Ortalama bir insan olmak kimse istemez.
Ortalama bir insan olduğunu da kimse pek kabul etmek istemez. Hepimiz kendimize göre özeliz. Kendi hatalarımızı görmemeyi tercih eder yada bir şekilde yaptıklarımız hatalı da olsa kendimizi doğru çıkartacak kanıtlar ararız. Taa ki kendimizi yaptıklarımıza inandırana kadar. Karşımızda ki insanları eleştiririz. Başarılı olanlara “Hırsından gözü kör olmuş” deriz, ama kendi hırslarımıza farklı kılıflar takarız. Bize ait olan hırslar “doğal” olandır genelde.
Ortalama bir insan olmak istemiyorsak, ortalamanın üzerinde hareket etmemiz gerekmez mi? Bunun çok akıllı olmakla hiç bir alakası da yok. Ortalama insanların düşünce ve hareketlerinden uzaklaşmak olarak bakabiliriz buna…
Kariyer yapmak isteyenler “ortalama” işlerden pek haz etmezler. İçlerinde birşeyleri başarma, üretme, değiştirme, daha iyi yapma azmi vardır. Bu azim sadece önemli değil gereklidirde. Yeteneklerini kullanmak ve zorlamak ister “ortalama” hayatlara sahip olmayan insanlar…
Üretkenlik, hayattan elde ettiğimiz tatminin en önemli faktörleri arasında gösteriliyor.
Ortalama hayatlar, hayatı dış etkenlere bağladığımızda oluşmuyor mu? Zengin bir koca bulunca hayatım güzelleşecek! Şöyle kurumsal bir şirkette çalışırsam ne kadar başarılı olduğumu kanıtlayacağım! Şu müdürümden kurtulduğumda kendimi kanıtlayabileceğim!…Ve buna benzer bir sürü hikaye. Bu söylemler belki de kişi için doğrudur. Önemli olan kişinin istediği hayatı elde edebilmesi için hayatta nasıl bir yol seçmeyi tercih ettiği ile ilgilidir.
Bulunduğunuz şirkette yıllanmış kötü sistemleri küçük adımlarla değiştirmeye başlamak. Müdürünüzün ne kadar yeteneksiz olduğundan şikayet etmektense ona daha başarılı olmasında yardımcı olmak. Yok bunu yapmak istemiyorsanız, kendinize başka bir çalışma ortamı bulmak…Ileriye bakabilmek. Kabul görmek için ortalama fikirlere ortaklık etmemek…İçinizde yanan ateşi yakabilmek için devamlı bir “itici gücünüzün” olduğunu farketmek, onu alevlendirebilmek için gerekli motivasyona sahip olabilmek…
Bunları zaten hepimiz biliyoruz. Bilmediğiniz birşey yazmadım.
Sadece bu bildiklerimizi aksiyona geçiren insanların sayısı çok az olduğu için bu başarılı azınlık “ortalama” hayatların dışında yaşıyor ve bunu hissediyor.
The Secret kitabının yazmayı atladığı kısımda burada belki. Istemek, azmetmek yetmiyor. Bu azmi aksiyona geçirebilmek için gereken motivasyona da sahip olmak gerekiyor. Motivasyon da “hırs” dediğimiz bu duygu ile sadece mümkün oluyor. Olağan bir durumu ileri götürebilmek için ingilizce de “ambition” olarak ifade edilen bu hırsa ihtiyacı var başarının.

3 Comments
Nilgun Tugrul
Fatmanurcum,yine aydınlatıcı ve farkındalık saglayıcı bir yazını bizlerle paylasmıssın, tesekkurler.. Sadece yazının son kısmında degisik dusunuyorum ve paylasmak istedim..Zira ben motivasyonun “Hırs” degil “Azim” ile olduguna inanmaktayım..
“Azim”de kendinle hesaplaşmak vardır.Kendini geliştirmek,degistirmek, kendini aşmak vardır. Yani rakibin kendinsindir, kendini gecmeyi hedeflersin.
“Hırs” kavramında ise baskalarını gecmek vardır, rakipler vardır,dolayısıyla siddet ve kırgınlıklar,ayak kaydırmalar, hırs kavramı icinde yer alan kavramlar oluverir.Asiri oldugu durumlarda insani korelten, yokeden uc duygudan biridir tanımı bile yer almaktadır.(Nefret ve ask da diger 2 duygu imis)
Hayatın her alanında, basarılı olmanın sırrı azmetmekten gecer ve azim surekliligi saglar dusuncesindeyim.
Fatmanur Erdogan
Sevgili Nilgun,
Yazımda Time dergisine verdiğim link’te hırs konusu incelenmiş. Makale çok aydınlatıcı ve sorgulatıcı…
http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,1126746,00.html
Örneğin makaleden bir alıntı yapacak olursak:
University of California, Davis psikologlarından Dean Simonton ‘Hırs, enerji ve azmin birleşmesidir’ diye ifade ediyor. Ve ekliyor: ‘Hedefleri olan ama enerjisi olmayan biri, koltuğunda oturup birgün daha iyi bir fare kapanı yaratabileceğini söyler. Enerjisi olan ama hedefi olmayanlarsa bir projeden diğerine atlayarak kendilerini yok ederler. Enerji seviyesi genetik olabilir. Ama çoğunlukla bizi hırslandıracak bir konuyu yakaladığımızda enerjimiz yükseliyor.’ diyor Simonton
Hırsın da dozu var. Aşırı hırs, dediğin gibi, insanın kendisine ve etrafına zarar getiriyor. Ama hırslı olmak başarıyı motive edici duygular arasında yer alıyor. Her insanın da genetik olarak içinde hırsları olduğu— onu harekete geçirme tarzı ve dozunun değiştiğini söylüyor bilim adamları. Örneğin sinsi hırslılar negatif hırsa örnek olabilir. Etrafına sakin olduğu, sevgi dolu olduğu imajını veren ama içinde cayır cayır bir hırs ile yanan insanlar gibi… Genelde aşırı hırslı insanlar yada ‘kendimize benzemeyen’ insanlar göze çarpma eğiliminde olduğundan, hırsın her türlüsünü çoğunlukla negatif bir kelime ve özellik olarak algılıyoruz.
Elif Şafak’ın bu bağlamda yazılmış bir makalesinde (sondan dördüncü paragraf) ilginç bir yorumu var. Ona da göz atabilirsin.
http://www.elifsafak.us/yazilar.asp?islem=yazi&id=43
Time dergisindeki yazıdan alıntılarla hazırlanmış Türkçe haber ise aşağıdaki linkte…
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=178574
Batlaş ve Batlaş danışmanlık şirketi ise iş performansını en iyi öngören kişilik özelliklerinin hırs, iç uyum ve tedbirlilik olduğunu söylüyor.
Konuyu kariyer gelişimi açısından olayı inceleyecek olursak bu link faydalı olabilir.
http://www.baltas-baltas.com/kaynakdergiyazi.asp?PRI=264&SAYI=14
Deniz Icli
Ben kotu is ortamlarinda birsey degistirmenin cok zor oldugunu dusunuyorum. o yuzden de farkli bir yere gecmeyi tercih ediyorum acikcasi. kotu yonetilen sirketlere birsey anlatamiyorsunuz zaten. nasil ayakta kaliyorlar ona sasiyorum.