‘Iş arama’ kategorisi için Arşiv
Kişilik Testi Yapmadan İşe Almak Pek Demode Oldu
Geçenlerde katıldığım bir toplantıda, bir IK müdürü “Içinde insan kelimesi geçen tek birim Insan Kaynaklarıdır. Sorumluluğumuz yüksektir” diyordu. Ilginç olan, insanla ilgilenmekten ziyade, sistem kurmayı insan kaynağı fonksiyonu olarak gören bu ortamda olmak benim için göz açıcı bir deneyimdi. Bir dolu insan kaynakları yöneticisi hep birşeylere çözüm arıyordu, ama birbiriyle ilgilenmiyordu fazla. Hedefleri insan kaynakları biriminin ne iş yaptığını anlamaktı. Hedefe pek odaklıydılar, o sebeple, odadaki diğer insanları gerçekten tanımakla ilgilenecek vakitleri de dolayısıyla yoktu. Şirket çalışanları da belki bu sebeple Insan Kaynakları departmanlarından pek hoşlanmıyor olabilirler mi?
Türkiye’de şirketler insan kaynakları fonksiyonunun ne olduğunu nasıl işlediğini anlamaya çalışırken, işe alımlarda da bir test modası aldı başını gidiyor. Kişilik testleri çok popüler! Fiyatlarına bakılacak olursa, bir dolu kişilik testi pazarlayan danışmanlık şirketinin ortalıkta dolaşmasına şaşmamak gerek.
Ne var ki, şirkete yeni girenler bu testlere tabi tutuluyorlar, onca yıl şirkete test yapılmadan girenler ne durumdalar acaba diye düşünüyor insan? Test almadan işe girenlerin kişilikleri uygun mudur dersiniz bulundukları pozisyonlara? Uygunsa, belki şirketler test yapmadan da doğru insan seçmeyi becerebiliyorlardır? Eski çalışanlara test yaptırmak pahalıya geliyor olduğundan, bu girişim pek mantıklı olmuyor elbette. Peki testlerin işe yarar olduğunu nasıl ispatlıyorlar? Yani, test yapmadan işe alma ile test ile işe alma arasında ki farkı nasıl belirliyorlar? Belirlemiyorlar elbette, testler birazcık da hafif suç savma mekanizması olarak kullanılıyor.
Kişilik testleri bana kalırsa zevkli ve adaylar bu testlere tabi tutuluyorsa kendilerini şanslı hissetmeliler. Ancak şirketler bu testlerin sonuçlarını tüm adaylarla paylaşmalı. Test yapan şirketlerin bu şekilde profil datası topluyor olmasının bir bedeli olmalı ve ayrıca bu test yaptırmaya layık gördüğünüz adaya karşı da bir sorumluluktur. Eğer, bu tip testlere tabi tutuluyorsanız, şirketlerden sonuçları sizlerele paylaşacaklarına dair söz alın. Madem sizi tanımak istiyorlar, siz de 3-5 saatinizi verdiğinize göre bu en doğal hakkınız olmalı.
Devamı >>Üst Düzey Yöneticiler Nasıl İş Arar?
Ekonominin ters yüz olduğu bu dönemde olanlar hep alt kademede çalışanlara oluyormuş, en çok da iş arayan yeni üniversite mezunları iş bulamıyormuş gibi duruyor. Oysa, en alttan en üst kademeye kadar her alanda çalışan ekonomik krizin getirilerinden bir şekilde etkilenmiş durumda.
Uzun zamandır iş arayıp da CV’inize cevap dahi alamayanlardansanız, tanıdığınız eş, dost’un bile eli kolu bağlı olduğundan girişimleriniz pek de fazla sonuç vermiyorsa, işsizlik canınıza tak etti ve “neden ben” diye sorgulamalar yükseldiyse, gelin ABD’nin MBA’li üst düzey yöneticilerinin nasıl çırpındığına bir göz atalım.
Wall Street Journal, kriz arkası işinden olan— kimisi Harvard mezunu, kimisi Grup başkanı, kimi Başkan yardımcısı— bir grup üst düzey yöneticinin iş arama çabalarını online günlük olarak yayınlıyor.
Örneğin, Orbitz Worldwide’ın Pazarlama Müdürü Amanda Sundt, iş ararken tanıdıklarına, dostlarına email attığını ancak kimsenin mesajına nezaketen dahi cevap vermediğinden bahsediyor. Sundt’u deli eden noktalardan bir tanesi de bu kişilerin her 15 dakikada bir Facebook’a ne yapıyor olduklarını girmeye vakitlerinin olması ama destek arayan bir dosta cevap yazacak vakitlerinin olmaması. “Yöneticilik yıllarımda öğrendim ki bu noktaları kişisel olarak almamak gerekiyor. Hepmizin hayatı yoğun, öncelikleri farklı.’ diyor Sundt.
Kevin Hudson, ServiceMaster Bilgi İşlem şirketinin finans direktörü iken işinden çıkartılanlardan. Aylar süren iş arama girişimleri henüz sonuç vermemiş. Diyor ki ‚iş arayanların en büyük endişesi bu sürecin ne zaman sona eriyor olacağını bilmemesi’. Direktör olduğu yıllardan da örnek veren Hudson “eskiden masama gelen CV’leri uzun zaman beklettiğim olurdu. Şimdi CV’si masada bekletilen kişi benim. Bu kriz döneminde şirketlerin başvurulara geri dönüş süresi çok daha uzun zaman alıyor’ diyor.
Banta Corp’un CFO görevindeyken 2007 yılında işten çıkartılan ve hala arayış içinde olan Geoff Hbibner, sürecin kendisi için iniş çıkışlarla dolu olduğunu söylüyor. Görüşmeye gittiği şirketler tarafından “içeriden bir adayı seçtik’ ya da “aynı şehirde yaşayan bir aday tercih ediyoruz” tarzı sebeplerle geri çevrildiğini anlatıyor.
2008 Martına kadar Lehman Brothers’da Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Michael Crehan, bir yıl süren iş arama süreci sonunda finansal olarak nasıl zorlandığını ve yaşam masraflarını azaltmak için başlattığı girişimlerden bahsediyor.
Bana kalırsa hem fikir verici hem de cesaret veren bir blog yaratmış Wall Street Journal. Bu dönemde benzer süreç içerisinde olanlara hem ilham verecek hem de hislerine dostluk edecek.
İşten çıkarmaların yoğun olduğu bu dönemde bir işe sahip olanların da alması gereken önemli dersler var. Şirketler nasıl kendi çıkarları için gerekeni yapmak zorundaysa çalışanlarda ilk önce kendi kariyer hedefleri için ne gerekiyorsa o şekilde davranmak zorunda. Günün koşullarına kendini hazırlayanlar, gelişmeleri sadece takip etmekten ziyade içinde bizzat yer alanlar, her zaman daha donanımlı oluyorlar. Ancak burada da gördüğümüz gibi, bazen istediğimiz kadar network’ümüz olsun, istediğimiz kadar donanımlı olalım, durum ve şartlar hepimizi zor günlerin üstesinden gelmeye zorlayabiliyor. Şartlar zorladığında, bizde şartları zorlayacağız; tecrübelerimizi ve bilgi birikimimizi alıştığımızdan farklı kullanacağız ve bazen de eski işinizde ne yaptığınıza bakmaksızın, günü kurtarmaya çalışmaktan kaçınmayacağız. Bunu da aklımızın bir köşesinde tutalım.
Devamı >>Uyduruk İş İlanlarının Farkında Mısınız?
Kriz dönemlerinde şirketlerin, headhunter’ların yoğunlaştırdığı bir durum var. O da olmayan işler için iş ilanı vermek! Bunun birkaç sebebi olabilir. Bir, şirketin itibarını koruduğunu savunuyor olmaları. Ikincisi de database’lerine CV toplama istekleri. Ben bu sebebin daha kuvvetli olduğunu düşünüyorum.
Sabah Gazetesi İş’te İnsan eki bu konuyla ilgili bir çalışma yapmış. İnsan kaynakları danışmanı M. Cemil Özden, ilanlarda belirtilen eleman arayışının gerçeği yansıtmadığını açıklamış. Türkiye’de bu uygulamanın doruk noktasına ulaştığını belirten Özden, günümüzde de farklı ölçeklerde ve çeşitli sektörlerden firmaların özellikle İnternet üzerinden verdikleri ilanlarda bu uygulamaya yer verdiklerini söylüyor. Özden bu duruma farklı sebepler de sıralamış.
“İş görüşmesine neden çağrılmıyorum. CV’im mükemmel hazırlandı, yetkinliklerim ve yeteneklerim pozisyona uyuyor. Neden kimse aramıyor?” diyorsanız, belki de bir sebebi verilen ilanların gerçek olmamasıdır. Eğer “en değerli varlığımız insanlarımız” diyen Insan Kaynakları’nın değer anlayışı bu şekildeyse, belki şirketlere olan duygusal bağınızı gözden geçirmenizde fayda var. Bu yüzden sizlere önerim şirkete bağlılık yerine, şirket hedeflerine bağlı olmanız yönündedir.
Devamı >>
Bu Krizde Neden Paniğe Kapılmamalısınız?
Bugün Akşam gazatesinden Ismail Küçükkaya’nın yazısını okuyordum. Tüm yazarlar gibi Küçükkaya’da yangına körükle gidenlerden.
Yazısında genellemeler şöyle: ‘Dünyanın büyük firmalarında son 15 günde işsiz kalanların sayısı 100 bine yaklaştı.’ Haberi olduğundan büyük gösteren teknikler bunlar. Düşünün Dünya nüfusu 7 miyara ulaşıyor. Bunun yüzde kaçı çalışan nufüs bilemiyorum ama 7 milyar içerisinde 100 binin iş kaybetmesi ne kadar ciddi bir sorun değerlendirin. Dönem kriz dönemi, işten çıkartmalar beklenen sonuçlar elbette. Eğer siz bu krizde işten çıkartılanlardansanız, bu gazete haberlerini okumaktan ve TV’nizi açmaktan vazgeçin. Moralinizin daha yüksek kaldığını ve hayata daha huzurlu ve pozitif baktığınızı göreceksiniz. İknanın Psikolojisi isimli kitabın yazarı Robert Cialdini, yaptığı araştırmalarda sabahları TV’de ‘kaza haberleri dinledikten sonra’ arabasına binip işine gidenlerin kaza yapma riskinin TV seyretmeyenlere oranla çok daha yüksek olduğunu kanıtlıyor. Felaket tellalığı yapan medya haberlerini minimum oranda okumanızı/seyretmenizi öneririm.
Kriz döneminde iş bulmak normalden daha uzun çekebilir ama mümkün ve bir imkan kapanırken diğerinin açıldığını hatırlayın. Buna inanın. Geniş düşünün, tüm imkanları değerlendirin, sadece eskiden yaptığınız işlere değil, başka geçici işlere de bakmayı ihmal etmeyin.
Küçükkaya’nın söylediği diğer genelleme şöyle: ‘Şu anda Amerika’da insanlar dışarıya yemeğe çıkmıyor. Yerkürenin her yerinde “proje finansmanı durmuş” halde, yani yatırım yapılmıyor.’ Böyle bir genellemeyi nasıl yaptı bilemiyorum. Amerika’da insanların dışarıda yemek yemediğini hangi istatistiğe dayanarak söylüyor? Tüm yatırımların durduğunu gösteren hangi kaynağı mevcuttur? Yatırımlarda yavaşlama olmuştur ama dünyadaki tüm yatırımların durduğunu söylemek ne büyük sorumsuzluktur. Okuduğunuz haberleri sorgulayın. Her okuduğunuz haberi, sadece gazette de bir köşe yazarı yazdı diye alıp hafızanıza kaydetmeyin. Sorgulamayı ve muhakeme etmeyi öğrenin. Araştırmayı, farklı perspektifleri okumayı ilke edinin.
Bu tip haberleri okuyup dünyanın sonunun geldiğini düşünmemiz çok muhtemel. Böyle bir durum yok. Çalışmaya, çabalamaya devam ediyoruz. Her kriz gibi bu krizi de atlatacağız. Durumun ciddi olduğunu bilmek önemli ama bu duruma bakıp da ‘eyvah, mahvoluyoruz, çıkış yok, çıkış çok uzakda’ tarzı düşünmek sadece kendimize daha çok zarar verir.
Dönem üretken ve yaratıcı olma zamanı. Her zamandan daha fazla yaratıcı olmamızı gerektiriyor. Kısıtlı kaynaklarla daha üretken olmayı başarmayı gerektiriyor. Öyleyse, krize körükle gideceğimize daha çok düşünelim, üretelim ve yaratalım. Çözümler düşünelim, çözümü başkalarından beklemek yerine kendimiz çözümün birer parçası olalım. Bilelim ki, zor zamanların üstesinden gelmek insanın doğasında var. Yaşam mücadelesini bırakmamak aydınlığa çıkmanın en temel yolu.
Şirketlerin İşe Alım Süreçleri Sizi Deli Ediyorsa
Şirketlerin işe alım süreçleri birçok kişiyi zıvanadan çıkartıyor.
İş ilanlarına baktığınızda, iş ilanının nasıl yazılması gerektiğinin tam anlaşılmadığını açıkça gözlemleyebiliyoruz. Kariyer sitelerine baktığınızda ya da birçok şırketin iş başvuru sayfalarına baktığınızda sizden doldurmanızı istedikleri bilgilerin haddi hesabı olmadığını görüyoruz. Gerekli gereksiz bir dolu soruyla adayların zamanlarını harcamak kabul edilebilir görülüyor. Eh, iş istiyorsan, çekeceksin! İş dünyası bas bas bağırıyor, fark yaratmak, müşteri odaklı düşünmek kazandırır diyor. Oysa, görünen o ki, database doldurmak, en önemli konu.
Tipik durum şöyle oluyor: bir şirket bir sistem kuruyor; rakipler de sadece kopyalıyor, ufak tefek değişikliklerle ve farklı isimle size sunuyorlar. Hadi bakalım, A sitesine CV bilgilerinizi girmek için saatlerinizi verdiğiniz yetmiyormuş gibi, aynısını rakip şirket için de yapmanız isteniyor! Teknolojinin olması birşey ifade etmiyor. Onu nasıl kullanmamız gerektiğini de anlamamız gerekir. 20 yıldır geçerli olan teknolojileri kullanmak daha yüksek etkinlik sağlayabilecekken, zamanı böylesi geriden takip etmek anlamsız geliyor belki. Ama tek suçlu şirketler değil elbette. Müşteri, yani bu durumda iş arayan, ses çıkarmazsa, değişime öncülük etmezse, her verilene eyvallah derse, sürekli “çaresizlik”ten sistemi kullandığını söylerse, değişime de gerek yoktur.
İş başvuru sistemini doğru kurgulayan ve olması gerektiği gibi yapan şirketlerde var. GE gibi.
Bu yazıyı yazmamın sebebi aslında şuydu. Geçen hafta Peryön, işe alımda en başarılı şirketleri seçti. Birinci sırada TNT Express geldi. Neden TNT seçildi bilemiyorum. Tavsiyem, bir bakmanız ve şirketi değerlendirerek kararı sizin vermeniz. Sebeplerini ögrendiğimde sizinle paylaşıyor olacağım.
Devamı >>Şirketlere Genel Başvuruda Bulunsak mı?
Aslına bakarsanız, görüşüm, hiç bir şirkete genel başvuru yapılmaması yönünde. Neden mi?
Genel başvuru, aday için “belki bir ümit” ama şirketler için database’lerinin isim sayısını artırmanın bir yolu.
Aday açısından ya ne istediğini bilmemenin göstergesi ya da çaresizliğin bir sonucu.
Ne istediğini bilenler, beklemeyi bilir. Süreç her ne kadar sancılı olsada. Iş bulmanın genel başvurularla mümkün olmadığını bilirler.
İş bulma süreci 6 ayla 1 sene arasında çekebiliyor. Bu yüzden, ilgi alanınızla ilgili çalışmalar yapmanız, fayda sağlayabilecek ortamlara girmeniz, gönüllü çalışmalar yapmanız şansınızı artıracaktır.
Devamı >>Kariyer Hedefiniz Mi Var? Harika. Ama Malesef Ilgilenmiyoruz.
İş başvurusunda bulunanların bir çoğu, CV’lerine “kariyer hedefini” yazıyor. Sizde yazanlar arasındaysanız neden kariyer hedefinizin şirketleri ilgilendirebileceğini düşünüyorsunuz?
Kısaca, kariyer hedefiniz şirketleri ilgilendirmiyor.
Şirketleri ilgilendiren, kendi hedeflerine ulaşmalarında onlara nasıl yardımcı olabileceğinizdir.
İşi arayan siz olduğunuz sürece, ilk etapta CV’inizi okuyana “bu iş için en uygun aday” dedirtebilmeniz önemli. O yüzden CV’inizin en can alıcı noktasını anlamsız kariyer hedefleri ile doldurarark harcamayın. Onun yerine güçlü olduğunuz noktalar hangisi, onlardan bahsedin.
CV, iş görüşmesi kapmak için yazılır. Tek başına işe alınmanız içinse yeterli değildir.
CV yazmayı hafife alan o kadar çok aday var ki. Birçok CV ilk 10 saniye içinde çöp kutusuna giriyor. Sizinki bunların arasında olmasın.
Devamı >>İş Değiştiriyor Olmak Şirkete Bağlı Olmadığınızı Göstermez.
Gazetelerde dergilerde—heryerde— iş değiştirmenin şirkete bağlı olmamakla ilişkilendirildiğini gösteren yazılar okuyorum. Bunlardan en son okuduğum da Hürriyet İk’daki yazı oldu.
Şirkete bağlılık, çalışanların işlerinden ve çalışma ortamlarından tatmin olduğu sürece mümkün. Ne var ki, şirketler en mükemmel şartları bile sunsalar, insanların gereksinimleri, gelişme süreçleri, motivasyonları farklı. Arayış içinde olmak, farklı imkanları değerlendirmek işe yada şirkete bağlı olunmadığını göstermiyor. Aksine, şirketler nasıl “kendileri için” en iyi olanı seçip uyguluyorsa, çalışanlar da aynı şeyi yapıyor. Hepsi o.
Üstelik bağlı değil bağımlı çalışanlar ordusuyla donanıp, işletme ömrünü kısaltmak istemeyen şirketler, kişilere gelişme özgürlüğünü verenlerdir.
Her 3-6 ayda bir iş değiştirenlerden değilseniz, iş değiştirmek herkes için faydalı. İş dünyası henüz buna alışmadıysa, hala çalışanlarının 30 sene boyunca ve hatta ilk çalışma yerlerinden emekli olana kadar aynı şirkette kalmalarını istiyorsa, silkelenmenin zamanıdır! İş değiştirmek sizin yeteneklerinizi kullanmanıza imkan vermeyen ortamlarda körelmenizi engeller, heyecanınızı ayakta tutmanızı ve başarılarınıza başarı katmanızı sağlar.
Gençlerin aynı şirkete takılıp kalmasının yararlı olmadığı görüşünü savunuyorum, çünkü ne istediğimizi bulmanın ve tecrübe edinmenin en iyi yolu iş değiştirmek. Ki zaten yeni jenerasyon (Y) da aradığını bulana kadar çaba sarfediyor olduğundan, onları destekliyorum. Eskilerin aynı şirkette çalışmalarını şirkete bağlılık ya da onların ne istediğini daha iyi bilenler olarak düşünmek naivlik olur. Harvard Psikoloji profesörü Daniel Gilbert, bir şeyi deneyene kadar o işi beğenip beğenmeyeceğimizi bilemediğimizi söylüyor. Bu video’yu seyredin derim.
Üstelik globalleşen işletme yapıları arasında tek bir şirket kültüründe yetişmiş, sadece aynı ortamda büyüdüğü arkadaşlarıyla çalışmış olanların önümüzdeki yıllarda kariyerlerinde sıkışacağını düşünüyorum.
Bu bağlamda şirkete bağlılık nasıl olur diye soracak olursanız şöyle bir önerim olur:
Çalışanlara kişisel ve profesyonel anlamda gelişme ve yükselme imkanı vererek, kişinin üretkenliğini cesaretlendirmek.
Şirketinden ayrılıp yeni ufuklara yelken açmasına izin vermek. Belli bir süre sonra aynı kişiye tekrardan kollarımızı açabilme özgüvenine sahip olmak.
Kişinin şirketinden ayrılıp bir müddet sonra geri gelmek istemesi, eski çalıştığı yerin değerini daha iyi farketmesini sağlar. Gelmiyorsa, kişi kendisi için daha doğru olan ortamı bulmuş demektir.
Devamı >>Uluslararası Alanlarda Çalışmak İsteyenler İçin Etkin Bir CV Şart.
Türkiye’nin en büyük ve en önemli projelerinden birinde çalışan bir yöneticiyle sohbet ediyoruz. Kendisi Japon bir firmada çalışan ama ne Türk ne de Japon vatandaşı bir yabancı. İstanbul’daki projede çalışacak çeşitli mühendisler aradıklarını söyledi. Sohbet şöyle gelişti:
O: ‘Yanlış anlama ama elime gelen CV’ler felaket durumda.’
Ben: Öyle mi? O neden?
O: Size CV yazmayı öğretmiyorlar mı?
Ben: Hayır!
O: Durum çok kötü. Elime geçen CV’lere baktığımda ne yapacağımı şaşırıyorum. Hangi işlerde başarılı olduğunu, ne alanda yetkinliği olduğunu ifade edemeyen bir dolu mühendisiniz var ortalıkta. Çok üzücü.
Ben: Böyle bir sorunla karşı karşıya kaldığın için üzgünüm. Oysa genelde hep yakınılır ‘o kadar CV yolladım, bir lütfedip aramadılar bile’ diye.
Durumun ne kadar farkındasınız bilemiyorum ama CV’niz sizi anlatan en önemli döküman. Ve her gün yüzlerce kişi bir yerlere CV yolluyor. İnanın, çoğu CV sırf ‘ne anlatmaya çalıştığı belli olmadığından’ çöpe gidiyor. Yukarıdaki duruma bakacak olursak, kendini anlatmayı beceremeyen bir mühendisin, eline alacağı bir projeyi anlatabileceğini kim düşünebilir? Özellikle başvuruyu tanımadığınız insanların önüne koyuyorsunuz. Sizin hakkınızdaki ilk izlenimi önünde duran CV’nizin verdiği algıyla oluşacak.
Bir uçağa bindiğinizi düşünün. Pilot ‘mazotumuz tam değil ama tahmin ediyorum ucu ucuna Bodrum’a bizi götürür’ dese, o uçağa binmek ister misiniz? Yoksa, benzini full doldurmasını mı aksi takdirde farklı bir uçakla gitmeyi mi tercih edersiniz?
Şirketlerde böyle işler. Dört dörtlük bir eleman bulmak varken, CV’sinden ne dediği anlaşılmayan bir kişiye neden ‘görüşme’ zamanı verilsin ki?
Devamı >>
Her İş İlanına Başvuruyorsanız, Ne Aradığınızı Bilmiyorsunuz Demektir
Her önüne gelen iş ilanına başvuran 2 tür insan vardır.
1- Ne istediğini ve ne işe yaradığını bilmeyen
2- Çaresizlikten ne yapacağını şaşırmış olan
Düşünün. Kendinize bir kıyafet alacağınız zaman, nasıl bir kıyafet seçmek istediğinize ve o kıyafetin içinde kendinizi nasıl hissetmek istediğinize dair kafanızda üç aşağı beş yukarı bir fikir vardır. İçinde bulunduğunuz ruh hali, cebinizdeki paranın miktarı ve ulaşmak istediğiniz hedefe göre bir seçim yaparsınız. Eğer ortalıkta bir de satış elemanı varsa, üstelik canavar gibi bir satış elemanıysa, sizi etkilemeyi ve satışı kapatmayı bilir.
İş başvurusu da buna benzer. CV’inizi inceleyen yöneticinin o günkü ruh hali, aradığı profildeki kişinin özellikleri ve verebileceği maaş aralığı bellidir. CV’iniz ile alakasız bir pozisyona başvuruyorsanız, 2 saniyede çöplüğe giden bir CV’iniz olur. Siz de yüzlerce başvuru yapıp hiç cevap alamadığınızdan yakınırsınız.
İş ilanında aranan özelliklere uygun bir CV’ye sahipseniz
Önyazınız canavar bir satış elemanının kıvraklığıyla hazırlanmışsa
CV’iniz ilk 3 saniyede ilgi uyandırıyorsa
etki yaratmayı başarabilmiş, satışı kapatmanız için mülakata çağrılmışsınızdır demektir.
Devamı >>
- CEO (1)
- CV (28)
- Değişim (94)
- Eğitim (61)
- Favoriler (8)
- Finansal Kazanç (6)
- Girişimcilik (29)
- Iletişim (54)
- Inovasyon (9)
- Iş arama (60)
- Iş görüşmesi (31)
- Kadın (3)
- Kariyer (175)
- Liderlik (30)
- Maaş (9)
- Marka (1)
- Network (10)
- Öğrenci (17)
- Önyazı (3)
- Pazarlama (15)
- Pazarlık (2)
- Popüler Yazılar (7)
- Psikoloji (65)
- Sosyal Medya (28)
- Staj (5)
- Strateji (9)
- Teknoloji (3)
- Üniversite (26)
- Y ve X kuşağı (3)
- Yaratıcılık (23)
- Yetenek (23)
- Yönetim (109)
- Gelişebilmek İçin Bırakıp Gidebilmek Üzerine…
- Üst Düzey Yöneticiler İş Arıyor
- Kişilik Testi Yapmadan İşe Almak Pek Demode Oldu
- Kariyerinizde Yükseldikçe, İş Aramak Daha Fazla Planlama Gerektirir
- İş Görüşmesine Çağrılmıyorsanız, Kötü bir CV’niz olduğundandır.
- Boş CV yollamadım. Neden kimse aramıyor ki?
- Telefonda İş Görüşmesi Daha Güçlü Bir İletişim Kurmanızı Gerektirir
- Vurucu bir Önyazı, Karar Sürecini Etkiler
- Itibar Etmediğimiz Meslekler Hayat Değiştiriyor
- Aradığını Bulmak mı yoksa Pes Etmek mi?
- Girişimci İnsanı Girişimci Yapan Sebepler
- Girisimciler Icimizdeki Vizyon Sahibi Kisilerdir
- Kariyer Yapmanın Bir Diğer Yolu: Girişimcilik
- Girişimci Ruhunuz Varsa, Bunu Izleyin
- Büyük Başarılar Küçük Adımlarla Başlar
- Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir.
- Daha Başarılı Olmak İçin, Mutluluk Eşiğinizi Artırın.
- Fark Yaratmak, Hislerinize Kulak Vererek Adım Atmaktır
- Olgunlaşmak, Mental Bir Disiplin Gerektirir.
- Pozitif Psikoloji Ne Değildir?
- Şu Yetenek Dediğimiz, Bulunmaz Hint Kumaşı mıdır?
- İşten Çıkarılmak, Kariyerinizi Sekteye Uğratıyor mu?
- Bizdeki Y Jenerasyonu Duyduğunuz, Bildiğinizden Farklı Olursa




