Bir İstifa Süreci Hakkında

kariyer No Comments »

İstifa etme kararı oldukça zor bir karar süreci çoğumuz için. Bu kararı verip, istifa ettiyseniz, artık o şirketle aranızdaki anlaşma bitmiş demektir.  

Bazen, 6-7 yıllık iş deneyimi sahibi kişilerin istifa ile birlikte edindikleri bazı kuruntuları oluyor. ‘Şimdi benim yerime birini nasıl bulacaklar bilemiyorum.’ ‘Bu işleri şirkette benden başka bilen yoktu. İşleri çok zor.’ ‘İstifa mektubuma, bu şirkette olan tüm hataları yazmayı planlıyorum’ yada ‘İşten ayrılacağım son gün patronla konuşup, şirkette nelerin yanlış gittiğini ve nasıl düzeltilmesi gerektiğini anlatacağım.’ gibi… 

İstifa psikolojisi kolay değil. Özellikle ayrıldığınız şirketten memnuniyetsizliğinizde had safhada ise. Şirketinden, yöneticisinden memnun olmayan ve istifa kararı almayı düşünenlere 5 öneri: 

Ayrılma kararı: Mümkünse ayrılma kararınızı ‘bıktım bu şirketten’ diye düşündüğünüz bir zamanda vermeyin. Emin olun, her şirket ortamı bir gün size bu cümleyi sarf ettirecektir. Onun yerine, iyi düşünün ve şirkete kazandırabileceğiniz projeleri ve çalışmaları gözden geçirin. Yöneticinizle sorunlarınız varsa, yöneticinizi yönetmeyi öğrenin. Bu size hayat boyu başarı kazandıracak bir öğreti olacaktır. 

İstifa mektubu: İstifa mektubunuzu diplomatik bir dille şekillendirin. Her ne olmuş olursa olsun, köprüleri yıkmamanızda fayda var. Sevmediğiniz yönetici o şirketten ayrılabilir, siz bir gün tekrar o şirkette çalışmayı düşünebilirsiniz. Olmaz demeyin… 

Bulunmaz Hint Kumaşı: Kimse bulunmaz hint kumaşı değildir. İşinizde çok da başarılı olsanız, yerinize gelebilecek biri mutlaka vardır. Yerinize gelecek kişinin sizden daha iyi veya kötü olması artık eski şirketinizin çözmesi gereken bir sorun. Sizin değil. 

Patrona öneri götürmek: İşinizden istifa ettiyseniz, önerileriniz gerçekten fazla bir anlam taşımayacaktır. Madem öneriniz var, o zaman şirkette kalıp bunları uygulamayı deneyin. Ayrılıyorsanız, çok da fazla kale alınmayacağınızı aklınızda tutun. 

Bakalım nasıl başa çıkacaklar: Şirketler hayatlarının her günü bir şeylerle başa çıkıyorlar zaten. Siz ayrıldığınızda da sizin yokluğunuzla başa çıkabileceklerine emin olabilirsiniz. Belki biraz zorlu zamanlar yaşanır, ama hepsi bu.  

Sözün kısası, istifa ettikten sonra odaklanmanız gereken tek şey kendiniz ve kariyerinizi nasıl şekillendirmek istediğiniz olmalı. Arkada bıraktığınız şirketi düşünmektense, yeni iş yerinizdeki geleceğe odaklanmanız motivasyonunuzu artıracaktır.

Bookmark and Share

Halkla İlişkiler Alanında İş Arayanlara Özel

iş arama, öğrenci, kariyer, üniversite, iletişim, eğitim 3 Comments »

Halkla ilişkiler alanında birkaç yıllık iş deneyimi olan yeni mezunlar iş değiştirmek istediğinde iş bulmakta güçlük çekiyor. ‘Neden iş bulamıyorum?’ sorusuna cevap arıyorlar. Halkla ilişiler alanında iş arayanlara 5 öneri: 

Tecrübe nasıl kazanılır? Birkaç yıldır Halkla İlişkiler alanında çalışmış kişilere ‘Hiç basın bülteni yazdın mı?’ sorusu yönlendirildiğinde yöneticiler kuvvetli bir ‘Evet’ cevabı almak isterler. Ama bakıyorsunuz, şirketler ajanslarla çalıştığından dolayı, genç arkadaşlarımız sadece ‘aracı’ görevi yapmayı tercih etmiş. Şirketteki bilgileri toplayıp PR ajansına şutlamayı ve onların bülteni hazırlamasını tercih etmiş oluyor.   Bu zihniyetle kariyer yapmak ancak şans eseri olabilir!

Halkla İlişkiler alanında kariyer yapmak istiyorsanız, ilk önce nasıl bir basın bülteni yazmanız gerektiğini öğrenin. Çünkü bir basın bülteni hazırlamak , kağıdı kalemi alıp elindeki bilgileri veresiye kağıda dökmekle olmuyor. Böyle bir bülteni zaten sokaktan geçen biri de hazırlar. Basın bülteni hazırlamak belli bir bilgi düzeyini gerektirir. İyi düşünebilmeyi, haberi kurgulayabilmeyi, gündemi takip edebilmeyi, kelimeleri iyi seçebilmeyi ve gazetecinin masasına düştüğünde haberi okutturabilmeyi gerektirir. Size stratejik düşünmeyi öğretir.  

Öyleyse PR ajansınız ile şirketiniz arasında oynadığınız ‘aracı rolünü’ üstlenmeyi bırakıp, işi kendiniz yapmaya başlayın. Ajansınızın deneyimlerinden faydalanın. Ne zamanki tecrübeleriniz ve bilgi birikiminiz ile kendinizi kanıtlarsınız, o zaman, PR ajansınızdan size gelen bültenleri denetleme, edit etme gibi görevleri daha rahatlıkla üstlenebilirsiniz. İş ararken de ‘Hiç basın bülteni yazdın mı?’ sorusuna kendinize güvenli bir şekilde ‘Evet’ cevabı verebilirsiniz. 

Sıradanlıktan nasıl kurtulurum? İletişim mezunusunuz diyelim. Yada İşletme. Peki üniversite mezuniyeti dışında sizi rakiplerinizden farklı kılan ne özelliğiniz var? Kendinize sorun. 

Yabancı dil biliyor musunuz? Türkiye’de PR yapıyorsam yabancı dile niye ihtiyacım olsun demeyin. Yabancı kaynak okuyabilmek, farklı fikirler edinebilmek için yabancı dil bilgisine ihtiyaç var. En önemlisi uluslararası şirketlerde çalışmak istiyorsanız, PR aktiviteleriniz sadece Türkiye ile sınırlı değil! 

Gelişen teknolojilerden anlıyor musunuz? Web’de sadece sörf yapanlardan mısınız? Internet teknolojilerinden ne kadar iyi anlıyorsunuz ? Email marketing adında bir pazarlama aracının olduğunun farkındasınız ama bunun sadece email ile bilgi aktarılması olduğunu mu zannediyorsunuz? Web site tasarımından ne kadar anlıyorsunuz? En basitinden ‘unique visitors’ ile ‘hit’ arasındaki farkın ne olduğunu biliyor musunuz? Podcast ’in ne olduğunu, nasıl işlediğini biliyor musunuz? 

Gençlere tavsiyem gelişen teknolojileri çok iyi takip etmeleri çok iyi anlamaları. Teknolojiden anlamak için IT okumuş olmak gerekmiyor. Biraz eğitim biraz çaba ile çok başarılı olabilirsiniz. Teknolojiden anlamayan bir pazarlama yada halkla ilişkiler uzmanı düşünemiyorum. Yöneticilerin gençlerden beklentileri yüksek. Herkesin bildiğini biliyor, herkesin yaptığını yapıyorsanız işiniz zor! 

Ama Param Yok ki!  Bilgi edinmek, öğrenmek her zaman çok para gerektirmiyor. Çaba sarf etmeyi, azimli olmayı gerektiriyor. Amerikalı genetik mühendisi bir arkadaşım, hayatında tek bir kitabı dahi olmadığını söylerdi bana. Bilgiyi gerekli yerlerden alıp öğrenirdi.  

Paranız yoksa ve para gerekiyorsa, sizi hedefinize ulaştıracak parayı biriktirmeyi deneyebilir, burs bulmaya çalışabilir yada ürettiğiniz projelerinizi duyurabileceğiniz platformlar arayabilirsiniz. Bu kolay değil. Hem de hiç değil.

Dünya eşitlik üzerine kurulmadı. Eşitlik aramak yerine, elinizdeki imkanları ve önünüzdeki alternatifleri en iyi şekilde değerlendirmeyi deneyin. Alternatif yoksa yaratın. En önemlisi sabırlı olmaya çalışın. Kendine inanan insanlar hayallerine kavuşuyorlar. Apple Computer şirketinin CEO’su Steve Jobbs’ın Stanford üniversitesi mezunlarına yaptığı ‘Stay Hungry, Stay Foolish’ başlıklı konuşmasını bu yüzden çok severim. Ofisimde asılı duran tek yazı da budur.

Bookmark and Share

İngilizce Profesyonel Bir CV Hazırlamak

iş görüşmesi, öğrenci, iş arama, kariyer, iletişim, üniversite, CV 4 Comments »

Amerika’da bulunduğum yıllarda birçok yabancı öğrencinin CV’lerini hazırlamalarına yardımcı oldum. Neredeyse 15 senedir, uluslararası yazışmalarda hangi kültürlerden insanları ne tür hataları yaptığını çok iyi analiz ettim. Amerika’daki çalışma yıllarım süresince, profesyonel yazım teknikleri konusunda muazzam deneyim kazandım. İş hayatım süresince çalıştığım kişiler hep üst düzey isimlerden oluştuğundan, bu konuda başka bir şansım yoktu. 

İşim gereği yıllardır profesyonel tanıtım yazıları hazırlıyorum. Bunlara üst düzey yöneticilerin ‘executive profile’ yada biyografi adını verebileceğimiz tanıtımları da dahil. Profesyonel iş yazışmaları konusunda oldukça yoğun tecrübe ve başarı kazandım. Bu bilgilerden 5 tanesini sizinle paylaşmak istiyorum. 

Ön Yazı (Cover Letter): Ön yazı hazırlamanız stratejik açıdan çok faydalı. Mümkünse 2 paragrafı aşmayacak şekilde şirkete kazandırabileceklerinizi ifade edin. Hayat hikayenizi okumaya vakit olmadığından, kısaca başvurduğunuz pozisyon için gerekli yeteneklerinize odaklanmanız çok önemli.  Genel kural olarak ne CV’nizi nede ön yazınızı hazırlarken kötü bir İngilizce kullanmamayı ve gramer hataları yapmamayı ilke edinin. Gerekiyorsa, yabancı diline güvendiğiniz bir dostunuzdan destek isteyin . Yada bu konuda size destek verecek birçok kurum var. Yardım alın . İyi İngilizce öğrenmiş olmak ile, İngilizceyi iyi konuşabiliyor yada yazabiliyor olmak birbirinden çok farklı şeyler.  

Örneğin: ‘I believe I can contribue to the success of XYZ’ –‘I believe’ gibi kelimeler kullanacaksanız eğer, şirkete kazandıracak bir şeyiniz varsa, o şeyin ne olduğunu yazın. I received many awards for highest sales in the industry. I believe I can use my skills to contribute to the success of XYZ.’ tarzını tecih edin. 

Abartmayın: Türkçe düşünmekten mi olur bilmem, genelde Türkler İngilizce bir yazı yazdıklarında bir ‘abartı’ durumu söz konusu oluyor. Bunun kelimelerin anlamlarının doğru olmasından ama kullanış yerlerinin yanlış olmasından kaynaklandığını tahmin ediyorum.  

Örneğin: ‘It will be an honor for me to work at your esteemed company’. Bu tarz cümleleri birde Nijerya’dan gelen spam mektuplarında görüyorum!  

Formatı Çarptırmayın: Mutlaka en son iş deneyiminizden geçmişe doğru gidin. Bu her tür CV’de aynıdır.  Kişisel bilgilerinizi (doğum yeri, yılı gibi) CV’nizin başına koyup vakit harcattırmayın. En sona eklemeniz yeterlidir.  20’li yaşlarınızdaysanız ve henüz fazla bir iş tecrübeniz yoksa, eğitiminizi ön plana çıkartmayı deneyin. Yani CV’nin başlarına Academic Background girin onun arkasından Professional Work Experience kısmı gelsin.  

Kişisel Hedefleriniz: Özellikle iş hayatına yeni başlayan kişiler ‘Objectives’ kısımlı bir başlık açmayı tercih ederler. Buraya yazılan yazılara kötü örneklerden bir tanesi şöyle:  “I want to reflect  my skill of communication professionally, relevant to the education I got on this branch.”  Cümlenin gramer olarak sorunlarına değinmeyeceğim bile. Ama burada tek bir konuyu ele almak istiyorum: ‘I want’ (istiyorum, talep ediyorum) manasına gelen bu kullanımdan kaçının ve daha nazik bir form olan ‘I would like to’ formuna geçin. Lütfen!

Ben kelimesinin kullanımı: ‘Ben’ kelimesini çok sık kullanmamaya bakın. İngilizce kullanımda oldukça kötü bir tat bırakabileceği gibi, takım oyuncusu olmadığınız algısını da yaratabilir. 

Yazım Tekniği: Bu CV’nizin en önemli, en can alıcı unsurunu oluşturuyor. CV’nizin yazım dili, kelimelerin kullanılışı, ifade şekli sizi iş görüşmesine çağırtacak en önemli faktör. Eğer yazı yazmak konusunda çok deneyimli değilseniz, mutlaka yardım alın. Araştırın, öğrenin ve yapabileceğinizin en iyisini yapın.  

CV’sini İngilizce hazırlaması gereken ilk 5 kişiye yardımcı olacağım. CV’nizi kariyeryolculugu (at) gmail (nokta) com  adresine yollayabilirsiniz.

Bookmark and Share

Başarılı Bir İş Görüşmesi İçin İpuçları (2): Algılar CV’nizi Alt Edebilir.

iş görüşmesi, öğrenci, iş arama, kariyer, Psikoloji, üniversite No Comments »

Nasıl göründüğümüz önemli.

Nasıl davrandığımız önemli.

Karşımızdaki insanda nasıl bir izlenim bıraktığımız önemli.

Yapılan bazı araştırmalar, algının ilk 10 saniye içinde oluştuğunu gösteriyor.Buda demektirki, iş görüşmesi için kapıdan adımınızı attığınız ilk adımdan itibaren yüzünüzdeki ifadenin, kılık kıyafetinizin ve ses tonunuzun karşınızdaki kişinin sizin hakkınızda bir izlenim elde etmesine neden olacağı…

Genelde duyduğum şikayetlerden bir tanesi, ilk mülakatı yapacak olan IK yöneticisinin tecrübesizliği oluyor. Size tavsiyem, IK yöneticisinin tecrübesiz yada itici olmasına bakmaksızın, mülakatınızın başarıyla sonuçlanması için elinizden geleni yapın. O kişi, sizi refere edecek kişidir. Dolayısıyla aranızda iyi bir diyalog geçmesine çalışın. Sizin için önemli olan CV’nizin sizi işe alacak olan departman yöneticisine yönlendirilmesidir.İş görüşmenizde en önemli kural, bu ilk birkaç saniye içerisinde karşınızdaki yönetici ile iyi bir iletişim içerisinde olmaya çalışmanız ve aranızda pozitif bir elektriğin oluşması için elinizden geleni yapmanız. CV’niz her ne kadar çok başarılarla dolu olursa da olsun, son karar genelde “gut feeling” dediğimiz ve “içimizin ısındığı” kişiler doğrultusunda olacaktır.

Kullanabileceğiniz 5 yol…

Kendinize güvenli olun ama aşırı güvenden kaçının. Kapıdan içeri girerken, el sıkışırken, konuşurken güven telkin edin.

Pozitif bir ruh hali yansıtın. Bu tavsiye, ne sürekli gülmek anlamında ne de her konuda karşınızdaki kişiyle aynı fikirde olma anlamında. Örneğin, çalıştığınız şirketten şikayetçiyseniz, bunladıysanız ve bir kaçış arıyorsanız, enerjinizin nasıl olduğunun farkında olun. Genelde bu tip durumlarda insanlar negatif enerjilerini yayabiliyorlar. Kafanızı ve ruhunuzu temizleyerek iş görüşmesine gitmeyi deneyin. Iş bulmak kolay değil ve zahmetli bir süreç. Hatta insanı umtsuzluğa itebilir. Bu gibi durumlarda duygularınızın farkında olmaya çalışın.

 

Temiz ve şık giyinmek her zaman faydalı. Doğru seçilmiş bir kiyafet pozitif algının oluşmasındaki en hassas faktörlerden. Ütüsüz gömlek pek hoş kaçmayacaktır! Özellikle karşınızdaki kişi 40’larında ise, bu kişinin dikkat edeceği konularla 20’li yaşlardaki kişilerin dikkat edecekleri konular farklıdır.

Geç kalmamaya bakın. Özellikle İstanbul’da trafik bahanesi verilmesi gereken en son bahane olmalı. Görüşmeniz varsa, randevunuza erken gelmeyi ögrenmelisiniz. Birçok insan bekletilmekten hiç hoşlanmaz.

 

Göz temasınızı karşınızdaki kişiyle yakınlık kurmak için kullanın.

Bookmark and Share

Başarılı Bir İş Görüşmesi İçin İpuçları: Göz Teması

iş görüşmesi, iş arama, kariyer, Psikoloji, iletişim No Comments »

Artık herkes biliyor: işgörüşmelerinde göz teması önemli.

Karşınızdaki kişiyle iletişim kurarken oluşturduğunuz göz teması, kendinize olan güveninizin ve doğruluğunuzun bir sembolü. Ancak lütfen vur deyince öldürenlerden olmayın! Göz teması elbette gerekli ama gözünüzü kırpmadan yada bir saniye bile gözünüzü karşınızdaki kişiden ayırmadan konuşuyorsanız, kendinizi gerçeklikten ve doğallıktan uzaklaştırıyorsunuz demektir.

Böyle bir durum, sizi işe alacak kişiyi rahatsız edecektir. Normalde insanlar konuşurken, arada bir sağa veya sola bakıyor olurlar. Göz temasının önemli olduğunu öğrendiniz diye doğallığınızdan kaybetmeyin. Konuşurken, her 5 yada 10 saniyede bir gözleri farklı noktalara çevirmek doğal olandır. Eğer iş görüşmelerinde vucut dilinizi nasıl kullandığınızı bilmiyorsanız , bir arkadaşınızla mülakat egzersizi yapabilirsiniz. Ufak bir video kamerasıyla yada cep telefonuyla kendinizi arkadaşınızla yapacağınız mülakat sırasında görüntüleyin ve hareketlerinizi izleyin. Bazı kişiler sadece dinlerken göz temasında bulunurken, konuşma sırasında göz temasını kullanamayabilmektedir. Karşınızdaki kişiyi dinlerken göz temasınızın daha kuvvetli olması, iyi bir dinleyici olduğunuza işarettir.

Göz teması doğru kullanıldığında size başarı getireceği gibi, yanlış kullanıldığında karşınızdaki kişiyle iyi bir iletişim kurmanıza engel teşkil edecektir.

Bookmark and Share

Gizli Uyum Efsanesi

iletişim 1 Comment »

İletişim ile ilgili toplumda genel kanılar vardır. Doğru olduğunu sandığımız genel kanılar. Özellikle de karşılıklı konuşarak ve birbirimizi daha iyi anlayarak problemlerin üstesinden gelebileceğimiz kanısı yaygındır.

Geçenlerde University of California, Berkeley’de eğitim veren, Amerikanın tanınmış yazarlarından Dr. David Stiebel’in ‘Konuştukça Batıyoruz’ isimli kitabını okuyordum. Dr. Stiegel, bu yaygın kanının neden yanlış olduğunu ve nasıl stratejiler geliştirmeniz gerektiğini anlatıyor. Dr. Stiebel kitabında ‘İnsanlardaki Gizli Uyum Efsanesi’ adını taşıyan ve karşılıklı anlayışı geliştirme yaklaşımının, olayları daha da kötüleştirdiğini anlatan bir durumdan bahsediyor. İşte bu Gizli Uyum Efsanesinin püf noktaları: 

İnsanların birbirini daha iyi anlaması, tüm meseleleri çözemez. İnsanların birbirini daha iyi anlaması, birbirlerinden uzaklaşmasına yol açabilir. Genellikle karşınızdakini ne kadar çok anlarsanız, ondan o kadar az hoşlanırsınız.

Asıl niyetinizi söylemeden önce iyi düşünün. Asıl niyetinizin, karşınızdaki insanın düşüncesiyle uyuştuğunu düşünebilirsiniz. Ama üç tuzağa karşı dikkatli olun:

* Niyetinizi dışa vurmak, karşınızdakinin sizi sömürmesine fırsat verebilir.
*
Amacınızı açığa vurursanız, karşınızdaki kişi, amacınızı sizden önce gerçekleştirmek için sizinle rekabete girebilir.
*
Gerçek niyetiniz, karşınızdaki insanla aranızda bir zıtlık yaratabilir.

Aklınızdan geçenleri söylemeden önce ne yapmak istediğinizi iyi düşünün: kendinizi ifade etmek mi yoksa karşınızdaki insanı ikna etmek mi istiyorsunuz? Sözlerinize dikkat etmeden kendinizi ifade etmenin meseleleri çözmek için iyi bir yöntem olduğunu düşünmeyin.

İçinde bulunduğunuz duruma uygun bir strateji yaratın. Mevcut stratejiniz, karşınızdakiyle daha iyi anlaşmanızı sağlayabileceği gibi, size zarar da verebilir.

Stratejik iletişim kurmayı öğrenmemizin ve uygulamamızın sadece iş hayatında değil aynı zamanda hayatımızın her safhasında bize başarı sağlayacağı kuşkusuz. Bunun içinde insanları oldukları gibi kabul ederek iletişim kurmayı öğrenmek ve bizim istediğimiz gibi davranmalarını beklememizin yanlış olduğunu fark etmemiz gerekiyor. İnsanlardan kendimiz gibi olmalarını beklemek bir sonuç vermeyeceği gibi iletişimi de güçleştirecektir. Başkalarını oldukları gibi kabul edebilmek içinse, ilk önce kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilmeliyiz.

Stratejik İletişim bazen politik olmak ile özdeşleştirilebiliyor. Dürüst olmamak veya kendin olmamak gibi algılanabiliyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, ne zaman, nerede ve nasıl konuşması gerektiğine doğru karar verebilen kişiler, hayatta daha fazla başarı kazanabiliyorlar. Bu da her zaman istediğimiz gibi konuşmak yerine, sözlerimizi seçerek konuşmanın faydalı olduğuna işaret ediyor.  Ünlü Amerikalı Şair ve Yazar Ralp Waldo Emerson, Anlaşılmak bir Lükstür demiş. Çünkü aslında anlaşılabilmek, karşınızdaki kişinin sizi anlamaya ne kadar hazır olduğuyla ilgilidir. Tıpkı öğrenmek gibi. Öğrenmeye hazır olmayan bir insana bilgi yüklemek ne kadar zorsa, söylediğinizi anlamaya hazır olmayan bir kişiye laf anlatmak da o kadar zordur.

Bookmark and Share

Kendin Ol! Ne demek?

öğrenci, iş arama, kariyer, Psikoloji, üniversite 2 Comments »

Birçok profesyonelin iş görüşmelerinde kullanılması gereken en değerli yöntem tavsiyesi olarak “Kendin Ol” dediklerini görüyorum. Peki “Kendin Ol” deyince ne demek istiyorlar? “Kendin Ol” ne demektir ve ne demek degildir? Tabii bunun cevabını iyi vermeniz gerekir.“Kendin Ol” tavsiyesinin ne demek olmadığını anlatan 5 faktör size:

İstediğin gibi konuşmak: Kendin olmak demek, ağzınızdan çıkacak herşeyi söylemek değildir: profesyonel olmanız ve gerektiğinde politik davranmanız anlamına gelir. Bazılarınız, politik olmanın dürüst olmamakla eş değer olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Durum böyleyse, iş hayatınızda zorlanmanız çok muhtemel. Politik olmak, nerede nasıl konuşmanız gerektiğini biliyor olmanızdır. Kariyer beklentiniz nedir? sorusuna “bir beklentim yok” diye cevap verme gafletinde bulunuyorsanız, işi kapamama olasılığını da göze alın.

Kendi Stilinde Giyinmek: Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde “ ilk imaj” çok önemlidir ve önemi de yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Dolayısıyla kendiniz olacaksınız diye iş görüşmelerine hippi olarak gitmeniz gerekmiyor. Hayatta herşeyin bir adabı var. İş görüşmelerinde de karşınızdaki insanın nasıl bir kişilik olduğunu bilmiyorsunuz. Başvuruda bulunduğunuz işe ve pozisyona göre kıyafet seçiminizi yapmalısınız. Bunların şekilcilik olduğunu düşünüyor olabilirsiniz yada size gerçekten çok saçma geliyor olabilir. Aklınızda bulundurmanız gereken, insanların bu tip konulara önem verdiği ve karar süreçlerini etkiledikleri olmalı!

Şirketten Beklentinizi Dile Getirmek: Şirketten beklentiniz iyi bir kariyer imkanının yanısıra, iyi bir maaş, iyi imkanlar ve benzeri bir takım sosyal haklar olabilir. Sizin için görüşme sırasında önemli olan tek konu, görüşmeden başarı ile ayrılmak ve işverenin size iş teklifi yapmasını sağlamakdır. Diğer tüm konuları, iş teklifinden sonra konuşun, gerekiyorsa da pazarlığınızı bu noktada yapın.

Nasıl bir Kariyer İstediğinizi Belirtmek: Şirketler işe eleman alacakları zaman, uzun dönemli kalabileceğine inandığı, potansiyeli olan başarılı insanları seçmeyi tercih ederler. Haliyle, size yatırım yapıyorlar. Eğer 20’li yaşlardaysanız ve hedefiniz kendi işinizi kurmaksa, bunu iş görüşmeniz sırasında belirtmenizin stratejik olarak ne kadar doğru olduğunu düşünün. Stratejik düşünebilmek ve stratejik hareket edebilmek iş dünyasında oldukça kritik bir başarı kriteri. Şirketler kendilerine değer katacak kişilerle çalışmak isterler. Eğer uzun dönemli hedefiniz kendi işinizi kurmaksa, işinizi kurma aşamasına gelene kadar bu bilgiyi kendinize saklamanız daha doğru olacaktır.

Kendimi Sevdirmek Zorunda Değilim: Rakiplerinizi geride bırakıp, başvurduğunuz işi kapmak istiyorsanız, karşınızdaki kişiyle kimyanızın tutuyor olması, karar sürecini pozitif yönde etkileyecektir. Belki bu durumda yapabileceğiniz fazla birşey olmadığını düşünüyor olabilirsiniz. Belkide yoktur. Ama siz yinede karşınızdaki kişi ile inatlaşmak yerine sizden hoşlanmasını sağlayabilirseniz, sizin avantajınıza olur. Başarılı kişiler ve dolayısıyla başarılı şirketler, müşterilerini dinleyen, onların isteklerine cevap verebilenlerdir.İşi kapmak hedefiniz ise, bazen stratejik davranmak başarı yolunuzu yarılamakdır.

Bookmark and Share

İş Değiştirmek ile Kariyer Değiştirmek Arasındaki Farklar

değişim, kariyer 4 Comments »

İş değiştirmek, bir şirketten diğerine geçmek gibidir. Bulunduğunuz iş yerinden memnuniyetsizlik, yaptığınız işten tatminsizlik yada çalıştığınız pozisyonda tıkanmış olmak iş değiştirme sebeplerinin başında geliyor genelde. Kariyer değiştirmek, finans alanından pazarlama alanına geçmek yada doktorluk mesleğinden vazgeçip sanatçı olmayı istemek gibidir.  Kariyer değiştirmek genelde sancılı bir süreçtir. O yüzden kendinizi tanımanız ve ne istediğinizi bilmeniz bu süreci kolaylaştıracaktır. Fortune Danışmanlık’tan Ayşe Arıduru, ‘seçilecek yeni meslek alanının eski meslek alanına mümkün olduğunca yakın olması’ gerektiği üzerinde duruyor. Böylece bilgi ve tecrübe transferi daha kolay ve rahat olacaktır diyor.  

İşte size kariyer değiştirme kararınızın yanlış olacağı 5 durum: 

İşimde mutlu değilim: Şirketler ‘mutluluk’ vermek için var olmazlar. Mutluluk insanın kendi içindedir, düşüncelerinin bir sonucudur. İşinizde mutlu değilseniz, iş değiştirmeyi yada meditasyon yapmayı deneyebilirsiniz. 

Yöneticimden nefret ediyorum: Yöneticinizden hoşlanmıyor olmanız kariyer değiştirmeniz için geçerli bir sebep değildir. Böyle bir durumda iş değiştirmek daha mantıklı olacaktır. Bundan daha da önemlisi, yöneticinizi yönetmeyi öğrenmeniz, size hayat boyu başarı sağlayacaktır.  

Hayatımın bir anlamı olsun istiyorum: Bir iş’in insan hayatını anlamlı kılmaya yetmediğini düşünüyorum. Hayatın anlamını kariyerinizin size vermesini istiyorsanız, uzun dönemde çok büyük hüsrana uğrayabilirsiniz. Hayatınızın bir anlamı olmasını istiyorsanız, kendinizi daha iyi tanımaya vakit ayırın. Kendiniz hakkında bilginiz arttıkça, mutluluğunuzu içinizde aramaya başlayacaksınız, işinizde değil.   New York University, Stern School of Business’de İşletme profesörü olan Amy Wrzesniewski, iş’in hayatımızdaki anlamı üzerine yaptığı araştırmalarda, kişinin yaptığı iş’ten ve pozisyonundan bağımsız olarak, ‘iş yaşamına karşı olan davranışın’ değişken olmadığını görüyor. İnsanın zevk duyacağı bir işi yapması elbette önemli, ama bu konuya gereğinden fazla ‘değer’ yüklememek akıllıca olur. 

Network’ümü artırmak istiyorum: Network yapmanın çok farklı yolları var: örneğin kulüplere üye olmak, sosyal aktivitelere katılmak, alanınızda faal olmak gibi. Eğer aktif değilseniz, kariyer değiştirdiğinizde de aynı sorunla karşılaşmanız olası.  

Bu iş’ten sıkıldım: Hepimiz hayatımızın bir döneminde ‘ama ben sevdiğim işi yapmak istiyorum’ krizine gireriz. Yaptığımız iş’ten sıkılır, arayışa geçeriz. İş’inizden sıkıldıysanız bu ille de kariyer değiştirmeniz anlamına gelmez. Yaptığınız iş’ten daha fazla tatmin duymaya çalışmanız gerektiğini gösterir. The Economist dergisi kişinin işinden tatmin olması için 4 unsurun olması gerektiğini savunuyor. 

  1. İş, kişiyi yok etmeden, bilgi ve tecrübelerin kullanımında sınırları zorluyor olmalı
  2. İş, kişiye açık ve belirli hedefler sunmalı
  3. İş, kişiye belirgin geribildirim vermeli
  4. İş, kişiye işin ‘kontrolü altında’ olduğu hissi vermeli

Bookmark and Share

CNN Türk’de İş Görüşmesi

iş arama, kariyer, üniversite, CV 4 Comments »

Pazar akşamları CNN Türk’de saat 20.00 de yayınlanan Yaprak Özer’in sunduğu İş Görüşmesi  programını geçen hafta ilk defa seyretme fırsatım oldu. Birçok açıdan başarılı buldum: format, süre, işverenlerin profesyonel yaşamları, teknolojiyi entegre ediyor olması bunların başında geliyor. 

Programı bir defa izledim. Video CV’ler vasıtasıyla iş adaylarının kendileri hakkında bıraktıkları tanıtım filmleri dikkatimi çekti. Tüm adayların birbirinin aynısı olan tanıtım videoları ve ekranda görüntülü olarak CV’lerini okuyor olmalarının adaylar açısından bir dezavantaj olduğunu gördüm. CNN Türk’ün İş Görüşmesi programına aday olacak arkadaşların video CV tanıtımlarında daha başarılı olmalarını sağlayabilmek için birkaç önerim şöyle: 

Hafıza faktörü: Tanıtım video’nuzda çalıştığınız yerleri ve yaptığınız işleri anlattığınızda, insan hafızası bu bilgileri, çok da ilginç değilse, hızlı bir şekilde unutabiliyor. İnsanlar kalplerine hitap eden bilgileri daha dikkatli dinliyorlar. Tanıtım filminize ruhunuzu katın, tecrübelerinizi ‘anlaşılır’ ve ‘öğretici’ hale getirin. 

Neyi Anlatmalıyım?  CV’nizi zaten işe alacak olan şirket yetkililerine veriyorsunuz. CV’nize yazdığınız tüm bilgileri sizinle görüşmeden önce okuyorlar. Video CV ‘sizi anlatmalı’: tutkularınızı yansıtmalı, size özel hikayeniz olduğunu, özgünlüğünüzü göstermeli.  Bunu nasıl mı yapabilirsiniz? Henüz gençsiniz. Program katılımcıları 26 yaşının üzerinde olmadığına göre profesyonel olarak iş tecrübenizin de sınırlı olduğunu varsayıyorum. Öyleyse, bu zaman zarfında sizin için en önemli olan bir deneyimin üzerinde odaklanmanızı tavsiye ederim. Yada birkaç tecrübenin size kazandırdıkları üzerinde durmanızı. Şu şirkette bunu yaptım, şu okulda bunu okudum demek kadar sıkıcı bir anlatım tarzı olamaz. Karşınızdaki insan sizde ‘ruh’ arıyor olacak, stüdyoda CV’sini iyi ezberlemiş bir aday değil. 

Bu demek değildir ki eğitiminizden bahsetmeyin. Okuduğunuz okulun ismini vermek istiyorsanız, ne okuduğunuzu söylemek istiyorsanız bunu söyleyin. Ama sizin ‘hikayenizin’ gidişi içerisinde bir bütünlük göstersin. Bir dakika kısıtlı bir vaktiniz olduğunun farkındayım. Hikaye 1 dakikada anlatılır mı diye sorabilirsiniz? Ama kendinizi bir dakika içinde ifade edebiliyor olmanız zaten sizi rakiplerinizden daha avantajlı konuma sokacaktır.  

Size tavsiyem, videoCV’lerde kişisel tanıtımınızı farklılaştırmanız. CV’nizi okumamanız. Bunu nasıl yapacağınız ise size kalmış. Tanıtım metninizi yazın, güvendiğiniz, size tavsiye verebilecek arkadaş, eş, dost, profesyonellere okutun. Görüşlerini alın ve kendi hikayenizi nasıl anlatmak istediğinize karar verin.  

Bookmark and Share

Düşük Maaş Alıyorsanız, Ne Yapabilirsiniz?

pazarlık, maaş, iş arama No Comments »

Maaş arttırmanın en iyi yolu bana kalırsa “iş değiştirmekten” geçiyor. Maaşınızdan kısa sürede memnuniyetsiz hale gelmek istemiyorsanız, işe başlarken fiyatınızı iyi tutmanızı öneririm.

İşe yeni başlayacak olanlar için seçim şansları çok fazla olmayabilir. Az iş alternatifi ve çok iş arayan insanlar arasında, pekde fazla pazarlık etme gücünüz olmayabilir. Yada böyle olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ancak, eğer mümkünse, kendi bilgi ve tecrübenizi ucuza satmayın derim.

Kurumsal şirketlerde işe girdiğiniz zaman, şirketlerin çoğunda performansa bağlı değerlendirme sistemlerinin mevcut olduğunu göreceksiniz. Bu tip şirketlerde fiyat artışları genelde sabittir. Bu da demektirki, 10 yıl çalıştığınız bir şirkette, pozisyon atlasanız bile, maaşınız çok fazla ilerlemeyecektir. Bu durum sadece kurumsal şirketlerde değil, uzun yıllar kaldığınız her şirket için geçerlidir. Dolayısıyla, bir işe başlarken, başlangıç fiyatınızı yüksek tutmaya bakın. Maaşınızın ortalamanın çok altında kaldığını düşünüyor, kendinize bulunduğunuz şirkette kariyer imkanı görmüyor ve iş tatmininizinde pek yüksek olmadığını görüyorsanız, iş değiştirmekten çekinmeyin.

Iş bulmak her ne kadar kolay olmasada, bilgi ve tecrübeyi elde etmek de bir o kadar zordur. Elbette, iyi bir maaş ile işe başlamak da herkese nasip olmaz. Fiyatınızı belirleyebilmek için bilgi ve yeteneklerinizi iyi pazarlıyabilmelisiniz. Bunu da yapabilmek için rakiplerinizden farklılığınız olmalı. Bunun ne olduğunu ögrenmek için arkadaşlarınıza, mentorlarınıza danışabilir, HR danışmanlık şirketlerinden kişilik analizinizi çıkartmalarını isteyebilirsiniz. Özelliklerinizin farkındaysanız, sadece bu farklılıkları karşı tarafa yansıtması kalıyor size.

Maaşınızı artırabilmek konusunda nasıl taktikler uygulayabileceğinizi gösteren Negotiation Blog, size bu konuda yardımcı olacaktır.

Maaş Pazarlığı
Bulunduğu şirkette maaş pazarlığına oturmayı düşünenlere en önemi önerim, pozisyonunuzu ve şirketteki rolünüzü iyi kavrayabilmenizdir. Yaptığınız iş rutin ise, bu işi yapmak için ne kadar çok çalıştığınız veya ne kadar çok sene o işi yapıyor olduğunuz maaş artışı almanız için geçerli olmayacaktır. Fiyatınızın artması için ya görev tanımınızın dışında bir projeyi devralıyor olmalısınız, yada üstleneceğiniz yeni sorumlulukların daha farklı yetenek ve bilgi birikimi gerektirmelidir.

NTV’den Hakan Yaman’ın bu konudaki tavsiyelerine kulak verin derim.

Bookmark and Share