About the author

Related Articles

2 Comments

  1. 1

    ramazan ışık

    sevgi varlığın temelidir.insanı sevmeyen ailesine de faydalı olamaz.

    Reply
  2. 2

    Erhan

    Hani argoda şöyle bir tabir vardır. – O adam / o kadın başka modda…

    Oktay Bey’in de yazdıkları tamamıyla doğru olmasına rağmen, başka moddaki insanlar okuyor çoğunluk olarak.

    Şu mod dediğimiz şey esasında bir bilinç seviyesi.

    O bilinç seviyesi öyle birşey ki içeriği kişiden kişiye, toplumdan topluma değişebiliyor.

    Siz A modundayken, B moduna ne kadar inanarak yazın, ya size karşı duracak, ya da size “katılıyorum” dese bile sizi tam olarak algılamıyacaktır. Verdiğiniz bilgiler bilinçte biraz kalacak, sonra da bilinçaltına inmeden uçup gidecektir.

    A modu A modu ile anlaşır, B modu B moduyla…

    Ya A modu B modunu değişterecek, ya da B modu A modunu değiştirecek…

    Bu değişim de normal yollarla olmayacaktır, değişim için bir modun diğerini “şok” etmesi lazımdır…

    Hıçkırığı olan birinin ansızın korkmasıyla hıçkırığının geçmesi gibi bir şok ile…

    Peki şok nasıl birşeydir? Oktay Bey’in uslubu şok vermek midir? Zannetmiyorum. Kendisi algıladığım kadarıyla barışçıl bir insan. Belki de şok verecek insanlara öğüt verecek konumdaki bir insan.

    Oktay Bey’in yazısına dönecek olursam, bence yazının altın cümlesi:

    “Çünkü, kendini hem ayrıcalıklı saymak, hem adil olmak, hem de yeri gediğinde başkalarından adalet talep etmek mümkün değildir.”

    İnsanlar bence bunu başlık yapıp yazıyı okusalar kendilerini daha iyi bir yerlere getirebilirler.

    Gerçeklerle yüzleşelim: Eğer birşeyi tam yapacaksanız, ya siyah vardır ya da beyaz, gri ise sadece gününüzü kurtarır, uzun vadede hiçbir şey vermez size.

    Gri sizin de değildir, gri özgünlük de değildir, gri bir karaktere de güvenilmez…

    Daha 18’inde 100’lerce yazar okuyan bir çocuk gri bir birey olur, kendi kimliği oluşmadan bir sürü yazarın kimliğini harmanlar. Konumuzun biraz dışına çıkacağım ama, bence bir bireyin kimliği ve özgünlüğü bizzat hayat tecrübeleriyle 30’larına kadar uygun bir seviyeye gelebilir. Uygun seviyeden kasıt, sağduyunun makul bir seviyeye gelmesi gibi. Tabiki sonra daha çok gelişecektir. Ama ancak bu seviyeden sonra okunan yazarlar o kimliğe göre doğrusuyla ve yanlışıyla insana birşeyler verebilir. Birey artık kendi tecrübelerinden oluşan normlara göre başka düşünceleri filtre edebilir. İşte bu bireyde gri olma riski yoktur. Ya siyahtır (beyazı da okur iyi taraflarını alır), ya da tam tersi…

    Günümüz postmodern dünyası o kadar bilinçsiz ki, tam bir bilgi çöplüğü… 13 yaşındaki çocuk daha dur bismillah Kafka okuyor. Diğer taraftan da Playstation…

    Eğitim sistemi öyle sistematik ki, merakı doğal bünyesinde barındıran gençlerin merakını sanat, din ve bilimden uzaklaştırıp merak eksenini başka şeylere kaydırıyor. Merak o gençten uzaklaşmıyor, ama ekseni sanat, din ve bilimden başka yerlere kayıyor.

    Ve o başka yerlerden alınan öğretilerle değişik tarz gri kimlikler oluşuyor. Bu ise belirli bir yolun (siyah, beyaz ve hatta gerçek gri) yanından bile geçmiyor.

    Oktay Bey de doğru diyor:

    “Çünkü, kendini hem ayrıcalıklı saymak, hem adil olmak, hem de yeri gediğinde başkalarından adalet talep etmek mümkün değildir.”

    Katılıyorum.

    Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

2018 @ Tasarım ve Kodlama Albatros ♥ Tasarım'a Aittir.