Berke bir Z jenerasyonu.
X jenerasyonu ya da Baby boomer’ların büyük bir çoğunluğunun yapamadığımız sohbetleri bir Z jenerasyonu ile yapabiliyoruz. Mesela dün, Berke isminde 7 yaşında arkadaşımın muhteşem oğluyla yanyana oturdum. Babasının iphone’u ile oyunlar oynuyordu. Daha sonra benim blackberryimde oyunlar olup olmadığını sordu ve bulduğumuz birkaç oyuna göz atmaya başladı. Daha sonra muhabbetimiz facebook’dan açıldı ve koyu bir sohbete daldık.
Berke, inanılmaz sosyal bir çocuk. Teknolojiyle uzun saatler geçirdiği muhtemel olan ve aynı zamanda sosyal olabilen bir çocuk.
Zeki, duygusal zekası gelişmiş ve ailesi tarafından iyi bir eğitim aldığı oldukça aşinaydı. Berke teknoloji dışında sohbet edebilmeyi rahatlıkla başarıyor. Yediğimiz pasta ve dondurma üzerine yaptığımız anlamlı ve komik yorumlar Berke ile aramızda güven duygusunun pekişmesini sağladı. Pasta sohbeti sırasındaki yaklaşımım benim Berke’ye değer verdiğimi gösteriyordu, Berke’de bunu farkediyordu. Oyun oynarken, kelime oyununu daha çok sevdiğimi söylediğim için kendi sevdiği oyun yerine benim istediğimi açarak birlikte oynamamıza imkan verdi.
Berke, paylaşımcı, teknolojiden anlayan, sosyal ve duygusal zekası oldukça gelişmiş bir çocuk. Teknolojiyle büyüyen çocukları gözlemlediğimde Stanford Universitesi Profesörlerinden Steyer’ın dediği gibi teknolojinin çocukları asosyal yaptığı görüşüne katılmakta zorlanıyorum. Steyer’a katıldığım bir nokta, online mecralarda davranış modellemesinde ailenin rolünün önemli olduğudur.
Steyer ve onun gibi düşünenler, sosyal mecralarda herşeyin açıkça paylaşıyor olmasının zararlı olduğunu iddia etse de belki de zararlı olan açıkça paylaşmak değil ne derece doğru bilgileri paylaşma eğiliminde olduğumuzdur. Doğal olarak çocuklar yetişkinler kadar gelecekte neyin onları tehdit olabileceğini bilmekte zorlanabilirler. Örneğin şifrelerini başka birine rahatça vermek zarar getirebilir. Ama bunu yapmaktan vazgeçmeti öğrenmeleri çok hızlı olacaktır, çünkü teknolojiyi hepimizden daha hızlı kavrıyorlar. Oysa yetişkinlerin öğrenmeleri daha fazla zaman ve enerji alıyor.
Elizabeth Hartley-Brewer, teknolojinin çocukları daha fazla birbirine yakınlaştırdığını ve diyaloğu artırdığını savunuyor. Bir gerçek var ki teknoloji hayatımızın içinde ve geleceği şekillendirecek olanlar bu teknolojilerin nasıl işlediğini anlayan ve kullanabilenler olacak. Dijital dünyanın yeni bir insan beyni, davranışı ve anlayışı getirdiği kuşkusuz. Bu gelişmenin kötü olmasına imkan olmadığına inanıyorum. Her gelişme yanında iyi olanla birlikte iyi olmayanı da getirir. Önemli olan yararlı tarafları ortaya koymak ve hayatımızın daha iyi yönde gelişmesi için kullanmaya izin verebilmek…
Berke ve onun gibi sosyal medya insanlarının paylaşımcı düşünce tarzı, birlikte hareket anlayışları; gelişmenin bilgiyi saklamakla değil, bilgiyi paylaşmakla mümkün olduğuna inanan kişilikleri; daha fazla insanla ve sıklıkla irtibat halinde olabilmeleri hem üretkenliklerini, iş tatminlerini hem de inovasyon imkanlarını da artıracaktır. Liderlik anlayışı da sadece lider olmak için değil, inandıklarımız işler konusunda dünyayı ve hayatları değiştirme güdüsüyle hareket almamıza neden olacaktır. Dünya dijital gelişmelerle daha iyiye gidiyor. Eğer dijital teknolojilerin hayatımıza zararlı, asosyal ve tehlike saçan güçlü bir yönü olduğunu düşünüyor ya da araştırmalarınız sürekli bunu gösteriyorsa, online dünyanın içinde olmadığınız ve o dünyayı yaşamadığınızı bilin. Kendiniz ve geleceğiniz adına yapabileceğiniz en güzel şey, o dünyayı öğrenmek için merak duygunuzu kamçılamak olacaktır.


