resim
Ana Sayfaya Dön


‘Üniversite’ kategorisi için Arşiv

Öğrencilerin “Tecrübe” Dilemasına Çareler

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Eğitim, Iletişim, Iş arama, Iş görüşmesi, Network, Staj, Üniversite
23 Feb 2011

Insanlar doğaları gereği yardımseverdir.

Yine doğamız gereği bildiğimizi paylaşmayı, fikirlerimizi ve tecrübelerimizi bizlerden genç olan arkadaşlara aktarmayı severiz.  Yani, insanın özü güzeldir.

Inanın.

Bunu niye söylüyorum?

Tanıdığınız kişilerden yardım istemekten çekinmemenizi önerdiğim için söylüyorum. Herkesin mutlaka iş dünyasında bir tanıdığı vardır. Ya da tanıdığının tanıdığı vardır. Bu kişileri bulup, onlarla temasa geçmeniz, istediğiniz iş ya da staj konusunda nasıl bir yardımları olabileceğini sormanız avantajlıdır. Beklentiniz bu kişilerin size iş bulması değil de verecekleri önerilere kulak vermek olduğunda göreceksiniz ki tek başınıza işin içinden çıkamadığınız konularda bir dolu fikir sahibi olmuşsunuz. Fikir sahibi olmak, bilgi sahibi olmaya dönüştüğünde size hareket etme gücü sağlar. Hareket etmek de hedefinize ulaşmak için aldığınız yolları derinleştirir.

Günümüzde internet teknolojileri sayesinde bir çok kişiye ulaşmak da zaten çok mümkün.

Yani şunu hatırlayın: insanların doğası iyidir. Yardım isteyin, söylediklerine kulak verin. Her zaman istediğinizi alamayabilirsiniz, ama aldığınız mesaj size bir bilgi kazandırır, bir sonra ki hareketinize temel teşkil eder.

Diplomasi Sadece Diplomatların Kullandığı bir Teknik Değildir.

Herşeyde olduğu gibi yardım istemenin de bir uslubu vardır. Nazik olmak ve nezaket sadece iş dünyasının değil ama sosyal hayatın da yardımcılarından. Diplomasi ise ister yazılı yazışmalarınız olsun ister sözlü söylemleriniz olsun, mümkün olduğunca karşı tarafa saygıyla hareket edebilmenin yöntemidir. Bunu öğrenmenin bir diğer yolu da farklı ortamlara girip, iletişim tarzlarını ve davranışlarını gözlemlemektir. Iyi bir gözlemci olmak, nerde nasıl hareket etmeniz gerektiği konusunda size yol gösterir.

Basit bir örnek vermek isterim: Bir profesyonelden yardım istediğinizde, email ile CV’nizi yollayıp, içine bir iki satır mesaj yazmamazlık etmeyin. Yazdığınız mesajın dili ve uslubu da doğru olmalı ve yardım istediğiniz kişiyi onore etmeli. Boş bir email ile CV yollayanların sayısı öyle çok ki, böylesi temel bir hata üniversite eğitiminizin size hiç bir şey kazandıramadığını dahi karşı tarafa düşündürttürebilir. Bunun yanısıra “neden kimse cevap vermiyor” diye düşünüyorsanız, bir sebebi de bu olabilir.

CV’nizi bir profesyonele hazırlatın

CV hazırlamanın çeşitli faydaları var. Bunun ilki, yazarken ne istediğinizi gözden geçiriyor olmanız, kendinizi nasıl anlatmak istediğinizi farketmeniz ve iş görüşmesine hazırlanıyor olmanız. Aynı zamanda, yazmak ifade etme yeteneği gerektirir ve genelde kendi yeteneklerimizi anlatmak zordur. Pratik ister. Doğru bildiğiniz yanlışları yapmanızı engeller. Bu alanda yapacağınız yatırım, size değer katar.

Proje üretmek, hareket alanınızı genişletir.

Elinizde bir proje varsa, şirketlerle irtibata geçmeniz bir nebze daha kolaylaşabilir. Yöneticilerin eline her gün bir dolu proje teklifi geliyor, bu da projenizi yollayıp destek beklemenizin pek de sonuç verebileceğini göstermiyor. Proje sahibi olmak, size konuşma konusu verir. Motivasyonunuz, çalışmalarınız ve özellikleriniz hakkında konuşurken, hem kendinizi tanıtırsınız, hem de karşınızda ki kişiyi daha iyi tanırsınız. Yani bir projeye sahip olmak, sizi karşınızda ki kişiye yakınlaştırmak için bir araç olur.

Buna en güzel örnek, bağımsız bir girişim olan FikirSizler topluluğu. Farklı üniversitelerden gençlerin bir araya gelip, fikirlerini birleştirip, şirket kuruyor olmaları buna en güzel örnek. Işte bu toplulukla yaptığımız toplantıdan hoş bir kare.

Bu tür sohbetlerinizin sayısını artırdıkça, imkanlarınızın sayısı da artar…

Devamı >>

Ingilizce Bilmiyorsanız, Geriden Takip Edersiniz

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Eğitim, Iletişim, Kariyer, Üniversite, Yetenek, Yönetim
25 Jan 2011

Su bir gerçek ki hepimiz yabancı dilde yazılan kitapları okuyoruz. Araştırma yapan ülkeler belli, inovasyonda başı çeken ülkeler belli. Yönetim tekniklerini geliştiren ve dünyaya sunanlar belli. Durum böyle olunca, yeniliklerin anlatıldığı platformlarda öncelikle Türkiye dışında oluyor.

Bugün dünya milletleri çoğunlukla ingilizce olarak birbiriyle anlaşabiliyor. Diğer dilleri bilmek de çok büyük bir avantaj, örneğin Amerika artık ikinci dil olarak Ispanyolca’yı neredeyse şart koşuyor. Cin’in yükselen önemi dolayısıyla Cince bilenler avantajlı kabul ediliyor. Singapur’da üç farklı Irk bir arada yaşıyor, ülkenin resmi dili Ingilizce. Hindistan’da 200 üzeri diyalekt olduğundan ülkenin birbiriyle anlaşabilmesi ancak ingilizce konuşarak mümkün. Internet’i takip edebilmeniz ve gelişmelerden haberdar olabilmeniz için ingilizce bilmeniz gerekiyor çünkü en fazla döküman ingilizce olarak yayınlanıyor. En azından şimdilik.

heartstrings

heartstrings9.blogspot.com

Ingilizceyi şöyle böyle bilmek de yükselmek için kesinlikle yetmiyor. Profesyonel bir ingilizce yükselmenizi sağlıyor. Bunun sebeplerinden biri kendinizi rahat ifade edebilmeniz, yabancıların sizin yanınızda kendini rahat hissetmesi, yanlış anlaşılma ya da anlaşılamama gibi sorunların ortadan kalkıyor olmasıdır.

Universiteyi ingilizce bilmeden bitirdiyseniz ve hedefleriniz arasında kurumsal ya da uluslararası bir şirkete girmek varsa, şansınızın çok düşük olduğunu bilmelisiniz. Is dünyasının içinde pişmeye başladınız ama hala ingilizce düzeyiniz düşük ise rakipler arasında hep geri planda gelme olasılığınız yüksek. Istisnalar elbette kaideyi bozmaz, ingilizce bilginiz dışında diğer yetenekleriniz sizi yükseltebilir, ama bir noktada kesileceğinize emin olabilirsiniz.

Büyük şirketlerde Ingilizce seviyesi profesyonel olmayan Müdür ya da Direktörlerin sayısı artık çok az seviyede. Onlar da şirket ortamlarında kendilerini epey kötü hissediyorlar, emin olun. Uluslararası toplantılarda söyleneni anlamıyor olmak, sürekli yanlarında bir tercümanla dolaşmak ellerini kollarını bağlıyor. Ustelik, yabancı yayınları, profesyonelleri de takip edemediklerinden ya da geç takip ettiklerinden her gün bir adım daha geriliyorlar.

Bu kişiler yakında sistem dışı kalacağı gibi, sistemin içine girebilecek kişiler de yabancı dilleri profesyonel düzeyde olanlar olacak.

Elbette tek hedef bir kuruma girebilmek değil. Kendi işini kurmak isteyenler için de ingilizce bilmek çok önemli. Global düzeyde hareket edebilmemiz için dünyanın konuştuğu dili konuşabilmeliyiz. Dil öğrenmek ve profesyonel olarak bu dili konuşabilmek çok uzun çabalar, saatler ve uzun yılları gerektirir. Oyle bir aylık NLP kurslarına giderek profesyonel ingilizce konuşmanız mümkün değil. Yıllarınızı vermeniz gerekiyor.

Ingilizcenizin yeterli düzeyde olmadığını düşünüyorsanız, hemen işe el atın. Mümkünse, bir kaç yılınızı yurt dışında geçirin ama öğrenmeden gelmeyin. Artık yabancı dil bilmeyene kariyer yok!


Devamı >>

Akademisyen Olmak Ne Zaman Daha Eğlenceli ve Kazançlı Olur?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Eğitim, Iletişim, Pazarlama, Psikoloji, Strateji, Üniversite
24 Jan 2011

Akademisyen olmak, okumayı, öğrenmeyi, araştırmayı ve gelişmeyi sevenler için çok güzel bir fırsat.

Bunları seven ama daha aktif bir hayatı tercih edenler içinse, akademi bir noktadan sonra sıkıcı hale gelebiliyor. Her ortamda olabileceği gibi, orada da işin içine politikalar, kişisel kıskançlıklar, hiç bir yayına imza atamayan profesörler ve diğer olası sorunlar çıkabiliyor.

Akademisyen olmak, mükemmel bir kariyer imkanı yaratıyor. Eğer bazı şeyleri diğerlerinden farklı yapabilirseniz. Iste size birkaç ipucu:

Yurt dışı bağlantılarınızı öğrenciyken kurun

Universitenizin 3. ve 4. yıllarında kendinize bir tez alanı bulmaya bakın. Bu konuda bir “araştırma teklifi” geliştirin ve yurt dışında bulunan üniversitelerle bağlantıya geçerek, çalışmayı yapmak için birlikte nasıl çalışabileceğinizi araştırın. Profesörlerinizden destek isteyin. Bir akademisyenin yapabileceği en büyük hata hayatını sadece Türkiye ile sınırlı tutmasıdır. Akademisyenler uluslararası düşünebilmeli, çalışabilmeli ve dünyayla entegre olabilmelidir. Her profesyonel ortamda olduğu gibi, eğer ingilizce bilmiyorsanız (ikinci diliniz gibi) o zaman işiniz çok zor. Evet, diğer dilleri bilmek de önemli ama dünya ingilizce yazıyor, çiziyor, araştırıyor. O yüzden, ingilizce dışında bir yabancı diliniz varsa, harika. Ingilizceyi öğrenmeniz daha kolay olacaktır.

Kitap Yazın

Günümüzde artık herkes bir kitap yazıyor! Bir çok yazar, sağdan soldan, diğer kitaplardan okuduğu bilgileri harmanlıyor, içine kendi bilgilerini de ekliyor ve Vola! Oysa, akademisyen dediğin araştırmayı yapan, bizzat konuya bilimsel olarak da imzasını atabilen kişilerdir. Yani, kitap yazacağınız zaman size inanma, değer verme eğilimimiz daha yüksek olacaktır.  Tabi, kitap yazmak akademik yazı yazmaya benzemez. Bu yüzden bir destek alın, editör tutun ve fikirlerinizi “pazarlanabilecek” forma getirmeye bakın. Akademik kokan kitapları okumak küçük bir kitleyi çeker, konuyu ilginç ve anlaşılır hale getirmek daha büyük kitlelere hitap eder.

Kitabınızı Konferanslarda Sunun

Kitap yazmak işin başlangıcı ama onu sunulabilir hale getirmek işin ikinci kısmı. Türk insanının en önemli sorunlarından bir tanesi bilgiyi nasıl ifade edeceğini, bir sunumu nasıl hazırlaması gerektiğini bilmemesidir. Oldukça ciddiyim bu konuda. Ister yeni mezun, ister Direktör olsun, bir konuyu sunma becerisi çoğu Türk’ün en temel kabusu! Durum aslında okadar vahim ki, resmi yazışmalarda dahi fikrimizi açık ve net bir şekilde dile getirmekte çok zorlanan bir milletiz. Hiç soru soran bir Türk’e dikkat ettiniz mi? Ilk 10 dakikası kendini açıklamakla, sonraki 5 dakikası soruyu sormakla geçmekte:) Farklılaşmak istiyorsanız, fikrinizi net ifade etmeyi ögrenin. Ogrenirken, bu alanda uzmanlaşmış kişilerden de destek alın.  Fikirlerinizi ne kadar iyi sunarsanız, hem akademik açıdan yükselir, hem de bir dolu değişik ve ilginç çalışma alanı kendinize yaratmış olursunuz.

Ben Ozyeğin Universitesinin akademisyen kadrosunu bu açıdan girişimci buluyorum. Yeni bir üniversite olmasına rağmen, büyük bir potansiyeli var. Size destek olan, uluslararası imkanları açan, özgüvenli bir kurum ve kadro.

Bakın, akademisyen olup da yukarıda saydığım tavsiyeleri uygulayanlara birkaç örnek: Dan Ariely (Behavioral Economist), Dan Gilbert (Psychologist), Asaf Savaş Akat (Ekonomist).  Iste Dan Ariely’nin Predictibly Irrational kitabı ve anlatım tarzına bir örnek.

Devamı >>

İletişimin Değişen Yüzü: Sosyal Medya

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Değişim, Iletişim, Liderlik, Pazarlama, Sosyal Medya, Üniversite
26 May 2009

3 Haziran Çarşamba günü saat 18.00-21.00 arası Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği BÜMED’de İletişimin Değişen Yüzü: Sosyal Medya konulu panel European Association of Communication Directors derneği tarafından düzenleniyor. Panele katılım ücretsiz. 

Pazarlama, İletişim, halkla ilişkiler, gazetecilik alanlarında çalışıyor ya da bu konularla ilgileniyorsanız, bu panele katılmalısınız. Neden mi?   Çünkü geleceğin liderleri bu yeni iletişim trendlerini sadece takip edebilenler değil aynı zamanda bu araçları aktif kullanabilenler. Panel, size en yeni iletişim trendlerinden, bu araçları nasıl kullanabileceğinize ve hatta basın bültenlerini sosyal medya formatına nasıl çevrilebileceğinize kadar kapsamlı bilgiler veriyor. Bunun yanı sıra iletişimin değişen yüzüyle birlikte ‘halkla ilişkiler’ yok oluyor mu sorgulanıyor. 

Panele konuşmacı olarak, Türkiye Halkla İlişkiler Derneği Başkanı ve İnternet Medya Derneği Başkan Yardımcısı Fügen Toksü, kurumsal iletişim ve itibar yönetimi alanında çalışmalar yapan Salim Kadıbeşegil, Türkiye’nin ilk PR 2.0 ajans sahibi Murat Buyurgan ve Trend Danışmanı Özgür Alaz katılacak. Katılmak için turkey@eacd-online.eu adresine email atabilirsiniz.  Panel hakkında bilgi için: http://www.eacd-online.eu/_files/events/file_4a09504a7f5f6.pdf  Panel, Adler International Learning evsahipliğinde organize edilecek.

Devamı >>

Sürekli Gelişim İçin Bir Öneri

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Eğitim, Kariyer, Öğrenci, Üniversite
13 Nov 2008

Eskiden lise mezuniyeti iş kapılarını açardı. Günümüzde lisans dereceniz olmadan iş kapıları açılmıyor. Yakın bir gelecekte, yüksek lisans minimum bariyer haline gelecek, bunu da herhalde doktora dereceleri izler bu gidişle…  

Türkiye’de sürekli eğitim son 7-8 yılda popüler olmaya başladı. Bunun en önemli sebeplerinden biri artık tek bir konu hakkında aldığımız eğitim ile iş yapabilmemizin neredeyse imkansız hale gelmesi. 1980’li yıllarda Bilgisayar Mühendisliği okuyanların diplomalarının, hızla gelişen teknolojik yapıdan dolayı hiçbir anlam ifade etmemesi konuya iyi bir örnek sanırım 

Uzmanlık sahibi olmak artık çok farklı alanlarda bilgi sahibi olmamızı şart koşuyor. Pazarlama yada iletişim alanında uzmanlaşmak isteyenlerin, internet teknolojilerinden genel anlamda anlıyor olması gerekiyor. İnsan Kaynakları uzmanlarının, pazarlama ve psikoloji alanlarında da bilgi sahibi olması gerekiyor.  Avukatların, genel iş yönetimini de biliyor olması gerekiyor. Liste uzayabilir bu şekilde… 

Bilgi sahibi olmak lisans derecesine bağlı değil. Özellikle bazı alanlarda gelişmeler çok hızlı olduğundan, çoğu zaman 2 yılınızı yüksek lisansa harcamanız da pek akıl karı olmayabiliyor. Öğrenim kurslara, üniversitelere yazılmakla, sertifakalar, dereceler almakla da ilgili değil. Önemli olan, öğrenme tercihiniz nasılsa, gelişiminizi sürekli tutabilmeniz. 

Türkiye’de fazla tercih edilen bir yöntem değil belki ama ne istediğinizi biliyorsanız, diploma almak derdinde değilseniz, size Universal Class’ı tavsiye ederim.

Eğer bir konuda daha da derinleşmek istiyor ama lisans ya da yüksek lisans derecesi almayı gerekli görmüyorsanız, deneyin derim. Ya da benim gibi aradığınız dersleri üniversitelerde bulamıyorsanız, bulduğunuzda o konuda eğitim alabilmeniz için binbir çeşit prosedürle karşılaşıyorsanız ve amacınız öğrenmek istediğiniz konuda ne kadar derinleşmek istediğinizi anlamaksa, universal class ve benzeri eğitim imkanlarını değerlendirmekten çekinmeyin derim. 

Gerçek sürekli öğrenme işte böyle bir şey. Gerçek gelişme işte böyle bir şey.  

Devamı >>

MBA Basvurusunda “Essay” Sizi Anlatan En Onemli Dokuman. Harcamayin

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Eğitim, Iletişim, Üniversite
06 Oct 2008

2008 yılının en iyi Executive MBA programları açıklandı! Araştırma, yönetim ve liderlik konusunda en başarılı eğitimi sağlayan okulu seçmeye yönelik yapıldı.

Madalyayı alan Northwestern University, Kellog School of Management oldu. Ikinci sırayı University of Pennsylvania, Wharton School of Management, üçüncülüğü Thunderbird School of Global Management aldı. Bunları University of Southern California, Marshall School of Business ve University of North Carolina, Kenan Flaglar Business School takip etti.

Amerika dışında ilk 25’e giren üniversitelerse şöyle:

MBA programlarına başvuranlardan istenen belgeler arasında en önemlilerden biri de “essay”lerdir. Okullar birkaç soru sorar ve kompozisyon yazmanızı isterler.

En iyi üniversitelere başvuruyorsanız, tipik bir öğrencinin GMAT notu 650’nin üzerinde, üniversite bitirme notları 4.5 ve üzeri, iş deneyimleri yüklü ve başarılıdır.

MBA programına katılan orta düzey yöneticiler, C-level dediğimiz üst düzey pozisyonlara ulaşmanın bir yolu olarak görür MBA programını. Bu seviyelere çıkmak için adayların fonksiyonel bilgiden çok yönetsel ve liderlik yetenekleri ön planda tutulur. Kişiliğin oturmuş olması, kişinin kendini tanıyor olması, davranışsal özelliklerin profesyonel olması beklenir.

Eğer sizde en iyi MBA sunan üniversitelere başvurmayı planlıyorsanız, essay yazarken şu 3 noktayı aklınızda tutun:

–En başarılı üniversiteler, en başarılı öğrencileri seçerler. Ama en başarılı öğrenciler zaten tüm testlerden en üst puanları alır. Dolayısıyla aldığınız GMAT ve benzeri puanlarla övünmek size avantaj sağlamaz. Herkesin mükemmel olduğu bir ortamda değerinizi gösterecek başka yetenekler bulmalısınız.

–Essay’ler kim olduğunuzu anlatabileceğiniz “tek” dökümandır. Ne kadar mükemmel bir insan olduğunuzu ve ne büyük işler başardığınızı anlatan, kendinize övgü dolu essay’ler sizi “kibirli” ve “çömez” gösterebilir. Her gün bir ton başvuru aynı şeyi söylüyor çünkü: “Beni MBA programınıza kabul edin çünkü ben önemli üniversiteden mezun oldum, süper bir şirkette süper bir müdürüm. Süper işler yaparım!” Bir insanı ilginç yapan hikayesidir. Eğer hayatınızda hiç bir zorluk çekmediyseniz, hiç bir darbe yemediyseniz, aşacak bir engeliniz olmadıysa ve herşey tereyağından kıl çeker gibi olduysa, belki de MBA yapmaya ihtiyacınız yoktur! Kendimize dürüst olduğumuzda insan olduğumuzu farkediyoruz. Hayat hepimize farklı zorluklar veriyor. Bizi biz yapan bu zorluklarla nasıl mücadele edip ileri adım attığımızdır. Sizi tanımalarına fırsat verin. Sadece yüksek notlardan ve ünvanlardan ibaret olmadığınızı gösterin. 

Essay’ler kendimizi iyi ifade edebilmemizi gerektiriyor. Net cümleler kurmak ve hikayenizi iyi kurgulayabilmek muazzam bir önem taşıyor. Yazdığınız essay’leri mutlaka birkaç profesyonele gösterin. Mutlaka essay’leriniz konusunda size öneride bulunabilecek uzmanlardan destek alın.

Kendinizle ilgili anlatacak ilginç birşeyiniz yoksa, GMAT, SAT ve benzeri test skorlarınız en iyileri etkilemeye yetmeyecektir. 

Devamı >>

Kariyerinizi İnsan Kaynakları Departmanının Eline Bırakmayın

04 Dec 2007

Şirketlerin çalışanlar için kariyer planlama programlarının olması çalışanları motive eden, şirkete bağlılığını ve işinde verimliliği cesaretlendiren bir sistemdir.

Kariyer Geliştirme programları ile iş hayatınıza yeni ufuklar eklenebilir…Uluslararası bir şirkette çalışıyorsanız “expat” olarak grubun yurt dışı şirketlerinden birine transfer edilebilir, lokal bir şirketteyseniz kariyerinizde yükselmenize imkan verecek yolları görebilirsiniz.

Unutmamak gerekir ki kariyer planınızı ne yöneticiniz ne de İnsan Kaynakları istediğiniz şekilde ele alabilir. Onlar size yön göstermekte yardımcı olabilecek mentorlardır. Elbet yöneticileriniz kariyerinizde ilerlemeniz için çabalar ama yönünüzü siz çizmediğiniz sürece olduğunuz yerde sayabilirsiniz.

Bu ne demek?

[Kafanızı karıştırmak gibi olmasın ama şimdi size iki adet birbiriyle çelişen bilgi veriyor olacağım. Cevap vermekten çok düşünmenizi ve soru sormanızı teşvik etmesi amacıyla...]

Bu demektir ki Kariyer Planınızı kimse sizin adınıza yapmaz. Kariyerinizin nereye gitmek istediği konusunda sizin bir düşünceniz, fikriniz yoksa olduğunuz yerde saymanız olası olabilir!

Gelin görün k, bilim adamları kariyer planlaması diye birşey olmadığını söylüyorlar. Dolayısıyla biz mi kariyerimizi planlıyoruz yoksa kariyer mi bizi buluyor sorusuna Kaos Teorisiyle cevap veriyorlar. Ne varki çoğu insann kariyerinin şansa bağlı geliştiğini bildirdiğini söyleyen Avustralyalı iki psikologun yaptığı araştırmanın sonucu Journal of Vocational Behavior dergisinde yayınlandı. Inanması gerçekten güç sonuçlar. “Kadercilik yada şans işiyle hayat yürümez” diye şartlandırıldığımızdan, hayatta sürekli hedeflerle çalışmaya alıştığımızdan “kontrolün bizde olmadığını kabul etmek” kolay değil. Herşeyi “kendi çabamızla başardığımıza” inanmak daha bir güç veriyor bizlere…

Başarılı olabilmek için çaba gösterme sorumluluğu her zaman kişiye aittir.Fırsatları araştırmak, arkasından gitmek, yardım istemek, görüş almak, alternatiflerin neler olduğunu bulup, bunları değerlendirmek sizin işiniz! Ve belki de en önemlisi önümüze çıkan fırsatları yakalayabilmek…

Şirketlerde kariyer planları genelde kısıtlıdır. Bu yüzden kariyerinizi sadece kurulmuş formal planların eline bırakmaktansa farklı alternatifleri de her zaman araştırmak ve gerektiğinde değerlendirmek önemlidir.

Kariyerinizin tıkanmaması için sürekli yenilenme ve öğrenme esastır. Kendinize yatırım yapın. Şirketiniz mümkün kılıyorsa, eğitim programlarına katılın. Bu tip imkanlar sağlamıyorsa, kendiniz öğrenme ortamlarınızı yaratın.

Her zaman sadece bildiğiniz konularda eğitim almaktansa, yan alanlara da kaymayı deneyin. Yeteneklerinizi tek bir alanda toparlamaktansa genişletin. Bir konuda uzman olmanız, odaklanmayı ve başarıyı getirir. Birden fazla konuda yetenekli olmanız, gerektiğinde değişimi daha rahatlıkla ve özgüvenle yapma özgürlüğünü verir.

Devamı >>

Kariyerinize Hızlı Başlamak İçin İngilizce Şart

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Eğitim, Kariyer, Öğrenci, Üniversite
20 Nov 2007

İyi bir kariyer için ingilizce şart. 

Herhangi bir yerde değilde, başarılı şirketlerde ve uluslararası düzeylerde iş yapmak istiyorsanız ingilizcenizi mutlaka geliştirmelisiniz. Üniversite öğrencisiyseniz, yaz dönemlerinizi ingilizce öğrenerek ve mümkünse yurt dışına giderek geliştirmeye çalışın. 

Mezun olduktan sonra ingilizceniz iyi düzeyde değilse, bir iki sene çalıştıktan sonra yurt dışında yabancı dilinizi geliştirmek güel bir fırsat. Günümüzde ‘ingilizceyi anlıyorum ama konuşamıyorum’ demek otomatik olarak elenmenize sebep oluyor artık.  

Genelde ingilizcesi orta düzeyde olanlar yurt dışında ‘iş ingilizcesi’ dersleri alırlar. Bana kalırsa Türkiye’de bir çok kişi yazışma tekniklerinden bi haber. İş dünyasında nasıl yazı yazılması gerektiğini bilmiyor. Örneğin çoğu dostuyla sohbet eder gibi yazıyor. Sıcak geçen bir toplantı arkası yollananan emailler karşıdaki kişinin iş yaptığınız kişi değilde artık çok samimi olduğunuz ahbabınızmış tarzı kaleme alınabiliyor. Uluslararası yazışmalarda ise karşınızdaki kişinin size gülmesine ‘aman tanrım ben kimlerle iş yapıyorum’ demesine ve işi bağlayamamaya kadar uzanabiliyor.   

Dolayısıyla iş ingilizcesi derslerinizin yanısıra ‘yazı teknikleri’ ve ‘iletişim’ tarzı ek dersler almanızı tavsiye ederim. İş dünyasında yazılı iletişimi kuvvetli olan kişilerin sayısının oldukça az olduğunu söylemeliyim. Özellikle ileride yönetim kademelerinde yer almayı istiyorsanız, sizi bir üst koltuğa çıkartabilecek önemli bir faktör olduğunu göreceksiniz.  

Aksan Önemli mi?

Hangi aksanla konuştuğunuz bana kalırsa önemli. Alman bir arkadaşım bir kaç yıl Güney Afrika’da ingilizce kursuna gitmişti. Döndüğünde aksanı tamamen Güney Afrika aksanına dönmüştü. Aksanlar arasındaki farkı eğer ingilizceniz başlangıç yada orta seviyelerdeyse bilmiyor olabilirsiniz. Bazı insanların kulağı da diğerlerine gore daha hassas olduğundan farkı daha iyi kapabilir. Türkçe’de aksan nasıl önemliyse, ingilizcede de aksan önemlidir. Aksanlardan başlıcaları şöyle:

Amerikan Aksanı
Kanada Aksanı (Amerikan Aksanına çok benzer sadece bazı kelimelerin telafuzu onları ele verir)
Avustralya aksanı
İngiliz aksanı
İskoç aksanı 

Bunlar başlıcaları…Ama ne varki Amerika’da ingilizce öğreneceğim diye gittiğinizde karşınıza ingiliz hocalar çıkabileceği gibi Amerika’ya gittiğinizde de Kanadalı hocalarla karşılaşabilirsiniz.  Örneğin Amerika’da güneylilerin şivesi New York’luların şivesi ve Kaliforniya’lıların şivesi birbirinden farklıdır. İngiltere’de Londra’da duyacağınız aksan ile (Queens English yada güney doğu bölgelerindeki aksan farklıdır.)Yani yurt dışına ingilizce öğrenmeye giderken kendinizi ne konuşulduğu anlaşılmayan bir bölgede bulmamaya da özen gösterin derim…

Devamı >>

Görüntülü CV furyası

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : CV, Iş arama, Öğrenci, Üniversite
14 Nov 2007

Görüntülü CV’ler meşhur olmaya başladı. Pıtırcık gibi akıyorlar dünyamıza. CNN Türk’de İş Görüşmesi programıyla popüler oldu sanki. Alın size bir yenisi daha. İki Boğaziçili arkadaş mulakat.tv isimli bir web sitesi kurmuş. Hem örnekler var görüntülü CV hakkında hemde sizin de kendi görüntünüzü verebileceğiniz bir ortam. 

Görüntülü CV kullanmalı mısınız? 

Ben kendimi bildim bileli teknoloji ile ilgiliyim. Dolayısıyla yeni teknolojilerin kullanılması, yeni alternatif mecraların çıkmasını destekliyorum. Ama görüntülü CV hazırlamayı tercih edenlerin çok dikkatli olması gerektiğini düşünmeden edemiyorum. Hangi şirkete ve pozisyona başvurduğunuz önemli. Görüntünüzü işverene yollayacaksanız, hazırlayacağınız görüntünün hem göze hoş hem de kulağa hoş gelmesi çok önemli.  

Doğruyu söylemek gerekirse birçok kişi hala doğru düzgün bir CV nasıl hazırlanır  bilmiyor. Sebebi de—elbette üniversitelerimizde—bir CV nasıl yazılır, nelere dikkat edilir diye bir ders yok. Herkesin yetenekleri de farklı. Henüz yazılı bir CV hazırlayamayanların görüntülü CV yaratmaya kalkışması daha vahim sonuçlar verebilir.  O yüzden ben her zaman CV hazırlamak için danışmanlara vereceğiniz paranın işi kapmak için harcamış olacağınız en iyi birkaç yüz YTL olacağını düşünüyorum. Yok olmaz diyorsanız, o zaman hazırladığınız CV’yi mutlaka birkaç profesyonel gözün görmesini sağlayın. İnanın çok faydasını göreceksiniz. 

Görüntünün zararı ne olabilir?  Çok.   En önemlisi, iyi hazırlanmamış bir görüntü anında elenmenize sebep olacaktır. İş görüşmesine çağrılıp orada elenmek ama yinede şansınızı zorlamak her zaman daha iyidir.  Fotoğraf bile işe almadan sorumlu yöneticinin fikrini yönlendirmede epey kuvvetli. Görüntüyü hafife almayın. Bu kadar önemsiz olsaydı şu meşhur ‘presentabl bayan’ aranıyor ibareleri hala 21. yüzyılda ilanlara konur muydu? Mülakat.tv ana sayfasında bulunan örnekleri bir inceleyin. Algılarınızın ilk birkaç saniyede hemen oluştuğunu göreceksiniz. Belki bu fotoğraflara tıklamadan bile kişiler hakkında bir düşünceniz oluşmaya başlayacak.  Bana kalırsa işe almada sorun şurada: Birçok işe almadan sorumlu yöneticiler (İnsan Kaynakları departmanlarından bahsetmiyorum) işe alma yönetm ve tekniklerini bilmiyorlar. Sistem nasıl işliyor farkında değiller.

Birçoğu hala teknolojiyle pek yakından ilgili değil. En azından sizin kadar gelişmeleri takip etmeyen birçok yönetici var. Sizin için ilginç olan diğeri için itici olabilir.  

Bana kalırsa, belki reklam sektörü için görüntülü CV daha uygun olabilir. Yada bir mühendisin projesini görüntüye kaydedip 30-40 saniyede ilginç bir projeyi profesyonelce anlatıyor olması fayda getirebilir. Eğer gerçekten kaliteli bir görüntülü CV hazırlıyorsanız, test ettirip istediğiniz imajı verdiğinize inanıyorsanız yapın. Ama mediocre yani ortalama işler çıkartacaksanız, bir daha düşünün derim. 

Devamı >>

Neden Akademisyenlik? Nasıl Akademisyenlik?

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Eğitim, Kariyer, Öğrenci, Üniversite
12 Nov 2007

Yazar: Doç. Dr. Murat Çokgezen, Marmara Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi, Homoekonomikus kitabının yazarı, E-konomist.net portalı yöneticisi

Akademisyenlik güzel meslektir.

Öncelikle size çok fazla boş zaman verir. Eğer bu boş zamanı iyi değerlendirebilirseniz maddi ve manevi olarak tatmininiz yükselir.

* Sürekli belirli bir ortalamanın üzerindeki insanlarla muhatap olursunuz. Bunu meslekte olanlar çok fazla fark etmeseler de bu çok önemli bir avantajdır. (Bunun kıymetini anlayamayanların polislik gibi sürekli belalı adamlarla uğraşmak zorunda olan insanlarla konuşmalarını tavsiye ederim.)

* Sürekli gençlerle beraber olursunuz. Bu bir yandan size yaşlandığınızı hatırlatsa da, diğer yandan sizi sürekli daha zinde tutar.

* Sürekli yeniliklere açık bir meslektir. Alanınızla ilgili hergün yeni bir eser çıkar. Sürekli yeni ve ilginç şeyler öğrenebilirsiniz.

* Dünyaya çok açık bir meslektir. Alanınıza yaptığınız katkıları dünyanın çeşitli yerlerindeki meslektaşlarınızla paylaşma imkanınız vardır. Bir anda sınırlar sizin için açılır. Çok fazla gezme ve dünyanın her yerinden insan tanıma fırsatı bulursunuz.

* Size ufak çapta şöhret imkanı sunar. Her yıl yüzlerce kişi sizi sınıfta ya da konferansta dinler. Bunun olumsuz yanları olsa da egonuza önemli katkıda bulunur.

* İtibarlı meslektir. Size birçok konuda yarışa diğerlerine göre önde başlama fırsatı sunar.

Ancak bu imkanlardan faydalanabilmek için kendinizi çok iyi yetiştirmeniz gerekir. İyi İngilizce bilmek, iyi okullarda eğitim görmek, iyi akademik ortamlarda bulunmak iyi akademisyen olmanın ön koşullarıdır. Bunlara sahip olmak kesinlikle iyi akademisyen olmanızı garanti etmez ama sahip olmamanız sizin kötü akademisyen olma ihtimalinizi arttırır. Ve…..

* Boş zamanı nasıl geçireceğinizi bilemezsiniz. Ofisinizde oturup okul içi entrikalara, öğrencilerle ve asistanlarınızla nasıl uğraşacağınıza kafa yorarsınız.

* Muhatap olduğunuz insanlar ortalamanın üzerinde olduğu için sizin ‘takoz’ olduğunuzu hemen anlarlar ve hemen tefe koyarlar ya da yararlanmaya çalışırlar.

* Beraber olduğunuz gençlerin hızına erişemezsiniz. Onları anlayamazsınız.

* Yenilikleri izleyemezsiniz. Mesleğinizde geri kalırsınız. Akademik ortamlarda kendinizi yalnız hissetmeye başlarsınız.

* Değil dünyaya açılmak okulunuza, hatta okulun bir kısmına sıkışıp kalırsınız. Akademik camianın değil okulunuzun bir mensubu olursunuz. Bazen onu bile hissedemeyebilirsiniz

* Derste ya da konferanslardaki fiyaskolarınız sayesinde büyük kitlelere rezil olursunuz. Olmamak için bu tip toplantılardan özenle kaçarsınız.

* Ünvanınızı sadece komşunuz, mahallenizin bakkalı gibi kişilere hava atmakta kullanabilirsiniz.

Devamı >>

CV TEKNİKLERİ E-BÜLTEN
Ad Soyad
E-Posta

YURTDIŞI SERTİFİKA PROGRAMLARI
Ad Soyad
E-Posta
YENİ YAZILARDAN HABERDAR OL

KONULAR
SİTEDE ARA
Hedefe Koşanlar
Acıtan Kariyer Hataları
Cesur Fikirler
Girişimcinin Ruh Halleri
İş ve Hayat Dengesi
Sosyal Medya Dünyası