‘Üniversite’ kategorisi için Arşiv
Ögrenmiyorsanız, Sorumlusu Sizsiniz!
Bilgi hiç bu kadar herkese açık olmamıştı.
Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı.
Şu Internet dünyamızı değiştirdi.
Peki bu imkanları ne kadar kullanıyoruz?
Örneğin, Amerika’daki bazı üniversiteler podcast, webcast, RSS ve benzeri yollardan derslerini tüm dünyaya açıyorlar. Bunun sebebi ise hem ögrenimi toplumun yararına sunmak hem de git gide daha da rekabetçi hale gelen eğitim sektöründe rekabetten sıyrılabilmek. Fark yaratabilmek, imaj güçlendirmek ve daha çok tercih sebebi olmak için…
İnfomag dergisinin Kasım sayısında Mehmet Altan’ın bu konuda bir yazısı var. Diyor ki “Dünyadaki demokratikleşme süreci dün aristokrasiye ait tüm nimetleri yavaş yavaş kitlelere getirmeye, tüm hayata dahil etmeye devam ediyor.” Nasıl mı? Örneğin, Berkeley üniversitesi online yayın yapıyor diyor.
Hemen hemen tüm gazeteci ve yazarların yaptığı klasik hatayı yapmaktan da geri kalmıyor Mehmet Altan. Şu üniversite isimlerini LÜTFEN Türkçeye çevirmeyin. Çünkü yanlış kullanıyorsunuz. Berkeley’de kaç tane içinde Berkeley kelimesi geçen üniversite var biliyor musunuz? Üstelik linkini verdiğiniz üniversitenin ismi Berkeley üniversitesi değil. University of California, Berkeley’dir. Iki üniversite arasında da epey bir fark vardır.
Kısacası artık alanınızda uzmanlaşmak istiyorsanız, Türkiye’deki üniversitelerden memnun değilseniz yada istediğiniz dersleri buradaki üniversitelerde bulamıyorsanız, alın size bir alternatif daha.
Ben psikoloji derslerimin birkaçını itunes’dan podcast’leri dinleyerek devam ettirmiştim. Bazılarınıza biraz sıkıcı gelebilir, çünkü gerçek derslerin aktarımları olduğundan ve siz de evinizdeki koltuğunuzdan bu derslere katılıyor olduğunuzdan yoğun bir konsantrasyon gerektirebiliyor. Yinede denemeye değer.
Artık ögrenmek zor değil. Tek gereken öğrenme isteği ve azmi. Siz de deneyin.
Devamı >>Mentor da Neyin Nesi?
Kagider Mentorluk için ‘bir kişinin bilgi, deneyim ve bakış açısı paylaşarak diğerinin gelişimine destek olduğu bir kişisel gelişim stratejisidir’ diyor.
Mentorluk kelimesi bulduğum bazı kaynaklarda sadeceçalıştığınız şirket içinde bulunan ve sizden iki üst konumda olan bir yöneticinin size yol göstermesi olarak ifade edilmiş.
Bu tanımlama mentorluk için oldukça kısıtlayıcı bir tanımlama. Peki ya şirketinizde mentorluk bir kurum kültürü halinde değilse? Ya size mentorluk yapabilecek, profesyonel açıdan rol model olarak aldığınız bir kişinin olmadığını düşünüyorsanız?
Bir mentor değil, birkaç mentor bulmanız yönünüzü daha iyi çizebilmenizde, geleceğin resmini daha belirgin hale getirebilmenizde faydalı olacaktır. Üst düzey yönetici yerleştirmede danışmanlık yapan Heidrick & Struggles şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Gerard Roche ‘Mentorları olan yöneticilerin genç yaşlarında diğerlerine göre çok daha fazla kazandıklarını görüyoruz. Ayrıca kariyer gelişimlerinden çok daha memnunlar. Bu kişiler kariyerlerinin ilk 5 yılı içersinde mentorlardan faydalanıyor’ diyor. İngilizcede ‘opportunity’ denen ‘imkanların’ her zaman bir alternatif haline dönüştürülebileceğini düşünün. İmkanlara açık olmak bize hiçbir şey kaybettirmez, çünkü hayatta seçimler her zaman bize aittir. Mentor bulmak aynen atla deve misali!
İş dünyasının içindeyseniz, yönünüzü kaybettiğinizi düşünüyor yada bulunduğunuz pozisyondan ötesini göremiyor, alternatiflerinizin neler olabileceğini bilemiyorsanız, mentorlar ufkunuzu genişletebilirler. Ama networkünüz yoksa, fazla insan tanımıyorsanız mentor bulmak pek de kolay olmayacaktır. Eş, dost, akraba, tanıdık kim varsa haber salmanız iyi olur.
Şirketinizde böyle bir imkan varsa elbette kullanın. Başarıya ulaşmış insanların bilgi ve tecrübelerinden faydalanmak her zaman güzeldir. İşin en hoş tarafı da mentorunuzun tavsiyelerini dinleyip katıldığınız fikirleri uygulama, katılmadıklarınızı sorgulama ama böylece nasıl düşündüklerini anlama imkânı bulmanız. İş görüşmelerine gittiğinizde size verilen bu tavsiyeleri göz önünde bulundurmanız açısından da çok faydalı olduğunu göreceksiniz…
Kurumunuzda formal bir mentorluk programı yoksa, kendi yöneticinize ve uygun olduğunu düşündüğünüz diğer yöneticilere rica edebilirsiniz. İnsanlar destek olmaktan ve yardım etmekten hoşlanırlar. Mentorlar zaman harcayacakları kişide ‘gelecek potansiyeli’ görmek isterler. Bunu aklınızdan çıkarmayın.
Bazı üniversitelerin mentorluk programları var. Üniversiteden henüz mezun olmadıysanız bu imkândan faydalanın ki mezun olmadan iş dünyasından profesyonellerle görüşüp, tavsiyelerini dinleyin. Profesörlerinizin yakasına yapışın. Size yardım etmelerini sağlayın. Elbette, profesörlerinize birçok öğrenci destek ile başvuracaktır ve rekabet işte bu noktadan itibaren başlıyor demektir. Bu da üniversite sırasında prof’larınızla aranızın ne kadar iyi olduğuna, derslerde gösterdiğiniz farklılıklara bağlı. Başarma azminizi kamçılamaya üniversite sıralarında başlamak fena olmaz gibi duruyor.
Devamı >>Yeni Mezunların Maaş Savaşı
Yeni mezun olmak savaştan yeni çıkmış olmak gibi.
Bilgi harika düzeyde! Tecrübe yok. Gel gör ki yeni bir hayata başlamanız gerekiyor.
Şirketler tecrübeli eleman arıyorlar. “İş vermezseniz biz nasıl tecrübe edinelim ki?” naraları da artık sökmüyor. Arguman kötü baştan. Üniversite yıllarınız sadece okumanız gereken yıllar değil. Aynı zamanda tecrübe edinmeniz gereken yıllar. Okurken çalışmak yeni bir konsept değil. Şansınızı zorlayın. Sıra iş bakmaya geldiğinde başınızı taşlara vurmayın!
Ama bugünkü konumuz para!
İş buldum. Ne kadar para istemeliyim?
Bu sorunun cevabı kolay ama uygulaması zor olabilir. Ilk önce mutlaka bilginiz ve tecrübenizin ne durumda olduğu hakkında iyi bir fikir edinin. Kendinize sorun. Hangi konuda çok iyi olabilirim?
Sonra sektör ve pozisyonunuz hakkında piyasa araştırması yapın. Insanlar ne kazanıyor? Araştırın. (dostlarınız maaşlarını tam olarak dürüstçe söylemiyor olabilirler, o yüzden sağdan soldan duyduğunuz maaşlara fazla kulak asmayın)
Örneğin, turizm ve otelcilik sektörü Türkiye’de düşük fiyatlarla çalışıyor. Gönlünüz bu sektörlerdeyse, az parayla yaşamaya alışmanız yada durumu kabul etmeniz gerekiyor.
Piyasa fiyatlarını ögrenebilmek için profesörlerinizden ve tanıdığınız profesyonellerden yardım isteyin. Üniversitenizin mentor programı varsa mentorlarınıza sorun. Sizin mentorunuz yardımcı olamıyorsa bilen birine sorup size bu konuda yardımcı olmasını isteyin. Insanlar yardımcı olmayı ve bilgi vermeyi severler. O yüzden çekinmeyin!
Bilgi topladıktan sonra kendinize bir fiyat aralığı belirleyin. Örneğin 1000-1500YTL arasında bir fiyat aralığı seçtiğinizi düşünelim. Bu demektir ki, 1000 YTL’nin aşağısındaki teklifleri kabul etmeyeceğim. 1500 YTL’nin üzerindeki tekliflere ise düşünmeden atlayabilirim!!! Bu tarz bir fiyat aralığı mutlaka aklınızda olsun. Pazarlık etmenizi sağlayacak, nerede durup nerede devam etmeniz konusunda size yol gösterecektir.
Sonunda iş buldum. Ne fiyat verirlerse kabul etmeye hazırım!
Eğer uzun zamandır iş arıyorsanız ve halihazırda bir işiniz de yoksa o zaman ateş bacayı sarabilir! Bir an önce para kazanmanız gerekiyor. Daha fazla beklemek istemiyorsunuz. İş bulamamaktan da korkuyorsunuz vesaire.
Yeni mezunsanız, hiç iş tecrübeniz yoksa ve iş bulmakta gerçekten zorluk çekiyorsanız, moralinizde çökme noktasına geldiyse, işi beğendiniz ama maaş çok düşükse teklifi kabul edin!
Bu hareketin birkaç önemli avantajı var.
Birincisi kaybedecek hiç birşeyiniz yok! Çalışırken iş aramak her zaman daha kolay ve rahattır. Psikolojik çöküntü pek yaratmaz.
Ikincisi artık özgeçmişinize yazacak bir iş tecrübeniz var! Bu size artı puan kazandıracaktır. Neden 3 ay önce girdiğin işten ayrılmak istiyorsunuz sorularından korkmayın. Açıklaması gayet net. Uzun zamandır iş arıyordunuz, istediğiniz gibi bir iş bulamadınız, maddi olarak işe ihtiyacınız vardı bu iş size göreydi ama sizin istediğiniz ortam değildi. Dolayısıyla çalışırken iş aramaya devam etmenin daha faydalı olacağını düşündünüz. Doğruyu olduğu gibi söylemekte fayda var. Sonuçta ilk işiniz, fazla deşilecek bir durum yok ortada. Psikolojik sorunu olmayan bir yöneticiyle mülakata girdiğiniz sürece bu konu çok da büyütülmeyecektir. Sadece ikna edici konuşmanız gerekecek, hepsi bu.
Üçüncüsü belki de işi sevecek ve kalmak isteyeceksiniz. Birkaç ay başarılı bir tempoda ilerlerseniz iyi bir sebeple yada ek projeler üstlenerek maaşınıza zam isteyebilirsiniz.
Diyelim ki uzun zamandır iş arıyorsunuz, birkaç yıllık iş tecrübeniz var ve ne istediğinizi biliyorsunuz. Hafif çöküntü durumu başladı ama iş teklifindeki maaş piyasanın gerçekten altında. O zaman kendinizi frenleyebilmeyi deneyin. Unutmayın, özellikle büyük ve kurumsal şirketlerde işe giriş fiyatınız çok önemlidir. Sonradan fiyat arttırabilmek atla deve.
Küçük şirketlerde ve patron şirketindeyseniz, insane kaynakları olmayan ofislerdeyseniz, genelde Genel Müdür ne isterse o olduğundan belki şansınız yağver gidebilir ama Genel Müdür’ün duygusal durumuna bağlı bir artış alabilmek patronun adamı olmayı gerektirebilir.
Sonuç olarak iş istediğiniz iş ise, teklif de gelmişse ama maaş az ise mutlaka pazarlık edin. Yanınızda sağlam argumanlar taşıyın ve fiyatı en azından piyasa fiyatına çekin. Altına inmeyin. Bu işe de duygusal bakmayın. Şirket size iş teklifi etti diye minnettar kalma gibi bir duyguya kapılmayın. Onlar işlerine yarayacağını düşündükleri birine teklif götürdüler, sizde işlerinde yardımcı olabileceğinizi düşündüğünüz bir firmaya başvurdunuz ve birlikte çalışmanın yollarını arıyorsunuz. Bu iş karşılıklı bir alışverişten farklı bir şey değil. Şirketler sizi “kiralıyorlar” ve verdiğiniz hizmet karşılığında size “ücret” ödüyorlar. Bir iş ortamı burası. Aklınızda tutun. Bakın bugün 17 yaşından beri Sabah gazetesinde çalışan ve yazı işleri müdürü Gülçiçek Pamir Insan Kayanklarından gelen bir (kendi yöneticisinin bile değil) telefonla işten atıldı.
İş dünyasına hoş geldiniz.
Devamı >>Hukukçuların Kariyer Yolculuğu
Yazar:Prof. Dr. Yılmaz Aslan, ACT Istanbul
Profesyonellerin Kariyer Yolculuğu
Hukukçuların kariyer yolculuğu, ilk yıllardaki tercihlerine göre şekillenir. Bu nedenle doğru tercihler yapmak oldukça önemlidir.
Artık büyük bürolarda, yabancı şirketlerle ve danışman avukat olarak çalışmak çok moda oldu. Bu tercih zorunlu değil ama, genelde ilk tercih böyle bürolar için oluyor. Bu tip bürolara girmek o kadar kolay değil tabi ki.
Öğrencilik yıllarından başlayarak birkaç avukatlık bürosunda staj yapmak, yaz aylarında yabancı dil eğitimi almak, en az bir yabancı dil bilmek aranan şartlar arasında geliyor.
Yüksek puanlarla öğrenci alan hukuk fakültelerinde okumuş olmak her ne kadar gerek şart değilse de tercih sebebi oluyor doğal olarak.
Buraya kadar yazılanlar zaten her meslek için geçerli olan şeyler.
İyi bir hukukçu olmak için biraz daha detay verelim öyleyse:
Alan seçimi çok önemli, eskisi gibi “herşeyi yapan avukat” diye bir şey yok artık.
Şimdi uzmanlaşma zamanı. Uzmanlaşmak için seçilecek alan yeni bir alan olmalı veya yakın gelecekte gündeme gelecek bir alan olmalı. Bu alanlardan bazılarını saymak gerekirse, başta fikri mülkiyet hukuku, çevre hukuku, taşıma hukuku, internet hukuku, rekabet hukuku, tüketici hukukugibi alanlar geliyor.
Ancak klasik hukuk konularında iyi olmayanların bu alanlarda başarılı olma şansı yoktur.
Hukuk bir bütündür, aşırı uzmanlaşma bütünü görmemizi önlememeli.
Örneğin sözleşmeler hukuku alanında iyi değilseniz, hiçbir konuda iyi olamazsınız. Medeni Hukuk ve Borçlar Hukuku tüm alanların anasıdır, herşey onların üzerine kurulur, temel sağlam olursa üstüne kurulan yapı da sağlam olur. Bu nedenle yeni ve güncel bir alan seçerken, klasik hukuk alanlarının da hala yürülükte olduğu ve onların prensiplerinin bu yeni alanlarda da geçerli olacağını unutmamak gerekiyor.
Hayat çaba göstermekten ibarettir, kolay vazgeçmemek ve ne istediğini bilerek ona ulaşmaya çalışmak esas olandır.
Hepinize parlak bir kariyer dilerim.
Devamı >>İsminin Staj Olduğuna Bakmayın. Önemli Olan İş Deneyimidir.
Stajerler genelde hep yakınırlar.
“Yöneticim benimle ilgilenmiyor bile.”
“Bu departmandaki insanlar çok sıkıcı.”
“Hiç birşey ögrenmedim.”
“Boşuna Zaman Harcadım.”
Stajınız sırasında eleştirme ve şikayet etme sanatını kuvvetlendirmek yerine içinde bulunduğunuz durumu avantaja çevirmek, size uzun vadede başarı sağlar. İş dünyası, karşılaştığınız bu ortamdan başkası değil. Sadece eleştiri alanlarınız değişik olacak. Hepsi bu!
Stajınız sırasında elinize iş vermiyorlarsa, kendi işinizi kendiniz yaratın. Yöneticinize kendi istediğiniz bir proje üzerinde çalışmanızın mümkün olup olmadığını sorarak hem konuya ilginizi göstermiş olun hemde zamanınızı sadece fotokopi çekerek geçirmek yerine fotokopi artı proje yaparak geçirmeye bakın! Yöneticiniz eğer projenizi beğenmezse, projeyi geliştirmesini isteyin. Ta ki sizinle ilgilenene ve sizi başından atmak için projenize az da olsa kafa yorana kadar. Unutmayın, bu sizin kariyer yolculuğunuz. Ona yön vermek sadece sizing elinizde. Başka hiç kimse kariyerinizle sizin kadar ilgilenmeyecek, onu önemsemeyecekdir.
Farklı departmanlardan kişilerle sohbet etmek şirketin işleyişini daha iyi anlamanızı sağlar. Insanların işini yapmalarına engel olmadan meraklı olmak hiç de fena bir fikir değil…Deneyin.
Eğer mezun olduysanız ve yurt dışında staj/iş imkanı arıyorsanız, bu hizmeti sunan birçok kurum var. Hem yurt dışında yabancı dilinizi geliştirir hem iş deneyimi elde edersiniz. Hatta uzun dönemli iş teklifi dahi almayı başarabilirsiniz.
Yurt dışında bu tip stajlara katılabilenler genellikle 18-30 yaş arası kişiler olabiliyor.
Staj yapmayı ihmal etmeyin. Staj zorunluluğunuz olmasa bile zamanınızı iyi değerlendirin. İş bulmanın her geçen gün daha da rekabetçi bir hale geldiği kesin. İş bulmanın en zor olduğu zamanlar iş deneyimi olmayan yeni mezun dönemleri ile üst düzey yönetici olduğunuz dönemler olacaktır! Başlangıcı iyi yapmaya bakın…
Devamı >>MBA’li Memur Olmayı Tercih Etmeyenlere
Bugün Boğaziçi üniversitesinde okuyan bir öğrenci ile sohbetimde, mezuniyetin hemen arkasından MBA yapmayı düşündüğünü söyledi. Neden diye sorduğumda, kariyer günlerine katılan şirketlerin genelde mezuniyetin hemen arkasından MBA yapmak konusunda tavsiyelerde bulunduklarından söz etti. MBA yapan öğrencileri işe alıyormuş bu şirketler.
Üniversitenin hemen arkasından MBA yapmanın diplomalı memur olmanızdan başka bir işe yaramadığını daha önceleri defalarca söyledim. Özellikle üniversitenizin kariyer günlerine katılan şirket yöneticileri sizi bu şekilde yönlendiriyorlarsa, onlara “iş tecrübesiz MBA’linin iş tecrübesiz üniversite mezunu’ndan daha fazla yararı olduğunu ve ayrıca daha üst fiyatlarla işe alındıklarını” ispatlamasını isteyin.
Üniversiteniz bittikten sonra ne yapacağınızı bilemiyorsanız yada iş arayıp da bulamıyor ‘bari MBA yapayım’ diyerek MBA yapma kararı veriyorsanız, belki de bu kararı almadan önce birkaç yönetici ile konuşmanızda, farklı insanların fikirlerini almanızda fayda var derim. Karar vermeden önce de güçlü yanlarınızın neler olduğunu anlamaya çalışın ve nasıl bir iş yapmak isteyebileceğinizi düşünün. Staj yapın. Şirket ortamlarını koklayın. Alternatiflerinizi araştırın.
Bazı şirketlerin MBA yapan öğrenciler için farklı ‘yönetici yetiştirme amaçlı’ imkanları olduğu doğru. Ben bu şirketlerin Türkiye’de bir elin parmağını ancak doldurabileceğini düşünüyorum. Eğer bu tür şirketler yüzlerceyse ve ben yanılıyorsam, bu şirketlerin hangileri olduğunu öğrenmek isterim. Lütfen beni bu konuda bilgilendirin.
Üniversiteden mezun olur olmaz, MBA yapmak yerine yurt dışına çıkmanın yollarını arayın. Erasmus gibi programları kollayın. Sertifika ya da dil programlarına yazılın. Yaz okullarını deneyin. Tatil amaçlı yurt dışına gidin. Uluslararası konferanslara katılın. Yurt dışında “work and travel” olanaklarını araştırın. Ufkunuzu genişletin.
Şirket ortamlarını koklamak, yani iş tecrübesi kazanmak, hangi alanda uzmanlaşmak istediğinizi anlama fırsatını verir.
- MBA yapma kararı çaresizlik sonucu vermemeye özen gösterin.
- MBA yapmayı mezuniyet sonrası ‘iş teklifi almak’ için boşa harcamayın. Zamanınızı ve paranızı iyi değerlendirin.
- MBA derecenizi kariyerinizde basamak atlamak için kullanın.
- İlgi duyduğunuz alan hangisiyse, o alanda daha çok, daha detaylı bilgi edinebilmek için yapın.
- Yaptığınız işi daha yüksek başarılarla tamamlayabilmek için yapın.
- Fiyatınızı artırmak için kullanın.
Profesyonel Bir CV Hazırlamayı Nerede Öğrenirsiniz?
Dün Kariyer Yolculuğu blog’umu beğeniyle takip ettiğini söyleyen bir üniversite öğrencisinden email aldım. Mesajında yazdıkları bana bu soruyu sordurdu:
‘ Profesyonel bir CV hazırlamak nasıl ve nerede öğrenilir?’
Sadece işletme, mühendislik ya da mimarlık okumakla başarılı olunmuyor iş dünyasında. Yüksek lisans yapmış olmak da iş dünyasının kapılarını açmaya yeterli değil. Gerekli ve önemli ama yeterli değil.
Üniversite öğrencilerinin mezun olmadan önce nasıl iş aramaları gerektiğini bilmeleri, gerekiyor. Bir CV nasıl yazılır, önyazı nasıl hazırlanır bilmeliler. İş görüşmelerinde dikkat edilmesi gereken konular nelerdir, bunlara hazır olmaları gerekiyor.
Arayıp bilgi aldığım özel üniversitelerde bu tip çalışmaların yapıldığını öğrendim. Kariyer ofislerinde öğrencilere CV hazırlığı yada görüşme teknikleri gibi konularda yardımcı olmanın yanı sıra ayrıca yurt içi ve yurt dışında staj olanağı da sağlıyorlar. Bu üniversitelerin yurt dışındaki şirket ve üniversitelerle işbirlikleri sonucu kendi öğrencilerine sundukları hizmetler oldukça gelişmiş.
Bu hizmetlere ulaşabilmek için umuyorum öğrencilerin ille de özel üniversitelerde okumaları gerekmez. Devlet üniversitelerinin de bu tür hizmetleri öğrencilerine sunabilmesi önemli. Yinede, ‘neden’ diye yakınmaktansa, kendi imkânlarınızı kendiniz yaratabilmek için kolları sıvayın derim.
Eğer Profesyonel bir CV hazırlamak istiyorsanız, Türkçe ve/veya İngilizce olarak, bu konuda size 5 önerim var:
Bir. Öğrenciyseniz, kariyer günlerine katılın ve şirket sunumlarını yapan yöneticilerle konuşun. CV’nizi yanınızda götürün ve tavsiye isteyin. Vaktim yok derlerse, o zaman CV’nizi bırakın ve randevu isteyin. 15 dakikalık bir görüşme kapmaya bakın.
İki. Öğrenciyseniz, profesörlerinizden yardım isteyin. Profesörlerinizin iş dünyasıyla arasının iyi olduğunu tahmin ediyorum. Size bu konuda yardımcı olmak için görüşebileceğiniz birkaç yöneticinin kontaklarını vermesini rica edin.
Üç. İş dünyasının içindeyseniz ve iş değiştirmeyi planlıyorsanız, CV yazımı konusunda uzmanlaşmış kişilere veya şirketlere başvurun. Belki cebinizden birkaç yüz lira çıkartmış olacaksınız, ama emin olun geleceğiniz için harcayacağınız en değerli birkaç yüz lira olacaktır.
Dört. CV’niz hazır olsada ve kendi yazdığınız CV’den çok emin olsanız bile ikinci bir gözün görmesini sağlayın. Şirketlere yollanan CV’lerin hatalarla dolu olması çok acı bir durum. Neden hiç bir şirket benim CV’ime cevap vermiyor diye ahlamaktansa, ilk önce kendi üzerinize düşeni mükemmel olarak yapmayı deneyin. Yöneticiler CV üzerindeki hatalardan gerçekten hoşlanmıyorlar.
Beş. CV hazırladıktan sonra CV’nize yazdığınız noktaları sesli olarak kendinize yada arkadaşınıza anlatın, detaylandırın. Böylece CV’nizden çıkartmanız gereken yada eklemeniz gereken noktaları daha rahat yakalamış olursunuz.
Her şeyden önce, bir CV hazırlığına başlamadan önce ne tür şirketlerde ne tür işlere ve hangi pozisyonlara başvurmak istediğinize karar verin. CV’nizi şekillendirmenizin daha kolay hale geldiğini fark edeceksiniz.
Devamı >>Uluslararası Bir Kariyer İçin Yurt Dışı Deneyim Kazanın
Aslına bakarsanız üniversite yıllarını çok verimli geçiren acaba kaç öğrenci vardır? Verimli geçirenler, bu fedakârlıklarının meyvelerini eminim topluyorlardır.
Uluslararası bir kariyere sahip olmayı arzulayan gençlere yaz dönemlerini iyi değerlendirmelerini tavsiye ederim. Mümkünse yurt dışında geçirmeleri daha da avantajlı olacaktır.
Her zamanki gibi ‘ama maliyeti?’ sorusu tabiî ki her zaman gündemde olacak bir konu. Eskiden imkanlar daha kısıtlıydı ama şimdi önümüze atılan fırsatlar çok yönlü. Biraz araştırmak, biraz arkasından koşmak gerekiyor.
Yurt dışı tecrübesinin maliyetli olacağını düşünenlere, üniversite yıllarında ufak tefek işlerde çalışıp para biriktirmelerini öneririm. En azından 3. veya 4. senelerine geldiklerinde birkaç aylarını yurt dışında geçirebilmeleri açısından. Bu mümkün oluyorsa, geleceğiniz adına büyük bir adım atıyor olursunuz.
Fırsatlara bir bakalım:
Üniversite yıllarınız sırasında Erasmus programından nasıl faydalanabeceğinizi araştırdınız mı?
Work and Travel programlarına katılmayı hiç düşündünüz mü?
Kısa dönemli dil yada sertifika programlarını araştırdınız mı?
Yurt dışında gönüllü olarak yardım programlarına katılmayı denemek istermisiniz?
Yurt dışından burs almanız mümkün mü?
Aupair’lik yapmak size uygun mu?
Bu konularda size danışmanlık verebilecek birçok şirket olduğu gibi kendiniz de bilgiyi araştırabilirsiniz. Fırsatların sunulduğu bir ortamda bu fırsatları değerlendirebilmenizi umuyorum.
Devamı >>Halkla İlişkiler Alanında İş Arayanlara Özel
Halkla ilişkiler alanında birkaç yıllık iş deneyimi olan yeni mezunlar iş değiştirmek istediğinde iş bulmakta güçlük çekiyor. ‘Neden iş bulamıyorum?’ sorusuna cevap arıyorlar. Halkla ilişiler alanında iş arayanlara 5 öneri:
Tecrübe nasıl kazanılır? Birkaç yıldır Halkla İlişkiler alanında çalışmış kişilere ‘Hiç basın bülteni yazdın mı?’ sorusu yönlendirildiğinde yöneticiler kuvvetli bir ‘Evet’ cevabı almak isterler. Ama bakıyorsunuz, şirketler ajanslarla çalıştığından dolayı, genç arkadaşlarımız sadece ‘aracı’ görevi yapmayı tercih etmiş. Şirketteki bilgileri toplayıp PR ajansına şutlamayı ve onların bülteni hazırlamasını tercih etmiş oluyor. Bu zihniyetle kariyer yapmak ancak şans eseri olabilir!
Halkla İlişkiler alanında kariyer yapmak istiyorsanız, ilk önce nasıl bir basın bülteni yazmanız gerektiğini öğrenin. Çünkü bir basın bülteni hazırlamak , kağıdı kalemi alıp elindeki bilgileri veresiye kağıda dökmekle olmuyor. Böyle bir bülteni zaten sokaktan geçen biri de hazırlar. Basın bülteni hazırlamak belli bir bilgi düzeyini gerektirir. İyi düşünebilmeyi, haberi kurgulayabilmeyi, gündemi takip edebilmeyi, kelimeleri iyi seçebilmeyi ve gazetecinin masasına düştüğünde haberi okutturabilmeyi gerektirir. Size stratejik düşünmeyi öğretir.
Öyleyse PR ajansınız ile şirketiniz arasında oynadığınız ‘aracı rolünü’ üstlenmeyi bırakıp, işi kendiniz yapmaya başlayın. Ajansınızın deneyimlerinden faydalanın. Ne zamanki tecrübeleriniz ve bilgi birikiminiz ile kendinizi kanıtlarsınız, o zaman, PR ajansınızdan size gelen bültenleri denetleme, edit etme gibi görevleri daha rahatlıkla üstlenebilirsiniz. İş ararken de ‘Hiç basın bülteni yazdın mı?’ sorusuna kendinize güvenli bir şekilde ‘Evet’ cevabı verebilirsiniz.
Sıradanlıktan nasıl kurtulurum? İletişim mezunusunuz diyelim. Yada İşletme. Peki üniversite mezuniyeti dışında sizi rakiplerinizden farklı kılan ne özelliğiniz var? Kendinize sorun.
Yabancı dil biliyor musunuz? Türkiye’de PR yapıyorsam yabancı dile niye ihtiyacım olsun demeyin. Yabancı kaynak okuyabilmek, farklı fikirler edinebilmek için yabancı dil bilgisine ihtiyaç var. En önemlisi uluslararası şirketlerde çalışmak istiyorsanız, PR aktiviteleriniz sadece Türkiye ile sınırlı değil!
Gelişen teknolojilerden anlıyor musunuz? Web’de sadece sörf yapanlardan mısınız? Internet teknolojilerinden ne kadar iyi anlıyorsunuz ? Email marketing adında bir pazarlama aracının olduğunun farkındasınız ama bunun sadece email ile bilgi aktarılması olduğunu mu zannediyorsunuz? Web site tasarımından ne kadar anlıyorsunuz? En basitinden ‘unique visitors’ ile ‘hit’ arasındaki farkın ne olduğunu biliyor musunuz? Podcast ’in ne olduğunu, nasıl işlediğini biliyor musunuz?
Gençlere tavsiyem gelişen teknolojileri çok iyi takip etmeleri çok iyi anlamaları. Teknolojiden anlamak için IT okumuş olmak gerekmiyor. Biraz eğitim biraz çaba ile çok başarılı olabilirsiniz. Teknolojiden anlamayan bir pazarlama yada halkla ilişkiler uzmanı düşünemiyorum. Yöneticilerin gençlerden beklentileri yüksek. Herkesin bildiğini biliyor, herkesin yaptığını yapıyorsanız işiniz zor!
Ama Param Yok ki! Bilgi edinmek, öğrenmek her zaman çok para gerektirmiyor. Çaba sarf etmeyi, azimli olmayı gerektiriyor. Amerikalı genetik mühendisi bir arkadaşım, hayatında tek bir kitabı dahi olmadığını söylerdi bana. Bilgiyi gerekli yerlerden alıp öğrenirdi.
Paranız yoksa ve para gerekiyorsa, sizi hedefinize ulaştıracak parayı biriktirmeyi deneyebilir, burs bulmaya çalışabilir yada ürettiğiniz projelerinizi duyurabileceğiniz platformlar arayabilirsiniz. Bu kolay değil. Hem de hiç değil.
Dünya eşitlik üzerine kurulmadı. Eşitlik aramak yerine, elinizdeki imkanları ve önünüzdeki alternatifleri en iyi şekilde değerlendirmeyi deneyin. Alternatif yoksa yaratın. En önemlisi sabırlı olmaya çalışın. Kendine inanan insanlar hayallerine kavuşuyorlar. Apple Computer şirketinin CEO’su Steve Jobbs’ın Stanford üniversitesi mezunlarına yaptığı ‘Stay Hungry, Stay Foolish’ başlıklı konuşmasını bu yüzden çok severim. Ofisimde asılı duran tek yazı da budur.
Devamı >>İngilizce Profesyonel Bir CV Hazırlamak
Amerika’da bulunduğum yıllarda birçok yabancı öğrencinin özgeçmişini hazırladım. Neredeyse 15 senedir, uluslararası yazışmalarda hangi kültürden gelen insanların ne tür hatalar yaptığını çok iyi analiz ettim. Amerika’daki çalışma yıllarım süresince, profesyonel yazım teknikleri konusunda hem eğitim aldım hem de muazzam deneyim kazandım. İş hayatım süresince çalıştığım kişiler hep üst düzey isimlerden oluştuğundan, bu konuda başka bir şansım yoktu. İşim gereği yıllardır profesyonel tanıtım yazıları hazırlıyorum. Bunlara üst düzey yöneticilerin ‘executive profile’ yada biyografi adını verebileceğimiz tanıtımları da dahil. Etkin bir CV ve önyazı hazırlamanız için gereken 5 önemli nokta size: Ön Yazı (Cover Letter): Ön yazı hazırlamanız stratejik açıdan çok faydalı. Mümkünse 2-3 paragrafı aşmayacak şekilde şirkete kazandırabileceklerinizi ifade edin. Hayat hikayenizi okumaya vakit olmadığından, kısaca başvurduğunuz pozisyon için aranan ve sahip olduğunuz yeteneklerinize odaklanın. Genel kural olarak ne CV’nizi nede ön yazınızı hazırlarken kötü bir İngilizce kullanmamayı ve gramer hataları yapmamayı ilke edinin. Gerekiyorsa, yabancı diline güvendiğiniz bir dostunuzdan ya da bir profesyonelden destek isteyin . Yada bu konuda size destek verecek birçok kurum var. Yardım alın . İyi İngilizce öğrenmiş olmak ile, İngilizceyi iyi konuşabiliyor yada yazabiliyor olmak birbirinden çok farklı şeyler. Örneğin: ‘I believe I can contribue to the success of XYZ’ –‘I believe’ gibi kelimeler kullanacaksanız eğer, şirkete kazandıracak bir şeyiniz varsa, o şeyin ne olduğunu yazın. ‘I received many awards for highest sales in the industry. I believe I can use my skills to contribute to the success of XYZ.’ tarzını tecih edin. Abartmayın: Türkçe düşünmekten mi olur bilmem, genelde Türkler İngilizce bir yazı yazdıklarında bir ‘abartı’ durumu söz konusu oluyor. Bunun kelimelerin anlamlarının doğru olmasından ama kullanış yerlerinin yanlış olmasından kaynaklandığını tahmin ediyorum. Örneğin: ‘It will be an honor for me to work at your esteemed company’. Bu tarz cümleleri birde Nijerya’dan gelen spam mektuplarında görüyorum! Formatı Çarptırmayın: Mutlaka en son iş deneyiminizden geçmişe doğru gidin. Bu her tür CV’de aynıdır. Kişisel bilgilerinizi (doğum yeri, yılı gibi) CV’nizin başına koyup vakit harcattırmayın. En sona eklemeniz yeterlidir. 20’li yaşlarınızdaysanız ve henüz fazla bir iş tecrübeniz yoksa, eğitiminizi ön plana çıkartmayı deneyin. Yani CV’nin başlarına Academic Background girin onun arkasından Professional Work Experience kısmı gelsin. Kişisel Hedefleriniz: Özellikle iş hayatına yeni başlayan kişiler ‘Objectives’ kısımlı bir başlık açmayı tercih ederler. Buraya yazılan yazılara kötü örneklerden bir tanesi şöyle: ”I want to reflect my skill of communication professionally, relevant to the education I got on this branch.” Cümlenin gramer olarak sorunlarına değinmeyeceğim bile. Ama burada tek bir konuyu ele almak istiyorum: ‘I want’ (istiyorum, talep ediyorum) manasına gelen bu kullanımdan kaçının ve daha nazik bir form olan ‘I would like to’ formuna geçin. Lütfen! Benim önerim, CV’inize kişisel hedef koymamanızdır. Şirketler adayların kişisel hedefleriyle, CV noktasında ilgilenmezler. Ben kelimesinin kullanımı: ‘Ben’ kelimesini çok sık kullanmamaya bakın. İngilizce kullanımda oldukça kötü bir tat bırakabileceği gibi, takım oyuncusu olmadığınız algısını da yaratabilir. Yazım Tekniği: Bu CV’nizin en önemli, en can alıcı unsurunu oluşturuyor. CV’nizin yazım dili, kelimelerin kullanılışı, ifade şekli sizi iş görüşmesine çağırtacak en önemli faktör. Eğer yazı yazmak konusunda çok deneyimli değilseniz, mutlaka yardım alın. Araştırın, öğrenin ve yapabileceğinizin en iyisini yapın. CV ve önyazı konusunda kendinize yapacağınız yatırım, kariyer gelişiminiz için yapacağınız en verimli yatırımlardan olacaktır.
- CEO (1)
- CV (28)
- Değişim (87)
- Eğitim (58)
- Favoriler (8)
- Finansal Kazanç (6)
- Girişimcilik (29)
- Iletişim (53)
- Inovasyon (8)
- Iş arama (60)
- Iş görüşmesi (31)
- Kadın (3)
- Kariyer (174)
- Liderlik (30)
- Maaş (9)
- Marka (1)
- Network (10)
- Öğrenci (17)
- Önyazı (3)
- Pazarlama (15)
- Pazarlık (2)
- Popüler Yazılar (7)
- Psikoloji (65)
- Sosyal Medya (27)
- Staj (5)
- Strateji (9)
- Teknoloji (3)
- Üniversite (26)
- Y ve X kuşağı (3)
- Yaratıcılık (22)
- Yetenek (23)
- Yönetim (108)
- Gelişebilmek İçin Bırakıp Gidebilmek Üzerine…
- Üst Düzey Yöneticiler İş Arıyor
- Kişilik Testi Yapmadan İşe Almak Pek Demode Oldu
- Kariyerinizde Yükseldikçe, İş Aramak Daha Fazla Planlama Gerektirir
- İş Görüşmesine Çağrılmıyorsanız, Kötü bir CV’niz olduğundandır.
- Boş CV yollamadım. Neden kimse aramıyor ki?
- Telefonda İş Görüşmesi Daha Güçlü Bir İletişim Kurmanızı Gerektirir
- Vurucu bir Önyazı, Karar Sürecini Etkiler
- Itibar Etmediğimiz Meslekler Hayat Değiştiriyor
- Aradığını Bulmak mı yoksa Pes Etmek mi?
- Girişimci İnsanı Girişimci Yapan Sebepler
- Girisimciler Icimizdeki Vizyon Sahibi Kisilerdir
- Kariyer Yapmanın Bir Diğer Yolu: Girişimcilik
- Girişimci Ruhunuz Varsa, Bunu Izleyin
- Büyük Başarılar Küçük Adımlarla Başlar
- Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir.
- Daha Başarılı Olmak İçin, Mutluluk Eşiğinizi Artırın.
- Fark Yaratmak, Hislerinize Kulak Vererek Adım Atmaktır
- Olgunlaşmak, Mental Bir Disiplin Gerektirir.
- Pozitif Psikoloji Ne Değildir?
- Şu Yetenek Dediğimiz, Bulunmaz Hint Kumaşı mıdır?
- İşten Çıkarılmak, Kariyerinizi Sekteye Uğratıyor mu?
- Bizdeki Y Jenerasyonu Duyduğunuz, Bildiğinizden Farklı Olursa




