resim
Ana Sayfaya Dön


Yaratıcılığı Körükleyen Çabanın Sürekliliğidir

Yazan : Fatmanur Erdogan, Kategori : Yaratıcılık
10 May 2009

Hürriyet Daily News’da her Cuma Girişimcilik üzerine yazdığım yazılarımın yaratıcılık konulu olanlarında, yeteneği sürekli olarak kullanmanın gerekli olduğuna değindim.

Ayşe Arman’ın ünlü Fransız tasarımcı Phillipe Starcke ile yaptığı söyleşiyi okuyunca, yeteneğin nasıl başarıya döndüğü konusunda verebileceğim bir örnek daha bulduğuma sevindim. Lütfen sizlerde bu söyleşiyi okuyun.

Yaratıcılığı ortaya çıkartan faktörlerin başında, yaratıcı yeteneği inatçı bir süreklilikle kullanma geliyor. Sürekli çalışmak. Yeteneği pekiştirmek gibi birşey bu. İşleyen demir ışıldar sözü buradan geliyor olsa gerek. Bizler süslü püslü sözlerle yeteneği açıklamaya çalışırken, basit düşünmeyi becerebilenler, bunu çok daha kolay olarak anlatmışlar zamanında.

Yetenekli olduğunuzu düşünüyorsanız, yetenekli olduğunuz alanla ilgili çalışmayı sürekli tutun. Yani sabırla çalışmaya devam edin. Sabırlı olmak günümüzde çok zor. Yolladığımız bir emaile hemen cevap gelmediğinde telefonlara sarılıyoruz ve bir şekilde karşımızdaki insana ulaşmaya çalışıyoruz.  Böyle bir dünyadayız.  Nadir de olsa, bazı başarılar, bazı insanlara hızlı ve kolay geliyor olabilir. Benim okuduğum, gördüğüm, tanışğım kişiler ise hep bir çaba ve çalışma soucu başarıya ulaşş oluyorlar.  Bugün bizlere “kolay elde edilmiş” gibi gelen başarıların arkasında ise hep cesaret gerektiren çabalarla dolu geçmiş uzun yıllar yatıyor.

Starcke’a bakın bir. Gençliği, boş bir evin içerisinde yıllarca düşünerek geçiyor. Yoksulluk içinde yetişmiş ve kendi ifadesiyle hafif depresif geçen yılların hiç de kolay olmadığını anlatıyor. “Boş evin duvarları arasında hayatım düşünerek geçti. Gençliğim boyunca depresiftim…”. Bu günlerce, aylarca hatta yıllarca düşünmeyle geçen yıllar, ilerleyen dönemlerde başarılı tasarım çizgileri olarak karşımıza geliyor. 

Ayşe Arman’ın “hayatınızdaki dönüm noktası ne oldu?” sorusuna bakın Starcke nasıl cevap veriyor:

“Palavra bu dönüm noktaları filan. Yok öyle bir şey. Hep çalışmak lazım. Sonsuza kadar. “Bir şey oldu ve ben değiştim” gibi bir şey yok. Ben hep bu adamdım.”

Yeteneğinizi keşfetmeniz ve onu sürekli kullanmak için gereken çabayı, zor da olsa, gösterecek istikrara sahip olmanız dileğiyle…


Share

YORUMLAR
10 May 2009 - 11:06 pm

Fatmanur Hanım, teşekkürler. Düşüncelerimde yalnız değilmişim, tüm yazınız bunu gösterdi. İlerleyen zamanlarda bu konuda başka yazılarınızı da okumak dileğiyle.

11 May 2009 - 3:28 pm

“Palavra bu dönüm noktaları filan. Yok öyle bir şey. Hep çalışmak lazım. Sonsuza kadar. “Bir şey oldu ve ben değiştim” gibi bir şey yok. Ben hep bu adamdım.”

Sonuna kadar savunduğum kavramlardandı şimdi daha çok inanıyorum doğruluğuna. İşin başında hep istikrar ve çaba geliyor.

11 May 2009 - 5:37 pm

Harika demiş Philippe Stark! Hep aynı insanız ama bir zaman geliyorki insanlar bizi farklı görmeye başlıyorlar, eskiden burun kıvırdıkları islerimiz birden “muhteşem” oluveriyor.

11 May 2009 - 6:25 pm

“Philippe Starck” tasarımcı olarak bir marka, kendisi bir kişisel marka, müthiş bir örnek bizim için…

dün hürriyet de röportajı okurken takılıp kaldım, kelimelere…

kariyer seminerlerinde anlatacağım farklı bir örnek daha dedim, altını çizmeye başladım satırların ve aşağıdalar…

“engelleri yaratan bizim düşüncelerimiz” fikrimi bir kez daha doğrulayan bir öz yaşam hikayesi…

-”Biz kimiz? Ne olmamız lazım? Ne değiliz?” bu tür şeylere kafa yoruyorum. Bugün bize sunulan hayattan kesinlikle daha fazlasını hak ediyoruz. Arada bir uçurum var, hak ettiğimiz hayat, yaşadığımız hayat. Ben bu uçurumu nasıl kapatırım, insanların daha iyi yaşaması için neler yapabilirim, yaratabilirim diye düşünüyorum.

-Alfabeyi bilmem. Toplama, çıkarma yapamam. Çarpma daha da zor benim için. Bölmeye hiç girmeyelim. Ayları sayamam, karıştırırım. Ama buna karşılık Nobel ödülü almış fizikçi bir arkadaşım, benim fizik alanındaki bilgime hayran olduğunu söyler. “Müthiş yüksek bir fizik bilgin var” der. Ama gel gör ki, cep telefonunu kullanamıyorum. Kızım bana “modern otist” diyor.

-Gündelik hayattan kaçtığım için bunları yaratabiliyorum. Gündelik hayatta ve bu aptal fikirlerin ve insanların arasında ölürüm. Pazarlama, reklam ve medya tarafından yönlendirilen bir dünya bana göre değil. Birtakım yeni fikirler için, korunmuş bir hayat yaşamanız gerekiyor. Yaşadığınız uygarlığın, takipçilere değil, hayalcilere ihtiyacı var.

-Egom yok, kompleksim yok, korkularım yok. Bana teşekkür edilmesi yeterli. “Evimde sizin tasarladığınız bilmem ne var” denince, hemen etkilenirim, ağlarım.

-Kadınlar. Benim için bir tek Tanrı var hayatta: Kadınlar. Müthiş bir bağlılığım, hayranlığım var kadınlara. Kadınlarla ilgili her şeyi çok beğeniyorum…

devamını ve tamamını Hürriyet gazetesinde okumanızı öneriyorum…

sevgiyle…

11 May 2009 - 7:02 pm

Bu herhalde en konsantre şekli yazının:

Gündelik hayattan kaçtığım için bunları yaratabiliyorum. Gündelik hayatta ve bu aptal fikirlerin ve insanların arasında ölürüm. Pazarlama, reklam ve medya tarafından yönlendirilen bir dünya bana göre değil. Birtakım yeni fikirler için, korunmuş bir hayat yaşamanız gerekiyor. Yaşadığınız uygarlığın, takipçilere değil, hayalcilere ihtiyacı var.

11 May 2009 - 7:22 pm

Philippe Starck’ın tarzı bana çok yakın geldi. Kendisi marka olmak için çalışmıyor, aksine tüm medyatik işlerden kaçıyor. Yaptığı işlere odaklanmış olması, insanları ona çekiyor. PS ise onlardan kaçıyor.

11 May 2009 - 7:48 pm

Harika bir röpörtaj. Yaratıcı bir tasarımcı. Nefis ögretiler…

11 May 2009 - 10:18 pm

Fatmanur hanım merhaba,
Yaratıcılığı körükleyen sürekli çabamızdır demişsiniz. Peki hangi konuda yetenekli ve yaratıcı olduğumuzu nasıl anlıyoruz? Yeteneğini farkedenler bu tavsiyeleri dinlerler eminim ama ya henüz yeteneğinin nerde olduğunu bulamayanlar?

12 May 2009 - 4:09 pm

İşin komik tarafı:

“Pazarlama, reklam ve medya tarafından yönlendirilen bir dünya bana göre değil.”

Bu veya bu gibi lafları insanlar belli bir statüye gelip söyleyince toplumdan takdir topluyorlar. Hadi bakalım bu arkadaş ünlü olmasın aynı lafı megafonla bir caddede söylesin, deli derler :)

Demek istediğim, halk olarak da az bukalemun değiliz hani :)

13 May 2009 - 7:42 pm

Yaratıcılık bana kalırsa ilginç bir yetenek. Insanlar yaratıcı insanlarla pek geçinemiyor ya da geçinmek istemiyor ama hayatlarına yaratıcı elementleri sokmaktan çok hoşlanıyor. Kendiyle çelişen yaratıklar biz olmalıyız.

14 May 2009 - 8:52 am

Yaratıcı yeteneğimizin ne olduğunun farkında değilsek nasıl bulabiliriz?

Bunun bir yöntemi var mıdır?

14 May 2009 - 6:04 pm

Merhaba Leyla,

Bu linkleri bir gözden geçirmeni öneririm

http://www.wikihow.com/Find-a-Talent

14 May 2009 - 6:05 pm

Yasemin hanım,

Desteğiniz ve yorumlarınız için teşekkürler…

14 May 2009 - 7:14 pm

Merhaba uzun bir aradan sonra gene ben geldim :) artık değiştim demicem ama cok çalışıyorum ve sabrediyorum hala iş başvurularımdan cevap gelmiyor ama artık hayata bakış tarzımı değiştirdiim.çabalarım ağır gelmiyor bana çünkü bi yerlerde bişeyler olucak güvendim ben önce Allah’a sonra kendime…mutlu kalın:)

Sizin Yorumunuz
Adınız Soyadınız
E-posta
Web Sitesi
Yorum

CV TEKNİKLERİ E-BÜLTEN
Ad Soyad
E-Posta

YURTDIŞI SERTİFİKA PROGRAMLARI
Ad Soyad
E-Posta
YENİ YAZILARDAN HABERDAR OL
E-posta
KONULAR
SİTEDE ARA
Hedefe Koşanlar
Acıtan Kariyer Hataları
Cesur Fikirler
Girişimcinin Ruh Halleri
İş ve Hayat Dengesi
Sosyal Medya Dünyası