‘Yönetim’ kategorisi için Arşiv
Sıkı Durun: Y Kuşağı İşbirlikçi Organizasyonun Temellerini Attırıyor.
Y kuşağı ile çalışmayı seviyorum.
1970-2000 arası doğumlular olarak tanımlanıyor onlar. Ancak bu kuşağa ait olup olmadığınız, doğum yılınızdan ziyade çalışma anlayışınızla alakalı. Sosyal medya’yı aktif kullanıyorsanız, bu mecraları anlıyorsanız, hiyerarşik çalışma anlayışı değil de işbirliğine dayalı bir çalışmayı tercih ediyorsanız, fikirlere açık, bilgiyi paylaşmaktan korkmuyorsanız, online dünya ile offline dünyanın iyi bir sentezi olabiliyorsanız, y kuşağına ait olduğunuzu söyleyebiliriz.
Y jenerasyonunun teknolojiyi geliştirdiğini ve bu değişime en önce adapte olanlar olduğunu düşünecek olursak, onlar bugünü ve geleceği yaratan en önemli unsurlar. Bakın Y kuşağı kurumları nasıl dönüştürüyor.
Devamı >>Gelecek, Ünvansız Şirket Yapılarına Yer Verecek
Ütopik bir düşünce diyebilirsiniz. Ünvansız çalışanları olan bir şirket olabilir mi hiç?
Özellikle Türk insanı ünvanı yükseldikçe kendini güçlü hisseden ve bu yüzden de Geert Hofstede’in çalışmalarında güç farkını (power distance) korumayı herşeyden önemli tutan ülkeler arasında yer alır.
Gelecekte şirketlerin ünvanlardan arınmış organizasyonlar olacağına inanıyorum. Dünyadaki son 10 yılda ki gelişmelere bakmanız, Occupy Wall Street olaylarını incelemeniz ve yeni jenerasyonların düşünce ve hareket biçimlerini gözlemlemeniz size ciddi ipuçları verecektir.
Devamı >>Üretken ve Yaratan Bir Kurum Kültürü IQ ya da EQ Testi Gerektirmiyor
Tüm şirketler üreten, yaratan ve geliştiren elemanları arıyor. Zeka testlerinden tutunda kişilik testlerine kadar her derde deva testlerden geçiyor adaylar. Bana kalırsa işe alımlarda mutlaka bakılması gereken en önemli özellikler şunlar:
Devamı >>“Sürdürülebilirlik” Üzerine Bir Deneme
Aşağıdaki fotoğraf ve altında yazan yazıyı düşünüyorum da, bazen galiba insanoğlu kendini aldatmayı acı çekmeye tercih ediyor, sonradan da zamanını seçimlerinin doğru olduğuna ikna etmekle geçiriyor. Bu doğru olabilir mi?
Devamı >>Davulun Sesi Uzaktan Hoş Gelir
Dışarıdan baktığımızda herkesin hayatı kendimizinkinden daha iyiymiş gibi durur. Bazen.
O zamanlarda diğerlerinin bizlerden daha fazla şanslı olduğunu düşünürüz. Imkanlarının bizlere göre daha fazla olduğunu, yeteneklerimizin, yapabildiklerimizin, yapabileceklerimizin o “başkalarına” göre daha az olduğunu kurar dururuz. Kendimize güvenimizin kırıldığı zamanlar işte bu zamanlardır.
Kanadalı Leonard Cohen benim gözümde dünyanın en büyük sanatçılarından biri. Ses tonu, yazdığı şarkı sözleri, şair kişiliği, tarzı, şarkılarını yorumlayışı ve özgünlüğü ile büyülü bir ses, muhteşem bir sanatçı.
Cohen, hayatının önemli bir bölümünü depresyonla geçirdi…kendini kritik etmeyi seven kişiliği, belki de kendisiyle 70’li yaşlarına kadar pek de barışamamasına neden oldu. Dışarıdan onu sadece tek bir rolde gören bizler, sanatçı kimliğini, başarısını ve yaptıklarını beğendik, önemsedik, gıpte ettik. Hatta onun gibi olmak istedik. Oğlu Adam Cohen, 38 yaşına geldiğinde hala babasının elde ettiği başarıyı elde edememiş olmanın ezikliğini hissetti. Adam Cohen’in müzik kariyerinde istediği noktaya henüz gelememiş olmasını, müziği tam bırakacakken yeniden canlanmasına neden olan o şansı bu video’da çok güzel anlatıyor.
“A career is dreams of your youth realized at a more mature age.”
Gelişebilmek İçin Bırakıp Gidebilmek Üzerine…
Bırakıp gidebilir misiniz kolay kolay? Sevdiğiniz bir insanı, çalışmaktan zevk aldığınız bir işi, sizin için anlamı olan bir projeyi?
Şirket sahibi olmuş ve şirketlerini ciddi boyutlara ve büyüklüklere getirmiş yönetimler, şirketlerini profesyonellere bırakmakta zorlanır genelde. Eskiden derdim ki gelişmek için bazen bırakabilmek gerekir. İşlemeyen süreçleri değiştirebilmek, nostaljiyi korurken de ileri hareket edebilmek gerekir. İçinde bulunduğumuz duyguları farketmek ve vedalaşmak gerekir; bir kuş misali anıları göklere uçurabilmek gerekir. Eski anıları zaman zaman hayata tekrar akıtabilmek için bırakıp gidebilmek gerekir…
Şimdi de aynı şeyleri düşünüyor ve söylüyorum.
Bir farkla.
O farkı bundan altı yıl kadar önce dünya devi bir markayı Türkiye’ye getirmiş, tanıtmış ve güçlü bir konumda tutmayı başarmış başarılı bir şirket sahibiyle tanıştığımda farkettim.
Devamı >>Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir.
Ben deniz insanıyım. Köklerim, kalbim, ruhum, enerjim denizden hayat alıyor…en büyük tutkum denizler… Kendimi bildim bileli sudan çıkmıyorum. Yazları “aralıksız” 8 saat kadar denizde yüzmekten ve oyun oynamaktan dolayı eve gidip birşeyler yemeği unuttuğum günleri anımsıyorum. Annemin merakı dolayısıyla tüm site sakinlerinin “Fatmanur Nerede olabilir?” diye başladığı endişelerinin kısa süre sonra “denizdedir” olarak kendini rahatlığa bıraktığı günleri hatırlıyorum.
Bazen Sorun Sizdedir. Ne Yöneticinizde Ne de Şirket Yönetiminde.
Yöneticileri yermek öyle populer ki her çalışan çok iyi iş yapıyor, ama işte ah bir de yöneticiler ve yönetimler de iyi olsa…
Başarılı iletişimde bir kural vardır. Uygulandığında ciddi başarılar elde edebileceğiniz ama genellikle iş ortamlarında kabullenilmesi epey zordur. Ortada bir sorun varsa, sorunun %50’si sizin diğer %50’si de karşınızda ki kişininindir. Yöneticisinden memnun olmayanlara bu kuralı hatırlamalarını, yönetimde olanlara da bu kuralı uygulamalarını öneririm.
Bu kuralı uygulamak bazen zordur çünkü bireyler kendi taraflarının daha haklı olduğunu düşündüklerinde karşı tarafın daha fazla emek vermesi gerektiğine inanır. %50-50 sorumluluk kimseye suç yüklemez, işin yapılmasına, ortalığın durulmasına odaklanır. Türk toplumu gurur toplumu olduğundan, uygulamak için davranış değişim yöntemlerini de bilmek de fayda var. Yönetici koltuğunda oturanların bu yöntemlere göz atması, “neyi bilmediğini bilmeyen” ve sorunu karşı tarafa yıkma eğiliminde olan çalışanları yönetmelerinde yarar sağlar. (Stanford University’den Davranış değişikliği ile ilgili güzel bir sunum)
Neyi bilmediğini bilmeyen çalışanlar genelde şu 3 konuda hata yapıyor.
Devamı >>Hollywood’da Ünlü Olabilirdim. Belki de…
Hayatımın en güzel yıllarından bazıları Santa Barbara’da geçti. Hollywood yıldızı olmayı seçseymişim, şansımı zorlayabileceğim çok şanslar da elde etmiş olabilirim. International Film Festivali’nde, Sean Penn’le tanışma, bir zamanlar epey bir hayranlık duyduğum Vince Vaughn ile uzun uzun bakışma fırsatım olmuştu. Tabii ben şaşkınlığımdan bakakalmıştım ama onun hayranlığından bana baktığına inanmak da işime gelmiyor değil.
1998’de evimde arkadaşlarla Oscar törenlerini seyrederken birden arabaya atlayıp, Oscar törenlerinin yapıldığı mekanlara uzanmaya karar verdiğimiz çılgın günleri seviyorum. Santa Barbara Los Angeles arası bir buçuk saatlik bir yolculuk. Kaliforniya’da araba kullanmaksa muhteşem bir duygu…Bir kartpostalın üzerine gördüğümüz ünlüleri yazmıştık; tam rakamını hatırlamıyorum ama 50 küsür isim vardı. Bunların arasında tam yanımdan geçen ve yeni çanta markasıyla ortalıkta dolaşan sevgili Monica Lewinski’de vardı.
Başarılı filmlerle adını duyuran Joaquin Phoneix ve ayakta durmakta zorlanan Courtney Love’da gözlerimize takılanlar arasındaydı. Oradan ayrılıp bir kulübe gittik, hepsinin oraya geleceği söyleniyordu. Ayakta durmaktan yorulunca, kulübe doğru yol aldık. Sadece Jay Leno yanımızdaydı. Diğerleri bizi ekmişti…
Bazılarını da konserlerde yakalama fırsatım oldu. Chris Isaak bunlardan biriydi. Sahne performansı bu kadar başarılı olan bir de Santana vardı. Santana her ne kadar Isaac kadar yakışıklı olmasa da karizması kızların Santanayla dans etme isteklerini pek de azaltmıyordu.
Chris Isaak’in sahne performansının başarısında önemli bir etken vardı. Yeteneği, sesi, gitarı bunlar zaten severek yapabildikleriydi. Performansını etkileyen en etkili faktörün parçalar arasında seyirciyle kurduğu diyalogdu. Ilginç ama çok gerçekçi. İçten, olduğu gibi, salonunda misafirler varmışcasına sohbet ediyordu. Seyirciyle yakaladığı bağ onu daha da coşkulu dinlememize neden oluyordu.
Devamı >>Daha Başarılı Olmak İçin, Mutluluk Eşiğinizi Artırın.
“Daha çok ama daha çok çalışırsam başarıya ulaşırım. Daha çok iş yapar, sürekli başarıya odaklanırsam, başarılı olurum. Bu da beni mutlu bir insan yapar.”
Etrafınıza bakın. En son ne zaman istediğiniz dostlarınızla bir araya gelebildiniz? Ne zaman rahat bir uyku çekebildiniz? Kaç zamandır günde 10 saatin altında bir çalışma temposuna sahipsiniz?
Günümüzde liderlik ve yönetim anlayışımız değişmek zorunda. Zannediyoruz ki insanların her saniyelerini karlılığı artırabilmek için kullanabilmek mümkün. Zannediyoruz ki başarılı şirket olabilmek için sıkı kurallar ve suyunu çıkarttığımız, beyaz yakalı köleler yetiştirmek bizleri daha karlı ve başarılı yapacak.
Yanılıyoruz çünkü pozitif psikoloji alanında yaptığımız çalışmalar durumun tam tersini gösteriyor. Başarıyı getiren mutlu ruh halimiz, sağlıklı düşüncelerimiz ve olumlu bakış açılarımız. Yani, başarı için önce mutluluk eşiğimizi yukarı çekebilen bireyler olmayı başarmamız gerekiyor. Başarı sonradan geliyor. Yani mutlu olmak için başarı değil, başarılı olmak için mutluluk gerekiyor.
Bu yüzden toksik iş ortamlarını verimli iş ortamları haline getirmek için çaba sarfetmeliyiz. Eğer iş ortamı düzelmiyorsa, o ortamdan mutlaka kaçmalıyız. Başarı stres ve kaygının yüksek olduğu ve teşvik edildiği ortamlarda değil, mutlu bireylerin, yeteneklerini her gün kullanabilen çalışanların bulunduğu ortamlarda yeşerir.
Devamı >>- CEO (1)
- CV (28)
- Değişim (87)
- Eğitim (58)
- Favoriler (8)
- Finansal Kazanç (6)
- Girişimcilik (29)
- Iletişim (53)
- Inovasyon (8)
- Iş arama (60)
- Iş görüşmesi (31)
- Kadın (3)
- Kariyer (174)
- Liderlik (30)
- Maaş (9)
- Marka (1)
- Network (10)
- Öğrenci (17)
- Önyazı (3)
- Pazarlama (15)
- Pazarlık (2)
- Popüler Yazılar (7)
- Psikoloji (64)
- Sosyal Medya (27)
- Staj (5)
- Strateji (9)
- Teknoloji (3)
- Üniversite (26)
- Y ve X kuşağı (3)
- Yaratıcılık (22)
- Yetenek (23)
- Yönetim (108)
- Gelişebilmek İçin Bırakıp Gidebilmek Üzerine…
- Üst Düzey Yöneticiler İş Arıyor
- Kişilik Testi Yapmadan İşe Almak Pek Demode Oldu
- Kariyerinizde Yükseldikçe, İş Aramak Daha Fazla Planlama Gerektirir
- İş Görüşmesine Çağrılmıyorsanız, Kötü bir CV’niz olduğundandır.
- Boş CV yollamadım. Neden kimse aramıyor ki?
- Telefonda İş Görüşmesi Daha Güçlü Bir İletişim Kurmanızı Gerektirir
- Vurucu bir Önyazı, Karar Sürecini Etkiler
- Itibar Etmediğimiz Meslekler Hayat Değiştiriyor
- Aradığını Bulmak mı yoksa Pes Etmek mi?
- Girişimci İnsanı Girişimci Yapan Sebepler
- Girisimciler Icimizdeki Vizyon Sahibi Kisilerdir
- Kariyer Yapmanın Bir Diğer Yolu: Girişimcilik
- Girişimci Ruhunuz Varsa, Bunu Izleyin
- Büyük Başarılar Küçük Adımlarla Başlar
- Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir.
- Daha Başarılı Olmak İçin, Mutluluk Eşiğinizi Artırın.
- Fark Yaratmak, Hislerinize Kulak Vererek Adım Atmaktır
- Olgunlaşmak, Mental Bir Disiplin Gerektirir.
- Pozitif Psikoloji Ne Değildir?
- Şu Yetenek Dediğimiz, Bulunmaz Hint Kumaşı mıdır?
- İşten Çıkarılmak, Kariyerinizi Sekteye Uğratıyor mu?
- Bizdeki Y Jenerasyonu Duyduğunuz, Bildiğinizden Farklı Olursa






