İletişim ile ilgili toplumda genel kanılar vardır. Doğru olduğunu sandığımız genel kanılar. Özellikle de karşılıklı konuşarak ve birbirimizi daha iyi anlayarak problemlerin üstesinden gelebileceğimiz kanısı yaygındır.
Geçenlerde University of California, Berkeley’de eğitim veren, Amerikanın tanınmış yazarlarından Dr. David Stiebel’in ‘Konuştukça Batıyoruz’ isimli kitabını okuyordum. Dr. Stiegel, bu yaygın kanının neden yanlış olduğunu ve nasıl stratejiler geliştirmeniz gerektiğini anlatıyor. Dr. Stiebel kitabında ‘İnsanlardaki Gizli Uyum Efsanesi’ adını taşıyan ve karşılıklı anlayışı geliştirme yaklaşımının, olayları daha da kötüleştirdiğini anlatan bir durumdan bahsediyor. İşte bu Gizli Uyum Efsanesinin püf noktaları:
İnsanların birbirini daha iyi anlaması, tüm meseleleri çözemez. İnsanların birbirini daha iyi anlaması, birbirlerinden uzaklaşmasına yol açabilir. Genellikle karşınızdakini ne kadar çok anlarsanız, ondan o kadar az hoşlanırsınız.
Asıl niyetinizi söylemeden önce iyi düşünün. Asıl niyetinizin, karşınızdaki insanın düşüncesiyle uyuştuğunu düşünebilirsiniz. Ama üç tuzağa karşı dikkatli olun:
* Niyetinizi dışa vurmak, karşınızdakinin sizi sömürmesine fırsat verebilir.
* Amacınızı açığa vurursanız, karşınızdaki kişi, amacınızı sizden önce gerçekleştirmek için sizinle rekabete girebilir.
* Gerçek niyetiniz, karşınızdaki insanla aranızda bir zıtlık yaratabilir.
Aklınızdan geçenleri söylemeden önce ne yapmak istediğinizi iyi düşünün: kendinizi ifade etmek mi yoksa karşınızdaki insanı ikna etmek mi istiyorsunuz? Sözlerinize dikkat etmeden kendinizi ifade etmenin meseleleri çözmek için iyi bir yöntem olduğunu düşünmeyin.
İçinde bulunduğunuz duruma uygun bir strateji yaratın. Mevcut stratejiniz, karşınızdakiyle daha iyi anlaşmanızı sağlayabileceği gibi, size zarar da verebilir.
Stratejik iletişim kurmayı öğrenmemizin ve uygulamamızın sadece iş hayatında değil aynı zamanda hayatımızın her safhasında bize başarı sağlayacağı kuşkusuz. Bunun içinde insanları oldukları gibi kabul ederek iletişim kurmayı öğrenmek ve bizim istediğimiz gibi davranmalarını beklememizin yanlış olduğunu fark etmemiz gerekiyor. İnsanlardan kendimiz gibi olmalarını beklemek bir sonuç vermeyeceği gibi iletişimi de güçleştirecektir. Başkalarını oldukları gibi kabul edebilmek içinse, ilk önce kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilmeliyiz.
Stratejik İletişim bazen politik olmak ile özdeşleştirilebiliyor. Dürüst olmamak veya kendin olmamak gibi algılanabiliyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, ne zaman, nerede ve nasıl konuşması gerektiğine doğru karar verebilen kişiler, hayatta daha fazla başarı kazanabiliyorlar. Bu da her zaman istediğimiz gibi konuşmak yerine, sözlerimizi seçerek konuşmanın faydalı olduğuna işaret ediyor. Ünlü Amerikalı Şair ve Yazar Ralp Waldo Emerson, Anlaşılmak bir Lükstür demiş. Çünkü aslında anlaşılabilmek, karşınızdaki kişinin sizi anlamaya ne kadar hazır olduğuyla ilgilidir. Tıpkı öğrenmek gibi. Öğrenmeye hazır olmayan bir insana bilgi yüklemek ne kadar zorsa, söylediğinizi anlamaya hazır olmayan bir kişiye laf anlatmak da o kadar zordur.


One Comment
Anonymous
İnsanları olduğu gibi ve kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilmeliyiz. Güzel bir yazı olmuş. Umarım hayatımızda anlaşılma lüksünü bize yaşatacak insanlar her daim olurlar.