Uzun bir zamandır etik konusunda yazmayı düşünüyordum. Bu konu hakkında yazmanın oldukça zor olduğunu da düşünüyorum. Bu yüzden size Sabah gazetesinde çıkan bir yazıyı ve Türkiye Etik Değerler Merkezinin yaptığı araştırma sonuçlarını vermeyi daha uygun gördüm.
Etik konusu oldukça dallı budaklı.
Işim gereği sürekli, gazete dergi ve bilimum pazarlama mecrası ile iç içeyim. Dört beş yıl önce, nerede okuduğumu hatırlayamadığım bir dergide, bir ürünün satışının yapılamamasının arkasındaki en büyük sebebin “satış elemanları” olduğunu okumuştum. O dönemde FedeX”in satışlarını UPS’e kaptırmasının başlıca sebepleri arasında gösteriliyordu.
Amerika’da çalıştığım yıllarda ingiliz yayınevleriyle oldukça sık çalışırdım. Dolayısıyla tarzlarını iyi tanıdığım söylenebilir. Satış elemanları sektörle ilgili bilgi toplamak amaçlı bir görüşme talep etmişlerdi. Asıl amaçlarının farklı olduğunu gayet net biliyordum. Dolayısıyla randevudan önce açık ve net bir konuşmamız oldu. Onlar beni çalışma sistemleri konusunda bilgilendirdiler ve nasıl çalıştıklarını anlattılar. Birkaç hafta sonra konuşulanların doğru olmadığı anlaşıldı. Hem dergi hemde satış elemanlarının itibarının sıfırlandığını söylemem sanıyorum doğru olur.
Ajandanızda gizli planlarınız var ve karşınızdakini aldatarak hedeflerinize ulaşmaya çalışıyorsanız, duvara çarptığınızda kapılar yüzünüze uzun bir süre kapanabilir. Etik anlayış insanın davranışlarını ve tarzını belirler. Sizin ve represente ettiğiniz kuruluşun da duruşunu ifade eder.

5 Comments
Bahriye SENGIL
Bana kalırsa şirketlerin etik kuralları olmalı ve çalışanlara dağıtılmalı. Yoksa Türk şirketlerde gerçekten kim kime dum duma. Yapanında yanında kalıyor üstelik.
Filiz Arıcan
Bence de şirketler duruşlarını çalışanlarına iyi ifade ederse belki çalışanlarda ona göre etik davranabilir.Ama bence yurtdışı şirketlerin Türkiye şubeleri de kendi ülkelerinde olduğu kadar disiplinli değil…
Az ve Öz
Firmalar arasındaki centilmenlik anlaşması nedeniyle küçük sektörlerde firma değiştirmek çok zor. Ne yapabilirim?
Fatmanur Erdogan
Benim bu konudaki görüşüm şöyle…
Kendimizi “sektör” insanı olarak tanımlamaktansa “uzmanlik” alanimiza göre tanımlamamız daha faydalı olacaktır.
Yani “beyaz eşya sektörü” ilgi alanım yada “telekomunikasyon” ilgi alanım diye baktığımızda seçeneklerimizi daraltıyoruz. Uzmanlığımız pazarlamaysa, birden fazla sektörde bilgi ve tecrübelerimizi kullanabiliriz. Uzmanlıgimiz muhendislikse, birden fazla sektorde bu tecrubelerimizi kullanabiliriz.
Is gorusemlerinde bana ust yonetimlerin sordugu degismez bir soru var. “neden bu sektor”. Onlara gayet acik ve net verdigim cevap su. “Sektor beni gercekten ilgilendirmiyor. Ben sadece hangi sektorlerde calismak istemedigimi biliyorum. Ben bir pazarlama iletisimi uzmaniyim. Basarili oldugum konu bu. Bilgi yetenek ve tecrubelerim istedigim her sektore uygulanabilir.”
Eger calistiginiz sektorden baska sektore ilgim yok diyorsaniz, farkli sektorlerden arkadaslarla konusup bilgi edinmeyi deneyebilirsiniz. Belki hic tahmin etmediginiz imkanlar karsiniza cikar…
Chasidy Drimmer
Thanks so much for posting this. Quick query, if you don’t object. Where did you purchase your web-site template? I will be establishing a blogging site and much like your websites.