse, yeni bir iletişim stilini de otomatik olarak öğrenmeyi tercih etmiş oluyoruz 

İletişim Stillerini Gözlemlediğimiz Toplu Ortamlar

Bugün çok eleştirdiğimiz pop star cinsi programları ele alalım. Bu yarışmalarda sade vatandaşın birbirlerine davranışlarını, birbirleriyle konuşmalarını nasıl buluyorsunuz? 

Program yapımcılarının gözüyle konuya baktığımızda, tahmin ediyorum psikologlar eşliğinde seçilen adaylar genelde birbiriyle geçinmeye pek de müsait olmayan kişilerden oluşuyor. Kendilerini oyalayabilecek uğraşlara da imkan verilmiyor. Bana bir nevi psikolojik deney gibi geliyor bu ortamlar. Meşhur ‘Zimbardo Prison’ deneyini anımsatırcasına…

Bir süre sonra kişiler birbirlerine saldırmaya, tatlı başlayan dostluklar acı kavgalarla sonuçlanmaya başlıyor. Programı yaratanlar haricinde herkesin morali bozuk oluyor. 

Bu ve benzeri programları sıkça seyredenlerin, bu tür iletişim tarzlarını bir müddet sonra öğrenmeye başladıkları konusunda bir tezim var. ‘Ay ne edepsiz’ dedirten TV görüntüleri bir müddet sonra kendi ortamında bu tür bir edepsizliğe maruz kalanları etkiliyor.  TV’de gördüğü kareler, yaptığı edepsizliğin zihninde normalmiş gibi durmasına yol açıyor. Çünkü bu tür davranışlarda bulunanlar, hareketlerinde tek olmadıklarını düşünüyor. TV’de gördüğü bir grup insan da aynen öyle davranıyorsa, normal olabilir diye düşünüyor. Yani kişi davranışını düzeltmek yerine yaptığının doğruluğu konusunda kendini bir ‘ikna sürecine’ sokuyor.

Bu da Trafik’de öğrendiklerimiz

İstanbul’da trafikte geçen hayata bakıyorsunuz, kuralları olan ama kurallara uymaktan hoşlanmayan bir toplum görüyorsunuz. 

Yaptırımı olmayan kural ne derece kuraldır?

Haliyle, bir çözüm bulmak gerektiğinde kavga eden insanlar görüyoruz ortalıkta. E-5 yolunda bile artık ters yönde giden sürücülere rastlamak çok mümkün. ‘Ne yapıyorsun?’ demeniz bir şey ifade etmiyor. Sürücü ‘kendi işine bak sen’ diyerek geçiştirebiliyor.  

Sonuçta trafikte edindiğimiz tüm tecrübeler sayesinde toplum olarak istesek de istemesek de trafikte yeni bir iletişim tarzını benimsemeye başlıyoruz.  

İletişim zor iş.  

Hayatımızı az hata ile iletişim kurarak devam ettirmek azmi çok büyük bir özen ve farkındalık gerektiriyor. Algılarımızı her daim bir ‘check up’ dan geçirmemizin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Hatalarımızı kabul edebilme cesaretini taşıyabilmemizi tavsiye ediyor. Hata yapmaktan değil, tekrarlamaktan kaçınmamızı teşvik ediyor. Hayatta üstlendiğimiz rolü gerekleriyle yerine getirmemiz gerektiği konusunda bizi dürtüklüyor. Ve doğru olan hareketlerimizde bir ‘süreklilik’ olmasının önemini vurguluyor 

İşte bu son paragraf, hem hayatta hem de iş dünyasında daha başarılı iletişim kurmanın ipuçlarını da az buçuk özetliyor.  


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Kriz İletişimi, WordPress ve Türk Telekom

iletişim 1 Comment »

17 Ağustos Cuma günü işten eve gelip blog’umu kontrol ettiğimde wordpress.com’un kapatıldığını ögrendim. Kendi blog’um kariyerim.wordpress.com üzerindeydi. Bu URL’e gittiğimde korkunç bir mesajla karşılaştım. Mesaj şöyleydi:

“Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir. T.C. Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/195 Nolu Kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.”

Benim gibi yüzlerce wordpress.com kullanıcısı Cuma günü aynı korkunç hissi birkaç saniyeliğine de olsa yaşadı: “Aman tanrım, blog’um mahkeme kararıyla neden kapatıldı?”

Konuyla ilgili hiçbir resmi bilgi açıklanmamış olmakla birlikte, bilgi olarak siteye büyük kırmızı puntolarla yazılan bu mesajın da insanları “şaha kaldıracak nitelikte olduğunu” söylememe gerek yok sanırım.

İşte bu olay, daha önce şirketlerinde “kriz” yaşamamış olanlara bir krizin nasıl yönetilmemesi gerektiğini gösteren en güzel örneklerden. Elimizde pek bir bilgi olmamakla birlikte, etrafta dolaşan dedikodulara baktığımızda ve iletişim ile ilgili bilgilerimiz ışığında durumu değerlendirmeyi deneyelim:

WordPress Türkiye Sorumluluk Hissetmeli miydi?
WordPress, open source adı verilen ve tamamen gönüllü kişiler tarafından biz kullanıcıların hizmetine sunulan bir servis. Türkiye’de Türkçe olarak WordPress’in kurulumu için birkaç arkadaş biraraya gelerek WordPress Türkiye’yi hizmete açıyor.

WordPress Türkiye ’nin web sitesinde bu engelleme ile ilgili olarak genel, resmi bir bilginin olması gerekiyordu. Kanımca, bu kişilerin gerekli mercileri arayarak az da olsa bir bilgi toplayarak, ana sayfalarına durumla ilgili bilgilendirme yapmaları faydalı olurdu. Hiç bir bilgi bulamasalarda, en azından durumun farkında olduklarını ve bilgi beklediklerini geçiyor olabilirlerdi. Böylece kullanıcıların hepsi paniklemek yerine, durumun kontrol altında olduğunu görebilirdi.

İletişimde önemli olan kanalları olduğunca açık tutabilmektir. Bilgi olmasada, bilginin henüz ellerine geçmediğini bildirmek de iletişimi açık ve kontrol altında tutmaktır.

Türk Telekom’un Yöneticileri Uyumasaydı, Marka İmajının Zadelenmesi Engellenebilir miydi?

Web’de dolaşan dedikodular, ne yaptığını düşünmekten ve sorgulamaktan aciz bir Türk Telekom IT elemanının tüm wordpress.com sitelerini kapama gafletinde bulunması ile ilgili. Doğru veya yanlış, bir teknoloji şirketi’nin iletişim/pazarlama departmanları wordpress.com sitesine konan bu mesaja nasıl onay verdi?

Türk Telekom’un müşteri kitlesinin bir bölümünü “wordpress” kullanıcılarının oluşturduğu dikkate alınırsa, Cem Yılmaz reklamlarıyla “ne demek istediği belli olmayan” reklam harcamaları yerine direk hitab ettiği müşterilerini önemsemesi daha faydalı olurdu. Şu an Türk Telekom’un sebep olduğuna inandığımız bu kriz’in yönetimi pekde profesyonel olmamıştır.

Kriz’in haftasonu tatili yoktur. Zaten genelde krizler hep istenmedik zamanlarda ortaya çıkar. Türk Telekom yöneticileri bir basın bildirisi geçemeyecek derecede tatilin tadını mı çıkartmaktaydı? Türk Telekom diyebilir ki “Bu benim işim değil. Ben bana verilen kararı uyguluyorum.” Bu da doğru bir savunma. En azından bir adım öteye giderek “mesajımızı nasıl iletmeliyiz” diye düşünülseydi, şu an WordPress mağdurları Türk Telekom hakkındaki negatif düşüncelerini frenleyebilirlerdi.

Mahkemelik Olanlar ve Olmayanlar
İdeal olan, mahkeme kararıyla kapanmasına karar verilen blog’ların kapatılması ve diğer blog’ların açık kalmasıdır. Ancak, tahmin ediyorum, T.C. yasalarına aykırı içerik yayınlamaya destek verdiği düşünülmüş olan WordPress’in de bu suça yataklık ettiği şeklinde bir “anlayış” sözkonusu olabilir. YouTube.com nasıl tamamen 2 günlüğüne de olsa kapandıysa, WordPress’de benzer durumdan muzdarip gözüküyor. Belki de IT sektöründe iş yapan bireyler bu kararlarda etkisi olan mercilere “eğitimler” yada “ücretsiz danışmanlık” hizmetleri verebilir.

WordPress’in Amerikadaki kurucularına gore ise, onlar bu tip “fikir özgürlüğünü” kısıtlayan ülkelerle uğraşmak bile istemiyor. “Kapatalım Gitsin” diyorlar. Elbette haklı olarak. Hem ücretsiz hizmet verip hemde başına dert almak kim ister?

Sonuç olarak düşündüğümde, bu olayda parmak gösterebileceğim en önemli “kriz yönetim” merkezi olarak WordPress Türkiye’yi görüyorum. Gönüllü bir hizmet verdiklerini biliyorum ve yaptıkları çalışmaların da takdir edilecek nitelikte olduğunu görüyorum. Ama bu krizin yönetilmesinde de WordPress kullanıcılarına bilgi geçmekte birinci derecede “sorumlu” merci olduklarını da düşünmeden edemiyorum.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Network’ünüzü LinkedIn ile Genişletin.

network, iş arama, iletişim, pazarlama No Comments »

Hayatta herkesin bir şekilde network’e ihtiyacı var. Ve en güzel network’ün tanıdığınız dostlarınız olduğunu düşünüyorum. Güven duyduğunuz dostlarınız. Bu yazıyı yazmama sebep olan, bu akşam Mavi Iletişim Grubu, Hiperaktif Internet Ajans Başkan Yardımcısı Cem Sümer ile uzun bir aradan sonra tekrardan bir araya gelişimiz oldu. Muhabbetimiz, Mavi Iletişim’in Mecidiyeköy’deki muhteşem roof-top manzarasında bir araya geldiğimiz “Italian Night” sayesinde oldu. Sohbet sohbeti açtı ve konu kısa bir süre sanal network’e geldi. Bende size severek kullandığım LinkedIn’den bahsetmek istiyorum biraz…

LinkedIn kullanıyor musunuz?

Profesyonel bir network kurmak istiyorsanız, LinkedIn sizin için en iyi araçlardan bir tanesi olabilir. Aslında ortalıkta birçok “social networking” sitesi bulunuyor. Facebook ve Myspace de bunlardan birkaçı. Ama profesyonel anlamda kullanılanların başında LinkedIn geliyor. Networking “sanal alemde olurmuymuş canım” demeyin! 21. yüzyıldasınız. Istanbul gibi büyük şehirlerde yaşayanlar yada hayatı dünyanın dört bir ucunda yaşayarak geçenler için biçilmiş kaftan! Kontaklarınızı koruyabileceğiniz, tanıdığınız ama sıklıkla görme fırsatı bulamadığınız dostlarınızın sizi hatırlamasını sağlayacak harika bir platform.

Doğrusu birkaç sene önce social networking siteleri üzerinde çok fazla durmuyordum. Ama zamanla bu networking’in ne kadar başarılı bir araç olarak kullanılabileceğini gördüm.

Işte sizlerin de LinkedIn kullanması için 5 sebep:
(LinkedIn’in nasıl işlediğini az çok bildiğinizi varsayıyorum. Bilmeyenler, siteye girip detaylı bilgi alabilirler.)

1- Artık ‘eski nesil yönetici” devri kapandı! (diye ümid ediyoruz!) Teknolojiden anlayan, kendi alanında gelişmeleri takip eden, yenilikçi bir yönetici ile çalışmak istiyorsanız, sizinle ilgili bilgileri web’de araştıracağına emin olabilirsiniz. LinkedIn kendinizi ve yeteneklerinizi profesyonel bir ortamda profesyonellere tanıtacağınız mükemmel bir platform. Aynı şekilde, görüşmeye veya toplantıya gideceğiniz şirket yöneticisi hakkında bilgi bulabilirsiniz.

2- LinkedIn kullanırken önemli olan gerçekten çok iyi tanıdığınız kişilerle bağlantı kuruyor olmanız. Eğer tanımadığınız kişilerle bağlantı kurmaya çalışırsanız, reddedilme olasılığınız %99 civarı. Oysa, bazı social networking platformları ( Türk Blog Yazarları gibi) kişiyi tanısanız da tanımasanızda bağlantı kurmanıza izin vermekte. Çünkü bu platformun amaçlarından biri de yazarlar arasında bir kaynaşma ve dostluk bağı kurmak.

3- Network’ünüze bağlantı yapan kişilerin kalitesi, sizin imajınızı da etkileyecektir. Dolayısıyla, sadece network oluşturmuş olmak için önünüze gelene bağlantı teklifinde bulunmak yada size yollanan her bağlantıyı kabu etmektense, seçici olmaya özen gösterin. Iyi tanıdığınız kişilere yer vermeyi tercih edin. Networkünüz ne kadar çok olursa o kadar iyi. Ama kalitesine önem verin.

4- Iş ararken, bu networkünüzü kullanabileceğiniz aşikar. Ama işin güzel yanı, network’ünüzde bulunan her kişinin network’ünü de görme imkanınız var. Diyelim X Ajansından Ali’yi tanıyorsunuz. Ve Ali’de Y Ajansından Veli’yi tanıyor. Eğer iş görüşmesine gidiyor yada yeni bir müşteri kapmak istiyorsanız, Ali’ye sizi Veli ile tanıştırmasını rica edebilirsiniz. Böylece işe 1-0 önde başlamış olursunuz.

5- LinkedIn’de bir profilinizin olması, sizinle kontağa geçmek isteyen dostlarınızın sizi daha rahat bulmasını sağlar.

Durmayın. LinkedIn’e bağlanın! Networkünüzü yaratın. Organize edin, kendinizi her zaman hatırlanır kılın.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Türkler Basın Bülteni Hazırlamayı Bilmiyorsa, İşte Size Kariyer İmkanı!

iletişim No Comments »

MediaThink Online yazarlarından Gülay Koç, email kutusuna günde 500 basın bülteni düştüğünü söylüyor. WOW! Günde 500 basın bülteni alan bir gazeteci’nin elbette bu bültenlerin hepsini okuyor olduğunu düşünmemiz herhalde saçma olurdu. Aralarından, gözüne çarpanı ve belki de az buçuk ilgi alanına giren bir haber bültenini seçip okuyor olması çok doğal. Bültenlerin bu kadar kötü olduğunu da söylemesi ilginç: PR ajanslarının ne kadar yetersiz ve şirketlerde bu işleri yapanlarında ne kadar sıradan olduğuna işaret eder gibi…Bir gazeteciden böyle bir eleştiri geldiğine göre, doğru bir izlenimi ve yorumu olduğuna inanıyorum. Peki, bir konuda yada bir sektörde uzmanlaşamayan gazetecilere ne demeli? Acaba email kutularına her telden basın bülteni düşüyor olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi de bu değil mi?

MediaThink Online’da yer alan bu haberin Halkla İlişkiler alanında kariyer yapmak isteyenler için önemli olduğuna inandığım birkaç değeri var.

Türkiye’de gazeteciliğin içler acısı olduğu gerçeği:
Bugün muhteşem haber değeri olan bir basın bülteni dahi yazıyor olsanız, haberiniz gazete sayfaları içerisinde küçük bir yer belki alır. Çünkü ana sayfalarda çıkan çıplak kadın resimleri, mankenlerin o gün kiminle nerede gözüktükleri çok daha fazla önem arz ediyor! O sebeple, gerçek haber ara sayfalarda yer almak durumunda kalıyor. Gazeteci olmayı düşünen yeni adaylara, sadece haber peşinde koşmanın yanısıra “sektörlerinde neyi değiştirmek istediklerini” de düşünmelerini, bu konuda bir vizyon sahibi olmalarını öneririm. Sadece bir gazeteci değil aynı zamanda bir yönetici gibi düşünüp hareket edebilmek sağlam bir kariyer yolculuğu yapmanızı sağlar.

Halkla İlişkiler alanında kariyer yapmayı planlayan yeni mezunların, mezun olduktan hemen sonra PR ajanslarında işe başlamalarının ne kadar iyi bir adım olduğunu iyi değerlendirmelerini öneririm. İlk önce şirketlerin nasıl çalıştığını anlamanız, uygulanan projeleri ve çalışma tarzlarını görmeniz size çok şey kazandıracaktır. Birkaç sene de olsa, ilk önce farklı bir sektörde iş bulmayı denemenizde fayda olduğuna inanıyorum.

Türkiye’de iyi sayılabilecek PR ajansları ortalama 20-30 kişilik ekiplerden oluşuyor. Bunlar “minicik” şirketler! Elbette alanlarında sahip oldukları tecrübe ve know-how çok değerli. Ancak müşterilerinin arasında 5-10 bin kişilik üstelik üretim yapan şirketlerinde olduğunu düşündüğünüzde, bu şirketlerin çalışma kültürleri içerisinde kavrulmuş ve iş deneyimi elde etmiş bir kişi olduğunuzda, tecrübelerinizin eşsiz olacağına inanıyorum. Bu noktadan sonra ajanslarda çalışmanız sizin değerinizi artıracaktır.

Halkla ilişkilerden mezun olmak bu alanda başarılı bir kariyere sahip olmak için yeterli değil. Bir ilgi alanınızın olması ve belli bir konu üzerine eğiliyor olmanız kariyeriniz açısından faydalı olacaktır. İşiniz gereği “meraklı” bir tip olmanız kaçınılmaz. Dolayısıyla, her telden çalabilmeniz size avantaj kazandıracaktır. Ama kariyerinizde yükselebilmeniz, belli bir konuda uzmanlaşmanızı gerekli kılacaktır.

Basın bülteni yazmayı bilmeyen halkla ilişkiler uzmanı olmayın! 5 yıl boyunca bu işi yapıyor olup, tek bir basın bülteni hazırlamamış olan vasat çalışanlardan olmayın. Bir şirkette çalışıyorsanız, ajanslarla çalışıyor olmanız her işinizi onlara paslamanız anlamına gelmiyor. Basın bülteni yazmakta uzmanlaştığınız zaman denetleme ve yön verme görevini üstlenmeyi deneyin. Böylece Gülay Koç’un dediği gibi basın bülteni yazmaktan aciz halkla ilişkiler uzmanı olmaktan kurtulmuş olur, yaptığınız çalışmaların ses getiriyor olmalarını sağlarsınız.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Özür Dilemek Zorunda Kalmayacağınız Şekilde Email Yazmak

iletişim No Comments »

Hata yapmak önemlidir. Kişinin gelişmesini ve ögrenmesini sağlar. Hangi yaşta ve ne kadar deneyimli olursak olalım, hata yapmamak mümkün değil.

Bazı hatalar vardır ki, önlenebilir. Kontrol edilebilir.

İş dünyasında her meslekten ve her kademeden kişinin geliştirilebileceği yazılı iletişim yeteneği, size iş dünyasında başarı kazandıracaktır.

Basit birkaç nokta:
Varsayımlara dayalı email yollamak: Bir kişiye suçlamada bulunacaksanız, bu suçlamanın ilk önce doğru olduğundan emin olmalısınız. Kanıtı olmayan hiçbir bilgiyi kendi varsayımlarınıza dayanarak, kişiyi suçlar bir dilde ele almamaya çalışın.

“Umarım Öyledir” söylemi: Eğer varsayıma dayalı bir suçlama yapıyorsanız ardından “umarım benim dediklerim yanlış, senin dediklerin doğrudur” tarzı cümleler kurmamaya çalışın. Eğer varsayımlarınızdan emin değilseniz, bile bile kendinizi güçsüz ve küçük duruma düşürmüş olursunuz.

Cümleyi farklı kurgulamak: Emin olmadığınız durumlarda, yazmanız gereken mesajı yeniden kurgulayın. Okuyun. Gerekiyorsa tekrardan yazmayı deneyin. Ta ki mesajınız karşınızdaki kişiyi suçlu konumuna düşürmeyene kadar.

Hata yapmak kişisel gelişim için önemlidir. Hata yaptığımızda özür dilemekten çekinmemeli ancak kendimizi sürekli özur dileyecek konuma da getirmemeliyiz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

İngilizce Olarak Yapılacak İş Görüşmeleri’ne Hazırlık

iş görüşmesi, iletişim 19 Comments »

İstanbul’da oturanlar için artık yeni bir “public speaking” platformu var. Adı Toastmasters.

İstanbul’da yaşayan Türk ve yabancılardan oluşan bu grubun konuşma dili İngilizce. Amaçları ise, daha iyi iletişim kurma, presentasyon yapma ve liderlik gibi yeteneklerin geliştirilmesini sağlamak. Uluslararası bir organizasyon olan Toastmasters, ilk defa bu yıl Türkiye’de resmi olarak kuruldu.

Uluslararası şirketlerde çalışıyor ve günlük iş hayatınızda başarılı olabilmek için İngilizce’ye ihtiyaç duyuyorsanız, Toastmasters İngilizcenizi geliştirmenizi sağlayacak mükemmel bir ortam.

Ingilizce olarak yapacağınız iş görüşmelerinizde daha akıcı bir ingilizceye sahip olmak istiyorsanız ve ingilizcenizi kullanabileceğiniz tamamen uluslararası bir platform arıyorsanız, Toastmasters’ın bir iki toplantısına katılın derim.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Halkla İlişkiler Alanında İş Arayanlara Özel

iş arama, öğrenci, kariyer, üniversite, iletişim, eğitim 3 Comments »

Halkla ilişkiler alanında birkaç yıllık iş deneyimi olan yeni mezunlar iş değiştirmek istediğinde iş bulmakta güçlük çekiyor. ‘Neden iş bulamıyorum?’ sorusuna cevap arıyorlar. Halkla ilişiler alanında iş arayanlara 5 öneri: 

Tecrübe nasıl kazanılır? Birkaç yıldır Halkla İlişkiler alanında çalışmış kişilere ‘Hiç basın bülteni yazdın mı?’ sorusu yönlendirildiğinde yöneticiler kuvvetli bir ‘Evet’ cevabı almak isterler. Ama bakıyorsunuz, şirketler ajanslarla çalıştığından dolayı, genç arkadaşlarımız sadece ‘aracı’ görevi yapmayı tercih etmiş. Şirketteki bilgileri toplayıp PR ajansına şutlamayı ve onların bülteni hazırlamasını tercih etmiş oluyor.   Bu zihniyetle kariyer yapmak ancak şans eseri olabilir!

Halkla İlişkiler alanında kariyer yapmak istiyorsanız, ilk önce nasıl bir basın bülteni yazmanız gerektiğini öğrenin. Çünkü bir basın bülteni hazırlamak , kağıdı kalemi alıp elindeki bilgileri veresiye kağıda dökmekle olmuyor. Böyle bir bülteni zaten sokaktan geçen biri de hazırlar. Basın bülteni hazırlamak belli bir bilgi düzeyini gerektirir. İyi düşünebilmeyi, haberi kurgulayabilmeyi, gündemi takip edebilmeyi, kelimeleri iyi seçebilmeyi ve gazetecinin masasına düştüğünde haberi okutturabilmeyi gerektirir. Size stratejik düşünmeyi öğretir.  

Öyleyse PR ajansınız ile şirketiniz arasında oynadığınız ‘aracı rolünü’ üstlenmeyi bırakıp, işi kendiniz yapmaya başlayın. Ajansınızın deneyimlerinden faydalanın. Ne zamanki tecrübeleriniz ve bilgi birikiminiz ile kendinizi kanıtlarsınız, o zaman, PR ajansınızdan size gelen bültenleri denetleme, edit etme gibi görevleri daha rahatlıkla üstlenebilirsiniz. İş ararken de ‘Hiç basın bülteni yazdın mı?’ sorusuna kendinize güvenli bir şekilde ‘Evet’ cevabı verebilirsiniz. 

Sıradanlıktan nasıl kurtulurum? İletişim mezunusunuz diyelim. Yada İşletme. Peki üniversite mezuniyeti dışında sizi rakiplerinizden farklı kılan ne özelliğiniz var? Kendinize sorun. 

Yabancı dil biliyor musunuz? Türkiye’de PR yapıyorsam yabancı dile niye ihtiyacım olsun demeyin. Yabancı kaynak okuyabilmek, farklı fikirler edinebilmek için yabancı dil bilgisine ihtiyaç var. En önemlisi uluslararası şirketlerde çalışmak istiyorsanız, PR aktiviteleriniz sadece Türkiye ile sınırlı değil! 

Gelişen teknolojilerden anlıyor musunuz? Web’de sadece sörf yapanlardan mısınız? Internet teknolojilerinden ne kadar iyi anlıyorsunuz ? Email marketing adında bir pazarlama aracının olduğunun farkındasınız ama bunun sadece email ile bilgi aktarılması olduğunu mu zannediyorsunuz? Web site tasarımından ne kadar anlıyorsunuz? En basitinden ‘unique visitors’ ile ‘hit’ arasındaki farkın ne olduğunu biliyor musunuz? Podcast ’in ne olduğunu, nasıl işlediğini biliyor musunuz? 

Gençlere tavsiyem gelişen teknolojileri çok iyi takip etmeleri çok iyi anlamaları. Teknolojiden anlamak için IT okumuş olmak gerekmiyor. Biraz eğitim biraz çaba ile çok başarılı olabilirsiniz. Teknolojiden anlamayan bir pazarlama yada halkla ilişkiler uzmanı düşünemiyorum. Yöneticilerin gençlerden beklentileri yüksek. Herkesin bildiğini biliyor, herkesin yaptığını yapıyorsanız işiniz zor! 

Ama Param Yok ki!  Bilgi edinmek, öğrenmek her zaman çok para gerektirmiyor. Çaba sarf etmeyi, azimli olmayı gerektiriyor. Amerikalı genetik mühendisi bir arkadaşım, hayatında tek bir kitabı dahi olmadığını söylerdi bana. Bilgiyi gerekli yerlerden alıp öğrenirdi.  

Paranız yoksa ve para gerekiyorsa, sizi hedefinize ulaştıracak parayı biriktirmeyi deneyebilir, burs bulmaya çalışabilir yada ürettiğiniz projelerinizi duyurabileceğiniz platformlar arayabilirsiniz. Bu kolay değil. Hem de hiç değil.

Dünya eşitlik üzerine kurulmadı. Eşitlik aramak yerine, elinizdeki imkanları ve önünüzdeki alternatifleri en iyi şekilde değerlendirmeyi deneyin. Alternatif yoksa yaratın. En önemlisi sabırlı olmaya çalışın. Kendine inanan insanlar hayallerine kavuşuyorlar. Apple Computer şirketinin CEO’su Steve Jobbs’ın Stanford üniversitesi mezunlarına yaptığı ‘Stay Hungry, Stay Foolish’ başlıklı konuşmasını bu yüzden çok severim. Ofisimde asılı duran tek yazı da budur.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

İngilizce Profesyonel Bir CV Hazırlamak

iş görüşmesi, öğrenci, iş arama, kariyer, iletişim, üniversite, CV 4 Comments »

Amerika’da bulunduğum yıllarda birçok yabancı öğrencinin CV’lerini hazırlamalarına yardımcı oldum. Neredeyse 15 senedir, uluslararası yazışmalarda hangi kültürlerden insanları ne tür hataları yaptığını çok iyi analiz ettim. Amerika’daki çalışma yıllarım süresince, profesyonel yazım teknikleri konusunda muazzam deneyim kazandım. İş hayatım süresince çalıştığım kişiler hep üst düzey isimlerden oluştuğundan, bu konuda başka bir şansım yoktu. 

İşim gereği yıllardır profesyonel tanıtım yazıları hazırlıyorum. Bunlara üst düzey yöneticilerin ‘executive profile’ yada biyografi adını verebileceğimiz tanıtımları da dahil. Profesyonel iş yazışmaları konusunda oldukça yoğun tecrübe ve başarı kazandım. Bu bilgilerden 5 tanesini sizinle paylaşmak istiyorum. 

Ön Yazı (Cover Letter): Ön yazı hazırlamanız stratejik açıdan çok faydalı. Mümkünse 2 paragrafı aşmayacak şekilde şirkete kazandırabileceklerinizi ifade edin. Hayat hikayenizi okumaya vakit olmadığından, kısaca başvurduğunuz pozisyon için gerekli yeteneklerinize odaklanmanız çok önemli.  Genel kural olarak ne CV’nizi nede ön yazınızı hazırlarken kötü bir İngilizce kullanmamayı ve gramer hataları yapmamayı ilke edinin. Gerekiyorsa, yabancı diline güvendiğiniz bir dostunuzdan destek isteyin . Yada bu konuda size destek verecek birçok kurum var. Yardım alın . İyi İngilizce öğrenmiş olmak ile, İngilizceyi iyi konuşabiliyor yada yazabiliyor olmak birbirinden çok farklı şeyler.  

Örneğin: ‘I believe I can contribue to the success of XYZ’ –‘I believe’ gibi kelimeler kullanacaksanız eğer, şirkete kazandıracak bir şeyiniz varsa, o şeyin ne olduğunu yazın. I received many awards for highest sales in the industry. I believe I can use my skills to contribute to the success of XYZ.’ tarzını tecih edin. 

Abartmayın: Türkçe düşünmekten mi olur bilmem, genelde Türkler İngilizce bir yazı yazdıklarında bir ‘abartı’ durumu söz konusu oluyor. Bunun kelimelerin anlamlarının doğru olmasından ama kullanış yerlerinin yanlış olmasından kaynaklandığını tahmin ediyorum.  

Örneğin: ‘It will be an honor for me to work at your esteemed company’. Bu tarz cümleleri birde Nijerya’dan gelen spam mektuplarında görüyorum!  

Formatı Çarptırmayın: Mutlaka en son iş deneyiminizden geçmişe doğru gidin. Bu her tür CV’de aynıdır.  Kişisel bilgilerinizi (doğum yeri, yılı gibi) CV’nizin başına koyup vakit harcattırmayın. En sona eklemeniz yeterlidir.  20’li yaşlarınızdaysanız ve henüz fazla bir iş tecrübeniz yoksa, eğitiminizi ön plana çıkartmayı deneyin. Yani CV’nin başlarına Academic Background girin onun arkasından Professional Work Experience kısmı gelsin.  

Kişisel Hedefleriniz: Özellikle iş hayatına yeni başlayan kişiler ‘Objectives’ kısımlı bir başlık açmayı tercih ederler. Buraya yazılan yazılara kötü örneklerden bir tanesi şöyle:  “I want to reflect  my skill of communication professionally, relevant to the education I got on this branch.”  Cümlenin gramer olarak sorunlarına değinmeyeceğim bile. Ama burada tek bir konuyu ele almak istiyorum: ‘I want’ (istiyorum, talep ediyorum) manasına gelen bu kullanımdan kaçının ve daha nazik bir form olan ‘I would like to’ formuna geçin. Lütfen!

Ben kelimesinin kullanımı: ‘Ben’ kelimesini çok sık kullanmamaya bakın. İngilizce kullanımda oldukça kötü bir tat bırakabileceği gibi, takım oyuncusu olmadığınız algısını da yaratabilir. 

Yazım Tekniği: Bu CV’nizin en önemli, en can alıcı unsurunu oluşturuyor. CV’nizin yazım dili, kelimelerin kullanılışı, ifade şekli sizi iş görüşmesine çağırtacak en önemli faktör. Eğer yazı yazmak konusunda çok deneyimli değilseniz, mutlaka yardım alın. Araştırın, öğrenin ve yapabileceğinizin en iyisini yapın.  

CV’sini İngilizce hazırlaması gereken ilk 5 kişiye yardımcı olacağım. CV’nizi kariyeryolculugu (at) gmail (nokta) com  adresine yollayabilirsiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Login