‘Kariyer’ kategorisi için Arşiv
Yıkılan Hayaller, Yeni Ümitlere Hayat Verir
Bazen hayatı ve hayatın getirilerini kabul etmek zordur. Biten aşklar, ağlatır. Ölüm sorgulatır. Varılamayan hedefler, içimizi sızlatır. Çünkü hepsinin ardında yıkılan hayallerimiz, kaybolan umutlarımız vardır.
Yıkılan hayaller hayatımızın geri kalan kısmının anlamsız ve ümitsizliklerle dolu olduğuna işaret ettiğinde, hareketsiz kalırız. Geçmişimizle olan bağımız bugünümüz ve yarınımızdan daha kuvvetli olduğunda, yıkılanın sadece hayallerimiz değil aynı zamanda hayatımızın da olduğunu sanırız.
Oysa, yıkılan hayaller, hayal kurabilme gücümüzün sona erdiğine, yaratıcılığımızın ve hayat enerjimizin dibe vurduğuna işaret eder. Yeni ümitlerin yeşermesine, hayal gücümüzün daha da derinleşmesine yıkılan hayaller hayat verir. İşte hayat ve hayatın içinde dolanan bizler, bu kontrastların varlığında güçlenerek gelişiriz.
Devamı >>Tutkularla Hareket Cesaret Değil, Kararlılık Ister.
Çoğu kişinin istediği bir hayattır yurt dışında yaşamak. Uluslararası şirketlerde üst düzey konumlara gelmek. Başarılı olmak. Iyi bir aile hayatına sahip olmak. Sayılan ve sevilen biri olmak.
Özenir böyle bir hayata sahip olmayanlar.
Meltem, özenilen bir hayata sahip olanlardan.
Amerika, Ingiltere, Israil ve Romanya’da yaşadı. Üsküdar Amerikan’dan okul ikincisi, Boğaziçinden onur derecesiyle mezun oldu.Unilever’de 15 yıl süren kariyerinde Pazarlama Direktörlüğü yaptı. Group Bel’in Türkiye Genel Müdürü oldu.
Sonra girişimci olmaya karar verdi.
Devamı >>Kurum Kültürü Geleceğinize Yön Verir. Hareket Etmeye Cesaret Edin.
Öğrenilmiş çaresizliğin ne demek olduğunu ilk Martin Seligman’dan duydum. Yani adı üzerinde çaresiz olmayı kendimize öğretmek ve sürekli çaresiz olduğumuzu düşündüğümüzden bir zaman sonra bunun bir davranış olarak bize döndüğünü görmek.
Mutsuz çalışanlar bulundukları ortamları iyileştirmek için pek çaba harcamıyorlar. Nasılsa değişmez…Sistem onlardan daha büyük çünkü. Burada doğruluk payı var aslında. Bazen sistem bizden büyük ve çaresizlik hissi gerçek bir his. Ama sevmediğin bir yerde kalmak, cesareti kendinde bulamamak da kendini değiştirememekle ilgili bir durum. Yani, karşımızdaki kişilerin değişmemesinden yakınırken, kendimizde benzer bir döngü içinde olduğumuzu görmüyor, görsek de kabul etmiyoruz.
Kurum kültürü bir şirketin en önemli değeridir. Bunu yıllardır konferanslarda dile getiriyorum. Sebebi, zor zamanlarda her şeyi anında kopya edebilirsiniz ama kurum kültürünü asla değiştiremezsiniz. Kültür değişimi zaman ister, emek ister, birlik ister.
Devamı >>Gönüller Bir Olunca, Samanlık Seyran Olur.
Steve Jobs’ın vefatı dünyayı yasa boğdu.
Twitter isadL mesajlarıyla doldu.
Yıllardır ofisimde asılı duran tek bir yazı vardır. O da Steve Jobs’ın “Stay Hungry Stay Foolish” başlıklı Stanford konuşma metni.
Jobs, insanlığa dokundu. Insanlara dokundu.
Devamı >>Kadınların Davranış Seçimi Yükselmesine Engel mi?
Kariyer yapmak isteyenlerin bor çoğu geleceğin Rupert Murdoch’u olabilmek ateşiyle yanıp tutuşuyor. Kocaman bir şirket sahibi olmak, ünlü ve güçlü olmak, ünvan sahibi olmak ve eğer becerebiliyorlarsa dünyayı yönetebilecek güçlerinin olması fena fikir gibi gelmiyor. Fena fikir değil aslında.
Para, güç ve ünvan sahibi olanların etrafında daha çok insan olur. Yani network’leri diğerlerine göre daha güçlüdür. Iham verici olmadıkları zamanlarda dahi etraflarında onları dinleyecek ve onaylayacak insanlar bulunur. Yani güven eksikliği pek hissetmezler. Her ortama davet edildikleri gibi, finansal destek sağlayabilme imkanları olduğundan etrafındakiler çoğunlukla anlayışlı ve olumlu olur.
Fena değil gerçekten, değil mi?
[Ekonomist Dergisi eski başkanı, DAME MARJORIE SCARDINO, 62. CEO, Pearson plc]
Güçlü ve itibarlı olma isteğinin altında yatan duygu “beğenilme” duygusudur. Beğenilebilmek için Ruport Murdoch olma azmi ile yanıp tutuşmak ne kadar akıl karıdır, orasını bilemem ama eğer Ruport Murdoch olmak istiyorsanız, sebeplerinizi iyi seçmenizde ve daha içsel nedenlere dayandırmanızda fayda var.
Beğenilme güdüsü enteresan. Örneğin,
Devamı >>Neden Doktorayı Hala Bitiremedim?
Aslı Ergün bir Akademisyen. Uzun yıllar yurt dışında yaşamış ve dünyanın en iyi üniversitesinde burslu olarak Computer Science alanında PhD yapmaya hak kazanmış bir akademisyen. Aslı Ergün’ün öyküsü, kariyeryolculugu.com okurları için kendi kaleminden, bizlerle…
“Aslı Ergün: Herkes başarı anılarını anlatır. Kariyerinde neler yapıp nerelere geldiğini. Ben bunun tam tersini, başarısız olduğum anılarımı ve yaptıgım hataların bazılarını sizlerle paylaşacağım.
Hayata başarılı başladım. Hızlı adımlarla çıktım. Ortaokul birincisi, lise beşincisi olarak bitirdim. Çok yüksek puanla iyi bir universiteye girdim. Üniversitede bölümden iyi bir ortalama ile ayrıldım. Önce araştırma görevlisi olarak işe başladım. Ardından bir yurtdışı bursu kazanarak yurtdışına okumaya gittim. Başlangıçta yurtdışına gitmemem için etrafımda ki insanlar sorunlar çıkardı ama inatçıydım, hırslıydım. Sonuna kadar direnip yurtdışına gitmeyi başardım.
Devamı >>Hangi Mentor Size Fayda Sağlar? Kime Gerçek Mentor Denir?
Artık öyle bir dönemdeyiz ki herkes bir mentor ya da koç ile çalışıyor. Ben şanslıyım, çünkü hayatım boyunca hep yönetim kurulları, icra kurulları, genel müdürler ile bire bir çalıştım. Pozisyonlarım hep direk en tepe yönetimlere bağlı oldu. Ve size şunu söyleyebilirim ki, bu yüzden de mentorlarım her zaman en güçlü olanlar ve etki seviyesi en yüksek olan yöneticiler oldu. Yani, hiç bir zaman formal bir mentorluk sistemiyle yoğrulmadım.
Kurumların oluşturduğu mentorluk sistemleri bilgi edinmeniz, mentorunuzu iyi tanımanız açısından faydalıdır. Ama onun ötesine geçmez. Ötesine geçmesi, yani sizi istediğiniz noktalara getirebilmesi için mentorların sizi aktif olarak “tavsiye etmesi, önermesi, yolunuzu açması” gerekir. Yani sizi tanıtan elçiniz olması gerekir. Bunu nasıl mı yapar? Bakalım…
Devamı >>Işverenler Ne Aradığını Biliyor Mu?
Yaklaşık 10 yıldır, profesyonellere ve öğrencilere iş görüşmesi koçluğu veriyorum. Bu süreç içerisinde danışanların deneyimlerinde çok net bir durum söz konusuydu. İş görüşmesi yapan yöneticilerin kendini “güçlü” ve görüşmeye çağırdıkları kişileri de “güçsüz” taraf olarak konumlandırmayı tercih ediyor olmaları ve kullandıkları amatör görüşme tekniklerinde bir nevi “ben üstünüm sen değilsin” anlayışının hakim olduğunu ortaya koyuyordu. Bu tutum iş arayanı iş arıyor olmasından dolayı daha az değerli görme eğilimini de beraberinde getiriyordu.
Özellikle yeni mezunlar ya da 2-8 yıl iş deneyimine sahip olanlar iş görüşmeleri arkasından sudan çıkmış balığa dönüyorlar. İşverenlerin yeni mezunlardan dünyaları bekliyor olması, karşı tarafı değersizleştirmesi bu yöneticilerin yönetici özelliklerinde çok ciddi sorunlar olduğunu göstermekte. Gençlerin iş dünyasında ve hayatta öğrenmeleri gereken şeylerin olduğu kesindir, çünkü hepimiz öğrenerek ve zamanla bir yerlere geliyoruz. Karşısında ki insana önce insan olduğu için değer gösteremeyen bir yönetici, kanımca profesyonelliğin temelini ıskalamıştır. Umuyorum, bu tür şirketlere boyun eğmemeyi öğrenen ve bu tür şirketleri tercih etmeme cesaretini gösterenlerin sayısı giderek artar. Değişim istiyorsanız, tercihlerinizi ona göre yapmayı öğrenmelisiniz.
Bugün sizleri Serkan Yasin isimli kariyeryolculugu.com okurunun bir makalesiyle başbaşa bırakmak istiyorum. Serkan bizimle iş görüşmeleriyle ilgili deneyimlerini paylaşıyor.
“Işverenler Ne Aradığını Biliyor Mu? (Serkan Yasin)
Hemen hemen birçok sektörde işsizlik var. Fakat bunun en yoğun görüldüğü alanlardan biri de iletişim sektörü. Peki ilanlarda aranan şartlar sizce akla yatkın mı?
Birçok iş deneyimim oldu. 26 yaşındayım. Fakat Türkiye’deki iş ilanlarını görünce geleceğe ait korkularım artmaya başlıyor. Sadece iletişim alanına ait ilanlarda sorun yok, genel anlamda tüm iş ilanlarında sorun var. Birçok iş ilanında şuna rastlıyoruz:
…Lisans mezunu, 5 yıl deneyime sahip, Erkek ise askerliğini tamamlamış, 27 yaşını aşmamış, Çok iyi derecede her programı kullanabilen, Herşeye sahip…
Bu nasıl oluyor anlamak mümkün değil. Bu ülkede üniversite bitirme yaşı nedir? Nereden 27 yaşını aşmıyorsunuz ve 5 yıl deneyiminiz oluyor?
Bunlar çoğumuzun sorduğu sorular.
Bir de işin deneyim boyutu ilginç. İş en iyi iş yerinde öğrenilir. Doğal olarak gittiğiniz iş yerinde bazı prosedürlerin öğretilmesi gerekir. Herkes deneyim bekliyor fakat kimse işe alıp öğretmiyor. Bu nasıl olacak?
Tabii ki birey kendini geliştirecek. Fakat merak ediyorum şu an meşhur bir çok gazeteci, tv programcısı, halka ilişkiler ve reklam uzmanı, yönetmen, oyuncu, senarist vb.. zamanında kimse bunların elinden tutmadı mı? Tek başlarına mı geldiler bu yerlere? Hiç sanmıyorum. Peki bu deneyim yüzünden birçok insanı elemek niye?
Ülkemizdeki iletişim fakülteleri pratik eğitim mi verdi 4 yıl boyunca? Kim nerede bu deneyimi kazanacak?
Ben de fakültemde okul gazetesinde çalışmıştım ama piyasada işler farklı dönüyor. İşe girmeden iş falan öğrenilmez. Ufak yerlerde çalışıyorsunuz bu deneyim oluyor fakat büyük yerler bunu deneyimden saymıyor. Yaşınız ilerledikçe para kazanmak istiyorsunuz , yuva kurma hayaliniz var kısacası çalıştığınızın karşılığında para biriktirme amacınız var. Buna izin veren yok.
Katılmayabilirsiniz fakat emekliliğin 65 yaş olduğu bir ülkede siz insanın hayatını 27, 30 yaşında nasıl bitirirsiniz, anlam veremiyorum.” Serkan Yasin
Tüm şirketlerin yöneticileri ve özellikle Insan Kaynakları alanında çalışanların düşünmesi gereken konular bunlar. Kurum itibarını yaratmanın kurumsal iletişim departmanının işi olduğunu düşünen her yöneticiye Salim Kadıbeşegil’in “Itibar Yönetimi” isimli kitabını okumasını öneririm.
Devamı >>Fark Yaratmak, Hislerinize Kulak Vererek Adım Atmaktır
Kariyer endişeleri içerisinde temelde iki sorunla karşı karşıya kalıyoruz.
“Hangi konuda iyi olduğumu bilmiyorum” ve “Nasıl ve ne yöne adım atmam gerektiğini kestiremiyorum”.
Bu sorulara cevap bulmanın çeşitli yolları var.

Cevap ararkense dikkat etmeniz gereken önemli iki kriter var. Hızın önemli olduğu bu devirde ilk kriter “zaman” diyerek sizi düş kırıklığına uğratmak istemezdim. Yine de “zaman” neden önemli diye soracak olursanız, bunun da iki sebebi var:
Birincisi, “zamanınız” olduğunu farketmeniz, stresli günler yaşadığınızda sakinleşmenize yardımcı olur. Stres düşünmeyi ve karar almayı bloke eden bir faktör olduğundan, rahat hissetmeniz önemli. Ikincisi hayatta önemli değişimler zaman gerektiriyor. Harvard’da da okusanız, dünyanın en iyi şirketinde de çalışsanız, istekleriniz, beklentileriniz, tercihleriniz hayatla birlikte değişiyor. Bundan daha doğal ve normal birşey olamaz. Gelişmek, ilerlemek, geliştirmek ve ilerletmek isteyen her yenilikçi insanın hayatında dönem dönem yaşayacağı bir duygu ve düşünce durumu bu.
Ikinci kriter “hareket etmek”. Katıldığım tüm seminerlerde, dinlediğim her konuşmacıdan, okuduğum çoğu makalede şu sözü duyuyorum “Ne istediğini bul. Bulmadan hareket etmen mümkün değil.” Bana kalırsa bu öneri düşünülmeden verilmiş tavsiyeler listesinin başında geliyor. En azından ne istediğini bulmaya çalışanların ne istediğini bulması için önce “hareket” halinde olması gerekiyor. Yani önce hedefi bul sonra hareket et önermesi sizi paralize ediyorsa, çok haklısınız. Bazıları doğuştan ne istediğini bilir, bazıları çok erken yaşta ne istediğinden emindir, bazıları da yaşamın içinde gezerken ne istediğini bulur. Ya da yön değiştirmeye karar verir. Eğer ne istediğinizi bilmiyorsanız, hislerinize kulak verin. Fark yaratmak istiyorsanız, hissettiklerinizi harekete geçirin. Azimle, sabırla, her gün…Yapabileceğiniz bazı şeyler arasında okumak, katılımcı olmak, insanlarla konuşmak, ilgilenebileceğinizi düşündüğünüz konulara dalmak, onları denemek, düş kırıklığına uğramak, bulamıyorum diye haykırmak, bazen ümitsizliğe kapılmak ve tekrar denemek, tekrar dışarı çıkmak, aramak, araştırmak, sormak ve Boom!
Sürecinizi kısaltabileceğine inandığım çalışmalardan biri şu: elinize bir kalem ve kağıt alın, ya da wordpress.com’a girip bir blog ismi alın, herhangi bir isim olabilir. Bu noktada hangi ismi aldığınız önemli değil. Hayatta tutkulu olduğunuz, sevdiğinizi düşündüğünüz ve aklınıza “ilk” gelen konu hakkında birşeyler karalamaya bakın. Aklınıza ilk gelen konu hakkında “rahatça” konuşabilmeniz, düşünebilmeniz ya da yazabilmeniz önemli. Buna dikkat edin. Bir ay boyunca her gün az ya da çok konuşmaktan, düşünmekten, yapmaktan hoşlandığınız herhangi bir konu hakkında yazmaya devam edin.
Sizin için hayatta nelerin değerli olduğunu ve yaptığınız işte yükselirken hangi değerlerin sizin için vazgeçilmez olabileceğine gz gezdirin.
Bu süreç size kendinizle ve yeteneklerinizle ilgili çok yararlı bilgiler verecek. Deneyin. Destek isterseniz, bana yazın. Bu süreci bir profesyonelle birlikte desteklemek isterseniz buraya yorum yazabilir ya da bana direk email atabilirsiniz (fatmanur@kariyeryolculugu.com).
Size ilham vermesi için Alain De Botton’un bir konuşmasını da ekliyorum. “A Gentler, Kinder Philosophy of success”.
Not: Tüm mesajlara cevap veriyor olacağım. Genelde mesaj sayısı çok yüklü olduğu için hızlı geri dönüş yapamasamda benden en geç iki ay içerisinde mesaj alıyor olacaksınız. Ilk gelen mesajlardan başlayarak cevap yazmaya başlayacağım için önce davranan önce benimle irtibatta olur dememe gerek var mı?
Devamı >>Ya Yanılıyorsak? (1)
Insanların çoğu, çoğu zaman sorunlara “yarabandı çözümler” getirmeyi tercih ediyor.
Her yerde benzer bir duruma rastlayabiliyoruz. Iş hayatımızda, sosyal yaşantımızda, aile ilişkilerimizde…
Sorunların kökten çözümü her zaman kolay değildir.
Değişimler zaman ister. Emek ister. Hatta bazen ciddi kültür değişimi ister. En cesuru, en güçlüsü, en açık fikirlisi için bile değişim kolay değildir her daim. Bazen güçlü bile olsak şartları değiştirecek imkan yoktur ve o zaman mecburdur yarabandı çözümler derde deva olarak hayata eşlik eder…
Gelin görün ki bir de bazı insanlar vardır, ezber bozan cinsten düşünür ve hareket eder. Sürü psikolojisinden kurtulup, değişime başlangıç eder. Bilindik metodları, anlayışları, düşünceleri bir kalemde çizer. Ve ortaya öyle bir eser çıkar ki, insanları birleştiren, güzelleştiren, öğreten, düşündüren emekler ortaya serilir.
Ted.com işte bu girişimlerden biri. Kurucusu Chris Anderson, bilgiye bakışımızı, paylaşımımızı ve onu sunuşumuzu değiştiren bir anlayışla Ted.com’u dünyaya açtı. Toplantılar öncelikle Kaliforniya’da yapılırken, zamanla diğer eyaletlere yayıldı. Dünya’da gördüğü popülerliğiyle, TedX programları sayesinde diğer ülkelere de sıçradı. Işte bu toplantıların Türkiye’de ikincisi, 10 Şubat 2011 Perşembe günü Boğaziçi Universitesi’nde yapılıyor olacak. 500 katılımcı ve 90 sosyal medya kullanıcısının katılımıyla gerçekleşiyor olacak.
Ted.com konferansları insanı nasıl mı etkiliyor? Işte buyrun, tam böyle. Damardan.
Bir bakalım…Jill Bolte Taylor’ın mucizevi hikayesine bir göz atın.
TedXReset, Unut >> Düşün >> Yarat >> Harekete Geç temasıyla
Program’da kimler yok ki! TedXReset Istanbul ayağı programına bir göz atalım.
Unut: Ya Yanılıyorsak?
-Kuantum sıçramalarıyla 2012’de “uyanış” olacağını iddia edenler haklı olabilir mi?
Dr. Fred Alan Wolf çarpıcı bir konuşmayla “yanılıyor olabilir miyiz?” bunu irdeliyor olacak.
-Son yıllarda kafamızı mutlulukla bozar gibiyiz. Çalışma saatlerimiz yükseldi, trafik stresi çekilmez oldu. Hayat, işten, kariyer yapmaktan, para kazanmaktan ibaret oldu. Mutluluğu kaybettik ve onu arar olduk. Arasak da bulamasak olduk. Peki mutluluk arayıp da bulunacak birşey mi gerçekten? “Yanılıyor olabilir miyiz?” Psikiyatrist Dr. Yankı Yazgan doğru bildiğimiz yanlışlara dikkat çekiyor olacak.
Düşün: Ya Yapabilseydik?
Yanısıra, Olasılıklardan bahsediyoruz, Astrolog Hakan Kırkoğlu, kaostan düzene giden olasılıkları, Erdil Yaşaroğlu, esprinin hayatımıza kazandırdıkları, Özcan Yüksek, düşünmenin yolları ile farklı bakış açılarına sahip olmanın hayatımıza katabileceklerini gösterecekler.
Yarat: Ya Cüret Edebilseydik?
Dilara Erbay ile hayata tad katacağız, Prof. Dr. Oğuzhan Özcan ile tasarıma renk vereceğiz, Mert Gökalp ile denizen derinliklerine ineceğiz, Serdar Kuzuloğlu ile sosyal mecraları irdeliyor olacağız.
Harekete Geç: Ya Değer Verseydik?
Harekete geçebilmek için oğretebilmeyi, Hacı Ormanoğlu’nun dilinden, anlaşabilmenin yeni dilini Trung Le yorumlamasıylan, deneyimleyebilmenin özgürlüğünü Ahmet Şefik Öngün’ün tecrübelerinden, kaybetmeye yüklediğimiz güçleri Aziz Kedi’nin kelimelerinden dinleyeceğiz.
Konferansın kilit mesajlarını anlık olarak twitter.com/fatierdogan ve friendfeed.com/fatierdogan üzerinden veriyor olacağım. Perşembe görüşmek üzere…
Cuma-Pazar arası konferanstan notları da kariyeryolculugu.com’dan takip edebilirsiniz.
Devamı >>- CEO (1)
- CV (28)
- Değişim (94)
- Eğitim (61)
- Favoriler (8)
- Finansal Kazanç (6)
- Girişimcilik (29)
- Iletişim (54)
- Inovasyon (9)
- Iş arama (60)
- Iş görüşmesi (31)
- Kadın (3)
- Kariyer (175)
- Liderlik (30)
- Maaş (9)
- Marka (1)
- Network (10)
- Öğrenci (17)
- Önyazı (3)
- Pazarlama (15)
- Pazarlık (2)
- Popüler Yazılar (7)
- Psikoloji (66)
- Sosyal Medya (28)
- Staj (5)
- Strateji (9)
- Teknoloji (3)
- Üniversite (26)
- Y ve X kuşağı (3)
- Yaratıcılık (23)
- Yetenek (23)
- Yönetim (110)
- Gelişebilmek İçin Bırakıp Gidebilmek Üzerine…
- Üst Düzey Yöneticiler İş Arıyor
- Kişilik Testi Yapmadan İşe Almak Pek Demode Oldu
- Kariyerinizde Yükseldikçe, İş Aramak Daha Fazla Planlama Gerektirir
- İş Görüşmesine Çağrılmıyorsanız, Kötü bir CV’niz olduğundandır.
- Boş CV yollamadım. Neden kimse aramıyor ki?
- Telefonda İş Görüşmesi Daha Güçlü Bir İletişim Kurmanızı Gerektirir
- Vurucu bir Önyazı, Karar Sürecini Etkiler
- Itibar Etmediğimiz Meslekler Hayat Değiştiriyor
- Aradığını Bulmak mı yoksa Pes Etmek mi?
- Girişimci İnsanı Girişimci Yapan Sebepler
- Girisimciler Icimizdeki Vizyon Sahibi Kisilerdir
- Kariyer Yapmanın Bir Diğer Yolu: Girişimcilik
- Girişimci Ruhunuz Varsa, Bunu Izleyin
- Büyük Başarılar Küçük Adımlarla Başlar
- Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir.
- Daha Başarılı Olmak İçin, Mutluluk Eşiğinizi Artırın.
- Fark Yaratmak, Hislerinize Kulak Vererek Adım Atmaktır
- Olgunlaşmak, Mental Bir Disiplin Gerektirir.
- Pozitif Psikoloji Ne Değildir?
- Şu Yetenek Dediğimiz, Bulunmaz Hint Kumaşı mıdır?
- İşten Çıkarılmak, Kariyerinizi Sekteye Uğratıyor mu?
- Bizdeki Y Jenerasyonu Duyduğunuz, Bildiğinizden Farklı Olursa







