Ön Yazı Hazırlayın. Hayat Hikayenizi Değil.

önyazı, CV 18 Comments »

Ön yazı hazırlamak bana kalırsa bir sanattır.

Yazı yazmayı bilmek de yetmiyor ön yazı hazırlayabilmek için.

Ön yazi yazabilmek için başvurduğunuz pozisyonun hangi özelliklerde bir kişiyi aradığını çok iyi bilmeniz gerekiyor. Ardından da başvuracağınız pozisyonun özelliklerine uygun bilgi, tecrübe ve deneyimlerinizi yazmanız gerekiyor.

Bu da marifet gerektiriyor. Yani, iyi araştırma yapmalısınız. Yazdığınız yazının iyi olup olmadığını en az bir kaç “profesyonele” gösterip, geri bildirim istemelisiniz. Marifet, ancak bir işi birçok kez yaparak kazanılır. Bazen hata yapıp, bu hatalardan öğrenerek elde edilir.

Önyazınızda dikkat etmeniz gereken üç nokta:

1. Doğum yeri ve doğum yılınız. — “1985 yılında Istanbul’da doğdum” gibi bir cümle ile asla başlamayın.

2. CV’nizde yer alan bilgiler. — CV’nizde yer alan bilgileri tekrarlamanız yersiz. Bir önyazı, CV’nin anlatamadığı bilgileri içermeli.

3. Sonuç bölümü. — Sonuç bölümünü nasıl bitirmek istediğinizi iyi kestirmeniz gerekiyor. Pozisyona ve tarzınıza göre “agresif” “pasif” yada “aksiyona çağıran” bir önyazı hazırlamanız önemli.

1-5 Ekim arası ingilizce önyazısı hazır olan ve profesyonel bir gözün görmesini tercih edenlerin önyazılarını değerlendiriyor olacağım. Önyazınızın başvuracağınız pozisyona uygunluğunu ve anlatım dilinin ve içeriğinin efektifliğini öğrenmek isteyenler, ingilizce önyazılarını ve ingilizce hazırlanmış CV’lerini kariyer yolcusu (at) gmail . com adresine yollayabilirler.

Ingilizce önyazı ile birlikte ingilizce CV yollamayanların başvuruları değerlendirmeye alınmayacaktır.

Bookmark and Share

Hayatımıza Yön Verebilmek, Sorumluluk Almakla Başlar

yönetim 2 Comments »

Neden başarılı olmadığımız, neden haksızlıklara uğradığımız konusunda sürekli yakınıp duruyorsak, ekteki videoyu izlememizde fayda var.

Herşey bizimle başlar. Hayatımızın sorumluluğu bizim…

Bookmark and Share

İş Yerinde Etik

yönetim 4 Comments »

Uzun bir zamandır etik konusunda yazmayı düşünüyordum. Bu konu hakkında yazmanın oldukça zor olduğunu da düşünüyorum. Bu yüzden size Sabah gazetesinde çıkan bir yazıyı ve Türkiye Etik Değerler Merkezinin yaptığı araştırma sonuçlarını vermeyi daha uygun gördüm.

Etik konusu oldukça dallı budaklı.

Işim gereği sürekli, gazete dergi ve bilimum pazarlama mecrası ile iç içeyim. Dört beş yıl önce, nerede okuduğumu hatırlayamadığım bir dergide, bir ürünün satışının yapılamamasının arkasındaki en büyük sebebin “satış elemanları” olduğunu okumuştum. O dönemde FedeX”in satışlarını UPS’e kaptırmasının başlıca sebepleri arasında gösteriliyordu.

Amerika’da çalıştığım yıllarda ingiliz yayınevleriyle oldukça sık çalışırdım. Dolayısıyla tarzlarını iyi tanıdığım söylenebilir. Satış elemanları sektörle ilgili bilgi toplamak amaçlı bir görüşme talep etmişlerdi. Asıl amaçlarının farklı olduğunu gayet net biliyordum. Dolayısıyla randevudan önce açık ve net bir konuşmamız oldu. Onlar beni çalışma sistemleri konusunda bilgilendirdiler ve nasıl çalıştıklarını anlattılar. Birkaç hafta sonra konuşulanların doğru olmadığı anlaşıldı. Hem dergi hemde satış elemanlarının itibarının sıfırlandığını söylemem sanıyorum doğru olur.

Ajandanızda gizli planlarınız var ve karşınızdakini aldatarak hedeflerinize ulaşmaya çalışıyorsanız, duvara çarptığınızda kapılar yüzünüze uzun bir süre kapanabilir. Etik anlayış insanın davranışlarını ve tarzını belirler. Sizin ve represente ettiğiniz kuruluşun da duruşunu ifade eder.

Bookmark and Share

İş Görüşmesinde Sorulan Sorulara Nasıl Cevap Vermeli?

iş görüşmesi 1 Comment »

Ekteki video şirket yöneticilerinin ne tip sorular sorduğunu ve cevaplarınızı nasıl şekillendirmeniz gerektiğini çok güzel bir şekilde anlatmış. 8.30 dakikalık bir video. Izleyin.

Bookmark and Share

Kariyerinizin 5 Yıl İçinde Hangi Noktada Olmasını Planlıyorsunuz?

iş görüşmesi 1 Comment »

İş görüşmelerinin tipik sorusudur.

Bizlerde plan yapmaya şartlanmışız zaten.

Okulda plan yapıyoruz. Iş yerinde herşeyimiz planlı, zamanlı.

E, kariyerimizi de 5 yıl içinde nasıl şekillendirebileceğimizi tahmin ediyor olmamız gerekiyor değil mi? Araştırmalar, geleceği tahmin etmekte hiç de başarılı olmadığımızı kanıtlıyor oysa ki. O yüzden de kariyer planlaması denen şey aslında zaman kaybından başka birşey değil.

Yine de, bu oyunu oynamak zorunda olduğunuzu unutmayın. Bir plan yapıp bu hedefinizi sorulduğunda söylemekten çekinmeyin. Planınız büyük olasılıkla başka bir yola sapacak olsa da…

University College London MSc Research Methods öğrencilerinden Jeremy Dean’in konuyla ilgili yazısı ilginizi çekecekdir.

Bookmark and Share

Geleceği Tahmin Etmekte Ne Kadar Başarılıyız?

kariyer No Comments »

Stumbling On Happiness kitabiyla ünlenen Harvard Profesörü Daniel Gilbert, 21 dakikalık seminerinde geleceği tahmin etmekte ne kadar başarılı/başarısız olduğumuzu ekteki konuşmasında özetliyor. Araştırma sonuçları üç ay önce elde edilen başarıların mutluluğumuz üzerinde etkisinin olmadığını ispatlıyor. Daha fazla maaş, daha iyi bir ünvan, alınan madalyalar…hepsinin bizlere getirdiği mutluluk oldukça kısa süreli…Bu muhteşem video’yu mutlaka izleyin. Gilbert, oldukça eğlenceli bir uslupla anlatıyor…

Bookmark and Share

Boş CV

iş arama, kariyer, CV 2 Comments »

CV hazırlarken yapılabilecek en büyük sıradanlığın boş bir CV taslağı üzerinden hareket etmek olduğunu düşünüyorum. 

Boş bir CV örneği size önünüzde rehberlik edebileceği gibi sizi herkesle aynı bir kalıba da rahatlıkla sokabilir. Bu yüzden de genellikle kariyer.net yada secretcv.com gibi web sitelerinden iş başvurusu yapıyorsanız, mutlaka word’de hazırlanmış bir CV’nizi siteye eklemenizde çok büyük fayda olduğunu düşünüyorum.  

Bazı pozisyonlar için iş başvurularının binlerce olduğunu söylesem, aynılığın işinizi ne kadar zorlaştıracağını tahmin edersiniz. 

Boş bir CV taslağı arıyorsanız kariyer.net’e girip alan adlarına bakabilirsiniz. Bu size bir fikir verebilir. Ama bu tip başvurularda gereksiz bir sürü bilgi de sizden isteniyor. Dolayısıyla bu bilgileri elemenizde fayda var. 

Bir CV’de neler olmasından ziyade hangi bölümlerin yer kaplayan, hiçbir işe yaramayan bölümler olduğunun tiosunu vermem daha çok işinize yarayacaktır.  

Objectives/Amaç: Birçoğunuza belki garip gelebilir şimdi söyleyeceklerim. Şirketler adaylarının amaçlarının ne olduğunu pek de önemsemezler. Önemsedikleri şey, şirkete ne kazandıracağınızdır. Dolayısıyla boşuna CV’inize ‘objectives’ yada ‘kariyer hedefi’ denen bir bölüm eklemeyin. Bunun yerine vurucu bir önyazı hazırlamanız daha etkili olacaktır. Kariyer hedefinizi anlatmayı iş görüşmenize saklayın. 

References/Referanslar: Genelde İngilizce olarak ‘available upon request’ yada ‘istek üzerine temin edilebilir’ tarzı bilgiler yazarlar. İşveren zaten referans isterse size soracaktır. Bu bölüm kesinlikle hiçbir amaca hizmet etmeyen gereksiz yer dolduran kısımlardandır. Referanslarınızı ismen yazmak istiyorsanız, etkileyici olduğunu düşünüyor olmalısınız. Bu kısım ancak şu şekilde işinize yarayabilir: verdiğiniz referanstaki kişiyi işveren tanıyordur ve etkilenir. Yada referansınızdaki kişiyle işverenin arası iyi değildir ve puanınız otomatik olarak düşer! Lafın kısası, CV yollama aşamasında referanslarınız kimsenin umurunda değil.  

Drivers Licence/Ehliyet: Kamyon şöförlüğü pozisyonu için iş başvurusunda bulunmuyorsanız böyle bir bilgiye gerçekten gerek yok. Satış pozisyonları ehliyet gerektiriyor evet. Eğer CV’iniz iyiyse ve ehliyetiniz olup olmadığını merak ediyorlarsa, bırakın sizi arayan şirketler olsun. 

Place of Birth/Doğum Yeri: Doğduğunuz şehre göre sizi işe alacak bir işverense, belki bu gereklidir. Ama zaten böyle bir işverenle kim çalışmak ister?  Bir CV’de organizasyon çok önemli. Bilgiyi nasıl organize ettiğiniz ve nasıl sunduğunuz sizi iş görüşmesine davet ettirecek en önemli faktörlerin başında geliyor. Boş CV örnekleri aramak yerine yaratıcılığınızı kullanın. Arkasından da CV’inizi gözden geçirerek size tavsiye ve önerilerde bulunabilecek arkadaşlarınızın yakasına yapışın.  

CV hazırlığınız bittikten sonra da her 1-2 yılda bir güncellemeyi ihmal etmeyin.

Bookmark and Share

Profesyonellerin Kariyer Yolculuğu

kariyer No Comments »

Ağustos ayında başlattığımız Profesyonellerin Kariyer Yolculuğu bölümünün Ekim-Aralık aylarında ki konuk yazarları şöyle:

Ekim, Prof. Dr. Yılmaz Aslan, ACT Istanbul, Icra Kurulu Başkanı

Kasım, Doç. Dr. Murat Çokgezen, Marmara Üniversitesi Iktisat Anabilim Dalı öğretim üyesi

Aralık, Feza Solaklar, Accor Oteller Grubu, Satış ve Pazarlama Direktörü

Önceki Konuklar
Ekonomist dergi, Yazı İşleri Müdürü Asım Aslan
Omron, Finans Direktörü, Şeniz Tarımcan Schmiede

Bookmark and Share

İş Görüşmesine Gidiyorsanız, Araştırma Yapmaya Vakit Ayırın

iş görüşmesi, iş arama 2 Comments »

Çok basit aslında. Herkes bilir. Iş görüşmesine gidiyorsan, şirket hakkında bilgi edinmelisin. Niye bu şirkette çalışmak istiyorsun diye sorduklarında, şirket yönetimine vereceğiniz cevaplar şirkete ve pozisyona uygun olacaktır. Bu da şirkete katacağınız değerin büyüklüğünü gösterir. Şirket hakkında bilginiz yoksa, değer nasıl yaratabilirsiniz ki?

Çok basit aslında. Ama ne kadar az sayıda insanın araştırma yaparak iş görüşmesine gittiğini biliyor musunuz? Ben kendi tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim. Çok çok az. Genelde %90′ı bilgi edinmeden iş görüşmelerine geliyor.

Şaka gibi ama çok az insan iş başvurusunda bulunduğu şirket hakkında bilgi edinerek görüşmeye gidiyor. Bir çoğu sadece “başka bir iş” arıyor.

Bildiğinizi biliyorum. Yine de tekrar etmek istiyorum. İş görüşmesine gideceğiniz şirketler hakkında bilgi edinin. Görüşmeye 3 kez çağrılıyorsanız, görüşme süreci boyunca gazeteleri, web sitelerini ve aktivitelerini takibe alın. Iş görüşmenizi renklendirdiğini ve konuşurken daha akıcı ve etkin olacağınızı göreceksiniz. Yöneticilere şirketle ilgilendiğinizi, pasif değil proaktif bir kişi olduğunuzu gösterme fırsatı yakalamış olacaksınız.

Araştırmanızı yapın. Yapmıyorsanız, şirketi arayıp “neden işi alamadım” diye sormayın.

Günümüzün “trendy” kelimesi olan “fark yaratmak” için allami cihan olmak gerekmiyor. Çok yaratıcı olmak da gerekmiyor. Bazen sadece herkesin bildiği ama üşendiğinden “boşverdiği” küçük detaylara dikkat etmek en büyük farkı yaratmanızı sağlar. Bunu yönetsel açıdan basitçe açıklayacak olursak, plan yapmak ve strateji geliştirmek her şirket için mümkün. Bunlar çok da gizli bilgiler değildir aslında. Başarılı insanlar bilirler ki, bir işi gerçekleştirmek (execution) stratejiyi geliştirmekten her zaman daha zordur.

Bookmark and Share

Büyük Başarılar Küçük Adımlarla Başlar

girişimcilik, kariyer 1 Comment »

İş dünyasının, politikanın ve eğlence dünyasının önemli isimlerini bir araya getirmekle ünlü University of California, Santa Barbara , Kaliforniya’da yaşadığım yıllarda The Body Shop’ın kurucusu Dame Anita Roddick’i de misafir etmişti. Sadece ürün konseptiyle değil ayrıca kendi duruşu ve stiliyle de doğal bir görünümde olan Roddick, The Body Shop’un kuruluş hikayesini Ben&Jerry’s dondurmalarının sahibi Ben Cohen’in sunduğu bir konferansta anlatıyordu.  

İstanbul’da oturmuş bu bilgileri yazarken ‘wow, şu genç yaşımda ne kadar çok özel tecrübeler edinmişim’ dedim kendi kendime. Oysa Santa Barbara’da yaşadığım yıllarda bu tecrübeler günün akışının bir parçası gibi geliyordu. Sebebi de başarılı insanlara ve bilgiye ulaşmanın ‘ulaşılmaz’ olmamasıydı. Eminim Hollywood’da aktör olmak isteyenleriniz varsa ‘başarılı insanlara da, bilgiye de’ ulaşmak hemen hemen mümkün değil gibidir. Yine de Amerika’da başarılı insanları dinlemek istediğinizde,  tek şansınızın 1000 dolarlık katılım ücretini ödemek olmadığını ya da ‘önemli bir isim’ olmanız gerekmediğini söylememde yarar var. 

Roddick, annesinin mutfağında başka bir arkadaşıyla oturmuş spagetti yerken aklına çevreci kozmetik ürünleri satma fikri geliyor. İtalyan bir ailenin kızı olan Roddick, çok sevdiği spagetti’nin o gün daha bir tatlı geldiğini söylüyordu. ‘Kim bilirdi ki, bir mutfak masası etrafında kıkır gülerek fikir jimnastiği yaparken ortaya atılan bir fikrin bugün devasal bir şirket haline geleceğini?’  

33 yaşında ilk dükkânını açan Roddick, geri dönüştürülebilir kutular içine yerleştirdiği sabunlarını, o zamanlar fazla bulunmayan ‘küçük kalıplar’ halinde satmaya başlar. Her ne kadar çevreci bir yaklaşım yakalamak istese de, başlarken geri-dönüştürülebilir kutular kullanmasının tek sebebi çevreci ürünler satma aşkı değil, yeterli finansmana sahip olmamasıdır. Küçük dükkânında aşağı yukarı 15 ürünle başladığı bu yolculuk, ürünlerinin beğeni toplamasıyla Brighton’dan diğer bölgelere de yayılmaya başlar. 

Bazı kaynaklara göre ‘franchising’ kelimesi ilk olarak Anita Roddick’in eşi Gordon Roddick tarafından ortaya atılıyor. The Body Shop şubesi açmak isteyenlerin aile yakınlarından sonra halktan kişiler tarafından da ilgi görmesi, her ne kadar günümüzdeki franchasing uygulamalarından o zamanlar biraz farklı olsa da, şube sayısının artmasına neden oluyor. 

Reklam uygulamalarına inanmayan Roddick, en iyi reklam ‘ürününüzü tavsiye eden müşteriler’ yoluyla olur felsefesiyle yola çıkıyor. Yani itibar ve tavsiye. Yazdığı blog’da bir Harvard mezununun The Body Shop’un USA’de tutunabilmesi için ciddi bir reklam harcaması yapması gerektiğini söylemesinin arkasından şirketinde Harvard MBA’li kesinlikle çalıştırmayacağını ilan eden Roddick, Amerika’da da bilinen reklam mecralarını kullanmadan başarısını kanıtladı. Perakende sektöründe mağaza vitrinlerini reklam alanı olarak kullanmasıyla da bir döneme imza attığını söyleyen Roddick, kendi inandığı yöntemden vazgeçmeyerek bilinen kuralları yıkabilmenin önemini bir kez daha gösterdi. 

Girişimciliğin ‘survival’ yani bir hayatta kalma savaşı olduğunu söyleyen Roddick, yaratıcılığı da körükleyen etkenin işte bu yaşam savaşı olduğuna dikkat çekiyor.  

Günümüzde 50 ülkede 2000 üzerinde mağazası ve 77 milyon müşterisiyle The Body Shop bir başarı öyküsü.  

Başarıyı aynı zamanda ‘kaderimi yönlendirmek’ olarak tanımlayan Roddick, 10 Eylül 2007 Pazartesi günü Sussex’de hayata veda etti.

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Login