‘Sosyal Medya’ kategorisi için Arşiv
Blogunuzun Başarısını Nasıl Ölçersiniz?
Bir işe başlayacaksanız ölçümlemesini nasıl yapacağınızı da mutlaka düşünmelisiniz. Başarıyı ölçümlemenin en iyi yolu kriterlerinizi iyi belirlemektir.
kariyeryolculugu.com bir kaç üniversite tarafından yapılan akademik araştırmalarda kurumsal bloglarla karşılaştırıldı. Dev markaları arasında bulunduran bu araştırmalarda kariyeryolculugu.com en fazla başarı kriterine sahip blog olarak öne çıktı.
Sosyal Medya’da ölçümlemenin çok çeşitli yolları ve bazı teknik detayları var. Teknik kısımlarını birazdan anlatıcam. Eğer bir blog yazıyorsanız, içeriğinizi yazarken 5 temel kuralı hatırlamanızın, kuvvetli, tutarlı ve dinamik yazılar yaratmanızın ve süreklilik sağlamanızın önemini vurgulamak isterim. Tasarımın da önemi var ancak ben kariyeryolculugu.com’un tasarımını kurduğum günden bu yana hiç değiştirmedim. Bunun sebebi vardı. Temmuz 2011 itibariyle ilk defa yeni bir tasarıma geçiriyor olmamın da bir sebebi var. Onu da önümüzde ki günlerde açıklayacağım.
Ölçümleme yapabilmeniz için sosyal mecraların dinamiklerini iyi anlamanız esas. Dinamiklerini pek bilmiyorsanız, bunu öğrenebileceğiniz bir kaynak biliyorum. Birkaç ay önce Inovasyon konferansında “Girişimcilik ve Sosyal Medya” başlıklı sunumum sonrası tanıştığım Erkan Akar’ın “Sosyal Medya Pazarlaması” kitabı Sosyal Medya’yı stratejisi ve teknolojisiyle anlamanız için super bir kaynak. Türkiye’de sosyal medya alanında yazılmış en başarılı kitap. Abartmıyorum. Öyle. Sosyal Medya’yı daha derinden anlamak isteyenlerin başucu kitabı olmalı.
Devamı >>Twitter Kısa Yazmayı Değil Başlık Atmayı Öğretir.
Türkiye de ağızdan ağıza dolanan birşey vardır. Denir ki Türk insanı kısa cümleler kuramaz. Türkçe Ingilizce gibi değil, bizler ağdalı yazarız.
Bu cümle doğru mudur bilemiyorum. Yani, ağdalı uzun cümleler kurmamız bizim tembelliğimizden midir yoksa gerçekten durum söylendiği gibi Türkçe ile mi ilgilidir? Örneğin genelde bir Türk soru soracağı zaman ilk önce kendini ve ne demek istediğini açıklar, ardından sorusuna (geçebilirse) geçer. Kurumsal hayatlarda çalışanlar çok kez bu tür sorulara maruz kalmıştır, hatta siz de onlardan biri olabilirsiniz.
Eğer ağdalı cümlelere bayılıyorsak ve daha kısa yazmak bize göre değilse, Twitter’ın topluma katkısı yadsınamaz! Ama durun. Twitter kısa yazmayı değil, vurucu başlıklar atmayı öğretiyor aslında…
Twitter 140 karakterden ibaret. Tabi kendi twitter hesabınızın da (@fatierdogan gibi) “retweet” ya da “reply” fonksiyonlarında çıkmasını istiyorsanız, isminizin uzunluğuna bağlı olarak yazabileceğiniz karakter sayısı 130 civarı.
Devamı >>Bakmazsan Erkek Değilsin!
Sosyal mecralarda başarılı olmak aslında stratejik düşünebilmekle yakından ilişkili. Strateji kelimesi bolca kullanılsa da gerçek anlamda uygulamaya koyabilenlerin sayısı azdır. Bakın, “private shopping” diye pıtırcık gibi açan sitelere. Mantık gayet güzel, bol kazançlı da gözüküyor dışardan ama ana sayfaya girdiğinizde hop sizden “emailinizi verin, siteden faydalanın” diyen bir kapı duvar. İşimiz e-mail database’i yaratmaksa, pek ballı. Laf ola beri gele email bırakmak zor değil.
Sorsanız, herkes Seth Godin’i ve meşhur Permission Marketing (izinli pazarlama) konseptini bilir. Bu konseptin temelinde ne yatar? Ihtiyaç noktasında bilgi verebilmek. Private shopping siteleri bunu yapıyor mu? Cevabını artık siz veri verin!
Strateji yaratmayı ve kariyerinizde başarılı olmayı gerçekten istiyorsanız kanımca –Türkiye’nin alanında en başarılı- foto-blog’u theitems.me’ye kesin göz atmayı deneyin.
theitems.me niş bir ilgi alanına odaklanmış ama kategorileri geniş. Diyor ki:”
“Sadece Erkeğe dair, Stil, Tarz ve Karakter oluşturan şeyler…”
Buyrun theitems.me’yi anlatan bir görsel size… Bakın, görün, inceleyin.
Hayran olmamak elde değil.
Şu konumlandırmaya bir bakın:
Devamı >>Blog Yazarken Tutukluk Yaşayanlara İki Sır
Iki haftadır başlayamıyorum.
Bir çeşit tutulma hali sanki!
Başlamam gereken proje oldukça zevkli. Üstelik ne yapmam gerektiğini de gayet iyi biliyorum. Tek yapmam gereken başlamak. Ve ben başlayamıyorum…
İşin diğer botyutuysa bir dolu mesaj alıyorum. Soruların bir kısmı kariyerlerinde ne yapmak istediklerini bilenler ama bir türlü harekete geçemeyenlerle ilgili. Bir diğer mesajlar bloga yazacak yazı bulamamaktan yakınanlardan…
Bu yazı blogları olan ama yazacak konu bulamıyorum diyenler için. Aynı öneriler kariyerinde ne istediğini bilenler ama bir türlü başlangıç yapamayanlar için de geçerli. Bugün sizleri çok iyi anlıyorum ve size test edilmiş çözümlerim var. Çünkü bugün projeme başlangıç yaptım. Buyrun. Size 2 hedefe koşma önerisi…
Devamı >>Okumaya Can Attıracak Blog Nasıl Yazılır?
Dün FM 95.6’da netGece programında Burak sordu: “Artık herkes kısa kısa blog yazıları yazıyor. Senin sitene baktığımda yazıların uzun. Neden?”
Benden önce yayına Gülten Dayıoğlu girmişti. Ilkokuldayken okuduğum kitaplar arasında bir tanesi vardı ki iki günde bitirmiş ve ardından “aa, bu kitap ne kadar güzeldi. Niye bitti?” diye iç geçirmiştim. O an zihnime kazındı. Kitap bitince kapağına tekrar baktım ve yazarının ismini yüksek sesle okuduğumu hatırlıyorum: Gülten Dayıoğlu.
Başarılı bir roman, zamanın nasıl geçtiğini unutturan ve satırlarında süzülürken sizde hipnoz etkisi yaratandır. Okutturan bir blog yazısı da aynı buna benzer…
Okutan bir blog yazarı olmak için size 3 ipucu:
Devamı >>Başarılı Bir “Blogger” Olmanın 5 Temel Kuralı
Kolay elde edilen şeylerden kolay vazgeçebiliyoruz. Blog açmak kolay olduğu için onu atıl bırakmaya da o derece kolay karar veriyoruz.
Bir blog açmak çok kolay olsa da blog yazması zor.
Konu bulmak, her gün farklı bir açıdan yazmak ve yazdıklarımızın okunması için onları ilginç tutmayı başarmak zor. Bu yüzden de yarıyolda kalan blogların sayısı kapanan restaurant’ların sayısından daha fazla diyor New York Times. Technorati’nin araştırmasına göre (2008) yılında 133 milyon blogdan sadece 7.4 milyonu son 4 ay içinde güncellenmiş durumda. Yani blogların %95’i atıl bir şekilde duruyor. Yani iyi niyet, istemek ve başlangıç yapmak hedefe ulaşmak için gerekli ama yeter şart olamıyor.
Başarılı bir blog yazarı olmak istiyorsanız, o zaman önerilerime kulak verin:
Devamı >>Teknofobikler İçin En Kolay Blog Hazırlama Rehberi
Bloglar artık neredeyse eski moda olma yolunda ilerliyor ama hala büyük bir çoğunluk blog nasıl yazılır, nasıl hazırlanır bilmiyor. Eğer blog yazmak için süper bir teknik bilgiye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Blog açmak ve yazmak çok basit. Teknik bilgiye de pek çok ihtiyaç yok.
İşte size birkaç 1 saat içinde açabileceğiniz blog önerileri:
1. Aklına ilk gelen konuyu seç.
Hangi konuda yazsam diye fazla düşünmeyin. Biliyorum, iş hayatı size “önce hedef belirle, sonra harekete geç” diye öğütler verip duruyor. Hayatta birçok başarılı insan bir hayalle yola çıkıyor ama tam olarak o hayale nasıl ulaşacağını bilemiyor. Bu yüzden de önce hareket ediyor, sonra hedef belirliyor, yeri geldiğinde hedef değiştiriyor. Kısacası ne konuda yazsam diye çok düşünmeyin. Aklınıza ilk gelen konuyu seçin. Kariyerinizle ilgili bir konu olabilir, hobilerinizle ilgili bir konu olabilir. Hatta hangi konuda daha çok konuşmayı seviyorsanız, o konuyla başlayın derim. Ve unutmayın. Beğenmezseniz, tıkanırsanız, ileride konunuzu değiştirebilirsiniz. Atla deve değil.
(Foto-blog yapıyorsanız, fotograf yüklemesi kolay)
2. Ücretsiz bir blog hazırlama programı seçin.
Eğer blog yazıları yazmak istiyorsanız, benim önerim: wordpress altyapısını kullanmanız. Diğer bir alternatif blogspot. Eğer yazı yazmaktan anlamam ama daha çok görsel ağırlıklı bir blog kurmak istiyorum diyorsanız, o zaman tumblr’dan şaşmayın. Bu programları kullanırken hata yapmanız, birşeyleri bozmanız pek mümkün değil, o yüzden rahatça kullanın.
Devamı >>Türkiye’nin En Başarılı Iş Adamlarının Sosyal Medya Kullan(a)mama Sebepleri
Internet teknolojilerine adaptasyonumuz aslında zor oluyor. Her ne kadar facebook’u kullanan 3. ülke olsak da, internet teknolojilerine adaptasyonumuzun hızını ve seviyesini tek bir sosyal medya aracına indirgemek pek doğru değil.
Ama biz bunu sürekli yapıyoruz.
Örneğin, Amerikalılar kendi ülkelerinde ki Y jenerasyonu ile ilgili araştırmalar yapıyor, Türkler bu araştırmaları alıyor ve burada da durum böyledir diye eğitim programlarına ve seminerlere başlıyor. Türkiye’de Y jenerasyonunun ABD’de ki Y jenerasyonundan çok ciddi farklara sahip olduğuna inanıyorum. Birileri araştırma yapsa ve sonuçlara göre hareket etsek elbette daha iyi olacak.
Doğru bilinen yanlışların bir diğeri de Türkiye’de alanlarında en başarılı şirketlerin sahipleri, genel müdürleri, CEO’larının sosyal medyayı kullan(a)mama sebeplerinde görüyoruz.
Örneğin sektöründe öncü olanların sosyal medya araçlarını kullanmaya ihtiyacı olmadığı gibi bir önerme var. Onlarsız da başarılı olabilir deniyor. Ben de onlarsız başarılı olamazlar diyorum, çünkü internet teknolojilerini anlamak facebook’da hesap açtırmanın ötesindedir.
Internet teknolojilerini “sosyal medya” ile sınırlandırmanın da ayrıca yanlış olduğunu söylemeliyim. Neden mi?
Devamı >>Blog Yaz, Kariyer Yap. Vlog Yap, Hayatın Değişsin.
Yurtdışında şirketlerin önemle takip ettikleri birer platform olan blog yazıları, Türkiye’de hala fazla yaygın değil. Etkisi yüksek olan blog sayısı kısıtlı. Bu da kariyer yapmak isteyenlere bir fırsat yaratıyor. Uzman olduğunuz konuda hazırlayacağınız bir blog size profesyonel yaşamda bakın neler kazandırır…
İlgi alanınız ya da profesyonel dünyada uzman olduğunuz konuda hazırlayacağınız bir blogun size birkaç kritik faydası olabilir. Bu faydaları şöyle sıralayabiliriz:
İtibar yönetimi: Artık herkes her konuyu internette arıyor. İşverenler isminizi Google’lıyor. Hangi konuda tanınmak istiyorsanız, o alanda kendinizi konumlayabilirsiniz. Ustelik, önümüzdeki dönemlerde, sanal ortamlarda nasıl tanındığınız, çok daha önemli olacak.
Kariyer yönetimi: Alanınızda uzman olduğunuzu göstermenin en iyi yollarından biri, blog yazmak. İş dünyasında pek çok insan arasından sıyrılmak bu kadar zorken ve hazır ortam bu kadar boşken bu imkanı kullanmak gerek. Blog yazmak, hem konu hakkında bilginizin derinliğini fark ettirecek, hem de sürekli okuyan, araştıran ve trendleri takip eden bir profesyonel olduğunuzu gösterecektir. Network’ünüz kuvvetlendikçe, daha fazla imkan size artı olarak dönecektir.
Network yönetimi: Blog dünyası enteresan. Teknolojiyle arası pek olmayanlar, medya araçlarını kullananların network yapmadığını, bir odada bilgisayarları ile baş başa olduğunu farz ediyor. Oysa, blogunuz hiç tahmin etmediğiniz derecede yaygın bir network’e sahip olmanızı sağlıyor. İnsanların sizi tanımasına, size yaklaşmasına fırsat yaratıyor. Aynı şekilde, sizi de diğer blog yazarları, iş dünyası ile iletişime geçmek için cesaretlendiriyor. Iş dünyasının size yaklaşmasına ve önerilerde bulunmasına imkan veriyor.
İş fırsatı yaratmak: Yazdığı blog sayesinde şirketlerden teklif alan arkadaşların sayısı gitgide artıyor. Belki çok sık rastlanan bir durum değil ama fırsatın doğmasına sebep olabilecek güçte. Aynı zamanda kendi işinizi kurmayı düşünüyorsanız, blog yazmak konunuzla ilgili olanların sizi takip etmesini sağlıyor.
Fayda yaratmak: Blog yazarları fayda yaratmayı bilen kişilerden oluşuyor. Blog yazma amaçları her ne olursa olsun, yazarlar okura kendilerinden bir şey vererek okurların hayatlarını etkiliyor. Blog yazarları aynı zamanda birbirlerini cesaretlendirmeyi bilen ve pozitif yaklaşıma sahip kişilerden oluşuyor. Destek vermeyi, yardım etmeyi ve paylaşmayı sever blog yazarları… Kısacası, iş dünyasının aradığı önemli kişilik özelliklerine sahip kişilerdir onlar.
İyi bir eğitim aracı: Yazı yazmak hiç de kolay değil! Hele etkili bir yazı yazmak hiç kolay değil. Blogunuz sayesinde hem yazmayı hem de kendinizi ifade etmeyi öğreniyorsunuz. Bu da, CV’nizi ve özgeçmişinizi hazırlarken gereken yeteneği ve yetkinliği kazanmanıza, ayrıca iş görüşmelerinde kendinizi daha iyi anlatmanıza destek olan harika bir araç.
Eğer bir blogunuz yoksa, geç kalmayın. Yeni başlıyorsanız, blogunuzu video blog halinde düşünürseniz, daha iyi edersiniz. Cünkü gelecek video blogging’de. Yerinizi alın. Yarın bununla ilgili yazı kaleme alıyor olacağım. Işte size en iyi vlog’lardan bir tanesi! Ismi Ze Frank
Devamı >>Yaptığınız Işi Zevkli Hale Getirebilmek, Heyecan Ister.
Eminönünde kahve satıyor olmak büyük bir çoğunluk için pek de gelecek vaad eden bir iş olmadığı gibi heyecanlı bir iş olarak da görülmez. Sonuçta kimse kahve satmak için dünyaya gelmiyor. Üstelik kahve satarak kazanacağınız gelirin de pek yüksek olmayacağı düşüncesi olayı daha da sevimsiz bir hale getirir.
Oysa hepimiz ilham almayı severiz. Ilham geldi mi coşarız. Benim sevdiğim bir duygu bu. Sırf bu yüzden seminerleri, konferansları kaçırmamaya özen gösteriyorum. Içim coştuğu zaman aklıma gelen binbir fikri hemen, o gün, mümkünse o anda hayata geçirmek için sabırsızlanıyorum. Aynı etkiyi konuştuğum insanlardan da alabiliyorum. Özellikle heyecanını yakalayabildiğim kişileri seviyorum.
Birkaç hafta önce, dünyanın en büyük şirketlerinden birinin Kurumsal Iletişim Direktörü ile sohbet ediyordum. Etkisi altından kurtulmak mümkün değil. Bir çok sebebi var. Önce, Türkiye’de sürdürülebilirlik konusunda böylesi bir bilgi birikimi, ilişki yönetimi ve stratejik zekası olan yöneticilere rastlamak henüz pek kolay değil. Bu konuda kendi bilgi ve tecrübelerimin benchmark noktasında olduğunu düşünürüm ama karşımda duran kişi stratejik boyutta “aşmış” bir noktadaydı. Böyle ilham verenlerle bir arada olmak, onları izlemek bana heyecan veriyor.
Onu etkili bir insan yapan konuyla ilgili bilgisinin ötesinde bir durumdu. Bilgisini nasıl aktardığı ve karşısında duran kişiyle nasıl ilişki kurmayı seçtiğiydi.
“Mesela, sıcak ve dost bir yaklaşımı seçmiş olması. Kesinlikle heyecanlı bir yapısı olmasıydı. Ünvanı ve yaptığı iş kişiliğinin bütünü haline gelmemişti. Konuşurken doğal ve içten olması, yargılanırmıyım endişesi içerisinde olmamasıydı. Güvenli ve özgüvenli insanlarda gördüğümüz özellikler bunlar.”
Eminönünde kahve satmak da heyecanlı ve tahmininizden daha eğlenceli hale gelebilir. Dünya devi şirketin Kurumsal Iletişim Direktörünün yoğun iş hayatını ilişki tarzıyla ve iş yapış anlayışıyla eğlenceli hale getirdiği gibi. Iş sahibi olmak sadece para kazanmak için değil, iyi bir hayat yaşamak ve elbette toplum tarafından değer görebilmek için de. Bu düşünce size şunu kazandırır:
Devamı >>- CEO (1)
- CV (28)
- Değişim (94)
- Eğitim (61)
- Favoriler (8)
- Finansal Kazanç (6)
- Girişimcilik (29)
- Iletişim (54)
- Inovasyon (9)
- Iş arama (60)
- Iş görüşmesi (31)
- Kadın (3)
- Kariyer (175)
- Liderlik (30)
- Maaş (9)
- Marka (1)
- Network (10)
- Öğrenci (17)
- Önyazı (3)
- Pazarlama (15)
- Pazarlık (2)
- Popüler Yazılar (7)
- Psikoloji (65)
- Sosyal Medya (28)
- Staj (5)
- Strateji (9)
- Teknoloji (3)
- Üniversite (26)
- Y ve X kuşağı (3)
- Yaratıcılık (23)
- Yetenek (23)
- Yönetim (109)
- Gelişebilmek İçin Bırakıp Gidebilmek Üzerine…
- Üst Düzey Yöneticiler İş Arıyor
- Kişilik Testi Yapmadan İşe Almak Pek Demode Oldu
- Kariyerinizde Yükseldikçe, İş Aramak Daha Fazla Planlama Gerektirir
- İş Görüşmesine Çağrılmıyorsanız, Kötü bir CV’niz olduğundandır.
- Boş CV yollamadım. Neden kimse aramıyor ki?
- Telefonda İş Görüşmesi Daha Güçlü Bir İletişim Kurmanızı Gerektirir
- Vurucu bir Önyazı, Karar Sürecini Etkiler
- Itibar Etmediğimiz Meslekler Hayat Değiştiriyor
- Aradığını Bulmak mı yoksa Pes Etmek mi?
- Girişimci İnsanı Girişimci Yapan Sebepler
- Girisimciler Icimizdeki Vizyon Sahibi Kisilerdir
- Kariyer Yapmanın Bir Diğer Yolu: Girişimcilik
- Girişimci Ruhunuz Varsa, Bunu Izleyin
- Büyük Başarılar Küçük Adımlarla Başlar
- Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir.
- Daha Başarılı Olmak İçin, Mutluluk Eşiğinizi Artırın.
- Fark Yaratmak, Hislerinize Kulak Vererek Adım Atmaktır
- Olgunlaşmak, Mental Bir Disiplin Gerektirir.
- Pozitif Psikoloji Ne Değildir?
- Şu Yetenek Dediğimiz, Bulunmaz Hint Kumaşı mıdır?
- İşten Çıkarılmak, Kariyerinizi Sekteye Uğratıyor mu?
- Bizdeki Y Jenerasyonu Duyduğunuz, Bildiğinizden Farklı Olursa








