Bu makaleyi 2023 yılının Ağustos ayında yazıyorum. Twitter’da (namı diğer X) hala hangi üniversiteye gideyim tartışmaları yapılıyor. Hangi dersleri almak istiyorum, ne olmak istiyorum, nasıl bir fayda yaratmak amacındayım, bu amaca beni götürebilecek hocalar, dersler, üniversiteler hangileri olabilir gibi kapsamlı düşünceler yok ortada. Hala 30 yıl öncesinden kalma hangi prestijli üniversite bana statü sağlar ve iş bulma garantisi verir mantığı var.
Bu mantığa sahip koca bir nesil var.
Bu nesil doktor, avukat, iş insanı, mühendis çıktı.
Bu nesil bana kalırsa düşünmeyi beceremeyen bir nesil oldu çıktı.
Bu nesil üniversite sınavından iyi puan alabilen, meslek sahibi olabilen ama düşünme becerisinden yoksun bir nesil oldu.
Arada, her nesilde olduğu gibi neslin itibarını koruyanlar çıktı.
Ortalaması kof desem yanlış olmaz.
Bu nesil kendi çıkarı için hep susan oldu.
Susan insanlar düşünmeyi beceremeyen insanlardır.
Çıkarı nerdeyse oraya “yanlar” onlar.
Sessizliğinin sebebi de bundandır.
Konuştuğunda da pek anlamlı ya da doğru düzgün şeyler söylemez.
Söyleyemez.
Çünkü, iyi düşünebilmek bir meziyet, bir yetenektir.
Oysa bu nesil, stratejik düşünme becerisine sahip değil.
Onlar sadece, herkese mavi boncuk dağıtan, çıkarı olur diye iyi geçinme derdinde olan, güvenilir olmayan insan cinsidir.
Yanlış yapan, dezenformasyon dağıtan, rantçı insana minnet duyar. Teşekkür eder. Emekleriniz için sağolun diyecek kadar aşağı bir kişiliğe bürünmekten imtina etmez. Etmez, çünkü işim düşerse çıkarım gereği bu yanlış insanla aramı iyi tutmam gerekir diye düşünür. Ayıya her daim dayı der.
Bu insan konuşmayı beceremez, siliktir, oysa Boğaziçi mezunu ya da Cerrahpaşa Tıp mezunu olmuştur.
Diğer grup ise birileri birşeyler yapsın diye bekler sadece. O hayata seyircidir ezelden. Yanlışa yanlış demez. Doğru olanı korumaz.
Çoğunlukla sistem kurmakla değil, birbirine anlayış göstermekle yoğrulmuştur mayası. Hatalıya hep anlayış ister o nedenle. Sistem kurarsa, kendi hata yaptığında kuyruğu sıkışmasın ister.
Apartmanınız, siteniz, ofisiniz, akademik çevreniz, kurumsal veya esnaf ortamınız hep bu çoğunlukla kaplıdır.
Sessizliğin bedelini ödersiniz toplum olarak.
Sonra dönüp suçlu arar onlar. Neden bu düzen değişmiyor diye hayıflanır. Sofralarında günü kurtaran kendini iyi hissettiren sohbetler yapar. İyi düşünme gerektiren ortamlarda düzenli olarak bulunup, beynini geliştirmediği için, ancak yemek sofrası, eş dost komşu muhabbetlerinde sohbet edebilirler. Geyik yaparlar. Sohbetleri bundan ibarettir.
Sessizlik işte bu nedenle vardır.
İyi düşünme ve stratejik düşünme becerisi geliştiremeyen tüm bireyler, toplumların çürümesine neden olur. Çünkü onlar her zaman sessizdirler.
Sessizlerin çoğunluğu, bugünün ve geleceğin kalitesini belirler.
Bu nedenle, kariyer yapmayı prestijli üniversiteden mezun olmak, iş bulmak, para kazanmak olarak görmekten vazgeçmek faydalıdır. İyi düşünmeyi öğrenmeyen hiç bir insan, etrafına faydalı olamaz. Sadece kendine faydası olan bencil ve duyarsız insan olur.
İyi düşünebiliyor muyum diye kendinize bir sorun. İyi düşünemeyen bir insan, iyi soru soramayan insandır. İyi soru soramazsanız, doğru cevapları bulamazsınız.
İçinden geçtiğimiz sürdürülebilirlik krizinin en önemli sebeplerinden biri, bir zamanlar insanların hep yanlış sorular sorması ve yanlış cevapları tekrarlayan cevaplara ulaşmasıdır.
Soruları farklı açılardan sorabilmek önce farklı açılardan konuları değerlendirebilmeyi gerektirir. Bu durum zekadan ziyade yaratıcı düşünce ile ilişkilidir. Sonra da farklı soru sorabilme cesareti gerektirir.
Sessiz insanlar cesaretsiz olanlardır.
Sessiz insanlar yaratıcı düşünemeyenlerdir.
Sessiz insanlar sürekli bir gruba bağlı olma kaygısı taşıyanlardır. Tek başına var olamayanlardır.
Sessizliğin bedeli ise çürümedir.
2 Comments
Ibrahim
Günümüzün en büyük problemlerinden birisi. Günümüze özel, anlamlı bir yazı olmuş.
Fatmanur
Teşekkürler.