Kaç yaşında olduğunuz önemli değil. Hangi jenerasyonun insanı olduğunuz da önemli değil.
Eğer bugün dünyayı kasıp kavuran bir sosyal medya furyası varsa ve sizler buna sadece birer “izleyici” ya da “dinleyici” olarak katılıyorsanız, yeniliklere kapalı olduğunuzu söyleyebiliriz.
Herkes sosyal medyayı kullanmak zorunda mı?
Hayatta hiç birşeyin zorunluluğu yok. Ancak insanlar sosyal varlıklar ve sosyal mecralar tüm alışkanlıklarımızı ve davranışlarımızı toptan değiştiren bir iletişim aracı. Hayatımızı ciddi anlamda değiştiriyor. Bu satırları okurken “hadi canım sende diyorsanız” ama yine de merak ediyorsanız, söyleyeceklerime kulak verin…
Amish değilseniz, cep telefonu kullanıyorsunuzdur. En kötüsü, kaldı mı bilmem ama, ev telefonunuz vardır. Hayatın bir parçası hatta vazgeçilmez bir parçası telefonlar. Aynı sosyal medya gibi…sadece bazılarımız daha erken fark ediyoruz, daha fazla meraklıyız ve dünyayı kavuran, hepimizi derinden etkileyen bu gelişmelere daha açığız. Bir gün herkes sosyal medya’da olacak. Aynı telefon kullanır gibi. Aynı email kullanmaya alıştığımız gibi…
Sosyal Medya hayatımızın vazgeçilmezi, sevsenizde sevmesenizde. Dirensenizde direnmesenizde.
Mesela email kullanmak eski devirde kaldı. Bizler gibi sosyal medya ile iç içe olanlar facebook, google + ve friendfeed ya da twitter üzerinden haberleşiyor. Email yazmak biraz daha resmi ve uzun iş gibi duruyor. Teknolojiyi az biraz takip ediyorsanız, mutlaka skype kullanıyorsunuzdur. Yakında skype cep telefonuna gerek bıraktırmayacak. Mesela. Ya da bakın, nostaljik kitap okumayı sevenler artık online kitap okumaya alışacak. Kitap devri geçmiyor, sadece onu nasıl okuduğumuz değişiyor.
Deniyor ki alanında en başarılı olanlar (genellikle CEO’lardan ve üst düzey yönetim kurullarından bahsediliyor) sosyal medya ile uğraşmıyor. Sosyal Medya kullanımını alanında en başarılı olamamakla özdeşleştiren garip bir durum var burada. Bu iki durum birbirinden çok bağımsız. Zira, gülüp geçmek en iyisi. Bakın, Napster’ın kurucusu Sean Parker, Facebook kurucusu Mark Zuckerberg, Google kurucuları Sergey Brin ve Larry Page, Coca Cola x-CMO’su Sergio Zyman, Apple eski CMO’su Guy Kazawasaki daha bir dolu çok başarılı CEO Business Week listesinde yer alıyor. Yeniliklere açık olanlar işte bunlar. Kendinize kimleri örnek aldığınıza bir daha bakın…
Yeniliklere sosyal medya’yı burun kıvıracak kadar kapalı olan CEO’lar günü daha iyi takip edebilseydi ya da ekiplerinde ki danışmanları dinleselerdi sosyal mecraların daha etkin kullanımı için şirketlerini harekete geçirirlerdi. Hatta kendilerinin sosyal medyada olmasının liderlik iletişimlerine katacağı artıyı göz ardı etmiş olmazlardı. Bunun da ötesinde satış kanallarını, kurum itibarlarını çok daha farklı noktalara çekebilirlerdi.
Alanında ki en başarılı CEO’ların sosyal medyada aktif olmaması yeniliklere uzak olduklarını gösteriyor. Çünkü bu değişim her birimizi çok yakından ilgilendiriyor. Skype telefon ücretlerinizi minimize ediyor, şirket içi facebook uygulamaları ya da chat sistemleri büyük şirketlerin iletişimini hızlandırıyor, e-ticaret uygulamaları şirketlerin finansal gücünü artırıyor, twitter gibi araçlar toplumun duyarlılıklarını görmemizi ve duymamızı sağlıyor.
CEO’ların sosyal medya ile ilgilenmemelerini “önemli insanlar sosyal medya ile uğraşmaz” sonucuna bağlayanların ciddi bir mantık hatası yaptıklarını üzülerek bildiririm. Zira, yüzyılın en büyük değişimine merak sarmamak, ayakta uyumanın en önemli belirtisidir.
Örneğin Brightwell Holding CEO’su Alphan Manas bir blog yazarı. Aktif bir facebook kullanıcısı. Sosyal Medya’dan anlıyor, destekliyor, aktif kullanıyor. Sebebi önemsiz bir CEO olması elbette değil. Başarısız olması kesinlikle değil. Sebebi, yeniliklere açık olması, yenilikleri takip edebiliyor olması. Ve en önemlisi, CEO olmayı gözünde fazla büyütmüyor olması.
Obama’nın Facebook üzerinden yaptığı sosyal medya kampanyasıyla oyları toplaması Obama’nın önemsiz olduğunu göstermiyor tahmin ederim. Seçimlerin arkasından Mark Zuckerberg’i ziyarete gitmiş olması, dünyayı değiştiren böyle bir mecraya imza attığı için onu tebrik etmesi, kendi facebook fan sayfasına önem vermesi hatta Facebook’dan metin yazarını ekibine transfer etmesi Obama’nın dünyanın yeniliklerine açık olduğunun kanıtı değildir de nedir?
Görüş açısı önemlidir. Kimin görüş açısını örnek aldığınız daha da önemlidir. Bundan da önemlisi kendi görüş açınızı bulmanız ve o doğrultuda hareket edebilmenizdir.
Mesela, Türkiye inovasyon odaklı bir ülke henüz değil. Inovasyonun temelinde “etkileşim” yatar. Jarod Diamond’un yaptığı araştırmalarda kültürlerarası etkileşime uzak toplumların inovasyona uzak olduğu ortaya çıkıyor.
Mesela Japonlar çok iyi kopya edebilme özellikleriyle ün saldılar. Biz ne inovasyonu becerebiliyoruz ne de çok iyi kopya çekebilmeyi. O yüzden bırakın eskinin CEO’larının nasıl davrandığına bakmayı, geleceği nasıl yaratmak istiyoruz ona bakın. Geleceği bizler şekillendiriyoruz. Bizler gelişmeleri daha farklı değerlendiriyoruz. Bizler bazen daha öngörülü davranabiliyoruz. Eskiler ne pahasına olursa olsun yükselmeyi önemli saydı. Bizler, toplumla ve doğayla barışık sağlıklı bir hayatı savunuyoruz. Eskiler liderlikle kafayı bozdu, lider yetiştirmenin kurallarını dayattı. Bizler liderliğin kuralları olmadığını biliyoruz, kalıplara sıkıştırılmış liderlikle uğraşmıyor, özümüz neyse onu alıp, geliştirip, inandıklarımız ve yaşam değerlerimiz doğrultusunda hareket etmeye gayret ediyoruz.
Sosyal Medya’ya burun kıvıran süper başarılı CEO’ların bazıları bizlere kirli hava bıraktılar, suyumuzu tükettiler, enerji kaynaklarımızı azalttılar. En büyük değerin “para kazanmak, ünlü olmak, başarı elde etmek” olduğunu içimize işlediler. Bizler çalışırken temiz havayı geri getirmeyi başarı sayıyoruz. Kazandığımız parayı gücümüz ve ünvanımızı göstermek için değil, dünyanın su kaynaklarını korumak, açlıkla savaşmak için kazanmayı tercih ediyoruz. Sosyal medya’yı kullanıp etkili bir insan olmayı içinde bulunduğumuz toplumlara vizyon kazandırmak ve fayda sağlamak için kullanıyoruz. Hiyerarşik yapıyı sosyal medyada kaldırıyoruz. Insanlara insan oldukları için bakmayı tercih ediyoruz.
Bunları yaparken de eğleniyoruz. Bazen ileri gidiyor, narsistik eğilimlerimizi ortaya çıkartıyoruz. Gülüp eğleniyoruz. Zaman zaman hata yapıyoruz. Hep ulvi değerler için yaşamıyoruz; bazen kazandıklarımızı Prada’lara, Tumi’lere yatırıyoruz. En önemlisi daha geniş bir kitle ile temastayız ve deneyimlerimizi genişleterek öğreniyoruz. Open Courseware Movement’ı duyuşsunuzdur. Dünyanın dört bir yanında ki 300 üniversite derslerini sosyal medya aracılığıyla herkese açtı. Harvard, Stanford, Yale, MIT gibi üniversitelerden oturduğunuz yerden ders almanıza imkan veriyor. Bizler bu fırsatları yakalıyor, korumacı değil, paylaşımcı bir kültür yaratarak ilerliyoruz. Kısacası, sosyal medyanın müdavimleri meraklı ve yeniliklere meraklı. Onları destekleyelim ki dünyayı yerinden oynatacak bir sonra ki gelişmeler ve yenilikler içimizden çıksın.






5 Comments
mirpenç
Gerçekten çevremize de baktığımızda sosyal medya üzerinden öz eleştriler çok fazla hem de olumsuz yönde bunun sebebinin de yaş oranı çok düşük olanların amacına uygun kullanmamması veya kullmanmayı bilmemesi bence kendi adıma söylersem ben de kullanmaktaan yana değildim çünkü yazınızda da söylediğiniz gibi hep yeniliklere açık olmayanların yolunda gittim sosyal medyadan küçük yaştakilerin nasıl faydalanmaları gerekir sizce? benim en çok sıkıntı duyduğum nokta olması nedeniyle soruyorum
Gökçe
Bence sosyal medya kurumları, şirketleri, organizasyonları insanlara daha çok yaklaştırıyor. Şöyle ki, dışarıdan ulaşılmaz gibi görünen kurumlar, şirket liderleri, CEO’lar sosyal medyada aktif olduklarinda, onların da insan olduklarını hatırlıyoruz ve bu bizi o kurumlara daha da yaklaştırıyor. Medyada görmeye alışık olduğumuz soğuk basın bültenlerindense, ne yaptıklarını, ne hissettiklerini bizzat kendilerinden duymak çok daha etkili oluyor. Sosyal medyanın aynı zamanda kurumları transparanlaştırdığına da inanıyorum. Bilinmeyen olmaktan çıkıp, takipçilerinin nabzını ölçme fırsatı elde ediyorlar. Yazınızda yazdıklarınızın tamamına katılıyorum, umuyoruz ki ileriki dönemlerde sosyal medyanın çok daha iyi kullanımına şahit olacağız.
Fatmanur Erdogan
Mirpenc merhaba,
Dediklerin dogru. Hatirlamamiz gereken her yeni seyi ogrenirken tokezlemenin mumkun oldugu ve ayrica her yaptigimiz seyde kucuk bir yuzde konuyu kotuye kullanabilir.
Onemli olan bir isi %1 populasyon yanlis kullaniyor diye %99 umuzu cezalandirmamak. Dunyaya bakarsak cogu sistem bu “garip” mantik uzerine kurulu. Korumaci olmadigini dusunmekle davranmak arasinda ki farka iyi bir ornek belki de
Fatmanur Erdogan
Gokce, cok iyi ozetlemissin, tesekkurler. Ozellikle transparan olma konusu ozellikle kurum ici iletisim ve projelerin verimliliginde cok etkili, bu da sosyal medyanin diger bir artisi, bir cogumuzun atladigi bir nokta.
cenk aladağ
Mesela Japonlar çok iyi kopya edebilme özellikleriyle ün saldılar değil çinliler onlar.
ben de sosyal medya kullanmıyorum çünkü saçmalıktan ibaret facebook twitter bunlar ne işe yarar allahaşkına boş boş mesajlaşmaktan başka facebookta bir ceo ne bulabilir dünya ekonomik trendi facebookta mı onun yerine belgesel izlese daha karlı çıkar ayna diye bir belgesel vardı orada bir işadamı afrikalıların ölülerini battaniyeye sardıklarını görüp oraya yuklu miktarda battaniye satmış mesela