resim
Ana Sayfaya Dön


‘Kadın’ kategorisi için Arşiv

Her Tavsiye, Tavsiye Verenin Deneyimiyle Sınırlıdır

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Kadın, Kariyer
05 Feb 2017

Son 5 yıldır, kariyerinde başarılı olmak isteyen bir kadının doğru eş seçmesini öğütleyenlerin sesi epey yüksek geliyor.

Sheryl Sandberg de bunlardan biri. Hani şu Facebook COO’su olan, Lean In kitabını yazan ve mükemmel bir eşi olduğunu söyleyen kadın.

Sheryl Sandberg, “Lean In” kitabında ve söyleşilerinde kadınlara epey yükleniyordu aslında.

“Başarılı olmak için sesinizi çıkarın” diyordu.

sheryl-sandberg-kids-vanity-fair

Sandberg’e göre sorun, bir yerde, hep kadındaydı. Yeterince azimli olmamalarına laf edip, ürkek davranmayı bırakmalarını öğütlüyordu. “Lean In” diyordu kısaca. İş yerinde çetin ceviz olun diyordu. Çocuk sahibi olmayı bir kariyer dezavantajı olarak öne sürmekten vazgeçin diyordu.

Dave gibi bir eşi olması dolayısıyla başarılı olmak için gereken zamanı işine ayırabildiğinden bahsediyordu. Biraz da bu nedenle olsa gerek, başarılı bir kariyer için eşinizi iyi seçin öğüdünde ısrarcıydı.

Sandberg, keyfi yerinde bir kadındı. Her açıdan. Fiziksel, sosyal, çevresel, entelektüel, psikolojik ve finansal açıdan hayatı hoş bir kadındı.

Ta ki, eşi Dave Goldberg vefat edene kadar.

O zaman, 2 çocuğunu tek başına büyütmek zorunda olan kadınların “Lean In” edemiyor olmasını anladığını söylemeye başladı.

Yani, geri vitese taktı!

Devamı >>

Ya Aradığımız Mutluluk Değilse?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Kadın, karakter
08 Mar 2016

Insan öğrendiği, gelişme gösterdiği, yarattığı, üretken olduğu, etrafına değer kattığını hissettiği ve başkaları tarafından takdir gördüğü zaman “iyi hissediyor”. Bu iyi hissetme haline de mutluluk diyoruz. Tüm bu süreçlere baktığımızda, mutluluk dediğimiz aslında insanın kendi potansiyelini en optimal şekilde kullanabilme hali. Aradığımız belki de mutluluktan ziyade, hayatta neyi yapmak istediğimizi bulabilme, bulduğumuzda o yeteneği ortaya çıkararak değer yaratabilme çabamızın bir bütünü.

Arayışımız, hayatta var olma amacımızla ilgili.

8 Mart, Dünya Kadınlar (Emekçiler) Günü olarak geçiyor. Ortaya çıkışı, 1857’lere dayanıyor. New York’da 40 bin dokuma işcisi daha iyi çalışma şartları elde etmek amacıyla grev yapıyor. İşciler fabrikaya kilitleniyor ve çıkan yangın sonucu, çoğuluğu kadın olmak üzere, 130 kişi can veriyor.

1910 yılında Danimarka’da Almanya Sosyal Demokrat Partisi lideri Clara Zetkin, 8 Mart olayları dolayısıyla, Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında, bu günü Dünya Kadınlar Günü olarak anmayı öneriyor ve oybirliği ile kabul ediliyor.

Hayatta nasıl var olacağımızı, karakterimiz belirliyor.

Zetkin, her ne kadar kadın savunucusu olarak anılsa da, Almanya’da sosyalist akımın ateşli savunucularındandı. İşci kadının ihtiyaçlarını karşılayacak sistemin sosyalizm olduğunu savunuyor ve feminizmin orta ve üst sınıfın ihtiyaçlarını karşıladığına inanıyordu.

Zetkin’in hayatına yön veren, onun karakteriydi: Zetkin, kadınların daha iyi şartlar altında yaşayabilmesi için anlayış değişikliğini yaratmaya adanmıştı. Günlük rutini içerisinde her daim mutlu hissetmese bile, onu ayakta tutan  iç mücadelesinin ardından gidebilme cesaretiydi.

Sanatçı Gözünden Bir Bakış Açısı

Genç ve çağdaş bir sanatçı olan Çagatay Odabaş, arayışlarımız bizi hayatta tutan özellikler olabiliyor diyor. “Bu kimi zaman başarı odaklı bir çalışma, kimi zaman sağlık, kimi zaman aşk ve tutku olabiliyor. Benim bir arayışım var dersem kendimi ifade etmiş olmam. Farklı kavramlar üzerinden arayışlarım devam ediyor, çünkü beni besliyor ve ayakta tutuyor. Hayatım boyunca bu tür arayışlarımın daim olmasını umuyorum.” diyerek devam ediyor.

Devamı >>

Kadınlar Üstün Sosyal Becerilere Sahipken, Neden Çoğu Toplum Erkek Egemen?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Kadın
21 Oct 2015

Kadınlar, Yuval Noah Harari’ye göre, üstün sosyal becerilere sahipler. Kolektif Yayıncılıktan çıkan Sapiens nedenlerini açıklıyor.

Erkek egemen toplum olmanın bir sonucu da kadınların iş yerlerinde ikinci planda kalması olarak karşımıza çıkıyor.

Pembe panjurlu rüyaları körükleyen PR çalışmaları
Sheryl Sandberg gibi Lean In akımları kadınları ön plana geçmekten ziyade aslında birbirini yiyen hemcinsler haline getiriyor sanki. Sheryl Sandberg’e göre hayatta eşinizi ve işinizi iyi seçmeniz gerek diyordu ve hepimize toz pembe bir iş hayatı ve aile hayatı sunuyordu. Sonra eşi, vahim bir kaza sonucu vefat etti. İntihar olduğu dillerde dolaşıyor. Basına yansıyan açıklamalar bir kaza olduğunu anlatıyor… Pembe portreler çizilerek anlatılan bu pr hikayeleri ne kadınları ne de insanlığı iyi bir yöne itiyor.

Kadınların üstün sosyal becerilere sahip olması, Harari’ye göre çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek için verilen çabanın sonuçlarından biridir. Günümüzde, kadının 9-5 çalışmasını mecbur tutan iş yerleri, part time imkanların eğitimliler için mümkün olmaması, bu ortamları anne dostu olmaktan uzaklaştırıyor. Ayrıca, kariyer aşkıyla yanan kadınlar da doğumdan hemen sonra işe dönmekle övündüklerinde, aynı fikirde olmayan kadınlara da başka bir mesaj veriyorlar: kariyerde yükselmenin aileyi ikinci plana atmakla mümkün olduğu… Bu da akkıllara şu soruyu getiriyor: Annelik kadını 2. sınıf kariyer kadını mı yapıyor?

workingmom

Devamı >>

Sosyal Mecralar İnsanı İnsana Yaklaştırıyor.

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Girişimcilik, Kadın, Sosyal Medya, Sosyal Medya Dünyası
15 Feb 2014

TRT Türk’ün Dijital Bakış programında Mesut Karataş ile Kadın olmayı ve Dijitali konuştuk…

Devamı >>

CEO Olmak Ateşiyle Yanan Kadınlar

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Girişimcilik, Kadın
18 Mar 2013

Dünya, kadınları şirketlerin tepesine yerleştirmek için güç birliği yapmış durumda.

Yönetim Kurullarında, İcra Kurullarında, CEO seviyesinde neden daha fazla kadın olmadığı sorgulanıyor.

Davos 2013’de, Prof. Hermina Iberra, gelişmiş ülkelerde yönetim kurulundaki kadınların sayısının 14-16% arası olduğunu; Avrupa’da bu oranın %5’in altında; Avrupa ve Amerika’da Yönetim Kurulu Başkanı kadın oranının %3, OECD ülkelerinde yaklaşık %5,  CEO seviyesinde kadınlarında 15% civarında olduğunu söylüyor.

Facebook COO’su, Sheryl Sandberg, Lean In kitabıyla ve başlattığı Lean In hareketiyle sorunu kadınlara yıkıyor. Ona göre kadınlar geri çekiliyor, liderliklerini göstermekten çekiniyor, ben demekten ziyade mütevazi davranmayı tercih ediyor, duygusal davranıyor. Kısacası kadınların kendini göstermediklerini ve yeterince hırslı olmadıklarını savunuyor. Dolayısıyla C seviyesine ve üst seviyelere ulaşamıyor.

The Washington Post yazarlarından Selena Rezvani ise kadınların kadınlara olan hışmından ve çekememezliğinden bahsediyor. Kadınlar, kendilerine rakip gördükleri kadınları yok ediyor. Yapılan bir araştırma, erkeklerden ziyade çalışan annelerin kadınlar hakkında kötü ve seksist inançlar aşıladıklarını da ortaya koyuyor.

Konunun bir diğer ucunda da “Why Women Still Can’t Have it All” yazısıyla birçoklarını kızdıran Anne-Marie Slaughter var. Dışişleri Bakanına danışmanlık pozisyonundan istifa edip, hem çocuğuna, hem ailesine hem de işine yetişmesinin mümkün olmadığını itiraf eden güçlü bir kadın Anne-Marie.

Selena’nın dediği gibi, bir dolu güçlü kadın Anne-Marie’ye kızarak, bu şekilde durumunu itiraf etmesinin yanlış olduğunu söylüyor. Kadınları cesaretlendirmenin, doğruyu itiraf etmekten daha önemli olduğunu savunuyorlar. Sanki çalışmak ve iş dünyasının zirvesinde olmak dünyanın en önemli ve değerli konumuymuş gibi…

Anne-Marie ise çalışma kültürleri değişmediği sürece istediğimiz başarıya sahip olmanın imkansız olduğunu söylüyor.

Davos’da IMF Başkanı Cristine Lagarde’ın da bulunduğu forumda konuşan Sandberg, bu konuda yapılan araştırmaların temelinde yatan konuyu şöyle özetliyor:

Devamı >>

Neden Doktorayı Hala Bitiremedim?

26 Apr 2011

Aslı Ergün bir Akademisyen. Uzun yıllar yurt dışında yaşamış ve dünyanın en iyi üniversitesinde burslu olarak Computer Science alanında PhD yapmaya hak kazanmış bir akademisyen. Aslı Ergün’ün öyküsü, kariyeryolculugu.com okurları için kendi kaleminden, bizlerle…

Aslı Ergün: Herkes başarı anılarını anlatır. Kariyerinde neler yapıp nerelere geldiğini. Ben bunun tam tersini, başarısız olduğum anılarımı ve yaptıgım hataların bazılarını sizlerle paylaşacağım.

Hayata başarılı başladım. Hızlı adımlarla çıktım. Ortaokul birincisi, lise beşincisi olarak bitirdim. Çok yüksek puanla iyi bir universiteye girdim. Üniversitede bölümden iyi bir ortalama ile ayrıldım. Önce araştırma görevlisi olarak işe başladım. Ardından bir yurtdışı bursu kazanarak yurtdışına okumaya gittim. Başlangıçta yurtdışına gitmemem için etrafımda ki insanlar sorunlar çıkardı ama inatçıydım, hırslıydım. Sonuna kadar direnip yurtdışına gitmeyi başardım.

Devamı >>

Hayat Bir Yolculuk

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Iletişim, Kadın, Psikoloji
26 Jun 2009

Seoul’a bir iş gezisi için gittiğimde, şehri pek de tanımıyordum. Elime, okumaktan pek de anlamadığım haritayı alıp, yollara koyuldum. Zamanım fazla olmadığından, Marriott’a bavullarımı bırakıp, şehre attım kendimi.

Metro’ya geldiğimde hangi yöne gideceğimi bulmak için haritamı açtığımda, etrafımda nereden ve nasıl çıktıklarını anlamadığım bir dolu Koreli vardı.

‘Nereye gideceksiniz?’

Gideceğim yere rahatça ulaşabilmem için yardım etmeye çalışan Koreliler çok hoştu… Bir müddet sadece etrafımdaki insanlara bakarak güldüm. Size iyi bir deneyim yaşatmak isteyen bu insanlar biraz Türklere benziyordu. Hep bir ağızdan bana tarif veriyorlardı. İçlerinden biri gideceğim yere kadar gelmekte ısrarcı oldu.

‘Gerçekten gerek yok. Ben kendim gidebilirim.’

‘Hayır. Hayır. Ben sizi götürebilirim. Sorun değil.’

‘Anlıyorum ama önemli değil. Şehirlerde kaybolmaktan hoşlanırım. Pek zor bir tren sistemine de benzemiyor zaten.’

‘Lütfen, sizi durağınızda indirmek için yardımcı olmam sorun değil.’

15 dakikalık bir tren yolculuğu arkasında trenden indim ve Koreli yoluna devam etti. Metrodan çıktım ve nerede olduğumu anlamak için tekrardan haritayı açtım.

‘Merhaba. Yardım edeyim?’

Dediğimi dinleyeceğini tahmin etmediğimden, yardımcı olmasına izin verdim. Benimle bir müddet yürüdü.

’Akşam ne yapıyorsun?’

‘Emin değilim.’

‘Geleneksel Kore tatlarını denemek ister misin?’

‘Cazip bir teklif.’

‘Saat 7.30 da seni almaya gelirim.’

Yull, ince yapılı, siyah omuzlarına kadar saçları olan genç bir Koreliydi. Evli ve bir çocuklu genç çalışan annelerdendi. Hayatı büyük bir değişim içine girmişti. Çocuk için kariyerinden vazgeçmiş, kocasının onu aldatmasıyla devam eden süreçte hayatını tamamen sorgulamaya başlamıştı. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyordu.

‘Başka bir kadınla olan ilişkisini bildiğimi öğrendi.’

‘Aman Tanrım!’

‘Beni sevdiğini söylüyor. O kadının geçici bir heves olduğuna ikna ediyor beni.’

‘Sen ne düşünüyorsun?’

İkinci kadınlar her zaman geçici bir heves erkekler için. Bu kadının da öyle olduğuna eminim. Ama bu çektiğim acıyı dindirmeye yetmiyor. Kocamı seviyorum.’

‘Peki ya kariyerin?’

‘Çocuğum var. Onun da bir babaya ihtiyacı… Ailemi ayakta tutmak daha öncelikli.’

‘Ya kocanın aileyi ayakta tutmakta ki rolü? Ailesini ayakta tutmak için kariyerinden ödün vermek zorunda kalmamış. Üstelik başka bir kadınla seni aldatmayı da göze almış.’

Yull dinine bağlı, toplum baskısını da üzerinde fazlasıyla hisseden Koreli genç bir kadın. Eşinden ayrılmak toplumda değerini yitirmek gibiydi. Ailesi öncelikliydi ve tekrardan bir araya getirebileceğine inanıyordu.

‘Nasıl yapacaksın bunu?’

Aradan birkaç yıl geçti. Yull ve ailesi, eşinin işi dolayısıyla Silicon Valley’e taşındı. Yull düzenli olarak kiliseye gidiyor ve çocuğuna iyi bir aile hayatı sağlamak için her sabah kalktığında ona güç vermesi için Tanrıya yalvarıyordu.

‘Mutluyum burada.’

‘Mutluluk veren ne?’

‘Dua ediyorum her gün. Bu bana huzur veriyor. Çocuğumla istediğim gibi hayat yaşayabiliyorum. Üstelik kocamla ilişkimde düzeldi. Bizlerle vakit geçiriyor, bizi önemsiyor. Sevgime sevgiyle cevap veriyor. Benim için önemli olan da buydu.’

Hata yapmaktan korkmadan hayatta adım atabilmek, cesaret istiyor. Toplumla birlikte yaşamayı başarmak ama toplumun zincirlerine takılı kalmayacak kadar özgür olabilmek…

Hayatta karşımıza çıkan engelleri aşmak inanç ve güç gerektiriyor. Hata yapanları içimizden atmaktansa, istediğimiz gelecek uğruna fedakârlık yapmak büyük yürek istiyor.

Hayat, yaptığımız seçimlerden ibaret. Önceliklerimizin ne olduğunu biliyorsak, seçimlerimiz bazen daha da kolaylaşıyor. Artık herkes her şeyi aynı zamanda istiyor. Oysa hayat bazen istediklerimizi sırayla veriyor.

‘The Last Kiss’ isimli filmin bir sahnesindeyse şöyle bir diyalog geçiyordu: Evli bir adam, yeni çocuğu doğacak karısını aldatır. Kız babasının evine döner, kocası eşini geri alabilmek için dört döner. Adam, eşinin psikolog olan babasına sorar:

‘Karımı geri istiyorum. Hata yaptım, evet. Ama sen 30 yıllık evliliğinde hiçbir hata yapmadın mı? İstemeden bir kazaya kurban gitmedin mi?

Baba soğuk ve sert ifadeyle adama sessiz bir bakış atar. Babanın karısına hayatı boyunca sadık olan bir eş olduğunu fark ettiğinde, ne diyeceğini bilemez.

‘Ama ben kızınızı çok seviyorum.’

‘Bak evlat. Dünyada birbirini sevdiğini söyleyen bir dolu insan var. Yıllar içinde beni sevdiğim insandan ayırmaya çalışan, baştan çıkartmak için uğraşan bir dolu kadın tanıdım. Karımı sevdiğimi ben biliyorum. Ama evlendiğim kadının da hayatımın tek kadını olduğunu hissetmesi, benim nasıl davrandığımla ilgilidir.’

Nerede hata yapmamamız gerektiğini ve nerede hata yapma cesaretini göstermemiz gerektiğini ayırt edebilmek, hatalarımızın bize ögrettiklerinin daha güçlü gelecekler yaratmasına izin verebilmemiz dileğiyle…

Devamı >>

Tebrikler Selay Tozkoparan! Başarı Cesaret İster.

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Finansal Kazanç, Kadın, Psikoloji, Yönetim
16 Aug 2008

Selay Tozkoparan Ayşe Arman’ın röpörtajında hırslı olduğunu söylüyor. Şu herkesin korkutuğu kelimeyi korkusuzca söylüyor: hırs.

“Başarı odaklı biriyim. Hırslı olmamın sebebi bu.” diyor.

Hırslı insanları neden sevmeyiz?

Çünkü çoğu insandan fazla üretir ve başarırlar. Bu da ortalama insanları endişelendirir. Hoşlarına gitmez. Ortalama insanlar, herkesin onlar gibi olmasını ister…

Çünkü başarıya odaklandıklarından, ortalama insanların endişe ve hareketlerinden farklı yol alırlar. Bu da onlar hakkında dedikoduların yapılmasına neden olur.

Çünkü bazen aykırıdırlar. Aykırı olmak, sevilmemeyi göze almaktır. Başarı bazen aykırı olmayı gerektirir.

Çünkü farklıdırlar. Farklı insanlar çok eleştirilirler ve bu nedenle zaman zaman dışlanırlar. Bu da onların ortalama işlerle uğraşacak fazla vakitleri olmadığını gösterir.

Çünkü onlar için önemsedikleri kişiler arasında sevilen ve beğenilen insan olmak önemlidir, ama bu öncelikli değildir. Onlar bilirler ki başarılı insanların ya çok sevenleri ya da çok nefret edenleri vardır.

İşte Tony Robbins‘den “Yaptığımız İşlerde Neden ve Nasıl Daha Başarılı Oluruz” konulu kısa bir sunum. 

Devamı >>

CV TEKNİKLERİ E-BÜLTEN
Ad Soyad
E-Posta

YURTDIŞI SERTİFİKA PROGRAMLARI
Ad Soyad
E-Posta
YENİ YAZILARDAN HABERDAR OL

KONULAR
SİTEDE ARA
Hedefe Koşanlar
Acıtan Kariyer Hataları
Cesur Fikirler
Girişimcinin Ruh Halleri
İş ve Hayat Dengesi
Sosyal Medya Dünyası