About the author

Related Articles

7 Comments

  1. 1

    Erhan

    Uzun yazacağım.

    Özgür irade – Şartlı refleks / Araştırın demişsiniz

    Evet, normal bir insan araştırır, ama ben araştırmadan yazacağım. Bakalım hayal gücümle Freud’un noktasına ne kadar varabileceğim.

    Şimdi anladığım tanımlar;

    Özgür irade: Bağımsız yorumlama, karar alma ve uygulama
    Şartlı refleks: Bağımlı ve tepkisel yorumlama, karar alma ve uygulama

    Bu arada ben ilkiyim, çocukluğumdan beri isyankardım ama isyanımda hep bir mantık vardı.

    Belki de küçük yaşlarda isyan etme sanatını babam vesilesiyle öğrendim, babamın ahlak ve mantık dışı hareketleri vesilesiyle. Örnek olarak geceleyin evimize çağırdığım arkadaşlarımı babamın evden kovması ve benim de zor duruma düşüp, babama küfredip, arkadaşlarımla Maçka parkında sabahlamamızı verebilirim. Bunun gibi sadece babam değil, birçok ahlak ve mantık dışı hareket eden insanlar bana isyan sanatını namıdeğer ‘Art of Rebellion’ı öğretti.

    Dikkat ederseniz burada keyfi ve nefsi bir isyan yok, bu isyan gayet mantıklı bir isyan düşüncesindeyim.

    Cesaret – Olgunlaşmak – Maslow

    Maslow şanslı bir vatandaş ki namı kalmış, boş verelim onu, dünya ne adsız Maslow’lar gördü, görüyor ve görecek… Bu dediğim de bu arada her ikon için geçerli bir görüşüm.

    Evet, bu gezegen söz konusuysa burada olgunlaşmak “cesaret” ister.

    Çünkü cesareti olmayan kişi bu dünyada gerçeklerle yüzleşemez. Gerçeklerle yüzleşmeye cesareti olmayan ve herşeye eyvallah deyip geçen bir adamdan gerçeklere vakıf olmamasından dolayı olgunluk da bekleyemeyiz. Böyle çok beyaz saçlı adam var bu dünyada, çok politikacı, şirket sahibi ve şirket yöneticisi insan var. Onların olgunluk tanımı, içi boş bir biyolojik yaşta, koca bir göbekte, beyaz bir saçta, tonlarca para ve imkanda ve yüksek mevkilerde…

    Olgunluk nedir gerçekten?

    – Çocuğu bir soru sorduğu zaman o soruya uygun toplum klişesi bir kalıbı cevap olarak verip durumu denetlemek midir?

    – Hiyerarşik bir düzende üstünün karşısında eriyen bir kişinin altlarının karşısına geçtiğinde konuşurken Mesut Yılmaz duruşu yapması mıdır?

    – Zihni aktivitesi vasat konumda olan birisinin sorulan sorulara arkasına dayanıp ağır ağır cevap vermesi midir?

    – Evrenin bilgi okyanusunda bir damla öğrenip bir kimliğe bürünen bir “uzman”ın kendi çapında insanları yönlendirmesi midir?

    Bu örnekler daha çok uzar…

    Sizlerin çizgisini bilmiyorum ama ben bu dünyada düşündükçe, gözlemledikçe ve cesaretli olarak yeni yaklaşım ve gerçeklere ulaştıkça kendime “Abi, sen nasıl bir dünyada doğmuşsun?” diyorum.

    Çok az okuyorum, daha çok düşünüyorum ve gözlemliyorum, benim olgunlaşma çizgim de bu. Kafamda bir dolu yazarın, felsefecinin, gazetecinin vb. insanın düşüncelerini bir salata haline getireceğime, yalın ve özgün bir düşünce sistemi kuruyorum. Sadece bana özel ve bana ait.

    Özellikle 16-18 yaş itibariyle ne bulursa okuyan gençliğe üzülüyorum. Beyinleri yıkanıyor. Şunu kimse anlayamıyor. Her insanda düşünme yeteneği vardır, normal IQ’lu bir insan bile gayret etse kendi düşünce ve ahlak sistemini bir yerlere getirebilir. Ama ne yapılıyor? Ya hiç kitap okunmadan televizyondan etkilenmiş kimlikler oluşturuluyor, ya da bol bol kitap okunup beyin bir Brittanica ansiklopedisi gibi karmakarışık ve tasnifsiz bilgi yığınlarıyla dolduruluyor.

    Özellikle bu ikinci kesim obez Amerikalılara çok benziyor. Ne bulursa yiyen ve yediklerini çiğnemeden ve öğütmeden yutan Amerikalılar gibi. Postmodern bir hırs uğruna ne bulursam okuyum derseniz ve bilgileri hazmetmezseniz mideniz bozulur, metabolizmanız değişir ve obez olursunuz, yani kaotik bir düşünce ve davranış yapısına sahip olursunuz. Ama bu bilgiyi sizden daha az okuyan veya okumayıp televizyon seyredenlere satarsanız iyi bir geri besleme alırsınız ve bu kaostan da kurtulmuş olursunuz. Çünkü kaostaki sol beyini pozitif geri beslemelerle beslenen sağ beyin dengeye getirir. Siz de hiçbirşeyin farkında olmadan kendi çapınızda mutlu olursunuz.

    Ben kendimi örnek vereyim, eğer o eser değerliyse bırakın bir adet kitabı bazen bir cümleyi saatlerce düşünme ihtiyacında bulunuyorum ve biliyorum ki böyle insanlar var ama gerçekten çok nadirler.

    Evet, hepimizde bu düşünme ve gözlem potansiyeli var, peki neden biz değişmek, gelişmek ve olgunlaşmak için kendi kaynağımızı kullanmıyoruz?

    Neden başkalarına bağımlıyız?

    Neden özgün değiliz?

    Neden bu dünya üretim bandı, biz de ürünler gibiyiz?

    Üretim bandında en son safhada paketlenen her ürün olmuştur, olgunlaşmıştır yanılgısı çok can yakıyor, bir sürü beyaz saçlı çocuğa kaderimizi emanet ediyoruz.

    Bir de bu beyaz saçlı çocukların daha genç evlatları var ülke ve endüstrisini yönlendiren. Hepsinin sevdiği oyuncak para, mal, şöhret.. Bunlarla kendi çaplarında bir olgunluk seviyesi tanımlıyorlar kendilerine.

    Bu dünyayı yazmaya klavye dayanmaz ama ben size kendi gerçekliğimi söyleyim. Bu söyleyeceklerimin sonunda depresyonda olduğumun fikrine varabilirsiniz. Evet, eskiden olurdu depresyon bu gibi durumlarda, ama muhtemel olgunluk seviyemden dolayı şimdilerde pek olmuyor.

    Söyleyeceğim şu ki, gerçeklere cesaretle yaklaşıp ulaştıkça ve dolayısıyla olgunlaştıkça görüyorum ki, bu dünya bir oyun alanı olarak tasarlanmamasına rağmen resmen bir oyun alanı olmuş ve 6 milyardan çıkacak akıllı adam sayısı çok az. Herkes bencil olmuş, dilencileri azarlar, kaçar, yardım etmez olmuş, insan değeri biçilmez bir varlık iken bütün dünya madde ve maddelerin arkasından koşar olmuş, bunun için birbirini kırar, kazıklar olmuş, milliyetçilik gibi sapıkça kavramlar oluşturulmuş, maddeler ve insanlar tanrılaştırılmış olmuş, bu dünya şeytanın eline geçmiş de ağlayanı çok az olmuş.

    Umarım değer.

    Reply
  2. 2

    Nihat

    Buradaki Gelişmek: becerileri yükseltmek, yeni beceriler/yetiler elde etme fikir üretmek anlamına geliyor.

    işarayan/çalışan için aranılan bir özellik olmalı. Ya da desteklenmeli, Değil mi?? Mantık evet diyor. Ya gerçek?

    Bir çok yerde özgür irade gösteren ya da kendilerini geliştirmiş bir çok yetisi olan kişiler istenmeyen kişi olarak görülüyor. Sebeb basit ya yönetici kendisini eksik görüyor ya da ik daki kişi için üstünde otorite kurulamaz kişi olarak görünüyorsunuz.
    Taze bir örnek kendimden. Son başvurduğum iki yerden şu bilgi geldi. “Daha düşük vasıflarda personel arıyoruz. İş ve/veya ücret tatmin etmeyecektir.” Bu bilgi o firmada çalışan arkadaşlarımın bana iletmesi gelen orjinal cevap daha politik “etkilendik fakat farklı bir aday üzerinde tercihimizi kullandık … bla bla bla”

    Yıllardır kendimi geliştirmekle zaman harcadım. Hem işimin gereği zaruri gelişmeler hem tecrübelerin kattıkları hem de farklı konularda araştırmaların getirdiği gelişmeler.

    Ülkemizde gelişmiş personel aranıyor sanıyoruz ama çokca gördüğümüz amiri tarafından kolaylıkla yönlendirilebilen veya hataları üstüne yıkabilecekleri biriyle aynı okuldan mezun olmak/aynı takımı tutmak, saçı/ gözleri/sesi hoşa gitmesi gibi garip etkenler mevcut.

    İK bölümlerinin çokca maaş pazarlığı yapması ilk önermeyi getiriyor. Baskı kurabileceğiniz yönlendirebileceğiniz birine düşük maaş verebilirsiniz böylece patrona daha ucuza eleman buldum diyebilirsiniz. Ne de olsa patron yararlılık konusunda araştırma yapacak kadar vakti yok. yararlı olmazsa dışarda çok kişi var.

    Gelişme eksi yönde teşvik ediliyor demek oluyor bu da. 10 yıllık tecrübeli bir çok şey başarmış insanlar yüksek maaş ister/koltuğumdan eder/işsiz kaldıysa kötüdür vb mazeretlerle iş bulamazken 2 yıllık tecrübesi bile olmayan birisini yönetici olarak görebiliyorsunuz.

    Şahsen kendini geliştirmek bence işsiz kalmaya değer. Özgür iradenizi kullanmadan iş yapmak sadece hayatta kalmak için çabalayan sürekli yiyecek arayan canlılar haline getirir bizi. İnsan olmaktan uzaklaştırır.

    Ülkemiz yöneticilerinin uzun vadeli düşünmesi sayesinde kendini geliştiren insanların daha değerli hale gelmesini sağlar.

    İk bölümlerinin de düşük maaş yerine yüksek personeli önplanda tutması maaş pazarlığını patron ile yapması firmalar için yararlı olacaktır vasıflı personelin çalışır halde olmasını sağlayacaktır. Yoksa daha çok batan firmalar görürüz. ik bölümlerininin yanlış/ucuz personel seçimlerinin firmayı batıracağını farketmesi belki mümkün olur?

    Gelişme kullanmanıza engel olanlar varsa yaşamınız için zararlı bir özellik haline gelecektir.

    Reply
  3. 3

    Erhan

    Nihat, gerçekten çok güzel konuşmuşsun. Katılıyorum.

    Bu overqualified olayı her çalışan pazarında var. Ama Türk pazarında overqualified olmak çok daha fazla kontrastlık doğuruyor. Çünkü Türk pazarının çalışandan beklenen ortalama gereksinimi dış pazarlardan daha düşük.

    Yani Türkiye’de overqualified olarak iş bulma süren daha fazla.

    Bir de tüm çalışan pazarlarının ortak özelliği kağıt eliminasyonu. Kurumsal şirketler sektöre göre ve özellikle kağıttta yazan gereksinimlere göre pozisyon bütçe aralığı hazırlarlar. Sen overqualified isen büyük olasılıkla şirketin o posizyona ait bütçe aralığını aşarken, pozisyon gereksinimlerinin ötesinde kalan özelliklerin de o pozisyon hedeflerinin dışında kalıyor ve bir kullanılırbilirliği kalmıyor zaten. Mesela kağıt gereksinimleri ötesinde yer almış artı bir yabancı dil veya program bilgisi gibi.

    Yapılacak en mantıklı şey, sabırla sadece kendi profiline eşdeğer pozisyonlara başvurmak ve bu arada girişimcilik fırsatlarını kollamak. Girişimcilik demek tüm potansiyelini sınırsızca ve istediğin gibi kullanmak demek, bu da güzel birşey, o kadar gelişim emeklerinin karşılığını alabileceğin bir platform.

    Ben kendimden biliyorum, kendi profilinin alt seviyesindeki bir işte çalışmak sana sinir harbi ve mutsuzluktan başka birşey vermiyor. Sakın! 🙂

    Reply
  4. Pingback: Gelişmek ve Olgunlaşmak Cesaret mi İster? | KARDEP

  5. 4

    Yaprak Alçıvan

    Fatmanur hanımcım, son paragrafınız nefis. Kesinlikle kolay değil. Hayat şartları bazılarına gülüyor bazılarına gülmüyor. Hepsinin sorumlusu “benmi”. Ben işin içinden henüz çıkamadım. Kendi hayat yolculuğumda arıyorum cevabını. Sevgilerimle, teşekkürlerimle.

    Reply
  6. 5

    thang may

    gia dinh mitsubishi sakura thiet ke Thang May Fuji Thoi Trang Nam Can Tho Phu Nu Mang Thai Can An Gi Can Lap Dat Thang May Gia dinh Nghi Tai do Son Resort

    Reply
  7. 6

    thang may gia dinh

    gia dinh mitsubishi sakura thiet ke Tre 6 Thang May Can Thoi Trang Tai Can Tho 10 Phu Nu Quyen Luc Can Lap Thang May Gia dinh Vo Nguyen Giap

    Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

2018 @ Tasarım ve Kodlama Albatros ♥ Tasarım'a Aittir.