‘Yetenek’ kategorisi için Arşiv
Özgüven Mükemmel Olmamayı Kabul Edebilmektir
Bir rivayete göre Y jenerasyonu aşırı bir özgüvene sahip.
Yani, yeterli bilgi ve becerisi olmadığı halde yapabileceğine inanıyor ve konuları diğerlerinden daha iyi bildiğini düşünüyor.
Psikolojik açıdan bakarsanız, bu tanım aslında epey sağlıklı.
Bilmediği halde yeteneğine ve yapabileceğine inanmak “öz-etkinliğin” yüksek olduğunu gösterir. Bu da iyidir.
Neyi bilmediğini bilmemek ve kendini diğerlerinden daha bilgili gibi görmekse, öz-bilgi eksikliğidir.
Özgüven, hem öz etkinlik hem de öz bilgiyi gerektirir. Ama öz etkinliğin biraz daha baskın olması, pek de tahmin edildiği gibi fena bir durum değildir.
Siz hiç özgüven sorunu yaşayan bir CEO, CFO ya da CSO gördünüz mü?
C-seviyesinde bir yönetici olmak demek güçlü bir özgüvene sahip olmayı gerektirir. Bu seviyede özgüven eksikliği yaşanmaz. Bu kişiler kariyerlerinin başlarında, ortalarında ya da bir dönemlerinde mutlaka özgüven eksikliği duymuş olabilirler elbette. Ancak bulundukları pozisyonu doldurmak yüksek özgüven gerektirir.
Peki, siz özgüveninizi artırmak istiyorsanız ne yapabilirsiniz?
Devamı >>Sanat Hayattır. Iskalamayın.
Istanbul bu haftasonundan itibaren 12. Istanbul Bienali ile sallanıyor.
Artbeat temasıyla gerçekten kalplerimizi sanatla çarptırıyor.
Dünyanın en önemli üç bienali arasında gösteren Istanbul bienali (Viena ve Sao Paolo diğerleri) birbirinden eşsiz eserlerle yaratıcılığın sınır tanımadığını gözler önüne seriyor.
Koç Holding sponsorluğunda düzenlenen bienal 5 karma sergi ve 50’den fazla kişisel sunuma yer veriyor. Sanatçıların arasında Haluk Akakçe de yer alıyor.
Yaratıcılığını kamçılamak isteyenler, ilham almak isteyenler, hayatlarının sıkıcı ve tek düze olmaya başladığını hissedenler bu bienali kaçırmamalı.
Enerjisi yüksek olanlar, daha yüksek performans sergilemek isteyenler, fikirlerini coşturmak niyetinde olanlar, bu biyenalde hayat bulacaklar.
Devamı >>Kariyer Endişesiyle Değil, Tutkularınızın Ateşiyle Ilerleyin.
Kariyer diye birşeye inanmadığımı söylediğimde şaşıranların sayısının yüksek olduğunu söylemeliyim.
“Ama nasıl olur. Kariyer Yolculuğu isimli bloğunda rehberlik yapıyorsun bizlere!” deniyor. Genellikle.
Kariyer kelimesi bir alanda yükselmeyi ve başarı sağlamayı ifade ediyor aslında. Kariyer yapmaksa doğası gereği endişeli bir ruh halini beraberinde taşımayı gerektiriyor.
Ben kariyerle uğraşmıyorum.
Tutkular, heyecanlar, idealler ve emeller arkasından koşturmayı destekliyorum. Yükselme endişesiyle değil hayallerinizi gerçeğe çevirme azmiyle hareket etmenizi öneriyorum.
Devamı >>Davulun Sesi Uzaktan Hoş Gelir
Dışarıdan baktığımızda herkesin hayatı kendimizinkinden daha iyiymiş gibi durur. Bazen.
O zamanlarda diğerlerinin bizlerden daha fazla şanslı olduğunu düşünürüz. Imkanlarının bizlere göre daha fazla olduğunu, yeteneklerimizin, yapabildiklerimizin, yapabileceklerimizin o “başkalarına” göre daha az olduğunu kurar dururuz. Kendimize güvenimizin kırıldığı zamanlar işte bu zamanlardır.
Kanadalı Leonard Cohen benim gözümde dünyanın en büyük sanatçılarından biri. Ses tonu, yazdığı şarkı sözleri, şair kişiliği, tarzı, şarkılarını yorumlayışı ve özgünlüğü ile büyülü bir ses, muhteşem bir sanatçı.
Cohen, hayatının önemli bir bölümünü depresyonla geçirdi…kendini kritik etmeyi seven kişiliği, belki de kendisiyle 70’li yaşlarına kadar pek de barışamamasına neden oldu. Dışarıdan onu sadece tek bir rolde gören bizler, sanatçı kimliğini, başarısını ve yaptıklarını beğendik, önemsedik, gıpte ettik. Hatta onun gibi olmak istedik. Oğlu Adam Cohen, 38 yaşına geldiğinde hala babasının elde ettiği başarıyı elde edememiş olmanın ezikliğini hissetti. Adam Cohen’in müzik kariyerinde istediği noktaya henüz gelememiş olmasını, müziği tam bırakacakken yeniden canlanmasına neden olan o şansı bu video’da çok güzel anlatıyor.
“A career is dreams of your youth realized at a more mature age.”
“Ben Yetenekliyim” Diyorsan, Bu Fırsatı Kaçırmazsın.
Şirketler tecrübeli eleman arar. Salt akademik bilgi iş dünyasını pek de açmaz. Yeni mezunlar da sinirlenir, “E, iş vermezsen nasıl tecrübem olsun?” diye yakınır. Bu yüzden öğrenciyken çalışmak, staj yapmak önem kazanır.
X kuşağı ne verirsen kabul ederken, Y kuşağı, iş görüşmelerinde şirketleri terletiyor:
“3 yıl sonra kariyerim n’olcak?” diye soruyor.
Az sayıda şirket var tabii 3 yıl sonrası için çalışanına kariyer yolu çizebilen… Bu yüzden çoğu şirket bu sorulardan irite olup yakınır ve “ah şu gençler, pek sabır bilmezler” mızmızlanmasına geçerken, sayılı sayıda şirket beklentileri iyi dinleyip, aksiyon almayı tercih eder.
Elbette yükselen şirketler, geleceğin liderlerinin sesini bugünden dinleyen ve onları önemseyenler olacaktır.
Peki var mı böyle şirketler gerçekten?
Tüm Benliğinizle Harekete Hazırsanız, Başarırsınız.
Son iki ay içinde 2 çok başarılı insanı biraz daha yakından tanıma ve sohbet etme fırsatım oldu. Biri, Türkiye’nin en önemli başarı düşünürlerinden, bir yazar. Diğeri, bana göre, liderlik alanında Türkiye’nin yönünü değiştirecek, etki alanı yüksek bir akademisyen.
Ikisi birbirini tanır mı bilmem. Ikisinin de birbirine benzeyen yanları çok. Tanışsalar sohbetleri koyu olur.
Ikisinin en önemli ortak noktası şu: “Hayatta yapmak istedikleri şeyin, yani hayat amaçlarının ne olduğunu “net” bulmuşlar. Buldukları şeyin arkasından %100 benliklerini vererek gidiyorlar.” Hayatta hiçbirşey onları durduramıyor; yapmak istedikleri şeyler karşısında her ne engel varsa ya görmezden geliyor ya engeli kaldırıyor ya da engele rağmen hareket ediyorlar.
Hayatta bir çok insan var ki kırılma noktası yaşıyor. Kırılıyor.
Hayatta bir kısım insan var ki kırılma noktası yaşıyor. Yenilenerek ayağa kalkıyor. Bıraktığı yerden değil, daha da güçlenerek ayaklanıyor ve yolculuğuna devam ediyor.
Bu önemli bir noktadır hayatta. Kırıldığınız nokta’da önce iyileşmeniz, ardından hareket halinde olmanız ve gücünüzü yeniden ve daha derinden bulmanız gerekir. Kırılmadan yaralı dolaşan milyonlarca insan gibi olmaktansa, kırılmaya izin vermek iyidir bu yüzden.
Fransız Thierry Guetta’yı bilir misiniz?
Devamı >>Hollywood’da Ünlü Olabilirdim. Belki de…
Hayatımın en güzel yıllarından bazıları Santa Barbara’da geçti. Hollywood yıldızı olmayı seçseymişim, şansımı zorlayabileceğim çok şanslar da elde etmiş olabilirim. International Film Festivali’nde, Sean Penn’le tanışma, bir zamanlar epey bir hayranlık duyduğum Vince Vaughn ile uzun uzun bakışma fırsatım olmuştu. Tabii ben şaşkınlığımdan bakakalmıştım ama onun hayranlığından bana baktığına inanmak da işime gelmiyor değil.
1998’de evimde arkadaşlarla Oscar törenlerini seyrederken birden arabaya atlayıp, Oscar törenlerinin yapıldığı mekanlara uzanmaya karar verdiğimiz çılgın günleri seviyorum. Santa Barbara Los Angeles arası bir buçuk saatlik bir yolculuk. Kaliforniya’da araba kullanmaksa muhteşem bir duygu…Bir kartpostalın üzerine gördüğümüz ünlüleri yazmıştık; tam rakamını hatırlamıyorum ama 50 küsür isim vardı. Bunların arasında tam yanımdan geçen ve yeni çanta markasıyla ortalıkta dolaşan sevgili Monica Lewinski’de vardı.
Başarılı filmlerle adını duyuran Joaquin Phoneix ve ayakta durmakta zorlanan Courtney Love’da gözlerimize takılanlar arasındaydı. Oradan ayrılıp bir kulübe gittik, hepsinin oraya geleceği söyleniyordu. Ayakta durmaktan yorulunca, kulübe doğru yol aldık. Sadece Jay Leno yanımızdaydı. Diğerleri bizi ekmişti…
Bazılarını da konserlerde yakalama fırsatım oldu. Chris Isaak bunlardan biriydi. Sahne performansı bu kadar başarılı olan bir de Santana vardı. Santana her ne kadar Isaac kadar yakışıklı olmasa da karizması kızların Santanayla dans etme isteklerini pek de azaltmıyordu.
Chris Isaak’in sahne performansının başarısında önemli bir etken vardı. Yeteneği, sesi, gitarı bunlar zaten severek yapabildikleriydi. Performansını etkileyen en etkili faktörün parçalar arasında seyirciyle kurduğu diyalogdu. Ilginç ama çok gerçekçi. İçten, olduğu gibi, salonunda misafirler varmışcasına sohbet ediyordu. Seyirciyle yakaladığı bağ onu daha da coşkulu dinlememize neden oluyordu.
Devamı >>Daha Başarılı Olmak İçin, Mutluluk Eşiğinizi Artırın.
“Daha çok ama daha çok çalışırsam başarıya ulaşırım. Daha çok iş yapar, sürekli başarıya odaklanırsam, başarılı olurum. Bu da beni mutlu bir insan yapar.”
Etrafınıza bakın. En son ne zaman istediğiniz dostlarınızla bir araya gelebildiniz? Ne zaman rahat bir uyku çekebildiniz? Kaç zamandır günde 10 saatin altında bir çalışma temposuna sahipsiniz?
Günümüzde liderlik ve yönetim anlayışımız değişmek zorunda. Zannediyoruz ki insanların her saniyelerini karlılığı artırabilmek için kullanabilmek mümkün. Zannediyoruz ki başarılı şirket olabilmek için sıkı kurallar ve suyunu çıkarttığımız, beyaz yakalı köleler yetiştirmek bizleri daha karlı ve başarılı yapacak.
Yanılıyoruz çünkü pozitif psikoloji alanında yaptığımız çalışmalar durumun tam tersini gösteriyor. Başarıyı getiren mutlu ruh halimiz, sağlıklı düşüncelerimiz ve olumlu bakış açılarımız. Yani, başarı için önce mutluluk eşiğimizi yukarı çekebilen bireyler olmayı başarmamız gerekiyor. Başarı sonradan geliyor. Yani mutlu olmak için başarı değil, başarılı olmak için mutluluk gerekiyor.
Bu yüzden toksik iş ortamlarını verimli iş ortamları haline getirmek için çaba sarfetmeliyiz. Eğer iş ortamı düzelmiyorsa, o ortamdan mutlaka kaçmalıyız. Başarı stres ve kaygının yüksek olduğu ve teşvik edildiği ortamlarda değil, mutlu bireylerin, yeteneklerini her gün kullanabilen çalışanların bulunduğu ortamlarda yeşerir.
Devamı >>Yazılı Iletişim Becerisi Başarının Ya Kilit Noktasıysa?
Epey iddialı bir söylem aslında. Nasıl yani? Biz duygusal insanlarız, konuşarak anlaşırız… Yazılı iletişimin değeri bu kadar yüksek olabilir mi? Olabilir. Çalışırken önünüze bir email düşüyor. Hangisine önce cevap vermeyi istersiniz?
“Merhaba, Tamam, geri döncem.” (az tanıdığı bir profesyonelle yazışma)
Alternatifi:
“Merhaba Emel hanım,
Mesajınızı aldım ve size yarın geri dönebileceğim. Desteğiniz için teşekkür ederim.
Görüşmek üzere,
Alya”
Konuya bu basit örnekle başlamak istedim. Öyle basit olsun ki dedim okuyan “yok artık, bu mu önemli olan nokta?” desin. Buna benzer temel hataları yapanlar neden pek dikkate alınmadıklarını düşünüyor olabilir! Aşağıda bana bu şekilde yollanan emailleri aldığımda ekranımda nasıl beklemeye aldığımı görüyorsunuz. Bir tarihte mesajlarına cevap yazıyorum. Sadece önceliğim onlara olmuyor hepsi bu. Zaman kıymetlidir, öyleyse en temel hataları en aza indirmek için yüksek çaba harcamalıyız.
Hani şirketlerde yöneticiler bazen “yolladığınız emaillere beni de lütfen cc edin” der ya, işte bunun bir sebebi de, yapılan yazılı iletişimlerin ne derece uygun bir dille yapıldığına bakmak içindir. Tabi yönetim kademelerinin iletişim yeteneğinin zayıf olması da zincirleme olarak çalışanlara etki eder.
Iyi yazabilmek, doğru hitap edebilmek, kendimizi iyi ifade edebilmek aslında başarının temel taşları. Hayatımızın temeli iletişim. Hatta CEO’ların başarısız olmasının sebepleri arasında bilgilerin yazıya iyi dökülememesi bile gösteriliyor.
Devamı >>Fark Yaratmak, Hislerinize Kulak Vererek Adım Atmaktır
Kariyer endişeleri içerisinde temelde iki sorunla karşı karşıya kalıyoruz.
“Hangi konuda iyi olduğumu bilmiyorum” ve “Nasıl ve ne yöne adım atmam gerektiğini kestiremiyorum”.
Bu sorulara cevap bulmanın çeşitli yolları var.

Cevap ararkense dikkat etmeniz gereken önemli iki kriter var. Hızın önemli olduğu bu devirde ilk kriter “zaman” diyerek sizi düş kırıklığına uğratmak istemezdim. Yine de “zaman” neden önemli diye soracak olursanız, bunun da iki sebebi var:
Birincisi, “zamanınız” olduğunu farketmeniz, stresli günler yaşadığınızda sakinleşmenize yardımcı olur. Stres düşünmeyi ve karar almayı bloke eden bir faktör olduğundan, rahat hissetmeniz önemli. Ikincisi hayatta önemli değişimler zaman gerektiriyor. Harvard’da da okusanız, dünyanın en iyi şirketinde de çalışsanız, istekleriniz, beklentileriniz, tercihleriniz hayatla birlikte değişiyor. Bundan daha doğal ve normal birşey olamaz. Gelişmek, ilerlemek, geliştirmek ve ilerletmek isteyen her yenilikçi insanın hayatında dönem dönem yaşayacağı bir duygu ve düşünce durumu bu.
Ikinci kriter “hareket etmek”. Katıldığım tüm seminerlerde, dinlediğim her konuşmacıdan, okuduğum çoğu makalede şu sözü duyuyorum “Ne istediğini bul. Bulmadan hareket etmen mümkün değil.” Bana kalırsa bu öneri düşünülmeden verilmiş tavsiyeler listesinin başında geliyor. En azından ne istediğini bulmaya çalışanların ne istediğini bulması için önce “hareket” halinde olması gerekiyor. Yani önce hedefi bul sonra hareket et önermesi sizi paralize ediyorsa, çok haklısınız. Bazıları doğuştan ne istediğini bilir, bazıları çok erken yaşta ne istediğinden emindir, bazıları da yaşamın içinde gezerken ne istediğini bulur. Ya da yön değiştirmeye karar verir. Eğer ne istediğinizi bilmiyorsanız, hislerinize kulak verin. Fark yaratmak istiyorsanız, hissettiklerinizi harekete geçirin. Azimle, sabırla, her gün…Yapabileceğiniz bazı şeyler arasında okumak, katılımcı olmak, insanlarla konuşmak, ilgilenebileceğinizi düşündüğünüz konulara dalmak, onları denemek, düş kırıklığına uğramak, bulamıyorum diye haykırmak, bazen ümitsizliğe kapılmak ve tekrar denemek, tekrar dışarı çıkmak, aramak, araştırmak, sormak ve Boom!
Sürecinizi kısaltabileceğine inandığım çalışmalardan biri şu: elinize bir kalem ve kağıt alın, ya da wordpress.com’a girip bir blog ismi alın, herhangi bir isim olabilir. Bu noktada hangi ismi aldığınız önemli değil. Hayatta tutkulu olduğunuz, sevdiğinizi düşündüğünüz ve aklınıza “ilk” gelen konu hakkında birşeyler karalamaya bakın. Aklınıza ilk gelen konu hakkında “rahatça” konuşabilmeniz, düşünebilmeniz ya da yazabilmeniz önemli. Buna dikkat edin. Bir ay boyunca her gün az ya da çok konuşmaktan, düşünmekten, yapmaktan hoşlandığınız herhangi bir konu hakkında yazmaya devam edin.
Sizin için hayatta nelerin değerli olduğunu ve yaptığınız işte yükselirken hangi değerlerin sizin için vazgeçilmez olabileceğine gz gezdirin.
Bu süreç size kendinizle ve yeteneklerinizle ilgili çok yararlı bilgiler verecek. Deneyin. Destek isterseniz, bana yazın. Bu süreci bir profesyonelle birlikte desteklemek isterseniz buraya yorum yazabilir ya da bana direk email atabilirsiniz (fatmanur@kariyeryolculugu.com).
Size ilham vermesi için Alain De Botton’un bir konuşmasını da ekliyorum. “A Gentler, Kinder Philosophy of success”.
Not: Tüm mesajlara cevap veriyor olacağım. Genelde mesaj sayısı çok yüklü olduğu için hızlı geri dönüş yapamasamda benden en geç iki ay içerisinde mesaj alıyor olacaksınız. Ilk gelen mesajlardan başlayarak cevap yazmaya başlayacağım için önce davranan önce benimle irtibatta olur dememe gerek var mı?
Devamı >>- CEO (1)
- CV (28)
- Değişim (94)
- Eğitim (61)
- Favoriler (8)
- Finansal Kazanç (6)
- Girişimcilik (29)
- Iletişim (54)
- Inovasyon (9)
- Iş arama (60)
- Iş görüşmesi (31)
- Kadın (3)
- Kariyer (175)
- Liderlik (30)
- Maaş (9)
- Marka (1)
- Network (10)
- Öğrenci (17)
- Önyazı (3)
- Pazarlama (15)
- Pazarlık (2)
- Popüler Yazılar (7)
- Psikoloji (66)
- Sosyal Medya (28)
- Staj (5)
- Strateji (9)
- Teknoloji (3)
- Üniversite (26)
- Y ve X kuşağı (3)
- Yaratıcılık (23)
- Yetenek (23)
- Yönetim (110)
- Gelişebilmek İçin Bırakıp Gidebilmek Üzerine…
- Üst Düzey Yöneticiler İş Arıyor
- Kişilik Testi Yapmadan İşe Almak Pek Demode Oldu
- Kariyerinizde Yükseldikçe, İş Aramak Daha Fazla Planlama Gerektirir
- İş Görüşmesine Çağrılmıyorsanız, Kötü bir CV’niz olduğundandır.
- Boş CV yollamadım. Neden kimse aramıyor ki?
- Telefonda İş Görüşmesi Daha Güçlü Bir İletişim Kurmanızı Gerektirir
- Vurucu bir Önyazı, Karar Sürecini Etkiler
- Itibar Etmediğimiz Meslekler Hayat Değiştiriyor
- Aradığını Bulmak mı yoksa Pes Etmek mi?
- Girişimci İnsanı Girişimci Yapan Sebepler
- Girisimciler Icimizdeki Vizyon Sahibi Kisilerdir
- Kariyer Yapmanın Bir Diğer Yolu: Girişimcilik
- Girişimci Ruhunuz Varsa, Bunu Izleyin
- Büyük Başarılar Küçük Adımlarla Başlar
- Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir.
- Daha Başarılı Olmak İçin, Mutluluk Eşiğinizi Artırın.
- Fark Yaratmak, Hislerinize Kulak Vererek Adım Atmaktır
- Olgunlaşmak, Mental Bir Disiplin Gerektirir.
- Pozitif Psikoloji Ne Değildir?
- Şu Yetenek Dediğimiz, Bulunmaz Hint Kumaşı mıdır?
- İşten Çıkarılmak, Kariyerinizi Sekteye Uğratıyor mu?
- Bizdeki Y Jenerasyonu Duyduğunuz, Bildiğinizden Farklı Olursa











