resim
Ana Sayfaya Dön


‘Öğrenci’ kategorisi için Arşiv

Sürekli Gelişim İçin Bir Öneri

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Eğitim, Kariyer, Öğrenci, Üniversite
13 Nov 2008

Eskiden lise mezuniyeti iş kapılarını açardı. Günümüzde lisans dereceniz olmadan iş kapıları açılmıyor. Yakın bir gelecekte, yüksek lisans minimum bariyer haline gelecek, bunu da herhalde doktora dereceleri izler bu gidişle…  

Türkiye’de sürekli eğitim son 7-8 yılda popüler olmaya başladı. Bunun en önemli sebeplerinden biri artık tek bir konu hakkında aldığımız eğitim ile iş yapabilmemizin neredeyse imkansız hale gelmesi. 1980’li yıllarda Bilgisayar Mühendisliği okuyanların diplomalarının, hızla gelişen teknolojik yapıdan dolayı hiçbir anlam ifade etmemesi konuya iyi bir örnek sanırım 

Uzmanlık sahibi olmak artık çok farklı alanlarda bilgi sahibi olmamızı şart koşuyor. Pazarlama yada iletişim alanında uzmanlaşmak isteyenlerin, internet teknolojilerinden genel anlamda anlıyor olması gerekiyor. İnsan Kaynakları uzmanlarının, pazarlama ve psikoloji alanlarında da bilgi sahibi olması gerekiyor.  Avukatların, genel iş yönetimini de biliyor olması gerekiyor. Liste uzayabilir bu şekilde… 

Bilgi sahibi olmak lisans derecesine bağlı değil. Özellikle bazı alanlarda gelişmeler çok hızlı olduğundan, çoğu zaman 2 yılınızı yüksek lisansa harcamanız da pek akıl karı olmayabiliyor. Öğrenim kurslara, üniversitelere yazılmakla, sertifakalar, dereceler almakla da ilgili değil. Önemli olan, öğrenme tercihiniz nasılsa, gelişiminizi sürekli tutabilmeniz. 

Türkiye’de fazla tercih edilen bir yöntem değil belki ama ne istediğinizi biliyorsanız, diploma almak derdinde değilseniz, size Universal Class’ı tavsiye ederim.

Eğer bir konuda daha da derinleşmek istiyor ama lisans ya da yüksek lisans derecesi almayı gerekli görmüyorsanız, deneyin derim. Ya da benim gibi aradığınız dersleri üniversitelerde bulamıyorsanız, bulduğunuzda o konuda eğitim alabilmeniz için binbir çeşit prosedürle karşılaşıyorsanız ve amacınız öğrenmek istediğiniz konuda ne kadar derinleşmek istediğinizi anlamaksa, universal class ve benzeri eğitim imkanlarını değerlendirmekten çekinmeyin derim. 

Gerçek sürekli öğrenme işte böyle bir şey. Gerçek gelişme işte böyle bir şey.  

Devamı >>

Kariyerinizi İnsan Kaynakları Departmanının Eline Bırakmayın

04 Dec 2007

Şirketlerin çalışanlar için kariyer planlama programlarının olması çalışanları motive eden, şirkete bağlılığını ve işinde verimliliği cesaretlendiren bir sistemdir.

Kariyer Geliştirme programları ile iş hayatınıza yeni ufuklar eklenebilir…Uluslararası bir şirkette çalışıyorsanız “expat” olarak grubun yurt dışı şirketlerinden birine transfer edilebilir, lokal bir şirketteyseniz kariyerinizde yükselmenize imkan verecek yolları görebilirsiniz.

Unutmamak gerekir ki kariyer planınızı ne yöneticiniz ne de İnsan Kaynakları istediğiniz şekilde ele alabilir. Onlar size yön göstermekte yardımcı olabilecek mentorlardır. Elbet yöneticileriniz kariyerinizde ilerlemeniz için çabalar ama yönünüzü siz çizmediğiniz sürece olduğunuz yerde sayabilirsiniz.

Bu ne demek?

[Kafanızı karıştırmak gibi olmasın ama şimdi size iki adet birbiriyle çelişen bilgi veriyor olacağım. Cevap vermekten çok düşünmenizi ve soru sormanızı teşvik etmesi amacıyla...]

Bu demektir ki Kariyer Planınızı kimse sizin adınıza yapmaz. Kariyerinizin nereye gitmek istediği konusunda sizin bir düşünceniz, fikriniz yoksa olduğunuz yerde saymanız olası olabilir!

Gelin görün k, bilim adamları kariyer planlaması diye birşey olmadığını söylüyorlar. Dolayısıyla biz mi kariyerimizi planlıyoruz yoksa kariyer mi bizi buluyor sorusuna Kaos Teorisiyle cevap veriyorlar. Ne varki çoğu insann kariyerinin şansa bağlı geliştiğini bildirdiğini söyleyen Avustralyalı iki psikologun yaptığı araştırmanın sonucu Journal of Vocational Behavior dergisinde yayınlandı. Inanması gerçekten güç sonuçlar. “Kadercilik yada şans işiyle hayat yürümez” diye şartlandırıldığımızdan, hayatta sürekli hedeflerle çalışmaya alıştığımızdan “kontrolün bizde olmadığını kabul etmek” kolay değil. Herşeyi “kendi çabamızla başardığımıza” inanmak daha bir güç veriyor bizlere…

Başarılı olabilmek için çaba gösterme sorumluluğu her zaman kişiye aittir.Fırsatları araştırmak, arkasından gitmek, yardım istemek, görüş almak, alternatiflerin neler olduğunu bulup, bunları değerlendirmek sizin işiniz! Ve belki de en önemlisi önümüze çıkan fırsatları yakalayabilmek…

Şirketlerde kariyer planları genelde kısıtlıdır. Bu yüzden kariyerinizi sadece kurulmuş formal planların eline bırakmaktansa farklı alternatifleri de her zaman araştırmak ve gerektiğinde değerlendirmek önemlidir.

Kariyerinizin tıkanmaması için sürekli yenilenme ve öğrenme esastır. Kendinize yatırım yapın. Şirketiniz mümkün kılıyorsa, eğitim programlarına katılın. Bu tip imkanlar sağlamıyorsa, kendiniz öğrenme ortamlarınızı yaratın.

Her zaman sadece bildiğiniz konularda eğitim almaktansa, yan alanlara da kaymayı deneyin. Yeteneklerinizi tek bir alanda toparlamaktansa genişletin. Bir konuda uzman olmanız, odaklanmayı ve başarıyı getirir. Birden fazla konuda yetenekli olmanız, gerektiğinde değişimi daha rahatlıkla ve özgüvenle yapma özgürlüğünü verir.

Devamı >>

Kariyerinize Hızlı Başlamak İçin İngilizce Şart

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Eğitim, Kariyer, Öğrenci, Üniversite
20 Nov 2007

İyi bir kariyer için ingilizce şart. 

Herhangi bir yerde değilde, başarılı şirketlerde ve uluslararası düzeylerde iş yapmak istiyorsanız ingilizcenizi mutlaka geliştirmelisiniz. Üniversite öğrencisiyseniz, yaz dönemlerinizi ingilizce öğrenerek ve mümkünse yurt dışına giderek geliştirmeye çalışın. 

Mezun olduktan sonra ingilizceniz iyi düzeyde değilse, bir iki sene çalıştıktan sonra yurt dışında yabancı dilinizi geliştirmek güel bir fırsat. Günümüzde ‘ingilizceyi anlıyorum ama konuşamıyorum’ demek otomatik olarak elenmenize sebep oluyor artık.  

Genelde ingilizcesi orta düzeyde olanlar yurt dışında ‘iş ingilizcesi’ dersleri alırlar. Bana kalırsa Türkiye’de bir çok kişi yazışma tekniklerinden bi haber. İş dünyasında nasıl yazı yazılması gerektiğini bilmiyor. Örneğin çoğu dostuyla sohbet eder gibi yazıyor. Sıcak geçen bir toplantı arkası yollananan emailler karşıdaki kişinin iş yaptığınız kişi değilde artık çok samimi olduğunuz ahbabınızmış tarzı kaleme alınabiliyor. Uluslararası yazışmalarda ise karşınızdaki kişinin size gülmesine ‘aman tanrım ben kimlerle iş yapıyorum’ demesine ve işi bağlayamamaya kadar uzanabiliyor.   

Dolayısıyla iş ingilizcesi derslerinizin yanısıra ‘yazı teknikleri’ ve ‘iletişim’ tarzı ek dersler almanızı tavsiye ederim. İş dünyasında yazılı iletişimi kuvvetli olan kişilerin sayısının oldukça az olduğunu söylemeliyim. Özellikle ileride yönetim kademelerinde yer almayı istiyorsanız, sizi bir üst koltuğa çıkartabilecek önemli bir faktör olduğunu göreceksiniz.  

Aksan Önemli mi?

Hangi aksanla konuştuğunuz bana kalırsa önemli. Alman bir arkadaşım bir kaç yıl Güney Afrika’da ingilizce kursuna gitmişti. Döndüğünde aksanı tamamen Güney Afrika aksanına dönmüştü. Aksanlar arasındaki farkı eğer ingilizceniz başlangıç yada orta seviyelerdeyse bilmiyor olabilirsiniz. Bazı insanların kulağı da diğerlerine gore daha hassas olduğundan farkı daha iyi kapabilir. Türkçe’de aksan nasıl önemliyse, ingilizcede de aksan önemlidir. Aksanlardan başlıcaları şöyle:

Amerikan Aksanı
Kanada Aksanı (Amerikan Aksanına çok benzer sadece bazı kelimelerin telafuzu onları ele verir)
Avustralya aksanı
İngiliz aksanı
İskoç aksanı 

Bunlar başlıcaları…Ama ne varki Amerika’da ingilizce öğreneceğim diye gittiğinizde karşınıza ingiliz hocalar çıkabileceği gibi Amerika’ya gittiğinizde de Kanadalı hocalarla karşılaşabilirsiniz.  Örneğin Amerika’da güneylilerin şivesi New York’luların şivesi ve Kaliforniya’lıların şivesi birbirinden farklıdır. İngiltere’de Londra’da duyacağınız aksan ile (Queens English yada güney doğu bölgelerindeki aksan farklıdır.)Yani yurt dışına ingilizce öğrenmeye giderken kendinizi ne konuşulduğu anlaşılmayan bir bölgede bulmamaya da özen gösterin derim…

Devamı >>

Görüntülü CV furyası

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : CV, Iş arama, Öğrenci, Üniversite
14 Nov 2007

Görüntülü CV’ler meşhur olmaya başladı. Pıtırcık gibi akıyorlar dünyamıza. CNN Türk’de İş Görüşmesi programıyla popüler oldu sanki. Alın size bir yenisi daha. İki Boğaziçili arkadaş mulakat.tv isimli bir web sitesi kurmuş. Hem örnekler var görüntülü CV hakkında hemde sizin de kendi görüntünüzü verebileceğiniz bir ortam. 

Görüntülü CV kullanmalı mısınız? 

Ben kendimi bildim bileli teknoloji ile ilgiliyim. Dolayısıyla yeni teknolojilerin kullanılması, yeni alternatif mecraların çıkmasını destekliyorum. Ama görüntülü CV hazırlamayı tercih edenlerin çok dikkatli olması gerektiğini düşünmeden edemiyorum. Hangi şirkete ve pozisyona başvurduğunuz önemli. Görüntünüzü işverene yollayacaksanız, hazırlayacağınız görüntünün hem göze hoş hem de kulağa hoş gelmesi çok önemli.  

Doğruyu söylemek gerekirse birçok kişi hala doğru düzgün bir CV nasıl hazırlanır  bilmiyor. Sebebi de—elbette üniversitelerimizde—bir CV nasıl yazılır, nelere dikkat edilir diye bir ders yok. Herkesin yetenekleri de farklı. Henüz yazılı bir CV hazırlayamayanların görüntülü CV yaratmaya kalkışması daha vahim sonuçlar verebilir.  O yüzden ben her zaman CV hazırlamak için danışmanlara vereceğiniz paranın işi kapmak için harcamış olacağınız en iyi birkaç yüz YTL olacağını düşünüyorum. Yok olmaz diyorsanız, o zaman hazırladığınız CV’yi mutlaka birkaç profesyonel gözün görmesini sağlayın. İnanın çok faydasını göreceksiniz. 

Görüntünün zararı ne olabilir?  Çok.   En önemlisi, iyi hazırlanmamış bir görüntü anında elenmenize sebep olacaktır. İş görüşmesine çağrılıp orada elenmek ama yinede şansınızı zorlamak her zaman daha iyidir.  Fotoğraf bile işe almadan sorumlu yöneticinin fikrini yönlendirmede epey kuvvetli. Görüntüyü hafife almayın. Bu kadar önemsiz olsaydı şu meşhur ‘presentabl bayan’ aranıyor ibareleri hala 21. yüzyılda ilanlara konur muydu? Mülakat.tv ana sayfasında bulunan örnekleri bir inceleyin. Algılarınızın ilk birkaç saniyede hemen oluştuğunu göreceksiniz. Belki bu fotoğraflara tıklamadan bile kişiler hakkında bir düşünceniz oluşmaya başlayacak.  Bana kalırsa işe almada sorun şurada: Birçok işe almadan sorumlu yöneticiler (İnsan Kaynakları departmanlarından bahsetmiyorum) işe alma yönetm ve tekniklerini bilmiyorlar. Sistem nasıl işliyor farkında değiller.

Birçoğu hala teknolojiyle pek yakından ilgili değil. En azından sizin kadar gelişmeleri takip etmeyen birçok yönetici var. Sizin için ilginç olan diğeri için itici olabilir.  

Bana kalırsa, belki reklam sektörü için görüntülü CV daha uygun olabilir. Yada bir mühendisin projesini görüntüye kaydedip 30-40 saniyede ilginç bir projeyi profesyonelce anlatıyor olması fayda getirebilir. Eğer gerçekten kaliteli bir görüntülü CV hazırlıyorsanız, test ettirip istediğiniz imajı verdiğinize inanıyorsanız yapın. Ama mediocre yani ortalama işler çıkartacaksanız, bir daha düşünün derim. 

Devamı >>

Neden Akademisyenlik? Nasıl Akademisyenlik?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Eğitim, Kariyer, Öğrenci, Üniversite
12 Nov 2007

Yazar: Doç. Dr. Murat Çokgezen, Marmara Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi, Homoekonomikus kitabının yazarı, E-konomist.net portalı yöneticisi

Akademisyenlik güzel meslektir.

Öncelikle size çok fazla boş zaman verir. Eğer bu boş zamanı iyi değerlendirebilirseniz maddi ve manevi olarak tatmininiz yükselir.

* Sürekli belirli bir ortalamanın üzerindeki insanlarla muhatap olursunuz. Bunu meslekte olanlar çok fazla fark etmeseler de bu çok önemli bir avantajdır. (Bunun kıymetini anlayamayanların polislik gibi sürekli belalı adamlarla uğraşmak zorunda olan insanlarla konuşmalarını tavsiye ederim.)

* Sürekli gençlerle beraber olursunuz. Bu bir yandan size yaşlandığınızı hatırlatsa da, diğer yandan sizi sürekli daha zinde tutar.

* Sürekli yeniliklere açık bir meslektir. Alanınızla ilgili hergün yeni bir eser çıkar. Sürekli yeni ve ilginç şeyler öğrenebilirsiniz.

* Dünyaya çok açık bir meslektir. Alanınıza yaptığınız katkıları dünyanın çeşitli yerlerindeki meslektaşlarınızla paylaşma imkanınız vardır. Bir anda sınırlar sizin için açılır. Çok fazla gezme ve dünyanın her yerinden insan tanıma fırsatı bulursunuz.

* Size ufak çapta şöhret imkanı sunar. Her yıl yüzlerce kişi sizi sınıfta ya da konferansta dinler. Bunun olumsuz yanları olsa da egonuza önemli katkıda bulunur.

* İtibarlı meslektir. Size birçok konuda yarışa diğerlerine göre önde başlama fırsatı sunar.

Ancak bu imkanlardan faydalanabilmek için kendinizi çok iyi yetiştirmeniz gerekir. İyi İngilizce bilmek, iyi okullarda eğitim görmek, iyi akademik ortamlarda bulunmak iyi akademisyen olmanın ön koşullarıdır. Bunlara sahip olmak kesinlikle iyi akademisyen olmanızı garanti etmez ama sahip olmamanız sizin kötü akademisyen olma ihtimalinizi arttırır. Ve…..

* Boş zamanı nasıl geçireceğinizi bilemezsiniz. Ofisinizde oturup okul içi entrikalara, öğrencilerle ve asistanlarınızla nasıl uğraşacağınıza kafa yorarsınız.

* Muhatap olduğunuz insanlar ortalamanın üzerinde olduğu için sizin ‘takoz’ olduğunuzu hemen anlarlar ve hemen tefe koyarlar ya da yararlanmaya çalışırlar.

* Beraber olduğunuz gençlerin hızına erişemezsiniz. Onları anlayamazsınız.

* Yenilikleri izleyemezsiniz. Mesleğinizde geri kalırsınız. Akademik ortamlarda kendinizi yalnız hissetmeye başlarsınız.

* Değil dünyaya açılmak okulunuza, hatta okulun bir kısmına sıkışıp kalırsınız. Akademik camianın değil okulunuzun bir mensubu olursunuz. Bazen onu bile hissedemeyebilirsiniz

* Derste ya da konferanslardaki fiyaskolarınız sayesinde büyük kitlelere rezil olursunuz. Olmamak için bu tip toplantılardan özenle kaçarsınız.

* Ünvanınızı sadece komşunuz, mahallenizin bakkalı gibi kişilere hava atmakta kullanabilirsiniz.

Devamı >>

Ögrenmiyorsanız, Sorumlusu Sizsiniz!

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Eğitim, Kariyer, Öğrenci, Üniversite
06 Nov 2007

Bilgi hiç bu kadar herkese açık olmamıştı.

Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı.

Şu Internet dünyamızı değiştirdi.

Peki bu imkanları ne kadar kullanıyoruz?

Örneğin, Amerika’daki bazı üniversiteler podcast, webcast, RSS ve benzeri yollardan derslerini tüm dünyaya açıyorlar. Bunun sebebi ise hem ögrenimi toplumun yararına sunmak hem de git gide daha da rekabetçi hale gelen eğitim sektöründe rekabetten sıyrılabilmek. Fark yaratabilmek, imaj güçlendirmek ve daha çok tercih sebebi olmak için…

İnfomag dergisinin Kasım sayısında Mehmet Altan’ın bu konuda bir yazısı var. Diyor ki “Dünyadaki demokratikleşme süreci dün aristokrasiye ait tüm nimetleri yavaş yavaş kitlelere getirmeye, tüm hayata dahil etmeye devam ediyor.” Nasıl mı? Örneğin, Berkeley üniversitesi online yayın yapıyor diyor.

Hemen hemen tüm gazeteci ve yazarların yaptığı klasik hatayı yapmaktan da geri kalmıyor Mehmet Altan. Şu üniversite isimlerini LÜTFEN Türkçeye çevirmeyin. Çünkü yanlış kullanıyorsunuz. Berkeley’de kaç tane içinde Berkeley kelimesi geçen üniversite var biliyor musunuz? Üstelik linkini verdiğiniz üniversitenin ismi Berkeley üniversitesi değil. University of California, Berkeley’dir. Iki üniversite arasında da epey bir fark vardır.

Kısacası artık alanınızda uzmanlaşmak istiyorsanız, Türkiye’deki üniversitelerden memnun değilseniz yada istediğiniz dersleri buradaki üniversitelerde bulamıyorsanız, alın size bir alternatif daha.

Ben psikoloji derslerimin birkaçını itunes’dan podcast’leri dinleyerek devam ettirmiştim. Bazılarınıza biraz sıkıcı gelebilir, çünkü gerçek derslerin aktarımları olduğundan ve siz de evinizdeki koltuğunuzdan bu derslere katılıyor olduğunuzdan yoğun bir konsantrasyon gerektirebiliyor. Yinede denemeye değer.

Artık ögrenmek zor değil. Tek gereken öğrenme isteği ve azmi. Siz de deneyin.

Devamı >>

Mentor da Neyin Nesi?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Kariyer, Öğrenci, Üniversite, Yönetim
01 Nov 2007

Kagider Mentorluk için bir kişinin bilgi, deneyim ve bakış açısı paylaşarak diğerinin gelişimine destek olduğu bir kişisel gelişim stratejisidir diyor.  

Mentorluk kelimesi bulduğum bazı kaynaklarda sadeceçalıştığınız şirket içinde bulunan ve sizden iki üst konumda olan bir yöneticinin size yol göstermesi olarak ifade edilmiş. 

Bu tanımlama mentorluk için oldukça kısıtlayıcı bir tanımlama. Peki ya şirketinizde mentorluk bir kurum kültürü halinde değilse?  Ya size mentorluk yapabilecek, profesyonel açıdan rol model olarak aldığınız bir kişinin olmadığını düşünüyorsanız? 

Bir mentor değil, birkaç mentor bulmanız yönünüzü daha iyi çizebilmenizde, geleceğin resmini daha belirgin hale getirebilmenizde faydalı olacaktır.  Üst düzey yönetici yerleştirmede danışmanlık yapan Heidrick & Struggles şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Gerard Roche Mentorları olan yöneticilerin genç yaşlarında diğerlerine göre çok daha fazla kazandıklarını görüyoruz. Ayrıca kariyer gelişimlerinden çok daha memnunlar. Bu kişiler kariyerlerinin ilk 5 yılı içersinde mentorlardan faydalanıyor’ diyor.   İngilizcede ‘opportunity’ denen ‘imkanların’ her zaman bir alternatif haline dönüştürülebileceğini düşünün. İmkanlara açık olmak bize hiçbir şey kaybettirmez, çünkü hayatta seçimler her zaman bize aittir. Mentor bulmak aynen atla deve misali!  

İş dünyasının içindeyseniz, yönünüzü kaybettiğinizi düşünüyor yada bulunduğunuz pozisyondan ötesini göremiyor, alternatiflerinizin neler olabileceğini bilemiyorsanız, mentorlar ufkunuzu genişletebilirler. Ama networkünüz yoksa, fazla insan tanımıyorsanız mentor bulmak pek de kolay olmayacaktır. Eş, dost, akraba, tanıdık kim varsa haber salmanız iyi olur.  

Şirketinizde böyle bir imkan varsa elbette kullanın. Başarıya ulaşmış insanların bilgi ve tecrübelerinden faydalanmak her zaman güzeldir. İşin en hoş tarafı da mentorunuzun tavsiyelerini dinleyip katıldığınız fikirleri uygulama, katılmadıklarınızı sorgulama ama böylece nasıl düşündüklerini anlama imkânı bulmanız. İş görüşmelerine gittiğinizde size verilen bu tavsiyeleri göz önünde bulundurmanız açısından da çok faydalı olduğunu göreceksiniz… 

Kurumunuzda formal bir mentorluk programı yoksa, kendi yöneticinize ve uygun olduğunu düşündüğünüz diğer yöneticilere rica edebilirsiniz. İnsanlar destek olmaktan ve yardım etmekten hoşlanırlar. Mentorlar zaman harcayacakları kişide ‘gelecek potansiyeli’ görmek isterler. Bunu aklınızdan çıkarmayın. 

Bazı üniversitelerin mentorluk programları var. Üniversiteden henüz mezun olmadıysanız bu imkândan faydalanın ki mezun olmadan iş dünyasından profesyonellerle görüşüp, tavsiyelerini dinleyin. Profesörlerinizin yakasına yapışın. Size yardım etmelerini sağlayın. Elbette, profesörlerinize birçok öğrenci destek ile başvuracaktır ve rekabet işte bu noktadan itibaren başlıyor demektir. Bu da üniversite sırasında prof’larınızla aranızın ne kadar iyi olduğuna, derslerde gösterdiğiniz farklılıklara bağlı. Başarma azminizi kamçılamaya üniversite sıralarında başlamak fena olmaz gibi duruyor.

Devamı >>

Yeni Mezunların Maaş Savaşı

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Kariyer, Maaş, Öğrenci, Pazarlık, Popüler Yazılar, Üniversite, Yönetim
24 Oct 2007

Yeni mezun olmak savaştan yeni çıkmış olmak gibi.

Bilgi harika düzeyde! Tecrübe yok. Gel gör ki yeni bir hayata başlamanız gerekiyor.

Şirketler tecrübeli eleman arıyorlar. “İş vermezseniz biz nasıl tecrübe edinelim ki?” naraları da artık sökmüyor. Arguman kötü baştan. Üniversite yıllarınız sadece okumanız gereken yıllar değil. Aynı zamanda tecrübe edinmeniz gereken yıllar. Okurken çalışmak yeni bir konsept değil. Şansınızı zorlayın. Sıra iş bakmaya geldiğinde başınızı taşlara vurmayın!

Ama bugünkü konumuz para!

İş buldum. Ne kadar para istemeliyim?

Bu sorunun cevabı kolay ama uygulaması zor olabilir. Ilk önce mutlaka bilginiz ve tecrübenizin ne durumda olduğu hakkında iyi bir fikir edinin. Kendinize sorun. Hangi konuda çok iyi olabilirim?

Sonra sektör ve pozisyonunuz hakkında piyasa araştırması yapın. Insanlar ne kazanıyor? Araştırın. (dostlarınız maaşlarını tam olarak dürüstçe söylemiyor olabilirler, o yüzden sağdan soldan duyduğunuz maaşlara fazla kulak asmayın)

Örneğin, turizm ve otelcilik sektörü Türkiye’de düşük fiyatlarla çalışıyor. Gönlünüz bu sektörlerdeyse, az parayla yaşamaya alışmanız yada durumu kabul etmeniz gerekiyor.

Piyasa fiyatlarını ögrenebilmek için profesörlerinizden ve tanıdığınız profesyonellerden yardım isteyin. Üniversitenizin mentor programı varsa mentorlarınıza sorun. Sizin mentorunuz yardımcı olamıyorsa bilen birine sorup size bu konuda yardımcı olmasını isteyin. Insanlar yardımcı olmayı ve bilgi vermeyi severler. O yüzden çekinmeyin!

Bilgi topladıktan sonra kendinize bir fiyat aralığı belirleyin. Örneğin 1000-1500YTL arasında bir fiyat aralığı seçtiğinizi düşünelim. Bu demektir ki, 1000 YTL’nin aşağısındaki teklifleri kabul etmeyeceğim. 1500 YTL’nin üzerindeki tekliflere ise düşünmeden atlayabilirim!!! Bu tarz bir fiyat aralığı mutlaka aklınızda olsun. Pazarlık etmenizi sağlayacak, nerede durup nerede devam etmeniz konusunda size yol gösterecektir.

Sonunda iş buldum. Ne fiyat verirlerse kabul etmeye hazırım!

Eğer uzun zamandır iş arıyorsanız ve halihazırda bir işiniz de yoksa o zaman ateş bacayı sarabilir! Bir an önce para kazanmanız gerekiyor. Daha fazla beklemek istemiyorsunuz. İş bulamamaktan da korkuyorsunuz vesaire.

Yeni mezunsanız, hiç iş tecrübeniz yoksa ve iş bulmakta gerçekten zorluk çekiyorsanız, moralinizde çökme noktasına geldiyse, işi beğendiniz ama maaş çok düşükse teklifi kabul edin!

Bu hareketin birkaç önemli avantajı var.

Birincisi kaybedecek hiç birşeyiniz yok! Çalışırken iş aramak her zaman daha kolay ve rahattır. Psikolojik çöküntü pek yaratmaz.

Ikincisi artık özgeçmişinize yazacak bir iş tecrübeniz var! Bu size artı puan kazandıracaktır. Neden 3 ay önce girdiğin işten ayrılmak istiyorsunuz sorularından korkmayın. Açıklaması gayet net. Uzun zamandır iş arıyordunuz, istediğiniz gibi bir iş bulamadınız, maddi olarak işe ihtiyacınız vardı bu iş size göreydi ama sizin istediğiniz ortam değildi. Dolayısıyla çalışırken iş aramaya devam etmenin daha faydalı olacağını düşündünüz. Doğruyu olduğu gibi söylemekte fayda var. Sonuçta ilk işiniz, fazla deşilecek bir durum yok ortada. Psikolojik sorunu olmayan bir yöneticiyle mülakata girdiğiniz sürece bu konu çok da büyütülmeyecektir. Sadece ikna edici konuşmanız gerekecek, hepsi bu.

Üçüncüsü belki de işi sevecek ve kalmak isteyeceksiniz. Birkaç ay başarılı bir tempoda ilerlerseniz iyi bir sebeple yada ek projeler üstlenerek maaşınıza zam isteyebilirsiniz.

Diyelim ki uzun zamandır iş arıyorsunuz, birkaç yıllık iş tecrübeniz var ve ne istediğinizi biliyorsunuz. Hafif çöküntü durumu başladı ama iş teklifindeki maaş piyasanın gerçekten altında. O zaman kendinizi frenleyebilmeyi deneyin. Unutmayın, özellikle büyük ve kurumsal şirketlerde işe giriş fiyatınız çok önemlidir. Sonradan fiyat arttırabilmek atla deve.

Küçük şirketlerde ve patron şirketindeyseniz, insane kaynakları olmayan ofislerdeyseniz, genelde Genel Müdür ne isterse o olduğundan belki şansınız yağver gidebilir ama Genel Müdür’ün duygusal durumuna bağlı bir artış alabilmek patronun adamı olmayı gerektirebilir.

Sonuç olarak iş istediğiniz iş ise, teklif de gelmişse ama maaş az ise mutlaka pazarlık edin. Yanınızda sağlam argumanlar taşıyın ve fiyatı en azından piyasa fiyatına çekin. Altına inmeyin. Bu işe de duygusal bakmayın. Şirket size iş teklifi etti diye minnettar kalma gibi bir duyguya kapılmayın. Onlar işlerine yarayacağını düşündükleri birine teklif götürdüler, sizde işlerinde yardımcı olabileceğinizi düşündüğünüz bir firmaya başvurdunuz ve birlikte çalışmanın yollarını arıyorsunuz. Bu iş karşılıklı bir alışverişten farklı bir şey değil. Şirketler sizi “kiralıyorlar” ve verdiğiniz hizmet karşılığında size “ücret” ödüyorlar. Bir iş ortamı burası. Aklınızda tutun. Bakın bugün 17 yaşından beri Sabah gazetesinde çalışan ve yazı işleri müdürü Gülçiçek Pamir Insan Kayanklarından gelen bir (kendi yöneticisinin bile değil) telefonla işten atıldı.

İş dünyasına hoş geldiniz.

Devamı >>

Hukukçuların Kariyer Yolculuğu

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Kariyer, Öğrenci, Üniversite
17 Oct 2007

Yazar:Prof. Dr. Yılmaz Aslan, ACT Istanbul
Profesyonellerin Kariyer Yolculuğu

Hukukçuların kariyer yolculuğu, ilk yıllardaki tercihlerine göre şekillenir. Bu nedenle doğru tercihler yapmak oldukça önemlidir.

Artık büyük bürolarda, yabancı şirketlerle ve danışman avukat olarak çalışmak çok moda oldu. Bu tercih zorunlu değil ama, genelde ilk tercih böyle bürolar için oluyor. Bu tip bürolara girmek o kadar kolay değil tabi ki.

Öğrencilik yıllarından başlayarak birkaç avukatlık bürosunda staj yapmak, yaz aylarında yabancı dil eğitimi almak, en az bir yabancı dil bilmek aranan şartlar arasında geliyor.

Yüksek puanlarla öğrenci alan hukuk fakültelerinde okumuş olmak her ne kadar gerek şart değilse de tercih sebebi oluyor doğal olarak.

Buraya kadar yazılanlar zaten her meslek için geçerli olan şeyler.

İyi bir hukukçu olmak için biraz daha detay verelim öyleyse:

Alan seçimi çok önemli, eskisi gibi “herşeyi yapan avukat” diye bir şey yok artık.

Şimdi uzmanlaşma zamanı. Uzmanlaşmak için seçilecek alan yeni bir alan olmalı veya yakın gelecekte gündeme gelecek bir alan olmalı. Bu alanlardan bazılarını saymak gerekirse, başta fikri mülkiyet hukuku, çevre hukuku, taşıma hukuku, internet hukuku, rekabet hukuku, tüketici hukukugibi alanlar geliyor.

Ancak klasik hukuk konularında iyi olmayanların bu alanlarda başarılı olma şansı yoktur.

Hukuk bir bütündür, aşırı uzmanlaşma bütünü görmemizi önlememeli.

Örneğin sözleşmeler hukuku alanında iyi değilseniz, hiçbir konuda iyi olamazsınız. Medeni Hukuk ve Borçlar Hukuku tüm alanların anasıdır, herşey onların üzerine kurulur, temel sağlam olursa üstüne kurulan yapı da sağlam olur. Bu nedenle yeni ve güncel bir alan seçerken, klasik hukuk alanlarının da hala yürülükte olduğu ve onların prensiplerinin bu yeni alanlarda da geçerli olacağını unutmamak gerekiyor.

Hayat çaba göstermekten ibarettir, kolay vazgeçmemek ve ne istediğini bilerek ona ulaşmaya çalışmak esas olandır.

Hepinize parlak bir kariyer dilerim.

Devamı >>

İsminin Staj Olduğuna Bakmayın. Önemli Olan İş Deneyimidir.

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Öğrenci, Staj, Üniversite, Yönetim
10 Oct 2007

Stajerler genelde hep yakınırlar.

“Yöneticim benimle ilgilenmiyor bile.”

Yine fotokopi çektik.”

“Bu departmandaki insanlar çok sıkıcı.”

“Hiç birşey ögrenmedim.”

“Boşuna Zaman Harcadım.”

Stajınız sırasında eleştirme ve şikayet etme sanatını kuvvetlendirmek yerine içinde bulunduğunuz durumu avantaja çevirmek, size uzun vadede başarı sağlar. İş dünyası, karşılaştığınız bu ortamdan başkası değil. Sadece eleştiri alanlarınız değişik olacak. Hepsi bu!

Stajınız sırasında elinize iş vermiyorlarsa, kendi işinizi kendiniz yaratın. Yöneticinize kendi istediğiniz bir proje üzerinde çalışmanızın mümkün olup olmadığını sorarak hem konuya ilginizi göstermiş olun hemde zamanınızı sadece fotokopi çekerek geçirmek yerine fotokopi artı proje yaparak geçirmeye bakın! Yöneticiniz eğer projenizi beğenmezse, projeyi geliştirmesini isteyin. Ta ki sizinle ilgilenene ve sizi başından atmak için projenize az da olsa kafa yorana kadar. Unutmayın, bu sizin kariyer yolculuğunuz. Ona yön vermek sadece sizing elinizde. Başka hiç kimse kariyerinizle sizin kadar ilgilenmeyecek, onu önemsemeyecekdir.

Farklı departmanlardan kişilerle sohbet etmek şirketin işleyişini daha iyi anlamanızı sağlar. Insanların işini yapmalarına engel olmadan meraklı olmak hiç de fena bir fikir değil…Deneyin.

Eğer mezun olduysanız ve yurt dışında staj/iş imkanı arıyorsanız, bu hizmeti sunan birçok kurum var. Hem yurt dışında yabancı dilinizi geliştirir hem iş deneyimi elde edersiniz. Hatta uzun dönemli iş teklifi dahi almayı başarabilirsiniz.

Yurt dışında bu tip stajlara katılabilenler genellikle 18-30 yaş arası kişiler olabiliyor.

Staj yapmayı ihmal etmeyin. Staj zorunluluğunuz olmasa bile zamanınızı iyi değerlendirin. İş bulmanın her geçen gün daha da rekabetçi bir hale geldiği kesin. İş bulmanın en zor olduğu zamanlar iş deneyimi olmayan yeni mezun dönemleri ile üst düzey yönetici olduğunuz dönemler olacaktır! Başlangıcı iyi yapmaya bakın…

Devamı >>

CV TEKNİKLERİ E-BÜLTEN
Ad Soyad
E-Posta

YURTDIŞI SERTİFİKA PROGRAMLARI
Ad Soyad
E-Posta
YENİ YAZILARDAN HABERDAR OL

KONULAR
SİTEDE ARA
Hedefe Koşanlar
Acıtan Kariyer Hataları
Cesur Fikirler
Girişimcinin Ruh Halleri
İş ve Hayat Dengesi
Sosyal Medya Dünyası