İş Arama Sürecinde Akılda Tutalım

iş arama 2 Comments »

İş arama süreci garip duyguları içinde barındırıyor.  Süreç uzadıkça tedirginlikler artıyor ve bazılarımız için bir nokta geliyor ki hiç birşey yapamaz oluyor hayatları.  Tıkandıkları, tükendikleri bir döneme giriyorlar.

Bu dönemde yapılabilecek en faydalı çalışmalardan biri iş aramayı hedef olmaktan çıkarmak, birkaç gün boyunca, sevdiğiniz, ilgi duyduğunuz alanlara kendinizi atıp, kaybolmak.  Tükenmiş hissettiğiniz noktada kendinizi tekrardan yukarı çıkartabilmek kolay değil belki ama biraz çabayla mümkün.

Kitap okumak genelde insanların zamanı unuttukları en güzel aktivitelerden biri.  Hem öğrendiğiniz hem de kendinizi rahat hissettiğiniz anlardan.

Puzzle yapmaktan hoşlanıyorsanız, seviyenizi hafif zorlayacak bir puzzle alıp, kendinizi bu sevdiğiniz aktivite içine bırakabilirsiniz.

Burada önemli olan, yaptığınız aktivite her ne ise, kendinizi çok hafif zorlayacak olmasına özen göstermeniz.  Yürüyorsanız, hızınızı ve temponuzu hafif zorlayacak şekilde denemeniz.

Göreceksiniz, daha rahatlamış ve kendinizi yaptığınız işten tatmin olmuş ve başarıyla ayrılmış hissedeceksiniz.

Birkaç günlük bu aradan sonra tekrardan iş arama sürecinizi başlatabilirsiniz. Gününüzün içine sevdiğiniz bir aktivite için mutlaka bir kaç saat ayırmayı da denerseniz, kendinize daha güvenli ve hedeflerinize ulaşmada daha güçlü hissedersiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Üst Düzey Yöneticiler İş Arıyor

iş arama, iş görüşmesi 11 Comments »

Sedat bey 14 yıldır aynı firmada İş Geliştirme Direktörü olarak çalışıyor. Başarılı, şirket içerisinde sevilen, saygın, performansı yüksek bir yönetici. Yıllar içerisinde bir iki ödül de almış. Başarısını taçlandıran bir dolu konu var iş hayatında.

Pelin hanım, 20 yıllık bir iş tecrübesine sahip. Şimdiye kadar iki şirket değiştirmiş. İşine ve çalışğı şirketlere bağlı olmakla bugüne kadar gurur duymuş bir yönetici. Başarılı, etkin, tuttuğunu koparan, alkış toplamaya alışkın bir kişi.

Bir gün bir bakıyorsunuz, ekonomiler tersine dönmüş, şirketler yeniden yapılanmaya gitmiş. Durum böyle olunca, şirket yönetimleri Sedat bey ve Pelin hanım gibi başarılı, işinde etkin ve üretken yöneticilerle yollarını ayırmaya karar verebiliyor. Türkiye’de dahil dünyanın her yerinde epeydir böyle bir durum söz konusu.

İş tecrübeniz ve yetkinliğiniz arttıkça aslında işler biraz daha zorlaşıyor. Üst düzey pozisyonların sayısı da diğer seviyelere göre her zaman daha kısıtlı olduğundan, az sayıda pozisyon için yarışan bir dolu üst düzey yönetici ortaya çıkmaya başlıyor. Diyebilirsiniz ki bu kişilerin networkleri zaten kuvvetlidir, iş bulmaları çok rahat ve hızlı olur. Durum hiç de öyle değil. Kısıtlı sayıda pozisyon için alabileceğiniz tek bir kişi var ve en iyisi olmanız gerekiyor. Zor olan, yıllarca, üst üste başarılar elde etmiş, performansı kanıtlanmış olan yöneticiler bir anda kendilerini tekrardan ‘ispat etmek’ ve ‘kanıtlamak’ zorunda kalması.

İş görüşmesi yapmaya alışık olmayan, sürekli işe alan pozisyonunda olan bu üst düzey yöneticiler yeni bir iş bulmak için nereden başlayacaklarında bocalayabiliyor. Networklerini haberdar etseler de, iş görüşmesi konusunda pratikleri olmadığından, görüşmelerde başarısız oluyorlar. Birkaç olumsuz görüşme arkasından da ümitsizlik baş göstermeye başlıyor.

Üst düzey yöneticilerin iş arama süreçlerinde başarısız olmasının iki temel sebebi var:

  • ilki sürekli başarılı olmaya alışş yöneticilerin kendilerini tekrardan karşısındaki kişilere ispat etme zorunluluğu, tecrübeli üst düzey yöneticiye ağır gelebiliyor. Duygusal boyutta bu değişime hazır olmadan yapılan iş görüşmeleri hüsranla sonuçlanıyor. 
  • İkincisi, yöneticilerin bulundukları pozisyonda ya da şirkette elde ettikleri rahatlığın büyüsüne kapılıyor olmaları. Bundan dolayı da kendi ortamları dışındaki fırsatları fark etmemeleri, fark etseler de değişim zor olacağından rahatlarını bozmamayı tercih etmeleri.

Peki, yeniden iş arama sürecine girmiş olan üst düzey yöneticiler iş bulma süreçlerini daha verimli tutmak için neler yapabilirler? Birkaç önerim şöyle:

1-     Sorulan soruları kişisel algılamamak: Potansiyel işveren size soru sorduğu zaman hakkınızda her şeyi biliyor olmasını ya da ne kadar başarılı olduğunuzu bilmesi gerektiği düşüncesini kafanızdan atın. Size düşen, kendinizi ve yaptıklarınızı en iyi şekilde anlatmaya çalışmak. Bu da kolay değil, çünkü 20 yıl boyunca kendinizi anlatmak zorunda kalmadıysanız, birdenbire hayatınızı, kişiliğinizi ve çalışmalarınızı kısa ve net olarak açıklamanız için zamana ihtiyacınız olacaktır. Bu zamanı kendinize verin. Gerekiyorsa, bu alanda uzman bir kişiden profesyonel destek alın.

2-     Ne fazla mütevazi ne de fazla övüngen olmak: Bazı üst düzey yöneticiler başarılarını öne çıkartmanın kendini fazla övmek olduğunu düşündüğünden, güçlü yanlarını göstermekte zorlanıyor. Bazıları da aşırı güven sergilediğinden, kan uyuşmazlığı yaşayabiliyor. Aradaki dengeyi bulmak sürekli pratik yapmaktan geçiyor. Maalesef, pratik yapmak da bu düzeydeki yöneticilere kimi zaman gereksiz bir çalışmaymış gibi geliyor. Oysa, kendi kendinize hızlı sesle yapacağınız bir iş görüşmesi pratiği, size tahmininizden fazla yardımcı olacaktır. Bu pratiklerde başarıyı getiren kendinizi anlatmakta hissedilir rahatlığı elde etmenizdir. Sizi tanıyan farklı bir iki profesyonel dosttan da sizi dinlemesini ve geri bildirim yapmasını rica ederseniz, konuşmanızda ve anlatımınızda göze çarpan konuları daha net yakalayabilirsiniz. Tanıdığınız, güvendiğiniz bu dostlarınızdan size iş arama sürecinizde mentorluk yapmaları iş görüşmelerinde kendinizi daha iyi yönetmenizi sağlar.

3-     Tercih etmediğiniz şirketlerle ilk görüşmeleri yapmak: İlk birkaç iş görüşmenizi çalışmayı pek de tercih etmeyeceğiniz şirketlerle yapmanız size avantaj sağlar. Hem tecrübe edinmiş olursunuz, hem de kendinizi istediğiniz şirketler ve pozisyonların görüşmeleri için hazırlamış olusunuz.

4-     Planlı hareket etmek hızdan daha önemli: Yeniden arayışa geçerken planlı adım atmak önemli. Her yere CV’nizi yollamaktansa, piyasada güven duyulan, itibar kazanmış 5-6 ‘executive recruitment’ şirketiyle çalışmayı denemeniz akıllıca olur. Bu şirketler hangileridir diye düşünüyorsanız, mutlaka çevrenizdeki profesyonellere sorun. Onların tavsiyelerine kulak verin.

5-     Kitap Okumak: Üst düzey yöneticilerin iş arama sürecindeki zorlukları ve çözüm önerilerini anlatan kitaplar var. Bunları mutlaka okuyun. Kendinizi hazırlamanıza faydası olacak.

6-     Korkuyu dizginlemek: Bazı yöneticiler yeni iş aramak zorunda olduklarının bilinmesinden hoşlanmıyorlar. Bu konuda genelde iki yöntemi denemeyi tercih edenler var. Size hangisi uyuyorsa onu kullanın. İlki, durumunuzdan kimseye bahsetmek zorunda değilsiniz. İstediğiniz kişilerle bu bilgiyi paylaşmakta serbestsiniz. İkinci yöntem, yeni iş arıyor olduğunuz konusunda ne kadar rahat hissederseniz, iş görüşmelerinizin o kadar kolay geçtiğini göreceksiniz. Bu zamanla kazanılabilecek bir rahatlık. Duygularınızı açmanız, hissettiklerinizle barışık olmanız, duygularınızı daha başarıyla yönlendirebilmenize imkan tanıyacaktır. Küçük adımlarla başlayarak ilerlemek korkularımızı unutmamıza, hedeflerimize odaklanmamıza yardımcı olur.

Son olarak kısa bir not iletmek isterim tüm profesyonellere: Her profesyonel kişi CV’sini yıl içerisinde belirli aralıklarla güncellemeli. İş değiştirme niyeti olmasa da, ara ara iş başvuruları yapıp, iş görüşmelerine gitmeli. Piyasayı koklamalı. Kim neler yapıyor, piyasada neler dönüyor öğrenmeli. İş görüşmelerinde adaydan neler bekleniyor, bu konuda kendi performansları nasıl test etmeli. Başarılı yöneticiler bilirler ki yetenekli çalışanlar her zaman fırsatları gören, arayan, fark eden ve kendi yönlerini çizmeyi tercih edenlerdir.  


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Davranış Bozuklukları

değişim, iş arama, iş görüşmesi, yönetim 55 Comments »

Yalanlarla dolu bir CV hazırlamak hiç de akıl karı değil. Okumadığınız bir okuldan diploma almış gibi yapmak, çalışmadığınız şirketlerde çalışş gibi göstermek… Bunlar insanın kendisine zarar vermekten başka bir işe yaramaz. Adaylar bir dolu hatalar yapıyor olabilir, ama ya işverenlerin akıl almaz önyargılı hataları?

İşverenlerin, özellikle Insan Kaynakları bölümünde çalışanların ya da danışmanlık şirketlerinin de üzerlerine büyük sorumluluklar düşüyor. Özellikle işe alma işlemi deneyimsiz, tecrübesiz, yetkinliği olmayan kişilere bırakıldığında, danışmanlık şirketi sahibi olmak, iki test ve database’ini doldurmak için yapılan bir eylem olarak görüldüğünde işler karışıyor.

Vatan Bilgisayarın İK müdürü diyor ki adaylar “maaşlarını abartıyor”. Şirketler adaylara maaş bilgisi sorabilir ancak aday bu soruya cevap vermek zorunda değildir. Şirketler adaylara pozisyonlar için ayırdıkları maaş bütçesini söyler mi? Hayır, söylemez, çünkü pazarlıkta güç sahibi olmak ister. Sorma cesaretini gösterirseniz de zaten afallar, amatör tavırlar sergilerler. (Alanında profesyonel biriyseniz, bu tavrı göstermiyorsunuzdur). Öyleyse, adaylara “size muhtaç insanlar” gibi davranmayı bırakmak asıldır. Bunun çift taraflı bir seçim olduğunu farkedip, ona göre kendinizi yetiştirin. Eğer siz açıkça adaya bütçenizi söyleyemiyorsanız, adaydan da zorla bu bilgiyi talep etmeyin. Aldığınız cevapla yetinmek zorundasınız. Siz dürüst olursanız, karşınızdaki de dürüst olur. Hayat böyle işler. En fazla adaydan beklentisini öğrenebilirsiniz. Bu sorunun cevabını da iş görüşmesinin başında istediğinizden, cevap almamayı kabullenmelisiniz. İş ilanında yazan 3 satırlık iş tanımı ile kişiden maaş beklentisi almak, doğru işe doğru insan felsefesine aykırıdır. Bir düşünün bakalım.

HP IK Müdürü Adnan Erdoğmuş diyor ki “Ünvan bonkörlüğü” var. Kesinlikle katılıyorum bu söyleme. Suç adaylarda mı yoksa şirketlerde mi, peki? Bunu dönüp hepimiz kendimize soralım. Şirketler kendi organizasyonlarını oturtturamadığından, her yıl değişen ünvan sistemlerinden, krizlerde her işe bakabilecek eleman arandığından, çalışanların kariyerlerinin dalgalanmasına sebep olan bu yapılanmaların sorumlusu kimdir? Bir düşünelim. Ünvan boklörlüğü için Ülker’in Genel Müdürlerini saymanız yeterli! Her bölümden sorumlu bir genel müdür bulabilirsiniz! Hem de tek bir şirket içinde. Organizasyonel bir sorun olduğu düşüncesi yaratan bu tür ünvan bonkörlüğünü adaylara mal etmek ne derece doğru olur?

Adaylardan mülakatlarda ingilizce yeterlilik aranıyor, ancak, Türkiye’de profesyonel iş ingilizcesi ile konuşabilen ve yazabilen profesyonel sayısı belki %2’dir. Siz, işe alan yönetici olarak, bu %2’nin içinde misiniz? Değilseniz, karşınızdaki kişiye “CV’de yalan söylemiş” gözüyle bakmaktansa, bu kişi ingilizcesini geliştirebilme istek ve yetisine sahip mi?” bunu araştırmayı deneyin. Çünkü eğer %2’nin içindeyseniz, bunun ne derece önemli olduğunu bilirsiniz.

İnsaflı olalım. Adaylara profesyonel davranmayı öğrenelim. Sadece genel müdür görüşmelerinizde, “ünvanın getirdiği saygıyı” göstermektense, her bir adaya eş saygı göstermeyi ihmal etmeyelim. Kişi şirketinize uygun değilse, bu görüşme yaptığınız adayın yeteneğini başka hiç bir yerde gösteremeyeceği anlamına gelmez. Siz de koltuğunuza yapışmadığınız takdirde, bir gün siz de iş arayan pozisyonunda olacağınızı unutmayın. Nasıl saygı bekliyorsanız, aynısını adaylarınıza gösterin.

Şirketler işe alım politikalarının ne derece başarılı olduğunu ölçmek istiyorsa, yapılan başvurular arasından görüşmeye katılanların hepsinin gerbildirimini almayı denesin. Yüzde kaçi deneyiminden memnun olduğunu söyleyecek, bunu araştırsın. Yoksa, kaç kişiye red cevabı yolladığınızı ölçmekle ilerlemek zordur.

İnsaflı olalım. Özellikle yeni yeni iş dünyasına katılan arkadaşları mülakata alırken, kişisel egolarımızı kenara bırakma olgunluğunu gösterelim. Yeni gençlerin öğrenme süreçlerini cehennem azabına çevirmeyelim. Şirket çıkarlarını korumak objektif olmayı gerektirir. Tek kazananın şirket olmasını beklemek, şirketi zarara uğratır. Şirketinizin itibarını yükselten bir konumdasınız, bunu hatırlayın. Şirketinize artan değer katabilmek için adaylarla görüşmelere girerken, yalan yanlış bulma dedektifliği rolünü üstlenmekten vazgeçin. Adaylara “bu işi bilmiyorsun” edasıyla yaklaşmaktansa “bu işi ögrenebilecek yetenek ve istekte mi?” sorusuna cevap aramayı deneyelim.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Sommelier Olmak Ister misiniz?

eğitim, iş arama, kariyer 1 Comment »

Kaliforniya’da tanışğım Amerikalı üniversite mezunu 24 yaşında bir arkadaşıma yurt dışından bir iş teklifi gelmişti. Teklifi duyduğumda “wow, muhteşem! Ne zaman gidiyorsun?” diye sordum. “Hmm…Sanırım gitmeyi düşünmüyorum” dedi.

“Ama neden?” diye şaşkınlıkla sordum.

“Arkadaşlarım burada. Üstelik işimi de çok seviyorum.”

Bunu diyen arkadaşım, sommelier olarak çalışıyordu. Yani, lüks restoranlarda şarap servisi yapan garsonlardandı.

“Ayda $5000-6000 arası para alıyorum. Bu yaşta çok keyifli. Yurt dışı beni çekmiyor”

“Garsonluk yaparak bu maaşları nasıl kazanıyorsun?”

“Lüks restoranlarda çalışmanın en güzel yanı bu. Şaraptan anlamak işe yarıyor. Onlara harika bir servis veriyorum, ayrıca şarap bilgimle onları büyülüyorum! Bahşişler genellikle çok yüklü oluyor bu tür ortamlarda. Harika, değil mi?”

Evet. Harika değil mi?

Türkiye’de de sommelier’lik gittikçe cazip bir alan haline geliyor. Türkiye’nin ünlü şarapcılık şirketlerinden Doluca, ABD’de düzenlenen Sommelierlik kurslarını Türkiye’ye uyarlamış. Üstelik programlar ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor ve Turizm Otelcilik mezunlarına yönelik olarak hazırlanıyor.

Yeni bir kariyere ne dersiniz? Ilgilenenler, Doluca programlarını buradan takip edebilir.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Kişilik Testi Yapmadan İşe Almak Pek Demode Oldu

iş arama, psikoloji 13 Comments »

Geçenlerde katıldığım bir toplantıda, bir IK müdürü “Içinde insan kelimesi geçen tek birim Insan Kaynaklarıdır. Sorumluluğumuz yüksektir” diyordu. Ilginç olan, insanla ilgilenmekten ziyade, sistem kurmayı insan kaynağı fonksiyonu olarak gören bu ortamda olmak benim için göz açıcı bir deneyimdi. Bir dolu insan kaynakları yöneticisi hep birşeylere çözüm arıyordu, ama birbiriyle ilgilenmiyordu fazla. Hedefleri insan kaynakları biriminin ne iş yaptığını anlamaktı. Hedefe pek odaklıydılar, o sebeple, odadaki diğer insanları gerçekten tanımakla ilgilenecek vakitleri de dolayısıyla yoktu. Şirket çalışanları da belki bu sebeple Insan Kaynakları departmanlarından pek hoşlanmıyor olabilirler mi? 

Türkiye’de şirketler insan kaynakları fonksiyonunun ne olduğunu nasıl işlediğini anlamaya çalışırken, işe alımlarda da bir test modası aldı başını gidiyor. Kişilik testleri çok popüler! Fiyatlarına bakılacak olursa, bir dolu kişilik testi pazarlayan danışmanlık şirketinin ortalıkta dolaşmasına şaşmamak gerek

Ne var ki, şirkete yeni girenler bu testlere tabi tutuluyorlar, onca yıl şirkete test yapılmadan girenler ne durumdalar acaba diye düşünüyor insan? Test almadan işe girenlerin kişilikleri uygun mudur dersiniz bulundukları pozisyonlara? Uygunsa, belki şirketler test yapmadan da doğru insan seçmeyi becerebiliyorlardır? Eski çalışanlara test yaptırmak pahalıya geliyor olduğundan, bu girişim pek mantıklı olmuyor elbette. Peki testlerin işe yarar olduğunu nasıl ispatlıyorlar? Yani, test yapmadan işe alma ile test ile işe alma arasında ki farkı nasıl belirliyorlar? Belirlemiyorlar elbette, testler birazcık da hafif suç savma mekanizması olarak kullanılıyor.

Kişilik testleri bana kalırsa zevkli ve adaylar bu testlere tabi tutuluyorsa kendilerini şanslı hissetmeliler. Ancak şirketler bu testlerin sonuçlarını tüm adaylarla paylaşmalı. Test yapan şirketlerin bu şekilde profil datası topluyor olmasının bir bedeli olmalı ve ayrıca bu test yaptırmaya layık gördüğünüz adaya karşı da bir sorumluluktur. Eğer, bu tip testlere tabi tutuluyorsanız, şirketlerden sonuçları sizlerele paylaşacaklarına dair söz alın. Madem sizi tanımak istiyorlar, siz de 3-5 saatinizi verdiğinize göre bu en doğal hakkınız olmalı.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Üst Düzey Yöneticiler Nasıl İş Arar?

değişim, iş arama 22 Comments »

Ekonominin ters yüz olduğu bu dönemde olanlar hep alt kademede çalışanlara oluyormuş, en çok da iş arayan yeni üniversite mezunları iş bulamıyormuş gibi duruyor. Oysa, en alttan en üst kademeye kadar her alanda çalışan ekonomik krizin getirilerinden bir şekilde etkilenmiş durumda.

Uzun zamandır iş arayıp da CV’inize cevap dahi alamayanlardansanız, tanıdığınız eş, dost’un bile eli kolu bağlı olduğundan girişimleriniz pek de fazla sonuç vermiyorsa, işsizlik canınıza tak etti ve “neden ben” diye sorgulamalar yükseldiyse, gelin ABD’nin MBA’li üst düzey yöneticilerinin nasıl çırpındığına bir göz atalım.

Wall Street Journal, kriz arkası işinden olan— kimisi Harvard mezunu, kimisi Grup başkanı, kimi Başkan yardımcısı— bir grup üst düzey yöneticinin iş arama çabalarını online günlük olarak yayınlıyor.

Örneğin, Orbitz Worldwide’ın Pazarlama Müdürü Amanda Sundt, iş ararken tanıdıklarına, dostlarına email attığını ancak kimsenin mesajına nezaketen dahi cevap vermediğinden bahsediyor. Sundt’u deli eden noktalardan bir tanesi de bu kişilerin her 15 dakikada bir Facebook’a ne yapıyor olduklarını girmeye vakitlerinin olması ama destek arayan bir dosta cevap yazacak vakitlerinin olmaması. “Yöneticilik yıllarımda öğrendim ki bu noktaları kişisel olarak almamak gerekiyor. Hepmizin hayatı yoğun, öncelikleri farklı.’ diyor Sundt.

Kevin Hudson, ServiceMaster Bilgi İşlem şirketinin finans direktörü iken işinden çıkartılanlardan. Aylar süren iş arama girişimleri henüz sonuç vermemiş. Diyor ki ‚iş arayanların en büyük endişesi bu sürecin ne zaman sona eriyor olacağını bilmemesi’. Direktör olduğu yıllardan da örnek veren Hudson “eskiden masama gelen CV’leri uzun zaman beklettiğim olurdu. Şimdi CV’si masada bekletilen kişi benim. Bu kriz döneminde şirketlerin başvurulara geri dönüş süresi çok daha uzun zaman alıyor’ diyor. 

Banta Corp’un CFO görevindeyken 2007 yılında işten çıkartılan ve hala arayış içinde olan Geoff Hbibner, sürecin kendisi için iniş çıkışlarla dolu olduğunu söylüyor. Görüşmeye gittiği şirketler tarafından “içeriden bir adayı seçtik’ ya da “aynı şehirde yaşayan bir aday tercih ediyoruz” tarzı sebeplerle geri çevrildiğini anlatıyor.

2008 Martına kadar Lehman Brothers’da Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Michael Crehan, bir yıl süren iş arama süreci sonunda finansal olarak nasıl zorlandığını ve yaşam masraflarını azaltmak için başlattığı girişimlerden bahsediyor.

Bana kalırsa hem fikir verici hem de cesaret veren bir blog yaratmış Wall Street Journal. Bu dönemde benzer süreç içerisinde olanlara hem ilham verecek hem de hislerine dostluk edecek.

İşten çıkarmaların yoğun olduğu bu dönemde bir işe sahip olanların da alması gereken önemli dersler var. Şirketler nasıl kendi çıkarları için gerekeni yapmak zorundaysa çalışanlarda ilk önce kendi kariyer hedefleri için ne gerekiyorsa o şekilde davranmak zorunda. Günün koşullarına kendini hazırlayanlar, gelişmeleri sadece takip etmekten ziyade içinde bizzat yer alanlar, her zaman daha donanımlı oluyorlar. Ancak burada da gördüğümüz gibi, bazen istediğimiz kadar network’ümüz olsun, istediğimiz kadar donanımlı olalım, durum ve şartlar hepimizi zor günlerin üstesinden gelmeye zorlayabiliyor. Şartlar zorladığında, bizde şartları zorlayacağız; tecrübelerimizi ve bilgi birikimimizi alıştığımızdan farklı kullanacağız ve bazen de eski işinizde ne yaptığınıza bakmaksızın, günü kurtarmaya çalışmaktan kaçınmayacağız. Bunu da aklımızın bir köşesinde tutalım.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Uyduruk İş İlanlarının Farkında Mısınız?

iş arama 5 Comments »

Kriz dönemlerinde şirketlerin, headhunter’ların yoğunlaştırdığı bir durum var. O da olmayan işler için iş ilanı vermek! Bunun birkaç sebebi olabilir. Bir, şirketin itibarını koruduğunu savunuyor olmaları. Ikincisi de database’lerine CV toplama istekleri. Ben bu sebebin daha kuvvetli olduğunu düşünüyorum.

Sabah Gazetesi İş’te İnsan eki bu konuyla ilgili bir çalışma yapmış. İnsan kaynakları danışmanı M. Cemil Özden, ilanlarda belirtilen eleman arayışının gerçeği yansıtmadığını açıklamış. Türkiye’de bu uygulamanın doruk noktasına ulaşğını belirten Özden, günümüzde de farklı ölçeklerde ve çeşitli sektörlerden firmaların özellikle İnternet üzerinden verdikleri ilanlarda bu uygulamaya yer verdiklerini söylüyor. Özden bu duruma farklı sebepler de sıralamış.

İş görüşmesine neden çağrılmıyorum. CV’im mükemmel hazırlandı, yetkinliklerim ve yeteneklerim pozisyona uyuyor. Neden kimse aramıyor?” diyorsanız, belki de bir sebebi verilen ilanların gerçek olmamasıdır. Eğer “en değerli varlığımız insanlarımız” diyen Insan Kaynakları’nın değer anlayışı bu şekildeyse, belki şirketlere olan duygusal bağınızı gözden geçirmenizde fayda var. Bu yüzden sizlere önerim şirkete bağlılık yerine,  şirket hedeflerine bağlı olmanız yönündedir. 


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Bu Krizde Neden Paniğe Kapılmamalısınız?

değişim, iş arama, yönetim 16 Comments »

Bugün Akşam gazatesinden Ismail Küçükkaya’nın yazısını okuyordum. Tüm yazarlar gibi Küçükkaya’da yangına körükle gidenlerden.

Yazısında genellemeler şöyle: ‘Dünyanın büyük firmalarında son 15 günde işsiz kalanların sayısı 100 bine yaklaştı.’ Haberi olduğundan büyük gösteren teknikler bunlar. Düşünün Dünya nüfusu 7 miyara ulaşıyor. Bunun yüzde kaçı çalışan nufüs bilemiyorum ama 7 milyar içerisinde 100 binin iş kaybetmesi ne kadar ciddi bir sorun değerlendirin. Dönem kriz dönemi, işten çıkartmalar beklenen sonuçlar elbette.  Eğer siz bu krizde işten çıkartılanlardansanız, bu gazete haberlerini okumaktan ve TV’nizi açmaktan vazgeçin.  Moralinizin daha yüksek kaldığını ve hayata daha huzurlu ve pozitif baktığınızı göreceksiniz. İknanın Psikolojisi isimli kitabın yazarı Robert Cialdini, yaptığı araştırmalarda sabahları TV’de ‘kaza haberleri dinledikten sonra’ arabasına binip işine gidenlerin kaza yapma riskinin TV seyretmeyenlere oranla çok daha yüksek olduğunu kanıtlıyor. Felaket tellalığı yapan medya haberlerini minimum oranda okumanızı/seyretmenizi öneririm.

Kriz döneminde iş bulmak normalden daha uzun çekebilir ama mümkün ve bir imkan kapanırken diğerinin açıldığını hatırlayın.  Buna inanın.  Geniş düşünün, tüm imkanları değerlendirin, sadece eskiden yaptığınız işlere değil, başka geçici işlere de bakmayı ihmal etmeyin.

Küçükkaya’nın söylediği diğer genelleme şöyle: ‘Şu anda Amerika’da insanlar dışarıya yemeğe çıkmıyor. Yerkürenin her yerinde “proje finansmanı durmuş” halde, yani yatırım yapılmıyor.’ Böyle bir genellemeyi nasıl yaptı bilemiyorum. Amerika’da insanların dışarıda yemek yemediğini hangi istatistiğe dayanarak söylüyor? Tüm yatırımların durduğunu gösteren hangi kaynağı mevcuttur? Yatırımlarda yavaşlama olmuştur ama dünyadaki tüm yatırımların durduğunu söylemek ne büyük sorumsuzluktur. Okuduğunuz haberleri sorgulayın. Her okuduğunuz haberi, sadece gazette de bir köşe yazarı yazdı diye alıp hafızanıza kaydetmeyin. Sorgulamayı ve muhakeme etmeyi öğrenin. Araştırmayı, farklı perspektifleri okumayı ilke edinin.

Bu tip haberleri okuyup dünyanın sonunun geldiğini düşünmemiz çok muhtemel. Böyle bir durum yok. Çalışmaya, çabalamaya devam ediyoruz. Her kriz gibi bu krizi de atlatacağız. Durumun ciddi olduğunu bilmek önemli ama bu duruma bakıp da ‘eyvah, mahvoluyoruz, çıkış yok, çıkış çok uzakda’ tarzı düşünmek sadece kendimize daha çok zarar verir.

Dönem üretken ve yaratıcı olma zamanı. Her zamandan daha fazla yaratıcı olmamızı gerektiriyor. Kısıtlı kaynaklarla daha üretken olmayı başarmayı gerektiriyor. Öyleyse, krize körükle gideceğimize daha çok düşünelim, üretelim ve yaratalım. Çözümler düşünelim, çözümü başkalarından beklemek yerine kendimiz çözümün birer parçası olalım. Bilelim ki, zor zamanların üstesinden gelmek insanın doğasında var. Yaşam mücadelesini bırakmamak aydınlığa çıkmanın en temel yolu.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Şirketlerin İşe Alım Süreçleri Sizi Deli Ediyorsa

iş arama 9 Comments »

Şirketlerin işe alım süreçleri birçok kişiyi zıvanadan çıkartıyor.

İş ilanlarına baktığınızda, iş ilanının nasıl yazılması gerektiğinin tam anlaşılmadığını açıkça gözlemleyebiliyoruz. Kariyer sitelerine baktığınızda ya da birçok şırketin iş başvuru sayfalarına baktığınızda sizden doldurmanızı istedikleri bilgilerin haddi hesabı olmadığını görüyoruz. Gerekli gereksiz bir dolu soruyla adayların zamanlarını harcamak kabul edilebilir görülüyor. Eh, iş istiyorsan, çekeceksin! İş dünyası bas bas bağırıyor, fark yaratmak, müşteri odaklı düşünmek kazandırır diyor. Oysa, görünen o ki, database doldurmak, en önemli konu.

Tipik durum şöyle oluyor: bir şirket bir sistem kuruyor; rakipler de sadece kopyalıyor, ufak tefek değişikliklerle ve farklı isimle size sunuyorlar. Hadi bakalım, A sitesine CV bilgilerinizi girmek için saatlerinizi verdiğiniz yetmiyormuş gibi, aynısını rakip şirket için de yapmanız isteniyor! Teknolojinin olması birşey ifade etmiyor. Onu nasıl kullanmamız gerektiğini de anlamamız gerekir. 20 yıldır geçerli olan teknolojileri kullanmak daha yüksek etkinlik sağlayabilecekken, zamanı böylesi geriden takip etmek anlamsız geliyor belki. Ama tek suçlu şirketler değil elbette. Müşteri, yani bu durumda iş arayan, ses çıkarmazsa, değişime öncülük etmezse, her verilene eyvallah derse, sürekli “çaresizlik”ten sistemi kullandığını söylerse, değişime de gerek yoktur.

İş başvuru sistemini doğru kurgulayan ve olması gerektiği gibi yapan şirketlerde var. GE gibi.

Bu yazıyı yazmamın sebebi aslında şuydu. Geçen hafta Peryön, işe alımda en başarılı şirketleri seçti. Birinci sırada TNT Express geldi. Neden TNT seçildi bilemiyorum. Tavsiyem, bir bakmanız ve şirketi değerlendirerek kararı sizin vermeniz. Sebeplerini ögrendiğimde sizinle paylaşıyor olacağım.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Şirketlere Genel Başvuruda Bulunsak mı?

iş arama 9 Comments »

Aslına bakarsanız, görüşüm, hiç bir şirkete genel başvuru yapılmaması yönünde. Neden mi?

Genel başvuru, aday için “belki bir ümit” ama şirketler için database’lerinin isim sayısını artırmanın bir yolu.

Aday açısından ya ne istediğini bilmemenin göstergesi ya da çaresizliğin bir sonucu.

Ne istediğini bilenler, beklemeyi bilir. Süreç her ne kadar sancılı olsada. Iş bulmanın genel başvurularla mümkün olmadığını bilirler.

İş bulma süreci 6 ayla 1 sene arasında çekebiliyor. Bu yüzden, ilgi alanınızla ilgili çalışmalar yapmanız, fayda sağlayabilecek ortamlara girmeniz, gönüllü çalışmalar yapmanız şansınızı artıracaktır.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in