Bazen Türkiye’de yaşamanın en büyük zorluklarından birinin bir sorunu gidermek için harcamak zorunda kaldığınız inanılmaz çaba ve zaman olduğunu düşünüyorum. Bu zaman ve çabanın da sadece “bazen” sonuç getiriyor olması ve çoğunlukla verilen servislerin yetersizliğinin vermiş olduğu bezmişlik insanı psikolojik olarak yoruyor.
Amerika’da yaşadığım yıllarda DSL servisimi bağlattığımda, hayret edilecek kadar başarılı bir kitapçık size ne yapmanız gerektiğini anlatıyordu. Müthiş hızlı bir bağlantım vardı. O zamanlar Türkiye’de henüz DSL falan yoktu elbet. Türkiyede ki arkadaşlar bağlantımı nasıl sürekli açık bırakabildiğime şaşıyordu. Bağlantı hızımdan sonra beni memnun eden diğer bir konunun bağlantı ile ilgili hiç bir sorun yaşamamış olmam olduğunu yeni farkediyorum.
İstanbul’da sunulan en hızlı DSL bağlantısına sahibim. Yani Türk Telekom öyle söylüyor. Ben de karşılığında bir ücret ödüyorum. Ama bağlantım eskiden “arada bir giderdi” tolere edebiliyordum, fakat özellikle son aylarda hemen hemen hiç yok gibi. Türk Telekoma karşı artık sabrım kalmadı.
Benimde aklıma şöyle bir fikir geldi.
Eminim ben bu yaşadıklarımda tek değilim. Dolayısıyla benim gibi teknik servislerinde sorun yaşayan ve bu sorunlarla uğraşmak için zaman harcamaya vakti ve sabrı kalmayan birçok kişi olduğuna eminim. Örneğin, Freelance bir IT uzmanı “IT Destek Servis” hizmeti sunsa ve deseki “tüm bilgisayar, DSL vs” tarzı teknik sorunlarınızla kişisel olarak ilgileniyor, sorunlarınızı sizin yerinize biz çözüyoruz. Servisimiz 24/7”. Ben böyle bir hizmet için ücret ödemeye hazırım. Bağlıntısı olmayan bir DSL hizmetine ayda X TL veriyorsam, verdiği servisi işe yarayan bir freelance teknik danışmana sorun çözme başına 2 x X TL vermeye razıyım.
Bu tür hizmetleri Amerika’da genelde yaşlı ve teknolojiden anlamayanlara ama torunlarıyla, çocuklarıyla görüşebilmek için Internet bağlantısına ihtiyacı olanlara ve sosyal platformları kolaylıkla kullanabilmelerini sağlamak için hizmet veren arkadaşlarım vardı. Çok da iyi kazançları vardı.
Diyelim ki üniversite öğrencisisiniz, teknik bilginiz “süper” ve “hizmet anlayışınız”a güveniyorsunuz. İşte size 8 saatte masa başında oturup da kazanamayacağınız bir iş imkanı!


9 Comments
Murat
IT sektorunde calisiyorum, bir arada malum kuruma DSL projeleri yapan uluslararasi bir firmanın Türkiye ofisinde çalıştım.
DSL konusunda hattım neredeyse hiç düşmüyor ama özellikle yurtdışı sitelere yönelik bir yavaşlık gözle görülür şekilde arttı. (4 Mbit kullaniyorum)
Senaryo kuruyorum “arıza açıyorum, TT bakıyor hatta, kardeşim hattınız oturmuş diyor, hattım yavaş çalışıyor desemde kesin razı edemem ben şimdi bunları” şeklinde bir senaryo çıkıyor.
Sonra düşünüyorum dertsiz başımı ne yorcam diyorum yavas yavas takiliyorum. Sanki dialup ken daha az sorun vardı.
Bence o önerdiğiniz yontem işe yaramaz, yurtdışında emege saygı var.
Sen hele bir bu sorunu çöz sonraki arıza da bakarız çaresine, ehehehe len deliğanlı bunu bizim oğlanda yapardı ama derslerine çalışsın diye sormadık, kardeş bu para bu işe çok türünden tepkilerle uğraşmak isteyen varsa başarılar.
Bir yazılımın ücreti olabileceğini zar zor yerleştirdik diyemem ki daha open source yazılımı anlatmamız lazım. O konu hiç oturmaz Türkiye’de
Yine de inşallah dilediğiniz gibi olur. Ben yanılırım ve bu konuda yanılmayı cidden istiyorum.
Kemal Can
Ne güzel kurgu ya, sizin için size özel bir firma açılsın. DSL pardon ADSL ( asimetrik takısını unutmayalım, malum download 4mb ama upload 1mb de surunuyor) sorunlarınız için firma açılsın 🙂
ABD yi tanımışsınız ama ülkemiz çok farklı. Ülkeleri yemeklerle tanımlasak bizim ülkemiz sanırım AŞURE ile tanımlanırdı.
TV deki dizilerin insanların hayatlarına yön verdiği, dizideki repliklerin ertesi gün okullarda öğrenciler tarafından birbirlerine söylendiği, köylerden kentlere göçün o kadar hızlı olduğu bir ülkede yaşıyoruz ki, tabi bu hız sadece değişimde kendini göstermiyor. 4. leventten fatihe bir gidin, insanlar hala bulaşık sularını zahmete katlanıp camdan aşağı atıyorlar hem de mutfaklarında haricen bir ücret ödemedikleri lavabo varken. Fatihten karşıya geçin kadıköyden biraz yukarı hasanpaşayı geçince Mandıra caddesi başlar, caddenin hasanpaşa girişinde kahvehaneler o kadar yoğundur ki, fakirlikde doğru orantılı, göztepe yönüne ilerleyin bir kahvehane bulamazsınız, tabi fakirlikte. Bu uçurum 1 km gibi bir mesafede yaşanıyor.
Yurtdışında şöyleydi böyleydi… Hesap sormayı kim biliyor, soru sormayı kim biliyor, konuşmayı kim biliyor, iletişimi kim kurabiliyor?
Telekoma verdiğiniz ücretin hesabını sormazsanız, parasını ödeyip de hizmeti alamazsanız, yargı yolu açıktır. Bir insan ya da kuruma onun anlayacağı dil ile rahatsızlığını belirtmezseniz o sizi nasıl anlasın ki?
Sizin iş fikri dediğinize biz cehalet diyoruz.
Fatmanur Erdogan
Söylediklerinde haklısın Kemal.
Telekoma verdiğim ücretin hesabını sordum. Cevap alamadığımdan- parasını ödeyip hizmet alamadığım içinde- rakip şirkete geçmeyi daha uygun buldum. Yargı yoluyla işimin senelerce sürümcemede kaldığını biliyorum (tecrübelerim sayesinde).
Türkiye sadece fakirliklerin yaşandığı bir ülke değil. Benim önerdiğim çözümün de doğru yerde doğru zamanda uygulandığında hiç de fena fikir olmadığını düşünüyorum. Elbette bu servisi bahsettiğiniz bölgelerde sunmaya kalkarsanız hüsrana uğrarsınız! Girişimcilik farklı yeteneklere sahip olmayı gerektiriyor.
Murat
Esasinda rakip sirket diye bir kavram yok, herkes bir şekilde TT omurgasına bağlı.
Olması gereken TT nin uç kullanıcıyı bırakıp omurga yonetimine kanalize olmasıdır ha tabi bunuda yurtdisindaki omurga yoneticilerinin yaptigi gibi yapmasidir ama milyonlarca kisiden her ay deli gibi para kesmek varken niye bu tarz profosyonel bir tavir icine girsinki 🙂
Fatmanur Erdogan
Evet Murat, orası öyle:) Kötüler arasında iyisini seçmek demek belki daha iyi olur. En azından şimdi daha az ücret ödeyerek daha hızlı bağlantı hizmeti alıyorum.
Zafer Yılmaz
Dediğiniz konu sanırım Outsource olarak biliniyor. Ben bu konuyu eski çalıştığım şirketteki pek samimi olmadığım iş arkadaşlarıma yapmıştım. Malum IT departmanındakiler teknoloji konularında “One man army” sıfatlarıyla anılırlar. Fazla kazanmasamda, tatmin edici diyebilirim. Ayrıca yine kurduğum blog sayesinde başka bir internet sitesinden iş teklifi aldım. Şu anda hem çalışıyorum, hem bu sitenin haber kısmını toparlamaya çalışıyorum. Böyle böyle derken; seminerler ve ürün incelemelerine kadar uzandı aldığım sorumluluklar. İşin zevkini kavradıktan sonra daha bir hevesle yaklaşıyorsunuz olaya. Diyeceğim şudur ki, mutlaka biryerlerden başlamak, azla yetinmeyi öğrenmek lazım; sonrası zaten çorap söküğü gibi geliyor.
Kemal Can
resim doğrulamadaki kelime şanssızlığıma “blood”tu 🙂
Zafer Bey, her değişken tanımlı ise veya her tanımlı değişkenler tanımsız değişkenlerden fazla ise simetrik strateji uygularız. Bahsi geçen iş konusunda bence simetrik strateji uygulanması gerekir ki bu iş konusunda ülkemizde başarı sağlanması zordur.
Sizin blog ama maceranız asimetrik olmuş. Hayırlı olsun. Eskiden virabismallah denir denize açılınır, ya kısmet denir olta sallanırdı… şimdi internette “du bakalım yapalım gitsin” ve “şöyle bir şey yapayım insanların hoşuna gitsi veya şaşırsın vs. ” gibi niyetlerle asimetrik stratejilerin uygulanlarıyla işler dönüyor…
kpss
güzel bir yazı olmuş ellerinize sağlık. “
kpss
güzel yazı olmuş sağolun ayrıca bu capta ne acaip kabul etmiyor yazdıklarını