Uyum ve Yaratıcılık Bir Arada Olabilir mi?

yaratıcılık, yönetim, Psikoloji 13 Comments »

İş ilanlarında adaylarda aranan tipik yetkinliklerden biri de ‘iyi iletişim’ sahibi olunmasıdır. İyi iletişim nedir? Çıkarların korunabilmesi için gösterilen diplomatik aktivitelerin toplamı?

Geçen yıl, Türkiye’nin önde gelen kurumsal holdinglerinin bir tanesinin İnsan Kaynakları Direktörüyle sohbet ediyorum. Bana şöyle diyor: ‘Benim insan ilişkilerim pek iyi değildir. İnsanlara kolay ısınamam. Bu şirkettekiler ben geldiğimde beni aralarına aldılar ve onlara ısınmamı sağladılar.’

Düşünüyorum.

Öyleyse bir insanın İnsan Kaynakları Direktörü olabilmesi için gerektiğini düşündüğümüz en önemli özelliklerden biri olan ‘iyi insan ilişkileri ve yönetimi’ belki de o kadar önemli değil! Diğer özelliklerinizin ağır basması bu eksikliğinizi kapatmaya yetebiliyor.

Düşünüyorum.

En başarılı yada yaratıcı insanların uyumlu ve iyi insan ilişkilerine sahip insanlar olduğu konusunda bir kanıt yok. Bu durum sadece takımla uyumlu çalışmayı sağlayan faktörlerden biri. Oysa ki genelde CEO düzeyindeki üst düzey yöneticilerin narsist olduğu doğrultusunda oldukça yüksek sayıda yazı ve çalışma mevcut. Narsistlerin uyumlu olduğunu söyleyebilir misiniz?

Türkiyedeki kurumların ‘uyuma’ takmış olmalarının onları inovasyon yaratmaktan oldukça uzaklaştırdığına olan inancımsa giderek kuvvetleniyor. Çünkü uyum sadece takım oyuncusu olmanın çok ötesinde, organizasyonel uyum ve bürokrasiyi beraberinde getiriyor. Kişisel görüşüm, kurumların takım oyuncusu yaratmaya yönelik workshoplar organize etmekten vazgeçip, farklı kişiliklerin tanımlanmasına ve takımların bu kişisel farklılıkları farkedip birlikte çalışabilme yollarını aramasıyla mümkün. Takım oyunu workshoplarının davranışsal değişimi sağlamadığına yönelik araştırmalar mevcut.

Dolayısıyla tavsiyem, MBTI, Kai veya benzeri bireysel ‘eğilimleri görmeyi sağlayan’ testleri daha önce almadıysanız almanız. Şirketlerinizi de motivasyon workshopları yapmaları yerine bu tip eğitsel çalışmalara teşvik etmeniz. Çalışma ortamınızı sadece uyumlu ve boyun eğen insan topluluklarıyla donatmak yerine farklılıklarla başa çıkabilen, farklılıkları kabullenebilen ve böylece yaratıcılığı öldürmeyen organizasyonlar oluşturabilesiniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Her Şirket Yaratıcı Yetenekleri Arıyor, Ama Çoğu “Standart” Sistemlerle İşe Alım Yapıyor!

yaratıcılık, iş arama, girişimcilik 20 Comments »
Bu bir paradox olsa gerek.
 
Hemen hemen her şirket “yetenekli insan” arayışından bahsediyor. Sonra buldukları bu cevherleri “elde tutmak için” yaptıkları çalışmalardan söz ediyor… 
 
Mesela, yetenekli insan arayışını artık teknolojiden anlayan insan kaynakları uzmanları online database’ler oluşturarak yapıyor. Siz CV bilgilerinizi giriyorsunuz. Onlarda database’lerinde kriterlere göre CV arıyorlar.
 
“27 yaşında”
“elektronik mühendisi”
“iletişimi güçlü”
 
50 adet aday database’de sıralanıyor. Sayıyı daha da aza indirmek için–yada başka değişle, en yetenkli! olanları bulmak için, kriterleri artırarak aramaya devam ediyorlar. Böylece en yeteneklileri sıralamış oluyorlar. 
 
Yetenekli, yaratıcı insanların çoğunun statükoculuktan hoşlanmadığını biliyor muydunuz? Çoğunun, grup düşüncesinin tam tersini düşünmeye meyilli olduklarını? Ya da yönetilmekten hiç hoşlandmadıklarını? Araştırmalar böyle söylüyor bize yaratıcı kişilikler hakkında. 
 
Genelde şirketler kurum kültürlerine uygun insan almaktan bahsederler. Ama bakın size tam tersi bir örnek! Danske Bank kendi çalışanlarıyla ilgili yaptığı bir kişilik envanteri sonucu şirket çalışanlarının bireysel etkinliklerini artırmak için, kurum kültürünü elemanlarının kişiliklerine  göre adapte etme yolunda çalışmalar yapıyor.
 
Şaka gibi değil mi?
 
Büyük ölçekli şirketlere baktığınızda uygulamalara bir bakalım: belli saat aralıklarınla işe gelmelisiniz çünkü sıkı kontrol altındasınız. Bürokratik birçok izin, usul, biçim, kurallarla boğuşmaktan, kendi işinizi yapamaz olursunuz. Sonuç olarak da yeteneklerinizi ortaya döküp “yaratıcılığınızı” ortaya çıkartmanız beklenir. Yetenekli olan, yaratıcı olan insanların kendi işlerinin sahibi olmayı tercih etmeleri de bir rastlantı olmasa gerek. Örneğin Richard Branson. Örneğin Steve Jobs.  
Amerika’da yaratıcı kişilerin yaşamayı seçtikleri bölgeler bile belli. Kaliforniya’da birçok şirkette “yaratıcı grupta” çalışanların işe geliş gidiş saatlerinin olmadığını biliyor muydunuz? Ya kıyafet kurallarının olmadığını? 
 
Bana bu ilginç bir paradox gibi geliyor. Bir yandan yaratıcılık büyük bir övgüyle ağzımızda sakız, diğer yandansa her gün biraz daha istenen kalıplara sığdırmaya çalıştığımız çalışanlar toplumu. 
 
Bana kalırsa, yaratıcı olmak demek, her zaman kuralları yıkmak anlamına gelmiyor. Yukarıda, database’ler ile işe alım yapan şirketlerin metodlarından bahsettim. Kiminiz, CV yollamadan, farklı yollardan kendinize iş bulmayi denemeyi terch eden bir kişilik olabilirsiniz. Kiminizde her yolu denemeye açık bir yapıya sahip olabilirsiniz. Örneğin yaratıcılık gerektirmeyen, sadece kuralları olan bu online iş başvuru sistemlerinin nasıl çalıştığını öğrenirseniz, CV’inizin belirli kelimeler arandığında ilk ele gelen CV olmasını sağlayabilirsiniz. Burada da yaratıcılığınız yada yeteneğiniz değil, aklınızı kullanmanız size iş görüşmesi kaptırabilir…
 
Sizi yaratıcılıkla ilgili çok beğenerek izlediğim bir video ile başbaşa bırakmak istiyorum… 


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Login