resim
Ana Sayfaya Dön


‘Iş görüşmesi’ kategorisi için Arşiv

Referans Meselesi De Neyin Nesi?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Iş arama, Iş görüşmesi
14 Jun 2011

Hakkınızda sürekli kötü şeyler söyleyecek olan kimselerle bir arada bulunmak ister misiniz?

“Normal” şartlar altında bu sorunun cevabının hayır olması beklenir.

İşe alımlarda referans aranır. Hatta bazı şirketler sadece referans yoluyla gelenleri tercih ederler.  En az bir kişi varsa hakkınızda iyi konuşacak, iş ilişkileri kurmakta fena olmadığınız düşünülür.

Referans hangi noktada verilmelidir öyleyse?

CV’lerin içine referanslarınızı yazmak anlamsızdır. Anlamsız birşeyi ısrarla neden yaparız? Bir sebebi, başkaları yapıyor diye. Diğer bir sebebi, referansım var demek için. Oysa, CV’inizde ki referanslar size iş görüştürmesi kaptırmaz. CV’inizin içeriği ve ne kadar kuvvetli olduğu önemlidir. Kuvvetli referanslarınız varsa ve onlar vasıtasıyla görüşme kapmayı ümid ediyorsanız, o zaman direk referanslarınıza bu isteği bildirmeniz daha mantıklı. Bunu yapmıyorsanız, CV’de referans sadece gereksiz yer kaplar. CV’nin tek bir amacı vardır. O da “beni iş görüşmesine çağırmak için can atın” demektir.

Devamı >>

Hangi İşe Uygun Olduğunuzu Kişilik Testleri Belirleyemez. Rahat Bir Nefes Alın.

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Iş arama, Iş görüşmesi, Psikoloji
13 Jun 2011

Şirketlerin işe alım süreçleri sizi deli ediyorsa, okuyun.

Türkiye’nin son modası kişilik testleri. Biliyorsunuz. “In” olmak isteyen şirketler “kişilik testi yapıp en doğru adayı seçiyoruz” diyerek pıtırcık gibi açıyor.

Bir kaç saatinizi bu testleri almak için veriyorsunuz, ardından da sonuçlarınızı öğrenmeniz malesef mümkün olmuyor. Şimdi, bir şirketin yöneticisi hiç tanımadığı bir adayın çok özel olarak niteleyebileceğimiz “kişisel özelliklerine” pervasızca sahip olurken, sonuçları adayla paylaşmayı aklından bile geçirmiyor. Aday da zannediyor ki işe alınamama sebebi kişiliğinin “uygun” olmaması.

Kişilik Testi aldırmadan işe almayı kabul etmeyen şirketlerin, test yaptırmaya mecbur tuttuğu adaylarla test sonuçlarını paylaşması etik bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu alamayan şirketlerin ve yönetimlerin bilinçli hareket etmediğini ve insana saygıda kusur ettiğini varsayabiliriz. Bir tek hareket bu varsayımı yaptırabilir mi diye soruyorsanız. Evet. Bir şirketin hangi anlayışa sahip olduğu, nasıl bir kültürden çalışanları tercih ettiği uygulamalarıyla ölçülür. Sürecin başında yapılan hatalar, sürecin içinin de sorunlu olduğuna işaret eder. Yani balık baştan kokar.

Devamı >>

Teklif Kaptıran İş Görüşmeleri Nasıl Yapılır?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Iş görüşmesi
10 Jun 2011

Teknik öğrenmenin faydası çoktur. Teknik beceri kazanmanınsa en iyi üç yolu vardır:

(1)   Süper bir gözlem yeteneği
(2)   Çok okumak
(3)   Denemekten çekinmemek

Iş görüşmelerinde teknikten daha önemli olan insanın kimyasının uyuşmasıdır. Kimyanızın tutmasıysa malesef teknikle pek de ilgili değildir.

İş görüşmelerine sık gidiyorsanız, bu harika bir haber. Sık görüşme yapmak insana deneyim kazandırır. Farklı tarzlara sahip bir dolu yöneticiyle konuşuyor olmak hem nasıl sorularla karşı karşıya kalabileceğinizi gösterir hem de bu sorulara verdiğiniz cevapları değerlendirebilmenize ve mükemmele yaklaştırmanıza neden olur.

İş görüşmesine sık gidip bir türlü iş teklifi alamamaksa, hafif sıkar. Hatta moral ve motivasyonunuzu bile yıkabilir. Eğer ne istediğinizi biliyorsanız, hangi işi ve işyerini seçmek istediğinizi bildiğinizden görüşmelerden güçlü çıkarsınız. Istediğiniz gibi bir görüşme olmasa bile.

Harvard’ın araştırmalarında iş görüşmelerine gidenlerin çoğunun bir “sınava” girdiği edasıyla hareket ettiği bulunmuş. Yani, “sınava gir, ne kadar çok doğru cevap verirsen kazanırsın” mantığıyla görüşme yapıyormuş adaylar. Bir diğer grup da şirketlerin sorulara nasıl cevap vermelerini isteyebileceklerine odaklandıklarından konuya uyumlu cevapları vermek için çaba harcıyormuş. Bunu yazmak istedim çünkü bakın kariyer tavsiyelerine, her danışman kedi gibi bu tavsiyeleri sunar sizlere. Demek ki neymiş, her duyduğunuza her öneri verene hemen inanmayacaksınız. Mümkünse kendi araştırmanızı yapıp, kendi muhakemenizi kullanmayı da arada bir deneyeceksiniz.

İş görüşmesini iş teklifine döndürmek için 2 temel şeyi yapmanız gerek:

Devamı >>

Iş Görüşmeleri, Ne Aradığımızı Bulmamıza Yardım Eden Tecrübelerdir.

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Iş görüşmesi
11 Apr 2011

Cemal Avcu, Selçuk Üniversitesi mezunlarından. Iş görüşmelerinde yaşadıklarını kariyeryolculugu.com için paylaşıyor.

Cemal Avcu: Daha çiçeği burnunda yeni mezunlardan biriyim. Mezuniyetimin üzerinden 40 gün bile geçmedi ama iş arama ve mülakatlar esnasında bir çok enteresan olayı yaşamış olmanın haklı gururunu yaşıyorum.

Şu ana kadar kariyer sitelerinden 200’ün üzerinde başvuru yaptım. Ek olarak şirketlerin info@ ve hr@ emaillerine gönderdiğim yüzlerce CV var. 18 şirketten geri dönüş aldım. 7’sini mülakatta ben eledim, 6’sını daha gitmeden yaptığım ön araştırma sonucu eledim. 4 şirkette beni eledi. Şu anda yeni bir şirket ile 2. mülakata oturmak için bekliyorum.

Elendiğim mülakatlardan birinde yaşadığım ilginç bir sohbetimi sizlerle de paylaşmak isterim.

En geç 4 gün içinde ilgili pozisyon hakkında dönüleceği belirtilerek görüşmeden çıkmıştım. Nitekim dönüldü de.
Ancak şirkete neden elendiğimi sorduğumda insan kaynakları uzmanı ile aramızda ki telefon diyaloğu şöyle oldu:

Devamı >>

Işverenler Ne Aradığını Biliyor Mu?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Iş arama, Iş görüşmesi, Kariyer, Yönetim
26 Mar 2011

Yaklaşık 10 yıldır, profesyonellere ve öğrencilere iş görüşmesi koçluğu veriyorum. Bu süreç içerisinde danışanların deneyimlerinde çok net bir durum söz konusuydu. İş görüşmesi yapan yöneticilerin kendini “güçlü” ve görüşmeye çağırdıkları kişileri de güçsüz taraf olarak konumlandırmayı tercih ediyor olmaları ve kullandıkları amatör görüşme tekniklerinde bir nevi “ben üstünüm sen değilsin” anlayışının hakim olduğunu ortaya koyuyordu. Bu tutum iş arayanı iş arıyor olmasından dolayı daha az değerli görme eğilimini de beraberinde getiriyordu.

Özellikle yeni mezunlar ya da 2-8 yıl iş deneyimine sahip olanlar iş görüşmeleri arkasından sudan çıkmış balığa dönüyorlar. İşverenlerin yeni mezunlardan dünyaları bekliyor olması, karşı tarafı değersizleştirmesi bu yöneticilerin yönetici özelliklerinde çok ciddi sorunlar olduğunu göstermekte. Gençlerin iş dünyasında ve hayatta öğrenmeleri gereken şeylerin olduğu kesindir, çünkü hepimiz öğrenerek ve zamanla bir yerlere geliyoruz. Karşısında ki insana önce insan olduğu için değer gösteremeyen bir yönetici, kanımca profesyonelliğin temelini ıskalamıştır. Umuyorum, bu tür şirketlere boyun eğmemeyi öğrenen ve bu tür şirketleri tercih etmeme cesaretini gösterenlerin sayısı giderek artar. Değişim istiyorsanız, tercihlerinizi ona göre yapmayı öğrenmelisiniz.

Bugün sizleri Serkan Yasin isimli kariyeryolculugu.com okurunun bir makalesiyle başbaşa bırakmak istiyorum. Serkan bizimle iş görüşmeleriyle ilgili deneyimlerini paylaşıyor.

“Işverenler Ne Aradığını Biliyor Mu? (Serkan Yasin)

Hemen hemen birçok sektörde işsizlik var. Fakat bunun en yoğun görüldüğü alanlardan biri de iletişim sektörü. Peki ilanlarda aranan şartlar sizce akla yatkın mı?

Birçok iş deneyimim oldu. 26 yaşındayım. Fakat Türkiye’deki iş ilanlarını görünce geleceğe ait korkularım artmaya başlıyor. Sadece iletişim alanına ait ilanlarda sorun yok, genel anlamda tüm iş ilanlarında sorun var. Birçok iş ilanında şuna rastlıyoruz:

…Lisans mezunu, 5 yıl deneyime sahip, Erkek ise askerliğini tamamlamış, 27 yaşını aşmamış, Çok iyi derecede her programı kullanabilen, Herşeye sahip…

Bu nasıl oluyor anlamak mümkün değil. Bu ülkede üniversite bitirme yaşı nedir? Nereden 27 yaşını aşmıyorsunuz ve 5 yıl deneyiminiz oluyor?

Bunlar çoğumuzun sorduğu sorular.

Bir de işin deneyim boyutu ilginç. İş en iyi iş yerinde öğrenilir. Doğal olarak gittiğiniz iş yerinde bazı prosedürlerin öğretilmesi gerekir. Herkes deneyim bekliyor fakat kimse işe alıp öğretmiyor. Bu nasıl olacak?

Tabii ki birey kendini geliştirecek. Fakat merak ediyorum şu an meşhur bir çok gazeteci, tv programcısı, halka ilişkiler ve reklam uzmanı, yönetmen, oyuncu, senarist vb.. zamanında kimse bunların elinden tutmadı mı? Tek başlarına mı geldiler bu yerlere? Hiç sanmıyorum. Peki bu deneyim yüzünden birçok insanı elemek niye?

Ülkemizdeki iletişim fakülteleri pratik eğitim mi verdi 4 yıl boyunca? Kim nerede bu deneyimi kazanacak?

Ben de fakültemde okul gazetesinde çalışmıştım ama piyasada işler farklı dönüyor. İşe girmeden iş falan öğrenilmez. Ufak yerlerde çalışıyorsunuz bu deneyim oluyor fakat  büyük yerler bunu deneyimden saymıyor. Yaşınız ilerledikçe para kazanmak istiyorsunuz , yuva kurma hayaliniz var kısacası çalıştığınızın karşılığında para biriktirme amacınız var. Buna izin veren yok.

Katılmayabilirsiniz fakat emekliliğin 65 yaş olduğu bir ülkede siz insanın hayatını 27, 30 yaşında nasıl bitirirsiniz, anlam veremiyorum.” Serkan Yasin

Tüm şirketlerin yöneticileri ve özellikle Insan Kaynakları alanında çalışanların düşünmesi gereken konular bunlar. Kurum itibarını yaratmanın kurumsal iletişim departmanının işi olduğunu düşünen her yöneticiye Salim Kadıbeşegil’in “Itibar Yönetimi” isimli kitabını okumasını öneririm.

Devamı >>

Öğrencilerin “Tecrübe” Dilemasına Çareler

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Eğitim, Iletişim, Iş arama, Iş görüşmesi, Network, Staj, Üniversite
23 Feb 2011

Insanlar doğaları gereği yardımseverdir.

Yine doğamız gereği bildiğimizi paylaşmayı, fikirlerimizi ve tecrübelerimizi bizlerden genç olan arkadaşlara aktarmayı severiz.  Yani, insanın özü güzeldir.

Inanın.

Bunu niye söylüyorum?

Tanıdığınız kişilerden yardım istemekten çekinmemenizi önerdiğim için söylüyorum. Herkesin mutlaka iş dünyasında bir tanıdığı vardır. Ya da tanıdığının tanıdığı vardır. Bu kişileri bulup, onlarla temasa geçmeniz, istediğiniz iş ya da staj konusunda nasıl bir yardımları olabileceğini sormanız avantajlıdır. Beklentiniz bu kişilerin size iş bulması değil de verecekleri önerilere kulak vermek olduğunda göreceksiniz ki tek başınıza işin içinden çıkamadığınız konularda bir dolu fikir sahibi olmuşsunuz. Fikir sahibi olmak, bilgi sahibi olmaya dönüştüğünde size hareket etme gücü sağlar. Hareket etmek de hedefinize ulaşmak için aldığınız yolları derinleştirir.

Günümüzde internet teknolojileri sayesinde bir çok kişiye ulaşmak da zaten çok mümkün.

Yani şunu hatırlayın: insanların doğası iyidir. Yardım isteyin, söylediklerine kulak verin. Her zaman istediğinizi alamayabilirsiniz, ama aldığınız mesaj size bir bilgi kazandırır, bir sonra ki hareketinize temel teşkil eder.

Diplomasi Sadece Diplomatların Kullandığı bir Teknik Değildir.

Herşeyde olduğu gibi yardım istemenin de bir uslubu vardır. Nazik olmak ve nezaket sadece iş dünyasının değil ama sosyal hayatın da yardımcılarından. Diplomasi ise ister yazılı yazışmalarınız olsun ister sözlü söylemleriniz olsun, mümkün olduğunca karşı tarafa saygıyla hareket edebilmenin yöntemidir. Bunu öğrenmenin bir diğer yolu da farklı ortamlara girip, iletişim tarzlarını ve davranışlarını gözlemlemektir. Iyi bir gözlemci olmak, nerde nasıl hareket etmeniz gerektiği konusunda size yol gösterir.

Basit bir örnek vermek isterim: Bir profesyonelden yardım istediğinizde, email ile CV’nizi yollayıp, içine bir iki satır mesaj yazmamazlık etmeyin. Yazdığınız mesajın dili ve uslubu da doğru olmalı ve yardım istediğiniz kişiyi onore etmeli. Boş bir email ile CV yollayanların sayısı öyle çok ki, böylesi temel bir hata üniversite eğitiminizin size hiç bir şey kazandıramadığını dahi karşı tarafa düşündürttürebilir. Bunun yanısıra “neden kimse cevap vermiyor” diye düşünüyorsanız, bir sebebi de bu olabilir.

CV’nizi bir profesyonele hazırlatın

CV hazırlamanın çeşitli faydaları var. Bunun ilki, yazarken ne istediğinizi gözden geçiriyor olmanız, kendinizi nasıl anlatmak istediğinizi farketmeniz ve iş görüşmesine hazırlanıyor olmanız. Aynı zamanda, yazmak ifade etme yeteneği gerektirir ve genelde kendi yeteneklerimizi anlatmak zordur. Pratik ister. Doğru bildiğiniz yanlışları yapmanızı engeller. Bu alanda yapacağınız yatırım, size değer katar.

Proje üretmek, hareket alanınızı genişletir.

Elinizde bir proje varsa, şirketlerle irtibata geçmeniz bir nebze daha kolaylaşabilir. Yöneticilerin eline her gün bir dolu proje teklifi geliyor, bu da projenizi yollayıp destek beklemenizin pek de sonuç verebileceğini göstermiyor. Proje sahibi olmak, size konuşma konusu verir. Motivasyonunuz, çalışmalarınız ve özellikleriniz hakkında konuşurken, hem kendinizi tanıtırsınız, hem de karşınızda ki kişiyi daha iyi tanırsınız. Yani bir projeye sahip olmak, sizi karşınızda ki kişiye yakınlaştırmak için bir araç olur.

Buna en güzel örnek, bağımsız bir girişim olan FikirSizler topluluğu. Farklı üniversitelerden gençlerin bir araya gelip, fikirlerini birleştirip, şirket kuruyor olmaları buna en güzel örnek. Işte bu toplulukla yaptığımız toplantıdan hoş bir kare.

Bu tür sohbetlerinizin sayısını artırdıkça, imkanlarınızın sayısı da artar…

Devamı >>

Hayattaki Tercihlerimizden Utanmamak Için

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Eğitim, Iş görüşmesi
02 Aug 2009

Türkiye’de hala hangi üniversiteden mezun olduğunuz önemli olabiliyor. Öyleki liseyi bitireli 20 sene olmuş insanlara dahi “hangi liseden mezun oldunuz?” tarzı gereksiz bir soruyu sormayı tercih eden yurt dışında okumuş büyüklerimiz mevcut.

Liseyi bitireli 20 yıl olmuş birine hangi liseden mezun olduğunu sorup “eğitim ve zeka” seviyesini algılamaya çalışan zihniyetleri anlamak gereksiz. Mezuniyetten sonra 20 yılı nasıl değerlendirdiğiniz ve bugün ne noktaya geldiğiniz daha önemli elbette. Ondan da önemlisi kişinin “yetenekleri, merakı, azmi ve heyecanı” nasıl onu farkedebilmeliyiz. Lafta kalıyor çoğunlukla farkındasınız.

Tabii bu tarz yöneticilerin niye böyle olduklarını düşünmeniz pek bir şey elde etmenizi sağlamıyor. Onları değiştirmeye çalışmanızsa yanlış yere enerjinizi kanalize etmeniz demek. Zira, onları değiştirmek güç. Bana gelen tonlarca email var, bu tip garip bulduğunuz ve çekindiğiniz sorularla nasıl başa çıkabiliriz diyen…Işte buyrun:

Takmayın.

Sorularına cevap verin.

Hangi liseden mezunsun?

Söyleyin. Rahatlıkla.

Hangi üniversitede okudun.

Söyleyin. Rahatlıkla.

Bu arada her konuya da boyun eğmek zorunda değilsiniz. Eğer çok tutucu bir şehirde çalışıyorsanız, oranın kurallarına göre oynamanız gerekebilir. Ama Istanbul gibi bir şehirde, sizle ilgili sorulardan önce “yaşınızı, eşinizin eğitim ve iş durumunu, kardeşlerinizin olup olmadığını, çocuk isteyip istemediğinizi” ögrenmeye çalışan biriyle karşılaşırsanız ve bu durum size ters ise, gereken cevabı vermekten de kaçınmayın.

“Burası Amerika değil. Bu sorulara bu ülkede cevap vermelisiniz” diyenleri de takmayın. Gerçekten yetenekleriniz pek azsa, kariyer derdiniz yoksa, her denene boyun eğmeyi tercih eden bir yapınız varsa, o zaman zaten böyle bir soru sormaya gerek yok. Boyun eğin gitsin. Bir de durumu değerlendirmeyi ögrenmek gerek. Soruları adabıyla, profesyonelce sormayı bilenle bilmeyeni ayırt edebilmek de bir yetenekdir.

Hepimiz motivasyonumuzu yükselten yazıları ve kitapları okumayı seviyoruz. Değil mi?

“Ya, bak görüyor musun? Ne güzel söylemiş

Sonra evimize gidip, okuduğumuz yazıları unutup, günün şartları ne diyorsa onları yapıyoruz.

Üzgünüm ama biraz cesaretli olamazsak, hayatımızla ilgili değişimi de gerçekleştiremiyoruz.

Türkiye’de bir grup insan için ne bildiğinden çok nerede okuduğun önemliyse, varsın olsun. Siz ne okumak istiyorsanız onu okuyun.

Hayatta kendi istek ve hedefleriniz yönünde hareket ederseniz, size yönlendirilen her soruya rahatlıkla gereken cevabı verirsiniz. Neden mi? Çünkü gücünüzü üniversitenin isminden değil, kendinizden alırsınız da ondan. 

Cesaretli günler diliyorum!

Devamı >>

Üst Düzey Yöneticiler İş Arıyor

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Hedefe Koşanlar, Iş arama, Iş görüşmesi
01 Jul 2009

Sedat bey 14 yıldır aynı firmada İş Geliştirme Direktörü olarak çalışıyor. Başarılı, şirket içerisinde sevilen, saygın, performansı yüksek bir yönetici. Yıllar içerisinde bir iki ödül de almış. Başarısını taçlandıran bir dolu konu var iş hayatında.

Pelin hanım, 20 yıllık bir iş tecrübesine sahip. Şimdiye kadar iki şirket değiştirmiş. İşine ve çalışğı şirketlere bağlı olmakla bugüne kadar gurur duymuş bir yönetici. Başarılı, etkin, tuttuğunu koparan, alkış toplamaya alışkın bir kişi.

Bir gün bir bakıyorsunuz, ekonomiler tersine dönmüş, şirketler yeniden yapılanmaya gitmiş. Durum böyle olunca, şirket yönetimleri Sedat bey ve Pelin hanım gibi başarılı, işinde etkin ve üretken yöneticilerle yollarını ayırmaya karar verebiliyor. Türkiye’de dahil dünyanın her yerinde epeydir böyle bir durum söz konusu.

İş tecrübeniz ve yetkinliğiniz arttıkça aslında işler biraz daha zorlaşıyor. Üst düzey pozisyonların sayısı da diğer seviyelere göre her zaman daha kısıtlı olduğundan, az sayıda pozisyon için yarışan bir dolu üst düzey yönetici ortaya çıkmaya başlıyor. Diyebilirsiniz ki bu kişilerin networkleri zaten kuvvetlidir, iş bulmaları çok rahat ve hızlı olur. Durum hiç de öyle değil. Kısıtlı sayıda pozisyon için alabileceğiniz tek bir kişi var ve en iyisi olmanız gerekiyor. Zor olan, yıllarca, üst üste başarılar elde etmiş, performansı kanıtlanmış olan yöneticiler bir anda kendilerini tekrardan ‘ispat etmek’ ve ‘kanıtlamak’ zorunda kalması.

İş görüşmesi yapmaya alışık olmayan, sürekli işe alan pozisyonunda olan bu üst düzey yöneticiler yeni bir iş bulmak için nereden başlayacaklarında bocalayabiliyor. Networklerini haberdar etseler de, iş görüşmesi konusunda pratikleri olmadığından, görüşmelerde başarısız oluyorlar. Birkaç olumsuz görüşme arkasından da ümitsizlik baş göstermeye başlıyor.

Üst düzey yöneticilerin iş arama süreçlerinde başarısız olmasının iki temel sebebi var:

  • ilki sürekli başarılı olmaya alışş yöneticilerin kendilerini tekrardan karşısındaki kişilere ispat etme zorunluluğu, tecrübeli üst düzey yöneticiye ağır gelebiliyor. Duygusal boyutta bu değişime hazır olmadan yapılan iş görüşmeleri hüsranla sonuçlanıyor.
  • İkincisi, yöneticilerin bulundukları pozisyonda ya da şirkette elde ettikleri rahatlığın büyüsüne kapılıyor olmaları. Bundan dolayı da kendi ortamları dışındaki fırsatları fark etmemeleri, fark etseler de değişim zor olacağından rahatlarını bozmamayı tercih etmeleri.

Peki, yeniden iş arama sürecine girmiş olan üst düzey yöneticiler iş bulma süreçlerini daha verimli tutmak için neler yapabilirler? Birkaç önerim şöyle:

1- Sorulan soruları kişisel algılamamak: Potansiyel işveren size soru sorduğu zaman hakkınızda her şeyi biliyor olmasını ya da ne kadar başarılı olduğunuzu bilmesi gerektiği düşüncesini kafanızdan atın. Size düşen, kendinizi ve yaptıklarınızı en iyi şekilde anlatmaya çalışmak. Bu da kolay değil, çünkü 20 yıl boyunca kendinizi anlatmak zorunda kalmadıysanız, birdenbire hayatınızı, kişiliğinizi ve çalışmalarınızı kısa ve net olarak açıklamanız için zamana ihtiyacınız olacaktır. Bu zamanı kendinize verin. Gerekiyorsa, bu alanda uzman bir kişiden profesyonel destek alın.

2- Ne fazla mütevazi ne de fazla övüngen olmak: Bazı üst düzey yöneticiler başarılarını öne çıkartmanın kendini fazla övmek olduğunu düşündüğünden, güçlü yanlarını göstermekte zorlanıyor. Bazıları da aşırı güven sergilediğinden, kan uyuşmazlığı yaşayabiliyor. Aradaki dengeyi bulmak sürekli pratik yapmaktan geçiyor. Maalesef, pratik yapmak da bu düzeydeki yöneticilere kimi zaman gereksiz bir çalışmaymış gibi geliyor. Oysa, kendi kendinize hızlı sesle yapacağınız bir iş görüşmesi pratiği, size tahmininizden fazla yardımcı olacaktır. Bu pratiklerde başarıyı getiren kendinizi anlatmakta hissedilir rahatlığı elde etmenizdir. Sizi tanıyan farklı bir iki profesyonel dosttan da sizi dinlemesini ve geri bildirim yapmasını rica ederseniz, konuşmanızda ve anlatımınızda göze çarpan konuları daha net yakalayabilirsiniz. Tanıdığınız, güvendiğiniz bu dostlarınızdan size iş arama sürecinizde mentorluk yapmaları iş görüşmelerinde kendinizi daha iyi yönetmenizi sağlar.

3- Tercih etmediğiniz şirketlerle ilk görüşmeleri yapmak: İlk birkaç iş görüşmenizi çalışmayı pek de tercih etmeyeceğiniz şirketlerle yapmanız size avantaj sağlar. Hem tecrübe edinmiş olursunuz, hem de kendinizi istediğiniz şirketler ve pozisyonların görüşmeleri için hazırlamış olusunuz.

4- Planlı hareket etmek hızdan daha önemli: Yeniden arayışa geçerken planlı adım atmak önemli. Her yere CV’nizi yollamaktansa, piyasada güven duyulan, itibar kazanmış 5-6 ‘executive recruitment’ şirketiyle çalışmayı denemeniz akıllıca olur. Bu şirketler hangileridir diye düşünüyorsanız, mutlaka çevrenizdeki profesyonellere sorun. Onların tavsiyelerine kulak verin.

5- Kitap Okumak: Üst düzey yöneticilerin iş arama sürecindeki zorlukları ve çözüm önerilerini anlatan kitaplar var. Bunları mutlaka okuyun. Kendinizi hazırlamanıza faydası olacak.

6- Korkuyu dizginlemek: Bazı yöneticiler yeni iş aramak zorunda olduklarının bilinmesinden hoşlanmıyorlar. Bu konuda genelde iki yöntemi denemeyi tercih edenler var. Size hangisi uyuyorsa onu kullanın. İlki, durumunuzdan kimseye bahsetmek zorunda değilsiniz. İstediğiniz kişilerle bu bilgiyi paylaşmakta serbestsiniz. İkinci yöntem, yeni iş arıyor olduğunuz konusunda ne kadar rahat hissederseniz, iş görüşmelerinizin o kadar kolay geçtiğini göreceksiniz. Bu zamanla kazanılabilecek bir rahatlık. Duygularınızı açmanız, hissettiklerinizle barışık olmanız, duygularınızı daha başarıyla yönlendirebilmenize imkan tanıyacaktır. Küçük adımlarla başlayarak ilerlemek korkularımızı unutmamıza, hedeflerimize odaklanmamıza yardımcı olur.

Son olarak kısa bir not iletmek isterim tüm profesyonellere: Her profesyonel kişi CV’sini yıl içerisinde belirli aralıklarla güncellemeli. İş değiştirme niyeti olmasa da, ara ara iş başvuruları yapıp, iş görüşmelerine gitmeli. Piyasayı koklamalı. Kim neler yapıyor, piyasada neler dönüyor öğrenmeli. İş görüşmelerinde adaydan neler bekleniyor, bu konuda kendi performansları nasıl test etmeli. Başarılı yöneticiler bilirler ki yetenekli çalışanlar her zaman fırsatları gören, arayan, fark eden ve kendi yönlerini çizmeyi tercih edenlerdir.

Devamı >>

Davranış Bozuklukları

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Iş arama, Iş görüşmesi, Yönetim
14 Jun 2009

Yalanlarla dolu bir CV hazırlamak hiç de akıl karı değil. Okumadığınız bir okuldan diploma almış gibi yapmak, çalışmadığınız şirketlerde çalışş gibi göstermek… Bunlar insanın kendisine zarar vermekten başka bir işe yaramaz. Adaylar bir dolu hatalar yapıyor olabilir, ama ya işverenlerin akıl almaz önyargılı hataları?

İşverenlerin, özellikle Insan Kaynakları bölümünde çalışanların ya da danışmanlık şirketlerinin de üzerlerine büyük sorumluluklar düşüyor. Özellikle işe alma işlemi deneyimsiz, tecrübesiz, yetkinliği olmayan kişilere bırakıldığında, danışmanlık şirketi sahibi olmak, iki test ve database’ini doldurmak için yapılan bir eylem olarak görüldüğünde işler karışıyor.

Vatan Bilgisayarın İK müdürü diyor ki adaylar “maaşlarını abartıyor”. Şirketler adaylara maaş bilgisi sorabilir ancak aday bu soruya cevap vermek zorunda değildir. Şirketler adaylara pozisyonlar için ayırdıkları maaş bütçesini söyler mi? Hayır, söylemez, çünkü pazarlıkta güç sahibi olmak ister. Sorma cesaretini gösterirseniz de zaten afallar, amatör tavırlar sergilerler. (Alanında profesyonel biriyseniz, bu tavrı göstermiyorsunuzdur). Öyleyse, adaylara “size muhtaç insanlar” gibi davranmayı bırakmak asıldır. Bunun çift taraflı bir seçim olduğunu farkedip, ona göre kendinizi yetiştirin. Eğer siz açıkça adaya bütçenizi söyleyemiyorsanız, adaydan da zorla bu bilgiyi talep etmeyin. Aldığınız cevapla yetinmek zorundasınız. Siz dürüst olursanız, karşınızdaki de dürüst olur. Hayat böyle işler. En fazla adaydan beklentisini öğrenebilirsiniz. Bu sorunun cevabını da iş görüşmesinin başında istediğinizden, cevap almamayı kabullenmelisiniz. İş ilanında yazan 3 satırlık iş tanımı ile kişiden maaş beklentisi almak, doğru işe doğru insan felsefesine aykırıdır. Bir düşünün bakalım.

HP IK Müdürü Adnan Erdoğmuş diyor ki “Ünvan bonkörlüğü” var. Kesinlikle katılıyorum bu söyleme. Suç adaylarda mı yoksa şirketlerde mi, peki? Bunu dönüp hepimiz kendimize soralım. Şirketler kendi organizasyonlarını oturtturamadığından, her yıl değişen ünvan sistemlerinden, krizlerde her işe bakabilecek eleman arandığından, çalışanların kariyerlerinin dalgalanmasına sebep olan bu yapılanmaların sorumlusu kimdir? Bir düşünelim. Ünvan boklörlüğü için Ülker’in Genel Müdürlerini saymanız yeterli! Her bölümden sorumlu bir genel müdür bulabilirsiniz! Hem de tek bir şirket içinde. Organizasyonel bir sorun olduğu düşüncesi yaratan bu tür ünvan bonkörlüğünü adaylara mal etmek ne derece doğru olur?

Adaylardan mülakatlarda ingilizce yeterlilik aranıyor, ancak, Türkiye’de profesyonel iş ingilizcesi ile konuşabilen ve yazabilen profesyonel sayısı belki %2’dir. Siz, işe alan yönetici olarak, bu %2’nin içinde misiniz? Değilseniz, karşınızdaki kişiye “CV’de yalan söylemiş” gözüyle bakmaktansa, bu kişi ingilizcesini geliştirebilme istek ve yetisine sahip mi?” bunu araştırmayı deneyin. Çünkü eğer %2’nin içindeyseniz, bunun ne derece önemli olduğunu bilirsiniz.

İnsaflı olalım. Adaylara profesyonel davranmayı öğrenelim. Sadece genel müdür görüşmelerinizde, “ünvanın getirdiği saygıyı” göstermektense, her bir adaya eş saygı göstermeyi ihmal etmeyelim. Kişi şirketinize uygun değilse, bu görüşme yaptığınız adayın yeteneğini başka hiç bir yerde gösteremeyeceği anlamına gelmez. Siz de koltuğunuza yapışmadığınız takdirde, bir gün siz de iş arayan pozisyonunda olacağınızı unutmayın. Nasıl saygı bekliyorsanız, aynısını adaylarınıza gösterin.

Şirketler işe alım politikalarının ne derece başarılı olduğunu ölçmek istiyorsa, yapılan başvurular arasından görüşmeye katılanların hepsinin gerbildirimini almayı denesin. Yüzde kaçi deneyiminden memnun olduğunu söyleyecek, bunu araştırsın. Yoksa, kaç kişiye red cevabı yolladığınızı ölçmekle ilerlemek zordur.

İnsaflı olalım. Özellikle yeni yeni iş dünyasına katılan arkadaşları mülakata alırken, kişisel egolarımızı kenara bırakma olgunluğunu gösterelim. Yeni gençlerin öğrenme süreçlerini cehennem azabına çevirmeyelim. Şirket çıkarlarını korumak objektif olmayı gerektirir. Tek kazananın şirket olmasını beklemek, şirketi zarara uğratır. Şirketinizin itibarını yükselten bir konumdasınız, bunu hatırlayın. Şirketinize artan değer katabilmek için adaylarla görüşmelere girerken, yalan yanlış bulma dedektifliği rolünü üstlenmekten vazgeçin. Adaylara “bu işi bilmiyorsun” edasıyla yaklaşmaktansa “bu işi ögrenebilecek yetenek ve istekte mi?” sorusuna cevap aramayı deneyelim.

Devamı >>

Aday Aday Söyle Bana, Hangi Yönlerin Fena?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Cesur Fikirler, Iş görüşmesi, Psikoloji
31 Dec 2008

İş görüşmelerine gitmekten genelde kimse pek hoşlanmaz. Ağzında acı bir tad bırakan iş görüşmelerinin sayısı “Bu şirkette çalışmak mükemmel olsa gerek” dedirten iş görüşmeleri sayısından sanıyorum daha fazla.

Bu görüşmelerde hemen hemen herkesin sorması gerektiğini düşündüğü soruların başında da “geliştirmek istediğiniz yanlarınız nelerdir?” diye bir soru vardır. Yani tercümesi, zayıf yanlarınızın ne olduğudur.

Bir insana güçlü olduğu yanlarını sorduğunuzda, zayıf yanlarının neler olabileceğini tahmin etmeniz mümkündür, çünkü her gücün ittiği bir kutup vardır. Pozitif psikoloji akımı da bize güçlü yanlarımızı dikkate almamız gerektiğini öğütlüyor. Güçlü yanlarımızı bulup, bu yönleri geliştirmenin çok daha avantajlı olduğunu ispatlıyor. Bunun altında yatan temel neden zayıf yanları düzeltmenin inanılmaz bir enerji gerektirmesi ve bu alanda gelişmeye “istekli olmayı” istememizdir.

Güçlü yanlarımızı keşfetmek bir anlamda kendimizi izlemek ve fark etmek demek. Bu farkındalığı yaratmada etkili olabilecek bir aracı University of Penn Profesörü ve pozitif psikoloji akımının öncüsü Martin Seligman’ın kurmuş olduğu Via Signature Strengths Questionnaire ile yaratabilirsiniz.

VIA Signature Strengths Questionnaire 6 meziyet (virtue) ve 24 güçlü karakter elementinden (character strengths) oluşuyor. Bu 6 meziyetse Knowledge (bilgi), Courage (cesaret), Humanity (insanlık), Justice (adalet), Temperance (ılımlılık), Transcendence (üstesinden gelme) olarak tanımlanıyor.

Testin sonunda size güçlü yanlarınız ve bunların ne anlama geldiğinin de kısa bir tanımı veriliyor. Burada birçok test var ve birden fazla kere testleri alabilme imkanınız var. Böylece yıllara ve aylara göre kendinizi değerlendirebiliyorsunuz. Deneyin. Faydasını göreceksiniz.

Devamı >>

CV TEKNİKLERİ E-BÜLTEN
Ad Soyad
E-Posta

YURTDIŞI SERTİFİKA PROGRAMLARI
Ad Soyad
E-Posta
YENİ YAZILARDAN HABERDAR OL

KONULAR
SİTEDE ARA
Hedefe Koşanlar
Acıtan Kariyer Hataları
Cesur Fikirler
Girişimcinin Ruh Halleri
İş ve Hayat Dengesi
Sosyal Medya Dünyası