Bir İşi Sonuna Dek Götürecek Kadar Sebatkar Olmak

liderlik, psikoloji, strateji, yaratıcılık, yetenek 5 Comments »

Şans, iş dünyasının sevmediği ve tercih etmediği bir kelime.  Yine de ben şanslıyım ve şansa inanıyorum.  Her şansı kendimin yaratmadığını bilecek kadar hayatın akışına güveniyorum, akışa kapılmayacak kadar da işimi sansa bırakmadan hareket etmeye devam ediyorum. 

Türk, yabancı, Türkiye’nin ve Dünya’nın alanında başarılı iş insanlarında şunu dinliyor ve gözlemliyorum: onlar şansa inanıyorlar ve sebat ediyorlar.(bir işi sonuna kadar götürüyorlar.)

Başarma azminde olanlar, genelin kolay işlere koştuğu noktalarda, onlar herkesin korktuğu ve tercih etmediği işlere el atıyorlar.  Sonuna kadar o işin arkasından koşturuyorlar.  Engeller, zorluklar, inişli çıkışlı patikalar belki yoruluyorlar ama geri adım atmıyorlar.  Dirençliler; dirençleri kırıldığında bir iç motivasyon bulmayı beceriyorlar.

Nedenini bende bilmiyordum. Ta ki, Dr. Ben Dean’in bu yazısını okuyana kadar.

Sebatkar olan kişilere, yaptıkları işin zor olduğunu söylediğinizde, o işi başarmak için ısrarla çalışmaya devam ettiklerini bulmuşlar. Kolay olduğunu söylediğinizde, sebatkarlar daha kolay vazgeçebiliyorlarmış verilen işten. Sebebi ise ilginç: Kolay olan bir işte başarısız olmak yüz kızartıcıyken, herkesin zor kabul ettiği bir işte başarısız olmak yüzü pek de fazla kızartmıyormuş.

Zor işi başarmanın verdiği haz da elbette büyük oluyor.

Zor işleri başaranların iç dinamiklerinde yaşadıklarını dolayısıyla tahmin edebiliyorsunuzdur; ne var ki onların seçimi ortalama olmaktansa, büyük sularda dolaşmak oluyor.  Her iki seçimde de başarısız olma ihtimalini bilmelerine rağmen, riski kendilerini zorlayacak alanlarda kullanmayı tercih ediyorlar.

Janoff-Bulman & Brickman diyor ki ’bazı hedeflere ulaşılması mümkün değildir, bazı başarılar da kaçınılmazdır ve ikisi arasındaki farkı görebilmek, işte o bilgelik gerektirmektedir.’


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Istanbul’dan bir Thomas Friedman Geçti

Teknoloji, değişim, eğitim, girişimcilik, inovasyon, liderlik, strateji, yaratıcılık, yönetim 1 Comment »

The New York Times’ın Pulitzer Ödüllü köşe yazarı Thomas Friedman, Istanbul’da bizleri koltuğumuza bağladı.

Hot, Flat and Crowded isimli son kitabının ismine benzer bir ortamda bir araya geldik.  Sıcak, düz ve kalabalık bir odada…

Ufuk Tarhan, konuşmasını güzel özetlemiş, bir göz atmakta yarar var derim.

Friedman, uluslararası politika yazarı. Istanbul’da Özyeğin Üniversite’sinin research@ozyegin lansmanında, birçok mesajı çok güçlü bir şekilde vermeyi başardı.  Ben bu mesajlardan tek birine değinmek istiyorum..

Sorumlu girişimcilik.

Dünyayı içinde bulunduğumuz durumdan; yani küresel ısınma’dan, herkesin birbirinin aynısı olma yolunda devam eden “düz” mantıktan ve çoğalan insan sayısıyla birlikte daha fazlasını, daha iyisini arayarak tükettiğimiz enerji kaynaklarının kökünü kurutmanın tek bir yolu var.

Sorumlu inovatif girişimcilik.

Yaptıklarımızın farkında olarak, isteklerimizin, yarattıklarımızın, tükettiklerimizin farkında olarak hareket etmek.  Geniş açıda düşünebilmek.  Tercihlerimizi daha bilinçli yapabilmek, istediğimiz gibi bir hayat, dünya ve gelecek için düşünerek adım atmak.  Sorumluluk almak.

Bunu her günlük olaylara aktarabiliriz:

Değişimi karşıdan değil, kendimizden beklemeyi denemek…

Kendi değerlerimizi anlamak, özümsemek ve o doğrultuda hareket etmeyi denemek…

Bulunduğumuz ortamları istediğimiz gelecek yaşamlara hazırlamak…

Sevgiyle yaklaşmayı hatırlamak…

Her insana insan gibi davranabilmeyi denemek…karşılığını beklemeksizin iyi bir insan olmak

Bilgimizi, tecrübemizi, merakımızı ve yeteneklerimizi daha güzel gelecekler yaratmak için harekete geçirmek.

Bilinçsiz üretkenlikten, bilinçli üretkenliğe geçebilmek…

Sorumluluk almak.

Sorumlu olmak.

Alternatifler yaratmak.

Girişimci olmak.

Hayatın her alanında, hareket ederken, sorumlu bir birey olabilmeye gayret etmek.

Sıcak, düz ve kalabalık dünyamıza yeniden şekil verebilmek için, hepbirlikte, elele bir bütün olarak hareket edebilmek.

Thomas Friedman’ın 2005 yılında MIT’de yaptığı “The World Is Flat” konuşmasıyla başbaşa bırakıyorum. (Ozyegin Universitesi Thomas Friedman’ın konuşmasını canlı yayınladı ancak henüz kaydını yayınlamadı. Bekliyoruz:)


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Etkin Bir İletişim Stratejisi İşini Bileni Bilmeyenden Ayırır

iletişim, strateji 10 Comments »

İndeks İletişim’den Yaprak Özer Milliyet’teki bir yazısında Faaliyet Raporları için “Dünyanın en sıkıcı iletişim araçları” demiş. Ve eklemiş: “Iletişim kurmamak için doğmuşlar sanki!”

5 yıldır Türkiye’nin 7. büyük uluslararası şirketi için A’dan Z’ye faaliyet raporu hazırlayan ve içeriğini tamamen kendi elleriyle yazan bir profesyonel olarak, bu raporu hazırlamanın ne kadar büyük bir iş ve sorumluluk olduğunu çok iyi biliyorum.

Ancak ben Yaprak Özer’e katılmıyorum. Faaliyet Raporlarını dünyanın en sıkıcı iletişim aracı olarak gören bir iletişimcinin, faaliyet raporunun içeriğini entegre iletişim aracı olarak nasıl kullanması gerektiğini ve dolayısıyla pazarlamasını bilmediğini savunuyorum. Güzel bir tasarımla ve harika bir metin yazmakla iş bitmiyor.

Faaliyet Raporu, bir şirketin kurumsal tanıtımını yapan en önemli araçlardandır. Yeni yetenekleri cezbetmenizi sağlar, size itibar ve prestij kazandırır. Hedef kitlesinde istek ve şevk uyandırır.

Ama elbette, faaliyet raporunun içeriğini sadece bir raporda bırakan, sonra da web sitesine sadece pdf olarak link vererek bu bilgileri yaydığını düşünen iletişimcilerin bu raporu hakkıyla kullanabildiğini söylememiz imkansız. Oysa web, faaliyet raporu içeriğini kullanmanın en etkin yollarından biri. Faaliyet raporunu kullanmanın daha bir dolu yolu ve amacı var.

Bakın Türkiye’de faaliyet raporu hazırlayan şirketlerin web sitelerine. Hangisi tonlarca para ve emekle hazırladıkları bu faaliyet raporundaki bilgileri online olarak web sitelerine entegre edebilmiş? Etkin bir iletişim stratejisi, konusundan anlayanı anlamayandan ayırır: bir iletişim aracını nasıl kullanmanız gerektiğini bilmiyorsanız, kitaplığınızda toz tutmaya mahkum olur. Önemli olan “faaliyet raporu” hazırlamak değil, hazırladığınız bu raporu nerede ve nasıl kullanmak istediğinizi çok iyi bilmenizdir.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in