<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kariyer Yolculuğu &#187; yetenek</title>
	<atom:link href="http://kariyeryolculugu.com/blog/category/yetenek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kariyeryolculugu.com/blog</link>
	<description>Kariyer ve Yaşam Dengesi Üzerine Profesyonel Rehberlik</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Jul 2010 09:25:49 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bir İşi Sonuna Dek Götürecek Kadar Sebatkar Olmak</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2010/06/24/bir-isi-sonuna-kadar-goturecek-kadar-sebatkar-olmak/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2010/06/24/bir-isi-sonuna-kadar-goturecek-kadar-sebatkar-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 13:45:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=658</guid>
		<description><![CDATA[Şans, iş dünyasının sevmediği ve tercih etmediği bir kelime.  Yine de ben şanslıyım ve şansa inanıyorum.  Her şansı kendimin yaratmadığını bilecek kadar hayatın akışına güveniyorum, akışa kapılmayacak kadar da işimi sansa bırakmadan hareket etmeye devam ediyorum. 
Türk, yabancı, Türkiye&#8217;nin ve Dünya&#8217;nın alanında başarılı iş insanlarında şunu dinliyor ve gözlemliyorum: onlar şansa inanıyorlar ve sebat ediyorlar.(bir işi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şans, iş dünyasının sevmediği ve tercih etmediği bir kelime.  Yine de ben şanslıyım ve <a title="fatmanur erdogan, sans, barası" href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2008/12/19/basari-icin-gerekli-3-faktor/" target="_self">şansa inanıyorum</a>.  Her şansı kendimin yaratmadığını bilecek kadar hayatın akışına güveniyorum, akışa kapılmayacak kadar da işimi sansa bırakmadan hareket etmeye devam ediyorum. </p>
<p>Türk, yabancı, Türkiye&#8217;nin ve Dünya&#8217;nın alanında başarılı iş insanlarında şunu dinliyor ve gözlemliyorum: <strong>onlar şansa inanıyorlar ve sebat ediyorlar</strong>.(bir işi sonuna kadar götürüyorlar.)</p>
<p>Başarma azminde olanlar, genelin kolay işlere koştuğu noktalarda, onlar herkesin korktuğu ve tercih etmediği işlere el atıyorlar.  Sonuna kadar o işin arkasından koşturuyorlar.  Engeller, zorluklar, inişli çıkışlı patikalar belki yoruluyorlar ama geri adım atmıyorlar.  Dirençliler; dirençleri kırıldığında bir iç motivasyon bulmayı beceriyorlar.</p>
<p>Nedenini bende bilmiyordum. Ta ki, <a href="http://www.coachingtowardhappiness.com/AHC/vol2num22.htm" target="_blank">Dr. Ben Dean&#8217;in bu yazısını okuyana kadar.</a></p>
<p>Sebatkar olan kişilere, yaptıkları işin zor olduğunu söylediğinizde, o işi başarmak için ısrarla çalışmaya devam ettiklerini bulmuşlar. Kolay olduğunu söylediğinizde, sebatkarlar daha kolay vazgeçebiliyorlarmış verilen işten. Sebebi ise ilginç: Kolay olan bir işte başarısız olmak yüz kızartıcıyken, herkesin zor kabul ettiği bir işte başarısız olmak yüzü pek de fazla kızartmıyormuş.</p>
<p>Zor işi başarmanın verdiği haz da elbette büyük oluyor.</p>
<p>Zor işleri başaranların iç dinamiklerinde yaşadıklarını dolayısıyla tahmin edebiliyorsunuzdur; ne var ki onların seçimi ortalama olmaktansa, büyük sularda dolaşmak oluyor.  Her iki seçimde de başarısız olma ihtimalini bilmelerine rağmen, riski kendilerini zorlayacak alanlarda kullanmayı tercih ediyorlar.</p>
<p><strong>Janoff-Bulman &amp; Brickman diyor ki &#8217;bazı hedeflere ulaşılması mümkün değildir, bazı başarılar da kaçınılmazdır ve ikisi arasındaki farkı görebilmek, işte o bilgelik gerektirmektedir.&#8217;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2010/06/24/bir-isi-sonuna-kadar-goturecek-kadar-sebatkar-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezgi ve Mantık Ikilemi</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/28/sezgi-ve-mantik-ikilemi/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/28/sezgi-ve-mantik-ikilemi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 05:53:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=485</guid>
		<description><![CDATA[ 
Yazan: Oktay Taftalı
Hayatta karşılaştığımız kimi sorunlara çözüm ararken, sorunun önemi ve karmaşıklığı oranında kılı kırk yardığımız, günlerce sağa sola danıştığımız, tasarımlar, planlar yaptığımız ve buna rağmen istediğimiz neticeyi alamadığımız olmuştur.
Türlü çeşitli mantıklar geliştirerek, olabildiğince “rasyonel” olmak gereğine inandığımız çözüm üretme/arama süreci esnasında, çoğunukla “içimizdeki bir ses”in de bize eşlik ettiğine tanık oluruz. Ancak akılcılığın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><a title="oktay taftali, kariyer yolculugu, fatmanur erdogan" href="http://www.oktaytaftali.com" target="_blank">Yazan: Oktay Taftalı</a></p>
<p>Hayatta karşılaştığımız kimi sorunlara çözüm ararken, sorunun önemi ve karmaşıklığı oranında kılı kırk yardığımız, günlerce sağa sola danıştığımız, tasarımlar, planlar yaptığımız ve buna rağmen istediğimiz neticeyi alamadığımız olmuştur.</p>
<p>Türlü çeşitli mantıklar geliştirerek, olabildiğince “rasyonel” olmak gereğine inandığımız çözüm üretme/arama süreci esnasında, çoğunukla “içimizdeki bir ses”in de bize eşlik ettiğine tanık oluruz. Ancak akılcılığın ve mantığın bir önyargı şeklinde itibar gördüğü <strong>“Aydınlanma Ça</strong><strong>ğ</strong><strong>ı”nın ve modernizmin de</strong><strong>ğ</strong><strong>erleriye yeti</strong><strong>ş</strong><strong>mi</strong><strong>ş</strong><strong> birey, bu “içinden gelen ses”e itibar etmeyi ço</strong><strong>ğ</strong><strong>unlukla bir gurur meselesi olarak algılar ve ondan kaçınmaya çalı</strong><strong>ş</strong><strong>ır.</strong></p>
<p>Henüz açıkça tanımlanamadığını varsaydığımız ve o nedenle pek itibar etmediğimiz “içimizden gelen ses”, arzu edilmeyen bir sonuçtan sonra “keşke o sesi dinleseydim” türü yakınmalarımıza da konu olur. Ancak <strong>akıl ve mantıkla kutsanmı</strong><strong>ş</strong><strong> modern zamanlarda, bu iki unsuru esas almayan davranı</strong><strong>ş</strong><strong>ların “duygusallık” genellemesiyle itham edilmesi, bizi bir sonraki benzer süreçlerde de ikircikli kılar. </strong></p>
<p><strong>“Duygusal” davranmayı gururuna yedirememek, modern insanın ba</strong><strong>ş</strong><strong>lıca açmazlarından birisidir.</strong> Oysa duyu (impression), duygu (sentiment) ve sezgi (intuition) gibi yetilerden kaynaklanan veriler olmaksızın, aklın ve mantığın olgunlaşması, etkinlik göstermesi zaten mümkün değildir.</p>
<p>Bu yetiler arasında, insana ayrıcalıklı bir bilgi türü sunan sezginin önemi üzerinde durmak gerekiyor:</p>
<p><strong><em>“Bilginin iki </em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em>ekli vardır: bilgi ya sezgi bilgisidir veya mantık bilgisidir: ya fantaziden do</em></strong><strong><em>ğ</em></strong><strong><em>an bilgidir veya zihinden; ya bireysel olanın bilgisidir veya tümel olanın; ya tek tek nesnelerin bilgisidir veya onların birbirleriyle olan ilgilerinin bilgisidir; bilgi, bütünüyle ya imgeleri veya kavramları meydana getirir.”</em></strong><strong> </strong></p>
<p>Aslında üzerinde fazlaca düşünmesek, itiraf etmesek bile, basit gündelik hayatımız, “içimizdeki ses” yani sezgi bilgisi tarafından yönetilir.</p>
<p>İnsanın tek tek nesnelerle, tek tek insanlarla, tekil olgu ve olaylarla ilgi içinde edindiği deneyimler, genel bir imge ve tasavvur dünyası oluşturur. Evden alışveriş için pazara gidinceye dek geçen süre içinde, onlarca şey düşünürüz. Ancak eve döndüğümüzde düşündüklerimizi alt alta yazmayı deneyelim, belli başlı birkaç şey dışında hiçbir şey hatırlamadığımızı veya hatırladıklarımızı kolay kolay yazıya dökemediğimizi, ifade etmekte güçlük çektiğimizi göreceğiz. Oysa bu süreç boyunca zihnimizin bir takım şeylerle meşgul olduğuna kuşku yoktur. Fakat bu alışıldık, basit ve olağan süreç boyunca, zihnimizi kimi mantıki ve kavramsal unsurların yanısıra, ağırlıklı olarak meşgul eden ve eylemimizi asıl yöneten başka bir takım unsurlardan söz etmek gerekir.</p>
<p><strong>İşte kendi halindeki gündelik olağan eylemimizi yöneten, yönlendiren ve ifade etmekte güçlük çektiğimiz bu unsurlar, sezgi bilgisinin sunduğu genel ve kapsayıcı </strong><strong>imgelerdir.</strong></p>
<p>Sağır ve dilsizlerin nasıl düşündükleri üzerine ünlü bir polemikten yola çıkarak, insanın sadece dilde ve sözcüklerde ifade bulan kavramlarla değil, aynı zamanda imgelerle düşündüğünü söyleyebiliyoruz. Demek ki, <strong>mantığın verisi olan kavramların yanısıra, sezginin eseri olan imgeler de, düşüncenin unsurları arasında yer alıyorlar. </strong>Ancak <strong>imgeleri ifadeye dönüştürülebilmek, kavramları ifade etmekten daha zordur ve yine sezgisel bakımdan ayrıcalıklı bir yetenek gerektirir.</strong></p>
<p>Biz sayısız kez pazara gidebiliriz, ancak bir “pazar yeri” imgesini ifade edebilmenin zorluğunu ayrımsamak için Bernardo Belotto’nun, “Pirna’da Pazar Meydanı” tablosuna göz atmamız yeterlidir. Benzer bir pazar yeri imgesini yazıyla ifade etmek, tezgâhlardaki çeşitli meyve ve sebzelerin kokusunu, insanların koşuşturmasını, kalabalığın, başka hiçbir gürültüye benzeterek tarif edilmesi mümkün olmayan uğutulsunu yazıya dökmek çok daha zordur.</p>
<p>Oysa, söz konusu olan yıllardan beri bildiğiniz, tanıdığınız sıradan bir pazar yeridir.</p>
<p>Ama bu bilme ve tanıma sezgisel-imgesel bir tanımadır ve olağan sıradan eylemimiz bu sezgisel-imgesel bilgi tarafından yönetilmektedir.</p>
<p>Aynı şekilde: pratikte boş bir kovayı kuyuya indirip, su doldurduktan sonra yukarı çekmeniz birkaç dakikanızı alır. <strong>Böylesi bir eylemin pratikte size çok basit gelmesini sa</strong><strong>ğ</strong><strong>layan, eyleminizi yöneten sezgi bilgisinin sundu</strong><strong>ğ</strong><strong>u imgenin gücüdür</strong>. Binlerce yıllık “kuyudan su çeken insan imgesi.” Bu imgenin gücünü ve bildirdiği bilginin kapsamını anlamak için, çıkrığın gıcırtısından, kuyunun ağzında ve ipin ucunda yerçekimine karşı salınan kovadan başlayarak, söz konusu eylemi iki sayfa A4 olarak yazmayı deneyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Demek ki, sezginin sundu</strong><strong>ğ</strong><strong>u imgesel bilgi sayesinde, gündelik ola</strong><strong>ğ</strong><strong>an hayatı kolayca sürdürmemiz onun basitli</strong><strong>ğ</strong><strong>ini de</strong><strong>ğ</strong><strong>il, bilakis ola</strong><strong>ğ</strong><strong>anüstü gücünü gösteriyor.</strong></p>
<p>Eğer bu bilgi hakikaten basit bir bilgi olsaydı kolayca ifade edebilebilirdi. <strong>İş</strong><strong>te yine bu nedenle, hayatımızın en basit ve en ola</strong><strong>ğ</strong><strong>an gibi görünen ilgileri, ifade edilmesi en zor olan ilgilerdir.</strong></p>
<p>Bu ilgiler sadece bizimle nesneler bakımından değil, bizimle öteki insanlar bakımından da benzer özellikler gösterir. <strong>Örne</strong><strong>ğ</strong><strong>in, i</strong><strong>ş</strong><strong> yerinde, kom</strong><strong>ş</strong><strong>uluk veya arkada</strong><strong>ş</strong><strong>lık ili</strong><strong>ş</strong><strong>kilerinde, muhatabınızın sizi rahatsız eden gündelik davranı</strong><strong>ş</strong><strong>larını, ona basit bir kaç cümle ve davranı</strong><strong>ş</strong><strong> taklidiyle, ne</strong><strong>ş</strong><strong>e ve sezgisel samimiyet içinde ifade etmek varken, en mantıklı çözümü aramak gerekçesiyle, aylarca karın a</strong><strong>ğ</strong><strong>rısı çekti</strong><strong>ğ</strong><strong>iniz halde, tek bir cümle edemeden, bu duruma katlanmak zorunda kalabilir ya da “mantık”a ra</strong><strong>ğ</strong><strong>men, tam tersi umulmadık çatı</strong><strong>ş</strong><strong>malara yol açabilirsiniz. </strong></p>
<p>Sezgisel olarak edinilen bir dış etkiyi, mantıksal olarak açıklamak ve gerekçelendirmek mümkün olmadığı için, retorik, psiko-drama, autogenes training gibi, sonuçta ilişki biçimlerinde sezgisel ifadeyi güçlendirmeye yarayan tekniklere ve bunların eğitimine gerek duyulmaktadır.</p>
<p><strong>Modernizmin, sezgi bilgisini gündelik hayat ve insan ili</strong><strong>ş</strong><strong>kilerinde teorik olarak görmezden gelmesi nedeniyle ortaya çıkan olumsuzluklar, yine modernizm tarafından “hasarın giderilmesini” amaçlayan kârlı bir endüstriye dönü</strong><strong>ş</strong><strong>türülmü</strong><strong>ş</strong><strong>tür.</strong> <strong>Böylece, aslında her insanda do</strong><strong>ğ</strong><strong>al olarak ve do</strong><strong>ğ</strong><strong>u</strong><strong>ş</strong><strong>tan mevcut yetenekler, önce insana unutturulmakta, sonra para kar</strong><strong>ş</strong><strong>ılı</strong><strong>ğ</strong><strong>ı çe</strong><strong>ş</strong><strong>itli e</strong><strong>ğ</strong><strong>itimlerle yeniden kazandırılmaktadır.</strong></p>
<p><strong>Oysa, Fidel hangi liderlik kursuna katılarak Fidel olmu</strong><strong>ş</strong><strong>tur? </strong></p>
<p><strong>Ya da Scott Fitzgerald örnek ya</strong><strong>ş</strong><strong>am kalitesinin sırlarını ke</strong><strong>ş</strong><strong>federken hangi “coach”a danı</strong><strong>ş</strong><strong>mı</strong><strong>ş</strong><strong>tır?</strong></p>
<p>Aslında sezgi bilgisinin gündelik yaşam pratiğinde son derece geniş bir kabul gördüğüne kuşku yoktur, fakat bunu söylem alanına taşınması gerekiyor<em>. </em>Çünkü: <strong><em>“Çok eski ve herkes tarafından itirazsız olarak kabul edien bir zihin bilgisi bilimi vardır: mantık. Fakat sezgi bilgisi bilimini hemen hemen kimse ho</em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em> görmez veya yalnızca pek az ki</em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em>i tereddüt ederek ona kar</em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em>ı ho</em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em> görürdür. Mantık bigisi aslan payını almı</em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em>tır; [...]</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong>O nedenle, bize soruldu</strong><strong>ğ</strong><strong>unda, çocuk yeti</strong><strong>ş</strong><strong>tirmekten, alı</strong><strong>ş</strong><strong>veri</strong><strong>ş</strong><strong> kültürüne, i</strong><strong>ş</strong><strong> ya</strong><strong>ş</strong><strong>amından, arkada</strong><strong>ş</strong><strong>lık ili</strong><strong>ş</strong><strong>kilerine dek, ço</strong><strong>ğ</strong><strong>umuzun, makul, mantıklı ve “rasyonel” bir ya</strong><strong>ş</strong><strong>am pe</strong><strong>ş</strong><strong>inde oldu</strong><strong>ğ</strong><strong>umuzu vurgulamamız, gönüllü bir yanılgının ifadesidir. </strong></p>
<p>Gönüllü olarak bu yanılgıyı kabullenmenin altında, hayatımızı akıl ve mantık ötesinde bir bilginin yönlendirdiğini itiraf etmenin, sanki başkalarında güven kaybına yol açacağı kaygısı yatmaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Oysa en ba</strong><strong>ş</strong><strong>arılı politikacıların, politikanın bir mantık bilimi </strong><strong>ş</strong><strong>eklinde ö</strong><strong>ğ</strong><strong>retildi</strong><strong>ğ</strong><strong>i siyasal bilgiler fakültelerinden yeti</strong><strong>ş</strong><strong>medi</strong><strong>ğ</strong><strong>ini, en ba</strong><strong>ş</strong><strong>arılı tüccarların, yine ticaretin mantık bilimi kapsamında bir bilim olarak ö</strong><strong>ğ</strong><strong>retildi</strong><strong>ğ</strong><strong>i akademilerden mezun olmadı</strong><strong>ğ</strong><strong>ını gösteren sayısız örnek, bize sezginin gücünü kanıtlamaktadır. Çünkü hayatın bu ve bir çok alanında “içindeki sesi” dinleyenler, okullarda, kurslarda ö</strong><strong>ğ</strong><strong>rendikleri mantıklı </strong><strong>ş</strong><strong>eylere kulak verenlerden daha fazla </strong><strong>ş</strong><strong>ey becermi</strong><strong>ş</strong><strong>lerdir. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/28/sezgi-ve-mantik-ikilemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaratıcı Yeteneklerle Baş Edebilmek Zordur</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/09/23/yaratici-yeteneklerle-bas-edebilmek-zordur/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/09/23/yaratici-yeteneklerle-bas-edebilmek-zordur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 16:31:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=459</guid>
		<description><![CDATA[Birkaç gün önce Yasemin Sungur, friendfeed’de bir soru sormuş: Anlamlı iş ne demek?
Bana göre anlamlı iş, yaratıcılığınızı mümkün olan en yüksek seviyede kullanabilmeniz ve bu sebeple de yaptığınız işten tatmin duymanız anlamına geliyor. Yaratıcılığı kullanmak, sürekli kolay ve yapabileceğimiz işlerin içerisinde kalmadan, bizi zorlayan işlere el atma sorumluluğunu üstlenme cesareti gerekiyor.
Bir yönetici olarak üzerimize düşen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birkaç gün önce <a title="yasemin sungur, kisisel marka olmak, fatmanur erdogan, fati erdogan" href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/05/06/kisisel-marka-olmak/" target="_self">Yasemin Sungur</a>, <a title="friend feed, fatmanur erdogan, fati erdogan" href="http://friendfeed.com/fatierdogan" target="_blank">friendfeed’de bir soru sormuş</a>: <strong>Anlamlı iş ne demek?</strong></p>
<p><strong>Bana göre anlamlı iş, yaratıcılığınızı mümkün olan en yüksek seviyede kullanabilmeniz ve bu sebeple de yaptığınız işten tatmin duymanız anlamına geliyor.</strong> Yaratıcılığı kullanmak, sürekli kolay ve yapabileceğimiz işlerin içerisinde kalmadan, bizi zorlayan işlere el atma <strong>sorumluluğunu üstlenme</strong> cesareti gerekiyor.</p>
<p>Bir yönetici olarak üzerimize düşen görevlerden biri de bireylerin yaratıcı/yetenekli oldukları alanları belirleyerek, onların bu yeteneklerini daha fazla kullanmalarını sağlayabilmek.  Bu konuda üstün başarılı olduğunu düşündüğüm birkaç yönetici ile çalışma ve onları yakından gözlemleme fırsatım olduğu için kendimi şanslı hissediyorum.  Kitaplardan da okuyarak öğrenebiliriz elbet ama önünüzde ideal rol modellerin olması çok büyük bir avantaj.  Size de gözlem yapmanızı öneririm—yönetsel farklılıkları anlamanıza ve böylece işinizi daha etkin yapmanız adına sizlere kazandıracağı fayda açısından…</p>
<p><strong>Yaratıcı yeteneklerle baş edebilmek pek de kolay değil aslında</strong>.  <strong>Kendine güvenli ve yeteneğinin farkında olan ancak henüz kariyerinin başlarında ki bireylerin beklentileri bazen yönetimlerin verebileğinden daha yüksek olabiliyor.</strong></p>
<p>Yeteneklerden bahsedildiğinde Gen Y akla geliyor nedense. Oysa bu her kuşak için geçerli bir kavram. Bu bağlamda Gen Y hakkında oldukça negatif yazılar olmasını da üzücü buluyorum, çünkü bu kuşak iş dünyasında istenen değişimi getirme cesaretine sahip.  Hangi dergiyi açsam, Gen Y’ların hızlı kariyer basamaklarını çıkmak istemesinin yarattığı sorunlardan, sık sık iş değiştiriyor olmalarının zararlarından, her işi yapmaktan kaçındıkları için yaşanan problemlerden yorgun bir dille söz ediliyor.</p>
<p><strong>Kariyer basamaklarını hızlı çıkmak istemekte bir sakınca yok</strong>. Birey bulunduğu pozisyon için hazır değil ama bunu istiyorsa yönetimlerin yılgınlığı doğrudur. Bunun ötesinde yükselme isteği bir motivasyondur ve doğru yönlendirildiğinde harikalar yaratır.</p>
<p>Evet, belki diğer kuşaklar daha sabırlıydı, ne denirse onu yaptı, bekledi, sabretti.  Ancak bakın günümüz çocuklarını yetiştirenlere… artık 2 yaşındaki çocuklara müzik dersleri verilmeye başlanıyor, ritim duygusu ve zekası gelişsin diye… bir iki aktivite değil, birkaç aktiviteyi birlikte yapıyorlar 5-6 yaşına geldiklerinde: yüzme, bale, at binme, koro… ve daha neler neler.</p>
<p><strong>Bu devir ayrıca hız devri</strong>. Beklentileri yanlış ya da korkutucu değil Gen Y’in. Zamana uygun beklentiler içinde olduklarını söylemek yanlış olmaz, değil mi? Değişime ayak uydurması gereken kuşak belki de onların ki değil?</p>
<p>Sık sık iş değiştirdikleri de doğru ama Gen X ya da Baby Boomer kuşakları farklı mı?</p>
<p>Arada istisnalar her zaman olmakla birlikte çoğunun ortalama her 3 yılda bir iş değiştirdiğini görebilirsiniz. Öyleyse, Gen Y yeni bir keşif yapmıyor. Kendi çıkarları doğrultusunda atılması gereken en doğru adımları atıyor.  Hepimizin istisnasız her gün yaptığı gibi… Yaptığımız her seçim, kendimiz için en doğru olduğuna inandığımız seçimdir.</p>
<p>Her işi yapmaktan kaçındıkları da doğru. Bu durum şirketlere sorun getiriyor gibi gözükse de aslında <strong>mesleki uzmanlaşmaya geçişi netleştiriyor</strong>.  Web tasarımcısından hem içerik hazırlaması, hem tasarım yapması hem de program kodlaması istenirse, böyle bir yeteneği bulmak çok zor.  Bulduğunuzdaysa fiyatı doğal olarak yüksek oluyor ama bunu da her şirket ödeyemiyor. Her işin bir ustası olması güzel bir durum! Bu zaman zarfında da yönetimlerin sancılar çekiyor olması kaçınılmaz. Ama bu sancılar gerekli ve daha efektif bir yönetimi de beraberinde getirecektir.</p>
<p><strong>Her insan yaratıcıdır. Her insan yaratıcı yeteneğini ne derece kullanmak istediğine dair bir eğilim gösterir</strong>. Yaratıcılık beğenilen bir reklam kampanyasına imza atmakla sınırlı da değil. Yaratıcılık, aynı zamanda işletmesel sorunları görebilme ve bu sorunlara çözüm bulabilmek için bir dizi girişimleri ele alabilme özgürlüğüdür. Özgürlük diyorum, çünkü <strong>sorunları fark edebilme ve onları değiştirebilmek için heyecan duymak bu yönde bir güdüdür.</strong> Genelde iki durum söz konusu olur, ya sorunlar görülmez ya da görülen sorunlar bir şekilde ele alınmaz.  Eğer sorunları fark ediyorsanız ve onları çözebileceğinize güvenciniz tamsa zaten bir adım öndesiniz.</p>
<p>Sorunları çözebilme girişimi ise zorlu bir süreçtir. Bazen uzun zaman ister, sabır ister, şirketin o sorunu çözebilmek için gerekli olgunluğa (yönetsel-stratejik ve kaynak bakımından) sahip olmasını ister. <strong>Yaratıcı yeteneklerle baş edebilmek işte bu yüzden zorludur, çünkü şirketi geliştirmek için sadece fikir değil ayrıca çözüm önerisi de sunarlar. Boş vermektense sistemleri geliştirmek için ikna yöntemleri ararlar. </strong>Hantal ortamlarda nefes almakta zorlanırlar. <strong><br />
</strong></p>
<p><strong>En güzeli de, yaratıcılıklarını her daim kullanabilecekleri platformlar keşfederler.  Bilirler ki, anlamlı bir iş için tek bir noktadan tatmin beklemek anlamsızdır zira hayatlarının her noktasında yaratıcılıklarını pekiştirdikleri üretkenlik kırıntıları vardır. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/09/23/yaratici-yeteneklerle-bas-edebilmek-zordur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kariyer Endişesiyle Dolu Yaşamlar</title>
		<link>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/04/kariyer-endisesiyle-dolu-yasamlar/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/04/kariyer-endisesiyle-dolu-yasamlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 21:08:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/04/kariyer-endisesiyle-dolu-yasamlar/</guid>
		<description><![CDATA[Hayatının bir döneminde kariyer endişesi yaşamamış bir profesyonel yok.  Günümüzdeyse, istediğimizi elde edebilmek ve edemeyecek olmamız ihtimaliyle yaşadığımız yoğun bir kariyer endişesi de söz konusu. 
Alain de Botton, her zaman olduğundan çok daha fazla kariyer endişesi yaşıyor olduğumuzun altını çiziyor. Olmak istediğimizle olabildiğimiz arasındaki fark büyüdükçe, endişelerimizin de arttığını belirtiyor. TED’de yaptığı bu muhteşem konuşması bizleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Tahoma"><strong>Hayatının bir döneminde kariyer endi</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>esi ya</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>amamı</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong> bir profesyonel yok</strong>.<span>  </span>Günümüzdeyse, istedi</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">imizi elde edebilmek ve edemeyecek olmamız ihtimaliyle ya</span>ş<span style="font-family: Tahoma">adı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ımız yo</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">un bir kariyer endi</span>ş<span style="font-family: Tahoma">esi de söz konusu. </span>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma"><span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, fantasy"><a href="http://" target="_blank" title="alain de botton">Alain de Botton</a></span>, her zaman oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">undan çok daha fazla kariyer endi</span>ş<span style="font-family: Tahoma">esi ya</span>ş<span style="font-family: Tahoma">ıyor oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">umuzun altını çiziyor. Olmak istedi</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">imizle olabildi</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">imiz arasındaki fark büyüdükçe, endi</span>ş<span style="font-family: Tahoma">elerimizin de arttı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ını belirtiyor. TED’de yaptı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ı bu muhte</span>ş<span style="font-family: Tahoma">em konu</span>ş<span style="font-family: Tahoma">ması bizleri 20 dakikalı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ına gerçeklerle ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">a bırakıyor. </span></p>
<p><object height="326" width="446"><param value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" name="movie"></param><param value="true" name="allowFullScreen"></param><param value="transparent" name="wmode"></param><param value="#ffffff" name="bgColor"></param><param value="vu=http://video.ted.com/talks/embed/AlaindeBotton_2009G-embed_high.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/AlaindeBotton-2009G.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=605" name="flashvars"></param><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/embed/AlaindeBotton_2009G-embed_high.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/AlaindeBotton-2009G.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=605" allowfullscreen="true" height="326" width="446" bgcolor="#ffffff" wmode="transparent" type="application/x-shockwave-flash" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"></embed></object></p>
<p><span style="font-family: Tahoma"> <span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, fantasy"><span style="font-family: Tahoma">Alain de Botton, </span><a href="http://www.alaindebotton.com/pages/about/index.asp?PageID=161" title="alain de botton, statü endişesi" target="_blank"><span style="font-family: Tahoma">kariyer endi</span>ş<span style="font-family: Tahoma">elerimizin ilk sebebini</span></a><span style="font-family: Tahoma"> “snoblar” tarafından çevrelenmi</span>ş<span style="font-family: Tahoma"> olmamıza ba</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">lıyor. Snobu </span>ş<span style="font-family: Tahoma">öyle tanımlıyor:</span></span></span>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma; color: navy">“Sizin hakkınızda küçük bir bilgi elde edip, bu bilgiyi tüm ki</span><span style="color: navy">ş</span><span style="font-family: Tahoma; color: navy">ili</span><span style="color: navy">ğ</span><span style="font-family: Tahoma; color: navy">iniz hakkında yargıya varmak için kullanan ki</span><span style="color: navy">ş</span><span style="font-family: Tahoma; color: navy">i”. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma; color: navy"></span><span style="font-family: Tahoma; color: gray">(</span><span style="color: gray"><a href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/02/hayattaki-tercihlerimizden-utanmamak-icin/"><span style="font-family: Tahoma">Buradaki yazıda oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">u gibi hangi liseden mezun oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">unuzu sorarak kim oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">unuz hakkında yargıların olu</span>ş<span style="font-family: Tahoma">masına benziyor</span></a></span><span style="font-family: Tahoma; color: gray">.)</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma"><strong>Günümüzde en büyük snoblu</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>unda “ne i</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong> yaptı</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ımızla” ilgili olarak ortaya çıktı</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ından bahsediyor</strong>. Yaptı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ınız i</span>ş<span style="font-family: Tahoma"> ve ünvana göre sizi de</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">erlendirip, sizinle konu</span>ş<span style="font-family: Tahoma">maya devam edip etmeyeceklerine karar veren bir dolu snobun hayatımıza negatif etkisinden bahsediyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">Endi</span>ş<span style="font-family: Tahoma">elerimizi yaratan sebeplerden bir di</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">erinin de, paradoxal bir </span>ş<span style="font-family: Tahoma">ekilde, bizim için ho</span>ş<span style="font-family: Tahoma"> olan bir duygu olması. Bu duygu “<strong>kariyerimizde ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arılı olaca</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ımıza yönelik duydu</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>umuz ümit.”</strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">Bize sürekli söylenen </span>ş<span style="font-family: Tahoma">ey “<strong>istedi</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>imiz her</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>eye sahip olabilece</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>imiz ve istedi</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>imiz her </strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>eyi ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arabilecek kapasiteye sahip oldu</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>umuz</strong>.”</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">Hemen hemen her kaynak bunu pompalıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">Bu elbette çok güzel bir duygu ve bizlere <strong>“e</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>it oldu</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>umuz” hissini de veriyor.</strong><span>  </span>Bu da elbette beklentilerimizi artırıyor: istedi</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">imiz pozisyona ula</span>ş<span style="font-family: Tahoma">abilmenin hepimiz için mümkün oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">una inandı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ımızdan, bu beklenti gerçekle</span>ş<span style="font-family: Tahoma">medi</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">inde bizde huzursuzluk yaratıyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">E</span>ş<span style="font-family: Tahoma">itlik duygusu yaratan birçok </span>ş<span style="font-family: Tahoma">ey de var giyim ku</span>ş<span style="font-family: Tahoma">amımızdan tutunda nerelerde tatil yaptı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ımıza kadar. Ama e</span>ş<span style="font-family: Tahoma">it olmak istesek de bir türlü e</span>ş<span style="font-family: Tahoma">it de</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">iliz.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma"><strong>Temelde hepimiz e</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>it olsak da hepimiz modern toplumlarda tabu olan “özenmek” duygusuna sahibiz</strong>. Birbirine benzeyen insanlarda özenme duygusu daha yo</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">un ya</span>ş<span style="font-family: Tahoma">anıyor. Örne</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">in iki ki</span>ş<span style="font-family: Tahoma">i ya</span>ş<span style="font-family: Tahoma">, özgeçmi</span>ş<span style="font-family: Tahoma">, kariyer ve özde</span>ş<span style="font-family: Tahoma">le</span>ş<span style="font-family: Tahoma">tirme açısından ne kadar birbirine yakınsa, özenme duygusu o derecede artıyor. E</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">er enerjin varsa, bir iki firkin varsa her</span>ş<span style="font-family: Tahoma">eyi ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">arabilecek oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">umuza inandırılıyoruz.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma"><strong>Bu noktada meritokrasi’nin varlı</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ı ortaya çıkıyor</strong>. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Meritokrasi" target="_blank" title="meritokrasi, yeterlilik duygusu">Meritokratik toplumlar</a>, yete<strong>ne</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>in, enerjin ve azmin varsa, istedi</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>in her</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>eye sahip olabilece</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ini ö</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ütler</strong>. Buna inanırsan, en yükse</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">e tırmanabilirsin. Acı olan </span>ş<span style="font-family: Tahoma">u ki, buna inanıyorsan, o zaman, zincirin en alt kademesindeysen, orada olmayı hak etti</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">in için orada oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">una da inanırsın. Yeterince yetene</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">in, azmin ve zekan olmadı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ını dü</span>ş<span style="font-family: Tahoma">ünürsün. Yukarı tırmanamadıysan, ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">arısızlı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ı hak ediyorsun demektir. Yukarıya çıkmak yetenekse, çıkamamak da yeteneksizlikle özde</span>ş<span style="font-family: Tahoma">le</span>ş<span style="font-family: Tahoma">iyor. <strong>Bu da ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arısızlı</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ı çok daha acı ve kaçınılası yapıyor.</strong><span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">De Botton, bir toplumun gerçek anlamda merikokratik olmasının mümkün olmadığına değiniyor,</span><span style="font-family: Tahoma"> çünkü hayatta bir dolu tesadüfler mevcut. Hastalıklar, ölümler, kazalar gibi…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma"><strong>Eskiler, ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arılarında “</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>anslı” olduklarını dile getirirlerdi.</strong> Oysa </span>ş<span style="font-family: Tahoma">imdi, </span><a href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2008/07/10/sans-kapinizi-caldiginda-imkanlara-acik-olun/"><span style="font-family: Tahoma">ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">arılar hep “kendi çalı</span>ş<span style="font-family: Tahoma">ma ve gayretlerimiz sonucu oluyor</span></a><span style="font-family: Tahoma">” diyoruz. Eskiden tanrılara tapılırken, artık insanlara tapar olduk. Kendimizi yücelttikçe yücelttik. Bakıyoruz, geli</span>ş<span style="font-family: Tahoma">mi</span>ş<span style="font-family: Tahoma"> bireysel toplumlarda intihar oranı en yüksek. Sebebi ise, ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">arılarında “kendinlerini sorumlu tutup” ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">arısızlıklarında da “kendilerini sürekli sorumlu” tuttup, ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">arısızlı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ı ki</span>ş<span style="font-family: Tahoma">isel aldıklarından kaynaklanıyor bu durum.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">Do</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">aya yöneli</span>ş<span style="font-family: Tahoma">imizde i</span>ş<span style="font-family: Tahoma">te bu yüzden: kendimizden, içimizdeki trajediden ve rekabetçili</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">imizden kaçmak.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma"><strong>Kısaca kendiniz için ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arının tanımını yapmanızı ümid ederim. Hayatta her konuda ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arılı olmak mümkün de</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ildir. Her kazanç bir kaybı beraberinde getirir. Her erdemli ki</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>i bilir ki, ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arı ve ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arısızlık elele hareket eder…</strong></span></p>
<p><!--EndFragment--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/04/kariyer-endisesiyle-dolu-yasamlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
