Türkiye’de yaratıcı yeteneklerin kurumsal şirketler tarafından işe alınma oranı %1’in altında.
Kurumsal dünyalar hiçbir zaman gerçek yaratıcılıkla arasını iyileştiremedi.
Peki kurumsal şirketler gerçekten yaratıcı yetenek mi arıyor, yoksa hata yapmayan robotlar mı?
Yıllardır her liderlik zirvesinde, her mülakat odasında “inovasyon”, “eleştirel düşünme” ve “yaratıcılık” kelimeleri havada uçuşuyor. Ama iş uygulamaya geldiğinde kurumsal mekanizmalar bambaşka çalışıyor. Literatür bu kreatif paradoksu kanıtlıyor:
Bilinçaltı Korkusu (Cornell): Araştırmalar, yöneticilerin belirsizlik hissettiği kriz anlarında bilinçaltlarında yaratıcı insanlara karşı doğrudan negatif önyargı geliştirdiğini gösteriyor. Kurumsal refleks, her zaman denenmiş ve güvenli olanı seçiyor.
Günü Kurtarma Baskısı (Harvard): Yönetim gurusu Theodore Levitt’in de vurguladığı gibi, yöneticiler günlük operasyonel hiyerarşide günü kurtarma derdinde olduklarından, kuralları zorlayan yaratıcı kişileri birer ayak bağı olarak görüyor.
Uyumlu Bürokratlar (Chicago): Kurumsal ağ analizleri, basamakları yaratıcıların değil; sistemle tam uyum sağlayan bürokratların tırmandığını ortaya koyuyor.
Üstelik bugün yapay zeka, kurumsal şirketlere arayıp da bulamadıkları o fırsatı verdi: Sıfır riskli, kuralları çiğnemeyen, hiyerarşiyi sorgulamayan ve 7/24 kesintisiz operasyonel çıktı üreten bir çalışan.
Yapay zeka aslında yaratıcılığı öldürmüyor; kurumsal şirketlerin hız ve hacim baskısı altında zaten robotlaştırmaya çalıştığı geleneksel kreatif rolleri tasfiye ediyor.
Eğer yaratıcı bir profesyonelseniz, kurumsal yapılarda sadece bu özelliğinizle var olamayacağınızı zaten biliyorsunuzdur. Teknolojiyi bir araç olarak kullanmak, verinin ve ticari metriklerin dilini konuşmak zorundasınız. Buna rağmen, kurumsal yapılar sizi bir müddet sonra boğacaktır. O nedenle çalışırken, başka alternatifleri ve uzun dönemli planlarınızı yapmanız faydalı olur.
Eğer yapay zeka döneminde herkesle aynı sıradan çıktıyı üreten bir kuruma dönüşmek istemiyorsanız; işe alımlardaki eleme filtrelerinizi, İK algoritmalarınızı ve liderlik vizyonunuzu değiştirmelisiniz. Çünkü yapay zekanın taklit edemeyeceği tek şey, içeriye almaktan korktuğunuz o gerçek insan yaratıcılığı.