About the author

Related Articles

14 Comments

  1. 1

    Erhan

    Bunların hepsi liberal egemenliğin “yan etkileri”. Özel teşebbüs ben özgürüm dedikçe, avantajlı konuma geçtikçe, son kullanıcı da çalışan da bundan etkilenecektir. Çünkü bunların hepsi toplumu oluşturmaktadır.

    Bir işveren, çalışanlarının bu istemkar tutumlarını anlayamıyorsa olaya bu toplumsal gözlükten bakmıyor demektir. Aynı işveren “Off eskiden CRM mi vardı da bu kadar uğraşırdık bu müşterilerle” diyorsa aynısı geçerlidir, o işveren duruma sadece kendi açısından bakıyor demektir. Liberalizmde özgürlük sadece özel teşebbüse tahsis edilmemiştir, özgürlük toplumsaldır.

    Kısacası bir özel teşebbüs izinli olsun “izinsiz” olsun kapıdan bacadan reklam yapıyorsa, devletten her zaman bir beklentisi var ise, ben önemliyim, ayrıcalıklı bir sınıfım, özgürüm ve özelim diyorsa, bunun karşılığında tüketicinin de çalışanın da etkilenmesi gayet doğal, onlar da önemli, onlar da ayrıcalıklı, onlar da özgür, onlar da özel ve bunun adı da demokrasi.

    Reply
  2. 2

    arzu pınar

    Biz de inek eti yiye yiye, biraz onlara benzemeye başladık herhalde. Bu araştırmayı okuyan yöneticiler artık astlarına isimleriyle hitap etmeye başlayacaklar. Büyük başarıyla isimlerini akıllarında tuttukları için kendilerini iyi yönetici sayacak. Astlarsa, adam veya kadından kurtulmak ve bir an önce yükselerek, maaşlarını yani konforlarını yükseltmenin yollarını arayacak.

    Diğer yandan korku kültürü de her geçen gün insanları esir etmeye devam edecek. “Şşşt fazla konuşma, kovulursun. Kriz var, adam çıkarılabilir.” İşsizlik, toplumdan dışlanma, parasızlık… Nerede adama verilen önem, nerede bizim toplum ? İnsan çok güçlü, ama farkına varılmaması için bayaa bi uğraşılıyor.

    Reply
  3. 3

    Aslı

    Arzu’nun yorumunu okuyunca hep karşıdan bekliyormuşuz birşeylerin olmasını gibi geldi. Yöneticisinden memnun olan insan sayısı bu kadar az olunca elbet yöneticiden beklentimiz var ve bu beklentiler yerine getirilmeli ama Fatmanur hanımın yazılarından ben ayrıca birşeyi öğrendim. O da bizler daha iyi çalışan olmak için neler yapıyoruz? Yöneticimizin sadece zayıf yanlarını aklımızda tutmaktansa neden bize fayda sağladığı kısımlarla ilgilenmiyoruz? sonuçta bir gün bizde yönetici olunca aynı şey başımıza geliyor. mükemmel değilizki hepimizin hatası yada birilerinin beğenmediği bişeyler var. kısır döngü gibi duruyor biraz ama belki hayat kısır döngüdür:)))

    Reply
  4. 4

    arzu pınar

    Aslı, çok iyi bir yere değinmişsin. Bir ara nlpye gitmiştim. Orada da şunu demişti “eleştirme, eleştirilirsin.”
    Üstler kolaylıkla eleştiriliyor ve dediğin gibi onlardan çok şey bekleniliyor. Sanki astın o ilişkide hiç bir rolü ve sorumluluğu yokmuş gibi.

    Reply
  5. 5

    Bülent

    Bu araştırma enteresanmış. değinilmesi gereken bir konuda tabi bu ilgiyi veren çiftlik sahiplerinin öngörüsü olsa gerek. birde sadece isimle çağırmanın yanısıra sütü sağmak için inekleri relax ettiriyorlarmış ki gevşesinler diye. Bu hoşuma gitti, stres ortamında ne kadar kasılıyoruz ve verimimiz nasıl oluyor kim bilir:) dendiği gibi bu aralar zaten iş kaybete korkusundan millet ne yapıcağını şaşırmış. pozisyon koruma stratejileri kol geziyor etrafta. e haksız sayılmayız:))

    Reply
  6. 6

    Aslı

    bir dolu yazmıştım ama hepsi silindi:(

    nlp’yi bende bir ara epey araştırmıştım ama faydasını tam olarak kestiremedim:) tavsiye edebileceğin bir program var mı?

    bu arada eleştirme eleştirilirsin çok doğru söylenmiş. Bunu yapmak kolay değil yani yanlış olan birşey ısrarla yanlış yapılıyor ve dinlenmiyorsanız bir yerde eleştirmeye başlıyorsunuz, yanılıyor muyum? varmı eleştiriyi alınganlık yapmadan söylemeyi öğretecek bir yer?:))

    Reply
  7. 7

    Erhan

    İneklere gösterilen ilgiyi, firma – tüketici ve firma – çalışan ilişkisine çevirirsek, ineklere gösterilen ilginin yerini bu ilişkilerde şu kavramlar alıyor: Saygı, güven, empati.

    Yöneticiler her zaman kendi çıkarlarıyla birlikte iki çıkar odağı arasına konumlanmışlardır.. 1) Firmanın çıkarı 2) Çalışanın çıkarı… İdeal olarak yöneticinin bu ikisi arasında bir denge kurması; saygı, güven ve empatiyi iki tarafa da uygulaması gerekir.

    Türkiye’de yaşıyoruz, ama ne örnek verirsek verelim ve bunun ışığında ne söylersek söyleyelim yanlış olacaktır, çünkü ideal bir durum gözükmemekte bu ülkede. Arzu Hanım’ın söylediği gibi bir toplumda korku olduğu sürece dengede kalması gereken terazinin kefeleri her zaman güçlünün tarafına basacaktır. Bu yüzden ülkemiz referans alınacaksa, yöneticilerin eleştirilmesi gayet doğal olacaktır çünkü onların da bazı korkuları olduğundan terazileri “çalışan çıkarı – firma çıkarı” dengesini sağlayacağına “firma çıkarı” tarafında olacaktır ve bu yöneticilerin çalışanlarına tutumları bu doğrultuda olmuş olacaktır, böylelikle doğal olarak eleştirilebileceklerdir.

    Bu tabloda; “Ben iyi bir yöneticiyim neden buna rağmen eleştiriliyorum, biraz da onlar çaba göstersin.” deniliyorsa şunlar sorulabilir.

    1) O gerçekten iyi bir yönetici mi, yoksa kendini mi öyle zannediyor?
    2) O iyi bir yönetici olsa bile eleştirilmesi yukarıda açıklanan korku ile büyümüş toplumun sağduyusunun yansıması mıdır? (Yöneticiyi eleştirmek toplum sağduyusunda ise superman, superwoman olun yine eleştirilirsiniz, burada hatalı ana unsur bu sağduyuyu oluşturan ve toplumu kötü şekillendirmiş kimselerdir, haksız eleştiren çalışan toplum sağduyusunun sadece bir yansımasıdır)
    3)O yönetici “çalışan çıkarı – firma çıkarı” dengesini kurabilmiş midir ki; saygıyı, güveni ve emptatiyi korkularadan uzak olarak iki tarafa da eşit uygulamış mıdır ki eleştiren taraftan anlayış, özveri ve gayret beklemektedir?

    Ateş olmayan yerden büyük çoğunlukla duman çıkmaz, hele örnek Türkiye ise istisnalar haricinde yöneticilerin eleştirilmesi gayet doğal. Lütfen bunu anlamak için hemen kendi çevrenize bakıp bir yorum getirmeyin, ülkeye ve sosyopsikolojik yapıya bir bakın, büyük resimden konudaki bu gerçeği çıkarabilirsiniz. Birçok şeyde yetersiz olunduğu gibi, yöneticilerimiz de yetersiz ve bu yüzden eleştiriliyorlar.

    Reply
  8. 8

    Pınar Kıvanç

    Erhana katılıyorum. Bende konuya farklı bir açı getirmek istiyorum. TV seyredenler bilirler, her bir program nerdeyse eleştiri ve kavga üzerine. TV yönetimleri rating ve reklam alıyor diye bu programları körüklüyor ve kültürümüzde böylece yoğruluyor. Yemek programlarında bile para kazanmak uğruna eleştiri üzerine eleştiri. Mutsuz ve beğenmeyen toplum yaratmaya başladık. Sadece kendi yaptığını beğenen ama başkasını beğenemeyen. saygılar,

    Reply
  9. 9

    Ümit Suna

    Atıfta bulunulan çalışma ile ilişkilendirilmesi çok hoş. İnekler bir çiftlikten başka bir çiftliğe gittiklerinde de stresten süt verimi azalıyor. Acaba beni kesmeye mi götürecekler diye korkup strese kapılıyorlar. Bir nevi gelecek kaygısına kapılıyor. Bu aşamada ineğe çok iyi davranmak gerekiyor.
    Aynı şekilde çalışanda da sanırım buna benzer bir kaygı oluşuyor. Bu aralar İK’dan birini görmek bile kaygı verir insana.

    Reply
  10. 10

    Ceyda

    Bu araştırma çok hoşmuş gerçekten. Ögrenecek çok şeyimiz var. Özellikle şehirli, süper profesyonel olmaya çalışan süper hırs bürümüş gözümüzü insanlar olarak:) cümle düşük oldu ama siz anladınız beni>)

    Reply
  11. 11

    Timur

    Surekli istiyoruz da kendimiz yapiyor muyuz acaba? Tatminsiz toplumlarda tatmin aramak dogru mu?

    Reply
  12. 12

    arzu pınar

    ben nlpye bülent göncü ye gitmiştim. nil gün de bu alanda iyi bir isim. ama nlp de geçici bir yardım aslında. kitaplardan da öğrenebilirsin. doğru sözleri kullanmak önemli. beyine doğru komutları vermek için. örneğin sürekli krizden bahsetmek, krizi büyütüyor. liderler ve başarılı insanlar krizde de fırsatları görüp, enerjilerini doğru yönlendiriyorlar. halkın çoğuysa, nereye çekersen oraya sürükleniyor. çünkü beynini programlayamıyor. nlp bunları araştırmış. ama dediğim gibi içsel bir süreç ve nlp nin de hafif kaldığı yerler çok.

    Reply
  13. 13

    Uğur Özmen

    İster ineğe benzetilsin ister ayrı zannedilsin, insan birey olarak algılanmak ister.

    Topluca memurlar diye adlandırılmayıp, ismen hitap edildiğinde, “bana inek demek istiyor” diyen var mı, bilmiyorum.

    Varsa, haklıdır. Ne de olsa kendi yerini insan belirler.
    http://ugurozmen.com/blog/yasamin-icinden/hassas-terazi

    Reply
  14. 14

    Timur

    Uğur beyin yorumu nefis. Daha net söylenemezdi sanırım.

    Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

2018 @ Tasarım ve Kodlama Albatros ♥ Tasarım'a Aittir.