Uluslararası Bir Kariyer İçin Yurt Dışı Deneyim Kazanın

öğrenci, kariyer, üniversite, eğitim 4 Comments »

Aslına bakarsanız üniversite yıllarını çok verimli geçiren acaba kaç öğrenci vardır? Verimli geçirenler, bu fedakârlıklarının meyvelerini eminim topluyorlardır.  

Uluslararası bir kariyere sahip olmayı arzulayan gençlere yaz dönemlerini iyi değerlendirmelerini tavsiye ederim. Mümkünse yurt dışında geçirmeleri daha da avantajlı olacaktır. 

Her zamanki gibi ‘ama maliyeti?’ sorusu tabiî ki her zaman gündemde olacak bir konu. Eskiden imkanlar daha kısıtlıydı ama şimdi önümüze atılan fırsatlar çok yönlü. Biraz araştırmak, biraz arkasından koşmak gerekiyor. 

Yurt dışı tecrübesinin maliyetli olacağını düşünenlere, üniversite yıllarında ufak tefek işlerde çalışıp para biriktirmelerini öneririm. En azından 3. veya 4. senelerine geldiklerinde birkaç aylarını yurt dışında geçirebilmeleri açısından. Bu mümkün oluyorsa, geleceğiniz adına büyük bir adım atıyor olursunuz.  

Fırsatlara bir bakalım: 

Üniversite yıllarınız sırasında Erasmus programından nasıl faydalanabeceğinizi araştırdınız mı?

Work and Travel programlarına katılmayı hiç düşündünüz mü? 

Kısa dönemli dil yada sertifika programlarını araştırdınız mı?  

Yurt dışında gönüllü olarak yardım programlarına katılmayı denemek istermisiniz? 

Yurt dışından burs almanız mümkün mü?

Aupair’lik yapmak  size uygun mu? 

Bu konularda size danışmanlık verebilecek birçok şirket olduğu gibi kendiniz de bilgiyi araştırabilirsiniz. Fırsatların sunulduğu bir ortamda bu fırsatları değerlendirebilmenizi umuyorum. 


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Halkla İlişkiler Alanında İş Arayanlara Özel

iş arama, öğrenci, kariyer, üniversite, iletişim, eğitim 3 Comments »

Halkla ilişkiler alanında birkaç yıllık iş deneyimi olan yeni mezunlar iş değiştirmek istediğinde iş bulmakta güçlük çekiyor. ‘Neden iş bulamıyorum?’ sorusuna cevap arıyorlar. Halkla ilişiler alanında iş arayanlara 5 öneri: 

Tecrübe nasıl kazanılır? Birkaç yıldır Halkla İlişkiler alanında çalışmış kişilere ‘Hiç basın bülteni yazdın mı?’ sorusu yönlendirildiğinde yöneticiler kuvvetli bir ‘Evet’ cevabı almak isterler. Ama bakıyorsunuz, şirketler ajanslarla çalıştığından dolayı, genç arkadaşlarımız sadece ‘aracı’ görevi yapmayı tercih etmiş. Şirketteki bilgileri toplayıp PR ajansına şutlamayı ve onların bülteni hazırlamasını tercih etmiş oluyor.   Bu zihniyetle kariyer yapmak ancak şans eseri olabilir!

Halkla İlişkiler alanında kariyer yapmak istiyorsanız, ilk önce nasıl bir basın bülteni yazmanız gerektiğini öğrenin. Çünkü bir basın bülteni hazırlamak , kağıdı kalemi alıp elindeki bilgileri veresiye kağıda dökmekle olmuyor. Böyle bir bülteni zaten sokaktan geçen biri de hazırlar. Basın bülteni hazırlamak belli bir bilgi düzeyini gerektirir. İyi düşünebilmeyi, haberi kurgulayabilmeyi, gündemi takip edebilmeyi, kelimeleri iyi seçebilmeyi ve gazetecinin masasına düştüğünde haberi okutturabilmeyi gerektirir. Size stratejik düşünmeyi öğretir.  

Öyleyse PR ajansınız ile şirketiniz arasında oynadığınız ‘aracı rolünü’ üstlenmeyi bırakıp, işi kendiniz yapmaya başlayın. Ajansınızın deneyimlerinden faydalanın. Ne zamanki tecrübeleriniz ve bilgi birikiminiz ile kendinizi kanıtlarsınız, o zaman, PR ajansınızdan size gelen bültenleri denetleme, edit etme gibi görevleri daha rahatlıkla üstlenebilirsiniz. İş ararken de ‘Hiç basın bülteni yazdın mı?’ sorusuna kendinize güvenli bir şekilde ‘Evet’ cevabı verebilirsiniz. 

Sıradanlıktan nasıl kurtulurum? İletişim mezunusunuz diyelim. Yada İşletme. Peki üniversite mezuniyeti dışında sizi rakiplerinizden farklı kılan ne özelliğiniz var? Kendinize sorun. 

Yabancı dil biliyor musunuz? Türkiye’de PR yapıyorsam yabancı dile niye ihtiyacım olsun demeyin. Yabancı kaynak okuyabilmek, farklı fikirler edinebilmek için yabancı dil bilgisine ihtiyaç var. En önemlisi uluslararası şirketlerde çalışmak istiyorsanız, PR aktiviteleriniz sadece Türkiye ile sınırlı değil! 

Gelişen teknolojilerden anlıyor musunuz? Web’de sadece sörf yapanlardan mısınız? Internet teknolojilerinden ne kadar iyi anlıyorsunuz ? Email marketing adında bir pazarlama aracının olduğunun farkındasınız ama bunun sadece email ile bilgi aktarılması olduğunu mu zannediyorsunuz? Web site tasarımından ne kadar anlıyorsunuz? En basitinden ‘unique visitors’ ile ‘hit’ arasındaki farkın ne olduğunu biliyor musunuz? Podcast ’in ne olduğunu, nasıl işlediğini biliyor musunuz? 

Gençlere tavsiyem gelişen teknolojileri çok iyi takip etmeleri çok iyi anlamaları. Teknolojiden anlamak için IT okumuş olmak gerekmiyor. Biraz eğitim biraz çaba ile çok başarılı olabilirsiniz. Teknolojiden anlamayan bir pazarlama yada halkla ilişkiler uzmanı düşünemiyorum. Yöneticilerin gençlerden beklentileri yüksek. Herkesin bildiğini biliyor, herkesin yaptığını yapıyorsanız işiniz zor! 

Ama Param Yok ki!  Bilgi edinmek, öğrenmek her zaman çok para gerektirmiyor. Çaba sarf etmeyi, azimli olmayı gerektiriyor. Amerikalı genetik mühendisi bir arkadaşım, hayatında tek bir kitabı dahi olmadığını söylerdi bana. Bilgiyi gerekli yerlerden alıp öğrenirdi.  

Paranız yoksa ve para gerekiyorsa, sizi hedefinize ulaştıracak parayı biriktirmeyi deneyebilir, burs bulmaya çalışabilir yada ürettiğiniz projelerinizi duyurabileceğiniz platformlar arayabilirsiniz. Bu kolay değil. Hem de hiç değil.

Dünya eşitlik üzerine kurulmadı. Eşitlik aramak yerine, elinizdeki imkanları ve önünüzdeki alternatifleri en iyi şekilde değerlendirmeyi deneyin. Alternatif yoksa yaratın. En önemlisi sabırlı olmaya çalışın. Kendine inanan insanlar hayallerine kavuşuyorlar. Apple Computer şirketinin CEO’su Steve Jobbs’ın Stanford üniversitesi mezunlarına yaptığı ‘Stay Hungry, Stay Foolish’ başlıklı konuşmasını bu yüzden çok severim. Ofisimde asılı duran tek yazı da budur.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

İngilizce Profesyonel Bir CV Hazırlamak

iş görüşmesi, öğrenci, iş arama, kariyer, iletişim, üniversite, CV 4 Comments »

Amerika’da bulunduğum yıllarda birçok yabancı öğrencinin CV’lerini hazırlamalarına yardımcı oldum. Neredeyse 15 senedir, uluslararası yazışmalarda hangi kültürlerden insanları ne tür hataları yaptığını çok iyi analiz ettim. Amerika’daki çalışma yıllarım süresince, profesyonel yazım teknikleri konusunda muazzam deneyim kazandım. İş hayatım süresince çalıştığım kişiler hep üst düzey isimlerden oluştuğundan, bu konuda başka bir şansım yoktu. 

İşim gereği yıllardır profesyonel tanıtım yazıları hazırlıyorum. Bunlara üst düzey yöneticilerin ‘executive profile’ yada biyografi adını verebileceğimiz tanıtımları da dahil. Profesyonel iş yazışmaları konusunda oldukça yoğun tecrübe ve başarı kazandım. Bu bilgilerden 5 tanesini sizinle paylaşmak istiyorum. 

Ön Yazı (Cover Letter): Ön yazı hazırlamanız stratejik açıdan çok faydalı. Mümkünse 2 paragrafı aşmayacak şekilde şirkete kazandırabileceklerinizi ifade edin. Hayat hikayenizi okumaya vakit olmadığından, kısaca başvurduğunuz pozisyon için gerekli yeteneklerinize odaklanmanız çok önemli.  Genel kural olarak ne CV’nizi nede ön yazınızı hazırlarken kötü bir İngilizce kullanmamayı ve gramer hataları yapmamayı ilke edinin. Gerekiyorsa, yabancı diline güvendiğiniz bir dostunuzdan destek isteyin . Yada bu konuda size destek verecek birçok kurum var. Yardım alın . İyi İngilizce öğrenmiş olmak ile, İngilizceyi iyi konuşabiliyor yada yazabiliyor olmak birbirinden çok farklı şeyler.  

Örneğin: ‘I believe I can contribue to the success of XYZ’ –‘I believe’ gibi kelimeler kullanacaksanız eğer, şirkete kazandıracak bir şeyiniz varsa, o şeyin ne olduğunu yazın. I received many awards for highest sales in the industry. I believe I can use my skills to contribute to the success of XYZ.’ tarzını tecih edin. 

Abartmayın: Türkçe düşünmekten mi olur bilmem, genelde Türkler İngilizce bir yazı yazdıklarında bir ‘abartı’ durumu söz konusu oluyor. Bunun kelimelerin anlamlarının doğru olmasından ama kullanış yerlerinin yanlış olmasından kaynaklandığını tahmin ediyorum.  

Örneğin: ‘It will be an honor for me to work at your esteemed company’. Bu tarz cümleleri birde Nijerya’dan gelen spam mektuplarında görüyorum!  

Formatı Çarptırmayın: Mutlaka en son iş deneyiminizden geçmişe doğru gidin. Bu her tür CV’de aynıdır.  Kişisel bilgilerinizi (doğum yeri, yılı gibi) CV’nizin başına koyup vakit harcattırmayın. En sona eklemeniz yeterlidir.  20’li yaşlarınızdaysanız ve henüz fazla bir iş tecrübeniz yoksa, eğitiminizi ön plana çıkartmayı deneyin. Yani CV’nin başlarına Academic Background girin onun arkasından Professional Work Experience kısmı gelsin.  

Kişisel Hedefleriniz: Özellikle iş hayatına yeni başlayan kişiler ‘Objectives’ kısımlı bir başlık açmayı tercih ederler. Buraya yazılan yazılara kötü örneklerden bir tanesi şöyle:  “I want to reflect  my skill of communication professionally, relevant to the education I got on this branch.”  Cümlenin gramer olarak sorunlarına değinmeyeceğim bile. Ama burada tek bir konuyu ele almak istiyorum: ‘I want’ (istiyorum, talep ediyorum) manasına gelen bu kullanımdan kaçının ve daha nazik bir form olan ‘I would like to’ formuna geçin. Lütfen!

Ben kelimesinin kullanımı: ‘Ben’ kelimesini çok sık kullanmamaya bakın. İngilizce kullanımda oldukça kötü bir tat bırakabileceği gibi, takım oyuncusu olmadığınız algısını da yaratabilir. 

Yazım Tekniği: Bu CV’nizin en önemli, en can alıcı unsurunu oluşturuyor. CV’nizin yazım dili, kelimelerin kullanılışı, ifade şekli sizi iş görüşmesine çağırtacak en önemli faktör. Eğer yazı yazmak konusunda çok deneyimli değilseniz, mutlaka yardım alın. Araştırın, öğrenin ve yapabileceğinizin en iyisini yapın.  

CV’sini İngilizce hazırlaması gereken ilk 5 kişiye yardımcı olacağım. CV’nizi kariyeryolculugu (at) gmail (nokta) com  adresine yollayabilirsiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Başarılı Bir İş Görüşmesi İçin İpuçları (2): Algılar CV’nizi Alt Edebilir.

iş görüşmesi, öğrenci, iş arama, kariyer, Psikoloji, üniversite No Comments »

Nasıl göründüğümüz önemli.

Nasıl davrandığımız önemli.

Karşımızdaki insanda nasıl bir izlenim bıraktığımız önemli.

Yapılan bazı araştırmalar, algının ilk 10 saniye içinde oluştuğunu gösteriyor.Buda demektirki, iş görüşmesi için kapıdan adımınızı attığınız ilk adımdan itibaren yüzünüzdeki ifadenin, kılık kıyafetinizin ve ses tonunuzun karşınızdaki kişinin sizin hakkınızda bir izlenim elde etmesine neden olacağı…

Genelde duyduğum şikayetlerden bir tanesi, ilk mülakatı yapacak olan IK yöneticisinin tecrübesizliği oluyor. Size tavsiyem, IK yöneticisinin tecrübesiz yada itici olmasına bakmaksızın, mülakatınızın başarıyla sonuçlanması için elinizden geleni yapın. O kişi, sizi refere edecek kişidir. Dolayısıyla aranızda iyi bir diyalog geçmesine çalışın. Sizin için önemli olan CV’nizin sizi işe alacak olan departman yöneticisine yönlendirilmesidir.İş görüşmenizde en önemli kural, bu ilk birkaç saniye içerisinde karşınızdaki yönetici ile iyi bir iletişim içerisinde olmaya çalışmanız ve aranızda pozitif bir elektriğin oluşması için elinizden geleni yapmanız. CV’niz her ne kadar çok başarılarla dolu olursa da olsun, son karar genelde “gut feeling” dediğimiz ve “içimizin ısındığı” kişiler doğrultusunda olacaktır.

Kullanabileceğiniz 5 yol…

Kendinize güvenli olun ama aşırı güvenden kaçının. Kapıdan içeri girerken, el sıkışırken, konuşurken güven telkin edin.

Pozitif bir ruh hali yansıtın. Bu tavsiye, ne sürekli gülmek anlamında ne de her konuda karşınızdaki kişiyle aynı fikirde olma anlamında. Örneğin, çalıştığınız şirketten şikayetçiyseniz, bunladıysanız ve bir kaçış arıyorsanız, enerjinizin nasıl olduğunun farkında olun. Genelde bu tip durumlarda insanlar negatif enerjilerini yayabiliyorlar. Kafanızı ve ruhunuzu temizleyerek iş görüşmesine gitmeyi deneyin. Iş bulmak kolay değil ve zahmetli bir süreç. Hatta insanı umtsuzluğa itebilir. Bu gibi durumlarda duygularınızın farkında olmaya çalışın.

 

Temiz ve şık giyinmek her zaman faydalı. Doğru seçilmiş bir kiyafet pozitif algının oluşmasındaki en hassas faktörlerden. Ütüsüz gömlek pek hoş kaçmayacaktır! Özellikle karşınızdaki kişi 40’larında ise, bu kişinin dikkat edeceği konularla 20’li yaşlardaki kişilerin dikkat edecekleri konular farklıdır.

Geç kalmamaya bakın. Özellikle İstanbul’da trafik bahanesi verilmesi gereken en son bahane olmalı. Görüşmeniz varsa, randevunuza erken gelmeyi ögrenmelisiniz. Birçok insan bekletilmekten hiç hoşlanmaz.

 

Göz temasınızı karşınızdaki kişiyle yakınlık kurmak için kullanın.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Kendin Ol! Ne demek?

öğrenci, iş arama, kariyer, Psikoloji, üniversite 2 Comments »

Birçok profesyonelin iş görüşmelerinde kullanılması gereken en değerli yöntem tavsiyesi olarak “Kendin Ol” dediklerini görüyorum. Peki “Kendin Ol” deyince ne demek istiyorlar? “Kendin Ol” ne demektir ve ne demek degildir? Tabii bunun cevabını iyi vermeniz gerekir.“Kendin Ol” tavsiyesinin ne demek olmadığını anlatan 5 faktör size:

İstediğin gibi konuşmak: Kendin olmak demek, ağzınızdan çıkacak herşeyi söylemek değildir: profesyonel olmanız ve gerektiğinde politik davranmanız anlamına gelir. Bazılarınız, politik olmanın dürüst olmamakla eş değer olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Durum böyleyse, iş hayatınızda zorlanmanız çok muhtemel. Politik olmak, nerede nasıl konuşmanız gerektiğini biliyor olmanızdır. Kariyer beklentiniz nedir? sorusuna “bir beklentim yok” diye cevap verme gafletinde bulunuyorsanız, işi kapamama olasılığını da göze alın.

Kendi Stilinde Giyinmek: Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde “ ilk imaj” çok önemlidir ve önemi de yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Dolayısıyla kendiniz olacaksınız diye iş görüşmelerine hippi olarak gitmeniz gerekmiyor. Hayatta herşeyin bir adabı var. İş görüşmelerinde de karşınızdaki insanın nasıl bir kişilik olduğunu bilmiyorsunuz. Başvuruda bulunduğunuz işe ve pozisyona göre kıyafet seçiminizi yapmalısınız. Bunların şekilcilik olduğunu düşünüyor olabilirsiniz yada size gerçekten çok saçma geliyor olabilir. Aklınızda bulundurmanız gereken, insanların bu tip konulara önem verdiği ve karar süreçlerini etkiledikleri olmalı!

Şirketten Beklentinizi Dile Getirmek: Şirketten beklentiniz iyi bir kariyer imkanının yanısıra, iyi bir maaş, iyi imkanlar ve benzeri bir takım sosyal haklar olabilir. Sizin için görüşme sırasında önemli olan tek konu, görüşmeden başarı ile ayrılmak ve işverenin size iş teklifi yapmasını sağlamakdır. Diğer tüm konuları, iş teklifinden sonra konuşun, gerekiyorsa da pazarlığınızı bu noktada yapın.

Nasıl bir Kariyer İstediğinizi Belirtmek: Şirketler işe eleman alacakları zaman, uzun dönemli kalabileceğine inandığı, potansiyeli olan başarılı insanları seçmeyi tercih ederler. Haliyle, size yatırım yapıyorlar. Eğer 20’li yaşlardaysanız ve hedefiniz kendi işinizi kurmaksa, bunu iş görüşmeniz sırasında belirtmenizin stratejik olarak ne kadar doğru olduğunu düşünün. Stratejik düşünebilmek ve stratejik hareket edebilmek iş dünyasında oldukça kritik bir başarı kriteri. Şirketler kendilerine değer katacak kişilerle çalışmak isterler. Eğer uzun dönemli hedefiniz kendi işinizi kurmaksa, işinizi kurma aşamasına gelene kadar bu bilgiyi kendinize saklamanız daha doğru olacaktır.

Kendimi Sevdirmek Zorunda Değilim: Rakiplerinizi geride bırakıp, başvurduğunuz işi kapmak istiyorsanız, karşınızdaki kişiyle kimyanızın tutuyor olması, karar sürecini pozitif yönde etkileyecektir. Belki bu durumda yapabileceğiniz fazla birşey olmadığını düşünüyor olabilirsiniz. Belkide yoktur. Ama siz yinede karşınızdaki kişi ile inatlaşmak yerine sizden hoşlanmasını sağlayabilirseniz, sizin avantajınıza olur. Başarılı kişiler ve dolayısıyla başarılı şirketler, müşterilerini dinleyen, onların isteklerine cevap verebilenlerdir.İşi kapmak hedefiniz ise, bazen stratejik davranmak başarı yolunuzu yarılamakdır.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Üniversite Mezuniyeti İş Garantilemez

öğrenci, iş arama, kariyer, üniversite No Comments »

Bugün Akşam gazetesinden Dr. Murat Kınıkoğlu’nun çok güzel bir yazısını okudum. Üniversite mezunu olmak ile iş bulabilmenin yeterli olduğunu düşünen gençler ve ebeveynler üzerine.

Üniversite mezuniyeti iş garantisi demek değildir! Üniversiteden mezun olan birçok insandan bir farkınız olması gerek. Aynı sıralarda oturduğunuz arkadaşlarınız iş dünyasında en büyük rakibiniz. Farklılaşamıyorsanız, tercih sebebi değilsiniz. Dr. Kınıkoğlu’nun tavsiyelerine benim bir eklemem daha olacak.

Uluslararası şirketlerde çalışmayı istiyorsanız, uluslararasılığa açık olmalısınız. Farklı kültürler ile çalışmayı öğrenmeli, mümkünse uluslararası projelerde yer almalısınız. Bunu üniversite dernekleri vasıtası ile yapabileceğiniz gibi üniversite dışındaki kuruluşlar vasıtasıyla da yapabilirsiniz.

Eğer imkan yaratabiliyorsanız, yaz tatillerinizden birini yurt dışında bir eğitim programına katılarak geçirin. Bu yabancı dil kursu olabileceği gibi, 2-3 aylık sertifika programları da olabilir.

Üniversiteyi bitirir bitirmez iş bulamıyorsunuz diye master yapma gafletine düşmeyin. Master iş bulmak için değil, kariyer beklentiniz belirginleştiğinde, o konu üzerinde tecrübe sahibi olduktan sonra eğitim almanız anlamına geliyor. Ayrıca fiyatınızı artırma imkanı veriyor olmalı.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Üniversite’den Mezun Olmadan Önce

öğrenci, iş arama, kariyer, üniversite No Comments »

Üniversiteden mezun olduktan sonra iş aramaya başladığınızda iş bulmakta zorlanmamak için yapabileceğiniz birkaç şey var. Aklınızda tutmanız gereken en önemli şey ise şirketlerin tecrübe sahibi olmayan çalışanları genellikle tercih etmedikleri. Buna haksızlık diye bakabilirsiniz. Kısır döngü diyebilirsiniz: “eğer bana iş vermezsen iş tecrübem nasıl olur” diye homurdanabilirsiniz. Aklınızda tutmanız gereken, bugünkü durum ve şartlarda tercihin tecrübeli çalışanlardan yana olduğudur.

Taze mezunların iş bulma olanaklarını güçlendirmeleri için:

Staj yapın: Her yıl kendinize bir staj ayarlamaya çalışın. Staj yaptiğınız yerde fotokopi makinasinin nasıl çalıştığından tutun da şirket içi ilişkilerin nasıl yürüdüğüne kadar herşeyi gözlemleyin. Meraklı olun!

Sertifika programlarına yazılın : Ister Türkiye’de ister yurt dışında, ama imkanlarınızın el verdiği ölçüde üniversitenizin size verdiği eğitimden farklı bir konuda yada parallel bir alanda yeni bir konuda eğitim alın. Birçok “pazarlama” eğitimi almiş üniversite öğrencisi Internet’i sadece “bilgi almak” amaçlı kullanıyor. Email’lerini check etmek icin faydalanıyor. Farklılaşın. Web tasarımı yapmayı öğrenin, Internet teknolojilerini iyi anlayın. Günümüzde gelişen teknolojilerden çok iyi seviyede anlamayan pazarlama mezunlarının ilerlemeleri mümkün değil.

Mentor bulun: Türkiye’de çok fazla etkin olmasada kendinize bir mentor bulun. Bu üniversiteden bir profesörünüz olabileceği gibi, iş dünyasından tanıdığınız ve güvendiğiniz bir kişide olabilir. Yıl içerisinde bir iki defa mentorunuzla vakit geçirin, sohbet edin, tecrübelerinden ve deneyimlerinden yararlanın.

Özgeçmişinizi hazırlayın: Üniversite 3. sınıfa geldiğinizde özgeçmişinizi hazırlayın. Iş başvurusunda bulunuyor olsaydınız, CV’nize yazabileceğiniz şeyler ne olurdu? Özgeçmiş yazmaktaki bu zorluğu mezun olduğunuzda çekmemek için şimdiden pratik yapmak sizi hedefinize yaklaştıracaktır. Bir özgeçmişin nasıl yazılması gerektiği konusunda araştırma yapmanızı ve hazırlıklı olmanızı sağlayacaktır.

Sosyal Olun: Iyi not ortalamasi ile mezun olmak güzel, ama şirketler genelde kaç ortalama ile mezun olduğunuzdan çok üniversite yıllarınızı nasıl değerlendirdiğiniz ile ilgilenirler. 4 üzerinden 4 not ortalaması, işveren için sadece “ders çalışan” ve “sıkıcı” bir kişi tiplemesi imajini bırakabilir. Kampüs içerisinde yer alan aktivitelerde yer alin. Kariyerinizde yükselmeniz, duygusal zekanızın ne kadar gelişmiş olduğuyla ilişkili.

Girişimci Ruhunuzu Test edin: İçinizde girişimcilik varsa, amatör çapta üniversite yıllarınızda kendi işinizi kurmaya çalışın.

Başarının Tanımını Yapın: Hayatta başarının birçok tanımı var. Sizin için başarının ne olduğunu araştırın, tanımlayın.

Psikoloji Dersleri Alın: İletişim psikolojisi, kişilik, davraniş ve mutluluk, stresten arınma teknikleri gibi konularda dersler alın. Sadece kariyer yolunuzda degil, hayatınızın her alanında faydalanabileceğiniz yetkinliklere sahip olun.

Takdir etmeyi ve bunu dile getirmeyi öğrenin: Iş dünyasında “takdir edilmenin” en önemli motivasyon faktorlerinden biri olduğunu öğreneceksiniz. Şimdiden arkadaşlarınızı, profesorlerinize nasıl “kompliman” vereceğinizi öğrenirseniz, iş hayatınızda o kadar çok rahat edersiniz.

Bunları yapın. Çünkü bugün aynı sıraları paylaştığınız üniversite arkadaşlarınız, yarının kapitalist dünyasında birer rakibiniz olarak karşınıza çıkacaktır.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share