İş Yerinde Sorun Yaşamak, Sizin Kişiliğinizi Tanımlamaya Yetmez

iş görüşmesi, yönetim, iletişim 2 Comments »

Senelerdir insanlar, yöneticilerinden veya yönetimlerden memnun olmadıklarından, şirket kültürü ile uyuşmamaktan dolayı istifa edip başka şirketlere geçiyor.

İş görüşmenizde eski işinizden ayrılma nedeni olarak ‘yöneticimle anlaşamadığımdan dolayı’ dediğinizde, işveren sizin ‘potansiyel sorunlu’ bir insan olduğunuz yargısına hızlıca varabiliyor. Bu nedenledir ki görüşmelerde genelde adaylar yönetimlerden yada yöneticileriyle yaşadıkları sorunlardan bahsetmek istemezler.

Oysa, işe alımdan sorumlu beyin avcıları ve tüm yöneticilerin bu nosyonu çok iyi anlaması gerekir. İş yerinde hiçbir problem görmemiş, hiçbir sorun yaşamamış bir çalışanın çalışma psikolojisinden anladığını söylemek pek mümkün değil.

Eti şirketi Ağustos 2006 yılında kurumsallaşma sürecini başlatmak istediğinden yönetimi profesyonellere bırakmaya karar verdi. Yeni CEO Hazım Ellialtı, başarılarıyla ETİ’ye çok büyük katkılarda bulundu. Ancak Eti ailesiyle anlaşamamasından dolayı 2008 Ağustosunda Ellialtı sessiz sedasız şirketten ayrıldı.

Benzer bir durum 2 yıl kadar önce Vestel Şirketler Grubu pazarlama Grup Başkanı Levent Hatay içinde geçerli. Ekim 2006’da Rixos Oteller Grubu CEO’luğuna geçen Hatay, ‘kan uyuşmazlığı’ndan dolayı 2007 Mayıs’ında Vestel’e geri döndüğünü açıkladı.

Bu durum iş arayanların yönetim ve yöneticileri hakkında her türlü negatif tecrübeyi iş görüşmelerine taşımasının doğal olduğu anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, yöneticisiyle sorun yaşayan bir çalışanın da sorunlu bir kişi olduğu yargısına varmamak gerekiyor.  

Bookmark and Share

Ingilizce Iş Görüşmelerine Hazırlanırken

iş görüşmesi 3 Comments »

Bana gelen emaillerin birçoğu, ingilizce iş görüşmeleriyle ilgili. Türkçe olarak iş görüşmesine katılmakla, ingilizce olarak bir iş görüşmesine katılmak arasında hiç bir fark yok. Ama zorluk şundan kaynaklanıyor: Eğer ingilizce dil seviyeniz yeterli düzeyde değilse, kendinizi ingilizce olarak rahat ifade edemiyorsanız, o zaman elbette iş görüşmeniz daha fazla efor sarfetmenizi gerektirir. Bu durumda yapabileceğiniz en faydalı çalışmalardan bir tanesi, gelebilecek sorulara cevaplarınızı bir kağıda yazıp, kendinizi rahat hissedene kadar tekrarlamak. 

Tipik bir iş görüşmesinde sorulan sorular üç aşağı beş yukarı bellidir.Örneğin, açık uçlu sorular, sizin hakkınızda sizin tarzınızla bilgi edinmeyi sağlar.

Bize biraz kendiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?“: Bu soruya cevabınız sizi anlatırken, neden başvurduğunuz pozisyon için doğru insan olduğunuzu içermeli. 

“Sizce, XYZ reklamının hedef kitlesi kimdir? Hedefe ulaşan bir reklam olduğunu düşünüyor musunuz?”: Bu tip teknik bilgi gerektiren sorular, sizin pozisyon için yeterli akademik bilgi ve tecrübenizin olup olmadığını anlamak için sorulur.   

“Birden fazla işi aynı anda yapmanızı gerektiren bir dönemin üstesinden nasıl geldiğinizi anlatır mısınız?”: Burada sizden beklenen olaylara nasıl yaklaşğınızı anlatabilmeniz, kendinizi nasıl yönettiğinizi gösterebilmeniz ve sonucun ne olduğu hakkında bilgi vermenizdir. 

Davranışsal soruların bazılarıysa sizi irite etmek için de sorulabilir. Böylece gerçekten anlattığınız gibi “iletişiminizin güçlü” olup olmadığı test edilmek istenir.Her ne kadar sorulara başarıyla cevap versenizde, araştırmalara göre işe alma kararları ilk 3 saniyede veriliyor. Bu yüzden, bazı şeylerin kontrolünüzde olmadığını da bilin. Siz, üzerinize düşenin en iyisini yapmaya gayret göstermelisiniz. Her zaman. Ama sonuçlardan çok etkilenmemeye çalışın. Çünkü son karar “gut feeling” dediğimiz bir çeşit “içgüdüsel” duygularla veriliyor.

Bookmark and Share

Kariyerinizde Yükseldikçe, İş Aramak Daha Fazla Planlama Gerektirir

iş görüşmesi, yönetim No Comments »

Büyük şirketlerde genellikle benzer özelliklere rastlarız. Harika kariyer imkanları, kurumsal çalışma kuralları, performans değerlendirme sistemleri, ekstralar ve daha birçok şey. Şirketler yetenekli elemanlarını kendilerine bağlamanın ne kadar önemli olduğunu bildiklerinden onları kaçırmak istemezler. Özellikle belli seneler kişiye yatırım yapmışlarsa, ellerinden kaçırmak bilgi ve yetenek kaybı anlamına gelir. Ama bazen, yetenekli insanları tatmin eden şeyler “farklı tecrübe arayışları yada daha büyük işlere imza atabilme isteği” olabileceği gibi saat ücretini yukarıya çekmek de olabilir.

Böyle bir ortamda uzun seneler çalıştıysanız ve bu zaman zarfında “tecrübe” olması açısından ya da “pazar araştırması” yapmak amacıyla iş görüşmesine gitmediyseniz, görüşme teknikleriniz paslanmış olabilir.

Eğer sizde şirketinizde yönetici kademesinde bulunuyor fakat iş değiştirmeyi düşünmeye başlayanlardansanız, bu önerileri faydalı bulabilirsiniz.

 İş değiştirmeyi, halihazırdaki işinizden “bunaldığınız” döneme bırakmamaya özen gösterin. İş bulmak kolay bir süreç değil ve genelde istenen işi bulmak ortalama 6 ay gibi bir zaman almakta.
 Neden iş değiştirmek istediğinizi iyi anlamak önemli. Herşeyin iyi olduğu bir ortamdan çıkmak istemek “çoğunluğun” tercih ettiği bir durum değildir. Dolayısıyla, çoğunluk elindeki imkanları korumayı tercih ederken sizin farklı arayışlara girişmeniz, karşınızdaki kişiyi meraklandırır. Ne istediğinizi ve neden istediğinizi iyi bilmeniz faydalı.
 Bazen çok başarılı olan kişiler bu süreçten hiç hoşlanmayabiliyor. Sonuçta, bazı şirketlerden “evet” cevabı alabileceğiniz gibi diğerlerinden “hayır” cevabı alabilirsiniz. Bu da kişinin egosu üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Burada hatırlamanız gereken şu: iş görüşme sürecinde kontrolün bir kısmı sizde ama hepsi değil. Lider özellikli kişilerin her ortamda lider olamadıklarını biliyoruz. Çünkü liderlik bazen belli koşulların varlığını gerekli kılıyor.
 İş görüşmelerine başladıktan 3 ay sonra paniğe kapılıp, önünüze gelen her işe baş vurmayın. Kariyerinizin önemli bir noktasından yukarı doğru çıkış yapmak zaman ister, sabır ister, ne istediğini iyi bilmeyi ister.
 İş görüşmesine gitmeden önce güvendiğiniz bir profesyonelden size mentorluk yapmasını isteyebilirsiniz.
 Ilk birkaç iş görüşmenizi en çok istediğiniz şirket/pozisyonlar için yapmamaya çalışmak avantajlı. İlk birkaç iş görüşmenizi, kendinizi test etmek, iş görüşmesi deneyimi elde etmek ve piyasa araştırması yapmak için kullanabilirsiniz. Bu süreç içerisinde sorulan sorulara nasıl cevap verdiğinizi, nasıl davrandığınızı görebilir, geliştirmeniz gereken konular üzerinde kafa yorabilirsiniz.

Bookmark and Share

İş Görüşmesini Güç Savaşına Çevirmeyin

iş görüşmesi 1 Comment »

Güçlü ve kendinize güvenli bir kişilikseniz, bu bir avantaj. Birçok konuda. İş görüşmelerinde kendinize güvenli olduğunuzu göstermeniz dolayısıyla faydalı ama sizi mülakata alan yöneticiyle “güç savaşına” girmeniz tehlike çanlarını çaldırmakta birebirdir.

İş görüşmesini yöneten, sizi işe alacak kişi olmalıdır. Görüşmeye her ne kadar ara ara yön verseniz de asıl gücün karşı tarafta olduğunu bilmeli ve aksini hissettirmemeye özen göstermek önemli. Burada hislerinizi ve içgüdünüzü kullanmanız da faydalı. Mülakatı yapan kişinin stilini ne kadar iyi özümserseniz, nasıl hareket etmeniz gerektiğini o derece başarıyla yürütürsünüz.

İş görüşmesinde öne çıkarmanız gereken güçlü yanlarınızdır. Güç gösterisi yapmak, soruları anlamsız ve gereksiz gördüğünüzü düşündürten mimikler ve davranışlarda bulunmak, işe alacak yöneticinin sizi biran önce odasından çıkartmak istemesine sebep olacaktır. Bazen önemli olan sorulara ne cevap verdiğiniz değil, soruyu nasıl karşıladığınızdır.

İnsanlar, kendileriyle uyumlu çalışacak, açık olan pozisyonu tutkuyla dolduracak yetenekli bireylerle çalışmayı tercih ederler. İş görüşmeleri kendi fikirlerinizi kabul ettirmeye çalıştığınız değil, başvurduğunuz iş için neden en iyi aday olduğunuzu anlatmanız içindir.

Bookmark and Share

Yetenekli İnsanlar, Her İşte Başarılıdırlar. Kendinize Güveniniz Tam Olsun!

iş görüşmesi, iş arama 2 Comments »

İş başvurularında güçlü taraf her zaman sizi işe alacak olan taraftır.

Bu gerçek, sizin iş görüşmeniz sırasında diplomatik davranıyor olmanızı gerekli kılıyor. Geçen hafta uluslararası bir şirkette görev yapan zeki bir dostumun, Türkiye’nin en saygın lokal şirketlerinden birinden iş teklifi aldığını öğrendim. Sohbet ederken, iş başvuru süreci sırasında başvurduğu şirketlerden birinde ilginç bir görüşmesinin olduğundan bahsetti. Şöyle anlattı:

Direktör beni odasına davet ettiğinde, gayet nazik bir şekilde tokalaştık. Küçük bir sohbetin arkasından pozisyon ile ilgili konulara geçtik. Fakat karşımdaki yönetici ile kimyamızın tutmadığını farkettim. Frekansımız gerçekten uyuşmuyordu. İş güzel bir işti. Şirket’de çok iyiydi. Ama anlaşamadığım bir yönetici ile çalışmak hiç de bana göre değildi. Dolayısıyla mülakatın sonunda “Bu işin bana göre olmadığını düşünüyorum.” dedim. Doğal olarak o da bana “Ben de bu pozisyon için uygun olmadığını düşünüyorum” dedi.

Yukarıda ki örnek, özgüvenin ve ne istediğini biliyor olmanın göstergesi. İş bulmanın zor olduğu ortamlarda ve şartlarda bu şekilde davranmak elbet kolay değil, ama eğer halihazırda bir şirkette çalışıyorsanız ve iş arıyorsanız, yanlış seçimler yapmayı önleyebilirsiniz.

Türkiye’de hala birçok kişi “işe alan benim, iş arayan sensin. Senin gibisini bulmam kolay” endamıyla hareket ediyor olabilir. Birkaç ay önce sohbet ettiğim bir insan kaynakları uzmanı “şirketler kendilerini adaylara anlatmak zorunda değil, özellikle isim yapmış bir şirketse.” dediğinde 40’lı yaşlarının ortasında olan bu kişinin dünyanın döngüsünden bir haber olduğunu düşünmeden edemedim. Şirketlere herhangi bir çalışan bulmak her zaman kolaydır, ama yetenekli ve başarılı insanların seçim kriterleri farklıdır. Bu yüzden de şirketler “yetenekli” olan elemanlarını elinden kaçırmak istemez.

Eğer kendinizden, yeteneklerinizden ve başarılarınızdan eminseniz, değerinizi bilin! Yetenekli, bilgili ve başarılı insanların seçenekleri her zaman vardır. İş başvurusunda bulunan birçokları var ama aralarında elle tutulur “çok az” insan mevcut. Neden mi? Başarılı şirketlerin ilanlarına bir bakın. Aylarca ilanlar açık duruyor. Doğru insanı bulmak kolay değil, çünkü onlar zaten birşekilde birileri tarafından kapılmış olurlar…

Bookmark and Share

İşe Almada Ayrımcılık Var Diyorsanız

iş görüşmesi, iş arama, yönetim, kariyer 4 Comments »

Haklısınız. 

Dünyanın her yerinde bu böyle. 

Türkiye ise bu konuda muhteşem noktalarda! 

İki seçeneğiniz var. Kendinize güveniyorsanız, ayrımcı bulduğunuz iş ilanlarına başvurmayın. Yani yaş, görünüş, kadın erkek tercihli ilanlara başvurmayın. Bu tip ilanlar bir şirketin yapısı, kurumsallığı ve kurum kültürü hakkında çok şeyi ele verir. Size uymuyorsa, başvurmayın.  Bu davranışınızın çok büyük bir avantajı var. Şirketlere iş arayanlar olarak ‘senin bu kültürünü reddediyorum’ diyorsunuz. Başarılı şirketler müşterilerini dinleyen şirketlerdir. Ama müşterinin hareket etmediği noktada değişim mümkün değildir! 

İkinci seçenek bu ayrımcılığın olduğunu kabul etmek ve bu bilinçle iş aramaya devam etmek. Burada yapacak bir şeyinizin olmadığını kabul ediyorsunuz demektir. Bu önemli bir başlangıç. Size gücün karşı tarafta olduğunu hatırlatır; ‘gıcık olduğunuz halde’ iş başvurusu yaptıysanız seçimi sizin yaptığınızı gösterir. Dolayısıyla kabullenmekten başka seçiminiz bu noktada yoktur. Önemli olan ayrımcılık olup olmadığına kafanızı takmadan iş için en doğru insan olduğunuzu anlatabilmektir. 

Zor olan da budur. 

Capital dergisi bu sayısında Jack Welch ‘Ayrımcılığı Aşmak Kolay mı?’ başlıklı bir yazı vermiş. Üstelik Amerika gibi ayrımcılığın çok daha medeni düzeylerde olduğuna inandığımız bir ülkenin en başarılı yöneticisi şöyle diyor: ‘Deneyimlerimize göre, eğer prestijli bir üniversiteden mezun değilseniz ve beyaz ırktan biri değilseniz ciddiye alınma ve yükselme şansınızın olduğunu söylememiz zor. Ne yazık ki deneyimlerimize göre bu mümkün ama çok çok zor.’ Durumu anlamanız açısından faydalı olduğuna inandığım için söylediklerini aynen aktarıyorum:  Toplumda hala çok köklü önyargılar var. Pek çok şirket de bunun yansıması olarak ‘geleneksel şirket normlarına uygun’ kişilere daha fazla kariyer avantajı sağlamayı sürdürüyor.Afrikalı asıllı Amerikalı bir üst düzey yöneticinin söylediği gibi ‘İşe almadan sorumlu yöneticiler yalnızca bir kendine benzerlik ekskliği nedeniyle bile huzursuz olabilir.Kendilerine benzer insanlarla ilişki kurmak isterler.’ Bu da sizi şirketler dünyasındaki kariyer rekabetinin dışına atmaz, ama geriden başlamanıza yol açar. Bu açığı kapatmanın bildiğimiz tek yolu açık ve önüne geçilmeyen bir yetkinlik göstermektir. Çünkü şirketler her şeyden çok kazanmayı ister.’

Bookmark and Share

İş Görüşmesi Tek Taraflı Bir Mülakat Değildir.

iş görüşmesi, iş arama, kariyer 10 Comments »

İş görüşmelerini hep şirketlerin adayları şeçecekleri ortamlarmış gibi düşünürüz.

Bir çok iş arayan aday için durum böyle. Bir çok işveren şirket için de durum böyle!

Ne istediğinizi bilmiyorsanız en azından ne istemediğinizi ögrenmeye çalışın.

Her iş yeri size uygun olmayabilir.

İş hayatımızın başlarında “işletme kültürü” dediğimiz şey anlamsızdır, çünkü yeterli sayıda iş tecrübemiz olmadığından aradaki farkı anlamakta güçlük çekeriz. Tecrübemiz arttıkça, kendimizi daha iyi tanımaya başladıkça ve bilinçlendikce işletme kültürünün de önemini kavramaya başlarız. Başarılı işlere imza atabilmemiz şirket kültürüne ne kadar uyumlu olduğumuzla da yakından ilgilidir.

[Burada bir parantez açarak İnsan Kaynakları olan şirketlerde işe alımdan sorumlu olan kişilerin kurum kültürünü iyi yansıtacak şekilde seçilmiş kişilerden oluşmasının ne kadar önemli olduğunu söylemek isterim. Genelde birçok adayın işe almadan sorumlu kişilerden şikayetçi olmasının ardında yatan bir gerçek vardır sanıyorum. Bu kişiler potansiyel adayları şirketinize çekmenizi sağlamanın yanı sıra, kurumsal imajınızı yükseltecek yada düşürecek bir etkiye de sahiptirler. ]

İş görüşmeleri şirketlerin adayları sorguladıkları ortamlar değil ayrıca adayların da şirketleri sorguladıkları ortamlardır.

Ben yeni gençliği çok seviyorum! Her teklif edilen işe atlamıyorlar. Soruyor, sorguluyorlar. “Benim için bu projede çalışmak harika ama proje sonunda pozisyona ne olacağı belli değil.” deme cesaretini gösterebiliyorlar.

Kendinizden emin olmanız ve işe alımların tek taraflı olmadığını hissettirmenizin toplumsal bir faydası da var! Şirketleri daha “müşteri odaklı” çalışmaya zorluyor olmamız.

“İşveren benim. İşine gelirse.” devri bir grup insan için her zaman geçerli olacaktır elbet. Şunu bilinki “iyi ve kalifiye eleman bulmak” her zaman zordur ve şirketler bu kişileri kaybetmek istemezler. Her ne kadar güçlü olan taraf işveren olsa da eğer alanınızda iyiyseniz, sizin de güçlü olduğunuzu görürler. Elbette iş teklifi etme noktasına kadar bunu size belli etmeyeceklerdir. Sizin ise böyle bir görüntü verme şansınızın pek olmadığını hatırlamanızda fayda var.

İş görüşmelerinizde şirkete pozisyon, işin tanımı, şirket kültürü ve aklınıza takılan tüm soruları yönlendirmekten çekinmeyin. Unutmayın, mülakat çift taraflı. Onlar sizi değerlendirirken, siz de onları değerlendiriyor olacaksınız. İşi ve işvereni beğenmeseniz bile diplomasiyi elden bırakmayın. İstediğiniz bir şirketten iş teklifi gelmesi hoştur ama istemediğiniz bir şirketten de iş teklifi geliyor olmasında zarar yoktur.

Soru sormanız hem sizi mülakatçı gözünde ilgili yapacaktır hemde sizin şirket ve iş hakkında daha iyi bilgi elde etmenizi sağlayacaktır. Bu hakkınızı kullanın.

Bazı kariyer uzmanlarının aksine benim tavsiye ettiğim bir konu da sormak istediğiniz soruları mülakatın sonuna bırakmamanız.

Oyun karşınızdaki kişiyi etkileme oyunuysa nelerden etkileneceklerini ögrenmeniz gerekiyor. (evet, öyle. Karşınızda duran mülakatçının sizden hoşlanıyor olması gerekiyor, aksi takdirde sadece zeki olmanız işi kapmanıza yetmiyor. Birçok araştırma işe alacak yöneticilerin kendileriyle çalışmaktan hoşlanacakları kişileri işe almayı tercih ettiklerini ortaya koyuyor. Özellikle Harvard profesörlerinden Tiziano Casciaro tarafından yapılan çalışmalar ve “Competent jerks, lovable fools and the formation of social networks” isimli makale bunu ortaya koyuyor. Alanınızda ne kadar iyi olursanız olun eğer işe alacak yönetici sizinle anlaşamayacağı algısına kapılır yada sizi kendisine tehdit edecek nitelikte başarılı görürse iş teklifi almanız çok zor. )

Mülakatın sonuna bıraktığınız her soru kaçırdığınız fırsat olabileceği gibi mülakat sırasında oluşmuş olan algıları silmeniz yada yenilemeye çalışmanız da faydasız olabilir.

Bookmark and Share

İş Görüşmeniz Öğle Yemeğinde Devam Ediyorsa

iş görüşmesi, yönetim 4 Comments »

Bazı iş görüşmeleri, özellikle üst düzey ve önemli pozisyonlar için, öğle yemeğinde devam edebilir. Bu iş görüşmesi yemeğine birlikte çalışacağınız diğer departmanlardan kişiler de katılıyor olur.

Bu yemeklerde aklınızda tutmanız gereken 3 kural:

1-Menüden yemek seçiminizi hızlı yapın. Ilk defa gittiğiniz bir yer de olsa, menu içerisinde gözünüze tanıdık gelen ilk yemeği gözünüze kestirin. Seçeceğiniz yemeğin menüdeki en pahalı yada en ucuz yemek olmamasına özen gösterin. Hızlı seçiminiz, hızlı karar verebildiğinizi gösterir. Sarımsaklı, soğanlı yemeklerı ısmarlamaktan kaçınmanızı söylememe gerek yok sanırım!

2- Amaç öğle yemeğinizi yemek değildir. Masada sizin için önemli olan gelecekte birlikte çalışacağınız kişilerle iyi bir diyalog kurabilmektir. Dolayısıyla insanların size soru sormasını beklemeyin. Siz sohbeti açın. Meraklı olun. Dünyada meraksız birçok insan var. Meraklı olduğunu düşünen ama merakı sadece çok limitli bir konuya yönelik olan bir çok insanla dolu hayat. Siz farklı olduğunuzu gösterin.

Yemek ortamı “sosyal” ortamıdır. Dolayısıyla iş konularına hızlıca dalmaktansa, kişileri tanımak için vaktinizi kullanın. Aynı zamanda kendinizi de anlatmayı ihmal etmeyin. Konuşmanız önemli ama daha da önemlisi masadaki insanları konuşturup, kendilerini iyi hissetmelerini sağlamanız, yemek arkasından insanların hakkınızda olumlu bir izlenime sahip olmasını sağlayacaktır.

Masadaki insanlardan hoşlanmadıysanız yada böyle bir grupla çalışmayı düşünmediğinizi anlasanız bile diplomasiyi elden bırakmayın. Ileride hayatın önünüze ne çıkartacağı hiç belli olmaz.

3-Sofra adabını bilmek. Peçetenizi kullanmayı unutmayın. (Bacaklarınızın üzerinde olacak şekilde) Yemeğiniz bittiğinde peçetenizi tabağınızın yanına koyun.

Misafir siz olduğunuz için, siz ne ısmarlarsanız şirket yetkilileri de sizi takip edecektir. Bunu aklınızda tutun. Kahve isterseniz, uyum sağlayacaklardır. Tatlı yada meyva ısmarlarsanız, onlarda sizi takip edeceklerdir.

Cep telefonunuzu mutlaka ya kapatın yada sessize alın. Birçok insan cep telefonunun çalmasından rahatsız olabiliyor. İş görüşmesinde olan kişi de siz olduğunuzdan, insanların canını boş yere sıkmaya gerek yok.

Çatal bıçak tutmayı iyi öğrenin. (Genelde Türkler bu konuda bilgililer ama yinede söylemekte fayda var.) Ekmek yerken büyük lokmalar değil, küçük lokmalar kullanmayı unutmayın. Ağzınızı doldurmadan küçük yemeye özen gösterin.

Yemek arkasında “ben ödiyim” yapmayın! Siz yemeğe davet edilen tarafsınız.

Yemek bittiğinde bu güzel sohbet ve yemek için teşekkür edin. En önemlisi gülümseyin!

Bookmark and Share

İş Görüşmesinde Sorulan Sorulara Nasıl Cevap Vermeli?

iş görüşmesi 1 Comment »

Ekteki video şirket yöneticilerinin ne tip sorular sorduğunu ve cevaplarınızı nasıl şekillendirmeniz gerektiğini çok güzel bir şekilde anlatmış. 8.30 dakikalık bir video. Izleyin.

Bookmark and Share

Kariyerinizin 5 Yıl İçinde Hangi Noktada Olmasını Planlıyorsunuz?

iş görüşmesi 1 Comment »

İş görüşmelerinin tipik sorusudur.

Bizlerde plan yapmaya şartlanmışız zaten.

Okulda plan yapıyoruz. Iş yerinde herşeyimiz planlı, zamanlı.

E, kariyerimizi de 5 yıl içinde nasıl şekillendirebileceğimizi tahmin ediyor olmamız gerekiyor değil mi? Araştırmalar, geleceği tahmin etmekte hiç de başarılı olmadığımızı kanıtlıyor oysa ki. O yüzden de kariyer planlaması denen şey aslında zaman kaybından başka birşey değil.

Yine de, bu oyunu oynamak zorunda olduğunuzu unutmayın. Bir plan yapıp bu hedefinizi sorulduğunda söylemekten çekinmeyin. Planınız büyük olasılıkla başka bir yola sapacak olsa da…

University College London MSc Research Methods öğrencilerinden Jeremy Dean’in konuyla ilgili yazısı ilginizi çekecekdir.

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Login