Kariyer Arayışı

kariyer No Comments »

Bana kalırsa insanın doğru kariyeri seçip seçmediğini anlaması bazen epey bir zaman alıyor. Bazılarımız, elimize geçen fırsatları değerlendiriyor ve doğru seçim yaptığımıza inanıyoruz, bazılarımızda kariyerimizde yükseldikten sonra aslında içinde bulunduğumuz ortamın bize göre olmadığını sonunda kendimize itiraf edip, cesaretimizi de toplayarak başka bir yöne doğru adım atıyoruz. Diğer bir grup ise bir şekilde seçmiş olduğu yolda öyle yada böyle ağır aksak devam ediyor.

Türkiye’de bilinçli seçim yapanların ve kariyerinden memnun olanların sayısı nedir bilemiyorum. Acaba bizi kariyerimizden başka bir yöne iten nedenler yaptığımız işi mi sevmiyor olmamız, yoksa çalıştığımız şirket ortamından memnuniyetsizliğimiz mı şirket kültürünün bize uygun olmaması mı yoksa yönetim sorunları mı?

Cevap vermesi kolay olmayan sorular bunlar. Özellikle birkaç şirkette iş deneyimi olmayanlar için…

Eğer yaptığınız iş’den zevk alıyorsanız, kariyer değiştirmek yerine şirket değiştirmeyi deneyin. Büyük bir şirkette çalışıyorsanız, küçük girişimci şirketlerde çalışmayı deneyin. Büyük şirketlerde bürokrasi ve uzun karar süreçleri ile uğraşıp, kocaman bir denizde küçük bir balık olmaktansa küçük bir şirkette daha fazla yetkiyi tercih etmeyi deneyin. Esnek hareket etme imkanı hem size işlerin nasıl yapıldığını öğrenmenize imkan verecek hemde daha kuvvetli bir karar alma sistemi geliştirmenizi sağlayacak. Büyük şirketlerde 10 farklı kişinin onayı ile ancak yapabileceğiniz basit bir işi, tek başınıza karar vererek halledebilirsiniz.

Eğer iş hayatınızda düzen, kural, sistem arıyorsanız, o zaman belki de büyük ve kurumsallaşmış yapılar sizin için daha uygun olabilir.

Büyük şirketlerde daha formal yapılar mevcut olurken, küçük/orta ölçekli şirketlerde daha samimi ortamlar bulabilirsiniz.

Eğer çalıştığınız şirket rotasyon imkanı sağlıyorsa, belki bu yöntemle ilgi alanınızı keşfetmeniz daha rahat olabilir.

Geçen haftasonu gazetelerde Management Trainee programlarından bahsediliyordu. Yeni mezunlar için ilginç bir alternatif olabilir Management Trainee olarak işe başlamak. Bu konuda Finansbank’ın tercihi ise tüm elemanlarına “potansiyel yönetici” gözüyle bakıyor olması dolayısıyla böyle bir programı uygulamak istememesi. Farklı şirketlerin konulara farklı yaklaşımı olması çok güzel. Nasıl bir ortamın sizin için ideal olacağını görebilmenize imkan veriyor.

Kısacası kariyer değiştirmeden önce şirket değiştirmeyi denemeniz sizin için daha faydalı olabilir. Unutmayın, kariyerinde belli bir noktaya gelmiş birçok kişi, sizin geçtiğiniz bu “arayış” dönemlerinden geçiyor. Çabaladığımız dönemdeki bu hayat hikayemiz, istediğimiz noktaya vardığımız zaman yeniden kaleme alınıyor.

Bookmark and Share

Uluslararası Bir Kariyer İçin Yurt Dışı Deneyim Kazanın

öğrenci, kariyer, üniversite, eğitim 3 Comments »

Aslına bakarsanız üniversite yıllarını çok verimli geçiren acaba kaç öğrenci vardır? Verimli geçirenler, bu fedakârlıklarının meyvelerini eminim topluyorlardır.  

Uluslararası bir kariyere sahip olmayı arzulayan gençlere yaz dönemlerini iyi değerlendirmelerini tavsiye ederim. Mümkünse yurt dışında geçirmeleri daha da avantajlı olacaktır. 

Her zamanki gibi ‘ama maliyeti?’ sorusu tabiî ki her zaman gündemde olacak bir konu. Eskiden imkanlar daha kısıtlıydı ama şimdi önümüze atılan fırsatlar çok yönlü. Biraz araştırmak, biraz arkasından koşmak gerekiyor. 

Yurt dışı tecrübesinin maliyetli olacağını düşünenlere, üniversite yıllarında ufak tefek işlerde çalışıp para biriktirmelerini öneririm. En azından 3. veya 4. senelerine geldiklerinde birkaç aylarını yurt dışında geçirebilmeleri açısından. Bu mümkün oluyorsa, geleceğiniz adına büyük bir adım atıyor olursunuz.  

Fırsatlara bir bakalım: 

Üniversite yıllarınız sırasında Erasmus programından nasıl faydalanabeceğinizi araştırdınız mı?

Work and Travel programlarına katılmayı hiç düşündünüz mü? 

Kısa dönemli dil yada sertifika programlarını araştırdınız mı?  

Yurt dışında gönüllü olarak yardım programlarına katılmayı denemek istermisiniz? 

Yurt dışından burs almanız mümkün mü?

Aupair’lik yapmak  size uygun mu? 

Bu konularda size danışmanlık verebilecek birçok şirket olduğu gibi kendiniz de bilgiyi araştırabilirsiniz. Fırsatların sunulduğu bir ortamda bu fırsatları değerlendirebilmenizi umuyorum. 

Bookmark and Share

Başarıyla İlerlemek için Aklımızda Tutalım

değişim, yönetim, kariyer, eğitim No Comments »

Kariyer süreci aslında sonu olmayan bir eğitim gibi.   

Hepimiz bir şekilde üniversiteden mezun oluyoruz ve iş dünyasına atılıyoruz. Çalışıyoruz, daha çok çalışıyoruz. İş ortamlarına alışmaya, işlerin nasıl yapıldığını anlamaya çalışıyoruz. Ofis politikası denen manevraları görüyoruz. Alışma ve bocalama devresinden geçiyoruz. Hata yapıyoruz. Üzülüyoruz, seviniyoruz.  

Sonra?  

Sonra bakıyoruz aradan zaman geçmiş. Örneğin 21. yüzyıla gelmişiz. Eski sistemler değişmiş, insanların değerleri değişmiş. Eldeki bilgiler çok az işe yarar olmuş, yönetim anlayışları yeni nesile uymamış.   Yeniden öğrenmek gerekmiş herşeyi.  İşte bu döngü hep böyle gider durur aslında. Sürekli öğrenmenin yanısıra, öğrendiğini uygulamaya da almak gerek. İşte bu deneme süreci de yeni hataları beraberinde getiriyor. Hemde hepimiz için… 

Boyner Büyük Mağazacılık Genel Müdürü Aslı Karadeniz, başarılı bir yönetici. Üstelik hayatında bir kere bile CV yazmadan yükselmiş bir yönetici . Geçen sene Rusya’da açtıkları ilk mağazanın yer sorunu olduğundan hata yaptıklarını söyleyen Karadeniz, ikinci seferde aynı hatayı yapmak istemiyoruz’ diyor. Hata yapmayı kabul etmek zordur, telafuz etmek daha zordur. Aslı Karadeniz’in başarılı yükselişine yardımcı olan özelliklerinden ikisi tahmin ediyorum risk alabilmesi ve hata yapmaktan korkmaması. 

Hata yapmaktan korkmayan insanların yeteneklerini geliştirmek için çaba harcadıklarına inanıyorum. Kaba bir genelleme ile genelde Türk toplumu olarak hata yapmaktan da korkarız, çünkü başarılarımızı yüceltmektense, başarısızlıkları akıllara kazımayı yeğlemekteyiz.  

Kariyerimizin başlarındaysak, yöneticimizin genelde iyi olmadığından yakınırız. Yöneticimizde sevmediğimiz yanlara odaklanır ve kariyerimizde ilerleyememizi yada işimizden memnuniyetsizliğimizi buna bağlarız. Kendimize odaklanmak yerine şartlara ve kişilere odaklanırız. Oysa yöneticimizin başarılı olduğu yönleri takdir ederek, eksik olduğunu düşündüğümüz noktalarda ona destek olsak ne olur? Şu olur: Kendinizi farklı olduğunuz konularda daha iyi gösterme imkanı bulursunuz. Yöneticinizin yeteneklerini tamamlayıcı bir başka yeteneğiniz varsa ve bu özelliğinizi başarıyla öne çıkartırsanız, Kuvvetli yönünüz hızla fark edilir. Daha sağlıklı bir çalışma ortamı içerisinde oluruz. 

Psikolog Emre Konuk Yetenek Yönetimi isimli yazısında diyor ki ‘Birçok yönetici, çalışanlarının zayıf yönlerine odaklanır ve zamanının büyük bir kısmını zayıf yönleri geliştirmek için harcar. Çalışanlar da aslında değişmesi imkansız olan alanlar üzerinde çalışırlar ve haliyle bunu başaramadıklarında yöneticileri tarafından ‘yeterince çaba sarf etmemekle’ suçlanırlar.’  

Görülüyor ki yöneticiler de çalışanlar da aynı düşünce ile hareket ediyorlar.  

Konuk, başarılı yöneticileri ise şöyle tanımlıyor ‘Başarılı Yöneticiler, her insanın benzersiz bir kimliğe ve farklı bir potansiyele sahip olduğunu kabul eder ve çalışanlarının zayıf yönlerini düzeltmeye çalışmak yerine, güçlü yönlerine odaklanır. Bu yöneticiler, çalışanlarının her birinin sahip olduğu yetenekleri, onları nelerin motive ettiğini, her birinin düşünme tarzını ve nasıl ilişki kurduğunu net olarak tanımlayabilir.’ 

Birbirimizi değiştirmeye çalışmak yerine kabul etmek başarılı bir iş ilişkisinin başında geliyor.   

Bookmark and Share

Türkiye Nitelikli Eleman Arıyor, Bulamıyor.

iş arama, kariyer 3 Comments »

İş dünyası aynı şeyi konuşuyor: İş var ama nitelikli eleman yok! 

TAV İcra Kurulu Başkanı Dr. Sani Şener, Sabah gazetesine verdiği demeçte “Türkiye’de ciddi işsizlik var. Bununla birlikte yetişmiş elaman gücüne ihtiyacımız var. Bugün kendisini iyi yetiştiren gençleri büyük bir gelecek bekliyor” diyor. 

Zaman gazetesinde yer alan bir başka habere göre Yiv Mühendislik firmasının Genel Müdürü Cengiz Günek de gazetelere verdikleri iş ilanlarından sonra kendilerine yüzlerce kişinin müracaat ettiğini, ancak aradıkları niteliklileri taşımadıkları için işe alamadıklarını vurguluyor. 

Metro Group’a bağlı Alman hiper marketler zinciri Real Genel Müdürü Ulf Groth, ”Türkiye’de fakülte mezununun çok olduğunu, açtıkları hiper marketler için yüksek eğitimlilerin başvuruda bulunmasına rağmen, kalifiye eleman bulamadıklarını” söylüyor. 

Yenibiriş.com Genel Müdürü Deniz Ceylan Kılıçoğlu, Türkiye’de yeterli sayıda nitelikli eleman yetiştirilememesinin temel nedeninin eğitim sistemi olduğunu söylüyor ve ekliyor: ‘Nitelikli aday, üstlenmesi gereken görevin gerektirdiği yetkinliklere sahip adaydır.’ 

Bu söylemleri dikkatlice okursanız, yeni mezunlara verilen mesajın ‘üniversite yıllarınız sırasında üniversitede aldığınız derslerin dışında kendinizi yetiştirin’ olduğunu göreceksiniz.  

İlk önce iş bulurum, sonra kendimi geliştiririm felsefesiyle kariyer basamaklarını çıkmak bu zamanda zor iş. Görüldüğü gibi, iş bulmak zor çünkü nitelikli eleman bulunamıyor. İlk önce kendini yetiştir sonra bulduğun işte kendini geliştir. Örneğin, halkla ilişkiler bölümü mezunu olup, birkaç sene boyunca halkla ilişkiler alanında tecrübe kazandıysanız, en basitinden bir basın bülteni yazmayı bilmekle kalmayıp, dolu dolu bülten yazmış olun. Ajanslarınıza sizin yapmanız gereken işi yapmaları için pas atmayın. Kariyerinizin başlangıcındaysanız, öğrenme sürecindesiniz demektir. İş paslayarak tecrübe kazanamazsınız.  

Üniversite yıllarınızda gönüllü organizasyonlarda yer alın, staj yapın.  Kendinizi okuduğunuz bölüm dışındaki alanlarda da geliştirin.

Kariyerinize faydası olacağına inandığınız alanlara eğilin.  

Bir yabancı dili en az ana diliniz kadar iyi öğrenin. İngilizce öğrenin demiyorum! Ana diliniz kadar iyi İngilizce konuşun ve yazın diyorum. 

Tüm MS Office programlarını ileri derece kullanabilmeyi hedefleyin, Internet ve gelişen teknolojileri çok yakından takip edin. Sıkı bir teknoloji kurdu olun.   

Ne varki nitelikli eleman açığı sorunu sadece Türkiye’de böyle değil. Dünya çapında bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bunun ayrıca bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Başarılı olursanız, kendinizi geliştirir ve yetiştirirseniz uluslararası alanlarda bir kariyer yapmanız mümkün olabilir.  

Her ne kadar dayanağı olmasa da giderek nitelikli işgücü bulunamamasının arkasında yatan gerçeğe yönelik bir teorim var! Her şeyin rahatını ve kolayını arayan çağlarda yaşıyor olmanın bir getirisi bu belki. Özellikle Avrupa topluluğu vatandaşları için geçerli bu sözüm. ‘Nasıl daha fazla konfor’ elde ederim düşüncesi ve arayışı, daha az çalışıp daha fazla konfor ve refah sahibi olmak isteyen nesilleri ortaya çıkartıyor. Bizde, gelişen ekonomimiz ve gelir seviyemizle bu trendi yakalıyor gibiyiz. Pazar günü Ayşe Özyılmazel bir yazısında arkadaşının nasıl bir iş aradığından bahsetmiş: ‘şöyle saat 10 da gidebileceğim, 16.00 gibi çıkabileceğim bir iş olsun. Özel hayatımı yaşamama, özgür olmama imkan veren bir iş istiyorum.’ diyormuş arkadaşı. Kariyerinize bu mantıkla başlarsanız, fazla yol kat etmeniz ancak sıkı torpil ile mümkün olur görüşündeyim. Başarılı olarak değerlendirdiğim insanlarda gözlemlediğim özellikleri sıralayacak olursam: çok çalışıyor olmaları, fazla mesai yapmamaya özen göstermeleri ama gerektiğinde ek saat çalışmayı külfet olarak görmemeleri, özel hayatlarına önem vermeleri ve sosyal hayatlarının dolu olması… 

Kariyer yapmak istiyorsanız her zaman çok çalışacaksınız ve çok öğreneceksiniz.  

Disiplinli olacaksınız.  

Hayatta bir duruşunuz olacak.  

Sizi siz yapan işte bu duruşunuz olacak.

Bookmark and Share

İngilizce Olarak Yapılacak İş Görüşmeleri’ne Hazırlık

iş görüşmesi, iletişim 17 Comments »

İstanbul’da oturanlar için artık yeni bir “public speaking” platformu var. Adı Toastmasters.

İstanbul’da yaşayan Türk ve yabancılardan oluşan bu grubun konuşma dili İngilizce. Amaçları ise, daha iyi iletişim kurma, presentasyon yapma ve liderlik gibi yeteneklerin geliştirilmesini sağlamak. Uluslararası bir organizasyon olan Toastmasters, ilk defa bu yıl Türkiye’de resmi olarak kuruldu.

Uluslararası şirketlerde çalışıyor ve günlük iş hayatınızda başarılı olabilmek için İngilizce’ye ihtiyaç duyuyorsanız, Toastmasters İngilizcenizi geliştirmenizi sağlayacak mükemmel bir ortam.

Ingilizce olarak yapacağınız iş görüşmelerinizde daha akıcı bir ingilizceye sahip olmak istiyorsanız ve ingilizcenizi kullanabileceğiniz tamamen uluslararası bir platform arıyorsanız, Toastmasters’ın bir iki toplantısına katılın derim.

Bookmark and Share

Dırdır Etmek Yerine Hedefe Odaklanmak

yönetim, kariyer No Comments »

Zaman zaman hepimizin dırdır ettiği olur. Bazı çalışanların dırdırları ise süreklilik gösterir. Dırdır etmekten hoşlanıyorsanız, hep yöneticinizde hata buluyorsanız, hep sistemi suçluyorsanız belki de kariyer yapmak size göre değildir!

İnsanlar devamlı bir şeylerden şikayet edenlerden hoşlanmaz. Normal hayatınızda çok yakın dostunuz dahi size her gün bir dertten bahsetse, bir zaman sonra o kişiyle aranıza bir müddet mesafe koymayı denersiniz. Dostunuza toleranslı davranabilirsiniz ama iş yerlerinde bu tolerans seviyesi çok daha düşük seviyededir.  

İş ortamınızdan, görev tanımınızdan veya yöneticinizden memnun değilseniz yapabileceğiniz 3 şey var. Birincisi görev tanımınızı istediğiniz işleri yapacak şekilde düzenlemeye çalışmak. İkincisi, çalıştığınız şirketin size göre olmadığını düşünüyorsanız hedefe odaklanıp yükselmek istediğiniz alanda kendinizi geliştirecek aktivitelere ve eğitim programlarına katılarak zaman kazanmak. Üçüncüsü, işten ayrılmak. 

Şikayet ederek kariyer yapmak biraz güç. Kariyer yapmak için azimli olmak ve yılmamak gerekiyor. Hayatlarında belli bir noktaya gelmiş insanların birçoğu, o noktalara bilek gücüyle geliyor. Beğenmediğiniz yöneticiniz sizin henüz almadığınız birçok sorumluluğu yılmadan göğüslenerek bu noktalara geliyor. Bu kişiler hemen hemen hergün farklı departmanlardan yada çalışanlardan önlerine atılan sorunlara çözüm yolları araştırıyor. Yılmadan. Bıkmadan.  

Çoğu çalışan işinden tatminsizliği, yöneticisinden şikayet etmeyi kendine bir borç bilir halde, yöneticisinin üzerine atar. Elbet bu tür vakalarda mevcut. Yöneticilerin nasıl daha iyi yönetici olmaları gerektiğini anlatan kitap ve makalelerin sayısına bakılırsa, iyi yönetici olmanın etkilerinin ne kadar önemli olduğu yadsınamaz. Benim anlatmak istediğim ise şu: Başarınızı, başarısız olduğunu düşündüğünüz yada sizi tatmin etmeyen bir yöneticinin eline bırakmayacak kadar zeki olun. Kişiye değil işinize odaklanın. Ekstra projeler alın üzerinize, sizden istenenden daha fazlasını yapın. Ama angarya işler olmasın bunlar. Özellikle gününüzün çoğu bu tür işlerle geçiyorsa, kendinizi şirket içinde gösterebileceğiniz çalışmaların içine atın kendinizi. Yöneticiniz bu imkanlardan sizi haberdar etmiyorsa kendiniz öğrenin. Diğer departman çalışanlarıyla görüşün. İnsan Kaynakları departmanınız varsa ve destek alabiliyorsanız, onlarla konuşun. Yılmayın. Eğer içinde bulunduğunuz ortam sizi memnun etmeyen bir ortamsa istifa etmeniz hem sizin hemde çalıştığınız şirket açısından en iyisi olacaktır.  

20′li yaşlarda sık iş değiştirmek her ne kadar biraz daha kabul edilir ve hatta gerekli gibi dursada, dırdır eden ve hiçbir şirkette aradığımı bulamıyorum diyen bir yapınız varsa, kendinize kariyerinizden ne beklediğinizi sormanızda fayda var. Beklentilerinizin karşılanabilir mi? Karşılanabilirse siz bu beklentiler için yeterli donanıma sahip misiniz? Unutmayın, hiçbir şirket mükemmel değil. Her şirketin sorunları var. Her şirketin, öyle veya böyle, daha mükemmele ulaşmak için bir çabası var. Sorunlar çalışanların önüne atılmış fırsatlardır. Sorunları çözemediğinizden dolayı şikayet etmektense yaratıcılığınızı keskin tutmanız, size daha parlak bir geleceği garanti edebilir.

Bookmark and Share

Kariyer Yapmak İstiyorsanız, İnsiyatif Almayı Deneyin

kariyer No Comments »

Hangi iş veya pozisyonda olursak olalım, yaptığımız işin en iyisini yapmak bize farklı olanakların kapısını açar. Kariyerinizin henüz çok başlarındaysanız, işleri bizzat kendiniz yapmayı deneyin. Ortaya çıkan sorunları araştırarak, konu üzerinde emek harcayarak cevaplamaya çalışın. Sorunları sizden daha iyi çözebileceğine inandığınız kişilere paslamayın. Onlardan destek alın, ama işi siz yapın. Yazılması gereken bir davetiye metnini ajansınıza yönlendirmek yerine kendiniz yazın ve onaya sunun. Yanlış yapmaktan korkmayın. Yanlış yapmadan işi öğrenmek mümkün değil.  

Kariyerinizde yükselebilmek için konunuzu iyi biliyor olmanız önemli. Bunun içinde sürekli bir öğrenme süreci içinde olmak ve yapılan işlerden hep daha iyisini çıkarmak için uğraşmak gerekiyor. Yüzeysel yaptığınız her iş, zaman kaybından başka birşey olmuyor. Pozisyonunuzda geçirdiğiniz yıllar size yüksek getiriler kazandırmalı.

Yöneticiniz disiplinli, kolay tatmin olmayan ve sizi daha iyi olanı başarmaya zorlayan bir stile sahipse, elinize geçmiş olan bu şansı iyi değerlendirin. Onlardan öğreneceğiniz çok şey vardır.  

Zamansızlıktan, işleri yapmaya vaktiniz olmadığından yakınmak anlamsız. Sizi hedefinize yaklaştıracak en önemli unsurlardan bir tanesi hedefiniz için uğraş vermenizdir. Bu, yeri geldiğinde biraz daha fazla çalışmayı gerektirebilir. Yada zamanınızı daha iyi yönetmeniz gerektiği anlamına gelebilir. Emek verdiğiniz işler sizin için daha değerli olacağı gibi yöneticinizin size olan güveni de artar.

Başarılı olmak istediğiniz alanda yükselebilmek için insiyatif alın. Küçük ama sizin için önemli olduğunuz konularla ilgilenin. Geleceğinizde büyük etkisi olduğunu göreceksiniz.   Başarılı yöneticiler yapılmayan işler için sebep duymaktan hoşlanmazlar. Sorumluluğu üstlenmenizi beklerler. Sorumluluk sahibi olmayı, insiyatif almaya başlayarak deneyin…

Bookmark and Share

Vurucu bir Önyazı, Karar Sürecini Etkiler

iş arama, CV 6 Comments »

CV’nize ekleyeceğiniz önyazıyı (cover letter) ‘kimse okumuyor zaten’ diye yazmamazlık etmemek gerek. Önyazınızı okumayı tercih eden bir şirket yöneticisine rast gelirseniz, şansınızı iyi yönde kullanma imkanını elde ettiniz demektir. Vurucu bir önyazı, işverenin karar sürecini etkiler.

Başarıyla kaleme alınmış bir önyazı, CV’nizi daha çekici hale getirebilir. Aynı şekilde kötü kaleme alınmış bir önyazı, özellikle yazı yaratımının önemli olduğu pazarlama, halkla ilişkiler veya reklam gibi alanlara başvurunuzda sizin aleyhinize işleyebilir.

Benim önyazı ile ilgili tercihim ve 5 tavsiyem şöyle:

Kısa 2 veya 3 paragraftan oluşmuş bir önyazı.

Şahsa hitaben yazılmış olması pek de önemli değil. Olursa etkileyici olur elbet.

Önyazısına ‘ikna edici’ bir giriş ile başlamış olmak.

CV’de yazan bilgilerin aynısını önyazıda tekrar etmemek.

Vurucu bir kapanış yapmak.

Web’de dolaşırken birçok önyazı örneğine rastladım. Çoğu sıkıcı, bürokratik, kalıplaşmış ve yazılmasa daha iyi olur dedirten nitelikte. Belki bu tür önyazılardan etkilenenler vardır, ama yaratıcı, yeniliklere açık, genç, dinamik ve hızlı hareket eden şirketlerde kariyer yapmak isteyenlerin bu tür bürokratik önyazılardan kaçınmalarını tavsiye ederim.

Önyazı üzerine birkaç küçük nokta:

Kötü bir giriş yazısına örnek: Sektördeki profesyoneller tarafından kaliteli eğitimiyle tanınan bir turizm yüksekokulunun mezunuyum.

Eğer gurur duyduğunuz bir okuldan mezunsanız ve burada olduğu gibi ön plana çıkartmak istiyorsanız, okulunuzun ismini belirtin. Eğer 5-6 yıldan fazla iş deneyiminiz varsa ve akademik bir pozisyon için başvurmuyorsanız, girişinizde üniversite eğitiminizden bahsetmeyin. Eğer iş dünyasında belli bir iş deneyiminden sonra birkaç yıl süreyle tekrar okula döndüyseniz, o zaman eğitiminizi ön plana çıkartabilirsiniz.

Başarılı bir giriş yazısına örnek: Elektronik ticaret alanında 5 yıl boyunca başarıyla sonuçlanan projelerde yer aldım. Pazarlama ve internet teknolojileri alanlarında edindiğim bu bilgi ve deneyimlerimi dinamik bir iş ortamında kullanmayı istemekteyim.

Vurucu kapanışa örnek: Akademik bilgimin ve iş hayatımda edindiğim tecrübelerin, ürün yöneticisi pozisyonu için aranan özelliklerle örtüştüğüne inanıyorum. Önümüzdeki hafta içerisinde pozisyonun gereklerini öğrenmek ve şirketinize nasıl katkıda bulunabileceğimi görüşmek üzere sizinle irtibat halinde olacağım.

İş başvurularında önyazı yazmayı tercih eden, 29 yaşını aşmamış ilk 5 kişinin ingilizce olarak hazırlanacak önyazısının oluşturulmasında yardımcı olacağım. Destek almak isteyenler CV ve önyazılarını kariyeryolculugu (at) gmail (nokta) com adresine yollayabilirler.

Bookmark and Share

İngilizcenizi Yurt Dışında Geliştirin

eğitim 2 Comments »

Yabancı bir dil ögrenmek kolay değil. Yabancı bir dili mükemmel ögrenmek hiç kolay değil ama mümkün. Robert McKee seminerlerinde en beğendiğim nokta disiplinin başarıda ne kadar önemli bir faktör olmasını bize hissettirmesiydi. Disiplin mükemmelle yakın olmayı mümkün kılıyor.

İş dünyasına yeni atılacak olan gençlere en büyük tavsiyem, iyi derecede ingilizce öğrenmeleri. Özellikle uluslararası alanlarda kariyer yapmayı planlayanların ingilizce olarak kendilerini, yazılı ve sözlü, ifade edebilmeleri ilerleyebilmeleri açısından gerek şart. Aksi takdirde uluslararası bir kariyer mümkun değil.

Ingilizceyi yerinde öğrenin derim. Sebebi, farklı kelime yapılarını farketmenin, iş dünyasına yönelik konuşma ve yazma tekniklerini ögrenmenin en doğru yolu bu. Aksan düzeltmenin, vurdguların nerelerde olacağını anlamanın en kolay yolu bu. Korkmadan ingilizce konuşabilmenin en güzel yolu bu. Ayrıca farklı bir kültür ile illetişim kurabilmek için, o kültürü uzaktan değil, yakından anlamanız önemli.

Amerika, Ingiltere, Kanada, Avustralya, Güney Afrika ve Malta yurt dışı eğitimin başında gelen ülkelerden. Ingilizcede aksanında önemli olduğunu göz önünde tutarsak, size yakın gelen aksanı öğrenebileceğiniz bir ülkeyi tercih etmeniz faydalı olur. Ben, kişiye sunduğu imkanlar ve olanaklar açısından Amerikayı, fiyatlarındaki rahatlıklar açısındanda Kanadayı tavsiye ederim.

Yurt dışı eğitim konusunda Language Course Finder , English Language Schools in the USA gibi farklı online sitelerden size uygun bir okul seçebilirsiniz.2 sene yurt dışında kalmış ama hala ingilizce konuşmaktan çekinen bir kişi olarak yurt dışından dönmeyin. Zamanınızı ve paranızı iyi değerlendirin.

Bookmark and Share

Bazen İlk Önce İstifa Edip, Sonra İş Aramak İyidir

iş arama, kariyer No Comments »

Mantıklı düşünürsek, hepimiz “iş bul, sonra ayrıl” tavsiyesinden yana oluruz. Sebepleri açık. İş aramak daha kolay olur, maddi açıdan zorluk çekilmez.

Ne varki, bazı zamanlarda ilk önce istifa etmek, daha sonra iş aramak daha doğrudur.

İş temponuzun yoğunluğundan dolayı iş aramaya ve iş görüşmelerine gitmeye zamanınız olmuyorsa, ciddi halde bunaldıysanız, aşırı stress halindeyseniz ve iş yerinizde bir gün daha kalmak sizi psikolojik olarak depresyona sokar hale geldiyse, işinizden ayrılmanız en doğru seçim olabilir.

Stresli ve sıkıntılı ortamlardan uzak kaldığınızda, nasıl bir işte ve nasıl bir iş ortamında çalışmak istediğinizi düşünmeniz daha verimli sonuçlar getirecektir. Iş görüşmelerinizden daha başarılı çıkmanıza imkan verecektir. Ama bu sürecin zorluklarına kendinizi hazırlayın. Bu süreç içerisinde zamanınızı nasıl değerlendireceğinizi iyi düşünün. İş görüşmelerinizde bu boş geçen zamanınızı verimli bir şekilde geçirmiş olduğunuzu anlatmaya hazır olun. Örneğin bir kursa yazılabilir yada ilgi alanınız içerisinde olan bir kuruluşta gönüllü olarak bir organizasyon içerisinde yer almayı deneyebilirsiniz.

İstifa etmeden önce düşünmenizi tavsiye ettiğim 5 nokta:

İşinizden istifa etmeden önce, çalıştığınız şirketin farklı departmanlarındaki iş olanaklarını değerlendirmeye çalışın.

Yöneticinize kızgın olduğunuz için yada fikirleriniz hiç kabul edilmiyor diye hissettiğinizden dolayı istifa ediyor olmamaya özen gösterin.

Stresli bir iş ortamınız varsa, yaptığınız işin başka şirketlerde daha az stresle yapılıyor olduğunu düşündüğünüzden dolayı bunalıma girmediğinizden emin olun.

Kulaktan dolma duyduğunuz maaş bilgileriyle beklentilerinizin sizi mutsuz etmesine izin verdiğiniz için istifa etmeyin. 

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Login