MBA Yonetici Degil, Uzman Yetistiriyor

eğitim 3 Comments »

MBA sunmak okullar için müthiş tatlı bir gelir kapısı. Türkiye’deki üniversiteler de, eğitim sisteminin gelişmesiyle bunu fark ederek, MBA programlarını ürün portföylerinin arasına şeker misali yerleştirmeye başladı. MBA’in yönetici yetiştiren programlar değil, bir konuda uzman yetiştirmeye yönelik programlar olduğu konusundaki görüşüm her gün pıtırcık gibi artan programları ve birbirinin kopyası olan içeriklerini gördükçe, daha da kuvvetleniyor.

Her lisans mezunu mezun olur olmaz MBA diye tutturunca, artık şirketlerde de işe alım için minimum MBA istenir olacak. Nasıl bir zamanlar lise diplaması iş bulmak için yeterli olduysa ve nasıl şimdi lisans diploması olmadan iş bulmak neredeyse mümkün değilse, yakın bir gelecekte de MBA’siz iş bulmak mümkün olmayacak. MBA’li memurlar kervanı çıtayı ileride daha da yükselterek bundan sonraki dönemi iş bulabilmek için Ph.D.’li dostlara bırakacak.

Hürriyet gazetesine konuşan Bilkent Universitesi İşletme Bölümü Dekanı Prof. Dr. Erdal Erel çok yoğun talep üzerine “Executive MBA” programı sunmaya başladıklarını söylüyor. Executive MBA programı için aradıkları kriter de 3 yıllık yöneticilik tecrübesi! Program yönetim, hukuk, ekonomi/finans-muhasebe, bilgi teknolojileri, üretim, karar verme ve pazarlama olmak üzere beş modülden oluşuyormuş!

Bu programın üst düzey yönetici yetiştirme programı olmadığını anlamak için profesör olmaya gerek yok! Ama Executive MBA programlarının $100.000’ı bulan eğitim bedellerini göz önüne aldığınızda, elbette sunulması mantıklı.

Executive MBA programları yönetsel yetkinlikleri geliştirmeye yönelik olarak tasarlanmalı; kişinin MBA’de öğrendiklerini tazelemek için değil. İşte o zaman, executive MBA size fayda sağlar.

MBA’de ise öğrencilerin fonksiyonel konularda uzmanlaşması hedefleniyor.  Bu belki de lisans derecelerinin yetersizliğinden kaynaklanan bir durumdur. Fonskiyonel konularda daha da uzmanlaşmak isteyenler için MBA biçilmiş kaftan olmakla birlikte, birçok adayın programların içeriğine bakmadan “MBA’li olmak için” bu programlara katılması ileride hüsranla sonuçlanan bir iş arama dönemini de beraberinde getiriyor. İş bulduğunda MBA’li olduğu için müdür olması gerektiğini düşünenlerin sayısının da azımsanmayacak derecede olduğunu gördüğümüzden, “yöneticilerinden memnun olmayan” çalışanların bu denli fazla olmasına şaşırmamak gerek.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Girisimciler Icimizdeki Vizyon Sahibi Kisilerdir

girişimcilik 5 Comments »

Girişimci bir kişilikseniz ve girişimci olmayan bir iş ortamında çalışıyorsanız hem siz hem de sizinle birlikte çalışan bir dolu insanın zor anlar yaşayacak olması kaçınılmaz. Farklı kişiliklerin birlikte çalışabilmesi, ne kendinizi ne de karşınızdakini değiştirmenizle mümkün. Farklılıkları görmek ve en önemlisi kabul etmekle mümkün. Evet’ birçoğumuzun zorlandığı nokta olan “kabullenmek”. Oysa herkes bize benzese ne iyi olurdu değil mi?!! 

Michael Gerber’in “Girişimcilik Tutkusu” adlı kitabında, çalışğı iş yerinden memnun olmadığından ve yöneticisinin yaptığı işi kendisinin kolaylıkla yapabileceğini düşünen teknik bir elemanın kendi işini kurmaya karar vermesini anlatan bir bölüm var. İşte bu bölümde Gerber kendi işini kurmak isteyenlerin sahip olması gereken üç farklı rolü incelemiş: teknisyen, yönetici ve girişimci:

Girişimci, geçmişte değil gelecekte yaşar, ender olarak da günümüze gelir. En mutlu olduğu zamanı, “ya olursa” ve “olduğu zaman” hayallerini kurabildiği anlardır.

Girişimci, değişime ihtiyaç duyduğundan, projelerine katıldığı insanların gözünde büyük bir yıkım yaratır.

Yönetici kişilik pragmatiktir.

Girişimci gelecekte yaşıyorsa, yönetici geçmişte yaşar.

Girişimci kontrole çılgınca bir tutku duyarken, yönetici düzen delisidir.

Girişimci değişikliklerle başarı sağlarken, yönetici statükoya bağlı kalır.

Girişimci olaylardaki fırsatları hemen yakalarken, yönetici problemleri görür.

Yönetici bir ev yapar ve hep orada yaşar.

Girişimci evi inşa eder ve anında bir sonrakini planlamaya başlar.

Yöneticinin işleri düzgün ve özenlidir. Girişimci ise yöneticinin sıraya sokacaği şeyleri yaratır.

Yönetici, girişimcinin arkasından ortalığı toparlayan kişidir. Girişimci olmazsa, temizleyecek birşeyde olmaz.

Yönetici olmazsa işler ve toplum yürümez. Girişimci olmazsa yenilik olmaz.

Teknisyen, yapar.

Teknisyenin ilkesi “ Bir şeyin doğru yapılmasını istiyorsan, kendin yap”tır.

Teknisyen için önemli olan işin hayal edilmesi değil, yapılması gerekli olduğudur.

Girişimci gelecekte, yönetici geçmişte yaşarken, teknisyen günümüzde yaşar.

Girişimci hayal eder, yönetici onu süsler, teknisyen gerçekleştirir.

Hepimizin içinde birer girişimci, yönetici ve teknisyen yatar. Bunların arasındaki dengeyi tutturabilenler, yetkinliği en yüksek olanlardır.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Aradığımızı Bulana Kadar Mutsuz muyuz?

değişim, yönetim, Psikoloji 9 Comments »

Kariyer koçlarının çoğu hala “hangi alanda başarılı olduğunuzu” bulmanın ve “kendinizi tanıdıktan sonra” yeni bir arayışa geçmenizin en doğru yöntem olduğu konusunda ısrarcı. Oysa, University of California, Riverside tarafından yapılan araştırmalar, kariyer koçlarının bu yaklaşımının eski nesil olduğu ve insanın kendini tanıdıktan sonra harekete geçmesinin akıllı bir yöntem olmadığını gösteriyor.

Hayat değişiyor. Bizlerde değişen dünya ile birlikte değişiyoruz.

Insanın kendini tanıması uzun yıllar alıyor. Öyle ki, tam kendimizi anladığımızı düşündüğümüzde, kendimizle ilgili farklı şeyler keşfediyor oluyoruz.

Aslında keşif hiç bitmiyor… çünkü hayat sürekli bir arayış.

Ne istediğimizi bulmanın en iyi yolu farklı işler denemek. Kendimizi tanıdıktan sonra bir iş seçmeye çalışmak hem vakit kaybı hem de hangi işi daha çok sevdiğinizi zorlaştıran bir teknik. Arayış içinde olmak hayatın kendisi.

Ne aradığınızı bulmanın en iyi yoluysa “denemek”. Deneme süreci her zaman mükemmel değildir. Bazen nefret ettiğiniz işlerde ve iş yerlerinde çalışıyor olabilirsiniz. Böylece hangi iş ve ortamlardan hoşlanmadığınızı öğrenirsiniz. Bazen sevdiğiniz işleri yapar ama belli bir süre sonra sıkılabilir, aradığınızın bu olmadığını düşünebilirsiniz. Bu deneyimleriniz yanlış yolda olduğunu zu göstermez. Deneyimleriniz, hayatınızı verimli kılar.

Yükseliş hep yukarı eğimli değildir. Dünyada hiç bir ekonomi sürekli yükselen bir eğilim göstermez. Her yükselişin bir yavaşlayışı olur. Her ürün eğrisinin bir çıkışı birde inişi vardır. Deneyimlerimizde böyledir.

Dolayısıyla, kendinizi tanımanız, hangi işi daha çok sevdiğinizi anlayabilmeniz için beklemektense harekete geçin.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Şirketlere Genel Başvuruda Bulunsak mı?

iş arama 8 Comments »

Aslına bakarsanız, görüşüm, hiç bir şirkete genel başvuru yapılmaması yönünde. Neden mi?

Genel başvuru, aday için “belki bir ümit” ama şirketler için database’lerinin isim sayısını artırmanın bir yolu.

Aday açısından ya ne istediğini bilmemenin göstergesi ya da çaresizliğin bir sonucu.

Ne istediğini bilenler, beklemeyi bilir. Süreç her ne kadar sancılı olsada. Iş bulmanın genel başvurularla mümkün olmadığını bilirler.

İş bulma süreci 6 ayla 1 sene arasında çekebiliyor. Bu yüzden, ilgi alanınızla ilgili çalışmalar yapmanız, fayda sağlayabilecek ortamlara girmeniz, gönüllü çalışmalar yapmanız şansınızı artıracaktır.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Gurur Duyacağınız İş Çıkarmak Size Başarı Getirir.

girişimcilik 5 Comments »

Türkiye’de doğru düzgün Türkçe-İngilizce tercüman olmadığını biliyor muydunuz? 

Nasıl önüne gelen kuaför salonu açabiliyorsa memleketimizde, bir şekilde İngilizce öğrenmiş her vatandaş da tercümanlık yapıyor.  

Türkçeden İngilizceye yapılan çevirilerde ne cümleleri anlamak mümkün ne de verdiğiniz metnin ne demek istediğini kavramanız. Yazılı tercümanlık, sadece cümleleri birebir tercüme edebilmenin ötesinde paragraflar ve metinin tamamı okunduğunda bir anlam bütünlüğü olmasını da gerektirir. Bu da tercümanın, çevirisini yaptığı metni bir İngiliz yada Amerikalıya verdiğinde onların kolaylıkla anlayabileceği hale getirebilmesi demektir.   

Etrafta tonlarca tercüme bürosu var. En alt fiyat kademesinden en üstüne kadar. Ama al birini vur ötekini. Tercümelerin kalitesi felaket.  

Boğaziçi işletme mezunu olduğunuz için iyi tercüme yapabileceksiniz diye bir garanti yok. Ya da Amerika’da 2 yıl yaşadığınız için birden tercüman olamıyorsunuz. 

Başarılı insanlar isimlerini zedeleyecek işlere imza atmıyorlar. Gurur duyacakları işler çıkartıyorlar. Ve bunca vasatlık arasında iyi bir hizmet vermeyi başarabiliyorsanız, şirketler kaliteli işlere hakkını vermekten çekinmiyorlar. 

İşte size bir iş kapısı. Ne yapabilirim diye düşünüyorsanız ve piyasaları darmadağın edecek kalitede tercüme hizmeti vermeyi başarırsanız, karlı bir işe el attınız demektir.   Yoksa vasatların arasında her gün bir tanesi daha ekleniyor.  


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Kariyer Hedefiniz Mi Var? Harika. Ama Malesef Ilgilenmiyoruz.

iş arama, CV 3 Comments »

İş başvurusunda bulunanların bir çoğu, CV’lerine “kariyer hedefini” yazıyor. Sizde yazanlar arasındaysanız neden kariyer hedefinizin şirketleri ilgilendirebileceğini düşünüyorsunuz?

Kısaca, kariyer hedefiniz şirketleri ilgilendirmiyor. 

Şirketleri ilgilendiren, kendi hedeflerine ulaşmalarında onlara nasıl yardımcı olabileceğinizdir.

İşi arayan siz olduğunuz sürece, ilk etapta CV’inizi okuyana “bu iş için en uygun aday” dedirtebilmeniz önemli.  O yüzden CV’inizin en can alıcı noktasını anlamsız kariyer hedefleri ile doldurarark harcamayın. Onun yerine güçlü olduğunuz noktalar hangisi, onlardan bahsedin.

CV, iş görüşmesi kapmak için yazılır. Tek başına işe alınmanız içinse yeterli değildir.

CV yazmayı hafife alan o kadar çok aday var ki. Birçok CV ilk 10 saniye içinde çöp kutusuna giriyor. Sizinki bunların arasında olmasın.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Kariyer mi? O’da Neyin Nesi?

yönetim 9 Comments »

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi yaptığı zamla en düşük İETT şoförlerinin maaşını 2 bin 268 YTL’ye yükseltti. Yapılan zamın ardından İETT şoförünün maaşı 1.939 YTL’den 2 bin 268 YTL’ye çıktı.  Toplu İş Sözleşmesi’ne göre işçiler, ilk yıl yüzde 17 zam, ikinci yıl ise enflasyon oranında zam alacak. Hükümetin ek zam ve yıl içerisinde yaptığı maaş artışlarına rağmen birçok memur İETT şoförlerinin kazandığının yarısını bile alamıyor. Yapılan son zamlarla bir kaymakamın maaşı 2.699, mühendisin 2.268, öğretmenin 1.680, başkomiserin 2.187, uzman doktorun 2.210, hemşirenin 1.412, araştırma görevlisinin 1.687, şube müdürünün ise 1.849 YTL oldu. Bu zammı gören sendika ve İETT çalışanları İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan ıKadir Topbaş’ı da aralarına alarak halay çekti.”

Ilgili Makaleler:

Şans Kapınızı Çaldığında Imkanlara Açık Olun 

Kariyerimiz Bazen Karşımıza Çıkan Imkanlara Bağlı. Ister İnanın, İster İnanmayın 


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Hangi MBA Programı Size Göre?

eğitim 5 Comments »

Üniversite ortamında bulunmak insanı büyülüyor bana kalırsa, özellikle okumaktan, öğrenmekten zevk alanlar için. İlham verici bir ortam…öğrenmeye doyamayan, sürekli araştıran ve paylaşan bir grup insan. Böyle bir ortamdan ayrı kalmak demotive edici bile olabilir!

MBA yapmak artık bir iş bulmak için önemli diyenler arasındaysanız ama MBA’den ne beklediğinizi bilmeden MBA yapıyorsanız, ya harcayacak yeterli paranız ve zamanınız var demektir, ya da ne istediğinizi bulmanın bir yoludur bu. 

MBA’den ne beklediğinizi biliyorsanız, hangi MBA programına başvurmak istediğinizi bulmak için, şu 3 soruya cevap bulmadan harekete geçmeyin:

-        MBA programının içeriği benim beklentilerimi karşılamaya yetiyor mu?

MBA programlarını incelediğinizde hemen hemen hepsinin birbirinin kopyası olduğunu göreceksiniz. Özellikle belirli bir konuda uzmanlaşmayı düşünüyorsanız, arayışınız çok daha fazla zaman alır. Çünkü “genelleştirilmişMBA programları arasından seçim yapmak “al birini vur ötekini” durumunu gözler önüne seriyor. MBA programlarını 10 yıldır takip eden biri olarak bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Dolayısıyla, iş dünyasında bulunmadıysanız, fazla bilgi ve tecrübeniz yoksa, MBA belki sizi tatmin eder. Sonuçta, boşlukların ne olduğunu tam olarak bilmediğinizden, ne verirlerse hoş gözükecektir.

-        Okuyacağım şehir ve ülke, beklentilerimi tatmin edebilecek özelliklere sahip mi?

Girişimci olmak istiyorsanız, girişimciliğin yaygın olduğu bir şehirde okumayı düşünmek akıllı bir adım olur. Teknolojiyle ilgilendiyorsanız, teknolojinin çıkış yerini bulmanız uygun olur. Elbette bu, arayışınızı daha detaylandırmanız anlamına gelir. Yurt dışı eğitim danışmanlık şirketleriyle MBA başvurusunda bulunduğunuzda unutmayın ki, onların temel görevi iş birliği içerisinde oldukları okullara sizi yönlendirmek olacaktır . Seçiminizi yaptıktan sonraysa başvurularınızın yapılmasında çok büyük destekleri olur, ama okul araştırmanızı mümkünse kendiniz yapın.

-        İş dünyasını yeterince anlıyor muyum?

MBA’den ne istediğinizi biliyor ama iş tecrübeniz yoksa, kararınızı gözden geçirin. MBA’iniz olmadan iş bulamıyorsanız, MBA’iniz olduktan sonra iş neden daha kolay bulabileceğinizi düşünün. Sadece bir MBA derecesi iş bulmanız için yeter şart olmayacaktır.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Login