Uluslararası Alanlarda Çalışmak İsteyenler İçin Etkin Bir CV Şart.

iş arama, CV 2 Comments »

Türkiye’nin en büyük ve en önemli projelerinden birinde çalışan bir yöneticiyle sohbet ediyoruz. Kendisi Japon bir firmada çalışan ama ne Türk ne de Japon vatandaşı bir yabancı. İstanbul’daki projede çalışacak çeşitli mühendisler aradıklarını söyledi. Sohbet şöyle gelişti:

O: ‘Yanlış anlama ama elime gelen CV’ler felaket durumda.’

Ben: Öyle mi? O neden?

O: Size CV yazmayı öğretmiyorlar mı?

Ben: Hayır!

O: Durum çok kötü. Elime geçen CV’lere baktığımda ne yapacağımı şaşırıyorum. Hangi işlerde başarılı olduğunu, ne alanda yetkinliği olduğunu ifade edemeyen bir dolu mühendisiniz var ortalıkta. Çok üzücü.

Ben: Böyle bir sorunla karşı karşıya kaldığın için üzgünüm. Oysa genelde hep yakınılır ‘o kadar CV yolladım, bir lütfedip aramadılar bile’ diye.

Durumun ne kadar farkındasınız bilemiyorum ama CV’niz sizi anlatan en önemli döküman. Ve her gün yüzlerce kişi bir yerlere CV yolluyor. İnanın, çoğu CV sırf ‘ne anlatmaya çalışğı belli olmadığından’ çöpe gidiyor. Yukarıdaki duruma bakacak olursak, kendini anlatmayı beceremeyen bir mühendisin, eline alacağı bir projeyi anlatabileceğini kim düşünebilir? Özellikle başvuruyu tanımadığınız insanların önüne koyuyorsunuz. Sizin hakkınızdaki ilk izlenimi önünde duran CV’nizin verdiği algıyla oluşacak.

Bir uçağa bindiğinizi düşünün. Pilot ‘mazotumuz tam değil ama tahmin ediyorum ucu ucuna Bodrum’a bizi götürür’ dese, o uçağa binmek ister misiniz? Yoksa, benzini full doldurmasını mı aksi takdirde farklı bir uçakla gitmeyi mi tercih edersiniz?

Şirketlerde böyle işler. Dört dörtlük bir eleman bulmak varken,  CV’sinden ne dediği anlaşılmayan bir kişiye neden ‘görüşme’ zamanı verilsin ki? 

Bookmark and Share

Her İş İlanına Başvuruyorsanız, Ne Aradığınızı Bilmiyorsunuz Demektir

iş arama, CV 5 Comments »

Her önüne gelen iş ilanına başvuran 2 tür insan vardır.

1-     Ne istediğini ve ne işe yaradığını bilmeyen

2-     Çaresizlikten ne yapacağını şaşırmış olan

şünün. Kendinize bir kıyafet alacağınız zaman, nasıl bir kıyafet seçmek istediğinize ve o kıyafetin içinde kendinizi nasıl hissetmek istediğinize dair kafanızda üç aşağı beş yukarı bir fikir vardır. İçinde bulunduğunuz ruh hali, cebinizdeki paranın miktarı ve ulaşmak istediğiniz hedefe göre bir seçim yaparsınız. Eğer ortalıkta bir de satış elemanı varsa, üstelik canavar gibi bir satış elemanıysa, sizi etkilemeyi ve satışı kapatmayı bilir.

İş başvurusu da buna benzer. CV’inizi inceleyen yöneticinin o günkü ruh hali, aradığı profildeki kişinin özellikleri ve verebileceği maaş aralığı bellidir. CV’iniz ile alakasız bir pozisyona başvuruyorsanız, 2 saniyede çöplüğe giden bir CV’iniz olur. Siz de yüzlerce başvuru yapıp hiç cevap alamadığınızdan yakınırsınız.

İş ilanında aranan özelliklere uygun bir CV’ye sahipseniz

Önyazınız canavar bir satış elemanının kıvraklığıyla hazırlanmışsa

CV’iniz ilk 3 saniyede ilgi uyandırıyorsa 

etki yaratmayı başarabilmiş, satışı kapatmanız için mülakata çağrılmışsınızdır demektir.

Bookmark and Share

Her Şirket Yaratıcı Yetenekleri Arıyor, Ama Çoğu “Standart” Sistemlerle İşe Alım Yapıyor!

yaratıcılık, iş arama, girişimcilik 20 Comments »
Bu bir paradox olsa gerek.
 
Hemen hemen her şirket “yetenekli insan” arayışından bahsediyor. Sonra buldukları bu cevherleri “elde tutmak için” yaptıkları çalışmalardan söz ediyor… 
 
Mesela, yetenekli insan arayışını artık teknolojiden anlayan insan kaynakları uzmanları online database’ler oluşturarak yapıyor. Siz CV bilgilerinizi giriyorsunuz. Onlarda database’lerinde kriterlere göre CV arıyorlar.
 
“27 yaşında”
“elektronik mühendisi”
“iletişimi güçlü”
 
50 adet aday database’de sıralanıyor. Sayıyı daha da aza indirmek için–yada başka değişle, en yetenkli! olanları bulmak için, kriterleri artırarak aramaya devam ediyorlar. Böylece en yeteneklileri sıralamış oluyorlar. 
 
Yetenekli, yaratıcı insanların çoğunun statükoculuktan hoşlanmadığını biliyor muydunuz? Çoğunun, grup düşüncesinin tam tersini düşünmeye meyilli olduklarını? Ya da yönetilmekten hiç hoşlandmadıklarını? Araştırmalar böyle söylüyor bize yaratıcı kişilikler hakkında. 
 
Genelde şirketler kurum kültürlerine uygun insan almaktan bahsederler. Ama bakın size tam tersi bir örnek! Danske Bank kendi çalışanlarıyla ilgili yaptığı bir kişilik envanteri sonucu şirket çalışanlarının bireysel etkinliklerini artırmak için, kurum kültürünü elemanlarının kişiliklerine  göre adapte etme yolunda çalışmalar yapıyor.
 
Şaka gibi değil mi?
 
Büyük ölçekli şirketlere baktığınızda uygulamalara bir bakalım: belli saat aralıklarınla işe gelmelisiniz çünkü sıkı kontrol altındasınız. Bürokratik birçok izin, usul, biçim, kurallarla boğuşmaktan, kendi işinizi yapamaz olursunuz. Sonuç olarak da yeteneklerinizi ortaya döküp “yaratıcılığınızı” ortaya çıkartmanız beklenir. Yetenekli olan, yaratıcı olan insanların kendi işlerinin sahibi olmayı tercih etmeleri de bir rastlantı olmasa gerek. Örneğin Richard Branson. Örneğin Steve Jobs.  
Amerika’da yaratıcı kişilerin yaşamayı seçtikleri bölgeler bile belli. Kaliforniya’da birçok şirkette “yaratıcı grupta” çalışanların işe geliş gidiş saatlerinin olmadığını biliyor muydunuz? Ya kıyafet kurallarının olmadığını? 
 
Bana bu ilginç bir paradox gibi geliyor. Bir yandan yaratıcılık büyük bir övgüyle ağzımızda sakız, diğer yandansa her gün biraz daha istenen kalıplara sığdırmaya çalıştığımız çalışanlar toplumu. 
 
Bana kalırsa, yaratıcı olmak demek, her zaman kuralları yıkmak anlamına gelmiyor. Yukarıda, database’ler ile işe alım yapan şirketlerin metodlarından bahsettim. Kiminiz, CV yollamadan, farklı yollardan kendinize iş bulmayi denemeyi terch eden bir kişilik olabilirsiniz. Kiminizde her yolu denemeye açık bir yapıya sahip olabilirsiniz. Örneğin yaratıcılık gerektirmeyen, sadece kuralları olan bu online iş başvuru sistemlerinin nasıl çalıştığını öğrenirseniz, CV’inizin belirli kelimeler arandığında ilk ele gelen CV olmasını sağlayabilirsiniz. Burada da yaratıcılığınız yada yeteneğiniz değil, aklınızı kullanmanız size iş görüşmesi kaptırabilir…
 
Sizi yaratıcılıkla ilgili çok beğenerek izlediğim bir video ile başbaşa bırakmak istiyorum… 

Bookmark and Share

Kariyer Panayırı’nda İş Bulmayı Hayal Edenlere

iş arama, kariyer 3 Comments »

Belki duymuşsunuzdur, 18-19 Nisan’da Harbiye Askeri Müze’de Ulusal Kariyer Panayırı’nın ikincisi düzenleniyormuş. Okuduğumda gerçekten çok güldüm. Panayır kelimesini acaba bilerek ve isteyerek mi seçmişler diye! Eğer öyleyse, sürünün bir parçası olarak gideceklerin arasında olmamanız için size önden birkaç tavsiye vermek istedim.

Öncelikle panayırın her telden her daldan insanı bir araya toplayan bir oluşum olduğunu unutmayın. Bu panayıra katılan şirketlerin verimlilik oranının oldukça düşük olacağına inanıyorum. Neden mi? Çünkü belli üniversitelerde düzenlenen kariyer günlerinden bile şirketler istedikleri verimi alamıyorlar, panayır ortamından verim alması hiç beklenemez. Bu kısım şirketlerin problemi elbette.

Panayır’da insanın kendini ayrıştırması da zor tabii. Üstelik, şirketlerini temsil etmek üzere gelmiş olanlar da kendileriyle görüşmek isteyen bir ton insanı dinlemekten inanın çok sıkılıyor olacak. Ilk bir kaç saatte henüz kafaları şişmemişken yapacağınız görüşmelerin daha etkin olma ihtimali yüksekken, iki günün sonunda eğer gerçekten yöneticilerin akıllarında kalacak bir sohbetiniz olmadıysa, sizi hatırlamama ihtimallerinin kesin olduğunu bilin. Birçok insan yediği yemeği bile unutuyor!

İş arıyorum, imkanlarınız neler?

Panayır’a katılanlar görüşmeye gideceğiniz şirketi tanıdığınızı varsayarlar—ya da öyle olması gerekir! Birinci panayır’dan görüntülere bakacak olursanız, çoğu kişinin ümitsiz bir şekilde “şirketlerden bilgi almakla”, “broşürlerine göz gezdirmekle” vakit harcadığını göreceksiniz. İşini bilen insanlar şirket hakkında bilgi almak için panayıra gitmez. Bilgi çağında yaşıyoruz, bilgiyi almak kolay onu nasıl kullanman gerektiğini bilmek önemli olan.

Dolayısıyla, size bir öneri:

  • Katılımcı şirketler içerisinde görüşmek istediğiniz birkaç şirketi belirleyin. Birkaç tane de yedek şirket belirleyin.
  • Bu listedeki şirketler hakkında iyi bilgi edinin ve öyle görüşmeye gidin.
  • Web’de yada diğer kariyer sitelerinde görüşmek istediğiniz şirketlerin açık pozisyonlarına ve size uygun olan pozisyonlarına bakın. Eğer ilgilendiğiniz pozisyon varsa, konuşmanızı bu pozisyon üzerine kurgulayabilirsiniz.

Ikinci bir öneri:

  • Üniversite öğrencisiyseniz ve projeniz varsa, bu proje hakkında şirket yetkilileriyle tartışabilmek için yetkili kişi ismi alın. 
  • Panayır’da görüşğünüz kişinin projenizi yetkili departmana sunmasında size yardımcı olmasını isteyin.
  • Görüşeceğiniz kişi IK yetkilisiyse, projenizden anlamama ihtimali var. O yüzden, projenizin şirkete ne kazandırabileceğini anlatan bir cümle hazırlayın. Detaylarına girip karşınızdaki kişiyi boğmayın.
  • CV bırakmayın. Projeniz zaten CV’niz yerine geçiyor. Ama mutlaka kendinize bir kartvizit bastırın!

Ne anlatacağım?

Panayır’da size kaç dakikalık bir sohbet süresi verilir bilemiyorum ama çok fazla olmayacağını ve 10 dakikanın bile mümkün olmama ihtimalinin yüksek olduğunu tahmin ediyorum. (2007 yılında 50 firma 6000 kişi katılmış. Yani şirket başına 120 kişi düşüyor!) Bu yüzden, kim olduğunuzu ve hangi alanda yetenekli olduğunuzu iyi düşünüp, kariyer hikayenizi iyi belirleyin. İlgi çekici bir hikayeniz yoksa ve 1 dakika’da hangi konuda neden iyi olduğunuzu anlatamıyorsanız, işiniz zor.

Kariyer Panayırına CV’nizi bırakmalı mısınız?

Eğer görüşğünüz kişinin ilgisini çektiğinize inanıyorsanız, zaten CV’nizdeki bilgileri üç aşağı beş yukarı vermiş olmanız gerek. CV’inizi tonlarca CV arasına bırakmaktansa, yöneticinin kartvizitini mutlaka alın ve Pazartesi günü iletişime geçeceğinizi söyleyin. Eğer yöneticiyle bir bağ yakalayamadıysanız, bu hareket hem agresif kaçabileceğinden ve yetkili de zaten size ilgisiz kaldığından,  geri dönüş yapmayacaktır.

Panayır ortamına CV bırakmak bana kalırsa “farkım yok benim” demek gibi…Karar sizin elbette.

Kariyer Panayırında ne yapmalı?

Panayır’ın en verimli kısmı seminerlerin olduğu bölüm bana kalırsa. Seminerleri dinleyin. Öğrenin, ardından öğrendiklerinizi uygulamaya koyun. 

Geleceğinizin panayır ortamlarına bağlı olmaması ümidiyle

 

Bookmark and Share

Tanrım! Ne Yöne Gitmem Gerektiğini Bilemiyorum. Biri Bana Yardım Etsin.

iş arama, değişim, kariyer 5 Comments »

Kariyer konulu hangi yazıyı okusak neredeyse hemen hemen hepsi “kendimizi tanımamız” ve “ne istediğimizi bilmemiz” gerektiğinden bahseder. Doğrudur doğru olmasına da sadece çoğunlukla sorunun kilit noktası da bu olduğundan bizi daha da içimize kilitler. Hermina Ibarra’nın tavsiyelerini bu yüzden seviyorum, çünkü insanın kendini tanıması ve ne istediğini bilmesi zaman alan bir süreç ve bu süreç kimimiz için oldukça uzun olabiliyor. Çünkü kendimizi tanıyabilmemiz birazda hayattaki deneyimlerimizi artırmakla mümkün…

Kaliforniya’da yaşadığım yıllarda Amerika’lı müzisyen bir ev arkadaşım vardı. O dönemlerde kariyerimin başlarında olmama rağmen bir şekilde yapmış olduğum seçimlerden memnun biriydim. Bunu nasıl başarıyordum emin değilim ama sanırım çok meraklı olmam ve herşeye burnumu sokmak istememden kaynaklanıyordu. Çok okur, çok gezer, çok dinler ve tutkulu olduğum konularda da konuşmayı severdim. Belki de bu yüzden yaptığım herşeyden zevk aldığım gibi kendimi sürekli motive edebilen de bir yapım vardı. Birgün, ev arkadaşımla oturmuş sohbet ediyoruz. Üniversite eğitimiyle ilgili bir seçim yapması gerekiyordu. “Ne yapmak istediğini nereden biliyorsun” diye sordu. Ona verebilecek bir cevabım olmadığını farkettim. İnsan ne istediğini nasıl bilebilirdi ki? Kişilik testleri, yetenek testleri ne yapmak istediğimizi anlamamıza gerçekten yardımcı oluyor muydu?

Bir gün, Amerika’nın önde gelen üniversitesinden birinde kimya profesörü olarak çalışan bir dostuma aynı soruyu sordum. “Ne yapmak istediğini nereden biliyordun?” Bana cevabı şu oldu. “Bir sürü teste girdim. Bütün testlerden en yüksek puanı aldığımı gördüm. Bu durum seçim yapmamı aslında biraz daha zorlaştırıyordu. Bir ara acaba tarih mi okusam diye düşündüm, ama sonra geriye değil ileriye bakmayı daha çok sevdiğimi farkettiğimden bilim adamı olmaya karar verdim” dedi.

Ne yapmak istediğimizi bulmak çok da kolay değil. Yaşam şartlarının güçlenmesi, insanların daha uzun saatler çalışıyor olması, statü endişesi, eğitimdeki boşluklar, ekonomik zorluklar bizlerin seçimlerini etkileyen faktörlerin arasında yer alıyor. Bir de bunun üzerine iş yerinde mutsuzluk ve tatminsizlik eklenince, durum daha vahim bir hal alıyor. Çözümsüzlük ve umutsuzluk bize değişim yapmamız gerektiğini söylüyor ama bu değişim ne tür bir değişim olmalı ki?

İş mi değiştirsek? Kariyer mi değiştirsek? Arasında ne fark var ki?

Yoksa ihtiyacımız olan sadece bir müddet dinlenmek mi?

İşinden mutlu, iş yerinden memnun olmayanların “hayatlarına yansıttıkları mutsuzluk ve huzursuzluk” ortamının sebebinin kendileri olduğuna inanıyorum. İş yerinizden memnun değilseniz ya durumu değiştirmeye çalışırsınız ya durumu kabullenir ya da kendinize yeni bir iş ararsınız. Bu o kadar kolay değil ama değil mi? Haklısınız kolay değil, çünkü karar vermenizi ve hareket tarzınızı belirlemeyi gerektiriyor. Bu da kendinizle ilgili bazı şeyleri değiştirmeniz anlamına geliyor. Neye karar vermeniz gerektiğini de bilmediğinizden, bir yerden başlamayı denemek ve “en doğru” kararı bulmayı beklememek, ulaşmak istediğiniz noktaya sağlam adımlarla ilerlemenize yardımcı olacaktır. Bu hareket “hata yapmayı” göze almayı da içinde taşısa da hatayı minimize etmek elinizde!

İş hayatında yeniyseniz, genelde iş değiştirmeniz çok kolaydır. Aynı iş yerinde 15 sene çalıştıysanız yeni bir işe başvurmak elbette korkutucu gelir insana. Yeni bir iş bulamazsanız bu da kendinize olan güvenin yıkılmasına ve sizi daha da mutsuz etmeye sürükler. Orada durur denemekten vazgeçerseniz, çaresizlik sizi ya kızgın ya da statükoyu koruyan bir çalışan haline getirir.

Bir durumdan rahatsızsanız, hareket etmeye karar vermek zorundasınız. Küçük adımlar sizi büyük sonuçlara ulaştırmakta yardımcı olur.

Bunun için, alternatiflerinizin ne olduğuna bakmanızda, yeni girişimlerde bulunmanızda ve farklı rolleri denemenizde fayda var… Algınızı açık tutmanız, önünüze tahmin etmediğiniz imkanları çıkartabilir. Bu noktada da imkanları nasıl değerlendirdiğiniz, istediğinizi bulmanızda etkin olacaktır.

Önümüzdeki ay “profesyonellerin kariyer yolculuğu” bölümümze size bir kariyer değişim hikayesi anlatıyor olacağız. Hayatının önemli bir bölümü SAP alanında uzmanlaşmakla geçirmiş bir profesyonelin sıfırdan başlayarak yeni bir hayata ve halkla ilişkiler alanında yepyeni bir kariyere merhaba deme sürecini öğreneceğiz…


Bookmark and Share

Ayda 25 bin İş Başvurusu Alan Bir Şirket Sizce Kimi İş Görüşmesine Çağırır?

iş arama, CV 10 Comments »

Ülker’e her ay 25 bin adet CV geliyormuş.

Veritabanlarındaysa 540 bin adet CV varmış.

2008 yılında Ülker 2000 kişiye istihdam sağlayacakmış.

Eğer Ülker’e iş başvurusu yapmış ya da yapmayı planlayanlardansanız, müthiş bir rekabetiniz olduğunu söylememe gerek yok değil mi? Ayda 25 bin adet başvuru alan bir şirketin CV ayıklama işlemini nasıl yaptığını tahmin edersiniz. Elbette büyük bir titizlikle! Kendini en iyi ifade edene, en iyi CV’ ye sahip olana kapılar aralanır. İş görüşmesini onlar kapar. Bu grubun içinde olmak istiyorsanız, okumaya devam edin…

Herhangi bir iş aramıyorsanız, başarılı bir kariyere sahip olmayı arzu ediyorsanız, o zaman kendinizi tanımaya zaman ayırın. Şimdiye kadar hangi konularda başarılı işler yaptınız, ilgi alanlarınız neydi ve kendinizi en doğru şekilde nasıl ifade edebileceğiniz konusunda düşünüp planlı olarak çalışmak, size bazı ipuçları bulmanızda yardımcı olacaktır. Geçen hafta MTV’de 18 yaşında bir öğrencinin kendini daha iyi ifade edebilmesi ve proje grubu içindeki kişilerin kendisi hakkındaki algılarını yönlendirebilmesi için bir danışmanla programlı bir şekilde çalıştığını gördüm. Ne kadar bilgili ve olgun bir hareket.

Yaptıklarınızın anlamını yakalayamıyorsanız, sizin için işinizin ne ifade ettiğini bilmiyor ya da şirkete ne katkı sağladığınızdan emin değilseniz, destek almaktan çekinmeyin. Bu konuda kendinize yapacağınız yatırım, başarılı bir kariyere ulaşmak için atılmış en iyi adımlardan biri olacaktır.

Açık olan pozisyonlar olduğunda sadece dışarıdan gelen başvurular değil aynı zamanda şirket içerisinden başvurular da değerlendirmeye alınır. Bu da demektir ki, rekabet gerçekten çok kuvvetli. İçeriden yapılan başvurularda aday şirketi tanıyan ve başarılı bir elemansa, genelde dışarıdan başvurulara karşı 1-0 önde başlar yarışa. Bu faktörleri göz önünde bulundurduğunuzda kuvvetli bir aday haline gelmeniz için sıkı bir çalışma gerektiğini fark ettiğinizi tahmin ediyorum.

Bakın Ülker’in İnsan Kaynakları Direktörü Melih Özuyar ne diyor: ‘Yeni mezunlarda, öncelikle, gelen CV’ler sistemden indirilip yöneticiler tarafından inceleniyor. Özgeçmişlere bakarak aday sayısı 5-7’ye indiriliyor. ‘

Kendinizi iyi tanımanız aynı zamanda çalışma tarzınızı bilmenizi de anlamanızı sağlar. Henüz çok fazla iş tecrübeniz yoksa, belki bu konu başlarda sizin için fazla önemli olmaya bilir. Deneyimli, en az 5 yıllık bir çalışansanız, o zaman çalışma stilinizi öğrenmeniz nasıl bir işte ve ortamda daha başarılı olmanızı anlamanızı sağlar.

CV’nizi yazdıktan sonra bir kâğıda çıktısını alın. Elinize alıp, şöyle bir okuyun. Kendinizden etkileniyor musunuz? Okuduklarınız merak uyandırıyor mu? Sonra CV’nizi size profesyonel yorum verebilecek bir dostunuza verin. Bu CV’ye baksan beni XYZ pozisyonu için işe almak istermiydin? diye sorun ona. Cevap ‘kem küm’ tarzı bir mırıldanmaysa, CV’niz henüz hazır değil demektir… daha çok emek vermeniz gerektiğini anlarsınız.

Bookmark and Share

İş Başvurularında Fotoğraf Seçimi

iş arama, CV 1 Comment »

Türkiye’de ve dünyada estetik operasyonlarının yükseliş grafiğine bakacak olursak sanıyorum görselliğe ne kadar önem verildiğini fark ederiz. Televizyonlarda ve gazetelerde gördüğümüz yüzler ‘ideal’ erkek ve kadın tiplemelerinden oluşuyor. Popüler kültürün etkileri tüm bayanları sıfır bedene indirmek üzere programlanırken, erkekleri bile bakımlı olmaktan metroseksüel tanımlamalara kadar davranışlarını düzenler oldu…

Bu yapılanlar ne kadar doğrudur, ne kadar yanlıştır bilemiyorum. Bildiğim nasıl göründüğümüzün algıyı etkilediği. Bu sebeptendir ki Kuzey Amerika’da iş başvurularında fotoğraf istenmesi yasal değildir.

Türkiye’de ise durum farklı.

Fotoğrafınızı görmek istiyorlar. Buna engel bir yasa da yok.

Öyleyse başvurunuza koyacağınız fotoğrafın, yansıtmak istediğiniz imajla doğru orantılı olmasına özen göstermelisiniz. Doğal halinizde bir fotoğrafınızı koyun demek değildir bu. ‘Doğal hal’ ne demektir, bunun anlaşılır bir anlatım olduğunu da zannetmiyorum. Doğal hal kimisi için tshirt ve güneş gözlükleriyle poz vermekken, bir diğeri için hiç gülümsemeyen bir yüz ifadesi olarak da karşımıza çıkabilir.

‘Benim zekâm mı önemli görüntüm mü önemli? Bu ne biçim iştir. Ne kötü anlayıştır.’ diyorsanız, belki söylediğinizde haklısınız ama bu gerçek hayatta yaşananları değiştirmiyor. Kendimize kız ya da erkek arkadaş seçerken kişinin hoşlandığımız bir görüntüye sahip olmasını isteriz. Öyle değil mi? (Lütfen değil demeyin, her insanı etkileyen bazı görünüm ve davranış özellikleri vardır.)

Bazen sosyal ortamlara girdiğimizde bir grup insanla rahatça sohbet edebilirken, bir grup insanla da ilk bakışta hiç anlaşamayacağımızı fark ederiz. Kişinin yüz yapısı, konuşma tarzı, hareketleri bize bazı sinyaller verir. Bu sinyalleri nasıl algılıyorsak, bu algılarımız doğrultusunda bir ‘ilk düşünceye’ sahip oluruz.

CV’inizde bulunan fotoğraf aynı şekilde etki eder. Sadece fotoğrafınıza bakılarak, uyuşma ihtimalinizin az olduğu algısı uyanırsa karşı tarafta, iş görüşmesine dahi çağrılmayabilirsiniz.

Olmaz demeyin. Olur.

Diyelim fotoğraf engelini aştınız. CV’iniz de uygun. İş görüşmesine çağrıldınız. Görüşme yaptığınız yöneticiyle ‘uyum’ yakalayamadıysanız, allami cihan olsanız o işi almanız zordur.

Öyleyse, eski mankenlik günlerinizden kalma fotoğraflarla iş başvurusu yapmayın. Suratı asık, hiç gülmeyen bir ifadesi olan fotoğrafı CV’inize koymayın. Eğlence masasında çekilmiş ama sizin en sevdiğiniz fotoğrafınızı CV’ye yerleştirmeyin.

Her şeyden önce düşünün. Profesyonel bir ortamda, profesyonel bir kariyere sahip olmak istiyorsanız, profesyonel bir görünümü tercih etmelisiniz. Rahat bir ortamda yaratıcı bir pozisyon arıyorsanız, ‘profesyonel ama rahat kişilik’ algısını da yaratabilmeyi becerebilmelisiniz.

Eğer fotoğrafınızın uygun olup olmadığına karar veremiyorsanız, birkaç profesyonele sorun ‘bu fotoğrafım sizde nasıl bir duygu uyandırıyor’ diye. Aldığınız cevaplar size tio verecektir.

‘Bir fotoğrafın bu kadar önemi de olur muymuş canım’ diyerek akıntıya karşı kürek çekerek zaman kaybetmemenizi öneririm. Algıları değiştirmek çok güç ama yönlendirmek elinizde.

Bookmark and Share

Online Kariyer Sitelerinden Başvuru Yapanlar, CV Hazırlamalı mı?

iş arama, CV 6 Comments »

Online kariyer siteleri artık iş arayanların en önemli iş bulma kaynağı haline geldi. Gazetelerin yerini çoktan almaya başladı. İş bulmak için secretcv.com, kariyer.net, insankaynaklari.com, yenibiris.com ve benzeri siteleri kullanmak gerekiyor.

İş arayanlar için tüm bu sitelerin bir problemi var! Gerekli gereksiz milyonlarca bilgiyi doldurmanızı istiyorlar sizlerden. Bu da kullanılırlığı etkilemekle birlikte, bu siteleri yönetenlerin hakkınızda detaylı bir bilgi edinmesine imkan tanıyor. Bunca bilgiyi bir kez doldurduktan sonra, insanın canı bir daha başka bir kariyer sitesine girip aynı bilgileri tekrardan doldurmak istemiyor. Fırsatları da kaçırmak istemediğinizden, aynı işlemleri diğer siteler için de yapıyor olabilirsiniz.

Hangi online kariyer sitesinden iş başvurusunda bulunursanız bulunun, mutlaka word dökümanı olarak hazırlanmış profesyonel bir CV’nizi eklemeyi ihmal etmeyin.

Sadece online iş bulma sitelerinin sorularını doldurarak bir başvuru yapmak, sizi milyonlarca adayla aynı kefeye koyacaktır.

Bunun da ötesinde, bu online sitelere adayların girdikleri bilgilerin oldukça yetersiz olduğunu görüyorum. Yani, üstün körü yazılmış bilgilerle oluşturulmuş bir profil yaratılıyor. Bu da binlerce aday arasında kişinin kaybolmasına neden oluyor.

CV hazırlamak özen ister. Üzerinde düşünmenizi, kendinizi tanımanızı gerektirir. Herşeyden önce kendi kariyer hikayenizi bulmanızı ve ifade edebilmenizi gerektirir. 20 dakikada online iş bulma sitelerinin sorularını cevaplayarak profil oluşturmak ve iş başvurusunda bulunmak, sizi hüsrana uğratır!

CV sizi tanıtan, rakiplerinizden ayrıştıran en önemli döküman. CV hazırlamaya harcadığınız zaman size “istediğiniz işi” elde etmek olarak geri döner. Eğer iş bulmak istiyorsanız, kariyerinize önem veriyorsanız, o zaman profesyonelce hazırlamanız gereken en önemli döküman CV’inizdir.

CV hazırlamak zor bir iş. Siz nasıl hazırlanacağından emin değilseniz mutlaka bir profesyonele hazırlatmayı ve tavsiye almayı ihmal etmeyin.

Bookmark and Share

Yetenekli İnsanlar, Her İşte Başarılıdırlar. Kendinize Güveniniz Tam Olsun!

iş görüşmesi, iş arama 2 Comments »

İş başvurularında güçlü taraf her zaman sizi işe alacak olan taraftır.

Bu gerçek, sizin iş görüşmeniz sırasında diplomatik davranıyor olmanızı gerekli kılıyor. Geçen hafta uluslararası bir şirkette görev yapan zeki bir dostumun, Türkiye’nin en saygın lokal şirketlerinden birinden iş teklifi aldığını öğrendim. Sohbet ederken, iş başvuru süreci sırasında başvurduğu şirketlerden birinde ilginç bir görüşmesinin olduğundan bahsetti. Şöyle anlattı:

Direktör beni odasına davet ettiğinde, gayet nazik bir şekilde tokalaştık. Küçük bir sohbetin arkasından pozisyon ile ilgili konulara geçtik. Fakat karşımdaki yönetici ile kimyamızın tutmadığını farkettim. Frekansımız gerçekten uyuşmuyordu. İş güzel bir işti. Şirket’de çok iyiydi. Ama anlaşamadığım bir yönetici ile çalışmak hiç de bana göre değildi. Dolayısıyla mülakatın sonunda “Bu işin bana göre olmadığını düşünüyorum.” dedim. Doğal olarak o da bana “Ben de bu pozisyon için uygun olmadığını düşünüyorum” dedi.

Yukarıda ki örnek, özgüvenin ve ne istediğini biliyor olmanın göstergesi. İş bulmanın zor olduğu ortamlarda ve şartlarda bu şekilde davranmak elbet kolay değil, ama eğer halihazırda bir şirkette çalışıyorsanız ve iş arıyorsanız, yanlış seçimler yapmayı önleyebilirsiniz.

Türkiye’de hala birçok kişi “işe alan benim, iş arayan sensin. Senin gibisini bulmam kolay” endamıyla hareket ediyor olabilir. Birkaç ay önce sohbet ettiğim bir insan kaynakları uzmanı “şirketler kendilerini adaylara anlatmak zorunda değil, özellikle isim yapmış bir şirketse.” dediğinde 40’lı yaşlarının ortasında olan bu kişinin dünyanın döngüsünden bir haber olduğunu düşünmeden edemedim. Şirketlere herhangi bir çalışan bulmak her zaman kolaydır, ama yetenekli ve başarılı insanların seçim kriterleri farklıdır. Bu yüzden de şirketler “yetenekli” olan elemanlarını elinden kaçırmak istemez.

Eğer kendinizden, yeteneklerinizden ve başarılarınızdan eminseniz, değerinizi bilin! Yetenekli, bilgili ve başarılı insanların seçenekleri her zaman vardır. İş başvurusunda bulunan birçokları var ama aralarında elle tutulur “çok az” insan mevcut. Neden mi? Başarılı şirketlerin ilanlarına bir bakın. Aylarca ilanlar açık duruyor. Doğru insanı bulmak kolay değil, çünkü onlar zaten birşekilde birileri tarafından kapılmış olurlar…

Bookmark and Share

İş Arama Süresi Tahmininizden Daha Uzun Çekebilir

iş arama 1 Comment »

Yazar: Berna Akın, Yeni Mezun

2007 yılında İTÜ İşletme Mühendisliği’nden mezun oldum.

Türkiye’nin başarılı üniversitelerinden birinden mezun olmanın iş bulma sürecinde biz mezunları fazla zorlamayacağını düşünüyordum. Oysa iş dünyasına adım atmak, farklı tecrübeleri de gerektiriyordu.

Aylar süren yoğun iş arama sürecim bana birçok farklı deneyimler elde etmemi sağladı. Bu süreçte hem profesyonel iş dünyasından hem de arkadaşlarımın tecrübelerinden faydalanmam yeni perspektif elde etmeme yardımcı oldu.

Bu yazıyı kaleme almamın amacı benim gibi yeni üniversite mezunlarına tecrübelerimi aktarmak. Böylece iş arama süreçlerinin daha verimli geçmesine biraz da olsa katkıda bulunabilmek.

Ben, iş arama sürecinin 2-3 ayla sınırlı olduğunu düşünmüyorum.

İş aramanın bundan çok daha uzun ve kapsamlı bir zamanı kapsadığına inanıyorum.

Üniversitenin son dönemine geldikten, hatta diplomayı aldıktan sonra iş arama sürecine başlamanın çok geç olacağına ve aktif olarak iş aramaya başlamadan önce bununla ilgili altyapıyı hazırlamak gerektiğini düşünüyordum. Bu nedenle öncelikle hangi alanda çalışmak istediğime karar vermem gerekiyordu. Uzun yaz tatillerim ve okuldan boş kalan günlerim imdadıma yetişti; farklı sektörlerde ve departmanlarda staj yapmayı ihmal etmedim. Bu sayede, hem hangi alanda çalışmak istediğim hakkında fikirlerim şekillendi, hem de iş hayatı hakkında ufak da olsa bir deneyim kazandım. En güzeli, birçok şirkette, pek çok pozisyonda profesyonellerle tanıştım.

Üniversitenin son senesi daha hedefe yönelik davranmamı gerektirdi. Her şey bir CV ile başlar diyerek ve CV hazırlamayı ciddiyetle ele almanın gerekli olduğunu düşünerek işe koyuldum. Herkesin dilinde dolanan “Okuyanı etkileyecek bir CV” nasıl olmalıdır konusunda çalıştım. İçinde yazanlar kadar onların nasıl yazıldığının da çok önemli olduğunu gördüm. İnternetten pek çok bulabileceğiniz “CV nasıl hazırlanır” konulu yazıları okudum ve kendi hazırladığım CV’yi iş hayatından profesyonellere, üniversitedeki hocalarıma, benden önce mezun olan ve bu süreçten geçmiş arkadaşlarıma göstererek eleştirilerini can kulağıyla dinledim. Pek çok kere duyduğum/gördüğüm “Ön yazısı olmayan bir CV çok etkili olmaz!” şeklindeki uyarıları gerçekten ciddiye aldım.

CV ve ön yazımın iş başvurusu yapmaya hazır bir duruma geldiğine inandığımda, bana uygun olacağını düşündüğüm pozisyonlara başvurmaya başladım. Bunun için öncelikle iş başvuru sitelerinden faydalandım (kariyer.net, yenibiriş.com, secretcv.com vb. ile pek çok kuruluşun kendi kariyer siteleri). Düzenli olarak açılan pozisyonları takip ettim ve uygun olabileceğini düşündüklerime başvurdum. Her başvurumda CV ile birlikte kapak yazısı da mutlaka gönderdim. Bunun yanı sıra, her başvuru için kapak yazısını şirkete ve pozisyona göre güncellemeye özellikle dikkat ettim.

Açık olan pozisyonlardan “Sözkonusu alanda 1-2 yıl tecrübe tercih sebebidir” yazan pozisyonlara da başvuruda bulundum. Pozisyonu neden istediğimi, neden benim bu işe uygun olduğumu yeterince açıklayınca ve çok istediğimi gösterince, yeni mezun olmak büyük bir sorun yaratmadı. İş tecrübesi sorduklarında yaptığım stajları ön plana çıkarmam da faydalı oldu.

Bu süreçte “ne istediğini bilerek kararlı davranmanın” çok önemli olduğunu öğrendim. Bir an önce bir işe girmek yerine, acele etmeden çıkan fırsatları değerlendirmenin sonuçta beni daha mutlu edeceğine inandım. Hangi şirketlere ve hangi posizyonlara başvuracağım kararında ücretler, şirketin büyüklüğü, isim yapmış popüler bir şirket olması gibi farklı kriterleri göz önünde bulundurulabilir, ancak ben bunların yerine, “Gelmek istediğim noktaya ulaşmakta bu şirket ve pozisyon bana nasıl faydalı olabilir?” ve “Bu işte çalışmak beni ne kadar mutlu edecek?” sorularına cevap bulmaya çalıştım.

Bütün bu süreç sonunda, iş başvurularımın bir kısmı olumlu sonuçlandı, bir kısmı olumsuz. Birkaç aşamayı geçmiş olmama rağmen bazı şirketlerden olumlu ya da olumsuz bir dönüş olmadı. Bu durumda şirketleri arayıp sonucu sormaktan hiç çekinmedim. Geri dönüşleri olumlu olan ve bana iş teklifinde bulunan şirketlerin tekliflerini değerlendirirken, daha önce de belirttiğim gibi, en önemli kriterim kariyer yolculuğuma “bu şirkette bu pozisyonla başlamanın bana neler kazandıracağı” ve söz konusu pozisyonda çalışmanın “beni ne kadar mutlu edeceğiydi”. Bütün sürecin sonunda ise, özel bir şirkette Bütçe ve Planlama Uzm. Yrd. olarak işe başladım.

İş bulma süreci sabır ve kendimize olan inancımızı sağlam tutmayı gerektiriyor. Tüm iş arayanlara başarılar diliyor, çabalarının başarıyla sonuçlanmasını ümit ediyorum.

————–
Sevgili Berna Akın’a iş bulma sürecini bizlerle paylaştığı için teşekkür ederim. Önümüzdeki aylarda ara ara iş başvuru sürecinden geçmiş ve çabaları başarıyla sonuçlanmış olanların tecrübelerini sizlerle paylaşıyor olacağız. Eğer sizde tecrübelerinizi okurlarımızla paylaşmak isterseniz, kariyeryolculugu (at) gmail (nokta) com adresinden benimle temasa geçebilirsiniz. Fatmanur Erdoğan

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Login