Hayattaki Tercihlerimizden Utanmamak Için

eğitim, iş görüşmesi 8 Comments »

Türkiye’de hala hangi üniversiteden mezun olduğunuz önemli olabiliyor. Öyleki liseyi bitireli 20 sene olmuş insanlara dahi “hangi liseden mezun oldunuz?” tarzı gereksiz bir soruyu sormayı tercih eden yurt dışında okumuş büyüklerimiz mevcut.

Liseyi bitireli 20 yıl olmuş birine hangi liseden mezun olduğunu sorup “eğitim ve zeka” seviyesini algılamaya çalışan zihniyetleri anlamak gereksiz. Mezuniyetten sonra 20 yılı nasıl değerlendirdiğiniz ve bugün ne noktaya geldiğiniz daha önemli elbette. Ondan da önemlisi kişinin “yetenekleri, merakı, azmi ve heyecanı” nasıl onu farkedebilmeliyiz. Lafta kalıyor çoğunlukla farkındasınız.

Tabii bu tarz yöneticilerin niye böyle olduklarını düşünmeniz pek bir şey elde etmenizi sağlamıyor. Onları değiştirmeye çalışmanızsa yanlış yere enerjinizi kanalize etmeniz demek. Zira, onları değiştirmek güç. Bana gelen tonlarca email var, bu tip garip bulduğunuz ve çekindiğiniz sorularla nasıl başa çıkabiliriz diyen…Işte buyrun:

Takmayın.

Sorularına cevap verin.

Hangi liseden mezunsun?

Söyleyin. Rahatlıkla.

Hangi üniversitede okudun.

Söyleyin. Rahatlıkla.

Bu arada her konuya da boyun eğmek zorunda değilsiniz. Eğer çok tutucu bir şehirde çalışıyorsanız, oranın kurallarına göre oynamanız gerekebilir. Ama Istanbul gibi bir şehirde, sizle ilgili sorulardan önce “yaşınızı, eşinizin eğitim ve iş durumunu, kardeşlerinizin olup olmadığını, çocuk isteyip istemediğinizi” ögrenmeye çalışan biriyle karşılaşırsanız ve bu durum size ters ise, gereken cevabı vermekten de kaçınmayın.

“Burası Amerika değil. Bu sorulara bu ülkede cevap vermelisiniz” diyenleri de takmayın. Gerçekten yetenekleriniz pek azsa, kariyer derdiniz yoksa, her denene boyun eğmeyi tercih eden bir yapınız varsa, o zaman zaten böyle bir soru sormaya gerek yok. Boyun eğin gitsin. Bir de durumu değerlendirmeyi ögrenmek gerek. Soruları adabıyla, profesyonelce sormayı bilenle bilmeyeni ayırt edebilmek de bir yetenekdir.

Hepimiz motivasyonumuzu yükselten yazıları ve kitapları okumayı seviyoruz. Değil mi?

“Ya, bak görüyor musun? Ne güzel söylemiş

Sonra evimize gidip, okuduğumuz yazıları unutup, günün şartları ne diyorsa onları yapıyoruz.

Üzgünüm ama biraz cesaretli olamazsak, hayatımızla ilgili değişimi de gerçekleştiremiyoruz.

Türkiye’de bir grup insan için ne bildiğinden çok nerede okuduğun önemliyse, varsın olsun. Siz ne okumak istiyorsanız onu okuyun.

Hayatta kendi istek ve hedefleriniz yönünde hareket ederseniz, size yönlendirilen her soruya rahatlıkla gereken cevabı verirsiniz. Neden mi? Çünkü gücünüzü üniversitenin isminden değil, kendinizden alırsınız da ondan. 

Cesaretli günler diliyorum!


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Üst Düzey Yöneticiler İş Arıyor

iş arama, iş görüşmesi 11 Comments »

Sedat bey 14 yıldır aynı firmada İş Geliştirme Direktörü olarak çalışıyor. Başarılı, şirket içerisinde sevilen, saygın, performansı yüksek bir yönetici. Yıllar içerisinde bir iki ödül de almış. Başarısını taçlandıran bir dolu konu var iş hayatında.

Pelin hanım, 20 yıllık bir iş tecrübesine sahip. Şimdiye kadar iki şirket değiştirmiş. İşine ve çalışğı şirketlere bağlı olmakla bugüne kadar gurur duymuş bir yönetici. Başarılı, etkin, tuttuğunu koparan, alkış toplamaya alışkın bir kişi.

Bir gün bir bakıyorsunuz, ekonomiler tersine dönmüş, şirketler yeniden yapılanmaya gitmiş. Durum böyle olunca, şirket yönetimleri Sedat bey ve Pelin hanım gibi başarılı, işinde etkin ve üretken yöneticilerle yollarını ayırmaya karar verebiliyor. Türkiye’de dahil dünyanın her yerinde epeydir böyle bir durum söz konusu.

İş tecrübeniz ve yetkinliğiniz arttıkça aslında işler biraz daha zorlaşıyor. Üst düzey pozisyonların sayısı da diğer seviyelere göre her zaman daha kısıtlı olduğundan, az sayıda pozisyon için yarışan bir dolu üst düzey yönetici ortaya çıkmaya başlıyor. Diyebilirsiniz ki bu kişilerin networkleri zaten kuvvetlidir, iş bulmaları çok rahat ve hızlı olur. Durum hiç de öyle değil. Kısıtlı sayıda pozisyon için alabileceğiniz tek bir kişi var ve en iyisi olmanız gerekiyor. Zor olan, yıllarca, üst üste başarılar elde etmiş, performansı kanıtlanmış olan yöneticiler bir anda kendilerini tekrardan ‘ispat etmek’ ve ‘kanıtlamak’ zorunda kalması.

İş görüşmesi yapmaya alışık olmayan, sürekli işe alan pozisyonunda olan bu üst düzey yöneticiler yeni bir iş bulmak için nereden başlayacaklarında bocalayabiliyor. Networklerini haberdar etseler de, iş görüşmesi konusunda pratikleri olmadığından, görüşmelerde başarısız oluyorlar. Birkaç olumsuz görüşme arkasından da ümitsizlik baş göstermeye başlıyor.

Üst düzey yöneticilerin iş arama süreçlerinde başarısız olmasının iki temel sebebi var:

  • ilki sürekli başarılı olmaya alışş yöneticilerin kendilerini tekrardan karşısındaki kişilere ispat etme zorunluluğu, tecrübeli üst düzey yöneticiye ağır gelebiliyor. Duygusal boyutta bu değişime hazır olmadan yapılan iş görüşmeleri hüsranla sonuçlanıyor. 
  • İkincisi, yöneticilerin bulundukları pozisyonda ya da şirkette elde ettikleri rahatlığın büyüsüne kapılıyor olmaları. Bundan dolayı da kendi ortamları dışındaki fırsatları fark etmemeleri, fark etseler de değişim zor olacağından rahatlarını bozmamayı tercih etmeleri.

Peki, yeniden iş arama sürecine girmiş olan üst düzey yöneticiler iş bulma süreçlerini daha verimli tutmak için neler yapabilirler? Birkaç önerim şöyle:

1-     Sorulan soruları kişisel algılamamak: Potansiyel işveren size soru sorduğu zaman hakkınızda her şeyi biliyor olmasını ya da ne kadar başarılı olduğunuzu bilmesi gerektiği düşüncesini kafanızdan atın. Size düşen, kendinizi ve yaptıklarınızı en iyi şekilde anlatmaya çalışmak. Bu da kolay değil, çünkü 20 yıl boyunca kendinizi anlatmak zorunda kalmadıysanız, birdenbire hayatınızı, kişiliğinizi ve çalışmalarınızı kısa ve net olarak açıklamanız için zamana ihtiyacınız olacaktır. Bu zamanı kendinize verin. Gerekiyorsa, bu alanda uzman bir kişiden profesyonel destek alın.

2-     Ne fazla mütevazi ne de fazla övüngen olmak: Bazı üst düzey yöneticiler başarılarını öne çıkartmanın kendini fazla övmek olduğunu düşündüğünden, güçlü yanlarını göstermekte zorlanıyor. Bazıları da aşırı güven sergilediğinden, kan uyuşmazlığı yaşayabiliyor. Aradaki dengeyi bulmak sürekli pratik yapmaktan geçiyor. Maalesef, pratik yapmak da bu düzeydeki yöneticilere kimi zaman gereksiz bir çalışmaymış gibi geliyor. Oysa, kendi kendinize hızlı sesle yapacağınız bir iş görüşmesi pratiği, size tahmininizden fazla yardımcı olacaktır. Bu pratiklerde başarıyı getiren kendinizi anlatmakta hissedilir rahatlığı elde etmenizdir. Sizi tanıyan farklı bir iki profesyonel dosttan da sizi dinlemesini ve geri bildirim yapmasını rica ederseniz, konuşmanızda ve anlatımınızda göze çarpan konuları daha net yakalayabilirsiniz. Tanıdığınız, güvendiğiniz bu dostlarınızdan size iş arama sürecinizde mentorluk yapmaları iş görüşmelerinde kendinizi daha iyi yönetmenizi sağlar.

3-     Tercih etmediğiniz şirketlerle ilk görüşmeleri yapmak: İlk birkaç iş görüşmenizi çalışmayı pek de tercih etmeyeceğiniz şirketlerle yapmanız size avantaj sağlar. Hem tecrübe edinmiş olursunuz, hem de kendinizi istediğiniz şirketler ve pozisyonların görüşmeleri için hazırlamış olusunuz.

4-     Planlı hareket etmek hızdan daha önemli: Yeniden arayışa geçerken planlı adım atmak önemli. Her yere CV’nizi yollamaktansa, piyasada güven duyulan, itibar kazanmış 5-6 ‘executive recruitment’ şirketiyle çalışmayı denemeniz akıllıca olur. Bu şirketler hangileridir diye düşünüyorsanız, mutlaka çevrenizdeki profesyonellere sorun. Onların tavsiyelerine kulak verin.

5-     Kitap Okumak: Üst düzey yöneticilerin iş arama sürecindeki zorlukları ve çözüm önerilerini anlatan kitaplar var. Bunları mutlaka okuyun. Kendinizi hazırlamanıza faydası olacak.

6-     Korkuyu dizginlemek: Bazı yöneticiler yeni iş aramak zorunda olduklarının bilinmesinden hoşlanmıyorlar. Bu konuda genelde iki yöntemi denemeyi tercih edenler var. Size hangisi uyuyorsa onu kullanın. İlki, durumunuzdan kimseye bahsetmek zorunda değilsiniz. İstediğiniz kişilerle bu bilgiyi paylaşmakta serbestsiniz. İkinci yöntem, yeni iş arıyor olduğunuz konusunda ne kadar rahat hissederseniz, iş görüşmelerinizin o kadar kolay geçtiğini göreceksiniz. Bu zamanla kazanılabilecek bir rahatlık. Duygularınızı açmanız, hissettiklerinizle barışık olmanız, duygularınızı daha başarıyla yönlendirebilmenize imkan tanıyacaktır. Küçük adımlarla başlayarak ilerlemek korkularımızı unutmamıza, hedeflerimize odaklanmamıza yardımcı olur.

Son olarak kısa bir not iletmek isterim tüm profesyonellere: Her profesyonel kişi CV’sini yıl içerisinde belirli aralıklarla güncellemeli. İş değiştirme niyeti olmasa da, ara ara iş başvuruları yapıp, iş görüşmelerine gitmeli. Piyasayı koklamalı. Kim neler yapıyor, piyasada neler dönüyor öğrenmeli. İş görüşmelerinde adaydan neler bekleniyor, bu konuda kendi performansları nasıl test etmeli. Başarılı yöneticiler bilirler ki yetenekli çalışanlar her zaman fırsatları gören, arayan, fark eden ve kendi yönlerini çizmeyi tercih edenlerdir.  


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Davranış Bozuklukları

değişim, iş arama, iş görüşmesi, yönetim 55 Comments »

Yalanlarla dolu bir CV hazırlamak hiç de akıl karı değil. Okumadığınız bir okuldan diploma almış gibi yapmak, çalışmadığınız şirketlerde çalışş gibi göstermek… Bunlar insanın kendisine zarar vermekten başka bir işe yaramaz. Adaylar bir dolu hatalar yapıyor olabilir, ama ya işverenlerin akıl almaz önyargılı hataları?

İşverenlerin, özellikle Insan Kaynakları bölümünde çalışanların ya da danışmanlık şirketlerinin de üzerlerine büyük sorumluluklar düşüyor. Özellikle işe alma işlemi deneyimsiz, tecrübesiz, yetkinliği olmayan kişilere bırakıldığında, danışmanlık şirketi sahibi olmak, iki test ve database’ini doldurmak için yapılan bir eylem olarak görüldüğünde işler karışıyor.

Vatan Bilgisayarın İK müdürü diyor ki adaylar “maaşlarını abartıyor”. Şirketler adaylara maaş bilgisi sorabilir ancak aday bu soruya cevap vermek zorunda değildir. Şirketler adaylara pozisyonlar için ayırdıkları maaş bütçesini söyler mi? Hayır, söylemez, çünkü pazarlıkta güç sahibi olmak ister. Sorma cesaretini gösterirseniz de zaten afallar, amatör tavırlar sergilerler. (Alanında profesyonel biriyseniz, bu tavrı göstermiyorsunuzdur). Öyleyse, adaylara “size muhtaç insanlar” gibi davranmayı bırakmak asıldır. Bunun çift taraflı bir seçim olduğunu farkedip, ona göre kendinizi yetiştirin. Eğer siz açıkça adaya bütçenizi söyleyemiyorsanız, adaydan da zorla bu bilgiyi talep etmeyin. Aldığınız cevapla yetinmek zorundasınız. Siz dürüst olursanız, karşınızdaki de dürüst olur. Hayat böyle işler. En fazla adaydan beklentisini öğrenebilirsiniz. Bu sorunun cevabını da iş görüşmesinin başında istediğinizden, cevap almamayı kabullenmelisiniz. İş ilanında yazan 3 satırlık iş tanımı ile kişiden maaş beklentisi almak, doğru işe doğru insan felsefesine aykırıdır. Bir düşünün bakalım.

HP IK Müdürü Adnan Erdoğmuş diyor ki “Ünvan bonkörlüğü” var. Kesinlikle katılıyorum bu söyleme. Suç adaylarda mı yoksa şirketlerde mi, peki? Bunu dönüp hepimiz kendimize soralım. Şirketler kendi organizasyonlarını oturtturamadığından, her yıl değişen ünvan sistemlerinden, krizlerde her işe bakabilecek eleman arandığından, çalışanların kariyerlerinin dalgalanmasına sebep olan bu yapılanmaların sorumlusu kimdir? Bir düşünelim. Ünvan boklörlüğü için Ülker’in Genel Müdürlerini saymanız yeterli! Her bölümden sorumlu bir genel müdür bulabilirsiniz! Hem de tek bir şirket içinde. Organizasyonel bir sorun olduğu düşüncesi yaratan bu tür ünvan bonkörlüğünü adaylara mal etmek ne derece doğru olur?

Adaylardan mülakatlarda ingilizce yeterlilik aranıyor, ancak, Türkiye’de profesyonel iş ingilizcesi ile konuşabilen ve yazabilen profesyonel sayısı belki %2’dir. Siz, işe alan yönetici olarak, bu %2’nin içinde misiniz? Değilseniz, karşınızdaki kişiye “CV’de yalan söylemiş” gözüyle bakmaktansa, bu kişi ingilizcesini geliştirebilme istek ve yetisine sahip mi?” bunu araştırmayı deneyin. Çünkü eğer %2’nin içindeyseniz, bunun ne derece önemli olduğunu bilirsiniz.

İnsaflı olalım. Adaylara profesyonel davranmayı öğrenelim. Sadece genel müdür görüşmelerinizde, “ünvanın getirdiği saygıyı” göstermektense, her bir adaya eş saygı göstermeyi ihmal etmeyelim. Kişi şirketinize uygun değilse, bu görüşme yaptığınız adayın yeteneğini başka hiç bir yerde gösteremeyeceği anlamına gelmez. Siz de koltuğunuza yapışmadığınız takdirde, bir gün siz de iş arayan pozisyonunda olacağınızı unutmayın. Nasıl saygı bekliyorsanız, aynısını adaylarınıza gösterin.

Şirketler işe alım politikalarının ne derece başarılı olduğunu ölçmek istiyorsa, yapılan başvurular arasından görüşmeye katılanların hepsinin gerbildirimini almayı denesin. Yüzde kaçi deneyiminden memnun olduğunu söyleyecek, bunu araştırsın. Yoksa, kaç kişiye red cevabı yolladığınızı ölçmekle ilerlemek zordur.

İnsaflı olalım. Özellikle yeni yeni iş dünyasına katılan arkadaşları mülakata alırken, kişisel egolarımızı kenara bırakma olgunluğunu gösterelim. Yeni gençlerin öğrenme süreçlerini cehennem azabına çevirmeyelim. Şirket çıkarlarını korumak objektif olmayı gerektirir. Tek kazananın şirket olmasını beklemek, şirketi zarara uğratır. Şirketinizin itibarını yükselten bir konumdasınız, bunu hatırlayın. Şirketinize artan değer katabilmek için adaylarla görüşmelere girerken, yalan yanlış bulma dedektifliği rolünü üstlenmekten vazgeçin. Adaylara “bu işi bilmiyorsun” edasıyla yaklaşmaktansa “bu işi ögrenebilecek yetenek ve istekte mi?” sorusuna cevap aramayı deneyelim.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Aday Aday Söyle Bana, Hangi Yönlerin Fena?

iş görüşmesi, psikoloji 12 Comments »

İş görüşmelerine gitmekten genelde kimse pek hoşlanmaz. Ağzında acı bir tad bırakan iş görüşmelerinin sayısı “Bu şirkette çalışmak mükemmel olsa gerek” dedirten iş görüşmeleri sayısından sanıyorum daha fazla.

Bu görüşmelerde hemen hemen herkesin sorması gerektiğini düşündüğü soruların başında da “geliştirmek istediğiniz yanlarınız nelerdir?” diye bir soru vardır. Yani tercümesi, zayıf yanlarınızın ne olduğudur.

Bir insana güçlü olduğu yanlarını sorduğunuzda, zayıf yanlarının neler olabileceğini tahmin etmeniz mümkündür, çünkü her gücün ittiği bir kutup vardır. Pozitif psikoloji akımı da bize güçlü yanlarımızı dikkate almamız gerektiğini öğütlüyor. Güçlü yanlarımızı bulup, bu yönleri geliştirmenin çok daha avantajlı olduğunu ispatlıyor. Bunun altında yatan temel neden zayıf yanları düzeltmenin inanılmaz bir enerji gerektirmesi ve bu alanda gelişmeye “istekli olmayı” istememizdir.  

Güçlü yanlarımızı keşfetmek bir anlamda kendimizi izlemek ve fark etmek demek. Bu farkındalığı yaratmada etkili olabilecek bir aracı University of Penn Profesörü ve pozitif psikoloji akımının öncüsü Martin Seligman’ın kurmuş olduğu Via Signature Strengths Questionnaire ile yaratabilirsiniz.

VIA Signature Strengths Questionnaire 6 meziyet (virtue) ve 24 güçlü karakter elementinden (character strengths) oluşuyor. Bu 6 meziyetse Knowledge (bilgi), Courage (cesaret), Humanity (insanlık), Justice (adalet), Temperance (ılımlılık),  Transcendence (üstesinden gelme) olarak tanımlanıyor.

Testin sonunda size güçlü yanlarınız ve bunların ne anlama geldiğinin de kısa bir tanımı veriliyor. Burada birçok test var ve birden fazla kere testleri alabilme imkanınız var. Böylece yıllara ve aylara göre kendinizi değerlendirebiliyorsunuz. Deneyin. Faydasını göreceksiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

İş Yerinde Sorun Yaşamak, Sizin Kişiliğinizi Tanımlamaya Yetmez

iletişim, iş görüşmesi, yönetim 2 Comments »

Senelerdir insanlar, yöneticilerinden veya yönetimlerden memnun olmadıklarından, şirket kültürü ile uyuşmamaktan dolayı istifa edip başka şirketlere geçiyor.

İş görüşmenizde eski işinizden ayrılma nedeni olarak ‘yöneticimle anlaşamadığımdan dolayı’ dediğinizde, işveren sizin ‘potansiyel sorunlu’ bir insan olduğunuz yargısına hızlıca varabiliyor. Bu nedenledir ki görüşmelerde genelde adaylar yönetimlerden yada yöneticileriyle yaşadıkları sorunlardan bahsetmek istemezler.

Oysa, işe alımdan sorumlu beyin avcıları ve tüm yöneticilerin bu nosyonu çok iyi anlaması gerekir. İş yerinde hiçbir problem görmemiş, hiçbir sorun yaşamamış bir çalışanın çalışma psikolojisinden anladığını söylemek pek mümkün değil.

Eti şirketi Ağustos 2006 yılında kurumsallaşma sürecini başlatmak istediğinden yönetimi profesyonellere bırakmaya karar verdi. Yeni CEO Hazım Ellialtı, başarılarıyla ETİ’ye çok büyük katkılarda bulundu. Ancak Eti ailesiyle anlaşamamasından dolayı 2008 Ağustosunda Ellialtı sessiz sedasız şirketten ayrıldı.

Benzer bir durum 2 yıl kadar önce Vestel Şirketler Grubu pazarlama Grup Başkanı Levent Hatay içinde geçerli. Ekim 2006’da Rixos Oteller Grubu CEO’luğuna geçen Hatay, ‘kan uyuşmazlığı’ndan dolayı 2007 Mayıs’ında Vestel’e geri döndüğünü açıkladı.

Bu durum iş arayanların yönetim ve yöneticileri hakkında her türlü negatif tecrübeyi iş görüşmelerine taşımasının doğal olduğu anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, yöneticisiyle sorun yaşayan bir çalışanın da sorunlu bir kişi olduğu yargısına varmamak gerekiyor.  


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Ingilizce Iş Görüşmelerine Hazırlanırken

iş görüşmesi 6 Comments »

Bana gelen emaillerin birçoğu, ingilizce iş görüşmeleriyle ilgili. Türkçe olarak iş görüşmesine katılmakla, ingilizce olarak bir iş görüşmesine katılmak arasında hiç bir fark yok. Ama zorluk şundan kaynaklanıyor: Eğer ingilizce dil seviyeniz yeterli düzeyde değilse, kendinizi ingilizce olarak rahat ifade edemiyorsanız, o zaman elbette iş görüşmeniz daha fazla efor sarfetmenizi gerektirir. Bu durumda yapabileceğiniz en faydalı çalışmalardan bir tanesi, gelebilecek sorulara cevaplarınızı bir kağıda yazıp, kendinizi rahat hissedene kadar tekrarlamak. 

Tipik bir iş görüşmesinde sorulan sorular üç aşağı beş yukarı bellidir.Örneğin, açık uçlu sorular, sizin hakkınızda sizin tarzınızla bilgi edinmeyi sağlar.

Bize biraz kendiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?“: Bu soruya cevabınız sizi anlatırken, neden başvurduğunuz pozisyon için doğru insan olduğunuzu içermeli. 

“Sizce, XYZ reklamının hedef kitlesi kimdir? Hedefe ulaşan bir reklam olduğunu düşünüyor musunuz?”: Bu tip teknik bilgi gerektiren sorular, sizin pozisyon için yeterli akademik bilgi ve tecrübenizin olup olmadığını anlamak için sorulur.   

“Birden fazla işi aynı anda yapmanızı gerektiren bir dönemin üstesinden nasıl geldiğinizi anlatır mısınız?”: Burada sizden beklenen olaylara nasıl yaklaşğınızı anlatabilmeniz, kendinizi nasıl yönettiğinizi gösterebilmeniz ve sonucun ne olduğu hakkında bilgi vermenizdir. 

Davranışsal soruların bazılarıysa sizi irite etmek için de sorulabilir. Böylece gerçekten anlattığınız gibi “iletişiminizin güçlü” olup olmadığı test edilmek istenir.Her ne kadar sorulara başarıyla cevap versenizde, araştırmalara göre işe alma kararları ilk 3 saniyede veriliyor. Bu yüzden, bazı şeylerin kontrolünüzde olmadığını da bilin. Siz, üzerinize düşenin en iyisini yapmaya gayret göstermelisiniz. Her zaman. Ama sonuçlardan çok etkilenmemeye çalışın. Çünkü son karar “gut feeling” dediğimiz bir çeşit “içgüdüsel” duygularla veriliyor.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Kariyerinizde Yükseldikçe, İş Aramak Daha Fazla Planlama Gerektirir

iş görüşmesi, yönetim No Comments »

Büyük şirketlerde genellikle benzer özelliklere rastlarız. Harika kariyer imkanları, kurumsal çalışma kuralları, performans değerlendirme sistemleri, ekstralar ve daha birçok şey. Şirketler yetenekli elemanlarını kendilerine bağlamanın ne kadar önemli olduğunu bildiklerinden onları kaçırmak istemezler. Özellikle belli seneler kişiye yatırım yapmışlarsa, ellerinden kaçırmak bilgi ve yetenek kaybı anlamına gelir. Ama bazen, yetenekli insanları tatmin eden şeyler “farklı tecrübe arayışları yada daha büyük işlere imza atabilme isteği” olabileceği gibi saat ücretini yukarıya çekmek de olabilir.

Böyle bir ortamda uzun seneler çalıştıysanız ve bu zaman zarfında “tecrübe” olması açısından ya da “pazar araştırması” yapmak amacıyla iş görüşmesine gitmediyseniz, görüşme teknikleriniz paslanmış olabilir.

Eğer sizde şirketinizde yönetici kademesinde bulunuyor fakat iş değiştirmeyi düşünmeye başlayanlardansanız, bu önerileri faydalı bulabilirsiniz.

 İş değiştirmeyi, halihazırdaki işinizden “bunaldığınız” döneme bırakmamaya özen gösterin. İş bulmak kolay bir süreç değil ve genelde istenen işi bulmak ortalama 6 ay gibi bir zaman almakta.
 Neden iş değiştirmek istediğinizi iyi anlamak önemli. Herşeyin iyi olduğu bir ortamdan çıkmak istemek “çoğunluğun” tercih ettiği bir durum değildir. Dolayısıyla, çoğunluk elindeki imkanları korumayı tercih ederken sizin farklı arayışlara girişmeniz, karşınızdaki kişiyi meraklandırır. Ne istediğinizi ve neden istediğinizi iyi bilmeniz faydalı.
 Bazen çok başarılı olan kişiler bu süreçten hiç hoşlanmayabiliyor. Sonuçta, bazı şirketlerden “evet” cevabı alabileceğiniz gibi diğerlerinden “hayır” cevabı alabilirsiniz. Bu da kişinin egosu üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Burada hatırlamanız gereken şu: iş görüşme sürecinde kontrolün bir kısmı sizde ama hepsi değil. Lider özellikli kişilerin her ortamda lider olamadıklarını biliyoruz. Çünkü liderlik bazen belli koşulların varlığını gerekli kılıyor.
 İş görüşmelerine başladıktan 3 ay sonra paniğe kapılıp, önünüze gelen her işe baş vurmayın. Kariyerinizin önemli bir noktasından yukarı doğru çıkış yapmak zaman ister, sabır ister, ne istediğini iyi bilmeyi ister.
 İş görüşmesine gitmeden önce güvendiğiniz bir profesyonelden size mentorluk yapmasını isteyebilirsiniz.
 Ilk birkaç iş görüşmenizi en çok istediğiniz şirket/pozisyonlar için yapmamaya çalışmak avantajlı. İlk birkaç iş görüşmenizi, kendinizi test etmek, iş görüşmesi deneyimi elde etmek ve piyasa araştırması yapmak için kullanabilirsiniz. Bu süreç içerisinde sorulan sorulara nasıl cevap verdiğinizi, nasıl davrandığınızı görebilir, geliştirmeniz gereken konular üzerinde kafa yorabilirsiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

İş Görüşmesini Güç Savaşına Çevirmeyin

iş görüşmesi 1 Comment »

Güçlü ve kendinize güvenli bir kişilikseniz, bu bir avantaj. Birçok konuda. İş görüşmelerinde kendinize güvenli olduğunuzu göstermeniz dolayısıyla faydalı ama sizi mülakata alan yöneticiyle “güç savaşına” girmeniz tehlike çanlarını çaldırmakta birebirdir.

İş görüşmesini yöneten, sizi işe alacak kişi olmalıdır. Görüşmeye her ne kadar ara ara yön verseniz de asıl gücün karşı tarafta olduğunu bilmeli ve aksini hissettirmemeye özen göstermek önemli. Burada hislerinizi ve içgüdünüzü kullanmanız da faydalı. Mülakatı yapan kişinin stilini ne kadar iyi özümserseniz, nasıl hareket etmeniz gerektiğini o derece başarıyla yürütürsünüz.

İş görüşmesinde öne çıkarmanız gereken güçlü yanlarınızdır. Güç gösterisi yapmak, soruları anlamsız ve gereksiz gördüğünüzü düşündürten mimikler ve davranışlarda bulunmak, işe alacak yöneticinin sizi biran önce odasından çıkartmak istemesine sebep olacaktır. Bazen önemli olan sorulara ne cevap verdiğiniz değil, soruyu nasıl karşıladığınızdır.

İnsanlar, kendileriyle uyumlu çalışacak, açık olan pozisyonu tutkuyla dolduracak yetenekli bireylerle çalışmayı tercih ederler. İş görüşmeleri kendi fikirlerinizi kabul ettirmeye çalıştığınız değil, başvurduğunuz iş için neden en iyi aday olduğunuzu anlatmanız içindir.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Yetenekli İnsanlar, Her İşte Başarılıdırlar. Kendinize Güveniniz Tam Olsun!

iş arama, iş görüşmesi 2 Comments »

İş başvurularında güçlü taraf her zaman sizi işe alacak olan taraftır.

Bu gerçek, sizin iş görüşmeniz sırasında diplomatik davranıyor olmanızı gerekli kılıyor. Geçen hafta uluslararası bir şirkette görev yapan zeki bir dostumun, Türkiye’nin en saygın lokal şirketlerinden birinden iş teklifi aldığını öğrendim. Sohbet ederken, iş başvuru süreci sırasında başvurduğu şirketlerden birinde ilginç bir görüşmesinin olduğundan bahsetti. Şöyle anlattı:

Direktör beni odasına davet ettiğinde, gayet nazik bir şekilde tokalaştık. Küçük bir sohbetin arkasından pozisyon ile ilgili konulara geçtik. Fakat karşımdaki yönetici ile kimyamızın tutmadığını farkettim. Frekansımız gerçekten uyuşmuyordu. İş güzel bir işti. Şirket’de çok iyiydi. Ama anlaşamadığım bir yönetici ile çalışmak hiç de bana göre değildi. Dolayısıyla mülakatın sonunda “Bu işin bana göre olmadığını düşünüyorum.” dedim. Doğal olarak o da bana “Ben de bu pozisyon için uygun olmadığını düşünüyorum” dedi.

Yukarıda ki örnek, özgüvenin ve ne istediğini biliyor olmanın göstergesi. İş bulmanın zor olduğu ortamlarda ve şartlarda bu şekilde davranmak elbet kolay değil, ama eğer halihazırda bir şirkette çalışıyorsanız ve iş arıyorsanız, yanlış seçimler yapmayı önleyebilirsiniz.

Türkiye’de hala birçok kişi “işe alan benim, iş arayan sensin. Senin gibisini bulmam kolay” endamıyla hareket ediyor olabilir. Birkaç ay önce sohbet ettiğim bir insan kaynakları uzmanı “şirketler kendilerini adaylara anlatmak zorunda değil, özellikle isim yapmış bir şirketse.” dediğinde 40’lı yaşlarının ortasında olan bu kişinin dünyanın döngüsünden bir haber olduğunu düşünmeden edemedim. Şirketlere herhangi bir çalışan bulmak her zaman kolaydır, ama yetenekli ve başarılı insanların seçim kriterleri farklıdır. Bu yüzden de şirketler “yetenekli” olan elemanlarını elinden kaçırmak istemez.

Eğer kendinizden, yeteneklerinizden ve başarılarınızdan eminseniz, değerinizi bilin! Yetenekli, bilgili ve başarılı insanların seçenekleri her zaman vardır. İş başvurusunda bulunan birçokları var ama aralarında elle tutulur “çok az” insan mevcut. Neden mi? Başarılı şirketlerin ilanlarına bir bakın. Aylarca ilanlar açık duruyor. Doğru insanı bulmak kolay değil, çünkü onlar zaten birşekilde birileri tarafından kapılmış olurlar…


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

İşe Almada Ayrımcılık Var Diyorsanız

iş arama, iş görüşmesi, kariyer, yönetim 4 Comments »

Haklısınız. 

Dünyanın her yerinde bu böyle. 

Türkiye ise bu konuda muhteşem noktalarda! 

İki seçeneğiniz var. Kendinize güveniyorsanız, ayrımcı bulduğunuz iş ilanlarına başvurmayın. Yani yaş, görünüş, kadın erkek tercihli ilanlara başvurmayın. Bu tip ilanlar bir şirketin yapısı, kurumsallığı ve kurum kültürü hakkında çok şeyi ele verir. Size uymuyorsa, başvurmayın.  Bu davranışınızın çok büyük bir avantajı var. Şirketlere iş arayanlar olarak ‘senin bu kültürünü reddediyorum’ diyorsunuz. Başarılı şirketler müşterilerini dinleyen şirketlerdir. Ama müşterinin hareket etmediği noktada değişim mümkün değildir! 

İkinci seçenek bu ayrımcılığın olduğunu kabul etmek ve bu bilinçle iş aramaya devam etmek. Burada yapacak bir şeyinizin olmadığını kabul ediyorsunuz demektir. Bu önemli bir başlangıç. Size gücün karşı tarafta olduğunu hatırlatır; ‘gıcık olduğunuz halde’ iş başvurusu yaptıysanız seçimi sizin yaptığınızı gösterir. Dolayısıyla kabullenmekten başka seçiminiz bu noktada yoktur. Önemli olan ayrımcılık olup olmadığına kafanızı takmadan iş için en doğru insan olduğunuzu anlatabilmektir. 

Zor olan da budur. 

Capital dergisi bu sayısında Jack Welch ‘Ayrımcılığı Aşmak Kolay mı?’ başlıklı bir yazı vermiş. Üstelik Amerika gibi ayrımcılığın çok daha medeni düzeylerde olduğuna inandığımız bir ülkenin en başarılı yöneticisi şöyle diyor: ‘Deneyimlerimize göre, eğer prestijli bir üniversiteden mezun değilseniz ve beyaz ırktan biri değilseniz ciddiye alınma ve yükselme şansınızın olduğunu söylememiz zor. Ne yazık ki deneyimlerimize göre bu mümkün ama çok çok zor.’ Durumu anlamanız açısından faydalı olduğuna inandığım için söylediklerini aynen aktarıyorum:  Toplumda hala çok köklü önyargılar var. Pek çok şirket de bunun yansıması olarak ‘geleneksel şirket normlarına uygun’ kişilere daha fazla kariyer avantajı sağlamayı sürdürüyor.Afrikalı asıllı Amerikalı bir üst düzey yöneticinin söylediği gibi ‘İşe almadan sorumlu yöneticiler yalnızca bir kendine benzerlik ekskliği nedeniyle bile huzursuz olabilir.Kendilerine benzer insanlarla ilişki kurmak isterler.’ Bu da sizi şirketler dünyasındaki kariyer rekabetinin dışına atmaz, ama geriden başlamanıza yol açar. Bu açığı kapatmanın bildiğimiz tek yolu açık ve önüne geçilmeyen bir yetkinlik göstermektir. Çünkü şirketler her şeyden çok kazanmayı ister.’


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in