Özür Dilemek Zorunda Kalmayacağınız Şekilde Email Yazmak

iletişim No Comments »

Hata yapmak önemlidir. Kişinin gelişmesini ve ögrenmesini sağlar. Hangi yaşta ve ne kadar deneyimli olursak olalım, hata yapmamak mümkün değil.

Bazı hatalar vardır ki, önlenebilir. Kontrol edilebilir.

İş dünyasında her meslekten ve her kademeden kişinin geliştirilebileceği yazılı iletişim yeteneği, size iş dünyasında başarı kazandıracaktır.

Basit birkaç nokta:
Varsayımlara dayalı email yollamak: Bir kişiye suçlamada bulunacaksanız, bu suçlamanın ilk önce doğru olduğundan emin olmalısınız. Kanıtı olmayan hiçbir bilgiyi kendi varsayımlarınıza dayanarak, kişiyi suçlar bir dilde ele almamaya çalışın.

“Umarım Öyledir” söylemi: Eğer varsayıma dayalı bir suçlama yapıyorsanız ardından “umarım benim dediklerim yanlış, senin dediklerin doğrudur” tarzı cümleler kurmamaya çalışın. Eğer varsayımlarınızdan emin değilseniz, bile bile kendinizi güçsüz ve küçük duruma düşürmüş olursunuz.

Cümleyi farklı kurgulamak: Emin olmadığınız durumlarda, yazmanız gereken mesajı yeniden kurgulayın. Okuyun. Gerekiyorsa tekrardan yazmayı deneyin. Ta ki mesajınız karşınızdaki kişiyi suçlu konumuna düşürmeyene kadar.

Hata yapmak kişisel gelişim için önemlidir. Hata yaptığımızda özür dilemekten çekinmemeli ancak kendimizi sürekli özur dileyecek konuma da getirmemeliyiz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

İngilizce Olarak Yapılacak İş Görüşmeleri’ne Hazırlık

iş görüşmesi, iletişim 25 Comments »

İstanbul’da oturanlar için artık yeni bir “public speaking” platformu var. Adı Toastmasters.

İstanbul’da yaşayan Türk ve yabancılardan oluşan bu grubun konuşma dili İngilizce. Amaçları ise, daha iyi iletişim kurma, presentasyon yapma ve liderlik gibi yeteneklerin geliştirilmesini sağlamak. Uluslararası bir organizasyon olan Toastmasters, ilk defa bu yıl Türkiye’de resmi olarak kuruldu.

Uluslararası şirketlerde çalışıyor ve günlük iş hayatınızda başarılı olabilmek için İngilizce’ye ihtiyaç duyuyorsanız, Toastmasters İngilizcenizi geliştirmenizi sağlayacak mükemmel bir ortam.

Ingilizce olarak yapacağınız iş görüşmelerinizde daha akıcı bir ingilizceye sahip olmak istiyorsanız ve ingilizcenizi kullanabileceğiniz tamamen uluslararası bir platform arıyorsanız, Toastmasters’ın bir iki toplantısına katılın derim.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Halkla İlişkiler Alanında İş Arayanlara Özel

iş arama, öğrenci, kariyer, üniversite, iletişim, eğitim 3 Comments »

Halkla ilişkiler alanında birkaç yıllık iş deneyimi olan yeni mezunlar iş değiştirmek istediğinde iş bulmakta güçlük çekiyor. ‘Neden iş bulamıyorum?’ sorusuna cevap arıyorlar. Halkla ilişiler alanında iş arayanlara 5 öneri: 

Tecrübe nasıl kazanılır? Birkaç yıldır Halkla İlişkiler alanında çalışmış kişilere ‘Hiç basın bülteni yazdın mı?’ sorusu yönlendirildiğinde yöneticiler kuvvetli bir ‘Evet’ cevabı almak isterler. Ama bakıyorsunuz, şirketler ajanslarla çalıştığından dolayı, genç arkadaşlarımız sadece ‘aracı’ görevi yapmayı tercih etmiş. Şirketteki bilgileri toplayıp PR ajansına şutlamayı ve onların bülteni hazırlamasını tercih etmiş oluyor.   Bu zihniyetle kariyer yapmak ancak şans eseri olabilir!

Halkla İlişkiler alanında kariyer yapmak istiyorsanız, ilk önce nasıl bir basın bülteni yazmanız gerektiğini öğrenin. Çünkü bir basın bülteni hazırlamak , kağıdı kalemi alıp elindeki bilgileri veresiye kağıda dökmekle olmuyor. Böyle bir bülteni zaten sokaktan geçen biri de hazırlar. Basın bülteni hazırlamak belli bir bilgi düzeyini gerektirir. İyi düşünebilmeyi, haberi kurgulayabilmeyi, gündemi takip edebilmeyi, kelimeleri iyi seçebilmeyi ve gazetecinin masasına düştüğünde haberi okutturabilmeyi gerektirir. Size stratejik düşünmeyi öğretir.  

Öyleyse PR ajansınız ile şirketiniz arasında oynadığınız ‘aracı rolünü’ üstlenmeyi bırakıp, işi kendiniz yapmaya başlayın. Ajansınızın deneyimlerinden faydalanın. Ne zamanki tecrübeleriniz ve bilgi birikiminiz ile kendinizi kanıtlarsınız, o zaman, PR ajansınızdan size gelen bültenleri denetleme, edit etme gibi görevleri daha rahatlıkla üstlenebilirsiniz. İş ararken de ‘Hiç basın bülteni yazdın mı?’ sorusuna kendinize güvenli bir şekilde ‘Evet’ cevabı verebilirsiniz. 

Sıradanlıktan nasıl kurtulurum? İletişim mezunusunuz diyelim. Yada İşletme. Peki üniversite mezuniyeti dışında sizi rakiplerinizden farklı kılan ne özelliğiniz var? Kendinize sorun. 

Yabancı dil biliyor musunuz? Türkiye’de PR yapıyorsam yabancı dile niye ihtiyacım olsun demeyin. Yabancı kaynak okuyabilmek, farklı fikirler edinebilmek için yabancı dil bilgisine ihtiyaç var. En önemlisi uluslararası şirketlerde çalışmak istiyorsanız, PR aktiviteleriniz sadece Türkiye ile sınırlı değil! 

Gelişen teknolojilerden anlıyor musunuz? Web’de sadece sörf yapanlardan mısınız? Internet teknolojilerinden ne kadar iyi anlıyorsunuz ? Email marketing adında bir pazarlama aracının olduğunun farkındasınız ama bunun sadece email ile bilgi aktarılması olduğunu mu zannediyorsunuz? Web site tasarımından ne kadar anlıyorsunuz? En basitinden ‘unique visitors’ ile ‘hit’ arasındaki farkın ne olduğunu biliyor musunuz? Podcast ’in ne olduğunu, nasıl işlediğini biliyor musunuz? 

Gençlere tavsiyem gelişen teknolojileri çok iyi takip etmeleri çok iyi anlamaları. Teknolojiden anlamak için IT okumuş olmak gerekmiyor. Biraz eğitim biraz çaba ile çok başarılı olabilirsiniz. Teknolojiden anlamayan bir pazarlama yada halkla ilişkiler uzmanı düşünemiyorum. Yöneticilerin gençlerden beklentileri yüksek. Herkesin bildiğini biliyor, herkesin yaptığını yapıyorsanız işiniz zor! 

Ama Param Yok ki!  Bilgi edinmek, öğrenmek her zaman çok para gerektirmiyor. Çaba sarf etmeyi, azimli olmayı gerektiriyor. Amerikalı genetik mühendisi bir arkadaşım, hayatında tek bir kitabı dahi olmadığını söylerdi bana. Bilgiyi gerekli yerlerden alıp öğrenirdi.  

Paranız yoksa ve para gerekiyorsa, sizi hedefinize ulaştıracak parayı biriktirmeyi deneyebilir, burs bulmaya çalışabilir yada ürettiğiniz projelerinizi duyurabileceğiniz platformlar arayabilirsiniz. Bu kolay değil. Hem de hiç değil.

Dünya eşitlik üzerine kurulmadı. Eşitlik aramak yerine, elinizdeki imkanları ve önünüzdeki alternatifleri en iyi şekilde değerlendirmeyi deneyin. Alternatif yoksa yaratın. En önemlisi sabırlı olmaya çalışın. Kendine inanan insanlar hayallerine kavuşuyorlar. Apple Computer şirketinin CEO’su Steve Jobbs’ın Stanford üniversitesi mezunlarına yaptığı ‘Stay Hungry, Stay Foolish’ başlıklı konuşmasını bu yüzden çok severim. Ofisimde asılı duran tek yazı da budur.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

İngilizce Profesyonel Bir CV Hazırlamak

iş görüşmesi, öğrenci, iş arama, kariyer, iletişim, üniversite, CV 4 Comments »

Amerika’da bulunduğum yıllarda birçok yabancı öğrencinin CV’lerini hazırlamalarına yardımcı oldum. Neredeyse 15 senedir, uluslararası yazışmalarda hangi kültürlerden insanları ne tür hataları yaptığını çok iyi analiz ettim. Amerika’daki çalışma yıllarım süresince, profesyonel yazım teknikleri konusunda muazzam deneyim kazandım. İş hayatım süresince çalıştığım kişiler hep üst düzey isimlerden oluştuğundan, bu konuda başka bir şansım yoktu. 

İşim gereği yıllardır profesyonel tanıtım yazıları hazırlıyorum. Bunlara üst düzey yöneticilerin ‘executive profile’ yada biyografi adını verebileceğimiz tanıtımları da dahil. Profesyonel iş yazışmaları konusunda oldukça yoğun tecrübe ve başarı kazandım. Bu bilgilerden 5 tanesini sizinle paylaşmak istiyorum. 

Ön Yazı (Cover Letter): Ön yazı hazırlamanız stratejik açıdan çok faydalı. Mümkünse 2 paragrafı aşmayacak şekilde şirkete kazandırabileceklerinizi ifade edin. Hayat hikayenizi okumaya vakit olmadığından, kısaca başvurduğunuz pozisyon için gerekli yeteneklerinize odaklanmanız çok önemli.  Genel kural olarak ne CV’nizi nede ön yazınızı hazırlarken kötü bir İngilizce kullanmamayı ve gramer hataları yapmamayı ilke edinin. Gerekiyorsa, yabancı diline güvendiğiniz bir dostunuzdan destek isteyin . Yada bu konuda size destek verecek birçok kurum var. Yardım alın . İyi İngilizce öğrenmiş olmak ile, İngilizceyi iyi konuşabiliyor yada yazabiliyor olmak birbirinden çok farklı şeyler.  

Örneğin: ‘I believe I can contribue to the success of XYZ’ –‘I believe’ gibi kelimeler kullanacaksanız eğer, şirkete kazandıracak bir şeyiniz varsa, o şeyin ne olduğunu yazın. I received many awards for highest sales in the industry. I believe I can use my skills to contribute to the success of XYZ.’ tarzını tecih edin. 

Abartmayın: Türkçe düşünmekten mi olur bilmem, genelde Türkler İngilizce bir yazı yazdıklarında bir ‘abartı’ durumu söz konusu oluyor. Bunun kelimelerin anlamlarının doğru olmasından ama kullanış yerlerinin yanlış olmasından kaynaklandığını tahmin ediyorum.  

Örneğin: ‘It will be an honor for me to work at your esteemed company’. Bu tarz cümleleri birde Nijerya’dan gelen spam mektuplarında görüyorum!  

Formatı Çarptırmayın: Mutlaka en son iş deneyiminizden geçmişe doğru gidin. Bu her tür CV’de aynıdır.  Kişisel bilgilerinizi (doğum yeri, yılı gibi) CV’nizin başına koyup vakit harcattırmayın. En sona eklemeniz yeterlidir.  20’li yaşlarınızdaysanız ve henüz fazla bir iş tecrübeniz yoksa, eğitiminizi ön plana çıkartmayı deneyin. Yani CV’nin başlarına Academic Background girin onun arkasından Professional Work Experience kısmı gelsin.  

Kişisel Hedefleriniz: Özellikle iş hayatına yeni başlayan kişiler ‘Objectives’ kısımlı bir başlık açmayı tercih ederler. Buraya yazılan yazılara kötü örneklerden bir tanesi şöyle:  “I want to reflect  my skill of communication professionally, relevant to the education I got on this branch.”  Cümlenin gramer olarak sorunlarına değinmeyeceğim bile. Ama burada tek bir konuyu ele almak istiyorum: ‘I want’ (istiyorum, talep ediyorum) manasına gelen bu kullanımdan kaçının ve daha nazik bir form olan ‘I would like to’ formuna geçin. Lütfen!

Ben kelimesinin kullanımı: ‘Ben’ kelimesini çok sık kullanmamaya bakın. İngilizce kullanımda oldukça kötü bir tat bırakabileceği gibi, takım oyuncusu olmadığınız algısını da yaratabilir. 

Yazım Tekniği: Bu CV’nizin en önemli, en can alıcı unsurunu oluşturuyor. CV’nizin yazım dili, kelimelerin kullanılışı, ifade şekli sizi iş görüşmesine çağırtacak en önemli faktör. Eğer yazı yazmak konusunda çok deneyimli değilseniz, mutlaka yardım alın. Araştırın, öğrenin ve yapabileceğinizin en iyisini yapın.  

CV’sini İngilizce hazırlaması gereken ilk 5 kişiye yardımcı olacağım. CV’nizi kariyeryolculugu (at) gmail (nokta) com  adresine yollayabilirsiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Başarılı Bir İş Görüşmesi İçin İpuçları: Göz Teması

iş görüşmesi, iş arama, kariyer, Psikoloji, iletişim No Comments »

Artık herkes biliyor: işgörüşmelerinde göz teması önemli.

Karşınızdaki kişiyle iletişim kurarken oluşturduğunuz göz teması, kendinize olan güveninizin ve doğruluğunuzun bir sembolü. Ancak lütfen vur deyince öldürenlerden olmayın! Göz teması elbette gerekli ama gözünüzü kırpmadan yada bir saniye bile gözünüzü karşınızdaki kişiden ayırmadan konuşuyorsanız, kendinizi gerçeklikten ve doğallıktan uzaklaştırıyorsunuz demektir.

Böyle bir durum, sizi işe alacak kişiyi rahatsız edecektir. Normalde insanlar konuşurken, arada bir sağa veya sola bakıyor olurlar. Göz temasının önemli olduğunu öğrendiniz diye doğallığınızdan kaybetmeyin. Konuşurken, her 5 yada 10 saniyede bir gözleri farklı noktalara çevirmek doğal olandır. Eğer iş görüşmelerinde vucut dilinizi nasıl kullandığınızı bilmiyorsanız , bir arkadaşınızla mülakat egzersizi yapabilirsiniz. Ufak bir video kamerasıyla yada cep telefonuyla kendinizi arkadaşınızla yapacağınız mülakat sırasında görüntüleyin ve hareketlerinizi izleyin. Bazı kişiler sadece dinlerken göz temasında bulunurken, konuşma sırasında göz temasını kullanamayabilmektedir. Karşınızdaki kişiyi dinlerken göz temasınızın daha kuvvetli olması, iyi bir dinleyici olduğunuza işarettir.

Göz teması doğru kullanıldığında size başarı getireceği gibi, yanlış kullanıldığında karşınızdaki kişiyle iyi bir iletişim kurmanıza engel teşkil edecektir.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Gizli Uyum Efsanesi

iletişim 1 Comment »

İletişim ile ilgili toplumda genel kanılar vardır. Doğru olduğunu sandığımız genel kanılar. Özellikle de karşılıklı konuşarak ve birbirimizi daha iyi anlayarak problemlerin üstesinden gelebileceğimiz kanısı yaygındır.

Geçenlerde University of California, Berkeley’de eğitim veren, Amerikanın tanınmış yazarlarından Dr. David Stiebel’in ‘Konuştukça Batıyoruz’ isimli kitabını okuyordum. Dr. Stiegel, bu yaygın kanının neden yanlış olduğunu ve nasıl stratejiler geliştirmeniz gerektiğini anlatıyor. Dr. Stiebel kitabında ‘İnsanlardaki Gizli Uyum Efsanesi’ adını taşıyan ve karşılıklı anlayışı geliştirme yaklaşımının, olayları daha da kötüleştirdiğini anlatan bir durumdan bahsediyor. İşte bu Gizli Uyum Efsanesinin püf noktaları: 

İnsanların birbirini daha iyi anlaması, tüm meseleleri çözemez. İnsanların birbirini daha iyi anlaması, birbirlerinden uzaklaşmasına yol açabilir. Genellikle karşınızdakini ne kadar çok anlarsanız, ondan o kadar az hoşlanırsınız.

Asıl niyetinizi söylemeden önce iyi düşünün. Asıl niyetinizin, karşınızdaki insanın düşüncesiyle uyuştuğunu düşünebilirsiniz. Ama üç tuzağa karşı dikkatli olun:

* Niyetinizi dışa vurmak, karşınızdakinin sizi sömürmesine fırsat verebilir.
*
Amacınızı açığa vurursanız, karşınızdaki kişi, amacınızı sizden önce gerçekleştirmek için sizinle rekabete girebilir.
*
Gerçek niyetiniz, karşınızdaki insanla aranızda bir zıtlık yaratabilir.

Aklınızdan geçenleri söylemeden önce ne yapmak istediğinizi iyi düşünün: kendinizi ifade etmek mi yoksa karşınızdaki insanı ikna etmek mi istiyorsunuz? Sözlerinize dikkat etmeden kendinizi ifade etmenin meseleleri çözmek için iyi bir yöntem olduğunu düşünmeyin.

İçinde bulunduğunuz duruma uygun bir strateji yaratın. Mevcut stratejiniz, karşınızdakiyle daha iyi anlaşmanızı sağlayabileceği gibi, size zarar da verebilir.

Stratejik iletişim kurmayı öğrenmemizin ve uygulamamızın sadece iş hayatında değil aynı zamanda hayatımızın her safhasında bize başarı sağlayacağı kuşkusuz. Bunun içinde insanları oldukları gibi kabul ederek iletişim kurmayı öğrenmek ve bizim istediğimiz gibi davranmalarını beklememizin yanlış olduğunu fark etmemiz gerekiyor. İnsanlardan kendimiz gibi olmalarını beklemek bir sonuç vermeyeceği gibi iletişimi de güçleştirecektir. Başkalarını oldukları gibi kabul edebilmek içinse, ilk önce kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilmeliyiz.

Stratejik İletişim bazen politik olmak ile özdeşleştirilebiliyor. Dürüst olmamak veya kendin olmamak gibi algılanabiliyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, ne zaman, nerede ve nasıl konuşması gerektiğine doğru karar verebilen kişiler, hayatta daha fazla başarı kazanabiliyorlar. Bu da her zaman istediğimiz gibi konuşmak yerine, sözlerimizi seçerek konuşmanın faydalı olduğuna işaret ediyor.  Ünlü Amerikalı Şair ve Yazar Ralp Waldo Emerson, Anlaşılmak bir Lükstür demiş. Çünkü aslında anlaşılabilmek, karşınızdaki kişinin sizi anlamaya ne kadar hazır olduğuyla ilgilidir. Tıpkı öğrenmek gibi. Öğrenmeye hazır olmayan bir insana bilgi yüklemek ne kadar zorsa, söylediğinizi anlamaya hazır olmayan bir kişiye laf anlatmak da o kadar zordur.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Dedikodu Yapmak Güzeldir!

yönetim, kariyer, Psikoloji, iletişim 1 Comment »

Şirket ortamlarında dedikodu genelde pek de tavsiye edilmez. Birçok sorunu beraberinde getireceği ve yolunda gitmeyen birşeylerin olduğu tahmin edilir. Dedikodu yaygın ise, o zaman şirketin resmi iletişim kaynakları çok iyi çalışmıyor anlamına gelebilir. Bu da dedikoduyu gerekli hale sokabilir.

Çalışan motivasyonu açısından dedikodu, insanları bir araya getirdiğinden, sanılanın aksine, pozitif bir etkiye sahip olabiliyor. Uzmanlara göre bireyin içini döküp rahatlamasını sağlamasının yanı sıra dedikodu aynı zamanda düzenleyici bir sosyal işlev de görüyor.

New York State University profesörlerinden David Sloan, “Dedikoduyu özensizlik ve güvenilmezlik göstergesi olarak karalayıp durduk. Ama araştırmamız bunun çok temel bir uyum sağlama yolu olduğunu gösteriyor” diyor. “Dedikodu bilgiyi paylaşmanın bir yolu, üstelik başkalarını kontrol etmeye imkan veriyor.”

Profesör Sloan “Biri kalkıp kendi çıkarları doğrultusunda dedikodu yaparsa, dedikoduya hedef olan kişiyle birlikte kendi adı da kötüye çıkar. Ama bir grubun çıkarları doğrultusunda ise dedikodu, o zaman diğerleri de bundan karlı çıkar ve kimsenin itibarına zarar gelmez” diyor.

State University of New York tarafından yapılan araştırma, az dedikodu yapmanın, çok dedikodu yapmak kadar zararlı olabileceğine işaret ediyor.

Dedikoduyu seviyorsanız, artık kendinizi kötü hissetmek zorunda değilsiniz gibi gözüküyor! Ama siz siz olun, dozunuzu ve kiminle hangi dedikoduyu, ne zaman yapacağınızı iyi kestirmeye bakın.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Farklılıklar ve İletişim

yönetim, iletişim No Comments »

İnsanlar birbiriyle sürekli iletişim halindeler: İşte, evde ve sosyal ortamlarda. Her ne kadar birbirimizi iyi anladığımızı sanıyorsak da, iletişim pek de kolay bir iş değildir ve Ralph Waldo Emerson’ın dediği gibi “Anlaşılmak bir lükstür”.

Nasıl konuştuğumuz, meseleler üzerinde nasıl tartıştığımız ve gruplara nasıl katıldığımız kişinin “kültürü” ile ilgilidir. Çoğu zaman, meselelere farklı yaklaşımlara ve kiminle konuştuğumuza bağlı olarak farklı tarzda iletişim biçimlerine şahit oluruz.

Hiç başkalarının tarzına dair yargılarınızı bir tarafa bırakarak farklılıkları olduğu gibi kabul ettiğiniz olur mu?

Yoksa tarzınızın diğer insanların tarzından daha uygun olduğu ve onların değişmesi gerektiği  konusunda ısrarcı mısınız? Eğer durum böyleyse, bir kez daha düşünün. Hepimiz aynı anda birçok kültüre aidiz. The National Institute for Dispute Resolution, kültürü “dünyayı anlama biçimimizi şekillendiren ortak deneyimleri paylaştığımız grup veya camia” olarak tanımlıyor. “Buna cinsiyetimiz ve vatanımız gibi doğuştan içinde bulunduğumuz grupların yanı sıra, bir parçası olmak için katıldığımız gruplar da dahildir. Örneğin, yeni bir bölgeye taşınmak suretiyle veya ekonomik statümüzdeki değişimle yeni bir kültür edinebiliriz.”

Kültürler arası daha iyi iletişim kurabilmek için, “benden farklı”yı “benden değersiz” şeklinde anlamaya yönelik insani eğilimi kontrol altına almayı öğrenmenin faydası büyüktür. Kültürel farklılıkların nerede yer aldığını tespit edebilirsek, bunu birbirine karşı saygı ve bir diğerini kabul takip edecektir.


Diğer kültürlerden gelen insanlar hakkında bir şeyler öğrenmeye açık olduğumuzda daha az yalnızlık çektiğimizi görürüz. Önyargı ve klişeler, değişim için çaba gösterirken, bize dost ve ortak olabilecek gruplar dolusu insandan ayrı düşmemize neden olabilir. Oysaki bizden farklı insanlarla konuşmak bize umut vererek, içinde bulunduğumuz toplumu ve dünyayı geliştirmek üzere gireceğimiz mücadelede gücümüzü artırır.  

Bireyin davranışına kültürel normların mutlaka uygulanabilir olmadığını da hatırlamalıyız. Hepimiz -etnik kökenimiz, ailemiz, eğitimimiz, kişiliklerimiz gibi- herhangi bir kültürel normun ifade edebileceğinden çok daha karmaşık pek çok unsur tarafından şekillendirilmiş durumdayız.  

Birbirimizi anlamak ve beraber çalışabilmek için, aynı zamanda mevcut güç dengesizliklerinin farkında olmamız ve söz konusu dengesizlikler konusunda bir diğerimizin algılayışını duymaya hazır olmamız da gerekir.

 

Başkalarının sizinle iletişime girip girmemek konusundaki tercihlerine saygılı olmalı, olup bitenle ilgili fikirlerine değer vermeye özen göstermeliyiz. Yargılamayı bir kenara bırakıp, duruma dışarıdan birisi gibi bakmaya çalışmalıyız. Aktif ve gönüllü biçimde dinlemeyi prensip hale getirebilmeliyiz. Bu gibi durumlarda kendinizi diğer kişinin yerine koymaya çalışın. Özellikle de bir başkasının algılayış veya fikirlerinin sizinkinden çok daha farklı olması halinde kendinizi rahat hissettiğiniz alanın sınırlarını zorlama gereği hissedebilirsiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Email kullanmayı bilmek

kariyer, iletişim No Comments »

21. yüzyılda dünyaya gelen bebekler, annelerinin kucağına verilirken laptop bilgisayarın üzerinde sunuluyorlar artık! Bir yaşına geldiklerinde “anne, baba” demeden önce “email” demeye başlıyorlar. Daktilo dönemlerini hatırlayanlar hala email kullanmayı sadece “yaz” ve “gönder” komutlarından oluşan bir araç olarak görüyorlarsa, zor günler sadece daha da zorlaşacak demektir.

Iş dünyasında birçok kişi her gün emaillerin yoğunluğundan şikayet ediyor. “Artik kimse telefonla konuşmuyor, yüz yüze gelmiyor” diye yakınıyor. Eğer sizde bu kişilerden biriyseniz, okumaya devam edin:

21. yüzyıl, artık neredeyse “eski teknoloji” olmaya başlayan bu iletişim aracını sadece kullanmayı değil, ama çok iyi kullanmayı gerekli kılıyor. Şirketler daha fazla verimlilik isterken, telefonda yakalamaya çalıştığınız iş arkadaşınızı on kere arayarak ulaşmaya çalışmak, maalesef şirketlerin “hızlı hizmet” beklentileriyle orantılı değil. Her konu nasıl email ile halledilemeyecekse, sizde emailinizi nasıl kullanmanız gerektiğini ve hangi konuları yüz yüze konuşmak için ayırmanız gerektiğini bir an önce öğrenmenizde fayda var.

Gençler için email günün vazgeçilmez bir parçası. Çünkü hayatlarında önemli bir yer tutuyor. Yöneticilerin gelişen teknolojileri yakından takip ediyor olması ve yüzeysel bilgi yerine biraz daha derinlemesine inebiliyor olması, kariyerlerini ilerletebilmeleri açısından önem teşkil ediyor. Emaillerinizi büyük harfle yazıp, her mesajınıza ünlem işareti ekleyen, kelimelerinizi sürekli “kalın” harflerle yazan yöneticilerdenseniz, kendinizin profesyonel gelişimi için bir şeyler yapma zamanınız gelmiş demektir. Email fonksiyonlarını ve kullanım kurallarını anlamak önemli ve gerekli. Yöneticilerin genç çalışanlarıyla daha iyi iletişim kurabilmesi ve gençlerin is ortamında profesyonel hareket edebilmesi için email kullanımı önem arz ediyor. Işte sizlere birkaç hızlı kural:

Büyük Harf: Büyük harf ile yazmak, karşındakine bağırmak anlamına gelir.

Font Kullanımı: 12 punto’dan büyük ve 10 puntodan küçük yazı karakteri ile yazmak profesyonel görüntüyü kaybettirir.

Ünlem işareti: Ünlem işareti sadece “gerçekten” önemli konular içindir, her tür emailinize ünlem/önem işareti koymak, emaillerinizin zamanla okunmamasına neden olur.

Cevap:Posta kutunuza düsen emaillere hızlı cevap verin, eğer hızlı cevap veremeyecek gibiyseniz, mutlaka kısa bir email ile geri dönüş yapacağınızı ama biraz zaman alacağını belirtin.

Ekler: 2MB den fazla ekte bilgi yollamak karşı taraftaki kişinin posta kutusunu tıkayabilir. Teknolojiden anlayan birçok kişi 2MB üzerindeki emailleri almaktan aşırı rahatsızlık duyma eğilimindedir.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share