resim
Ana Sayfaya Dön


‘Psikoloji’ kategorisi için Arşiv

Zamanla Yarışmak ya da Zamanı Tutkularımızla Yaşamak

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Psikoloji
27 Jul 2011

Bazen 24 saat yetmiyor insana. Yapacak çok şey, yapabilecek az zaman var gibi geliyor. Yarına bırakmak sanki çok ama çok geç kalıyormuş hissiyle çileden çıkartıyor…

Bu his size de tanıdık mı?

Uzun saatler çalışıyorsanız, umarım tutkulu olduğunuz işleri yapıyorsunuzdur. Eğer tutkulu olduğunuz işlere zamanınızın %60’ından fazlasını ayırmıyorsanız, oturup tekrar düşünün. Yanlış işlerle zaman harcıyor olabilirsiniz.

Yapılan araştırmalarda, alanında en başarılı viyolin sanatçılarının günde 4 saat çalıştığı ve genellikle sabahları pratik yaptıkları, 4 saatlik yoğun çalışmanın ardından ara verdikleri ve dinlendikleri bulunmuş. Aynı sonuç alanında en iyi yazarlar için de geçerli.

Tabii bir şirkette çalışıyorsanız “ben sabah çalışırım, yemekten sonra yokum” demeniz de pek mümkün değil. Modern dünyamızın çalışma kültürü daha farklı.

Öyleyse ne yapmalı?

Devamı >>

Hayat Amacınızı Bulun, Yaşamınızı Anlamlı Tutun

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Psikoloji
26 Jul 2011

Doğrusunu söylemek gerekirse, sağda solda sürekli pozitif düşünmeyi, mutlu olmayı, herşeyi her zaman her koşulda olumlu tarafından görmeyi öğütleyen melek insanlar, süper koçlar, sade vatandaşlar içimi ara sıra germiyor değil.  Yıllardır söylüyorum, bir daha söylüyorum: pozitif psikoloji her daim pozitif düşünmek ve mutlu mesut davranmak değildir. Duygu ve düşüncelerin her türlüsü iyidir, önemli olan onları nasıl kullanmamız gerektiğini iyi kestirebilmek ve böylece dayanıklılığımızı (resilience) geliştirebilmektir. Pozitif düşünmenin, olumlu duygular içinde olmanın ve mutluluğun sağğımıza, ruhumuza ve bedenimize olan faydaları tonlarca araştırmayla kanıtlandı. Dolayısıyla olumlu duygu ve düşünceleri “çoğunlukla” yaşamanın çoğunlukla “olumsuz” duygu ve düşünceler yaşamaktan daha faydalı olduğu elbette şüphe götürmez.

Kişisel gelişime olan sevdamız, bu sektörü milyar dolarlık bir sektör haline getirdi. Fena da olmadı elbette, hepimiz faydalanıyoruz, öğreniyoruz, bir gün öncesine göre daha iyi hissediyoruz…Bu gelişme ihtiyacı Maslow’un ihtiyaç piramidini destekler nitelikte ilerliyor. Beni takip edenler, yakından tanıyanlar Maslow’la aramda pek olumlu bir ilişki olmadığını da bilirler. Maslow’un insanlığa katkısı büyüktür, takdirim yüksek ama insanın en temel amacının “kendini gerçekleştirmek” olduğuna inanmadığım gibi Maslow piramidinin insanlığı huzursuzluğa ve yetersizliğe sürüklediğini de düşünüyorum.

Kendimizi geliştirmek mi istiyoruz? Hayatımızda mutluluk mu olsun istiyoruz? O zaman kulak verin. 

Devamı >>

Içsel Motivasyonu Teşvik Etmek Ödülden Daha Faydalı

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Psikoloji
25 Jul 2011

Çalışıyorsanız, hayatınızda en az bir kere şuna benzer sözleri duymuşsunuzdur:

“Arkadaşlar, eğer projeyi Ağustos sonuna kadar bitirir ve hedefi tutturursak, büyük ödülü kazanıyoruz. Hepimiz bu hedef için çalışalım ve kazanalım.”

Başarıya ulaşmak isteyenlere bu modeli bırakması için 2 nedenim var.

Devamı >>

Tüm Benliğinizle Harekete Hazırsanız, Başarırsınız.

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Psikoloji, Yetenek
27 Jun 2011

Son iki ay içinde 2 çok başarılı insanı biraz daha yakından tanıma ve sohbet etme fırsatım oldu. Biri, Türkiye’nin en önemli başarı düşünürlerinden, bir yazar. Diğeri, bana göre, liderlik alanında Türkiye’nin yönünü değiştirecek, etki alanı yüksek bir akademisyen.

Ikisi birbirini tanır mı bilmem. Ikisinin de birbirine benzeyen yanları çok. Tanışsalar sohbetleri koyu olur.

Ikisinin en önemli ortak noktası şu: “Hayatta yapmak istedikleri şeyin, yani hayat amaçlarının ne olduğunu “net” bulmuşlar. Buldukları şeyin arkasından %100 benliklerini vererek gidiyorlar.” Hayatta hiçbirşey onları durduramıyor; yapmak istedikleri şeyler karşısında her ne engel varsa ya görmezden geliyor ya engeli kaldırıyor ya da engele rağmen hareket ediyorlar.

Hayatta bir çok insan var ki kırılma noktası yaşıyor. Kırılıyor.

Hayatta bir kısım insan var ki kırılma noktası yaşıyor. Yenilenerek ayağa kalkıyor. Bıraktığı yerden değil, daha da güçlenerek ayaklanıyor ve yolculuğuna devam ediyor.

Bu önemli bir noktadır hayatta. Kırıldığınız nokta’da önce iyileşmeniz, ardından hareket halinde olmanız ve gücünüzü yeniden ve daha derinden bulmanız gerekir. Kırılmadan yaralı dolaşan milyonlarca insan gibi olmaktansa, kırılmaya izin vermek iyidir bu yüzden.

Fransız Thierry Guetta’yı bilir misiniz?

Devamı >>

Başarı İçin Optimist Düşünce Gerekiyor. Bir Tutam Gerçekçilikle Birlikte.

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Psikoloji
16 Jun 2011

Gözüme Times’ın kapağı çarpıyor. Dayanamıyorum. Birini kapıyorum.

The Science of Optimism”.

Yeni olmayan bir düşünceyle açmış yazıyı Tali Sharot. Neuroscience (sinir bilim) diyor ki “Insanlar gerçekçi olmaktan ziyade optimist olmayı tercih ediyor.”

Bunu söylemek için bilime gerek var mı diye sorabilirsiniz. Kendi hayatınıza baksanız, acılarınızı dindirmek için optimizmi gerçekçiliğe tercih ettiğinizi net olarak görebilirsiniz. Bu da iyiye işaret tabii.

Girişimci kişiliklerde de çok görünen bir davranış biçimi bu.

Girişimci kişilikler ellerinde ki projenin normalden çok daha başarılı olacağına kendilerini inandırma eğilimindedirler…Ya da diğerlerinden çok daha başarılı olduğunuzu, çok daha yetenekli olduğunuzu düşünmeniz gibi birşey bu. Geleceğin şu an olduğundan daha iyi olacağına inanmamıza da “optimism bias” diyoruz, yani optimist düşünceye meyilli olmak…

Gerçeği değiştirme isteği bir noktaya kadar fayda sağlayabiliyor. Kendi hatanızdan dolayı kaybettiğiniz bir projede hatayı görememeniz ve suçu karşı tarafa yüklemeniz gerçeği değiştirmeniz anlamına gelir ama geleceği daha doğru şekillendirebilmek adına etkin değildir. Optimistik bir yaklaşım, hatayı anlamanız ve ileriye doğru optimist bakış açısı geliştirebilmeniz anlamına gelir. Buna “ümit” de diyebiliriz. Ileri doğru ümit dolu bir bakış açısı geliştirebilmek bir hayatta kalma stratejisidir aslında. Buna gerçekçi optimism diyoruz. (The Reality Basis of Optimism, Michigan State University tarafından ele alınmış güzel bir rapor.)

Devamı >>

Hangi İşe Uygun Olduğunuzu Kişilik Testleri Belirleyemez. Rahat Bir Nefes Alın.

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Iş arama, Iş görüşmesi, Psikoloji
13 Jun 2011

Şirketlerin işe alım süreçleri sizi deli ediyorsa, okuyun.

Türkiye’nin son modası kişilik testleri. Biliyorsunuz. “In” olmak isteyen şirketler “kişilik testi yapıp en doğru adayı seçiyoruz” diyerek pıtırcık gibi açıyor.

Bir kaç saatinizi bu testleri almak için veriyorsunuz, ardından da sonuçlarınızı öğrenmeniz malesef mümkün olmuyor. Şimdi, bir şirketin yöneticisi hiç tanımadığı bir adayın çok özel olarak niteleyebileceğimiz “kişisel özelliklerine” pervasızca sahip olurken, sonuçları adayla paylaşmayı aklından bile geçirmiyor. Aday da zannediyor ki işe alınamama sebebi kişiliğinin “uygun” olmaması.

Kişilik Testi aldırmadan işe almayı kabul etmeyen şirketlerin, test yaptırmaya mecbur tuttuğu adaylarla test sonuçlarını paylaşması etik bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu alamayan şirketlerin ve yönetimlerin bilinçli hareket etmediğini ve insana saygıda kusur ettiğini varsayabiliriz. Bir tek hareket bu varsayımı yaptırabilir mi diye soruyorsanız. Evet. Bir şirketin hangi anlayışa sahip olduğu, nasıl bir kültürden çalışanları tercih ettiği uygulamalarıyla ölçülür. Sürecin başında yapılan hatalar, sürecin içinin de sorunlu olduğuna işaret eder. Yani balık baştan kokar.

Devamı >>

Beklentiler Üzerine…

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Psikoloji
07 Jun 2011

Ben sade olanı seviyorum.

Sadeliğin içinde anlamı, şıklığı, elegantlığı ve güzelliği yakalamak her yiğidin harcı değil aslında. Çünkü ya basitliğe kayar çaba ya da malesef abartıya…

Sade olabilmek, özgüven gerektirir. Özgüven sahibi olabilmek özbilgiyi gerektirir.

Bu yüzden zordur,
sade ve şık olabilmek…
sade ve çekici olabilmek…
sade ve güçlü olabilmek…
sade ve etkin olabilmek.

Devamı >>

Hiç Bir Karar En Iyi Karar Değildir.

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Iletişim, Psikoloji
24 May 2011

Bazı günler sebebini anlamadığınız bir nedenden dolayı hüzünlendiğiniz olur mu?

Bugün benim başıma geldi. Uçak yolunda bir şiir okudum.

…öyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun…

Böyle gidiyor dizeleri. Ayşe Arman’ın yakın zamanda arka arkaya röportajlarını yaptığı bir yazardan.

Üniversite yıllarımı düşündüm sonra. Çok sevdiğim bir dostum radyo programı yapardı. Gece geç saatlerdeydi program ama öyle anlamlı ve öylesine seni senden alan bir programdı ki, yapışır kalırdım radyo’nun başına. Şiir dizelerini okurdu zaman zaman. Sonra beni arardı program bitince. Ben uykulu sesle, o heyecanla programın nasıl gittiğini öğrenmek istercesine konuşurduk saatlerce. Ertesi gün derse gitmek için uyanmanın mümkün olmadığını bilsek de…vız gelirdi bize. Hayatıma böyle güzel ve içten dostların ve dostlukların girmiş olmasını seviyorum. Dostlukları önemsiyorum.

Niye peki durup dururken aklıma geldi bu hikaye? Bu gece saat 23.30’da TRT 1’de 95.6 frekansındayım. Programın 24.00’de başlama ihtimali de varmış ama. Galiba Istanbul trafiğinde canlı yayına geç kalmanın önüne geçmek için uygulanan bir taktik bu. Doğrusu ne konuşacağımı ben de bilmiyorum ama dostumun yaptığı programın kıvamını tutturabilmek isterdim doğrusu.

Program yapımcısı Burak’tan bana ne konuşmak istediğine dair bir email atmasını istedim. Yarım saat sonra geliyor Fatmanur hanım dedi ama henüz ses seda yok Buraktan. Üstelik medya mensuplarının bizlerden en büyük ricası şudur: “Lütfen mesajlarımıza olumlu ya da olumsuz ama bir şekilde geri dönüş yapın.” Ben de bu hususa çok önem veririm ve gazeteci, muhabir dostlarıma hızlı geri dönüş yapmayı ciddiye alırım. Bu yüzden beni severler. Ama bu kadar titizlendikleri ve onlar için temel olan bir “sorunsalı” kendileri yerine getirmekte neden zorlanırlar bilmem. Hafif ironik bir durum. Burak bu yazıyı okuyorsa, programda beni sıkıştırma katsayısı da yükselebilir. O yüzden canlı yayında kendimi riske atmamayı tercih ediyorum. Susuyorum.

Devamı >>

Gelişebilmek İçin Bırakıp Gidebilmek Üzerine…

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Hedefe Koşanlar, Psikoloji, Yönetim
16 May 2011

Bırakıp gidebilir misiniz kolay kolay? Sevdiğiniz bir insanı, çalışmaktan zevk aldığınız bir işi, sizin için anlamı olan bir projeyi?

Şirket sahibi olmuş ve şirketlerini ciddi boyutlara ve büyüklüklere getirmiş yönetimler, şirketlerini profesyonellere bırakmakta zorlanır genelde. Eskiden derdim ki gelişmek için bazen bırakabilmek gerekir. İşlemeyen süreçleri değiştirebilmek, nostaljiyi korurken de ileri hareket edebilmek gerekir. İçinde bulunduğumuz duyguları farketmek ve vedalaşmak gerekir; bir kuş misali anıları göklere uçurabilmek gerekir. Eski anıları zaman zaman hayata tekrar akıtabilmek için bırakıp gidebilmek gerekir

Şimdi de aynı şeyleri düşünüyor ve söylüyorum.

Bir farkla.

O farkı bundan altı yıl kadar önce dünya devi bir markayı Türkiye’ye getirmiş, tanıtmış ve güçlü bir konumda tutmayı başarmış başarılı bir şirket sahibiyle tanıştığımda farkettim.

Devamı >>

Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir.

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, İş ve Hayat Dengesi, Psikoloji, Yönetim
13 May 2011

Ben deniz insanıyım. Köklerim, kalbim, ruhum, enerjim denizden hayat alıyor…en büyük tutkum denizler… Kendimi bildim bileli sudan çıkmıyorum. Yazları “aralıksız” 8 saat kadar denizde yüzmekten ve oyun oynamaktan dolayı eve gidip birşeyler yemeği unuttuğum günleri anımsıyorum. Annemin merakı dolayısıyla tüm site sakinlerinin “Fatmanur Nerede olabilir?” diye başladığı endişelerinin kısa süre sonra “denizdedir” olarak kendini rahatlığa bıraktığı günleri hatırlıyorum.

Devamı >>

CV TEKNİKLERİ E-BÜLTEN
Ad Soyad
E-Posta

YURTDIŞI SERTİFİKA PROGRAMLARI
Ad Soyad
E-Posta
YENİ YAZILARDAN HABERDAR OL
E-posta
KONULAR
SİTEDE ARA
Hedefe Koşanlar
Acıtan Kariyer Hataları
Cesur Fikirler
Girişimcinin Ruh Halleri
İş ve Hayat Dengesi
Sosyal Medya Dünyası